Emir
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Aralık 2019, 21:26:29


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Emir  (Okunma Sayısı 3969 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« : 05 Mart 2019, 05:16:47 »

"Nedense uzakta uyumam güneş ışığından.."
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #1 : 29 Mart 2019, 05:10:16 »

Kişinin kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden birisi hangi noktada olduğunu bilmektir. Bir sayı doğrusu düşündüğümüzde eksi olan taraf çöküşü ve gerilemeyi, artı olan tarafsa başarıyı ve gelişimi temsil eder. Herkes, bilinçlice veya bilinçsizce bu doğrultu üzerinde bir noktaya ulaşmak için yaşar. Her nokta farklı bir makamdır. Burada unutulmaması gereken iki husus var; her iki taraf da sonsuza dek uzanır, kazanmanın ve kaybetmenin hududu yoktur ve her taraf için doğru olan farklıdır. İlkokulda öğretilen eksi ve artının toplam durumlarını hatırlayın. Artı bir sayıya artı bir sayı eklenirse bulunan nokta artının düzleminde artar. Eksi sayıya eksi bir sayı eklenirse bulunan nokta eksi düzlemine göre artar. Çöküş bu doğrultuda eksi taraftaydı. Eksi tarafın doğrusu daha çok çökmektir. Siz bu haldeyken eğer bulunduğunuz noktanın eksi taraf olduğunu görmezseniz bocalarsınız, görürseniz ancak bulunduğunuz noktanın yanlışlarıyla kazanırsınız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #2 : 29 Mart 2019, 05:40:21 »

Neyim Var Ki şarkısını mumble denen bok yığınıyla cover yapmış yutubır birisi. Allahım beni mi sınıyorsun bu saatte? Sonra neden hep sinirlisin. Ulan şu ülkede sinirli olmayanın IQ seviyesi 89'dur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #3 : 07 Nisan 2019, 21:57:47 »

Olası bir savaşta futbol manyakları en ön saflarda olacak. Ama hiçbir yere kaçamayacaklar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #4 : 11 Nisan 2019, 05:01:46 »

Yaşamak ölmekten daha çekicidir. En azından kumarcılar için. Kumarda kaybetseniz dahi sürekli oynamak ve tek seferde tüm kaybettiklerinizi fazlasıyla geri almak istersiniz. Kazanma hırsı oynadıkça daha çok oynama arzusunu uyandırır. Çoğu kimse kaybettiklerini almadan bırakmaz bu işi.

Yaşamak kumardır; attığımız her adım atılan bir zardır. Bu kumarın en büyük özelliği ne zaman biteceğinin belli olmaması. Eğer öleceğimiz dakika belli olsaydı neredeyse herkes kazanırdı. Herkesin kazanması iyi gibi görünebilir ancak herkes kazansaydı su an yaşam olmazdı. Herkesin hükümdar olduğunu düşünün sadece. Gerçi bu kazanma olayını pratiğe döktüğümüzde hiç kimse hükümdar olamaz, herkes köle olur. Birbirlerinin değil dünyanın kölesi olur.

Gelgelelim ki zaten kumarı biteceği an belli dahi olsa herkes kazanamaz çünkü evrendeki canlıların hiçbiri birbiriyle aynı ve eşit değildir.

Diyelim ki herkes aynı ve herkes birbirine köstek olmayıp destek olarak aynı miktarda kazanç elde ediyor. Peki bunların içinden başka birinin hakkını alıp daha çok kazanç sağlamak isteyen birisi çıkarsa ne olacak? Eğer herkes ona destek olmaya devam ederse sadece bu açgözlü olan yaşamda kalacaktır.


İşte kimse fazlası varken daha azını kabul etmez. Herkes en fazlasını kazanmak ister. Bu nedenle de herkes kazanamaz, birilerinin kaybetmesi lazımdır ki devran yürüsün. Evrim de böyle oldu. Eğer daha fazlasını istemeyenler olmasaydı doğa bizleri çoktan yenmişti.

Bu konuyu daha sonra geniş bir çapta ele almak üzere asıl konumuza dönelim. Yaşamanın zevki bu kumardır. Herkesin hedefi olur ve hedefine ulaşmak için adımlar atar. Yaşamak ilerisinde ne olacağını kestiremediğimiz heyecanlı bir filmdir. Herkes kendi filminin yönetmenidir köle olmak bile bunu engelleyemez. Ölüm ise yok olmak, filmin ilerisini izleyemeden uyumak ve bir daha asla izleyememektir.

Sahip olduklarımızı masaya koyarız, bazen kaybeder bazen kazanırız. Bu şansa bağlı değil yalnız. İleri görüşlüler kazanır, yalnızca anını düşünenlerse kaybeder. Tabi kaybetmeyedebilir, şans faktörü buradadır. Bu bilinmezlik ve zorluk yaşamayı ölümden daha çekici hale getirir.

"Her adım atılan bi' zar
Yaşamak masum bi kumar
Bilemem yarında ne var
Ve herkes aynaya bakar"
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #5 : 02 Mayıs 2019, 05:21:49 »

Seyrettim bu şehri susarken
Ve güneş batarken
Ümidim biterken
Yine de bekledim çiçekler açarken
Yeniden başlarken
Yeniden başlarken
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #6 : 03 Mayıs 2019, 02:35:59 »

Fosforu bitirip çek duman çek
Dirilirim aynı Pac, Run Dmc
Beni denemeyi deneme bile
Girerim klibine veririm eline
Denir onu bana demedi de
Senedim olur o benim onun bir yok önemi
Ki sizi bitirebilen bu rot'un görevi
Ödevin olsun bu verse siktir git şimdi
Onlara söyle kral kimmiş
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #7 : 23 Mayıs 2019, 05:43:37 »

“Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (İnsandır elbette sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.)
...”
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #8 : 07 Haziran 2019, 23:24:57 »

Bedenim hazmedemiyorken ruhumu; toprak evrene leşimi tükürecek geri!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #9 : 27 Eylül 2019, 19:28:12 »

Sancağım, sen savaşlarımı aydınlatan güneş!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.