Yahudiler (Dünyada ve Türkiye'de güçleri, eylemleri)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Aralık 2019, 22:12:06


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yahudiler (Dünyada ve Türkiye'de güçleri, eylemleri)  (Okunma Sayısı 2163 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« : 17 Şubat 2019, 08:07:32 »

Bu başlık altında tüm yönleriyle Yahudileri anlatacağız. Başta Atsız olmak üzere aydınlarımızın yahudilerle ilgili yazılarından kesitler bu başlıkta toplanacaktır.
İlk olarak yazar ve kurtuluş savaşı generallerinden olan Cevat Rifat Atilhan'ın kitabından "komünizm ve yahudilik" bağlantısını anlatan bir bölümü alıntılayarak başlıyoruz. İyi okumalar:
"Komünizm denilen büyük insani felaketi ortaya çıkaran "yahudi" bunu protokollerinde oldukça açık biçimde bildirmiş ve Rusya imparatorluğunu (Çarlık dönemini) yani poğrumlar (yahudi katliamları) ülkesi olan bu devleti yıkacağını ilan etmiş ve dediğini de yapmıştır. Hem de 60 milyon insanın yaşamı pahasına, intikamını da almak suretiyle...,
İnsanlığın amansız ve ezeli düşmanı olan "Yahudi" fiilen bu işe 1819 yılında başlamış ve Karl Marks ile Jacob Venedey "yahudi kültür ve dayanışma birliği" adı altında resmen etkinliğe başlamışlardır. Bu ilk derneğin kesin amacını anlamak için Baruh Levi adlı yahudinin komünüst peygamberi yahudi Karl Marks'a yazdığı şu mektup bize fikir vermeye yeterlidir. Baruh Levi diyor ki:
                   << yahudi milleti hep birden kendi kendisini mesihi olmak istiyor. Bütün dünyaya hükmetmeye, ancak bütün ırkları
                        birleştirmek ve onların sınırlarını ortadan kaldırmakla varacaktır. Bütün dünya cumhuriyeti kurulacak ve bu yeni
                        cumhuriyette İsrail'in çocukları bütün hüküm ve yönetimi elinde bulunduracaktır. Yahudiler insan sürülerine nasıl
                        etki edileceğini ve yönetileceğini biliyorlar! Ve bütün milletlerin yönetimi görünmez bir biçimde yahudilerin eline
                        düşecektir. Bütün kişisel mülkler israil liderlerinin emrine girecek ve böylece bütün milletlerin servetlerine, mal
                        ve mülklerine ve bütün varlıklarına sahip olacaklardır.
İşte bu Talmut'un kehaneti olacaktır.                             >>
(Yahudi kutsal kitabı olan Talmut'ta şöyle yazar: 'mesih gelince yahudiler bütün dünya hazinelerinin anahtarlarını ellerine geçireceklerdir')

Bu eylemlere karşılık olarak yahudilerin her cephe ve yönden etkinlikte olduklarını hatırlamak yararlıdır. Karl Marks'ın en samimi dostlarından Jacob Venedey adlı yahudi (diğer adı mordohay) 1847 yılında <işçiler komünist birliği> adıyla bir dernek kurmuştur. Bu derneğin amacı şöyle özetlenmiştir: 'israil oğullarının bütün dünya üzerindeki üstünlüğünü temin...'

Kaynak: C. Rıfat Atilhan'ın Gizli devlet ve fesat programı" adlı kitabından günümüz Türkçesine güncellenerek alınmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 17 Şubat 2019, 10:48:04 »

Tam da yahudilerin istediği bir toplum modeli sınıfsız, vasıfsız, soysuz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #2 : 20 Şubat 2019, 13:23:03 »

"İkinci dünya savaşının bütün sorumluluğunu da yahudiler omuzlarına almışlardır. Haham emanuel rabinoviç, 1952 yılı
başında Budapeşte'de bütün hahamlara yaptığı konuşmada ne pahasına olursa olsun üçüncü dünya savaşının da bir an
önce patlatılmasını ve böylece yahudi milletinin bütün dünyayı tutsak etmesinin zamanının geldiğini itiraf etmiştir. Bu
açıklama dünyanın bir çok yerinde yayınlandığı halde inkar edilmemiştir.
L'ami D'israel adlı fransızca yahudi gazetesi bile, son sayılarından birinde bir vicdan üzüntüsünden doğan şu haykırışta
bulunmuştu: << yahudi gençliği allah'ın ve kanunlarının lanetine uğramıştır. allahsız yahudi kötülüğün güçlerini elinde
bulunduruyor. İsrail şeytani bir kavim haline gelmek tehlikesiyle karşı karşıyadır.>>
Bu çok acı itiraf bir yahudi düşmanının değil, tersine bir yahudi derneğinin yöneticisine aittir. Gerçekten tehlike büyümüş
ve siyonizmin hazırladığı fesat programı dünyayı sarmıştır. Fransız Sorbonne Üniversitesi profesörü yahudi Bash, 23 Nisan
1916'da Gustave Herve'in gazetesine şunları yazmıştır: <<arkadaşlar gün yakındır,her şey bunu haber veriyor. devasa
topların gürültüsünden ve mitralyözlerin şimşeklerinden sonra mesih, sizin mesihiniz, ortaya çıkacaktır
.>>
Ve profesör Bash adlı bu yahudiden sonra Litman Rosental ve Maks Nordan ve daha bir çok siyonist, bu yönde konuşmuş,
ve Dinmis Hanau ise 'British Truth' adlı kitabında 1906 yılında şöyle yazmıştı: << yahudilerin tam, kesin ve zafere ulaşmış
olarak vaad edilmiş topraklara dönüşü Rusya'nın yıkılmasından sonra yaşanacaktır. Bu önemli değişimleri yaklaşan büyük
savaştan bekleyebiliriz. Bu savaş, avrupa milletlerinin başı ucunda asılı duruyor. Şunu da unutmamalı ki bunun en büyük
sonucu şu olacaktır. TÜRKİYE İMPARATORLUĞU PARÇALANACAK, ve o zaman İngiltere gibi büyük bir devlet Filistin'de
bizden başkalarının yaşamasına izin vermeyecektir.
>>
Gerçekten dedikleri gibi 1917 yılında İngiltere adına Mr. Balfour'un bildirgesiyle Filistin yahudilere vaad edilmiş ve Türk
ordusu bağrımızda sakladığımız yahudilerin ihaneti yüzünden yenilerek, imparatorluğumuz parçalanmış
ve İsrail oğullarının
emellerinin en büyüğü gerçekleşmiştir.
Yahudi Hanau ve Aldersmith'in ilham aldıkları bu kehanetler, 31 Ağustos 1931'de NewYork'ta çıkan Jewish Golden Age adlı
adlı eserde bir derneğin (association internationale des etudiants de la bible) yöneticisi olan yahudi Rutberford tarafından
şöyle açıklanmıştır: <<zaman geldi, yahudi büyükleri ve peygamber danyel tarafından gösterilen tarihlerde (yani 1887,
1897, 1914 ve 1919) yahudi olmayanların devletleri yıkılarak İsrail oğullarının zaferi gerçekleşmiştir.
>>
O dönemin Güney Afrika sömürge başbakanı ve diktatörü Sezer Smuts ve Lord Rober Sesil, büyük savaşın gerçekten
1897 (Bal) konferansında siyonistler tarafından hazırlandığını ve yahudi hayalinin gerçekleşmesi için savaşın yahudi
milletinin suç ortakları tarafından hazırlanarak patlatılmış olduğu birinci Baldvin kabinesi tarafından açıkça bildirilmiştir.
16 Mart 1923'te Güney Afrika'nın Cape town ilinde, yahudiler yararına yapılan gösteride Smuts şu açıklamayı yapmıştı:
<<mücadelemizde başlıca amacımız yahudi milletine milli bir yurt vermektir. Bu milli yurdu koruyacağız ve yahudi
milletine bu yolla tazminat verilmesi gibi yüksek bir hareketi dünyanın en önemli tarihsel olaylarından biri olarak
anlamlandıracağız.>> (Bu bilgi 6 Nisan 1923 tarihli Jewish Guarian gazetesinden alınmıştır)
Ayrıca New York'ta çıkan 'The New Palestine' adlı yahudi gazetesinin 1923 Nisan sayısından da şu bilgiyi alıyoruz:
<<Siyonist teşkilatı genel başkanı Hayim Wiseman, ABD'deki bir konferansta şöyle demiştir: 'sanıyorum ki savaşın
başlıca iki sonucundan birisinin de milli yahudi yurdunun kurulması
olayının olduğunu savaşın tarafsız yazılacak tarihi
gösterecektir. Biz bunun için savaştık ve Türklerin yenilmesine hizmet ettik. 1897 siyonist kongresinin kararlarına ve
siyon yönetimi protokollerine uyularak otuz milyon avrupalının telef olmasına neden olduk.>>

Kaynak: Yazar Atilhan'ın "Gizli Devlet ve Fesat Programı" kitabından alıntıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #3 : 28 Şubat 2019, 22:23:21 »

Farkettiniz mi? Elektrikli arabaların üretim maliyetleri diğerlerinden daha ucuz olduğu
halde, satış fiyatları asla normal yakıtlı arabalardan daha ucuz olmaz. Olsa bile, bu asla
yaygınlaştırılmaz. "Batarya vergisi" gibi uygulamalarla ne yapılıp edilir ve fiyatlar yukarıya
çekilir. Çünkü petrol piyasasını kontrol edenler, bu piyasanın dengesinin bozulmasını
istemez.
Diğer yandan, deniz kumunda bolca bulunan "silisyum" kullanılarak yapılan güneş
panelleri, üretim maliyetinin 20 katına satılır. Bunun teknolojisi patentlenmiştir ve
başkalarının yapmasına müsaade edilmez. Aynı şekilde rüzgar gülleri de patentlidir ve
fiyatları çok uçuktur. Tüm bu enerji üretim yöntemlerinin fiyatları, kendisini 5 ila 10 yıl
içinde amorti edecek şekilde özel olarak ayarlanmıştır. Neden? Çünkü enerji piyasası da bir
dengeye oturtulmuştur ve bu piyasanın bozulmasına asla izin verilmez.
Burada size komplo teorisi anlatmıyoruz. Belli sektörlerde tekelleşen patron
ortaklıklarının, kendi düzenlerini korumak için yaptıkları uygulamalardan bahsediyoruz. Bu
sadece bu sektörlerde de sınırlı değil elbette.
Örneğin Brüksel merkezli elmas piyasası, bazı Yahudi şirketlerinin elindedir. Bu şirketler,
dünyanın her yerinden (özellikle Afrika'dan) elmasları toplarlar ve depolarlar. Piyasaya
belli aralıklarla ve belli değerlerde elmas sürerler. Böylece piyasada dolaşan elmas miktarı
kontrol altına alınmış olur ve fiyatlar belli bir seviyenin üzerinde tutulur. Aslında tüm elmas
piyasaya sürülse belki altınla veya gümüşle aynı değerde olacaktır. Ancak öyle olsaydı para
kazanamazlardı. Bu konu Leonardo Dicaprio'nun oynadığı "kanlı elmas" filminde de çarpıcı
bir şekilde gösterilmiştir.


Kaynak: İnsanüstü Türk / Paylaşımlar kitabı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #4 : 28 Şubat 2019, 23:29:52 »

Bunların zihniyeti kadar pis bir zihniyet yok. Bakın size bunların ayet diye taptığı kitabın birkaç satırını yani bunları üstün kılan kitabın ne denli yamuk bir zihniyete sahip olduğunu gösterelim:

Lut Soarda kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti, onlarla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı.
Büyük kızı küçüğüne, «Babamız yaşlı» dedi, «Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.»
O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
Ertesi gün büyük kız küçüğüne, «Dün gece babamla yattım» dedi, «Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat.»
O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
Böylece Lutun iki kızı da öz babalarından hamile kaldılar.

Tevrat Tekvin Bölümü 19, 30-36
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #5 : 06 Mart 2019, 03:08:47 »

Napolyon Bonapart'ın yahudiler için yaptığı önemli saptama:

"yahudiler, musa zamanından beri karakterlerinin gereği olarak karaborsacılık ve aldatma yolunda yürürler"

Ünlü yazar Voltaire ise şöyle demişti:

"yahudiler her zaman başkalarının malını isterler. Talihin yüzlerine gülmediği zamanlarda yerlerde sürünerek, talihli zamanlarında utanmasızca hep bu yolu izlerler."
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #6 : 27 Mart 2019, 23:17:35 »

Ünlü İngiliz şair ve tiyatro yazarı Shakespeare, Venedik Taciri adlı tiyatro oyununda Yahudi tacirlerin gerçek yüzünü anlatmıştı. Venedik Taciri adlı bu oyun günümüzde bile ilgiyle ve beğeniyle izlenen/okunan bir yapıttır. Yahudilerin progapanda gücünü olmadığı bir çağda yazılmış olup üne kavuşan bu yapıt Yahudiler tarafından engellenemeden, kara propaganda ve antisemitizm suçlamasına maruz kalamadan günümüze dek ulaştı. Bugün Yahudiler, ellerindeki tüm para - medya -siyaset gücüne karşın böylesi Yahudi karşıtı bir sanat yapıtı olan Venedik Taciri'nin ve onu yazan Shakespeare'in ilgi görüyor olmasını çaresizce izleyerek gizli bir rahatsızlık ve öfke duyarlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #7 : 14 Temmuz 2019, 18:53:26 »

Yazar Mahmut Çetin 1997 yılında yayınlamış olduğu kitabında bir büyük ailenin İstanbul Boğazı kıyısındaki serüvenini anlatmaktadır.

"Boğaz'daki Aşiret" isimli bu kitabında yazar; Polonya göçmeni olan Yahudi asıllı bir yabancı ailenin, sülale boyutundaki Boğaz macerasını dile getirmektedir. Osmanlı İmparatorluğuna göç ettikten sonra Mustafa Celalettin Paşa adını alan Polonyalı Konstantin Borzecki ve ailesinin Lehistan’dan kalkıp gelerek Osmanlı ülkesine yerleşmesi her Türk tarafından bilinmesi gereken önemli bir konudur.

1848 ihtilalleri Avrupa ülkelerini sarsarken Avusturya - Macaristan İmparatorluğu ile birlikte Lehistan krallığında da devrimci gelişmeler olmuş ama kısa süren karışıklık dönemlerinden sonra krallar tahtlarına sahip çıkınca, saltanat ve hükümdarlık yönetimlerine son vermek isteyen devrimci kadrolar, kendi ülkelerinde bir devrimle ulus devlete geçebilmenin kavgasını yapmışlar ama başarısız kalınca, ülkelerini terk ederek Osmanlı imparatorluğuna sığınmışlardır.

1830 ihtilalleri daha çok bir ulus devlet kurmaya dönük olmasına rağmen 1848 ihtilallerinde sosyalist düzen arayışları öne çıkmıştır. Ne var ki, bu gibi devrimci girişimler sonuçsuz kalınca elebaşları Osmanlı ülkesine demir atarak canlarını kurtarmışlardır. Konstantin Borzecki ve sülalesi de bu dönemde ülke değiştirmişler ve Mustafa Celalettin Paşa sülalesi konumuna gelmişlerdir.  Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve daha sonra da göç eden aileler, isim değiştiren sülaleler ve dinlerinden ya da etnik kökenlerinden dönen zengin ve aydın kesimler fazlasıyla görülmüştür.

Rus işgali sonrasında Polonya’dan kaçan başka bazı aileler de Beykoz'un arkalarında Polonezköy’ü kurarak bu bölgeye yerleşmişlerdir.

Boğaz’daki Aşiret bir buçuk yüzyılı geçen zaman diliminde, Osmanlı ve Türk devlet yaşamında bir çok ünlü kişiyi çıkarmıştır.
Türk ulusunun öz çocukları tarafından Türk oldukları sanılan ancak Yahudi ve yabancı oldukları bilinen bu ünlü kişilerden bazıları şunlardır:
Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu Hasan Enver Paşa, Nazım Hikmet, TKP kurucusu Zeki Baştımar, Orgeneral Turgut Sunalp, yazar Refik Erduran, Oktay Rıfat, Samih Rıfat gibi yazarlar, Orgeneral Ali Fuat Cebesoy, Mehmet Ali Aybar, Rasih Nuri İleri, Nihat Sargın, Celal Nuri İleri, Suphu Nuri İleri, Abidin Dino, Namık Kemal, Abdin Paşa, Numan ve Nermin Menemencioğlu, Halikarnas Balıkçısı, Şirin Devrim, Prof.Dr .Suna Kili, futbolcu Sabri Dino, Ali Niyazi ve benzeri bir çok tanınmış isim...
İmparatorluktan, Cumhuriyete geçerken ve Batı dünyasından modernizm Türkiye'ye gelirken, bu gibi göçmen ve dönme ailelerin öncülük ve taşıyıcılık görevi üstelendikleri görülmüştür.

Günümüzde İstanbul Boğazının kıyılarında yaşayan beş bin aileye verilen ortak isim haline de gelmiş durumdadır. TÜSİAD’a üye olan beş yüz zengin işadamı aileleriyle beraber yaşadığı İstanbul Boğazı o kesimin akrabalarıyla birlikte zaman içerisinde yeni bir Boğaz Aşireti yaratmıştır.

Boğazın kıyısını yalayan sulara kapısı açılan yalıların sahipleri ile İstanbul Boğaz’ının en güzel manzaralarına sahip o tepelerin üstlerindeki villalarda yaşayanlar, günümüzün Boğaz Aşiretinin uzantılarıdır.

İstanbul Boğazı gibi cennet bir bölgeyi kendi aralarında parselleyenler, Boğazların korunmasıyla ilgili mevzuatı hiçe sayarak, her geçen gün daha fazla yayılmaktalar, dönem dönem aldıkları inşaat izinleriyle, dükalıklarını pekiştirmektedirler. İstanbul’u aynı zamanda borsa ve sermaye merkezi konumuna getiren Boğazdaki bu aşiret geçmişten bugüne İstanbul üzerinden bütün Türkiye'yi yönetebilmenin çabası içindedir.

Sahip oldukları para gücüyle önlerine çıkan her şeyi satın almaktan çekinmeyen Boğaz Aşireti, aynı zamanda bütün basın ve medya organlarını da satın alarak, özel çıkarları doğrultusunda bunları kullanmaktan çekinmemektedirler. Para gücü medya gücüne dönüşürken, aynı zamanda siyaseti yönlendirmekte ve aşiretin çıkarlarına uygun düşen yeni siyasi modeller ya da politikalar, Boğaz kıyısındaki yalılardan ortaya çıkmaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #8 : 24 Temmuz 2019, 21:18:11 »

Siyonizm, 19. yüzyılın ortalarında oluşmaya başlamış, Yahudilerin öncelikle bugünkü İsrail'e yerleştirilmesini ve sonrasında vaat edilmiş topraklar denen büyük Ortadoğu topraklarına yayılmasını hedefleyen strateji ve politik ideolojidir. Bu hedefleri başarıyla adım adım yaşam geçirmektedirler. Öncelikle İsrail devleti kurulmuş sonra da yıllar içerisinde askeri güç kullanarak Filistindeki arap bölgeleri Yahudilerin yerleşimine açılmak üzere aşama aşama Yahudi yayılmacılığı yapılmaktadır. İsrail'in hedefinde, Türkiye'nin güneydoğusundaki toprakları da içine alan vaat edilmiş Ortadoğu topraklarını zamana yayılmış sinsi ve derin planlarla ele geçirmek ve büyük İsrail devletini kurmak vardır. İsrail ve Yahudiler, bu hedeflerine ulaşmak için gereken askeri güce, uluslararası desteğe (ABD başta olmak üzere), ve büyük parasal zenginliğe sahiptir. Bu gerçekler İsrail'in ve Yahudilerin başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri üzerindeki en önemli ve büyük tehditlerden biri olduğunu gözler önüne sermekte, Türkler ve Türkçülerin bu konuda bilinçli, dikkatli olması ve kararlı bir duruş ve mücadele sergilemesinin gereğini ortaya koymaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Genç Atsızcı
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 25 Temmuz 2019, 02:07:03 »

Yahudiler 1934'e kadar da Trakya'yı işgal ediyorlardı. Ülkeden def ettiler kısa sürede. Bunda Atsız'ın kaleminin gücü de tartışmasız şekilde etkili oldu. O zamanlar milliyetçi ve Türkçü halk ağır basıyordu, bu konularda sağ duyulu davranıyorlardı. Şimdiki satılmış köpekler de az daha bizi Yahudilere karşı soykırım yapmış bir millet ilan edecekler 1934 Trakya Olaylarından ötürü.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.021s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.