WİKİ SIZINTI NEDEN ‘SIZDIRILDI? ( ÖNEMLİ )
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Aralık 2019, 18:59:03


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: WİKİ SIZINTI NEDEN ‘SIZDIRILDI? ( ÖNEMLİ )  (Okunma Sayısı 8212 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« : 30 Kasım 2010, 22:55:33 »

BANU AVAR Yazdı:WİKİ SIZINTI NEDEN ‘SIZDIRILDI?
Banu Avar, Haberler
30 Kasım 2010

Aylar önce durum anlaşılmıştı: Amerika imparatorluğunun denetimindeki çeşitli basın yayın organlarında ‘cyber attack’ (siber saldırı) ‘cyber warfare’(siber savaş) başlıkları yeralmıştı. Ve giderek benzer haberlerle kulaklar doldurulmaya başlandı…
Bill Clinton ve Bush’un anti terör danışmanı Richard Clark ‘Siber saldırı Amerika’yı 15 dakikada yokeder!’ başlığıyla gazetelerde yeraldı. Onu başkaları takip etti.. Amerika kendini ‘elektronik Pearl harbour’ a karşı korumalıydı!

2007’de Pentagon’un bilgisayar sistemi çökertilmemiş miydi!

Şimdi de işte WİKİ LEAKS ortalığı karıştırmaktaydı…NATO, ABD, BATI siber saldırıyla karşı karşıyaydı. O zaman ÖNLEM almak lazımdı!

Psikolojik harp oyunu

Obama ‘Önlemler gözden geçirilsin!’ diye kükredi

Açıklanan belgelerin önemli bölümü ‘hedef ülke’ Türkiye ve İran ile ilgiliydi…

Süzgün bakışlarla Hilary Clinton, sızıntının doğruluğunu kabul etti…Davutoğlu’ndan belgelerde adı geçtiği için özür diledi… … Belgelerde, Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu için kullanılan sözcükler ‘özel’ seçilmişti. ‘Çaktırmadan’ temenna içermekteydi..Yüzde 90 ABD karşıtı bir milletin hoşuna gidecek karşıtlıkta bir dizi iltifat tekerlemeleri… ‘tehlikeli’ ‘çalışkan’ ‘despot olmayan’ ve benzeri…

İki buçuk milyon belgeyi ‘ele geçirmiş’ olan tiyatrocu bir ailenin yaramaz oğlu Julien Assange, 4 yıldır gizli belgeler açıklıyor. Şimdi dünyayı sarsacağı söylenen bilgiler hakkında, Avrupa ve Amerika’nın göbeğinde beyanatlar veriyor.. Dünyayı yönetmeye soyunmuş küresel çete izliyor, izlemekle kalmıyor, New York Times gibi, Der Spiegel gibi, Guardian gibi CNN gibi FOX gibi küresel sermayenin en baba organlarında SIZINTIYI reklam ediyor!

Bu size garip gelmiyor mu? Dünyanın her hangi bir noktasında, ‘fazla’ ağzını açanı, derdest edip Guantanamo’ya kimbilir kaç yıllarca tıkıveren ‘intelligence’ (istihbarat) fareleri hangi delikteler ki!

Assange bulunamıyor! Ama nette çarşaf çarşaf konuşmaları yayınlanıyor…

Hillary süzgün, Obama sessiz ‘bilgileri’ teyid ediyor…

Kafa karıştırıcı bu durum, ama Julien Assange aklıma nedense bir anda Kanada’dan başında kipasıyla belirip, açıklamalarıyla bilmem kaç kişinin hayatını karartan, ve aynı hızla karanlık köşesine çekilen Ergenekon tanığı Tuncay Güney’i getiriyor!…

Siber dünyaya kelepçe’

NATO’nun yeni strateji belgesini nette bulabilirsiniz. Okuyun ve SİBER SAVAŞ bölümüne gelince durun.

NATO ‘yeni stratejisi belgesinde’ ‘düşman’ olarak bir ülkeyi işaret etmedi. Ama ‘SİBER SAVAŞA’ hazırlandığını belirtti!

Daha 1945’de 2. dünya savaşının hemen ertesinde Amerikan imparatorluğu, Ulusal Güvenlik Stratejisi için, ‘İDEOLOJİK TAARRUZUN , ATOM BOMBASI KADAR ETKİLİ OLDUĞUNU’ ifade etmişti.

    Bugün tüm dünyadaki basın yayın organları, gazeteler, televizyonlar, sinema sektörü Dış İlişkiler Konseyi (CFR) üyesi 5-6 ailenin elinde. Hemen hemen tüm dünya ülkelerinde aynı iğrenç yarışmalar, aynı evlilik programları, aynı gözetleme oyunları, aynı pornografik yayın, ve aynı tip diziler BEYİN UYUŞTURUYOR ve AYNI merkezden dünyaya yayılıyor.

    Tabii haberler de öyle… Amaç, tek tip haberle tek tipleştirilen bir dünya…

Ama internet sınır ve sınırlama tanımıyor. Tüm önlemlere rağmen, çarpık bilginin yanında, DOĞRU bilgi de nette yerbuluyor. Ve yığınları özellikle de genç nüfusu dünyanın her yerinde etki altına alıyor…Örgütlenme ağları oluşuyor.. Küresel çeteye KARŞI bilgi akışı artıyor, muhalif bir internet ağı, diğerinin içinden filizleniyor! Çok daha önemlisi ulus devletler, kendi istihbarat ağlarıyla dezenformasyona karşı tedbirler geliştirebiliyor.

İşte tehlike bu… Küresel efendiler bu gidişata da bir ‘DUR’ demeliler.. Ayrıca, dünyayı kalkan ve inen ağlarla örerken, siber dünyayı kontrol etmek zaruretindeler!

Bunca ‘demokrasi’ vaveylası sürerken, siber dünyayı DENETLEMEK için gerekçe üretmeliydiler.

    Irak’a girmek için ‘kimyasal silah’ bahanesini bulan küresel sermaye, şimdi, siber dünyayı tamamen kontrol altına almak için WİKİLEAKS’i bahane edecekler.. …


SİBER SAVAŞ’a karşı bilişim iletişim dünyasına vurulacak kelepçe, FÜZE KALKANI’yla ulus devletlere takılacak kelepçenin olmazsa olmaz şartı…

2013de total denetim!

Bakın 22 kasım 2010 da gazetelerde bir röportaj yeraldı: NATO Siber Savunma Birimi başkanı Süleyman Anıl adlı bir Türk vatandaşıydı.

NATO’nun yeni stratejik konseptinden sözederken, çeşitli gizli servislerin siber saldırılarından yakınıyordu. Ve ‘yeni’ NATO’nun ‘ özellikle deniz yolları, enerji hatları ve sivil ağları koruyacağının’ altını çiziyordu.

‘Sivil bilgisayar ağlarının korunmasında büyük açık var” diyordu .

‘NATO’nun merkezi siber yönetim birimi Belçika’da. Bu ekip, siber güvenlikle ilgili saldırıları bilgisayar ağı üzerinden gözlüyor ve gerektiğinde müdahale ediyor. Örneğin İzmir veya Afganistan’daki soruna, oradakiler farkında olmasalar bile müdahale ediyoruz.’ diyordu…

2013’e kadar NATO ve üye ülkelerin bilişim güvenliğine karşı sistem içine alınacağını söylüyordu…

Türkiye’nin yeni tehdit algılamasını kabul ettiğini, ‘siber tehdidin’ kanunlara yansıyacağından ve kuruluşların denetime alınacağından sözediyor… Türk Silahlı Kuvvetlerinde siber tehdide karşı NATO denetimli bir birim kurulduğunu bildiriyor!

Doğu’dan kopuk bir Türkiye!

Küresel sermaye, ve ordusu NATO, düşledikleri Dünya hakimiyeti için adımlar atıyorlar. Benzer taktikleri kullanıyorlar…. Önce bir ‘tehdit’ belirliyor ardından belirlediği ‘tehdidi’ yok ediyorlar.

Bilgi kirliliği yayıyor, toplumları şekillendiriyor, o bilgilere inanılmasını sağlıyor sonra hedefi vuruyorlar. Türkiye içinde dönendiği deli gömleğinden sadece doğudaki komşu ülkelerle elele vererek çıkabilir. Irak işgal altında. Geriye Rusya, İran, Suriye ve Azerbaycan kalıyor.. Türkiye’nin bu ülkelerle arasının bozulması gerekiyor…

Sızıntılar Azerbaycan ve İran ile Türkiye ilişkilerini ‘dinamitleyecek’ detaylar veriyor… Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Müdürü Novruz Memmedov, daha ilk gün ‘belge’ adı altında ‘yalan haber’ servis edildiğini açıkladı. Ve çok önemli bir başka noktayı da vurguladı:
‘Kazakistan’ın başkenti Astana’da, 1-2 Aralıkta düzenlenecek olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) zirvesi öncesi belgelerin yayımlanması, uluslararası toplumda soru işaretleri oluşturma amaçlıdır!’

İşte bu nedenle, ekonomik ve psikolojik tetikçilerle karşılaşırız. Çok inandırıcı olabilirler.. Dikkatli ve en az onlar kadar akıllı olmak zorundayız! ABDli yetkililer Wikileaks’in sızıntılarının birçok asker ve sivilin yaşamını tehlikeye attığı gibi masum iddiaları tüm ekranlardan haykırırken, başta Assange olmak üzere sorumluların cezalandırılacağını ekliyorlar… Hayranlık uyandıracak kadar iyi bir senaryo…

Tüm dünyayı aylarca konuşturacak kadar devasa bir dedikodu silsilesi, bir toz bulutu, bir uyutma uğultusu, çıplak gerçeği örten bir örtü! İçine serpiştirilmiş gerçek/doğru belge bilgi görseller inandırıcılık sağlıyor, ‘kavalcı’ arkasına takılan fareleri oyalarken senaryo hayata geçiyor!

Son olarak, 4 yıldır çeşitli belgeleri kamuoyuna ‘sızdıran’ Assange’ın ödüllerini size hatırlatalım: Bu ödül vericiler, küresel çeteyle yakından ilişkili merkezler:

Julien Assange 2008’de Economist Index’in ödülünü aldı. 2009’da Uluslar arası af örgütü Assange’ı ödüllendirdi.. 2010’da ödül şampiyonu haline geldi. Vietnam savaşında üstün hizmet gösteren CIA ajanı Sam Adams adına verilen ‘İstihbarat Ödülü 2010’a layık görüldü. Ardından, İngiltere’nin New Statesman dergisinin ‘Dünyanın en etkileyici 50 kişi listesinde, 23. sırada yeraldı., Utne Reader dergisi ise Assange’ı ‘Dünyayı değiştiren 25 kişiden biri’ ilan etti.

Bitmedi. 12 Kasım 2010’da küresel efendilerin gözde dergisi Time magazin Julien Assange’ı “person of the year, 2010″ (2010 Yılın adamı) seçti.

Ve son olarak Pentagon’dan bilgi sızdırarak üne kavuşan emekli istihbaratçı ve eski Rand Corporation analisti Daniel Ellsberg, ‘Assange, gizlilik kurallarını altüst ederek aslında Amerikan demokrasisine hizmet ediyor!’ dedi. Ve ekledi: ‘Bu sızıntılar, milli çıkarlarımızı hiçbir şekilde etkilemezler!’

‘İyi geceler ve iyi sabahlar!’

Banu AVAR
banuavar@superonline.com
İLK KURŞUN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #1 : 30 Kasım 2010, 23:03:57 »

Osman Çelik

19 Aralık 2008 tarihinde yazdığım bu yazıyı yeniden sizlerle paylaşmak istedim. İster inanının ister inanmayın ancak bir süre sonra inanmadığınız şeye ‘acaba’ diyerek katılmaya başladığınız göreceksiniz. Aşağıda bu bağlamda yapılan propaganda faaliyetlerine güncel bir örnek teşkil eden taktik olay ve hadiseleri irdelerken sizlere yardımcı olacaktır…

Soğuk savaş’ın bitmesi ve Sovyetler birliğinin dağılması uluslararası ilişkilerin küresel ve bölgesel alt sistemlerinde derin niteliksel değişimlere neden olmuştur.

Avrasya kıtasının merkezinde beş yeni bağımsız devletin (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) ve uluslar arası- siyasi bölgenin (Orta Asya) ve uluslar arası ilişkiler sisteminde orta Asya alt sisteminin oluşumunu başlatmıştır. Devlet sisteminin güçlendirilmesi ve ekonomik yapının modernleştirlmesi, aynı zamanda bölge ülkelerinin uluslar arası siyasetin bağımsız özneleri olarak var olmalarının ön koşulu haline gelmiştir. Diğer taraftan, yeni bölge komşu ülkelerin (Rusya, Türkiye, Çin, İran, Pakistan vs.) yanı sıra bölge dışı güçlerin de çıkarlarının kesiştiği ve nüfuz mücadelesinin yaşandığı bir yer haline gelmiştir.[1]

Bu bağlamda iktidar mücadelesi veya nüfuz mücadelesi veren ülkelerin geliştirdikleri son teknoloji savaş ve operasyon sistemleri hepimizin bilmesi gereken önemli bir öğreti olması niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğu günden bu güne bilindik bu tür operasyonların yaşandığı bir Türk ülkesi olarak yeni bağımsızlığına kavuşmuş Türk cumhuriyetlerine örnek ve tecrübe olma niteliğindedir. Ancak bunu başarabilmesi için her şeyden önce kendi üzerinde uygulanan psikolojik savaş ve diğer istihbaratı operasyonları aşabilmesi ile doğru orantılıdır. Hal bu iken ülkemiz maalesef bu tür örtülü operasyonlara maruz kalmakta ve hatta bu operasyonları algılayamamaktadır. Bunda etkenin yöneticilerimiz olduğunu varsayarsak, bize ağır gelmesine rağmen oldukça geçerli bir sebep olarak görüldüğü ise tüm olan bitenlerin ışığında kabul edilebilir görünmektedir.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın CIA’nin internet sitesinden okuyarak Türkçeye çevirdiği ve yine yeni kitaplarından İstihbarat Teorisi’nin Örtülü Operasyon, Ay’da Petrol Var veya Teorik çerçeve başlığı olarak nitelendirdiği bölümü siz okurlarıma sunmak istiyorum.

"Ay’da petrol bulunduğuna dair bir haber okursanız, bunun derhal yalan olduğunu düşünebilirsiniz ki bu doğru düşünüyorsunuz demektir. Çünkü petrolün oluşması için bitkilerin fosilleşmesi gerekir. Ayda ise bitki yoktur ve olmamıştır. Öyle ise Ay’da petrol olmaz. Bu çok açık gerçekten siz eğer insanların ‘Ay’da petrol olduğuna’ inanmalarını sağlamak isterseniz, yine de bunu yapabilirisiniz. Bunun için gereken doğru teklifleri kullanmanız yeterlidir. Önce bazı uzmanları Ay hakkında bildiklerimizin yeterli olmadığını, Ay’daki doğal kaynakların dünyadaki doğal kaynakların sıkıntısı için bir çare olabileceği konusunda makaleler yazarlar. Bu makaleler gazetelerde haber yapılır.

Sonra Ay’daki doğal kaynaklarla ilgili bilgi şölenleri düzenlenir ve böylece kamuoyunun kafasında Ay-doğal kaynaklar ikilisi konusunda bir zihinsel hazırlık bir aşamaya taşınmış olur. Bu döneme ‘ön propaganda dönemi’ diyebiliriz. Bu dönem gerçekleştirildikten sonra ikinci aşamaya geçilir ve ikinci aşamada sanayide ki gelişmenin dünyanın her yerine yayılması sonucunda petrol kaynaklarının küresel talebi karşılamadığı doğrultusunda yayınlar ve televizyon konuşmaları yapılırken, makaleler yapılır, yazılır, röportajlar yapılırken Ay’da petrol bulunması ihtimali olduğu tartışmaları kamuoyuna yoğun bir şekilde taşınmaya başlanır. Bu süreçte özellikle ‘Ay’da petrol olmaz’ diyen bilim adamları ve politikacıların görüşlerinin yetersiz, bilimsel değil ve ilerlemenin karşısında olduğu şeklinde kamuoyuna bir intiba verilmesi gerekir.

Ayı süreçte değişik basın, yayın organlarında ay yüzeyinde petrol benzeri bir maddenin bulunduğuna dair düzenli olarak da haberler yapılmasında fayda vardır. Kamuoyu bu süre içerisinde Ay’da petrol görüşüne daha fazla alışacaktır. Bu süreçte yine bazı bilim adamlarına aydaki petrolü araştırmaları için geniş mali kaynaklar oluşturulur. Bu bilim adamlarının yaptıkları ayda petrol olduğuna dair ihtiyatlı ve ihtiyatsız açıklamalar basında abartılı şekilde yer almalıdır. Hatta ’Ay’da Petrolü Sevenler Derneği’ diye bir dernek kurulabilir, T-Shirt’ler yapılabilir, sevilen bazı markalar ile ‘Ay’da petrol var’ görüşü bir araya getirilebilinir.’Ay’da petrol olduğu" görüşünün ders kitaplarına konulması içinde artık baskıların yapılmasına başlanılabilir.

Bu arada ‘Ay’da petrol olduğu ‘ görüşünü savunanlar basında birbirlerine atıfta bulunarak tezlerinin doğruluğunu kanıtlamaya başlarlar. Yani’Ay’da petrol var’ görüşünü savunan Mehmet aynı görüşü savunan Ahmet’i tezinin doğruluk kaynağı olarak gösterebilir ve ayda bulunan petrolün dünya ekonomisine yapacağı katkıların hayatı nasıl ucuzlatacağı, üretimin ucuzlamasıyla, gelirlerin nasıl artacağı, küresel bir refah döneminin nasıl başlayacağına dair ekonomik araştırmalar artık yayınlanır ve televizyon programlarında tartışmaya açılır.

Kuracağımız psikolojik baskı ile ‘Ay’da petrol olduğuna inanmayanları dahi bu görüşleri açıklamaktan korkar hale getirmeliyiz. Hatta bir kısmı’ Tamam Ay’da petrol var, ancak arayacak isek bunu onurumuzla arayalım’ demeli, bu noktaya gelmelidirler. Artık zafer bizimdir, çünkü doğru dürüst karşımızda kimse kalmamıştır. Enerji sektöründe emekli olan ve Ay’da petrol olduğunu savunanların desteğinin alınması önemlidir.

Ancak inanmayanların görüşlerinin kamuoyu ile inanmayanların ayda petrol olduğuna görüşleri kamuoyu ile paylaşmaları rahtsızlık vericidir. Onların mümkün olduğu kadar az bu görüşlerini dile getirmeleri sağlanmalı.’Yazık işte böyleleri de var. Ne yapalım? Onlarda sonunda gerçeği görecekler’’ şekilde onlara acıyarak bakılmalı ve bunların ayda petrol bulunmamasından çıkarı olan çevrelere mensup olduğu sürekli ve sürekli tekrarlanmalıdır.

Halkın Ay’da petrol olup olmadığı konusunda ne düşündüğü de ilgili olarak kamuoyun araştırmaları yapılmalı, bu araştırmalarda deneklerde 'Ay’da petrol bulunursa iyi olur mu?’ sorusu sorulmalı, ‘evet, olurdu’ diyenlerin ‘Ay’da petrol bulunduğuna ‘inandıkları tekrar ve tekrar basında açıklanmalıdır. Üniversitelere verilecek fonlarla üniversite öğrencilerinin bu konuda yazacakları makalelerle ilgili yarışmaları düzenlenmelidir.

‘Ay’da petrol olduğunu’ ileri sürenler mali olarak ödüllendirlmelidir. Onlar, bu görüşlerinde samimi olmasalar dahi, bir süre sonra bu görüşe inanmak ve hatta Ay’da petrol olduğunun kesin savunucuları olmak zorunda kalacaklardır. Aksi halde vicdanları kendilerini rahatsız eder.

Böylece tezimizin en güçlü savunucularının da zaman içerisinde ortaya çıktığını göreceğiz. Aslında halkın çoğunluğu bütün çabamıza rağmen bize inanmayacaktır ama bize karşı kimse örgütlü bir direnci temsil edemeyecektir. Aydınların büyük bir kısmı Ay’da petrol olduğuna inanmayacaktır ama toplum içinde yaptıkları açıklamalarda ‘Ay’da petrol bulunursa çok iyi olur’ diyeceklerdir. Artık sonuca vardığımız söyleyebiliriz."[2]

Propagandanın mucidi Goebbles, propaganda daima "Bir miktar gerçek" olmasını gerektiğini savunuyordu: "Tarihsel hakikat, bir tarih profesörü tarafından keşfedilmiş olabilir Gelgelelim, bizim işimiz bu değil, tarihsel gerekliliğe hizmet etmektir, nesnel gerçekliliğe değil. Propagandanın yegâne hedefi, başarıdır."[3]

Bir de ülkemizde ve bölgemizde ve dünyada tüm olan bitene bu pencereden bakın, olaylar ve gelişmelerin arka planını çok daha net göreceksiniz.


[1] ABD’nin Orta Asya Politikaları, Dr. Şatlık Amanov, s.21

[2] Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ, İstihbarat Teorisi, s.282.283.284
[3] Erol Çankaya, İktidar bu kapağın Altında s.30-‘aktaran Rhodes,19
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İLTERİŞKAĞAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 412


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


« Yanıtla #2 : 30 Kasım 2010, 23:34:55 »

Banu Avar'ın yazdıklarına katılmamak elde değil. Yine Türk gençliğine temel düşman olarak gösterdiği SANAL dünyaya vurarak açıklamış gerçekleri.

İkinci yazıda da önemli mesajlar var. Düşündüm de hakkaten birileri bizlere inatla Ay'da petrol var diyor ve bir süre sonra buna inandıryor.

Ama yine Banu Avar'ın yazdıklarını okuyarak kendini bu sanal dünyadan bir nebze kurtarabilmiş biri olarak uzak şeyler bana. Wıkı ile başlayan adresler, facebooklar, twıterlar, msnler vs.

Kandaşlarımında tez zamanda kurtulabilmesi dileği ile...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Damla damla ırkımın kanı,
Bir kımız çamçağına akarken,
Altaylar'da öğrenmiştik biz,
Ölümle anda olmayı.
Umay'ın kanatlarında,
Tanrı Dağı'na bakarken,
Küçücük ellerimizle Güneşe dokunmuştuk.
Sonra bizim olsun istedik güneş,
İşte herşey böyle başladı...
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 01 Aralık 2010, 12:43:41 »

DENETİMLİ SIZINTI

Wikileaks’ın taksit taksit ortaya çıkardığı belgeler gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Günde yaklaşık olarak elli belge yayınlayan Wikikleaks, kaba tahminle üç dört yıl daha gündemi meşgul edecektir.
Eğer yayınlayacağı yeni belgeler de bugünküler gibiyse, Wikileaks’ın yavaş yavaş gündemden düşeceğini ve olağan bir durummuş gibi karşılanacağını tahmin ediyorum.
Sokak ağzıyla verilmiş raporlar ortaya dökülürken,  gazetelerin manşetlerini incelemeyi görev saydım.
“Yandaş” diye tabir edilen gazetelerin büyük çoğunluğu açıklanan belgelerin yalnızca “AKP’nin işine yarayacak” kısımlarını kullanmayı tercih etmiş.  Erdoğan’ı metheden raporlar manşetlerdeydi.  Beni şaşırtan liberal mahlasıyla alenen rejim düşmanlığı yapan bir gazetenin belgeler açıklandıktan sonra attığı manşetlerdi. Belgelerin açıklandığı ikinci gün “Erdoğan’ın İsviçre’de Sekiz Gizli Hesabı Var” manşetiyle çıkan bu gazetenin imtiyaz sahibi ise dünya bu belgelerle çalkalanırken hala PKK’dan utanma duygusu bekliyordu.
Çok bekler.
Neredeyse hiçbir gazete (yandaş olmayanlar dışında) İsviçre bankaları iddialarından, Abdülkadir Aksu hakkındaki iddialardan, Antalya’daki hızlı tren olayındaki yolsuzluk iddialarından bahsetmedi.  Yandaş medya ABD Büyükelçisi’nin Erdoğan hakkındaki “Atatürk’ün yolunda, hırslı, mücadeleci” tanımlamalarını manşete taşımayı tercih etti. Hatta CHP için “bir avuç elitist”  demesini de hemen sahiplendi.
Kimi gazeteler de hiçbir belge açıklanmamış gibi yine hocalarını övmeye devam etti.

***

Bu belgelerin ABD Büyükelçisi’nin duyumlarını devletine kaba sözlerle rapor etmesinden başka bir şey değildir.
Ancak burada önemli olan husus ABD’nin Türk hükümetini ve başımızdakileri nasıl gördüğünün anlaşılmasıdır.
Burada önemli olan husus, bu belgelerdeki iddiaların gerçek olup olmadığı sorusudur.
Burada önemli olan husus, bu belgeler yayınlanırken ABD’nin neden küsmüş çocuk edasıyla koltuğa kapanıp ağladığını, neden neredeyse bütün ağlar elindeyken bu duruma engel olmadığı sorusudur.
Ve burada önemli olan husus, bilgilerin kasıtlı olarak mı servis edildiği sorusudur.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #4 : 01 Aralık 2010, 15:05:23 »

Özcan Yeniçeri, Saygun’un bir nevi hesap vermekte olduğunu, demokrasiye bağlı olduğunu anlatmaya çalıştığını söyledi. Bunun talihsiz ve yanlış olduğunu ifade etti. Wikileaks’in öyle Radikal Demokrasi savunucusu bir kurum değil, sistem tarafından yönlendirilen uluslar arası bir örgüt olduğunu, belki de bilgilerin sızdırılmasında ABD diplomatlarının da olabileceğini savundu. Belgelerin İran yüzünden sızdırıldığını söyleyerek ABD’nin Irak konusunda çektiği sıkıntılar nedeniyle İran’a müdahale edebilmenin zeminini hazırlamaya çalıştığını, bunu da İsrail’in baskısı sonucu olduğunu ifade etti. Elinde İran’ın nükleer silahı olduğuna dair belge olmadığını, belgelerin Obama’nın elini güçlendirmeye yönelik olduğunu anlattı.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.haberiniz.com/index.php?option=com_content&view=article&id=21142:oezcan-yeniceri-abd-rana-muedahalenin-zeminini-hazrlyor&catid=147:spor&Itemid=172
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kırıkhan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 303



« Yanıtla #5 : 01 Aralık 2010, 15:26:05 »

Arkadaşlar mükemmelsiniz.
Haber Ajansı gibisiniz.
Keşke ben de müsâit olsaydım.
Esen kalınız. Saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ERGENEKON GÖKTÜRK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 192



« Yanıtla #6 : 04 Aralık 2010, 01:39:09 »

Gündeme bir Vikileaks düstü, tüm dünya onu konusmaya basladi. Ilk zamanlar birkac aktivistin az bir kaynakla basladigi bir sanal acun sitesiydi. Son zamanlardaki haline bakilirsa artik arkalarinda saglam bir mali kaynak oldugu belli. Peki acaba bu kaynak kim? Vikileks´i kim kendi cikarlari icin kullanmaya basladi? Bu sorunun cevabini bulmak icin yap-boz oyunu gibi degisik parcalari birlestirmek gerekiyor. Belki o zaman tam olmasada büyük resim yakalanabilir. Bunun icin dünyadaki güc merkezlerine bakmak gerek diye düsünüyorum. Dünyanin belli basli güc merkezlerini söyle siralayabiliriz:

1- ABD:

Kendi icinde iki büyük güc merkezine ayrilir. 11 Eylül´den sonra yükselise gecen Neocon´lar denilen, Israil yanlisi, sahin kesim diyebilecegimiz güctür. Ikinci kesim ise klasik "Amerikan ulusalcilari"dir. Amerikan cikarlarini herseyden öncelikli görürler.


2- Alman Imparatorlugu(Naziler):

2. Dünya Savas´inda büyük darbe yemislerdir. Nazilerden geri kalanlarin olusturdugu, yerlestigi güc merkezlerinden Alman Imparatorlugu´nu yeniden canlandirmaya calisan hayalet güc merkezidir. Örnek: CIA´in temellerini atan Alman istihbaratci Gehlen vs.

3- Büyük Britanya:

16 dünya devleti Büyük Krallik´a baglidir. Her ne kadar eskiye nazaran bir sömürge sistemi olmasada kendine bagli ülkeler üzerinde büyük söz sahibidirler. Ülkemizin basina yerlestirdikleri Gül ile birlikte Türkiye´yi kendi 17. sömürgesi olarak görmektedirlar. Bunlarla 60´a yakin devletin gizli Büyük Britanya Kralligi üyesi oldugu söylenir.

4- Israil:

"Nüfusu kücük, ama nüfuzu büyük" olarak niteleyebilecegimiz bir güc merkezidir. Dünya ekonomisini yönlendirdikleri icin büyük nüfuz sahibidirler. Fakat kendi baslarina kaldikca yok olmaya mahkum olduklari icin askeri güc anlaminda ABD yada Ingiltere´ye muhtactirlar.

Simdi bu Vikileaks´in arka planinda bu güclerden hangisi yada hangilerinin olduguna bakacak olursak:

1- Israil memnun bir pozisyonda. Cünki Iran hakkindaki kaygilarinin ne kadar dogru oldugu dünya kamuoyunda resmiyet kazandi.

2- Yayinlanan belgelerden ABD´nin Neocon kanadinin memnun oldugu söylenemez. Baskanlik secimleri öncesi yükselisteyken kendi zamanlarinda uygulanmaya konulmus BOP´un günlükleri piyasaya sürülmüs oldu. Yani BOP operasyonunu yönetmis kisilerin kirli camasirlarini desifre etmeye basladilar.

3- Türkiye´ye bakarsak Ingiliz arka planli Güllos ve yandaslarini bu belgeler pek etkilememise benziyor. RTE´ye sanki ültimaton verilmis gibi Isvicre´deki hesap konusu aciliyor ve üstü kapaniyor. Galiba Ingiltere Güllos adina RTE´ye "senin kirli camasirlarin bizim elimizde" diyor.

4- Ingiltere Vikileaks belgelerinden hicbir sekilde etkilenmemise benziyor. Suskun bir sekilde süreci izliyor yada kendileri yönetiyor. Ingilizler´in ezeli rakibi Alman gazeteleri Julian Assange´nin Ingiltere´de oldugunu yaziyor ve buna bir yalanlama gelmiyor.

Sonuc: Büyük ihtimalle Vikileaks´in tümü olmasada bir bölümü Ingiltere tarafindan yönlendirilmektedir. Ingiltere, BOP´un cökmesiyle ve ABD´nin ekonomik krize girmesiyle yükselise gecmeye calismaktadir. "Yeni Osmanlicilik" adiyla Büyük Ingiliz Milletler Toplulugu´nu kurmaya calismaktadirlar. Vikileaks´da bu baglamda eski BOP projesi yöneticilerine son darbeyi vurmak icin kullanilmaktadir. Yada Amerika ile birlikte BOP projesini hayata gecirmeye calisan Israil bunun mümkün olmadigini anlayip, ekseni Ingilizler´den tarafa kirmis olabilir. Eger böyleyse Vikileaks´in arkasindaki devletlerin Ingiltere ve Israil oldugunu düsünebiliriz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #7 : 04 Aralık 2010, 13:50:44 »

Emperyalizm böyledir: ikili üçlü beşli kurgu yapar… Bir oyuncak verir elinize siz oynarken işine bakar..

 

Oyuncağı deşifre edenleri de yaftalar… Onlar komplocudur. Verilen belgeler gösterilen hedefi bulmalıdır. Bunlar olurken toplumlar kaos içinde kalmalıdır. İktidarlara yakın olanlar kızmalı, muhalefet destekçileri, gerçeği işaret edenlere saldırmalıdır.. Toplumlar daha çok bölünmelidir… Önemli olan ‘GERÇEĞİ’ perdelemektir....

 

Türkiye’de wiki sızıntıların nasıl algılandığı, önemli bir göstergedir…

 

Ekranlardan ve gazetelerden halka bilgi kirliliği servis edilmektedir!

 

Halk önüne konan yemi didiklemektedir.. Ne yazıkki bir çok ‘aydın’ da…

 

1971’de Pentagon sızıntısı nasıl Watergate skandalını hazırlamışsa, benzer bir durum hazırlanmakta… CFR’nin işine gelenler kalacak diğerleri gidecek! Nereye mi : Okka altına!

 

Batı istihbaratı yayın organları iş başında!

 

Ortaya hiçbir üst düzey gizliliği olmayan bir dedikodu trafiği yayılmıştır. NASIL?

 

Hamburg’un Der Spiegel gazetesi, İngiltere’nin The Guardian’ı ve ABD’nin The New York Times gazetelerinin büyük katkısıyla dünyaya servis edilen ‘bilgiler’ vardır.

 

Tüm bu gazeteler Transatlantik ABD ve İngiliz istihbarat çevrelerine aittir. The New york Times Amerika’nın gizli devletinin ve küresel çetesinin en saygın yayın organıdır. The Guardian MI 6 nın yani İngiliz istihbarat servisinin ‘sol’ koludur. Der Spiegel Alman istihbaratının denetiminde bir gazetedir.

 

‘Sızıntı’ bu gazetelerden yapılmıştır… Bu gazetelerin işlerine gelmeyen konularda nasıl tavırlar aldığına dair onlarca örnek vardır… Onlar İkiz kuleler konusundaki binlerce mimar ve mühendisin platformunu görmezden gelmişlerdir. Onlar sadece istediklerine sayfalarında yer verir.

 

Değirmenin suyu nereden?

 

Julien Assange adlı Wiki sızıntı sitesinin yetkilisi, bizim ‘solcular’ tarafından yere göğe konamadı… Ama kimse asıl soruyu sormadı: Assange hayatını nasıl idame ettiriyor? Assang’a kim ödeme yapıyor? Bu kadar ülkeyi nasıl dolaşıyor. Pahalı biletleri nasıl alıyor…

 

Londra’nın ortasında basın toplantıları yapabiliyor ve göya ‘aranıyor’!

 

Bakılması gereken bir diğer soruyu bir çok muhalif yazar gibi Webster Tarpley de soruyor: ‘Bu kadar önemli sızmalara imza atan Assange ABD’nin saldırgan tutumu için ne görüş belirtiyor?’

 

Diyor ki ‘Biz görüş belirtmeyiz. Tarafsızız! Bir savaş varsa, ‘human’ (insanca) olmasını isteriz.’ Ne emperyalizmden ne savaş karşıtlığından ne NATO’dan sözediyor Assange…

 

Wiki’nin ‘yönetim kurulu’

 

Tek başına değil Wikileaks’de. Sitenin yönetim kurulunda ilginç şahıslar var. Ben Laurie mesela. Google’ın en üst düzey eski güvenlik yetkilisi. Amerikan milli güvenlik teşkilatı ile sıkı bağları olan Google’a yıllar vermiş. Üstelik ‘güvenlik’ biriminde.

 

Diğer wiki yöneticilerine bakın. Çinliler var yönetimde. Hepsi Çin düşmanı. Wan Dan, 1998’de Turuncu darbe imalatçısı NED’den Demokrasi ödülü almış! Wang Youcai, Çin Demokratik Partisini kurucusu; Xiao Qiang, Berkeley’deki California Üniversitesi Çin-Internet-Projesi Direktörü, Tibet danışma kurulu üyesi ve Soros’cu RADIO Free ASIA’da çalışıyor; tibetli olan ve sürgün’de yaşayan aktivist Tashi Namgyal Khamsitsan da Wiki sızıntı ailesinden. Tibet’in Demokrasi Platformu gibi Soros/CIA bağlantılı örgütler…. Qiang batı adına Çin’e karşı Tibet kartını kullanan ‘ruhani lider’ Dalay Lama ile de yakın ilişkide.

 

‘Fitne tertibi’ imalatçıları…

 

Sitenin tüm yönetimi ‘SOL’ maskesi altında ‘demokrasi aktivisti’ olarak ‘sızıntı’ yapıyorlar. İlginç bir başka isim: Cass Sunstein! Uzmanlığı çok ilginç: İnformation Regulator . Bilgi akışı düzenleyicisi!

 

Wiki sızıntı ‘kavalının’ çıkardığı nağmelere kapılmadan önce doğru soruları sormakla işe başlamak gerek diye düşünüyorum.

      1. Sızıntıyı yapanlar kim?

       
      2. Kim tarafından finanse ediliyorlar?

       
      3. Yaptıkları yayın kime yarıyor?

       
      4. Ortada görünenlerin arkasında kimler var?

       
      5. Ve sızıntıda işe yarar bilgi var mı?

Bugün dünyayı fethetme uğruna kendi insanlarını feda edebilen, tanrısı ‘Lucifer’ (şeytan) olan masonik gizli bir yapı iş başında… Bunu söyleyince birileri, bizi, ‘Emperyalizm’in yenilmez bir güç’ olarak gösterdiğimiz gerekçesiyle kınıyor…

 

Tam tersine, ortaya konan kukla oyunu, bu yapının zafiyetini de olanca açıklığıyla sergiliyor… Araştırmalara ‘komplo teorisi’ ya da Türkçesiyle ‘fitne tertibi kuramı’ demek kabul edilemez. Fitneyi biz tertiplemiyoruz. Ayan beyan görünen bir fitne tezgahı bizi hedefliyor: İşaret etmeye çalışıyoruz.

 

Siber kontrol yolda!

 

2001 de, Dış İlişkiler Konseyi’nin Rockefeller, Rothshields, Morgan’lı küresel çetesi, tüm dünyayı hedefleyen 1 trilyon dolar bütçeli FÜZE KALKANI projesi için düğmeye bastılar.… 3000 kişi, iki bina feda edildi.. Füze kalkanı projesiyle dünyanın denetime alınması karara bağlandı… Dünya bankası eski 2. başkanı Joseph Stiglitz bile İkiz kulelerin, Amerikan imparatorluğunu yöneten ‘çete’ tarafından planlandığını söylemekten çekinmedi.

 

Bu arada Assange ve wikileaks’in en nefret ettiği konu bu! 11 Eylül hakkında ağzını açanı affetmiyorlar!.

 

10 yıl sonra 2011’de geldiğimiz noktaya bakın… Füzeli ‘Kalkan’ hedef toplumların üzerine ‘oturmaya hazırlanıyor’! Aynı zamanda işin olmazsa olmazı ‘Siber kontrol’ de 2 seneye kadar devreye giriyor.

 

Bu arada ulus devletlerin karışık kafalı halklarının önüne daha da büyük bir kirli bilgi yumağı konuyor…

 

‘Sol’ maskeli siber tetikçiler…

 

Assange, Amerikan ve İngiliz istihbaratının denetiminde rolünü oynuyor. Amerikalı emekli generallerin denetimindeki Turuncu darbeciler, ekonomik tetikçiler derken, siber savaşta görev üstlenen, siber sherlock holmes olarak üstüne düşeni yapıyor!

 

Üstelik ‘sol’ maskesi ona koruma sağlıyor!!

 

Batı gözlüklü bizim ‘solcular’ AKP’yi düşürecekse, ‘sızıntı iyidir!’ diyorlar… Ya AKP yerine farklı maskelerle AKP’nin görevini sürdürecek birilerini hazırlıyorlarsa…. Malum küresellerin uzun vadeli hedefi TEK DÜNYA DEVLETİ! O amaçtan saptıklarını gösteren bir durum yok… Çeşitli ülkelerde bu amaca hizmet edenleri bulmak asli görevleri… Bu a partisi de b partisi de olabilir… Bize düşen görev onların bizim görmemizi istedikleri seçeneğin dışına çıkmak!

 

Özetle, birkaç yüz yıllık Amerikan tarihine sahip yeni imparatorlar, eski imparator İngilizlerin ipiyle, tarihinin en cerbezeli kavşağında, koca Ortadoğu’nun kodlarıyla oynamaya kalkarken, fazla naif aktörlerden medet umuyorlar… Bu coğrafyanın insanı , amiyane tabirle bu yemi yemez.

 

Bu millet binlerce yıllık genetik hafızasıyla bir araya gelmenin en pratik yolunu bulacak, ve tarihsel görevini sürdürecektir…

 

Banu AVAR, 4 Aralık 2010

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.banuavar.com.tr/?pg=articles&id=81


Elmek: banuavar@superonline.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #8 : 04 Aralık 2010, 18:35:31 »

Bu sabah TV’de araştırmacı-yazar Aytunç Altındal’la yapılan röportajda Wikileaks’le ilgili oldukça çarpıcı şeyler söyledi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafının arşiv odasında bulunmasıyla ilgili anlattıkları şunlar:

Ermeniler ve Yunanlılar uzun yıllardan bu yana Atatürk’ü ilk ‘soykırımcı’ olarak tanımlamışlar ve ondan sonra Hitler’i ikinci soykırımcı ilan etmişler.

Buna dayanak olarak da, Kurtuluş savaşımızda Yunanlılar’ın denize dökülmesini ve İzmir yangınını ve Ermeniler’in öne sürdüğü Ermeni soykırımı iddialarını kullanmışlar. Bu çirkin iddialarda ise Atatürk’ün orada bulunan kalpaklı resmini kullanmışlar. Wikileaks’de İsrail’in Marmara gemisi katliamına hiç değinilmemesini manidar olarak değerlendiriyor Altındal.

Bu komplonun amaçlarından birinin de, Türkiye’nin Rusya ve İran’la arasının açılması olduğunu vurguluyor. Diğer taraftan R. Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’de 8 bankada gizli hesabının bulunmasının AKP’ye bir zarar vermeyeceği kanısında.

Bu büyük komplonun amacının kamuoyu yaratmak ve destabilizasyon olduğunu söyledi A. Altındal.

Bu komplonun arkasında ise uluslararası silah, petrol ve ilaç sanayiinin bulunduğunu belirtti.

Bu söyledikleri bana tutarlı geldi. Ayrıca dünya çapında bir komplonun yalnızca Assange ve ekibine bağlanmasının doğru olmayacağını düşünüyoruım.

Sonuçta:

WIKILEAKS MASUM DEĞİLDİR!…

ECE IŞIKBAY İLK KURŞUN


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« Yanıtla #9 : 04 Aralık 2010, 19:24:21 »

Daha önceden "Zeitgeist" isimli bir belgesel dizisi yayınlandı. Bu yayınlanan belgesellerde de Wikileaks'in yayınladığı tarzda bir çok komplo teorisinden bahsediliyordu. Öğrneğin; savaşları çıkaranların zengin silah tüccarları olduğu, gene aynı kişilerin tekrardan imar için Irak'ta inşaat ve petrol şirketlerinin olduğu, bütün olayların arkasında yahudi para baronlarının olduğu vb...

Bu kadar güçlü olan, eli her yere uzanan ve hatta 11 Eylül'le başlayan süreci onların planladığını iddia ettiği, bu para babalarına karşın; Venüs projesi ismi verilen bir organizasyon, paranın olmadığı ve barışın hüküm sürdüğü bir dünya düzenini vaad ediyordu.

Şimdi de son birkaç yıldır adını duyduğumuz Wikileaks ortaya çıktı ve dünyada gizli kapaklı iş kalmayacak, herkesin herşeyi öğrenme hakkı var, diye etik, ahlak, hak hukuk savunuculuğuna soyunuyor.

Bir komplo teorisi de ben uydurayım ozaman : Usame bin Laden FBI tarafından aranıyordu ama ne ölüsü ne dirisi bir daha ortaya çıkmadı. Jullian Assange da şuanda Interpol tarafından aranıyor. Eğer bu adamdan bir daha haber alınamazsa, bu adam maşa olarak kullanılmış ve görevini tamamlamış olacak.

Bu belgeler kesin olarak doğru . Ayrıca komplo teorilerinde de doğru olması muhtemel olanlar da var. Asıl sorgulamamız gerekenlerden biride : " Bu skandallar kimin işine yarayacak ? " sorusu olabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.