Türkmen politikasında stratejik hatalar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ocak 2020, 20:52:47


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkmen politikasında stratejik hatalar  (Okunma Sayısı 1440 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SARUKAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 184



« : 06 Kasım 2010, 00:42:43 »

 PROF. DR. METİN AYIŞIĞI

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den koparılan ve günümüzde nüfusu

2,5 milyon olarak tahmin edilen Irak Türkmenleri, çok büyük sikintilar ve baskılar içinde yasam savaşı vermektedirler. 36. paralelin üstündeki bölgede varlığını devam ettiren Türkmenlerin yaşadığı sıkıntılar bir türlü giderilememiştir.

Türkiye’nin Türkmen politikası ise tarihimizin en büyük fiyaskolarından biri olduğu gibi, yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin Irak konusunda millî bir politikasi da olmamistir. Ne yazık ki Türkiye’nin ısrarla ortaya koydugu kirmizi çizgi bugün yoktur. Üstelik iki asiret reisi, “Türkleri vururuz!” diye tehditler savururken; bizden çit çikmamaktadir!

Aslinda Türkiye, konumu itibari ile bölge üzerinde büyük bir etkinlige sahiptir. Fakat Türkiye, sanki bunun farkinda bile degildir. Belki de bu yüzden 10 yili askin bir süreden beri, Kuzey Irak’ta ihdas edilen ve ne yazik ki ülke için bir çiban basi olan Güvenlik Bölgesi’ni besleyerek, ayakta kalmasina yardimci olan Türkiye, büyük bir hataya düsmüstür.  5 Subat 1926 Ankara Antlasmasi’yla Türkiye; Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye’yi 500.000 sterlin karsiliginda Irak’a birakmis, alinan para

Düyun-u Umumiye ödemesi ile Ingilizlere verilmistir. Misak-i Milli’ye dahil bir bölge oldugundan elden çikmamasi için uzun süre ugras verilmesine ragmen basari saglanamamistir.

1926 antlasmasinda Irak’ta kalan Türklerin huzur ve emniyetini muhafaza edecek bir madde bulunmadigi gibi ilk Körfez Savasi sonrasi olusan yeni sartlari da iyi degerlendirememis, Kürtlere verdigi destegin % 1’ini bile soydaslarina vermemistir. Türkiye, basarisiz oldugu için Irak’ta Türk toplum liderligi çok ciliz ve daginiktir.

Türkiye’nin elinde bulunan en önemli kozlardan biri de Musul eyaleti üzerinde tasidigi tarihî haklaridir. Bilindigi gibi Musul eyaleti, 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlasmasi’na göre Irak’a birakilmistir. Bunun bir diger anlami da sudur: Irak parçalandigi takdirde Ankara Anlasmasi’nin hükmü sona erecek ve Kuzey Irak bölgesinin eski adi olan Musul eyaleti tekrar eski sahibine iade edilecektir. Bu yüzden Türkiye, bu bölge üzerinde tasarruf hakkina sahiptir. Daha açik bir ifade ile Türkiye’nin bilgisi ve rizasi olmadan, Irak’in kuzeyinde yeni yapilanmaya gidilmesine izin verilmeyecektir. Bu hususta Türk siyaset bilimcilerinin, Ankara

Anlasmasi’ni yeniden yorumlayarak, Türk dis politikasinin bilgisine ve gündemine sunmalari gerekir. Sonuç olarak;  Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten siyasi irade, oportünist beyanatlarla bir yere varilamayacagini artik görmelidir.

Irak’in toprak bütünlügünden yana bir politikanin savunucusu olan Türkiye, bunun bedeli olarak Irak’i, Türkmenler üzerindeki siddetli ve dayanilmaz baskidan caydirabilmelidir.  Türkiye, üniter yapidan yana olacaksa, bölgenin yeni egemen gücü olmaya çalisan Amerika’ya karsi pazarlik masasinda elini güçlendirmelidir. Bu

tercihin basariya ulasmasi için Irak’taki Arap toplumunu yanina çekmelidir.  Geçmiste Kibris örneginde oldugu gibi, derhal ‘Türk Mukavemet Teskilati’ kurularak disiplin altina alinmalidir. Türklerin yasadigi bütün sehir, kasaba ve köylerdeki asayis, giris-çikis ve kontrol düzeni bu mukavemet teskilatina verilmelidir.

Talabani ve Barzani’nin sindirme ve zorla göç ettirme operasyonuna karsi direnilmeli ve Türk beldelerine Kürt göçleri olabildigince engellenmelidir.  Türkiye’nin destegiyle yazili-sesli ve görüntülü kitle iletisim araçlari, Türkmenlerin yasadigi her yerde takip edilebilir hale getirilmelidir.

Türk çocuklarinin egitim gördügü okullardaki tek egitim dili Türkçe olmalidir. Gerekirse evler ve camiler Türk okulu olarak yapilandirilmalidir.  BM tarafindan Kürtlerin yaptigi insan haklari ihlalleri tespit edilmeli ve sorumlularin cezalandirilmasi saglanmalidir.  ABD tarafindan dikkate alinmayan Türkmen Cephesi’nin siyasi konularda daha genis yetkiler kullanmasi için harekete geçilmelidir.  Barzani ve Talabani’nin yan gelir kaynaklarindan olan uluslararasi uyusturucu kaçakçiligi isine mutlaka darbe vurulmalidir. Esasen Kuzey Irak’taki bölgeyi besleyen tek önemli unsur olan, Türkiye’nin açik tutmaya izin verdigi Habur Sinir Kapisi gerekirse kapatilarak, Türkmen bölgesine uzanan koridora yeni bir kapi açilmalidir.  Ankara, Irak’taki yeni yapilanmada bölgedeki tüm Türkmenlerin haklarinin korunmasi için gerekli uluslararasi girisimleri israrla sürdürmelidir.

Türkiye, adeta etrafi tsunami dalgalariyla çevrilmis bir Türkmen adasi durumunda kalan karindaslarina sahip çikmak zorundadir. Bu tarihi misyonunu harekete geçirmeli, basini dik tutmali ve kararini vermelidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.183 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.