Türk Dünyası ile Aramızı bir bozan var!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Şubat 2020, 23:02:56


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Dünyası ile Aramızı bir bozan var!  (Okunma Sayısı 5400 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« : 23 Ocak 2012, 14:21:35 »

Son zamanlarda Türkiye medyasında Türk dünyasına karşı direk veya dolaylı yoldan alçakça bir linç girişimi başlamıştır.  Bunun sebeplerini ise bu otağdaki herkes bilir. Bu konu ile ilgili birkaç yazı ve haber ekleyeceğim, ilgilenenler okusun lütfen.
-------------------------
Aramızı Bir Bozan Var!

Bu aslında bir Anadolu türküsünün nakaratından alınma. Kendine özgü yorumlarıyla özellikle uzun havalar okumuş olan, ancak yöresinden gelen kimseler dışında yeterince tanınmayan Abdullah Papur’un bir türküsünden... “Aramızı da bir bozan var, Sizin köyde mi Yâr, Bizim köyde mi Yâr?” demiş ozan.

Son günlerde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine bakınca bu eski türkü aklıma geldi. Sanki iki ülkenin birbirine âşık vatanseverleri birbirine söylüyor bu türküyü. Zira iki ülkenin tek millet olmasından büyük rahatsızlık duyanlar var. Bu iki devletin tek milletliğini en son katıldığım bir uluslararası toplantıda Ermenistan’ın eski Bakanlarından birisi de ifade etmişti. Kendisi bana Türkiye-Ermenistan kapılarının açılmasının mümkün olup olmadığını, Türkiye kamuoyunun bu konuda ne tepki vereceğini sorduğunda kendisine “Türkiye kamuoyunun Azerbaycan’ı kardeş olarak gördüğünü ve Azerbaycan rıza göstermeden böyle bir adımın atılmasını Türk kamuoyunun istemediğini” belirtmiştim. Bunun üzerine aynı zamanda akademik kişi olan Ermeni Bakan “siz kardeş değilsiniz, ikiz kardeşsiniz” demek suretiyle beni teyit etmişti.

Gelin görün ki bu kardeşlik birilerine her zaman ağır geliyor. Tabir-i amiyane ile “batıyor”. Bu durum bazen küpten sızan zehir gibi basına yansıyor. Ne tesadüftür ki, bu sızmalar genellikle Ermenistan veya Ermeniler bağlamında bir gelişme olduğunda ortaya çıkıyor. İşte son günlerde “Azeri gardaş sen hardasan?”, “Azerbaycan KKTC’yi neden tanımıyor?” başlıklarına da yansımış olanlar bunları fena halde çağrıştırmakta. Bu kabil seçilmiş manşetlerde; kardeşliğin bir laf olduğu, herkesin işini bitirmeye baktığı, esasen tek millet falan da olunmadığı, başkaca önceliklerin olabildiği gibi hususlar işleniyor. İşin özünü bilenler bu gibi metotların arka planını görseler de kamuoyları açısından yaralayıcı izlerin maliyeti büyük olabiliyor. Hedef de bu olsa gerek.

Ermeni kökenli Türk vatandaşı ve gazeteci/yazar Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili olarak mahkeme bir karar verdi. Yıllardır süren çeşitli davalar ve tutuklamalarda “gık” çıkarmayan binlerce insan yine Taksim’i Beyoğlu’nu doldurup Ermeniliğini haykırdı. Hrant üzerinden bütün Ermenilerin mazlumiyeti ve masumiyeti ile bütün Türklerin caniliğini ve zalimliğini onaylatmak için müthiş bir fırsat yakalanmış gibi bağrışanlar oldu.

Varsın olsun. Ancak kimse bu anaforda Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini gölgelemeye/lekelemeye kalkmamalıdır. Gündeme düşmüş bir siyasal adımın/projenin önünü Azerbaycan ile ilişkiler üzerinden açmaya çalışmamalıdır.

Gelelim Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki sorunlara ve beklentilere. Birincisi, bu iki ülke iki ayrı devlettir. İkisinin varlığı birbirine güç vermelidir. Vermekte midir? Evet, ama yetmez!

Azerbaycan’ın KKTC’yi tanıması meselesinden başlayalım: Türkiye, KKTC’yi tanıyan tek devlettir. Ancak Türkiye, KKTC’nin tanınması için resmi (veya gayrıresmi ancak aşikâr) bir politika izlememektedir. 1990’ların başında Azerbaycan’ın bu konudaki girişim sinyallerinin Türkiye tarafından alınır alınmaz durdurulduğuna dair bazı hatıralar mevcuttur. Bundan daha önce, henüz Azerbaycan bağımsız değilken konu benzer minvalde Pakistan tarafından da yaşanmıştır. Dahası, Türkiye Annan Planı’nın kabulü sürecinde, KKTC yönetimine ve seçmenine, KKTC’nin tasfiyesini beraberinde getirecek olan bu planı kabul yönünde telkin (hatta kimine göre baskı) yapmıştır. Bununla birlikte, Bakü’de KKTC’nin (diplomatik statüyü haiz olmasa da) bir temsilciliği bulunuyor. Bunun yanında Annan planı referandumundan sonra Bakü’den KKTC’ye doğrudan seferler de başlatılmıştı. (Maalesef bunlar devam etmedi). Bakü’nün temel endişesinin, KKTC’yi tanırsa, Karabağ’da kurulan sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti adındaki yapının hemen birkaç devlet tarafından tanınacağı olduğunu bilmeyen yoktur. Yunanistan ve GKRY bu konuyu ilgi ve dikkatle takip etmektedir. Şunu da hatırlatmakta fayda var: Azerbaycan’ın GKRY’de diplomatik temsilcili bulunmamaktadır.

Bunlara rağmen, Azerbaycan’ın KKTC ile ilişkileri daha da geliştirmeye dönük adımlar atması da gerekir. Öncelikle Azerbaycan ve KKTC toplumları arasında buna yönelik işlerin yapılabileceğini biliyoruz. Bunun Türkiye’de de olumlu yansımaları muhakkak olacaktır. Bu konuda ayrıca Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.1news.com.tr/roportajveyorumlar/20111129025210113.html
adresinde değerli meslektaşım Siret Hürsoy’la yapılmış kapsamlı söyleşinin okunması gerekir.

Azerbaycan’ın Fransa ile ilişkilerine gelirsek, unutulmamalıdır ki, Fransa AGİT Minsk grubu olarak bilinen ve bugüne kadar sorunun statükoya çevrilmesi dışında bir işe yaramamış olan, toplantılar gerçekleştirip raporlar yayınlayan ve nihayet “Karabağ sorununun geçerli çözüm arayışı zemini” olduğu defalarca vurgulanmış olan (nasıl olacaksa?) platformun 3 ana üyesinden biridir. ABD ve Rusya gibi bu ülkede de aktif ve Türk aleyhtarı bir Ermeni nüfus bulunmaktadır. Azerbaycan Fransa’nın son akıl dışı ve hürriyet muhalifi yasa tasarısı girişiminin Senato’da olumlu sonuçlanması halinde sadece Türkiye’yi değil Azerbaycan’ı da kaybedeceği uyarısını yapmıştır. Bu durum ikili ilişkilerde güçlü bir aşınmaya neden olursa Türkiye’nin Bakü’den beklentilerinin yüksek olması muhtemeldir ve bu da normaldir. Ancak henüz yasalaşma tamamlanmamıştır, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi tekrar Paris’e dönmüştür ve çalışmalarına devam etmektedir. Dahası, Türkiye’nin açıkladığı yaptırımların uygulanması da henüz başlangıç (uyarı) aşamasındadır.

Her kim ne derse desin, her ne olursa olsun, kardeşliğe inanmış ve and içmiş bu iki ülkenin vatandaşları, “aralarını bozan birileri”ni de iyi bilmelidir. Her gün, bu kardeşliği pekiştirici bir iş yapsa her mili ve insani bakımdan büyük bir hizmet gerçekleştirmiş olacağını aklından çıkarmamalıdır.

Bütün bunlar, iki ülkenin medyasının, akademisyenlerinin, siyasilerinin, sivil vatandaşlarının birbirini eleştirmesine, birbirinden beklentilerini ifade etmelerine de mani değildir. Bir başka Anadolu sözü ile bitirelim: “Gönül umduğundan küsermiş!..”

NOT: 20 Ocak Bakü Katliamını hüzünle ve gururla anıyorum. Kızılordu tanklarının altına canlı bedenleriyle yürüyen iradeyi saygıyla selamlıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, geride kalanlarına uzun ömürler temenni ediyorum.

Dr. Yalçın SARIKAYA, Karadeniz Stratejik Araştırma ve Uygulama Merkezi (KARASAM) Müdürü

A.A.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #1 : 23 Ocak 2012, 14:24:23 »

Son günlerde Azerbaycan Türkiye'ye kazık attı diyen medya bu haberi görmedi sanırım!
---------------------------

Ganire Paşayeva: Fransa bu kararı kabul ederse, Türkiye ile beraber Azerbaycan’ı da kaybedeceğini anlamalıdır!

Milletvekili Ganire Paşayeva açıklamasında, Süper devletler silahlanmaya ve savaşa milyar dolarlar harcadığı halde, Afrika’da Somali örneğinde olduğu gibi 6 ayda 30 binden fazla çocuğun açlıktan ve susuzluktan ölmesine ilgisiz kalıyorlar dedi.

Milletvekili konuşmasını şöyle sürdürdü: “Birkaç gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin partisi Halk Hareketi Birliği ve Yeni Merkez Partisi’nin 40 milletvekilinin girişimiyle parlamento komisyonu sözde Ermeni soykırımını inkar edenlerin 1 yıl hapis cezası ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılmasını öngören yasa tasarısını kabul etti. Bu tasarı 22 Aralık’ta parlamentoda müzakere edilecek. Yine büyük sahtekarlık, ikiyüzlülük, adaletsizlik!

Düşünebiliyor musunuz? Allah’ı inkar edenlerin cezalandırılmadığı ülkede sözde Ermeni soykırımını inkar edenler cezalandırılacak! Çelişkili bir durum, değil mi? Bu girişimi destekleyen Fransız milletvekilleri ne kadar mantıksız, riyakar ve adaletsiz olduklarının farkında mıdırlar?”

Paşayeva’nın, bu sahtekarlık ve riyakarlık demokrasinin beşiği olarak bilinen Fransa’da yaşanıyor: “ Söz ve ifade özgürlüğünden bahsedip herkese bu değerlerle ilgili ders vermek isteği ve iddiasında olan Fransa Parlamentosu bu rezalete imza atmak üzeredir! Bir anlık bu yasa tasarısının kabul edilince neler yaşanacak diye düşünelim: Yasa tasarısı kabul edilirse, sözde Ermeni soykırımını inkar edenler-tarihçiler, gazeteciler, araştırmacılar ve vatandaşlarla ilgili soruşturma açılacak. Peki, Fransa’nın bahsettiği demokrasi, ifade özgürlüğü, objektif tarih yazmak gibi değerler nasıl olacak?

Fransa vatandaşı olan ve milletinin tarihte hiçbir zaman soykırım yapmadığını çok iyi bilen Türkler de “Ermeni Soykırımı”nı inkar ederlerse, onların hakkında da dava açılacak. Bu o demek ki, bu ülkede yaşayan 450 bin Türk, ya bu karara destekleyen Fransız parlamenterlerin Türk milletine attığı iftirayla barışarak bu ülkede acılar içinde yaşamalı, ya da Fransa'yı terk etmeliler... Fransa'nın insan haklarına verdiği değer ve gösterdiği tutum bu mu?"

Milletvekili, yasa tasarısı kabul edilirse Fransa ve Fransız parlamenterler hangi hakla ifade, fikir özgürlüğünden, insan haklarından konuşacaklar diye sordu?

Milletvekili, "Ama konuşacaklar. Bu Hocalı soykırımı değil ki, seslerini çıkarmasınlar... Fransa Parlamentosu'nda yaşananlar en yumuşak tabiriyle, sahtekarlık, ikiyüzlülük, adaletsizlik ve çifte standartlar olarak adlandırılabilir. Her şeyden önce parlamento tarih enstitüsü değildir. Bu gibi iddiaları parlamento değil, tarihçiler inceleyip değerlendirmelidir. Ama Fransa'da ve bazı ülkelerde sözde Ermeni Soykırımını tarihçiler değil, siyasetçiler araştırarak değer veriyor. Çünkü iddialarını tarihçilerin araştırması halinde, gerçeklerin ortaya çıkacağını biliyorlar. Acaba, hatta babalarının da görmedikleri 100 yıl önce gerçekleştiğini iddia ettikleri olayı araştıran Fransız parlamenterler neden 19 yıl önce Ermenistan tarafından Azerbaycanlılara karşı yapılmış Hocalı soykırımını görmek istemiyorlar? Neden Hocalı Soykırımının görüntüleri olmasına rağmen bu soykırım hakkında konuşmak, onu yapanları kınamak, lanetlemek istemiyorlar?" diye belirtti.

"Fransa adalet görmek istiyorsa düşmanlığa son vererek bundan ders almalıdır!Asıl ikiyüzlülük, adaletsizlik ve çifte standart budur! Fransa milletvekillerine kimse Türkiye tarihini incelemek ve değerlendirmek yetkisi vermedi. Fransa Dağlık Karabağ sorununu ile ilgili arabulucu olan AGİT Minsk Grubunun Eş başkanıdır. 15 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Fransa bu yönde hiçbir çalışma yapmadı..."

Milletvekili ayrıca Fransa Parlamentosu’nda yaşananlar sadece kardeş Türkiye'yi değil, Azerbaycan'ı ve Azerbaycanlıları rahatsız ediyor: "Tabii, Azerbaycan'da herkes Fransa Parlamentosu’nda yaşananla itiraz ediyor. Azerbaycanlılar Fransa'nın Dağlık Karabağ sorununun çözülmesinde ciddi rol oynamamasından, Ermeni politikasından, Ermenistan'ın işgaline verdiği desteğinden artık çok yorumlu. Biz demokrasiye, insan haklarına, adalete değer veren Türk milleti olarak milletimize atılan bu iftiralara tahammül edemeyiz! Yaşananlar bir soruyu da cevapsız koyuyor. Ermeni diasporası gerçekten mi Fransa`nın politikasını istediği gibi değişerek parlamentoda bu ülkenin çıkarlarını tehdit eden kanunlar bile kabul ettirebiliyor. Yoksa, bu oyunlar iktidar mücadelesinde Fransa'da yaşayan 380 bin Ermeni'nin oyunu kazanmak için midir? Ya da Nicolas Sarkozy`nin `kız kardeşlerinin` `namusunu`mu korumaya çalışıyor?" diye, milletvekili vurguladı.

G. Paşayeva sonunda Fransa'da yaşayan tüm Türk kökenli insanları ayağa kalkması için seslendi. "Eğer Fransa böyle bir yasayı, kararı kabul ederse, Türkiye ile beraber Azerbaycan'ı da kaybedeceğini altını çiziyorum."

A.İ-C.S.-A.Z.-F.V
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #2 : 23 Ocak 2012, 14:27:54 »

Bu da Yeniçağ gazetesinde Selcen Taşçı'nın Türkiye gazetesinde Azerbaycan hakkında ''Gardaş Gazığı'' Başlıklı habere verilen cevabıdır.

Atalarımızın bir bildiği varmış demek ki!

Adı Türkiye olan gazete manşet atmış:
Gardaş Gazığı!
Habere göre;
Türkiye en zor günlerinde  “kardeşliğin” gereğini yerine getiriyormuş ama Bakü yönetimi Ankara’yı yalnız bırakıyormuş...
Aliyev, özellikle son iki yılda Ankara’ya karşı adeta soğuk savaş başlatmış...
İşi Bakü’de Türk Şehitliği’ndeki bayrakları indirtecek kadar ileri götürmüş...
Şimdi de Ermeni iddialarını destekleyen Fransızların yanındaymış!
Ermeni oyunları hükümete yakınlığı ile bilinen gazetelerde küçük puntolarla geçiştiriliyormuş...
Son olarak da Azerbaycan, doğal gaz zammıyla Türkiye’ye milyonlarca dolar zarar vermiş...

***

İyi de bu baştan sona çarpıtma, yönlendirme dolu haberi, bu zihin bulandırma, bilgi kirletme metnini okuyanlar sormayacak mı:
Türkiye’ninki nasıl bir “kardeşlik” tir ki, Azerbaycan topraklarında hâlâ işgalci konumunda olan Ermenistan’ı tanımaması gerekirken tuttu “açılım” başlattı!
 “Karabağ’dan çık” diye dayatması gerekirken, tuttu sınır kapılarını açmaya kalkıştı!
Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, Hocalı’da Azerbaycan Türkleri’nin bedenlerinden ayırdıkları kafalarını “top” olarak kullanan katliamcı Ermenilerin elebaşlarından Sarkisyan’la “toplu diplomasi”ye girişti; yan yana, güle oynaya futbol maçı izledi!
Azerbaycan indirdiyse, Türk bayraklarını keyfinden mi indirdi; Bursa Atatürk Stadı’nda Ermeniler incinmesin diye Azerbaycan bayraklarını toplatıp çöpe atan kimdi! Türkiye şükretsin ki Azerbaycan aynı karşılığı vermedi, sitemle yetindi!
Türkiye’nin başına bela olacak hemen her konu başlığında senin temsilcilerin AB’ye yaltaklanma peşindeyken salonları terk edenler Azerbaycanlı parlamenterlerdi!
Nasıl Azerbaycan, Ermeni iddialarını destekleyen Fransa’nın yanında olurmuş; senin geri çektiğin büyükelçin başı eğik halde Paris’e dönmüşken bu hesap sorma hali komik değil mi? Hem Ermeni lobisinin beşiği ABD’nin “Orta Doğu ileri karakolu” Türkiye değil mi? Türkiye, Ermenilerin Azerbaycan Türklerine uyguladığı soykırımı tanımayan Batılı devletlerin tamamıyla al takke ver külah halde değil mi?
Azerbaycan gazeteleri Ermeni oyunlarını küçük puntolarla geçiştiriyormuş; adama söyleyene bak demezler mi!
Hangi Türk gazetesi Ermeni iddialarına karşı duruş sergileyebildi! Kendi ağızlarıyla söylüyorlar “hepsi Ermeni” değil mi! Ermeni iddialarını çürüten yazılar yazdık diye bizi “nefret suçu” işlemekle itham edip, hedef gösteren kimdi? Azerbaycan gazeteleri mi?

***

Ne diyeyim; varmış demek ki atalarımızın bir bildiği...
Malum Türkler’de gelenektir, kişi “marifetine göre” isimlendirilir. Doğumdan sonra verilen ad geçicidir, asıl olan kişinin gösterdiği yararlılığa göre hak ettiği isimdir!
Bu gazeteyi çıkaranlar da iyi güzel doğumunda “Türkiye”  demişler ama artık büyüdüğüne “kim adına kahramanlık yaptığı” görüldüğüne göre, “ad töreni”nin vakti geldi bence...
Okuyucuya soralım:
Kardeşi kardeşe düşürenin adı “Türkiye” olamayacağına göre, ne olmalı sizce?

 



 

Dilinizi eşek arısı soksun emi!
Kanal D Ana Haber Bülteni...
Avrupa’da yaşayan Türklerin, Fransa’nın  “Ermeni iddialarını inkarı suç sayan” yasa tasarısını protesto etmek için Paris’te yaptıkları eylemin görüntüleri geliyor ekrana. Seslendirmeyi yapan kızın ağzından şöyle bir cümle çıkıyor bir ara:
“Azeriler de Türkler’e destek verdi.” Hay senin o dilini eşek arısı soksun emi! “Azeri” dediğin Türk değil mi?
Stalin bile o kadar kimliksizleştirmeye çalıştı da  “Türk değil”ler tezini ispatlayamayınca,  “Türkleştiler” deyip suyu bulandırmadan “soy-sop” mevzunu kapatmaya girişti.
Ya Kanal D’ye ne demeli? Onca baskıya, zulme, sürgüne, hücreye, işkenceye, idam tehdidine rağmen “Türklüğü” bir şuura dönüştüren şairler, yazarlar, sanatçılar, hatipler yetiştiren Azerbaycan Türkleri’ne en büyük hakareti etti! Tesellim o ki “Bir kere kalkan bayrak, bir daha inmez”  deyip Türk Milleti’nin içindeki bağımsızlık ateşinin harlanmasını sağlayan Mehmet Emin Resulzade, Atatürk’ü “idol”  olarak gören ve her fırsatta  “tek millet” olduğumuzu söyleyen Ebulfez Elçibey görmedi bu günleri!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #3 : 23 Ocak 2012, 14:30:14 »

Mehmet Ali Birand’ın Saçmalıkları!

Mehmet Ali Birand günün en flaş haberini Türkiye kamuoyu ile paylaştı ve yine bombayı patlattı.

Daha önceleri de bu tür flaş haberleri vererek ‘olağanüstü gazetecilik yeteneğini’ kanıtlamıştı. Nedendir bilemem ama Birand’ın hobisi Türk kamuoyuna Azerbaycan ile ilgili yanlış haberler vermektir. Bunun için ağalarından aldığı ödülü de yeterince hak etmektedir. Birand Hürriyet gazetesinin 2 Nisan 2010 tarihli sayısında Azerbaycan ile ilgili oldukça yanlış bir bilgi vermişti. Buna karşılık gereken cevabı aldığını zannedemiyordum (Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.atsam.org/region-dovletleri/azerbaycan/293-mehmet-ali-biranda-acik-mektup.html
). Ama görünen şudur ki, Birand yine de saçmalıklarına son hızla devam etmektedir. Birand ‘Türkiye’deki, 70 bin Ermeni’yi vatandaş yapın’ adlı yorumunda bu ülkede kaçak olarak yaşayan ve çalışan 70 bin Ermeni’ye vatandaşlık verilmesi gibi saçmalıklara devam ederek diyor ki ‘Azeri dostlarımızın uğruna geri adım attık. Eğer Türkiye, dört bir cephede savaşmak, batı ile arasına bir set çekmek istemiyorsa, eninde sonunda bu protokollerin tekrar canlandırılmasından başka bir çıkış yolu görülmüyor.’

Bırand’ın saçma iddialarına göre;

-1965’te Ermenistan’da resmi olarak sözde Ermeni soykırımı anılmasından, Urugvay’ın (20 Nisan 1956), Kıbrıs Rum Yönetimi (1982), Avrupa Parlamentosu (1987), Arjantin (1993), Rusya Federasyonu (1995), Kanada (1996), Yunanistan (1996), Lübnan (1997), Belçika (1998), Fransa (2001), İsveç (2000), İtalya (2000), İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Almanya (2005), Venezuela (2005), Litvanya (2005), Şili (2007), ABD’nin 40 eyaletinin sözde Ermeni soykırımını tanımasından, Türkiye’nin Yunanistan ile sorunlarından, ASALA ve PKK terör örgütünün silahlı saldırılarından, AB’ye yarım yüzyıldır tam üye olamamasından, İsrail ile son zamanlarda ilişkilerinin bozulmasından ve daha nelerden Azerbaycan sorumludur.

Türkiye-Ermenistan arasında sorun Azerbaycan faktörüne indirgenmeyecek kadar karmaşık bir niteliğe sahiptir.

Birand neden Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan ‘Batı topraklarımızı Ağrı Dağı’yla birlikte geri alabilecek miyiz’ sorusunu ‘Bu sizin neslinize bağlı. Mesela benim nesil üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirdi... Her neslin bir görevi vardır. Siz de ileride bizim gibi görevinizi yerine getirip getirmeyeceğiniz birlik ve beraberliğinize bağlıdır. Biz Ermeni ulusu her zaman Anka kuşu gibi küllerden dirilmeyi başarmışızdır’ şeklinde yanıtlarken sessiz kaldı? Neden Sarkisyan ‘Er veya geç kendisini Avrupa devleti olarak gören Türkiye’nin de zihnen Avrupa’ya ait olan bir resmisi olacak ve Çiçernakabert’te baş eğecek. Bunu önceden yapsalar iyi olurdu. Ama bu Türk halkının işidir. Biz hiç bir şeye mecbur etmiyoruz. Villi Brand’ın yaptığı gibi onlar da bunu Türk halkı için yapmalıdır.’ diyerek Türk devletinin onurunu alay konusu ederken gereken cevabı vermedi?

Birand’ın gazetecilik felsefesinin temelini Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını tehdit eden konuları ustaca kelime oyunları ile bu ülkenin aleyhine çevirmektir, kamu oyunda teslimiyetçi psikolojiyi yerleştirilmektir.

Birand, neden Azerbaycan’ın son zamanlarda PETKİM’le işbirliği çerçevesinde Türkiye ekonomisine 5 milyar dolardan çok yatırım yaptığını görmüyor? Haber kaynakları bu konuda bilgi vermiyorsa bile bir gazeteci olarak güncel haberleri de mi okumuyor?

Mütareke basın temsilcilerinin önünde gelen Birand’ın yazılarını okuyan aklıselim tüm okuyucuların kendisinin hangi güçlere hizmet ettiğini anlaması zor değildir. Ama ne var ki Türk medyasında daha nice Birand’lar ulusal güvenliği, milli menfaatleri, milletin ve devletin çıkarlarını görmezden gelmektedirler. 301. yasaya göre bir kaşık suda tufanlar koparan mütareke basını Fransa Parlamentosu’nun sözde Ermeni soykırımını inkar yasa tasarısını kabul etmesinde Fransa’dan daha çok Türkiye’yi suçluyorlar. Türkiye son zamanlarda aynen Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşanan bir durumla karşı karşıyadır. Tek farkı var. Kurtuluş Savaşı yıllarında düşmanla mücadele edecek güçler ve bu güçleri örgütleyecek Mustafa Kemal Atatürk vardı.

Birand’ın saçmalıklarının ardı arası kesilmiyor ve muhtemelen bundan sonra da Azerbaycan ile ilgili bu tür ‘flaş haberler’ vererek Türk kamuoyunu yanlış bilgilendirecektir.

Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı
F.V
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #4 : 23 Ocak 2012, 14:33:17 »

Türk Medyasının nasıl bir çizgide olduğunu anlatan bir yazı.

Sarkisyan’ın Küstahlığı

Türkiye medyasını anlamak oldukça zordur. Dünyanın dört bir tarafından çeşitli haberler verseler de, hemen yanı başlarında olan Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik küstahça açıklamalarını Sağır Sultan duysa da, Türkiye medyası duymuyor veya duymak istemiyor.

Görünen o ki Türkiye medyası son 20 yılda Türkiye’ye meydan okuyan, sözde Ermeni soykırımı propagandasına hızla devam eden, toprak ve tazminat talebinde bulunan Ermenistan’ın küstahça davranışlarını gündeme getirmeyerek Türk kamuoyunu uyutmaya çalışmaktadır. Bunun bilinçli şekilde yapıldığından hiç şüpheniz olmasın.

25.07.2011 tarihinde Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan açıkça Türkiye’ye yönelik toprak talebinde bulunduğunda bu haber Hürriyet’te yer almış daha sonra ise tekzip edilmiştir. Sakisyan’ın öğrenci Grigor Ambarsumyan’ın sorusuna verdiği yanıtı görmek için Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://president.am/events/visits/rus/?visits=2&id=290
adresine tıklamanız yeterlidir. Tekzip edilecek ne vardı anlamadım. Türk medyasında konuyla ilgili özürler yer alırken adı geçen adres çubuğunda Sarkisyan’ın ifadeleri halen yer almaktadır.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy’nin ifadesiyle Fransa’nın kız kardeşi olan Ermenistan Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı Sarkisyan son Fransa ziyareti zamanı 7 Aralıkta Marsel Belediye Başkanı Jean Claude Goden ile görüşmesinde Türkiye’ye yönelik yeni suçlamalarda bulunmuş ve Türkleri aşağılamıştır. Büyük Türk medyası yine de bu konuyu gündeme getirmedi, getirmeyecektir de...

Sarkisyan Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımını tanıması konusunda görüşlerini ‘Büyük soykırım faciasını inkar eden güçler bizi bu tarafa yönlendirmeye çalışsalar da, biz ne nefret ne de intikam propagandası yapmıyoruz. Onlar sadece bizi gerektiği kadar önemsemiyorlar. Biz büyük soykırımı yaşayacak kadar güçlü olduk ve bizim adaleti talep etmeye yeteri kadar gücümüz vardır. Bizim dedelerimizin kendi vatanlarında yok edilmesinden sonra Ermenilerin soykırımının son merhalesi ise bu korkunç facianın hafızalardan silinmesidir. Biz buna hiç bir zaman müsaade etmeyeceğiz... Biz eminiz ki Türkiye tövbe etmelidir. Bu ne önceden ileri sürülen şarttır ne de, intikama yönelmiş bir adımdır. Türkiye kendi tarihi ile yüz yüze durmalıdır. Türkiye resmileri ne zamansa kendilerinde güç bularak Ermenilerin soykırımına yönelik yaklaşımlarını yeniden değerlendirilmelidir. Bizim yaklaşımımız değişmemiştir ve doğrudur: biz Türkiye ile komşu devlet gibi normal ilişkilere hazırız... Bu tür komşu devletlere örnek olarak Polonya ve Almanya’yı gösterebiliriz. Almanya Kansleri Villi Brandt kendi devletinin suçunu idrak ederek Varşova’nın gettosunda dizleri üzerine çöktü. Er veya geç kendisini Avrupa devleti olarak gören Türkiye’nin de zihnen Avrupa’ya ait olan bir resmisi olacak ve Çiçernakabert’te baş eğecek. Bunu biran önce yapsalar iyi olur. Ama bu Türk halkının bileceği iştir. Biz hiç bir şeye mecbur etmiyoruz. Villi Brandt’ın yaptığı gibi onlar da bunu Türk halkı için yapmalıdır.’ şeklinde açıklamıştır (Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.regnum.ru/news/fd-abroad/armenia/1477162.html
).

Edepsizliğin, düşmanlığın, geri zekalılığın bu kadarı da olmaz! Görünen o ki Sarkisyan geçtiğimiz aylarda Türkiye’den toprak talebinden sonra karşı tarafın sert açıklamaları ile karşılaşmadığı için meydanı boş görerek sağa sola at koşuşturmaktadır. Kimin kimden özür dilemesi, baş eğmesi ciddi şekilde müzakere edilmesi gerekirken, Türk Hükümeti yine de sessiz kalmaktadır. Medya da bu açıklamayı gündeme getirmemiştir. Azerbaycan ve Türkiye arasında yaşanan en küçük anlaşmazlığı büyüterek Türkiye ve Azerbaycan kamuoyunun resmen gözüne sokmaya çalışan Türkiye medyasının sağırlığı halen devam etmektedir.

Sarkisyan Hocalı soykırımından sorumludur... Dedeleri geçen yüzyılın başlarında Azerbaycan`da ve Anadolu`da Türklere karşı yapmış oldukları soykırımdan sorumludur. Ermenistan’ın birinci ve ikinci devlet başkanları Levon Ter-Petrosyan ve Robert Koçaryan Dağlık Karabağ Savaşı’nda 35 bin Azerbaycan Türkünün öldürülmesinden, yaklaşık bir milyon kişinin kendi vatanlarında mülteci durumuna düşmelerinden sorumludur.

Ermenistan devleti ve Ermeni halkı Nemesis ve ASALA terör örgütünün onlarca Türk diplomatının öldürülmesinden sorumludur. Ermenistan devleti bölge ve uluslararası güvenliği tehdit etmekten sorumludur; teröre destek veren İran ile işbirliğinden sorumludur.

Ancak hiç bir devlet bu gerçekleri Ermenistan’a hatırlatarak ilahi adaletin tecelli etmesine yardımcı olmuyor. Tam tersi bu ülkeye gösterdikleri siyasi, ekonomik, askeri ve manevi yardımlarla Ermenistan’ın boğazına tasma takarak Türk dünyasına doğru kışkırtmaktadırlar.

Muhtemelen Türk Hükümeti’nden gerekli cevabı almayan Sarkisyan bundan sonra da bu tür soykırım hastası psikolojisi ile saçmalamaya devam edecektir.

Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı

F.V
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #5 : 23 Ocak 2012, 14:45:58 »

Bu haber daha önce verilmişti ama konuyla alakalı olduğu için konuyu pekiştirmek adına buraya da ekliyorum.


Atambayev: “Ulu Türk kağanlığını kuramasak bile en azından kuvvetli bir Türk birliğini yapmalıyız.


Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, “Ulu Türk kağanlığını kuramasak bile en azından kuvvetli bir Türk birliğini yapmalıyız. Ancak bunun için sadece Türkiye'nin değil, diğer Türk Cumhuriyetlerinin de sağlam ve ayakta durması lazım” dedi.


Atambayev, TBMM Genel Kuruluna Türkiye Türkçesi ile hitap etti. Bir kabristanda, birbirlerine sırtını dayayarak düşmanlarına ok atan iki Türk askerinin taşın üzerine çizilmiş resimlerinin bulunduğunu ifade eden Atambayev, “İşte buna arkadaşların dayanışması denir. İşte bu anlayış ile ulu Türk kağanlığı kurulmuş ve 200 sene ayakta kalmayı başarmıştır. Türk Türk'ü sırtından vurmaya başladığında o devlet yıkılmıştır. Türk kağanlığının sınırları, Çin Seddinden Karadeniz'e kadar uzanıyordu. Türkler Orta Asya'yı fethedişlerinin ardından orada kaldılar ve orayı korudular” dedi.


“Geçmişe tabanca ile ateş edersen, gelecek sana top ile ateş eder” diyen Atambayev, geçmişin korunması gerektiğini ifade etti.Kırgız askerlerinin, kuşatma sırasında İznik şehrinin kapılarını hiç kimseye açmadığını belirten Atambayev, “Orhan Gazi'nin onbinlerce askeri şehit düşmüştü ancak Orhan Gazi sadece Kırgız askerleri için türbe inşa ettirmişti” dedi. Atambayev, düşman orduları 1919'da Anadolu'yu işgal ettiğinde başta Kırgızlar olmak üzere diğer Orta Asya halklarının yardım ettiklerini ve 10 milyon altın topladıklarını bildirdi.



Atambayev, Türkiye'nin Türk halkları için kutup yıldızı olduğunu söyledi. Atambayev, “Arap baharının” Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in dediği gibi aslında 2010 yılı nisan ayında ülkesinde başladığını belirterek, Rusya'nın Kırgızistan'ın stratejik ortaklardan birisi olduğunu belirtti.Köleliğin ölümden beter olduğunu, Türkler için cehennem olduğunu ifade eden Atambayev, Kırgızların Türk halklarının en eskisi olduğunu belirtti. “Türkiye bizim Anavatanımızdır” diyen Atambayev, “Ancak dostlarım şunları bilelim: Anadolu'ya gelmek üzere atalarımızın yola çıktıkları bir yer var, atalarımız nereden geldi? O da atavatandır, Kırgızistan'dır. Türkiye için bu topraklarda şehit olan atalarımızı unutmayız” dedi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
AYŞEGÜL
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 39


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ!


« Yanıtla #6 : 23 Ocak 2012, 15:19:32 »

 Bir sayın Atambayev e bakın bir de bizim söz de başbakınımız r.t.e. ye. Kırgızistan Cumhurbaşkanı gibi güzel insanları gördükçe geleceğe dair umutlarım daha da yeşeriyor. İyi ki de Turancılık denilen ülküden haberim olmuş diyorum. Geleceğe dair de tatlı bir heyecan başlıyor. Gerçekten de Türk sırtını Türk ten başkasına dayamasaydı bileğini kimse bükemeyecekti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sucitay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 105



« Yanıtla #7 : 23 Ocak 2012, 15:51:39 »

Lütfen yüzünüzü gizleyiniz, sevgili yoldaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ne mutlu TÜRK doğana!
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.162



« Yanıtla #8 : 23 Ocak 2012, 17:50:18 »

 Bizim saygıdeğer! hükümetimiz ne yapar, gider hala arapın k.çına yamanmaya çalışır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
AYŞEGÜL
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 39


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ!


« Yanıtla #9 : 25 Ocak 2012, 20:38:08 »

Lütfen yüzünüzü gizleyiniz, sevgili yoldaşım.
Affedersiniz, iletinizi yeni gördüm. Bana hitaben yazdınız sanırsam, eğer forumda böyle bir zorunluluk varsa değiştiririm resmi, kurallara uyarım ama sadece tedbir amaçlıysa merak etmeyin yoldaşım, başımıza bir şey gelmez. Gelecekse de Türklükten gelsin, şeref duyarım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.08 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.