TESLİMİYETÇİLİK ÇÖZÜM DİYE SUNULURSA…!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Kasım 2019, 05:44:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TESLİMİYETÇİLİK ÇÖZÜM DİYE SUNULURSA…!  (Okunma Sayısı 2093 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Horasanlı Türk
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 49



« : 10 Aralık 2009, 00:00:43 »

TESLİMİYETÇİLİK ÇÖZÜM DİYE SUNULURSA…! -1

Yaklaşık 30 yıldır memleketimin kanını akıtan PKK terörüne ne yazık ki, devlet çare bulamıyor, Askeri çözümler ise bürokratik engellere takılıyor… Terörün bürokrasi ile ilgisini hiç kimse anlayamaz, devlet bile anlamış değil. Korkarım kafa yormazsa, korkudan uzaklaşmazsa, Askeri çözüm önerilerine yürekten destek vermezse  ebediyen de anlayamayacak. Terörün bitiminde yalnız Askeri değil, siyasi çözüm de şarttır fakat devlet, bunu Askeri müdâhalelere göre şekillendirmelidir.
Akla gelen soru; “Asker mi siyaseti yönetiyor, devlet mi askeri…?” olabilir…
Tabi ki, devlet fakat ortada ciddi bir tehlike varsa ve çözümsüzlük halini almışsa, terörü meşrulaştırmak için türlü yöntemler uygulanıyorsa, mecliste doğru düzgün Türkçe bile konuşulmuyorken, sözde dil sayılan Kürtçe konuşulabiliyorsa, özerklik, toprak istemi sakız gibi ağızda dolaşıyorsa ve devlet buna engel olamıyorsa Askerin çözüm önerilerine kattiyen kulak asmalı…!

Yoksa, devleti yönetenler mi bu durumlara çanak tutmakta…?


Bundan 10 yıl öncesine kadar PKK teröründen doğuda yaşayan vatandaşlarımız bile rahatsızken, kaçarken, bu kadar kısa süre içerisinde devletin hiçbir müdâhalede bulunmaması sonucu PKK rahatça yaymacılığını (Propaganda) yapıp, doğuda yaşayan vatandaşlarımızın da beynini yıkadı ve bugünkü hallere ulaştı.
Bebek katilinin salıverilme isteminde bulunulması, PKK’nın siyasi irade olarak tanımlanması ve kabul edilmesi gerektiği istemi, özerklik, ana dilde eğitim ve nice sözleri dile getiren bir sözde siyasi fırka ile iş birliği yapıp, sözlerini onaylar derecede memleketi idare edenlerin ses etmemesi kime hizmettir?
Ayrıca, bunu yalnızca İktidar fırka değil, muhalafet fırka başkanları da yapıyor!
Geçmişte de, asla kabul edilmeyecek sözleri, devinimleri bu memleket yaşadığı, duyduğu halde, önlemlerini alıp, gerekliliklerini devletin, milletin bekaası, ülkede birlik ve beraberlik adına  yerine getirilmişti…  
Ya bugün, neden sessiz kalınıyor ?


Bu  sorunun yanıtını gündemi tâkip eden herkes rahatça bulabilir.

Cumhuriyet idaresinde, devletin uygulamasını istediği politikalarda yerine getirilmesindeki en büyük etken güç, Aydınların ve Milletin sözleri, istemleridir fakat 60 yıldır bu durumdan mahrumuz… Bu durumda ayrı bir konu doğuruyor…
Son zamanlarda sözde Aydın takımının sözleri dikkate alınması, Ermeni ve Kürt sorunu açılımları, çözüm önerileri Türkiye Cumhuriyetine fayda sağlamadığı gibi zarara uğratmaktadır ki, ilk cümlemiz bu durumu bağlamaz…. Ermenilerden özür girişimi sonrası yaşadıklarımız malumunuz; kimi yayın istedi, kimi eğitim istedi, kimi de toprak…


Dünya ülkelerinin bugünkü en büyük ve etkin sonuç veren savaşı, topsuz tüfeksiz yürütülen Ruh bilimsel savaştır.
Bu söz ağzımızda sakız olmasına rağmen yine de çoğu kişiye bir anlam ifade etmiyor ki, üzerinde ruh bilimsel savaşın yürütüldüğü ülkeye hizmet yerine, hezimete uğratma girişimlerine destek olacak fikir ve uygulamalara imza atmakta. Bizler de tekrar tekrar yineleyip durmaktayız.

Günümüzde ise asıl acı olay “içimizden biri” dediğimiz kişilerin PKK terörüne çözüm niyetiyle “birkaç il verip kurtulalım…” sözlerinden ziyâde felâket tellallığı da yaparak ileride, şu kadar yıl sonra şöyle olacak, böyle olacak, Kürtlere il verilecek, ana dilde eğitim, özerklik vs. diye sözde toplum bilimciliği yapmakta ama yapılan iş, bir falcının yaptığından farksız…Memlekete sahip çıkmak varken, doğru dürüst çözüm aramak, sunmak varken bu tellallık, teslimiyetçi girişimler nerden akıllarına gelir bilinmez.

Günümüzden daha da kötü şartlarda olan yıllarda, Vatan’ı için şair “Yeis yok!” deyip milleti uyandırmıştı;

"Devlet batacak!" çığlığı beyninde öter de,
Millette bekâ hissi ezilmez mi ki? Nerde!
 
"Devlet batacak!" İşte bu öldürdü şebâbı;
Git yokla da bak var mı kımıldanmaya tâbı?
 
Âfâkına yüklense de binlerce mehâlik,
Batmazdı, hayır batmadı, hem batmayacaktır…”

Diyerek ısrarla amacına ulaşmak için şebâbı yani gençliği de uyandıracak sözleri haykırmaya devam ediyordu;

“Sahipsiz vatan’ın batması hak’tır
Sen sahip çıkarsan bu Vatan batmayacaktır!”


Bugünlerde sorunlara çözüm ve milleti uyandırma anlayışı da değişmiş görülüyor. Dilin, toprağın, mazinin önemini gün geçtikçe yitirdiğimiz yetmiyor gibi, yitirilmesine de olanak sağlayan sözleri ulu orta dile getirmelerin yanlış olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum…
Bizim de söylemek istediğimiz sözler var ama söylemiyoruz!

Kısacası; Teslimiyetçilik çözüm diye sunulursa, korkarım ki, çözüm önerileri diye yazılıp çizilenler bir gün bu sayede gerçekleşecek!

Millet’in kara habere, teslimiyetçiliğe değil, toprağın, tarihin, dilin kısacası tüm milli değerlerin öneminin bilincine varmaya, vardırılmaya ihtiyacı vardır ama evvelâ
Feyz aldığımız muhteşem Türk Mustafa Kemâl Atatürk’ün, o toprakları ileri de başınız sıkıştığında verirsiniz diye bırakmadığının bilincine varmak gerekli!!!

“Hey arkadaş, sapıtmışın, doğru yola gir;
Hakkı neyse ver maziyle kara toprağın…
Onlar değil efsaneyle cansız bir yığın!

Bu ikisi ebediyen kutlanacaktır…
Ve bunları inkar eden, bil ki alçaktır!”



TÜRK’ÇE

[/b][/b]
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.089 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.05s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.