TAYYİP'İN MASKESİ DÜŞTÜ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 14:46:08


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TAYYİP'İN MASKESİ DÜŞTÜ  (Okunma Sayısı 2709 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt 147
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 49


varlığım TÜRK varlığına armağan olsun.


« : 19 Ocak 2011, 00:45:28 »

Nihayet… Erdoğan-AKP-Cemaat iktidarı’nın çok yanlış, çok da kasıtlı politikası, bu iktidarın yöneticileri tarafından son günlerde söylenen deli saçması sözler, yüzlerindeki sahte demokrasi maskesini düşürdü. Bir de ne görelim? 

            O maskenin altında Taliban’ın yüzü sırıtıyor! 

            Sekiz yıldır amaçlarını gizleyerek ahaliyi kandıran yolsuzluk ustalarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin başına Taliban bağnazlığının karabasanını dolama hevesleri meydana çıkmıştır. Demek ki demokrasi laflarının, Avrupa Birliği’ne ha girdik ha giriyoruz diye ahaliyi kandırmalarının asıl amacı, ülkede Taliban yönetiminin yolunu açmaktı. 

            Bu amaçları için yalancı gözyaşları bile döktüler; hala da ahalinin dini ve milliyetçi inançlarını istismar ederek yalandan ağlıyorlar. Hem kel, hem fodullar. 

            Demek ki despot Recep Tayyip Erdoğan’ın vaktiyle ağzından çıkan demokrasi bir tramvaydır, istediğimiz durağa vardığımız anda o durakta demokrasi tramvayından ineriz mealindeki sözü boşuna söylenmemişti. Erdoğan’ın Milli Görüş hakkındaki, “Biz o gömleği çıkardık” sözünün de beş paralık bir değeri olmadığı böylece anlaşılmış oldu. 

            Artık bunların yalanlarına, ağlama artistliklerine kanmayınız. 

            Demokratız diyorlar, anlamak ve öğrenmek istemedikleri demokrasinin beline bağnazlığın baltasını indiriyorlar. Demokrasi, bireysel insan haklarına saygılı ahali yönetimidir. Demokratik yönetimde ahalinin yaşam tarzını düzenleme yetkisi yoktur. Gericinin, bağnazın inançları da vatandaşa zorla kabul ettirilemez. 

            Otokratik padişah hazretleri haşmetlu ve devletlu Taliban Tayyip’in, zulümkar, yolsuzluk, haksızlık iktidarı, ülkede demokrasiyi katletmiş, adalet, hak ve hukuku çiğnemiştir. İnsan haklarına, bireysel haklara, demokratik kurallara saygısızdır. Tehditle, şantajla, yalanla korku salarak, laiklik anlayışına bağlı kurumları susturmuştur. 

            Taliban iktidarından ne beklenirdi? Yalaka, sözde liberal yazarlar şaşkınlık içindeler; dilleri dolaştı, kalemleri sallanıyor. Bağnaz yönetimiyle ülkenin kökleşmiş laik inancını yıkmayı hedefleyen, vaktiyle Taliban lideri Gulbeddin Hikmetyar’ın dizinin dibinde oturup el pençe divan durarak nasihat dinleyen bir başkası değil, Recep Tayyip Erdoğan’dı. Bunu biliyorlardı ama, değiştim diyen Erdoğan’ın değiştiğine inanıyorlardı. 

            Sürpriz üstüne sürpriz yüzlerine çarptı. Kars’ta, İnsanlık Anıtı’nın karanlık Taliban kafasıyle yıkılmasını isteyenin gerçek yüzünü gördüler. Serbest bıraktıkları vahşetin temsilcileri Hizbullah katillerinin ortalıkta kahramanlar gibi dolaşmalarının, sonra kaybolmalarının ayıbını örtbas etmeye çalışırken, yüzükoyun şak diye yere düşenlerin hallerine şaşırdılar. Şimdiye kadar kafalarında gizlemeye çalıştıkları demokrasinin, insanlığın, özgür yaşamın düşmanları olan karanlığın heyulalarına uşaklık yaptıklarını anlayınca da kalemleri sarsıldı.           

            Yangının bacayı sarmakta olduğunu gören molla iktidarı yine yalana sarılıp, doğru olanı inkara başladı. Bu şaklabanlar iktidarının en son marifetleri, ülkenin nasıl bir İslami faşist yönetimine, nasıl bir bağnazlık baskı sistemine doğru yönetiliş hamlesine esir edildiğini gösterdi. İnsan haklarının, demokratik hakların yolsuzluk uzmanı molla düzeni tarafından ayaklar altında ezilmesi, ülkenin geleceği için hazırlanan komplonun son derecede önemli, son derecede vahim olduğunu da sergiledi. 

            Uyanma vaktidir. 

            Tunus, ülkemizdeki feci durumun aynasıdır. Bakın nasıl fokurdadı. Ailesiyle, yalakalarıyla soygunluk uzmanı diktatör Zeynel Abidin Bin Ali, maskesi düşünce yurt dışına kaçtı. Zeynel’in Yasemin adıyla bilinen karısı Leyla Trabelsi kadın kuvaförüydü. Şımardı, yolsuzluğa battı. Fransa’nın St.Tropez şehrinden uçakla tatlılar getirtti. Ahali aç ve işsiz, diktatörün ailesi vurdumduymaz, yolsuzluk içinde... olacağı buydu. 

            Ülkemizde ise, bir anıtın yıkılmasını isteyen, yolsuzluğun çirkefinde bocalayan despotun kafası Taliban kafasıdır. Tunus bir derstir, göreceksiniz, İsviçre bankalarında 8 gizli hesabı olduğu ABD kriptolarında açıklanan nemrut ders almayacak!           

            Taliban Tayyip, İslam ülkelerindeki tek laik cumhuriyete, Atatürk reformlarıyla doğru yolu bulan tek gelişmiş ülkeye, en son darbeleri vurmak için açıkça hamleye geçmiştir. Hizbullah canilerinin salıverilmeleri ve ortadan kaybolmaları örnektir.       
           Mersin’de Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’ndeki uygulamalar başka bir örnektir. Molla yönetmene göre, bu lisedeki kız ve erkek öğrenciler arasında en az 45 santimlik bir mesafe olacak… kız ve erkek öğrencilerin oturdukları sıralar tahta ile bölünecek… din derslerine önem verilecek… kız ve erkek öğrenciler okula ayrı kapıdan girecekler… ortak yemekhane olamaz, kız-erkek birlikte yemek yiyemez, yanyana oturamazlar. 

            Hoppala dedik. Din sömürücüsü aç gözlü zırdeliler, çağ dışı kafalarıyla, köhne inançlarıyla iktidar olunca ne beklenir? Lokantada içki servisini yasaklamaları, içki içilen yerde 24 yaşındaki genci dışarı atmaları beklenir. 

            Vatandaş 23 yaşında, evli, despotik padişahın emriyle 3 çocuk babası. İçki içebilir mi? Yasaktır, içemez. Karayollarının yanında, deniz kenarında içkili lokanta açacağım, ne buyrulur? Açamazsın, yasaktır! 

            Efes Pilsen Spor Klübü, bira firmasının adını kullanamaz. Ülkede eğitim sistemini berbat eden AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Efendi emretti: “Alkollu içecek adı taşıyan spor kulübü olamaz.”

            Ahalinin yaşam tarzını ayarlama ustalarından Hüseyin Çelik Efendi buyurmuş:“Ahaliyi alkolden koruyoruz.” Hadi oradan. Ahali sana, beni alkolden koru görevini mi verdi? Yoksa bu işi sen kendi görevin mi sandın? Vatandaşın özel hayatından sorumlu sen misin? Haddini bil. 

            Bu iktidar bir curcuna içinde. Hüseyin Çelik ahaliyi alkolden korurken, Taliban Tayyip Fethiye’de başka kaval çalmış: Biz kimsenin içkisine karışmadık, “aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar.” Olmadı. Bu meredi ya aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içmeye izin veriyorlar, ya da içme yasağı var. Üstelik Taliban Tayyip’in aksırıp tıksırmak sözüyle ne demek istediği belli değil mi? Padişah içkiyi yasakladı ama yine de içiyorlar!           

            Bu mollalar psikolog kadını, kısa etek giydi diye işinden attılar. Kısa etek yasaktır. Mütedeyyin vatandaş nikahlı karısının yanına üç adet kuma eklemiş iyi, kısa etek kötü diye kafa patlatan din sömürücüsü, “Muhteşem Yüzyıl“ dizisine de pek kızmış, tarihi gerçekleri görmek istemiyor. 

            Ukala din sömürücülerine göre Kanuni, “Muhteşem Yüzyıl” televizyon serisinde içki ve kadın düşkünü olarak gösterilmiş. Süleyman’ın haremde cariye Alexandra ile sevişmesini kendi görüşlerine uygun bulmamışlar. Hatta RTÜK, “tarihe mal olmuş bir şahsın mahremiyeti konusunda gerekli hassasiyet gösterilmediğini” belirterek, yayıncı kanal Show TV’ye uyarı cezası vermiş. İhlal olursa yayın durdurulacak! 

            Tarihe mal olmuş Kemal Atatürk’e deccal diyen o densizler siz değil misiniz? 

            Bir de duruma göre zurna çalan tarihçi sahneye çıktı. Neymiş, Osmanlı erkek hem karısını hem de cariyesini dudağından öpmezmiş. Bu adeti de Batıdan öğrenmişiz. Len, sizin işiniz gücünüz yok mudur? Vay size, vay vay sizin bulanık aklınıza! 

            Osmanlı devrinde saraylardaki, zengin evlerindeki haremler yalan mıydı? Doğan çocukların anaları genellikle Hıristiyan kadınlar değil miydi? Muhteşem Sultan Süleyman’ın anası Saliha Dilaşub Ahiyat-üs-şan Hazretleri’nin Katerina adında Sırp Ortodoks Hıristiyan asıllı olduğunu kim inkar edebilir? 

            Ya Kanuni Süleyman’ın sarayda çeşitli entrikalar çeviren karısı Hürrem Sultan namı diğer Roxelana? Hürrem, Alexandra Anastasia Lisowska, Ukranya’lı bir papazın kızıydı. Kırım Tatarları tarafından esir alınarak Kırım esir pazarında Süleyman’ın haremine satıldı: 

            Anası Katerina’nın, karısı Hürrem’in, cariyelerinin, din sömürücülerinin nemrut ağızlarıyla kafir dediği Hıristiyan kökenli olmaları, başka sultanlar gibi onun da şarap içmesi, Kanuni Süleyman’ın üstün liderliğine gölge düşürebilir mi? Breh cahiller! Şu ırkçılığın altını bi kazıyın bakalım, altından kimler çıkar.

Muammer KAYLAN/habergazete.com
(ALINTIDIR)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KAN KOKSUN BURAM BURAM. KAN, KAN, KAN...!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.