SORUN’A ÇÖZÜM’Ü DOĞRU YERDE ARAMAK VE VEHÂMETE KAPILANLAR!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 09:20:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: SORUN’A ÇÖZÜM’Ü DOĞRU YERDE ARAMAK VE VEHÂMETE KAPILANLAR!  (Okunma Sayısı 1635 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Horasanlı Türk
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 49



« : 10 Aralık 2009, 00:05:31 »

SORUN’A ÇÖZÜM’Ü DOĞRU YERDE ARAMAK VE VEHÂMETE KAPILANLAR!


Son zamanlarda terör örgütü pkk’nın meşrulaşmasına olanak sağlayan ve devletin bekâ hissinin yitirilmesine katkı sağlayacak çözüm önerileri ardı ardına gelmekte heyhat!
30.000 canımıza katleden pkk’ya “terör örgütüdür!” diyemeyen DTP’nin isteklerini sollayacak derecede sözde çözüm önerilerine şahit olmaktayız… Aslında çözüm diye sunulan ve adlandırılan önerilerin sevr’i tekrar hayata geçirmek amaçlı olduğunu anlamak zor değil…
Kimilerininde bilgisizce sundukları, isteyerek yahut istemeyerek yine aynı amaca doğru götüreceğini söylemek, aynı amaca ortak olacağını belirtmek üzerimize farz kılınmıştır…

Bu çözüm adı ile sunulanlardan vazgeçilmemesi durumunda sorunun daha da büyüceğine hiç şüphemiz yoktur. Bu nedenle bahsi geçen soruna ilk çözüm; Türkiye Cumhuriyeti topraklarını, dilini, tarihini, geleceğini kısacası Türkiye Cumhuriyeti’nin bütününü tehdit edecek çözüm önerilerinden derhâl vaxgeçilmelidir.

Türkiye’de terörün bitirilmesine dair yeni tespit ve çözüm önerilerinden önce, izlemler (Strateji) mevcuttur ve en önemlisi Askeri müdahâlelerdir fakat bugün tek başına kısa sürede etkili olamayacağının farkındayız. Bu nedenle siyasi müdahâlede şarttır.
1997-1998 yıllarında terör örgütü pkk’nın büyük ölçüde zarara uğradığı, bitme noktasına geldiği dönemlerdir. Bu dönemde Askerin etkin mücadelesine, iktidarın desteği siyasi müdahâle olarak değerlendirilebilir. Bu bir İzlem (Strateji) niteliğini taşır ve bugün tekrar uygulanmasında sakınca yoktur fakat mevcut iktidar, AB-D ‘den vazgeçmediği sürece, sırtını bir yerlere dayama gereksinimi duyduğu müddetçe bu iş imkânsız değildir ama zordur. Çünkü dış baskılar artacaktır, iktidarımızın AB gibi isteklerine tamamıyla red cevabı alacaktır ki, bu durum iktidara nota gibi gelir... Bugünkü iktidar, kendi düşüncelerine göre AB için çok yol katettiğini sanmaktadır AB ise, umut bağlayarak Türkiye’yi oyalayıp, bu esnada da isteklerini yerine getirtme ve Türkiye’nin elini zayıflatma çabasındadır…

Terör sorununa geri dönecek olursak, bugüne kadar gelen süreçte verilen tavizler, umursamazlıklar, en büyük nedendir.
Yeni çözüm önerilerinin Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir şekilde yaratılmasıda son derece önemlidir. Buna istinâden Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Kan Ve PKK” adlı makalelerinde kulak kabartılması gereken çözüm önerilerini ve uyarılarını dikkate almak gerek. Teröre karşı yapılacak olan ruh bilimsel (psikolojik) savaştan ziyâde devletin, teröre destek sunanlara yaptırımlarından, yine terör örgütünün, yandaşlarının, destekçilerinin ruh hali ve düşüncelerine kadar tahlilleri, aynı anda çözüm önerileri mevcut… Yanı sıra Prof. Dr Nadim Macit, Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu ve çeşitli günce, dergilerde okuduğum kişilerinde bu sorunlara dair makale ve söylemleride dikkate alınması gerekenler arasındadır…


Tüm izlemcilerin (Stratejist) çözüme yönelik beyân ettiği ortak fikirlerinden biri; terörle mücadele edilirken yenik düştüğümüz, istediklerini almaya ramak kaldı, ülke bölündü bölünecek, tüm birimleri aldılar gibi eziklik duygusuna kapılmamak ve bu tür sözlerin bizlere değil, karşımızdakine ödül niteliğinde olup, terörün şevkinin kırılması gerekirken bizlerin azmini kırar değerde olduğu gerçeğinden ötürüdür…
Bu ortak sözlerin çıkış nedeni ise, bu duyguya çoğunlukta olmasada, ileride ciddi boyutta tehdit oluşturabilecek sayıda kişilerin, bu düşüncelerinin altı çizilen nokta yönünde olma ihtimâli sebebi iledir… Vehamet duygusuna kapılanların günümüzde de örnekleri mevcuttur fakat yersiz olduğunu da belirtmek isteriz ama tedbiri de daima elden bırakmamak gerektiğini de ekleriz…
Türkler hiçbir zaman umut kaybeden, şevki kırılan olmamışlardır ki, sonucu istediğimiz gibi olmasada viyana’yı bir kez kuşatmış ama neticeyi alamadığımız gibi yılmadan bir kez daha o zorluğu göze alan bir milletiz. Daha da eskiden örnek gösterecek olursak; Çine yaptığımız sayısız akınlarımız, Çin seddine rağmen sürekli devam etmiştir ve Türklerin önemli kazanımları olmuştur. Tam netice alınmış bir sonuç istersek; İstanbul’da, viyana gibi defalarca kuşatılmış ama nihâyet alınmıştır. Son örnek ise, Muhteşem Türk Mustafa Kemâl Atatürk’ün önderliğinde yapılan Kurtuluş savaşı’dır. Kurtuluş savaşı başlamadan önceki durumlar malumunuz ama savaşın sonuncundaki neticelerde malumunuz…!
Bu başarının altında, eziklik değil, aksine daha da mücadele etme hissiyatı vardır…
Şevkimizi kırıcı değil, arttırıcı düşünceler, fikirler sunmalıyız. Aksi halde vehamete kapılanların, düşüncelerini şuursuzca dile getirenlerin aklından, dilinden dökülenlerin gerçekleşmesi halinde pay sahibi olduklarını bilmeleri gerekir!



TÜRK'ÇE
[/b]
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.