MUHAFAZAKÂR AB’CİLERE İSVİÇRE’DEN SELAM VAR!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Aralık 2019, 16:52:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MUHAFAZAKÂR AB’CİLERE İSVİÇRE’DEN SELAM VAR!  (Okunma Sayısı 1818 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Horasanlı Türk
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 49



« : 11 Aralık 2009, 22:54:21 »

MUHAFAZAKÂR AB’CİLERE İSVİÇRE’DEN SELAM VAR!


İsviçre’nin 22 Kasım günü, camilere “minare yasağı” getirilip, getirilmemesine ilişkin yaptığı halk oylamasında, halkın %57’si “Evet, minareler yasaklansın” diyerek tarihi bir karara imza attı ve dünya’da geniş bir yankı uyandırdı.
İsviçre’nin korkusu şüphesiz İsviçre’de bulunan 200 Cami’nin sadece 4 tanesinde bulunan minare değil elbette.Bazı yorumlarda sadece islâm karşıtlığından ve İslâmiyetin yayılmacı bir din oluşundan dolayı olduğu söylensede, İslâm karşıtlığından öte, yabancı kişi ve yabancı kültür düşmanlığınında payı olduğu düşünülmeli. Yapılan oylama neticesinde halkın %57’si bu kararın çıkmasını istiyorsa, Avrupa’da ciddi bir inanç ve kültür düşmanlığı vardır söylemlerimizi de kanıtlar bir durumdur.

Bu durum sadece İsviçre ile sınırlı kalmayıp, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Danirmka gibi AB ülkelerinde benzer düşünceler olduğunu dış basından biliyoruz ve düşmanlıklarını hayretle izliyoruz.

Almanya’da yapılan bir sormaca (anket) çalışmasında “minare yasağı”na katılanların sayısı %82 olarak belirlenmiştir. Yine Almanya’nın Die Welt güncesi (Gazete) yaptığı sormacada (anket) “ minare yasağı”na evet diyenlerin sayısı %86 olmuştur.  
Dediğimiz gibi, bunlar sadece bu iki ülke ile sınırlı kalmıyor; Hollandalı politikacı Geert Wilders, İsviçrenin yaptığı halk oylaması sonucunu “Harika” olarak değerlendirmesi.ve benzer bir oylamanın Hollanda’da yapılması ve hükümetin bu duruma yanaşması halinde bir yasa teklifi hazırlayacaklarını belirtmesi düşmanlıkların diğer bir kanıtıdır.
Bu kanıtlar saymakla bitmez; Yine Almanya’nın 3 milyon’a yakın yaşayan Türkler’in dillerini unutturacak eğitim dizgesi (sistem) ve Alman vatandaşlığına geçmek isteyenlere mevcut vatandaşlıktan çıkılması önşartı kanıtlarımız arasındadır.

Geçtiğimiz haftalarda Fransa’da zuhur eden hadise ise, Mustafa Doğan adlı Türk gencine “Ermeni Soykırımı” ile ilgili sorulara, öğretmenlerinin baskı yapması ve istediği gibi yanıt alamamaları sonucu okuldan uzaklaştırma ve “Ermeni Soykırımı” ile ilgili ödev hazırlama cezası verilmesi, Avrupa ülkeleri’nin toz pembe demokrasileri ve eşit hak ve özgürlükler yalanını ortaya çıkarır niteliktedir. Bu yalanlarını kıskıvrak yakalamak yüzlerini kızartmadığını da biliriz. Çünkü bu yaşanan olaylar ilk değildir ve son olmayacağı da muhtemeldir.


Danimarka’nın karikatür krizindeki tutumu da hâlâ muallâktadır. Danimarka başkanı Rasmussen NATO Genel sekreterliğine aday gösterilirken Türkiye’nin buna karşı çıkacağını  dünya ülkeleri konuşuyordu. Bunun nedenleri arasında Türkiye’de bulunan PKK terörünün bir numaralı basın-yayın kuruluşu olan roj tv, Danimarka’dan yayın yapıp, Türkiye’nin uyarılarına rağmen, Danimarka hükümeti’nin yayını durdurmaması ve karikatür krizinde beklenen özürün gelmemesi, gelmediği gibi özgürlükler adı ile savunmaya geçmeleri ve karikatürü destekleyenlerin gövde gösterileri, bahsettiğimiz düşmanlığını bu ülke’de de apaçık ortaya çıkarmıştı.

Bu düşmanlıklar istisnâ olarak değerlendirilemez. Diğer ülkeleri ve ele aldığımız ülkelerin diğer olaylarını da hesaba kattığımız takdirde saymakla da bitiremeyiz…


Bu düşmanlıklara alışkın bir milletiz fakat asıl sorun, çağdaş, uygar, demokratik, hak ve eşitlikler ülkesi diye bilinen AB ülkeleri’nin böyle karar ve olaylara girişmesinden çok Türkiye’deki muhafazakâr AB’cilerin, muhafazakârlıklarına ters düşecek kararlara rağmen “inadına AB” demesi düşündürücüdür. Türkiye’nin AB üyesi olduğu takdirde ekonomik ve sosyal anlamda refahın yükseleceğine inananlar AB’nin bu yönünü neden görmezden gelirler bilinmez.

Hükümetimizin de AB sevdalısı olduğu, AB-D’nin isteklerine göre ülke politikası belirlediğini görüyoruz. “Kürt açılımı” AB-D’nin isteği ile bize sunulan bir sınavdır ve onlara göre ciddi bir sınavdır. Peki, hakların tanınması, etnik dillerde eğitim ve öğretim gibi derin dayatmaları bizlere sunana kadar Fransa’nın 1999 yılında çıkardığı azınlık dilleri kanununu, uygulamaya koyması için 10 yıldır neden bir şey yapmıyor?
Gücü Türkiye’ye yettiği için değil tabi, Türkiye’nin elini zayıflatıp yüz yıllardır hasret kaldığı topraklara tamamıyla egemen olamasalar da, sömürge düzeni ile Irak ve Afganistan’daki gibi bir uygulama amaçlıdır.

Yıllardır kapısında beklediğimiz AB, isteklerinin tamamını gerçekleştirsek bile her yıl yenisi eklenen ve gittikçe ağırlaşan şartlar Türkiye’yi daha da zayıflatacaktır.
Rusya’nın geçtiğimiz günlerde Avrasya gümrük birliğini Kazakistan ve Beyaz Rusya ile imzaladı. Bu gümrük birliğinin kurulması Avrasya ekonomisini canlandırıp, başka ellere muhtaç olmayacağını da gösteriyor. Ayrıca Moskova belediye başkanı Yuriy Lujkov’un Rusya’nın geleceğine dair söylediği sözler ibretlik olduğu gibi, dışarıdan Türkiye’nin nasıl görüldüğünün de göstergesidir; “Rusya’nın Avrupa ile birleşmek gibi bir strateji seçme lüksü yoktur. Bu birleşme Rusya’nın bağımsızlığına, dış tehditlere karşı durma özelliğinin zayıflamasına engeldir. Türkiye’nin ”sonsuza kadar aday” statüsü buna örnektir. 2050 yılından da önce Rusya dünya’nın gelecekteki kısmını her her şeyden önce post-Sovyet coğrafyayı ve vatandaşların dünyasını toplamak en objektif görevidir. İlk olarak Avrasya birliğinin genişleme dalgalarını başlatmak lazım…”

Görünen o ki, Türkiye’nin AB adaylığı herkesçe hayalden öte bir Ütopya olarak görülüyor… Buna rağmen AB’ye ayak uydurma ve yaranma çabalarını en çok isteyen kişilerde yine AKP hükümeti ve izini sürenlerdir… Avrupa’nın bu husumetlerine karşı derin bir düşünceye dalıp, kaybedilen zamanla birlikte mevcut şartları ve ağır engelleri düşünüp AB sevdasından bir an evvel vazgeçmemiz gereklidir. Aksi takdirde Yuriy Lujkov’un belirttiği gibi “sonsuza kadar aday” statüsü alaycılığına maruz kalmamız kaçınılmazdır.


Şimdi İsviçre’den bilhassa muhafazakâr AB’cilere selam var. “Ve Aleyküm selam” deyip  bunca hinliklere karşı AB’ye devam derlerse bu kara sevda’nın derinliklerini düşünmek yine bize düşecek!


Ne diyelim başka; Allah ıslah etsin!

TÜRK’ÇE












Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.136 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.041s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.