MEHMET AKİF ERSOY'DAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNE BİR ÖZELEŞTİRİ!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 22:23:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MEHMET AKİF ERSOY'DAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNE BİR ÖZELEŞTİRİ!  (Okunma Sayısı 3188 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 01 Kasım 2011, 20:31:07 »

 
    Mehmet Akif ERSOY, yapmış olduğu bu açıklamada müslümanlar üzerine çok harika bir özeleştiri yapıyor. Buyrun hep beraber okuyalım...
     Biz Müslümanlar, ben öyle görüyorum, Allah ile pek laubaliyiz! Zannediyoruz ki, Çenab-ı Hak oturduğumuz yerden isteyivermekle hatırımız için ilahi kanunlarını değiştirir. Zavallı bizler. Safta emeksizce yaşamak, çalışmaksızın amacına erişmek hakkını, böyle bir ümidi kim veriyor? Müslümanlık galiba. Belki. Öyle ya, müslüman|ar Allah'ın sevgili kullarıdır. Hani Müslümanlık bir kardeşlik husule getirecekti? Bugün Müslümanlar kadar müteferrik (dağınık], müteşeddit (katılaşmış) bir millet var mı? Diğer tarafta Müslümanlık cehalet,Müslümanlar ise sefalet içinde mahvolup gidiyor...
     Müslümanlık bu dünya için bir hayat-ı tayyibe (temiz ve yüksek bir yaşam düzeyi) va'd ediyordu. Neye yermedi? İşte hep bizim cehaletimiz yüzünden. Müslümanların hepsi cahil; Arabi cahil, Türkü cahil, Kürdü; cahil, Arnavutu cahil, hepsi. Hepimiz kışkırtmaya kapılıyoruz. Hani, müminler idi? O halde nedir Müslümanların bu hali? 350 milyon mu, 400 milyon mu, cihanda bu kadar Müslüman var; şarkta var, garpta var, şimalde var, cenupta var; hepsi hirman içinde yaşıyorlar. Siz diyoruz ki; "Müslümanız o halde Allah bize üstünlük, başarı vermelidir". Demek sen Müslümanlığınla Allah'ı minnet altında bırakmak istiyorsun. Ne kadar cüret. Ne kadar hamakat (ahmaklık). Doğrusu, dünya dünya olalı, gafletin cehaletin,körlüğün, sağırlığın bu mertebesi ne görülmüş ne işitilmiştir. Doğrusu, cehlin bu derecesi de mutlaka tahsil ile elde edilmek lazım gelecek. Ah, biz alık(tembel) Müslümanlar. Nasıl olmuş da bu kadar azim bir kitlenin umumu birden kötürümler gibi, hisden, hareketten mahrum kalmış?..
    "Sabır" nedir?.. Bize göre "sabır", suret-i mutlakada "katlanmak" demektir. Neye katlanmak? Her şeye. Daha doğrusu katlanılmayacak şeylere. Mesela zelil (aşağılık) olmaya, hakaret görmeye, dövülmeye, sövülmeye; özetle insanlık onurumuzu lekeleyecek musibetlerin hepsine. Aman yarabbi. Kur'an ne söylüyor, biz ne anlıyoruz. "Sabır" katlanmak değil, göğüs germektir. Neye göğüs germek?
    Sonunda katlanılmayacak acılara katlanmak ıstırabına mahkum olmamak için, önceden her türlü şedaide (zorbalıklara), her türlü mezahime (sıkıntılara), mertçesine, insancasına göğüs germek. Hele "tevekkül" hiç bizim anladığımız mahiyette mi? "Tevekkül", Kur'an'ın gösterdiği, Hadis'in gösterdiği "tevekkül"', bütün esbaba sarıldıktan (tüm yolları denedikten) sonra olan tevekküldür. Biz cehaletimiz (bilisizliğimiz) yüzünden dini bu hale getirdik. Din de bizi bu hale getirdi. İslam dini bir miskinlik (uyuşukluk) dini oldu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.