Liderleri ABD tayin ediyor.
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Ağustos 2020, 16:57:47


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Liderleri ABD tayin ediyor.  (Okunma Sayısı 18539 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köptü Körgen
Köptü Körgen
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.403



« : 22 Nisan 2011, 02:25:52 »

Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Bu da Olayın belgeleri.
Haber kaynağı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.mevzuvatan.com/haber/3603-liderleri-amerika-tayin-ediyor-erdogan-ve-gul39den.html

CIA'nın yan kuruluşu Rand Corporation'un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle deniyordu:

"ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez, Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması  halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."

2

Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu planı haber verdi.

(Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı, ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu)

3

Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısında kapaktan haberi verdi:

"Merak edilen gizli mesajı açıklıyoruz:

Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor"

Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika'nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.

4

Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997

Leyla Tavşanoğlu'nun İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:
Perinçek:

"ABD, Tayyip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA'nın yan kuruluşlarından Rand Corporation'un yayın organında da bu yazıldı."

Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da, bu gerçeği halkımıza duyurdu.

Prinçek müneccim değildi, CIA dergilerinde yazanları halkımıza duyuruyordu sadece...

5

CIA İstasyon Şefi Graham Fuller, 2001'de "İslami hareketin liderliği" görevini Tayyip Erdoğan'ın "yenilikçi" gurubuna verdi.

Fuller, Aktüel Dergisi'nin 520'nci sayısında, "Fazilet Partisi içinde yenilikçilerin ağır basarak yönetime geleceğini, bu kanadın İslami hareketin lideri olacağını" öngördü, yani ABD'nin arzusunu beyan etti.

Ama yenilikçiler Fazilet'i ele geçiremeyince yeni bir partinin, AKP'nin kurulması gündeme geldi.

Amerika, bu defa da, Kılıçdaroğlu'nu CHP liderliğine layık bulmuş.

Kılıçdaroğlu'nun CHP lideri olacağı, ve hatta, bizim "Kılıçdaroğlu'nun programı" zannettiğimiz Yeni CHP programı ABD derin devleti'ne bağlı Johns Hopkins Üniversitesi'nin kuruluşu olan Silkroad Enstitüsü tarafından 2008'de açıklanmış.

Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü'nün, Ekim 2008'de yayımladığı bir rapor, CHP'deki liderlik değişimiyle ilgili şaşırtıcı bilgiler içeriyor.

Enstitü, Türkiye ile ilgili hazırladığı senaryoda, tam iki yıl önce,

"Baykal'ın yerine Kılıçdaroğlu'nun geleceğini ve CHP'nin politikalarının değişeceğini" öngörmüş.

Enstitü, 2008'deki raporda "Yeni CHP"yi "Avrupa tarzı sosyal demokrat bir parti" olarak tanımlıyor.

Ulusal Kanal, Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü'nün 2008'deki şok raporuna ulaştı.

Enstitü'nün bağlı olduğu Johns Hopkins Üniversitesi'nin, Amerikan derin devletine bağlı olduğu belirtiliyor.

CIA'dan fonlanan üniversitenin uzun yıllar rektörlüğünü de Paul Wolfovitz yaptı.

Ekim 2008'de Svante Cornell ve Halil Magnus Karaveli tarafından yazılan "Türkiye: Laik ve üniter bir gelecek" adlı raporda Deniz Baykal'ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun geleceği öngörülmüş.

Raporda dikkat çekici bir diğer nokta da, CHP'de Kılıçdaroğlu'nun ardından gelen program değişikliği.

Silkroad Enstitüsü, "Yeni CHP"yi 2008'de yazmış, az bir fark var, raporda "Yeni CHP" değil de "Yeniden düzenlenmiş CHP" deniyor. Aynı şey:

"CHP yeniden Avrupa tarzı ve merkezi bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıktı. Partinin yeniden düzenlenmesi Avrupalı partiler, Avrupa Birliği kurumları ve Avrupa sivil toplum kuruluşlarının verdiği desteğe çok şey borçludur. "

CHP'li Milletvekili Onur Öymen, bu senaryonun, hazırlandığı dönemde kendilerine verildiğini açıkladı.

Raporun 72. sayfasında "Baykal'ın CHP'den istifa etmeye ikna edilip yerine Kılıçdaroğlu'nun geçeceği" yazılıyor.

Onur Öymen, bu konuyu Baykal'a anlatmış.

Baykal'ı istifaya ikna edemeyince Amerika kaset komplosu hazırladı.

Herşey önceden planlı.

Dönemin CHP Lideri Deniz Baykal'ın bu rapora ne tepki verdiği ise merak konusu.

Raporun yazıldığı dönemde, CHP'de liderlik değişiminin lafı bile yoktu.

Emekli diplomat olan Onur Öymen, bu kadar isabetli bir tahmine rastlamadığını ifade etti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Her 3 mayısta bozkurtlar. Kol kol inerler düze... Bu ruh yaşadıkça, elbet bir gün gelecek, bozkurtlar hükmedecek, gece ile gündüze...
Gökşad
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 190



« Yanıtla #1 : 22 Nisan 2011, 03:05:49 »


Biz bunları zaten biliyoruzda gelde açlıktan, geçim derdinden  beyni uyuşmuş insanımıza anlat bakalım ne anlayacak. 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hakan Yılmaz
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 47



« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2012, 14:41:42 »

Yine gelmiş bu dingil spamdır yetkili kandaşların silmesi lazım
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Atasagunalp
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 59



« Yanıtla #3 : 29 Ağustos 2012, 14:49:04 »

Spam da gelir, eşeğim de gelir...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk menem
Mergen Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.014


« Yanıtla #4 : 16 Mayıs 2014, 17:24:58 »

Şöyle bir şey var. Rönesans dönemi ve sonrasında kiliseye güç azalmıştı. Bunu Avrupa' nın sınır değişiklikleri izleyecekti. Avrupa' nın eski yapısı yerini yeni bir sisteme göre oluşturuyordu. Kilisenin gücü azaldıkça yeni devletler ortaya çıkıyordu. Kilise karşı kurulan devletlerin de  ekonomik bir desteğe ihtiyacı vardı. Bu destek yahudiler tarafından sağlandı. Yahudiler sadece kiliseye karşı devletlerin oluşmasını istemiyordu. İngilizler ile ortak hareket ediyorlardı. Çünkü kilisenin karşısındaki en büyük güç İngiltere' ydi. İngiltere de yahudilere bir devlet kurmaları için söz verdi. Osmanlı zamanında yahudiler parayla filistin bölgesini istemişlerdi. Buna karşı çıkılmıştı. Ardından Nili isimli kuruluş harekete geçti. İttihak ve Terakkinin birçok komutanını maalesef zevklerinden yararlanıp kullandılar ve bölgede bir devlet için alt yapı hazırladılar. Bu coğrafyada, yani sadece Avrupa' yı kastetmiyorum, bir ülk bir hükümet kurulacaksa bir ekonomik güce ihtiyaçları olacak. Bir parti bir anda kurulup diğer sene iktidar oluyorsa bundan şüphe duyulmalı. O zamanki propaganda şeklini izlerseniz de tüm medyanın bir partiyi desteklemesi ve herkesin o reklamı yapılan partiyi çıkış kapısı olarak algılamasından şüphe duyulur. Biraz uzun anlatmış oldum burayı ama devletlerin yönetimini ilgilendiren her şeyde İngiltere' nin olması muhtemel. Ortadoğunun kalan sınırını belirleyenlerin bizim ülkemizle ilgilenmediğini düşünmek fazla iyimserlik olur.

Sözümü şuraya getirmeye çalışıyorum. Putin ile bir röportaj yapılıyor, bir yerde izlemiş miydim okumuş muydum hatırlayamıyorum. Bir kaynak olsa da versem ama hatırlamıyorum. İşte o röportajda aklımda kalan şekliyle Putin ziyeret R. tarafından ziyaret ediliyor ve Çeçenler konusunda tarafsız kalacağını söylüyor. Putin önce buna şaşırdığını çünkü ilk defa Türkiye' den böyle bir şey duyduğunu söylüyor. Tabi yıllar sonra yaptığı röportajda tek şaşırdığı yer burası değil. O zat daha başkan değildi.

Her şey daha öncesinden tasarlanmış yani. Birileri bizim yerimize karar vermiş. Şüphe duyan bir toplum olsaydık başkalarının kararlarını kabullenmezdik.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« Yanıtla #5 : 16 Mayıs 2014, 17:48:44 »

Düşünce kuruluşundaki soysuzları ikna eden [düşünce kuruluşunun hedefleri üzere] ya da bir şekilde mektup yazıp, ulaşan sonra davet edilen kendisinin de davete icabet ettiği kişi 'seçilmiş' oluyor. Ama bilmedikleri, 'Siyasetin en demokratik yanı, cellat yerine ipi kendine çektirmesidir.' Bazı kimseler bir türlü anlayamadı: insanların dürüstlükleri sözlerinden değil, yaptıkları işlerinden anlaşılır. Türklerin benliğine yabancı, boyun eğme eğiliminde olan, kabullenmişlik soluk alınmasını güçleştirici bir hâl almıştır. Siyasetçi tiksindirici bir kimse durumuna düşmüş, politika tüccarlık havasına bürünmüştür. Millet kendi sorunları ile baş başa kaldığı gibi, oynanan milli ruh ve karakterine de seyirci kalması telkin edilmiştir. Hâlbuki servetini ve geçiminin kaynağını açıklayamayanlar siyasetten uzak tutulmalıdır.

Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler Köptü Körgen
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.246 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.