KÖYLERE VE KÖYLÜYE KURULAN TUZAKLAR
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Ekim 2020, 12:50:01


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KÖYLERE VE KÖYLÜYE KURULAN TUZAKLAR  (Okunma Sayısı 1320 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« : 21 Nisan 2016, 10:31:05 »

Denizbank’ta çalışan ismi lazım değil bir arkadaşımın onaylamasına göre, böyle batık kredilerin ipotekli arsalarına, traktörlerine, evlerine el koya koya, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde, çoğu mülkü komple Denizbank’a kalan köyler varmış. Reklamda “Çiftçiysen hayat güzel” diye saz çalması kolay, Kubat gidip haczedilen o köylerde saz çalsın bakalım. Bilmem o sazı ne yaparlar artık…
İstanbul’da büyüdüysem de köyümüzden, toprağımızdan, hayvanlardan, doğadan kopmadım; her yaz Türkiye’ye geldiğimde muhakkak Edirne’ye giderim. Cem Seymen’e sözüm var; memlekete temelli dönüş yaptığım zaman, eğer planlarda terslik olmazsa, köye yerleşip çiftçilik yapacağım. Bahçeye küçük bir fidanlık; sebzesinden, meyvesinden, bakliyatından… İki tane Simental inek, bir düzine Aybora tavuk, bir deste Moskof’la karışık beyaz Pekin ördeği; etinden, sütünden, yumurtasından… Ama Pekin ördeklerine dikkat etmek lazım, bazen yanlışlıkla tavuklara basıyorlar, yumurtalar bozuk çıkıyor.
Geçtiğimiz yaz, bizim köyün kahvesinde muhtarla oturmuş maç izliyoruz, devre arası oldu; medya maymunu Beyaz, ‘tarım danışmanı’ Kubat ve ‘dert detektörü’ Tayfun Talipoğlu’nun oynadığı Denizbank reklamı çıkınca bütün kahve hep bir ağızdan başladı küfür etmeye. Ne Beyaz’ın anası kaldı, ne Kubat’ın avradı… ‘Hayırdır?’ diye sordum bizim muhtara, başladı anlatmaya..
Köylü buğdaydan, çeltikten, bostandan anlar; ama faizden, finanstan, yatırımdan anlamaz. Çoğunun okuma-yazması bile varla yok arası… “Business” bilmezler; şöyle bankadan 250 bin lira kredi çekeyim, bununla tarlamı genişleteyim, hayvanlara ithal yem alayım, şu kadar randıman artışı sağlarım, sonra faiziyle öderim vesaire gibi vadeli bankacılık tezgâhları köylünün aklının yattığı işler değildir. Kaldı ki çiftçilikte kontrol edilemeyen bir sürü dış faktör vardır, evde güzel hesap yapsan bile çarşıya uymayabilir. Risklidir yani. Toprağın varsa yaparsın, harçla borçla yapılacak iş değildir tarım.
Yıl boyunca harca, hasat zamanı ödersin..
Peki Denizbank kapitalizmden, finanstan ve serbest piyasalardan anlamayan köylülere, ödeyemeyeceklerini bile bile, neden kredi veriyor?
Çünkü, mesela plaza işçisinin maaşından başka hiçbir şeyi olmayabilir ama, köylünün babalar gibi teminatı vardır.
Traktör… İkinci el piyasada en ucuz Massey Ferguson’lar bile 15 bin liraya gider, kabinli Condere’lerin (John Deere) nerden baksan 60-70 bin lira ederi var.
Tarlalar… Bu araziler imara açılınca sahipleri köşeyi dönecek. Zaten en son seçimden önce bütün köyleri mahalle yaptılar, yakında ekilebilir bütün arazilere özel güvenlikli siteleri dikebilecekler. Hatta mahalle arasında büyükbaş hayvan bakılamadığı için, isterlerse hayvancılığı tamamen bitirebilirler. Zemin hazır.
Okumadan imzalattıkları o sözleşmelerde köylünün varı, yoğu, malı, mülkü hep teminat olarak gösterilir.
Denizbank veriyor köylünün eline 200 bin lira tarımsal ihtiyaç kredisini. Köylü de gidip 100 dönüm arsa daha alıp ekiyor Selimiye buğdayını. Eski traktörünü takasa götürüp yenisini alıyor. Aradan çocuğun sünnetini de çıkarıyor. Nasıl olsa hasat zamanı öderiz…
Nah ödersin!! Mayıs ayında bir fırtına çıkarsa, buğdayların yarısı yatar. Bir böcek basar, Temmuz’da ağlarsın. Hasat zamanı dönümden 500 kilo randıman beklerken 350 kiloyu zor bulursun. Hesabın kitabın alt üst olur; cebine para kalmasını bırak mazot masrafını çıkaramazsın, o sene maliyetine çalışmış olursun. Vadesi geldiği zaman ‘fırtınada ekinler yattı’ dersen, köylünün ‘gönül dostu’ Denizbank bir bardak soğuk su ikram edip teminat gösterdiğin tarlanı ve traktörünü haczeder. Sen de şehre gidip asgari ücretle fabrikada, paşa paşa, çalışmaya başlarsın (bkz. proleterleşme – Das Kapital, 1. cilt).
Denizbank’ın köyleri
Denizbank yeni reklamında, “Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür” diyor. Adamlar doğru söylüyor, reklamdaki o köy muhtemelen Denizbank’ın köyüdür.
Denizbank’ta çalışan ismi lazım değil bir arkadaşımın onaylamasına göre, böyle batık kredilerin ipotekli arsalarına, traktörlerine, evlerine el koya koya, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde, çoğu mülkü komple Denizbank’a kalan köyler varmış. Reklamda “Çiftçiysen hayat güzel” diye saz çalması kolay, Kubat gidip haczedilen o köylerde saz çalsın bakalım. Bilmem o sazı ne yaparlar artık…
Ertesi gün oralet içiyoruz, torpilli; kahveci Faruk’un oğlu Emrah’ın telefonu çaldı. Denizbank’tan arıyorlar… Değerli müşterimiz (yıkama yağlama), adınıza 15.000 lira tarımsal ihtiyaç kredisi tanımlanmıştır. Kefilsiz, imzasız, sorgusuz, sualsiz… Para hazır, canlı canlı şubede sizi bekliyor, almazsanız enayisiniz. İşte hemen onaylarsanız şöyle olacak, böyle olacak, hasat zamanı ödersiniz falan fistan… Onaylıyor musunuz?!
Yahu çocuk diyor telefon numaramı nerden buldunuz, ben 17 yaşındayım, reşit değilim, bir şeye imza atsam geçerli olmayacak, herhangi bir gelirim bile yok. Olsun sen ‘Tarım’ yaz, boşluk bırak, TC kimlik numaranla birlikte 3280’e gönder tarımsal ihtiyaç kredin anında cebine gelsin. Hasat zamanı baban düşünür artık hangi ineği satacağını…
Bir de TEB, İş Bankası, Denizbank, Şekerbank dahil bir sürü banka Harman Kart, İmece Kart, Çiftçi Kart, Hasat Kart diye köylüye özel kredi kartları çıkarmışlar. İşte şöyle harcayın, böyle bonus puanlar biriktirin, sonra ödersiniz, sorun yok filan derken kaşla göz arasında köylüyü dolandırıyorlar. Yahu köylünün ne işi olur sizin bonus puanlarınızla… Herkesi ağınıza düşürdünüz, bir gariban köylü kalmıştı soyup soğana çevirmediğiniz onları da hasat zamanı kredisi ve bonus puanlı kartlarla kandırıyorsunuz.
Zaten Denizbank özellikle köylünün kafasına ekşimese hiçbir köylü durup dururken şubeye gidip kredi talebinde bulunmayacak, öyle bir ihtiyaç yok yani. Hep bir reklamlar, bir pazarlamalar, bir filmler, bir dümenler… Âdeta sen kendi rızanla gelip o krediyi çekene kadar adamlar sana reklam ve pazarlama yapmaya ant içmişler.
Ben bu hayatta bir şey bilirim, o da gerekirse yolunu değiştireceksin ama bir banka şubesinin önünden bile geçmeyeceksin. Olur ya boş anına gelir, yanlışlıkla eline bir kredi kartı falan tutuştururlar, sonra ömür boyu o kartın ekstrelerini ödemek için çalışır durursun…
Sonra dedim Emrah’a, “onun yerine sen ‘Toprak reformu’ yaz, boşluk bırak, TC kimlik numaranla birlikte Denizbank’a gönder, bakalım ne diyecekler..
Sendika.org        ALINTIDIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.237 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.