KIROLARA NE DOĞRU DÜRÜST TARİH NEDE ATA BULABİLDİLER
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Kasım 2019, 00:45:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: KIROLARA NE DOĞRU DÜRÜST TARİH NEDE ATA BULABİLDİLER  (Okunma Sayısı 5383 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Delikurt27
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 651


ANTEPLİ BOZKURTLAR!!!


« : 08 Kasım 2011, 15:18:42 »

’Osmanlının yıkılma süreciyle birlikte, Türkler tarihin en büyük soykırımına tabi tutuldular. Mora Yarımadası, Bosna Hersek, Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Girit, Batı Trakya, Kırım, Kafkasya, Musul, Kerkük, Halep başta olmak üzere, Osmanlı topraklarında yaşayan ve Batılıların o zamanlar tek bir kelimeyle Türkiye olarak nitelendirdikleri coğrafyada, 10 milyonun üzerinde Türk katledildi, etnik temizliğe uğradı ve zorla göç ettirildi.
Türklerin son kalesi ve sığınağı olarak Anadolu kaldıktan sonra, nihai hesaplaşma başladı. Artık Batı, Türkleri tamamen tarih sahnesinden silmek ve kutsal topraklar olarak gördükleri Anadolu’yu son bir Haçlı Seferiyle ele geçirmek istiyordu. 1919′da başlatılan isyanla Mustafa Kemal önderliğindeki Türk ulusu, son kaleyi kurtardı ve Haçlıları bozguna uğrattı. Ancak bu dava Batı için asla kapanmadı.
Tam 150 yıldır Batı emperyalizmi, bilinen bütün güçleri ile, bir Krt ulusu ve K.rdistan yaratmak için çalışıyor. Bu süreç bugün de devam ediyor. Türklüğe vurulacak son darbe için, Türkleri Anadolu’dan atmak için başlatılan bir ameliyat ve deneye tanık oluyoruz.
Batı, Anadolu’ya el koymak için sahte bir ulus yaratmaya çalışıyor. Tamamen laboratuar şartlarında, adeta Frankenstein nasıl yapay bir insan, daha doğrusu canavar yarattıysa, Anadolu’da Türklüğe karşı yeni bir ulus, yapay bir şekilde, yaratılmak isteniyor.
Büyük Helen ve Ermenistan davaları başarısız olunca, 150 yıllık K.rt yaratma davası daha da alevlendi. K.rtler, Anadolu’da Türklere karşı kullanılacak yegane kuklalar olarak, Batı’nın gözünde, olağanüstü önem kazandılar.
Ancak 150 hatta 200 yıllık çaba bir türlü sonuç vermedi. Batı, ne yaparsa yapsın, aşiretten millet yaratamadı. Bir K.rtçe oluşturamadılar. Aşiret yığınlarına vatan bulamadılar. Onlara tarih yaratamadılar.
Sonunda, tıpkı Frankenstein’ın canavarı gibi, bir hilkat garibesi çıktı ortaya. Aşiretler yığınından oluşan milyonlarca kukla…
Aynı kuklalar gibi onları oynatan el bıraktığında yere yığılıveren kimliksiz, kültürsüz, dilsiz bez parçaları…
1 milyon km kareden fazla alanda hak iddia eden ama ne atası, ne kökü, ne de bu topraklarda bir tarihi olmayan sahte bir ulus, kullanılan büyük bir güruh…
Köksüz ağaç olur mu?
Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun açığa çıkardığı gerçek
Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun “Türk Yurdu Anadolu: Ermeni, Yunan ve K.rt İddialarına Yanıtlar” isimli son eserinde, ayakta tutulmak istenen bu köksüz ağaca ve K.rt tarih tezlerine büyük darbeler vuran, çok önemli ve tarihi gerçekler bulunmaktadır.
Amacımız bu kitabı tanıtmak değil çünkü bu kitapla ilgili belki 100 makale yazılabilir. Bu kitaptan sadece ve sadece K.rtlerin ataları ile ilgili tezlere büyüteç tutacağız. Çünkü bir ulusun bir toprak üzerinde hak iddia edebilmesi için atalarının o topraklarda tarihsel varlığı, mirası ve hakkı olması şarttır. Çulhaoğlu K.rtlerin değil atalarının bu topraklarda hak sahibi olması, herhangi bir atasının bile tarihte izine rastlanamadığını çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kitabın en güçlü yanı kaynakçasının, Türk tarihçileri ve tarihsel metinleri değil, bizzat K.rtlerin, azılı K.rtçülerin ve K.rdolojinin kurucusu Batılı yazarların eserlerinin olmasıdır. Kitapta bizzat Kürtçülerin tezleri ele alınmakta ve K.rtlerin kendi metinlerinde bile bir tarih ve tarihsel ata yaratamamaları olgusuna dikkat çekilmektedir.
Bu yüzden Çulhaoğlu’nun eseri çok güçlüdür. Çünkü kitap bir Türkün K.rtçülere itirazı veya polemiği olarak tanımlanamaz. Kitap nesnel bir araştırmacının K.rt tarih tezlerinin ilk kaynaklarına inerek tutarsızlıklar yığınını objektif bir değerlendirmeyle ortaya sürmesidir. Ve sonuçta K.rt tarih tezinin tüm temel metinleri irdelenince ulaşılan tek bir sonuç vardır; bizzat K.rtler, K.rtçüler ve Batılı K.rdologlar tarih içinde K.rdü ve K.rtlerin herhangi bir atasını bulamamaktadır.
Çulhaoğlu’na göre zaten amaç K.rt yaratmaktan çok, tarihteki ve bugünkü Türk’ü yok etmektir. Çulhaoğlu, tarihteki ilk K.rdologlardan, ilk K.rt tarihi olduğu iddia edilen Şerefname’nin çeviricisi ve Rus Ordusunda paralı askerlik yapan Fransız yazar Charmoy’un Şerefname’ye 1864′te yazdığı önsözden alıntı yapmakta ve K.rt tarihinin Türklere saldırmak için uydurulduğu gerçeğine işaret etmektedir:
“Ayrıca yalnızca yıkıcı dehalarıyla ve kana susamış, yağmacı ordularının ayakları altında ezilen bütün ülkelere uyguladıkları kıyımlarla bilinen uluslar da vardır: Attila komutasındaki Hunlar ile ünlü fatihleri Cengiz Han ve Batu önderliğinde muzaffer olarak geçtikleri geniş topraklarda kanlı izler bırakan Moğollar ve Tatarlar böyle uluslardı. Öte yandan, bu kötü üne sahip olmadan, savaşçı dehalarıyla ve onlara birçok Asya ve Afrika ülkesini yönetme onuru kazandıran bazı büyük komutanlarının yiğitlikleriyle ayrıcalıklı bir yer edinen uluslar da vardı; Kürtler böyleydi işte.”
Şerefname’de K.rt yok
Peki Asya ve Afrika’yı yöneten, “savaşçı” ama “barbar olmayan” K.rtler kimdir?
Hangi ülkeleri kurmuş ve yönetmiştir?
İşte bu sorunun yanıtı ne 500 sayfalık Şerefname’de ne de kitabı 1500 sayfalık kendi eki ve “açıklamasıyla” yayınlayan Charmoy’da var.
Hatta öyle garip bir durum var ki ortada K.rt tarihinin ilk ve en önemli kaynağı ilan edilen Şerefname’nin orjinal metninde bir tane K.rt kelimesi bile geçmiyor.
Dahası var. Kitap K.rtçe değil.
Dahası var Şerefhan’ın kendisi kendine K.rt demiyor.
Charmoy’un kitabı Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus sömürgecilerin işgal ettiği Türk topraklarından ele geçirdikleri, 16.yüzyılda Osmanlı’nın Bitlis’teki yöneticisi Şerefhan’ın kitabının çarpıtılmış hali. Şerefhan kitapta “Ekrad taifesi”nin tarihini anlatıyor.

Ancak Charmoy’un çevirisi ve yeni basımlarda “K.rt ulusunun tarihi” olarak başlık atılıyor.
Ekrad el çabukluğuyla K.rde, taife de ulusa dönüştürülüyor.
Bundan sonrası kolay…
Ekrad kelimesinin görüldüğü her yere K.rt yazın, alın size tarihte yeni bir halk…
İddiaya göre Ekrad, K.rdün Arapça çoğul hali… İyi de bir kelimenin tekil hali yani K.rt neden bir kez olsun metinlerde geçmez de hep çoğul hali karşımıza çıkar.
Oysa hem Şerefname, hem de dönemin Osmanlı, Fars ve Arap metinleri Ekrad’ın K.rdün çoğulu olmadığını, tersine tüm halklar için kullanılan ve göçebe anlamına gelen bir kelime olduğunu ispat ediyor.
 “ekrad-ı aşayir”, “ekrad-ı Türkman”, “ekrad yörükanı taifesi”, “Türkman ekradı yörükanı taifesi” v.s…
Düşünsenize “Türkmen K.rtleri” diye bir tanım olabilir mi?
Nitekim AB’nin en önemli Kürdologlarından Hollandalı Bruinessen bile Arap ve Osmanlı metinlerindeki bu gerçeğe işaret edip “Ekrad-ı Arap” gibi ifadelerin ekrad kelimesinin etnik K.rtlükle bir bağlantısı olmayabileceğine kanıt sunduğunu itiraf etmektedir.
Ancak Kürtçü tarihte tek bir yerde bile K.rt kelimesine rastlayamadığı için türlü türlü kelimelerden K.rt türetmektedir. Tıpkı bir Türk filmindeki babasız çocuk gibi:
“Amca size baba diyebilir miyim?”
Şerefname’nin kaynağı Dede Korkut
Dahası var!
K.rtlerin K.rt tarihinin atası dedikleri Şerefhan’ın kitabında K.rtler (ekrad) için iki olası kökenden bahsedilmektedir.
Birinci iddia K.rtlerin şeytanın çocukları olabilecekleri yönündedir. Hatta Hz. Muhammed güya bu özelliklerinden dolayı K.rtlere lanet okumuştur.
Ne kadar bilimsel bir iddia değil mi?
Tarihte Kürdün kökenini ararken bulabildiğimiz cinler, periler, şeytanlardan başkası olmuyor.
Acaba K.rtlere böylesine hakaret eden Şerefhan bugün K.rtçülerin kendisine K.rt tarihinin atası dediğini bilseydi ne yapardı?
Bitmedi!
Çulhaoğlu’nun ortaya çıkardığı çok önemli bir gerçek daha var. Bizzat Şerefhan K.rtlerin kökenine ilişkin ikinci bir iddia atıyor ve diyor ki, K.rtler Oğuz Türklerinden gelmektedir. Oğuz Han’ın torunu Boğdoz K.rtlerin atasıdır.
İnanılmaz değil mi?
.…
K.rtçülerin meşhur atası Şerefhan K.rtlere “siz Oğuzsunuz” diyor.
Ve işin en komik yanı “en önemli tarihsel metnimiz” dedikleri Şerefname’yi günümüz Türkçesine çevirirken K.rtçüler Oğuzlardan geldikleriyle ilgili bölümü sansürlüyorlar. Ancak şeytanlardan geldikleri bölüme dokunmuyorlar. Onlara göre ataları şeytan bile olabilir ama Türk olamaz.
Şerefname K.rt tarihi değil. Kitap aslında bir intihal… Üç esas kaynağı var. Arap tarihçi Mesudi’nin yazdıkları. 11.yüzyılda Fars şair Firdevsi’nin yazdığı Fars tarihi Şehname ve yine aynı tarihlerde kaleme alınmakla beraber binlerce yıllık Dedem Korkut hikayeleri…
Dolayısıyla K.rtlere buradan bir ata çıkmadığı gibi çıka çıka Fars ve Türk kökleri çıkıyor.
Örneğin bugün K.rtçülerin ulusal efsane ilan ettikleri Demirci Kava, bir Fars efsanesi ve Şehname’den alıntı…
Şerefname’de anlatılan diğer öykü ve efsaneler ise Dedem Korkut’tan alıntı yani K.rtçüler milli tarih adına Şerefname’yi hatmederken bilmeden Türklerin ve Türk boylarının tarihini öğreniyorlar.
K.rdologların bitmeyen çilesi
K.rtlerin atasızlığı ve köksüzlüğü Batılı K.rdologların en büyük çilesi…
Bu konuda K.rdolojinin kurucuları olarak bilinen Rus Minorsky ve Nikitine örnek olarak verilebilir. K.rdoloji dediğimize bakmayın bu ikisi ne tarihçi, ne arkeolog ne de dil bilimcidir. Bu isimler Çarlık Rusya’sında dışişlerinde görevli ajanlardır. Nikitine elinde kese kese altın, Osmanlı’ya isyan etmeleri için K.rt aşiretlerine dağıtan bir askeri görevlidir. İşte Türk tarihini resmi tarih diye eleştiren K.rtlerin tarihi böylelerince yazılmıştır.
Ancak Batılı K.rt efsanesini yaratırken sürekli duvara toslamaktadır. Çünkü tarihsel bir kaynak asla bulamamaktadırlar. Bu sorundan bunalan Minorsky bakın ne demektedir:
“Böylece Arap yayılmasının başladığı dönemde Kurd deyimi İranlı ya da İranlılaştırılmış aşiretler karışımını belirtmek için kullanılıyordu… K.rtlerin kökeni sorununun çözümünde K.rt gelenekleri ve İslam kaynakları yeterli olmamaktadır… Bilimsel araştırmalar K.rt adıyla örtülen bir tabaka altında birçok eski kavmin varlığını ortaya çıkaracaktır.”
Aynı Minorsky bugün Türkiye’de kendilerine K.rt denen en biyik iki topluluğun Zaza ve Gurmançilerin K.rtlükle alakasızlığını itiraf etmektedir:
“XX. yüzyılda K.rtler arasında, bu kavime bağlı olmayan İranlı bir öğenin (Guran-Zaza topluluğu) varlığı ortaya çıktı.”
Demek ki maksat Türkiye’de K.rt yaratıp bunları K. Irak’takilere bağlamaktı.
Tarihte K.rt yaratmak isteyen Batılı, bu sefer aslında sadece dağlık bölge anlamına gelen Kürdistan kelimesinin izine düşmekte ancak yine çaresiz kalmaktadır. Bakın Massignon ne diyor:
“K.rt sorunuyla ilgilenen birçok uzman yıllardır bu konularda düzenli bir incelemeye girişmiş olmakla birlikte, K.rdistan’ın neresi olduğu daha kesin olarak bilinmemektedir.”
K.rtlerin atasızlığı ve köksüzlüğü Batılı K.rdologların en büyük çilesi…
Bu konuda Kürdolojinin kurucuları olarak bilinen Rus Minorsky ve Nikitine örnek olarak verilebilir. K.rdoloji dediğimize bakmayın bu ikisi ne tarihçi, ne arkeolog ne de dil bilimcidir. Bu isimler Çarlık Rusya’sında dışişlerinde görevli ajanlardır. İşte Türk tarihini resmi tarih diye eleştiren K.rtlerin tarihi böylelerince yazılmıştır. Izady’nin tezleri diğer K.rdolglarınkinden farklı olarak Amerikan emperyalizminin aceleciliğiyle açıklanabilecek bir çocuksuluk ve uydurukçuluk içeriyor. Izady hiç diğer K.rdologlar gibi kasmıyor. Tarihte K.rtlere ata filan aramıyor, direk mağara insanına ve hatta maymunlara gidiyor:
“Esasen K.rt yaşamının kimi izleri, Orta K.rdistan’daki Erbil şehrinin kuzeydoğusunda bulunan Şanidar Mağaralarında yaşayan insanlar tarafından 50 bin yıl önce icra edilen gömme törenlerine de gider.” Oysa 50 bin yıl önce daha ortada bugünkü insan soyu olan Homo Sapiensler bile yok. Sapıtan K.rtçü tarihte kendine bir ata bulamayınca maymunlara sarılıyor.
Doğal olarak insan maymundan geldiği için herkes K.rt…
K.rtler hakkında ciltler dolusu kitap yazan Nikitine de K.rtlerin kökeni konusuda biçare kalmakta ve sonunda şunu itiraf etmektedir:
“K.rtlerin kökeni çok tartışmalı bir sorundur ve yukarıda özetlediklerimize oranla çok daha doyurucu sonuçlara varmak için bu konuda daha bir yığın çaba gereklidir.”
Sovyetler Birliği’nin K.rt tarihi yaratması için görevlendirilen Ermeni yazar Lazarev de ne arkeolojinin ne de dil biliminin K.rtlerin atalarıyla ilgili bir ipucu veremediğini itiraf etmektedir:
“Bunun asıl nedeni, güvenilir, özellikle güvenilir yazılı kaynakların bulunmayışıdır. Arkeologlarca elde edilmiş olan maddi kültür kaynakları, bir kere çok az sayıdadır, ikincisi, çeşitli ve çoğu kez çelişik yorumlara yol açmaktadırlar. Dolaylı (etnografik, lingüistik ve diğerleri) kaynaklar, çok değişik versiyonludur ve kimi zaman yeteri kadar inandırıcı değildir.”
Bu kadar basit! “İnandırıcı değildir” sözü her şeyi özetliyor. Bugün başta teröristbaşı olmak üzere K.rtçüler Medler’den Karduklara, Sümerlerden Asurlara kadar K.rtlere ata yaratmaktadır.
Kanıt ne?
Hiç!
Beyefendilerin keyfi ne isterse o gün K.rdün atası o kavim oluyor.
Bu zihniyete iki yanıt verilebilir: Nazikçe “inandırıcı değil” ya da daha doğrudan “ufak at da kuşlar da yesin…”
CIA ajanı Izady K.rtleri “piçleştiriyor”
Çulhaoğlu çalışmasında en son olarak Kuzey Iraklı Kürt kökenli Izady’nin tezlerini ele alıyor.
İşin ilginci kitapları yine K.rtçe değil çünkü Izady K.rtçe bilmiyor. Dahası kitapları en çok Türkçe basılıyor çünkü Izady’e göre K.rtlerin anlayabilmesi için bu şart.
Komediye bakın! Aynı Izady daha kendine bir dil bile yaratamayan bu tayfayı insanlık medeniyetinin en eski ve kurucu halkı ilan ediyor.
Izady’nin tezleri diğer K.rdolglarınkinden farklı olarak Amerikan emperyalizminin aceleciliğiyle açıklanabilecek bir çocuksuluk ve uydurukçuluk içeriyor. 200 yıl boyunca Kürt tarihi yaratılamadı. Baba ve oğul Bush bunu bekleyecek değildi ya! Bu yüzden tarih bilimi açısından Izady tam bir fütursuzluk örneği sergiliyor. Eğer tarih ve arkeoloji Kürde yer vermiyorsa o zaman bu bilmleri yok ederiz olur biter. Bakın Izady ne diyor:
“Gerçekten de, bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde hiçbir müzede tek bir arkeolojik objenin, tek bir kırık ok başlığının, bir çömlek parçasının veya bir mozaik tanesinin bile ‘K.rt’ olarak tanımlanmamış olması son derece şaşırtıcı ve düşündürücüdür.”
“Şaşıran” ve “düşünen” Izady sonunda bir çözüm buluyor. Tüm tarihsel sorunu kafasında birden ampül yanan bir çizgi film karakteri gibi ilginç bir teoriyle hallediveriyor: Ortadoğu K.rdistan’dır. K.rdistan’da yaşayanlar ise K.rttür. O zaman Ortadoğu’da tarih boyunca ve bugün yaşayan herkes Kürttür.
Bunu inkar edebilirler. K.rtçe konuşmayabilirler. Hatta kendilerine başka isimler verebilirler.
Ama madem ki ABD’nin ve sevgili memuru Izady’nin K.rdistan diye kestirip attığı coğrafyada yaşıyorlar. O zaman mecburen hepsi K.rttür.
Böylelikle Kürt bir halkın veya ulusun adı olmaktan çıkıyor adeta düşünsel bir kategori ya da hayvan türüne dönüşüyor.
Nitekim Izady hiç diğer K.rdologlar gibi kasmıyor. Tarihte K.rtlere ata filan aramıyor, direk mağara insanına ve hatta maymunlara gidiyor:
“Esasen Kürt yaşamının kimi izleri, Orta Kürdistan’daki Erbil şehrinin kuzeydoğusunda bulunan Şanidar Mağaralarında yaşayan insanlar tarafından 50 bin yıl önce icra edilen gömme törenlerine de gider.”
Oysa 50 bin yıl önce daha ortada bugünkü insan soyu olan Homo Sapiensler bile yok. Sapıtan K.rtçü tarihte kendine bir ata bulamayınca maymunlara sarılıyor. Doğal olarak insan maymundan geldiği için herkes K.rt…
Sümerlerden tutun Perslere kadar Ortadoğu’da hangi devlet ve kavim varsa Kürt. Hatta Romalılar bile K.rt. Çokça rastladığımız hayali K.rdistan haritalarından Izady’nin çizdiği ise Balkanlara kadar uzuyor.
Herkese K.rt, K.rde herkes diyen Izady farkına varmadan K.rde çok babalı demiş oluyor:
“Bugün yaşadıkları ülkenin yerli halkı olan K.rtlerin tarihi hakkında hiçbir ‘başlangıç’ yoktur. K.rtler ve tarihleri, binlerce yıllık kesintisiz içsel evrimin, ülkelerine dağınık biçimde gelen halkların ve düşüncelerin asimile edilmesinin ürünüdür. K.rtler kültürel ve genetik olarak, tarih boyunca gelip K.rdistan’a yerleşmiş tek bir halkın değil, tüm halkların torunlarıdır. Hurri, Guti, Kurti, Kaldi, Mard, Zela, Karduçi ya da Ari Medleri, Sagartyanlar, Mitanniler ve Kassitler tek başına Kürtlerin atasını ve onların kültürünü değil, yalnızca bir atayı temsil etmektedir. Gerçekten de K.rt halk kültürünün bazı izleri, arkeolojik kalıntılar aracılığıyla 50 bin yıl öncesine, Neanderthal insanlara ve açıkça isimsiz bir kültüre dek sürülmüştür.”
Sadece yukarıdaki paragrafta Izady K.rtler için ata olarak tam 11 kavim sayıyor.
Oysa biyolojik olarak bir insanın tek bir babası olabilir.
İster istemez Anadolu’da bir söz akıllara geliyor: “Anası belli. Babası yüz elli…”
İşte CIA ajanlığı böylesine bir bela…
Sözde haklarını savunduğu halkı Kürtçü Izady adeta “piçleştiriyor.” K.rt denilen kitleye en büyük hakareti K.rtçüler kendileri yapıyor.
“Ulusun, korkma!”
Ermeni, Yunan ve K.rt tarih tezlerini yıkan Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun eseri biz Türkler için sadece bir başucu kaynağı değil, aynı zamanda manevi bir cephanelik, bir bilinçlenme silahı…
Türk milleti çok karanlık günler yaşıyor. Ekonomik imkânlar düşmanın elinde…
Siyasi iktidar düşmanın elinde…
Askeri tehdit devasa…
Bizim askerlerimiz ise hapse atılıyor, ordumuz 1918′deki gibi tasfiye ediliyor…
Hepsinden önemlisi Türkler olarak nüfusumuzla oynanıyor. Sayımız azaltılıyorken, Türklüğe karşı kullanılan unsurlar çoğaltılıyor. Bir istila hareketiyle topraklarımıza yerleştiriliyorlar.
Bu olumsuz gelişmeler karşısında ortalama Türk önce umutsuzluğa kapılıyor. “Acaba bu süreç engellenemez mi?
Bölünme kaçınılmaz mı?
Nerede bu Türkler?” diye insanımız hayıflanıyor.
Oysa Çulhaoğlu’nun rakamlarla ortaya koyduğu bir gerçek var. 1919′da durum çok daha kötüydü. Ancak o zaman bile Anadolu ezici olarak Türk’tü.
Nitekim en namüsait şartlara rağmen, Batı’nın tüm desteğini ve hatta bilfiil işgalci ordusunu arkasına alan silahlı Rum ve Ermeniler tarihin en büyük hezimetine uğradılar.
Çünkü bu topraklarda 5000 yıllık Türk varlığı var.
Türk’e karşı onlarca Haçlı Seferi bozguna uğramış.
Çünkü kökleri binlerce yıldır vatan toprağına tutunmuş büyük bir Türk medeniyeti dev bir çınar gibi ayakta.
Atasız bir halk, dilsiz bir millet, milletsiz bir devlet asla var olamaz. ABD veya başka bir işgalci bu topraklarda ne kadar kalıcıysa Kürdistan hayali de o kadar gerçekçidir.
Türk Ergenekon’dan çıktığında ve işgalci her zamanki gibi def edildiğinde, bugün kendine Kürt veya başka bir isim verilen kitleler herkesten önce Türklüklerini savunacaktır.
“Bağımsız K.rdistan” hayali kağıttan kale gibi bir günde yıkılacaktır.
Oysa Türklük yine baki kalacaktır.
Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı’ndaki unutulmaz dizesi Türk milletine şöyle seslenir:
“Ulusun, korkma!”
Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun kitabı aynı güçle Türk milletine kendine güven ve direnme azmi aşılıyor.
Korkmamayı öğretiyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Türk sayısını çoğaltmak ulusal büyük amacı, tabii gelişmeye bırakılmamalıdır. Alınacak ve hayata geçirilecek olağanüstü önlemlerle bir ulusal politika izlenmeli ve Türk sayısı çoğaltılmalıdır.” M.KEMAL ATATÜRK
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #1 : 08 Kasım 2011, 23:27:15 »



             Türk Solu içindeki önemli simalardan olan Gökçe Fırat bu tip yazılar yazıyor. Geçmişte okudum ve kitaplarını inceledim. Bazı konularda uzak olsakta bu yazılar okuyanların bilinçlenmesi anlamında etki yapıyor olmalı. Bizim yolumuz belli ancak yolunu arayanlara en azından Türklük bilinci veriyor. Türkçülük olmasada en azından Türklük anlatıyor. Evet gerçek belli. Yüzyıllar içinde Türkler kıyıma uğradı ezildi. Diğer unsurlarsa arttıkça arttı. Şimdiki boyuk düzende bunun sonucu. Bakalım bilinç kaybı bizi nerelere götürecek ?..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Tanrı Dağları Bozkurdu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 585


Savaşçı Bozkurt


« Yanıtla #2 : 08 Kasım 2011, 23:30:48 »

Türklük ezilmez. Kimse bizi ezemedi. Biz ayaktayız. Ezilmeyi kabul etmiyorum Ankaralı Göktürk kandaş .
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün Yüceliği, Tanrı Dağlarını aşmıştır Gökleri delmiştir.
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #3 : 08 Kasım 2011, 23:39:57 »



         O söz gerçek anlamında değil Kandaşım. Bize yapılanları gösterme anlamında bir imadır. Yoksa ölene kadar ayaktayız. Ölürken de tek arzumuz Türklük uğruna uğraşta ölmektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Börü_Bilge
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 239



« Yanıtla #4 : 09 Kasım 2011, 08:18:45 »

Ceddim Belli Atam Belli… Toprak Belli Vatan Belli… Sehit Olup Yatan Belli… Türk Oğlu Türküm Ben… Bir Sabah Ağarinca Tam Ergenekonla Yazıldı Destan… Bu Topraklar Sanmaki Bostan… Türk Oğlu Türküm Ben... Altaylardan Çikip Geldim… Canakkalede Ne Canlar Verdim. Koskoca Bir Orduyu Yendim… Türk Oğlu Türküm Ben… Oğuz Boylum Asil Soylum Yılanlarla Dolu Koynum… KESİLİR AMA ÇEKİLMEZ BOYNUM. TÜRK OĞLU TÜRKÜM BEN!....

Andam Burdayız. Hiç bir yere gitmeye niyetimizde yok. Alayına kadar gideriz. Türklük uğruna ölürüz ama mutlaka ölürken’de bir kaçını öldürmeden gitmeyiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Neresinde bir Türk varsa Yeryüzü Küresinin….
Sınırı ordan başlar Bozkurt mefkuresinin…
Yürü sensin umudu bütün esir illerin…
Yürü nutku tutulsun Emperyalist dillerin....
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« Yanıtla #5 : 09 Kasım 2011, 12:41:03 »

Türklük ezilmez. Kimse bizi ezemedi. Biz ayaktayız. Ezilmeyi kabul etmiyorum Ankaralı Göktürk kandaş .
Ben de böyle düşünüyorum kandaş. Haksızlığa uğradığımız doğrudur,hiç bir zaman da başkalarının hakkımızı ödemesine kalmadık ama k.rt gibi mağduriyet edebiyatına yatmaktan da Tanrı ya sığınırım. O pislikler ezildiklerini,haksızlığa uğradıklarını anlatırken bile zevk alıyorlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #6 : 02 Ocak 2012, 19:42:19 »

Bu konuyu nasıl da görmemişim bugüne kadar.

Bu konu çok önemli ve derinlemesine araştırılarak detaylandırılabilir.

Ekrad kelimesinin bir ırkı veya topluluğu ifade etmediğini aklı başında olan herkes bilmektedir. Tarih boyunca Ekrad olarak nitelenen kesimlerin ortak yanı genelde ''belli bir düzene uymadan, dağlarda kendi başlarına buyruk yaşayan ve zamanın medeni dunyasından kopuk olan'' yığınlardır. Bu kelime kesinlikle herhangi bir etnik kökeni, topluluğu veya bir ırkı işaret etmez, etmemiştir.

Osmanlı'nın Türkmen aşiretlerini izorla iskan etmeğe çalıştığı dönemde de Ekrad (kürd) kelimesi ile sık sık karşılaşılıyor. Neden mi? Çünkü bu kelime bir topluluğu veyahut bir ırkı işaret etmiyor. Hatta o zamanların Türkmenleri, eğer yaşadıkları bölgeye başka Türkmenler iskan edilirse bu durumdan hoşnut olmadıkları için yeni gelen Türkmenleri ''kürd'' diyerek aşağılamışlardır.

Burada asıl üstüne düşülmesi gereken nokra ''kürd'' kelimesinin gerçek manasını bulmaktır. Bana göre bu bir aşağılama sıfatıdır. İlginç ki bugün kendine kürd diyenler tarih boyunca bu aşağılama sıfatına dört elle sarılmaktadır. Sanırım hoşlarına gidiyor aşağılık olmak. Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Delikurt27
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 651


ANTEPLİ BOZKURTLAR!!!


« Yanıtla #7 : 02 Ocak 2012, 22:25:58 »

Çeşitli sebeblerle k.rt tarihi araştırıldı.Araştıranlar içinde misyonerden Ajanlara Türk düşmanlarına kadar bir çok kesimin ilgi odagı oldu hiç bir bilimsel dayanak bulamadılar uydurma tarihi belgeler sundular bu kısmen tuttu bir kısım insanlar yuttu sahte tarihi, hala bazı k.rtçüler sahte temelsiz belgelerle övünmekte gurur duymaktalar. İşin ilginç yönlerinden biriside dilleri o bile anonimdir araştırmalar da: K.rtçede var olduğu söylenen 8308 sözcükten; 3080 tanesi Türkçe, 2000 tanesi Arapça, 1200 tanesi Zent Lehçesi, 1030 tanesi Farsça kökenlidir. Geri kalan yaklaşık 1000 sözcüğün ise yaklaşık 700 tanesi Ermenice, Çerkezce, Gürcüce, Pehlevice… gibi dillerden geldiği bilinmektedir. Bu sözcükler de çıkarıldıktan sonra, geriye yalnızca 300 tane sözcük kalmaktadır. Yani k.rtçede var olduğu söylenen 8308 sözcükten, yalnızca 300 tanesinin kökeni bilinmemektedir. Bir sözcük kümesinin “dil” olarak sayılabilmesi için, onun ciddi anlamda bir söz varlığının olması gerekmektedir. Bu anlamda % 97′si yabancı dillerden alıntılanan sözcüklerden oluşan bir söz varlığıyla bir dilin olduğunu düşünmek, gerçekten kabul edilir bir şey değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Türk sayısını çoğaltmak ulusal büyük amacı, tabii gelişmeye bırakılmamalıdır. Alınacak ve hayata geçirilecek olağanüstü önlemlerle bir ulusal politika izlenmeli ve Türk sayısı çoğaltılmalıdır.” M.KEMAL ATATÜRK
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 02 Ocak 2012, 22:29:34 »

Ne halt olurlarsa olsunlar. İster Fars, ister Arap, ister Afkanlı , isterlerse çingene olsunlar. Soylarını hangi iğrenç kabileye dayandırırlarsa dayandırsınlar. Yeterki Türk Irkından uzak dursunlar. 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« Yanıtla #9 : 02 Ocak 2012, 22:32:30 »

Çeşitli sebeblerle k.rt tarihi araştırıldı.Araştıranlar içinde misyonerden Ajanlara Türk düşmanlarına kadar bir çok kesimin ilgi odagı oldu hiç bir bilimsel dayanak bulamadılar uydurma tarihi belgeler sundular bu kısmen tuttu bir kısım insanlar yuttu sahte tarihi, hala bazı k.rtçüler sahte temelsiz belgelerle övünmekte gurur duymaktalar. İşin ilginç yönlerinden biriside dilleri o bile anonimdir araştırmalar da: K.rtçede var olduğu söylenen 8308 sözcükten; 3080 tanesi Türkçe, 2000 tanesi Arapça, 1200 tanesi Zent Lehçesi, 1030 tanesi Farsça kökenlidir. Geri kalan yaklaşık 1000 sözcüğün ise yaklaşık 700 tanesi Ermenice, Çerkezce, Gürcüce, Pehlevice… gibi dillerden geldiği bilinmektedir. Bu sözcükler de çıkarıldıktan sonra, geriye yalnızca 300 tane sözcük kalmaktadır. Yani k.rtçede var olduğu söylenen 8308 sözcükten, yalnızca 300 tanesinin kökeni bilinmemektedir. Bir sözcük kümesinin “dil” olarak sayılabilmesi için, onun ciddi anlamda bir söz varlığının olması gerekmektedir. Bu anlamda % 97′si yabancı dillerden alıntılanan sözcüklerden oluşan bir söz varlığıyla bir dilin olduğunu düşünmek, gerçekten kabul edilir bir şey değildir.
Ben de bir kaç kere dalga olsun diye TRT 6 yı izlemiştim. İçindeki bütün bağlaçlar,zamirler ve yardımcı cümle öğeleri Türkçe. Ve,fakat,ama,de,ki bağlaçları. Baya bir oranda bizim günlük hayatta da kullandığımız arapça,farsça kelimeler de var,işin komiği ne biliyor musunuz,avrupa dillerinden de kelimeler var. Uydurma ve sonradan üretilme olduğu o kadar belli ki ulan hadi anladık arapça,farsça senin bölgende,tıbbi terimlerde bile kullanılmayan latinceyle,ingilizceyle,fransızcayla ne işin var senin. Sanki viyana önlerine kadar ilerleyen sensin. Sözde alfabeleri de bizim kullandığımız latin alfabesine ek olarak yukarısında yumuşatma işareti olan x harfi,arap alfabesinden bir kaç karakter,hatta epsilon,delta bilmem ne falan da uydurdular. Yahu k.rt diyince bundan böyle ilk zihnimde canlanan duygu nefret değil,komedi. Bunlar beni bu kadar güldürdü Tanrı da onları güldürsün. Dağda birbirlerinin suratına bakıp bakıp gülsünler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.069 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.