KEMALİST İDEOLOGLARA CEVABEN..
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Ekim 2019, 15:42:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KEMALİST İDEOLOGLARA CEVABEN..  (Okunma Sayısı 1186 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« : 27 Kasım 2015, 14:07:44 »

Sayın Kemalist,

Kıymet takdir eden insan soyundan olmadığınız halde Türkçülere yakışır bir vakar, seviye ve üslup ile sizin gibi kemalist sosyalist münevverlere kısa bir açıklama yapma gereğini borç biliriz.

Biz Türkçüler için pek bir kıymeti olmayan kürt İsmet İnönü’nün, Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra TBMM’de yaptığı konuşmada Dr. Rıza Nur hakkında sarf ettiği “Dr. Rıza Nur Bey, Türk heyeti murahhasası içinde başlıca medarı muvaffakiyet olmuştur. Bunu söylemek vazifemdir.”sözlerini hiçe saymanız da ne kadar Atatürkçü olduğunuzun da bir kanıtı olsa gerek.

Türkçülere saldırılarınız bizlerce anlaşılabilirdir. Zira İsmet İnönü’nün Rıza Nur hakkında 1923 yılında sarf ettiği sözlerin gündeme gelmesinin üzerinden bir yıl geçmeden, 1944 yılının 19 Mayıs Bayramı’nı kutlama nutkunda Cumhurbaşkanı İnönü’nün Rıza Nur’u bu sefer siyasi bir münevverlik içinde 3 Mayıs 1944 günü olaylarının korkusu ile "ırkçılığa" karşı tepki argümanı olarak seçmiş, konuşmasında Rıza Nur’u ima ederek, ırkçılığın politika malzemesi edilmesinin doğurduğu kötü sonuçlardan bahsetmiştir. Tabi bu Cumhuriyet muhafızlarının akıllarından çıkardıkları Cumhuriyetin kuruluşunun Türk milletinin eseri olduğu, övülen ve yüceltilenin sadece “Türk Milleti”nin kendi asli cevheri olan kanının olacağının unutulmasıdır.

Her daim Türkçülüğün yalnız İttihat ve Terakki tarafından yürütülen bir ideoloji olduğu sanısını eleştiren Türkçüler, Tanzimat’tan sonraki çağdaş Türkçülüğün tarihine bakanların, bu düşüncenin yanlışlığını anlayabileceğini ifade etmektedir.

Atsız Ata, çağdaş Türkçülüğün dört büyük şahsiyetini, Ali Suavi, Süleyman Paşa, Ziya Gökalp ve Rıza Nur olarak açıklamıştır.

Bizlerin Türkçülük anlayışı belirli noktalarda biyolojik göndermeleri ifade ederken, Rıza Nur’un kültür vurgulu milliyetçilik anlayışıyla Türkçülük kemikleşmiştir. Atsız Atamız diğer tali unsurların temelini teşkil eden etnik bağlılığın kökenlerini, genetik (ırk gerçekliğini öne çıkarak) özelliklerde aramıştır. Rıza Nur ise bu düşüncelere ilaveten milleti oluşturan ana unsurun dil merkezli kültür olduğunun kabulünü ifade etmiştir.

Sayın sosyalist ve komünist şahsiyet "laik efendiler"...

Yazıyı iyi sindirin ve beyninize nakşedin..Türkçülere yapmış olduğunuz hakaretleri aynen sizlere iade ettiğimiz gibi sizlerin ufak beyninizin ufuklarını genişletme gayreti ile özet bir yazı kaleme alıyoruz.

1944 yılı 19 Mayıs Bayramı’nda İnönü "… Türk milliyetçisiyiz, fakat memleketimizde ırkçılık prensibinin düşmanıyız. Memleketimizde politika garezleri için uydurulan ırkçılık önderlerinin çok acıklı faciaları hatıralarımızda canlıdır. 1912 senelerinde Rumeli’de Türk erlerine Arnavut Priştineli Hasan ve Derviş Hima ile arkadan hücum tertipleyenlerin Türk ırkçı politikacısı olduğu Büyük Millet Meclisinde ispat olunmuştur." demiştir.

Sayın Milli Şefimize ne oldu da 20 yıl içinde bu kadar değişebildi. Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hatıralarına, devrimlerine ve miraslarına sadece 2 yıl dayanabildi. Ne oldu da kemalizm denen bir ucube ideoloji yarattı.

Her nedense Türkiye’deki sol düşüncenin ve İnönü’nün Türkçülere karşı sesini yükseltmesi 31 Ocak 1943’da Alman ordularının Stalingrad önlerinde Sovyetlere yenilmesiyle başlamıştır. Tesadüfe bakın ki aynı kızıl Rus ayılarına bugün de askeri manevra dersleri vermekteyiz ve tesadüfe bakın ki sizin gibi kızılların kemalist seviciliğine de cevap yazmak zorunda kalmaktayız.

Kimlik bunalımının tarafı olan kemalist ideoloji ile Osmanlıcılığın çakışması biz Türkçüler için pek yabancı değildir. Toplumun milli kimliği ve şuuru idrak edebilmesi için batılaşmayla beraber sekülerleşme de, kemalist milliyetçiliğin harcına katılmıştır. Kemalist düşünce, bir nevi devletin eliyle yapıldığı için aynı zamanda devletin resmi milliyetçiliği hüviyetine büründüğünden bizce kabul edilebilir değildir.

Misal, Atatürk’ün o dönemin siyasi argümanından başka bir şey ifade etmeyen “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” vecizesi kültürel kimlikle vatandaşlık kimliğinin birleştirilme gayretlerinin örneğini teşkil etmekte ve bizlerce kabul görmemektedir. Bu ve benzeri düşüncelerin eksikliğini tartışmanın gereği olmadığını son 30 yıldır içteki ayaklanmalar ile tecrübe edinmekteyiz.

Bir misalle temellendirecek olursak, siyasi bir milliyetçilik olan ve millet mefhumunu siyasi bir toplum olarak tanımlayan Atatürk milliyetçiliği ve bu milliyetçiliğin siyasi hedefleriyle; milliyetçiliği, milleti soy ve dil temelinde tanımlayan Atsız Atanın milliyetçiliğinin siyasi hedefleri, milliyetçilik kimliğinde birleşseler de birbirleriyle çatışma halinde olmuştur.

Atatürk milliyetçiliği Misak-i Milli sınırlar içinde, barışçıl bir milliyetçiliktir. Türkçülerin milliyetçiliği ise Turancılık temelinde ve asla barışçıl olmayacaktır.

Türk Kimliği bir ikilem olmadığına göre bunun ortadan kaldırılması için kültürel homojenlik sağlanmaya çalışılması o dönem neyi ifade etmektedir. Türk kültürünün özümsetilmesi ve milli bir bilinç kurulması amacı ile toplumu oluşturan her ferde Türkçe öğretilmeye çalışılması kadar doğal bir yöntem elbet olamaz. Ancak o döneme ait “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası bugün iflas etmiş, toplumda yer alan Türk olmayan etnik artıklar kanlarının hükmünü verme yoluna gitmiştir.

Bununla beraber 1924 anayasasının 88. Maddesinde yer alan, “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur” ibaresi, yani genelleştirme tanımı batılı bir millet anlayışının benimsendiğinin göstergesidir. Türk kimliğinde ırksal temellerden ziyade modernleşme çizgisinin yakalanması iddiası kemalist ideolojinin bir kimlik modellemesi olduğundan biz Türkçüler Atatürk’ü değil, onu sapık düşüncelerine alet eden kemalist ideologları eleştirmekteyiz.

Sayın laik münevverler şimdi de bizi yobazlık ile itham ettiğiniz diğer eleştirinize cevap verelim.

Ülkü kişilerin üstünde teşekkül eder. Bir takım eylem, karar ve tutumların eleştirilmesi kadar normal bir şey yoktur. Olayları o dönemdeki şartların, akımların, düşüncelerin ve yaşananların temelinde değerlendirmek gerekir. Bilindiği gibi tarih, bir ölçüde olayları, bunların oluş şeklini, ikna edici seviyede nedenlerini bulmaya çalışmak ve sonra da bütün bunları zaman kesiti ve süreç olarak belirli bir çerçeveye oturtup yorumlamaktır.

Birçok defa Atatürk’ün adını vererek tek parti dönemini eleştiren Atsız’a göre, “tekkeler ve medreselerin” kapatılmasından sonra bir “Yüksek İslam Enstitüsü‟nün kurulmaması büyük bir hata olmuştur ve bu yüzden “kara cahil yobazlar” türemiştir.

Öte yandan Atatürk dönemi Türkiye’sinde “din” olgusu ile Atsız’ın düşünceleri mukayese yapıldığı vakit dikkat çeken bir diğer husus, “Medeni Bilgiler” kitabında yer alan cümleler ile Atsız’ın aynı dönemde yazdığı yazılar arasında paralellikler bulunmasıdır. 1931 yılında yazılan bu kitapta yer alan görüşlerin Atsız’ı etkilemiş olabileceği imkân dâhilindedir ve Atsız benzer düşünceleri yazı hayatı boyunca dile getirmiştir.

Hayata geçirilen kanunlar bilhassa Medeni Kanun“Tercüme Kanunlar” olması nedeni ile eleştirilmiştir.

O dönemde düzenlenen balo geceleri bizim tabi hayatımıza ve karakterimize göre olmadığından eleştirilmesi gayet normaldi.

Büyük Taarruz gibi kazanılan zaferlerimiz kutlanmazken, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının meydana getirilmesi bir rejimin ilanı olmaktan ileri gidememiştir.

7 Eylül 1944 duruşmalarında Atsız’ın Atatürk aleyhine yaptığı iddia edilen konuşmaları
Tevetoğlu’na sorulunca, kesin bir dille reddetmiş, aksi örnekler vermiştir:

“Bu iddianız tamamen asılsız ve köksüzdür. Atsız’ın bana Atatürk aleyhine bir şey söylediğini, benim Atatürk’e olan sevgi ve saygımı tenkit ettiğini hiç hatırlamıyorum. Benim bildiğim O, Milli Mücadelenin başbuğu, Türklüğü kurtaran Mustafa Kemal’i daima takdirle anmış, saymış ve sevmiştir. 1933’de Çanakkale Şehitliklerini ziyaretimizde Anafartalar’da, Saroz Körfezi’nde hep onun üstün kahramanlığını övdüğünü hatırlıyorum. Atsız, yalnız Atatürk’ün çevresini sarmış dalkavuklardan nefret ederdi. Atsız Mecmua’da çıkan makalelerinde zaman zaman Gazi’nin milli fikirlerini takdirle anmış, örnek vermiştir.”

"Atatürk’ün bazı yanlışları, hataları olsa bile, devletimize yeniden ‘Türk’ adını vermesi, onun bütün yanlış ve hatalarının affedilmesi için yeterlidir” diyen de Atsız’dır.

Biz Türkçüler Başkumandan Mustafa Kemal'i tebcil ederiz yani ulularız. Fakat Cumhurreisi Atatürk'ün bir takım uygulamalarını ve çevresindeki dalkavukları eleştirme hakkımız mahfuzdur.

Sayın Kemalist Kızıllar,

Türkçülere saldırıda bulunduğunuz ve dokunulmaz olarak gördüğünüz Atatürk eleştirisi ifadeleri üzerinden büyük bir kumandan olarak benliğimizde taşıdığımız ulu liderin sözleri ile sizlere veda edelim.

"Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir."

"Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız."

"Hayattaki yegâne üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin."

"Kanını taşıyandan başkasına inanma!"

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

"Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."

"Türk âleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir."

Tan Hu”Emre”
27.11.2015
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #1 : 29 Kasım 2015, 19:26:28 »

O son gelen kemalist zat Türkçü filan değildi. Kemalist bir yobazdı. Saldırdığı Türkçü Rıza Nur da devletin laik olmasına dair meclise önerge vermiş ve hatta ilk imzayı kendisi atmıştı. Bu şuursuzlar bilmezler.

 "Rıza Nur’un kültür vurgulu milliyetçilik anlayışıyla Türkçülük kemikleşmiştir."

Ağabeğ, Rıza Nur'un Türkçülüğü kültür vurgulu değil ırkî vurguluydu. Milli Eğitim ve Sağlık Bakanıyken Türk olmayan memurları işten atması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Bu nedenlerledir ki Atsız'ı etkileyen en büyük şahsiyet olmuştur.

Rıza Nur ne Nurcuydu, ne de yobaz. O yalnızca Türkçüydü. Türk milletine hizmet etmek onun için namus borcuydu. Ne yazık ki bugün değeri hiç bilinmemektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.