Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRKÇÜ DURUŞ, TÜRKÇÜLÜK, ATSIZCI GÜÇ => Türklüğün Dostu ve Düşmanları => Konuyu başlatan: Karagerey üzerinde 11 Ekim 2011, 16:13:45



Konu Başlığı: İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ AMERİKAN ŞİRKETİ
Gönderen: Karagerey üzerinde 11 Ekim 2011, 16:13:45
    ABD Tarım Bakanlığı ve “içine şeytan girmiş şirket” (devilish company) diye isim takılmış ve genetiği değiştirilmiş tohum (GDO) üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan firması Monsanto’nun davetlisi olarak gittiler.
Gidiş-dönüş uçak bileti bedelini, otelde kalış, yemekleri yeyiş paralarını ABD’nin bakanlığı ile şirket ödedi. Yediler, içtiler, gezdiler.
 Türkiye’ye döndüler.(2009)
 Bilin bakalım ne oldu?
 Bizim ülkenin Tarım Bakanlığı, Meclis’e getirip “iyi mi olur kötü mü, Türk insanı zarar mı görür fayda mı, Türk çiftçileri, tarlaları, bostanları, bağları, bahçeleri, toprakları, yaylaları için ne getirir, ne götürür” tartışmasını açıp yasa çıkartmayı beklemedi. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) Yönetmeliği’ni çıkarıverdi.
 Frankeştayn ürün diyorlar.
 Yiyeni yavaşça öldürüyor.
 Çaktırmadan salaklaştırıyor.
 Belli etmeden aklını alıyor.
 Usul usul organ hasarı, karaciğer yetmezliği, böbrek kifayetsizliği, kısırlık, erken doğum, düşük, ne varsa insanın başına kendi vücudundan gelebilecek kötü, umarsız hastalık, hepsini bu GDO adı verilen ürünler yapıyor.
 
***
 
Bunun ithalatı yasaktı.
 Ülkeye girişi cinayetti.
 Türkiye’ye GDO’yu sokmak ihanetti, ülkenin geleceğini felakete atmaktı. Çünkü Anadolu’nun Allah vergisi doğası, dünyanın en zengin bio-çeşitlik gösteren toprağıydı. Evrim Teorisi’ni geliştiren İngiliz bilim adamı Charles Darwin’in araştırmalarını yaptığı Galapagos Adaları’ndan daha fazla endemik (başka hiçbir toprakta yetişmeyen, büyümeyen, gelişmeyen) bitki örtüsü (flora) Türkiye’de vardı. Dünyadaki toplam 12 bin 500 endemik türün 2 bin 500’ü Türkiye’nin tarlalarında, bağlarında, bahçelerinde, ovalarında, yaylalarında milyonlarca yıllık doğal ayıklanma ile kendiliğinden yüz binlerce yıldır duruyor.
 Avrupa’da 50 ülke var. 50’sinden daha fazla.
 Afrika’da 53 ülke var. 53’ünden daha fazla.
 Orta Doğu’da 18 ülke var. 18’inden daha fazla.
 Kafkasya’da 5 ülke var ve Kafkasya’nın da 5 ülkesinin toplamından daha fazla endemik bitki türü Anadolu topraklarında doğal olarak mevcut. Dünyada benzeri başka bir yerde olmayan bitki türü zenginliğindeki bizim ülkemize GDO’lu tohumu sokmak ya da genetiği değiştirilmiş Frankeştayn ürünün girişine izin vermek gerçekten korkunç bir hataydı.
 
***
 Bu gezi Nisan’da yapıldı.
 Milletvekilleri;
AKP’li Mehmet Erdoğan,
AKP’li Özlem Müftüoğlu,
AKP’li Ali Koyuncu,
CHP’li Vahap Seçer,
MHP’li Abdülkadir Akcan (TBMM Tarım Komisyonu üyeleri) yediler, içtiler, toplantılarda bilgi edindiler, döndüler.
 Ekim ayı sonuna gelindi.
 AKP’li iktidarın Tarım Bakanlığı, GDO yönetmeliğini, aniden çıkartıverdi. Türkiye’ye GDO ürünlerinin girişi serbest oldu. ABD Tarım Bakanlığı ile ABD’li içine şeytan yerleşmiş şirket çok sevindiler. Türkiye kendi bitki zenginliğini korumak yerine başkasının genetiğini değiştirerek bol, kolay ürettiği ürünlere ve tohumlara bağımlılık yaratacak yolu açtı.
 Türkiye tarımı hançer yedi.
 İnsanının sağlığı bıçaklandı.
 Türk insanı, kendi toprağındaki 2 bin 500 endemik bitki çeşidi ile bitki örtüsünü zenginliğe dönüştürmek için çalışmak yerine tembelliğe, miskinliğe, aptallığa, ithalata mahkûm edilerek bağımlılık yaratacak GDO’ya kapı açıldı.
Hesabını sormak lazım.
 Demokratik yoldan!
    ALINTIDIR


Konu Başlığı: Ynt: İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ AMERİKAN ŞİRKETİ
Gönderen: AttilaHunTürk üzerinde 08 Mart 2018, 00:49:47
Şeker fabrikaları satılıp yerine sentetik nişasta içerikli şekerlerin oran olarak daha çok kullanılması da bu konu ile bağlantılı mı bilmiyorum ama birilerinin Türk ırkının sağlığını hedef tahtasına koyduğunu tahmin edebiliyorum.


Konu Başlığı: Ynt: İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ AMERİKAN ŞİRKETİ
Gönderen: Böriler üzerinde 08 Mart 2018, 05:58:55
Şeker fabrikaları satılıp yerine sentetik nişasta içerikli şekerlerin oran olarak daha çok kullanılması da bu konu ile bağlantılı mı bilmiyorum ama birilerinin Türk ırkının sağlığını hedef tahtasına koyduğunu tahmin edebiliyorum.
Bence de.