Hizbullah PKK ile çatışmaz çanlar tarikatlar için çalıyor !
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 03:27:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hizbullah PKK ile çatışmaz çanlar tarikatlar için çalıyor !  (Okunma Sayısı 9273 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« : 12 Ocak 2011, 02:29:05 »

Mehmet Faraç, Faik Bulut’la birlikte  “Kod Adı Hizbullah”ı yazdığında, örgüt bir çok insanın bildiği fakat deşifreye yanaşmadığı gerçeklerindendi Güneydoğu’nun...
Örgüte ait cami, mescit, kitabevi ve sığınakların adlarından, faaliyet gösterdikleri il ve ilçelere, “kara listeleri”ne kadar bir çok bilgiyi isim isim sıralayarak Türkiye’yi Hizbullah’la tanıştıran gazetecinin, şu ara “zorunlu tatil” de olması talihsizlikti... Arayıp sormak istedik; “Terör ve Toplum” köşesi kapatılmamış olsaydı ne yazardınız şu ara?

***

Önce Abdullah Öcalan’ın “Eski tarzda devam edeceklerse o zaman öz savunma devreye girer” açıklamasıyla fitili ateşlenmiş görünen “PKK-Hizbullah çatışması”...
“Hizbullah’la PKK arasında çatışma beklenemez.”
- Neden çatışmazlar?
Acısını iki taraf da çok kötü yaşadı çünkü. Bir de bölgede iki örgüt arasında bir savaş çıkarsa bunun kaybedeni Hizbullah olmaz! PKK çatışmadan çok olumsuz etkilenir. Hz. Muhammed’i anma toplantısında Diyarbakır Meydanı’nda 500 bin kişiyi toplayan PKK değildi, Hizbullah’tı!
Batman, Diyarbakır ve
Van’dan aday olacaklar
Şu anda “askeri alanda silahlarını toprağa gömmüş” olan Hizbullah’ın harekete geçerse, bölgede yine büyük sıkıntı yaşatabileceğine inanıyor Faraç.
“Ufukta böyle bir hareket gözüküyor mu peki?” sorusuna cevabı net:
“Hizbullahçılar’ın bugünkü önceliği siyasallaşmak! Cezaevinden çıkan örgüt mensupları çok kanlı eylemlere imza attılar. Yargıtay aşamasından sonra içeri girme ihtimalleri yüksek. Dolayısıyla tek çıkış yolları meclise girmek!”
Hizbullah terör örgütünün “potansiyel” milletvekili adaylarını, hatta aday olacakları illeri de sıralıyor Faraç:
“Örgütün camiler sorumlusu Edip Gümüş, üniversiteler sorumlusu Cemal Tutar ve son lideri Hacı İnan’ı Batman, Van ve Diyarbakır’dan aday yapabilirler!”
Bunun yöntem üzerinde konuşmaya bile gerek duymuyor;
“PKK nasıl yapıyorsa onlar da öyle yapacaklar!”
Kur’an taşıyan mollaların
BDP eyleminde ne işi vardı
Ancak “PKK siyasallaşmada Hizbullahçılar’ın çok önünde” Faraç’a göre:
“İktidarda laiklik karşıtlarının odağı olan bir parti nin olması, siyasi anlamda dincilerin güçlü olduğunu göstermiyor. PKK şu anda daha güçlü. Ama şöyle bir paradoks var, PKK devleti sıkıntıya sokan bu güce sadece kendi ideolojisini kullanarak erişmedi. Büyük ölçüde islami ritüelleri de kullandı. Niye Öcalan’ın evine giden insanlar oradan toprak parçaları aldılar, ekmek aldılar, duvara yüz sürdüler? Oradaki Nakşi-Nurcu yapıya rağmen bir yere varamayacağını anlayan PKK yavaş yavaş o bölgedeki siyasi araziye uymak zorunda kaldı. Bölgedeki İslamcı Kürtlerin bir bölümü artık PKK’ya çalışıyor. Geçmişteki Kürdistan İmamlar Birliği’nin benzeri bir yapı halen ve PKK lehine işliyor orada. BDP’nin eylemlerinde boynunda Kuran-ı Kerim taşıyan mollaların yürümesini, Said-i Nursi posterlerinin taşınmasını unutmasın kimse. Osman Baydemir’in Ramazan ayında 300 mollayı toplayıp onlara gümüş şekerlikler armağan etmesi filan boşuna yapılmış şeyler değildi. PKK-BDP çizgisi muhafazakar kesimin farkına vardı. Etnisite ile dinsel kaygıları aynı potada eritme stratejisini uygulamaya soktu.”
İki örgütün hedefi de
Kürdistan’ı kurabilmek
-Gelinen noktada tabanları ortak yani...
Tabanları aynı. Aynı arazi üzerine tohum atıyorlar. Biri Karedeniz’de faaliyet gösterse farklı olurdu tabii ama sonuçta Güneydoğu’da ikisi de.
- Ya hedefleri?
O da aynı. İkisinin de hedefi bu bölgede Kürdistan kurmak. Biri Marksist-Leninist bir Kürdistan kurayım diye yola çıktı, diğeri dinci bir Kürt Devleti kurmak için... Ama din ikisinin de kökeninde var aslında. Öcalan da ilk çıkışında dini bir kişilik gibi, muhafazakar yetişen, Komünizmle Mücadele Derneklerine giden, Hacı Bayram’da namaz kılan bir adamdı... İşin özü şu ki, bunlar seçilmiş insanlar! Biri Batman’dan biri Urfa’dan iki köylü aynı okula gidiyor, ikisi de siyasal okuyor, ikisi de tahta valizle Güneydoğu’ya dönüyor ve biri Marksist biri şeriatçı örgüt lideri oluyor. Bu rastlantı mı?
İmajını yenilemeye silaha
harcadığı kadar para harcadı
Faraç Hizbullah’ın yaklaşık 7 yıldır siyasallaşmak için çırpındığını ve 2003’ten bu yana kurdukları dernekler, vakıflar, dergi, gazete ve internet siteleri üzerinden ciddi bir imaj yenileme faaliyetine giriştiklerini anlatırken sormadan edemiyorum:
- İyi de “pişman değiliz” diyorlar, böyle imaj yenileme mi olur?
Onlara göre o insanlar kafirdi, din düşmanıydı, öldürülmesi gerekirdi. Bu açıdan pişman değiller.
Ama bölge insanı “Bir müslüman böyle bir cinayet işleyemez, işkence yapamaz, diri diri toprağa adam gömemez” diyor. Bu ikilemin ortasındaki kitlenin sempatisini kazanmak için son 10 yılda silahlanmaya harcadığı para kadar para harcadı Hizbullah. 7 yılda gıda paketleri, giysi yardımları vs. ile 100 bin insana ulaştı! 15 yıl boyunca yeraltında çalışan örgüt, bu faaliyetleri ile yerüstüne çıktı, kendini gösterdi.
Öcalan da çıkarsa
kimse şaşırmasın yani
Ve tele-röportajın belki de en çarpıcı cümlelerinden biri.
“Yakında Öcalan da çıkarsa şaşma yani!”
- Bunu ilk kez söylemiyorsunuz...
Öcalan’ı Amerika’nın ve Avrupa’nın baskısıyla dışarı çıkaracaklar. PKK’nın siyasallaşması ancak böyle tamamlanır.
- Ya bu tahliyelerin PKK’nın “öz savunma” sopasına karşı alınmış stratejik bir “devlet(!)” kararı olduğu iddiaları?..
AKP’nin bu kadar gözü kara davranacağını sanmıyorum. “PKK ’öz savunma güçlerini sokağa salarız’diye sopa gösterdi, devlet de karşısına ’alın bakalım’deyip başka bir güç çıkardı” biçimindeki yaklaşımı ben çok mantıklı bulmuyorum. AKP bunu yaparsa kendi ayağına kurşun sıkmış olur. Bölgedenin böyle bir çatışma ortamına sokulması, devletin güvenliğini  çökertir ki bu seçim arifesinde AKP’nin de çökmesi anlamına gelir.
Kaldı ki Hizbullah karşısında zor günler geçirecek olanın PKK değil bölgedeki cemaat ve tarikat yapılanmaları olduğu iddiasında Faraç:
“Geçmişte PKK ile Hizbullah çatışıyordu. Şu anda ’PKK ne yapacak’diye düşünmesin kimse, ‘cemaat-tarikatlar ne yapacak?’ diye düşünsünler. Eskiden başsız bir Hizbullah vardı şimdi başları, çok tehlikeli, önemli isimleri dışarıda.”


Selcan TAŞÇI
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #1 : 12 Ocak 2011, 02:31:00 »

TİYATRO...
Heykel ve haremle Hizbullah’ı unutturmak!
Hizbullahçıların tahliye edilmesi rezilliği AKP’yi olumsuz etkilemeye başlayınca AKP’li sözcüler ve medyadaki görevlileri hemen harekete geçti ve gündemi değiştirmek için seferber oldular.. Yeni konu başlıkları Kars’daki heykel hikayesi ile Kanuni Sultan Süleyman’ın dönemini ve haremi anlatan malum televizyon dizisi. Evet insanları diri diri gömen Hizbullahçıların serbest bırakılması toplumda infial yaratınca  AKP hemen yapay bir gündem oluşturdu... Kars’daki heykel olayında adımı atan, yani heykelin inşa iznini veren AKP’li belediye başkanıdır. Hal bu iken Başbakan niye gürültü çıkarıyor anlamış değiliz.. Keza Kültür Bakanı Ertuğrul Günay önceki gün, Başbakan heykel sözcüğünü kullanmadı diyerek, aslında Başbakan’ın ucube dediği heykele de sahip çıktı... Öte yandan harem filmi gürültüleri ise tam bir tiyatrodur, zira daha önce de yazdığımız gibi hadise belgesel değil, sadece bir dizi filmdir ve en önemlisi
Osmanlı’da asla tasvip edilemeyecek harem diye bir müessese mevcuttu.

Sabahattin ÖNKİBAR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #2 : 12 Ocak 2011, 02:32:19 »

AKP, Taliban olur mu?

AKP, artık Taliban’a benzetiliyor. odatv.com’da Mehmet Aksoy, Kars’taki heykelin ortadan kaldırılmasını isteyen Başbakan’ı eleştirerek “Taliban da Buda heykellerini sizin gibi yıkmıştı” diye yazdı.
Bilindiği gibi Kars’taki heykelin yeri de mesajı da tartışmalıdır. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ilgilendiren bir konuda ülke adına bir heykelle mesaj vermek ne dönemin Kars Belediye Başkanı’nın haddine düşerdi ne de bir heykeltıraşın!
Şimdi konunun bu yönlerini tartışan yok. Fakat “heykele ucube denilir mi?” üzerinden Talibanlaşma konuşuluyor.
12 Mart 2001’de Taliban milisleri, o dönemde Afganistan’ın fiili devlet başkanı olan Molla Ömer’in emri üzerine, Bamiyan’da bulunan 6’ncı yüzyılda inşa edilmiş Buda heykellerini havaya uçurmuştu.

Taliban, heykelleri havaya uçurmakla kalmamış Kabil’deki Ulusal Müze’de sergilenen, ülkenin Budizm etkisi altındaki döneminden kalan neredeyse tüm eserleri de tahrip etmişti.

***
Türkiye’de Talibanlaşma şüphesini haklı çıkaran gelişmeler var. Bir televizyon tartışmasında sinemacı Mesut Uçakan, “İslam’da heykel yoktur” deyince “Roma döneminden kalan heykelleri ne yapacaksınız?” sorusuna muhatap oldu!
Uçakan o kadar iddialıydı ki konuyla ilgili ayetler, hadisler bulunduğunu, sorulursa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da aynı yönde cevap vereceğini söyledi.
Oysa Kur’an’da bahsedilen heykeller tapınmak için olanlardır. Bir kültür ürünü olanlar “müstesna” tutulmuştur. Yoksa “Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı” ayeti nasıl açıklanabilir?
Demek ki bugün kimsenin heykellere tapınması söz konusu değildir ama, Allah’ın veya Peygamber’in yerine tarikat önderlerini koyanlar, Kur’an yerine bu önderlerin kitaplarını ayet gibi savunanlar vardır. Parayı putlaştıranlar vardır.

***

Sadece heykel meselesinde değil, AKP bütün alanlarda bir Talibanlaşma eğilimi sergiliyor. Kimileri bu tutumu, yaklaşan seçimlere bağlıyor ve muhafazakâr oyları AKP’de toparlamak için bu tür politikalar sergilendiğini iddia ediyorlar.
Böyle olduğunu iddia etmek, Türkiye’nin muhafazakârlarının Taliban kültürüne sahip olduğu iddiasını da beraberinde getirir ki bu doğru değildir.
Fakat AKP’nin bir korku ortamı oluşturmaya başladığını da görmek gerekiyor.
Halk arasında, domuzbağı cinayetleriyle ünlü Hizbullah örgütünün elebaşlarının serbest bırakılması buna bağlanıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu durumu “AKP kendisini, iktidardan gitmeyecek şekilde programlamış bir partidir. Gitmemek için her tür baskıyı ve şiddeti uygulayacaktır. Önümüzdeki süreçte insanların nasıl mağdur edilip, haksız yere mahkum edildiklerini de göreceksiniz, yandaş yargıçları, savcıları, baskıları göreceksiniz. O baskılar artacaktır”  şeklinde açıklıyor.
İşte bu şiddet, Taliban şiddetine dönüşebilir! Halk arasında konuşulan budur.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün de vurguladığı gibi bir “yandaş yargı”  mekanizması oluşturulduğunu hep birlikte görüyoruz. Bunun sonuçları da olacak elbette.
Sahi hiç durup düşünüyor muyuz; AKP ile Türkiye nereye gidiyor?

Arslan Bulut
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAHADIRHAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 9


« Yanıtla #3 : 12 Ocak 2011, 04:14:41 »

Alıntılar besleyici şekilde emeğine sağlık kandaş. Konularının takipçisiyim Gülümseme.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAHADIRHAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 9


« Yanıtla #4 : 12 Ocak 2011, 04:25:39 »

Enseye sıkılan tek kurşun, domuz bağı, insanları canlı canlı toprak altına gömmeler...

Bu yapılan hareketler hizbullahın sözde temsil ettiğin İslamiyete uyuyor mu ?
Akp ve yandaşlarına söylenecek tek sözüm ise : Bu vatan bizim yani biz Türk'lerin ve son damla saf kan kalana kadarda sahipsiz bırakmayacağız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
eesti
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 65



« Yanıtla #5 : 12 Ocak 2011, 11:10:16 »

Bence Hizbullahin birakilmasi cok iyi. Hizbullah ile pkk catistirilmalidir. Hadep partisi zaten dinsiz ve hizbullahcilarin bu yöne kaydirilmasi gerekir.
Birazda bizans oyunlarini biz oynayalim. Hatta bu hizbullahcilardan yuzbinlerce Kuzey irak a gönderilmelidir. O bölgede pkk iktidarina hizbullahida katarak yeni düzenlemeler yapilabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
GÖKÇE İREM
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 57



« Yanıtla #6 : 12 Ocak 2011, 15:58:06 »

Eesti kandaşım umarım dediğin gibi olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Köptü Körgen
Köptü Körgen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.416



« Yanıtla #7 : 13 Ocak 2011, 00:58:25 »

Ya bıraksınlar iyi olur. Çatışmazlar felan gibi yorumlar sadece milleti gaza getirmemek o kadar. Durumun analizini yapmak gerekirse; 2 grupta anayasal düzeni yıkmaya çalışmakta, birisi kızıl komünist diğeri yeşil. ikisininde seçim bölgesi aynı. Ortam sürekli gergin olacak, birisinin ayağına taş değse diğerinden bilecek. Ayrıca şu varki oylar 2 yerine 3'e bölünecek ve bu durum bdp-akp-ve hizbullahın bu bölgede güçlerinin düşük olmasını sağlayacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Her 3 mayısta bozkurtlar. Kol kol inerler düze... Bu ruh yaşadıkça, elbet bir gün gelecek, bozkurtlar hükmedecek, gece ile gündüze...
BugaY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 397



« Yanıtla #8 : 13 Ocak 2011, 01:06:16 »

Evet Türk askeri varken kimileri Hizbullah'a ümit bağlamış, Hizbullah'ın ülkemize ne gibi faydaları dokunmuştur söyleyin bilelim söyleyemezseniz yasaklanacaksınız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #9 : 14 Ocak 2011, 03:11:37 »



DIŞARI ÇIKAN HİZBULLAHÇILAR ŞU ANDA NE YAPIYOR

Türkiye yeni yıla Hizbullah Ana Davası’nda yaşanan tahliyelerle girdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, tutukluluk sürelerini kısaltan 5271 sayılı CMK’nin 102. maddesinin yürürlüğe girmesiyle verdiği karar, kamuoyunda hukuki değerlendirmeleri ön plana çıkardı. Nitekim kararın ardından hükümetle gerilimli olan Yargıtay tartışılmaya başlandı. Yargıtaya yeni daireler kurulacağı haberi, referandum sonrası yargıda başlayan operasyonun devamı olarak ele alındı.

Hukuki yönü bir yana Hizbullah ana davasının en önemli isimlerinin tahliye edilmesinin siyasi sonuçları olacağından kimsenin kuşkusu yok. Zira Hizbullah, PKK ile devlet arasında yaşanan çatışmanın en sıcak döneminde Güneydoğu’da örgütlendi. Sokak ortasında satırla işlediği onlarca cinayetin faillerinin hiçbir zaman bulunamaması, domuz bağlı işkenceler, yeraltında kurduğu beş katlı işkencehaneler, önüne hedef olarak devletin uygulamalarına muhalefet eden isimleri koyması, Hizbullah’ın adının derin devlet ve çetelerle yan yana anılmasına neden oldu.

Nitekim 28 Şubat sürecinde devlet içindeki çeteler, mafyavari oluşumlar, gayrı nizami örgütlenmeler tasfiye olurken Hizbullah da kısa sürede ortadan kaldırılıyordu. Lideri Hüseyin Velioğlu Beykoz’da bir evde öldürülürken, kısa sürede yer altı işkencehaneleri ortaya çıkarılıyor, örgütün beyin takımı tutuklanıyordu. Bölge halkının kötü anılarla hatırladığı Hizbullah’ın adı bu operasyonlardan sonra uzun süre anılmadı. Faili meçhul cinayetler bıçak gibi kesildi.

HİZBULLAH VE AKP
Hizbullah’ın yeniden ortaya çıkışı AKP iktidarı dönemine rastlıyordu. Eve Dönüş Yasası ile yaklaşık 2000 üyesi serbest kalan örgüt adına bu dönemi, bölgede parmak uçlarıyla yürüdüğü süreç olarak tanımlayabiliriz. Zira yeni Hizbullah elinde silah olan değil, yasal dernekler aracılığıyla örgütlenen bir hareketti. Başta adı kamuoyunda bilinen Mustazaf-Der (Başkanı İshak Sağlam Hizbullah davasından hüküm giymişti) ve İhya-Der (Hizbullah operasyonları sırasında pek çok defa askına uğradı) gibi onlarca dernek aracılığıyla bölgede faaliyet yürüten Hizbullah’ın büyük tasfiyeden 10 yıl sonra gücü 8 Mart 2009 günü Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda anlaşıldı. Evindarén Péxember Platformu (Peygamber Sevdalıları Platformu) tarafından organize edilen Mewluda Muhammedi etkinliğine yaklaşık 100 bin kişi katılmış ve bir başka yüzü ile Hizbullah yeniden ortaya çıkmıştı.

22 Şubat 2010 tarihinde Taraf Gazetesi’nde Önder Aytaç’ın ifadesine göre Hizbullah, Batman’da Saadet Partisi’ni desteklerken, Diyarbakır gibi kritik bölgelerde AKP’ye destek veriyordu. Nitekim Hizbullah 2007 yılında Diyarbakır’da BDP’ye alternatif bağımsız aday çıkarmayı kendi içinde tartıştı ancak AKP’yi desteklemeye karar verdi. Referandum sürecinde ise BDP’nin bölgede boykot seçeneğine alternatif olarak Hizbullah’a yakın dernekler “evet” için çalıştı.

29 Mart seçimleri öncesinde Abdulkadir Aksu’nun sivil toplum örgütleri ile düzenlediği toplantıya Hizbullahçı Mustazaf-Der ve İhya-Der de katılırken, AKP’li belediyeler Hizbullahçı derneklerin belediyede stand açmalarına izin veriyordu. Derneğin düzenlediği organizasyonlarda AKP milletvekillerini ve yöneticilerini görmek mümkündü. AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt bölgede söz konusu dernekler için şu ifadeleri kullanıyordu: “Bölgenin hassasiyetlerini iyi okumak gerek.

Burada İslami hassasiyetler son derece yüksek, İslam’a dayanan geniş bir siyasi taban var. Demokratik süreç geliştikçe, bu kesimler de kendilerini herkes gibi sivil toplum örgütleri çerçevesinde ifade etmeye başladı. Bundan önce ise bu bölgede yeraltı örgütlenmeleri dışında kimseye hayat hakkı tanınmıyordu. Mesele aslında bundan ibaret.”

Sanırız anlaşıldı. 1990’lar boyunca Kürt Hareketi’ne karşı faili meçhul cinayetlerle, işkencelerle adı gündeme gelen Hizbullah, AKP dönemiyle beraber hem AKP’nin doğal tabanını oluşturuyor hem de Hizbullah’ın büyümesi BDP’ye karşı AKP’nin büyümesi olarak yorumlanıyordu. PKK da böyle bakıyor olmalı ki 29 Kasım 2009 günü Diyarbakır Kayapınar’da AKP ve Mustazaf Der’i eş zamanlı olarak hedef alıyordu.

HİZBULLAH VE CEMAAT
Gülen cemaati ile Hizbullah’ın İslam anlayışlarının farkını anlatmaya gerek yok. Bunun ötesinde Hizbullah’ın bölgede açıkça karşısına aldığı oluşumlardan biri (hiçbir zaman sıcak çatışmaya dönmese de) Gülen cemaati idi. Fethullah Gülen’in Nisan 2009’da Hizbullah’ı “irticacı” olarak tanımlayan konuşmasına karşı bir bildiri yayınlayan Hizbullah bildiride şu ifadeleri kullanıyordu:

“Kürdistan halkı ve tüm İslami kesimler çok iyi bilmektedirler ki; Fethullah Gülen ve grubu kendi iradesi ve öz gücüyle böyle tehlikeli bir işe kalkışabilecek bir konumda değildir. Yine herkes çok iyi biliyor ki böyle bir çatışma durumunda, özellikle de Kürdistan genelinde Hizbullah tarafından kısa süre içerisinde etkisiz hale getirilebilecek bir pozisyondadırlar.”


Nitekim Hizbullah derneklerinin uğradığı polis operasyonlarını emniyet içindeki cemaat unsurlarına bağladıklarını söylemeye gerek yok. Cemaat yayınlarında Hizbullah derneklerine yapılan operasyonların desteklenmesi ve Hizbullah ile Ergenekon kelimelerinin sık sık yan yana anılması da cemaatin Hizbullah’a bakış açısını gösteren önemli unsurlar.
Kısacası cemaat ile kavgalı ve ayrıca cematle rekabet eden Hizbullah, AKP ile uyumlu bir ilişki sürdürmeye devam etti.

HİZBULLAH TAHLİYELERİ
Hizbullah tahliyelerinin zamanlaması dikkat çekici.
Kritik genel seçimlere yalnızca beş ay kaldığı süreçte gerçekleşen tahliyelerin Hizbullah ile AKP arasındaki mesafeyi kısaltacağını, AKP’nin BDP karşısında Hizbullah eliyle bölgedeki etkisini artıracağını söyleyebiliriz. Nitekim PKK’nın konuyu ele alışı da böyle Avrupa’da yayın yapan Özgür Politika Gazetesi’nde Selahattin Erdem tahliyeleri şöyle değerlendirdi:

“İçine girilen seçim sürecinde bu çabalarını daha da arttırdığı gözlenmektedir. Küçük bir hukuk oyunuyla Hizbullahçıların cezaevlerinden çıkarılması da bu temelde atılmış bir adım olmaktadır. AKP’nin ve onunla birlikte devletin de, Hizbullahçılarla anlaşmış olduğu açığa çıkmaktadır. Bu oldukça önemli bir durumdur. Benzer kesimlerin 1990’lı yıllarda devlet tarafından kullanılmış oldukları dikkate alınırsa, olayın ciddiyeti daha iyi anlaşılır.”

İkinci dikkat çekici nokta ise bölgede cemaat ile PKK arasında detantın olduğu dönemde Hizbullah’ın Habur’da yaşananları aratmayacak bir gösteriyle Kürt siyasetinde “ben de varım” demesiydi.

Aralık ayında Fethullah Gülen’in Türkiye’deki gölgesi Hüseyin Gülerce, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla göüşmüş, ardından Öcalan’ın cemaate yönelik “Oldukça dinamik güçleri var, biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye’de birçok temel sorun çözülecektir” sözleri gelmişti. PKK yöneticisi Murat Karayılan ise 26 aralık günü PKK üyelerine yaptığı çağrıyla Fethullah Gülen cemaatine yönelik saldırılara son verilmesini istedi.

Bu açıklamadan neredeyse bir hafta sonra Hizbullah’ın en önemli isimleri serbest kalıyordu. Birileri bu yakınlaşmaya Hizbullah tahliyesiyle cevap mı veriyordu?

Üçüncü dikkat çekici nokta ise yaklaşan Mart ayına ilişkin. Bir süredir İmralı’da Abdullah Öcalan ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle “devletin istihbarat kurumları” arasında süren görüşmeler artık herkes tarafından biliniyor. Bu görüşmeleri kolaylaştıran unsur kuşkusuz PKK’nın sürdürdüğü eylemsizlik durumu.

PKK, eylemsizlik sürecini Mart ayına kadar uzatırken, Öcalan ile görüşmelere bağlı olarak kimi zaman Haziran ayına uzaması telaffuz edildi. Haziran ayında seçimlerin olduğu hatırlanırsa Mart-Haziran sürecinin PKK’nın elini güçlendirdiğini, söz konusu dönemde çatışmaların başlamasının bölgede Kürtler ve Batı’da bir süredir istikrarlı şekilde yerleştiği milliyetçi tabanda AKP karşıtı bir etkiye neden olacağını söyleyebiliriz. İşte her hafta Öcalan’ın açıklamalarıyla seyrini anlamaya çalıştığımız görüşmelerde, geçtiğimiz pazar günü Abdullah Öcalan’ın ifadeleri hatırlanırsa Öcalan’ın AKP’den beklentisinin artık kalmadığı görülebilir.

Öcalan söz konusu açıklamasında beklenmedik şekilde AKP’nin Kürt sorununu çözme niyetinin olmadığını, aksine Kürt sorununu çözmeye niyeli insanların Ergenekon’dan yargılanan insanlar olduğunu iddia etti. (Okumak için tıklayın) Öcalan aynı açıklamasında Hizbullah tahliyelerini bir kırılma noktası olarak işaret etti ve şöyle söyledi: “Bunların bu şekilde bırakılması tesadüf değildir, bazı şeylerin hazırlığı yapılıyor olabilir. Bu adamlar sıradan suçlular değildir. Bu katilleri öyle sıradan suçlularmış gibi bırakamazlar.”Kısacası birileri PKK’nın eylemsizliğinin son bulma olasılığına Hizbullah tahliyeleriyle karşılık veriyordu.

İsterseniz AKP, PKK, cemaat ve Hizbullah’tan oluşan denklemde Hizbullah yayınlarına bakarak örgütün son dönem siyasi pozisyonunu sorgulayalım.

HİZBULLAH NE YAPIYOR
Önce Hizbullah’a yakın Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş’ın 31 Aralık günü yani tahliyelerden birkaç gün önce Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yönelik yazdıklarını hatırlayalım:

“Güneydoğuda BDP veya PKK adına yapılan eylemlerin görüntülerini şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Kitlelerin yarıdan fazlasını oluşturan bayanlardır ve bu bayanların yüzde sekseninden fazlası bembeyaz örtüler içindedir ve gerçekten dinlerine bağlıdırlar. Şimdi bunlar bir gün meseleyi sorgulamayacaklar mı, bu hep böyle mi gidecek?
‘Yahu, bizi temsil ettiklerini söyleyenler hiç de bize benzemiyorlar.Ankara’ya yirmi, yirmi bir milletvekili gönderdik, bir tekinin alnı secdeye gelmiyor, bir tane oruç tutan yok, yaşantılarının bizimle hiçbir alakası yok vs.’ demeyecekler mi? Yönetimde bizzat yer almak istemeyecek mi BDP’nin bu dindar tabanı?
Veya bölgeden bir gün Müslümanca bir siyasi ses yükseldiğinde BDP tabanındaki bu bembeyaz örtülüler ve onların eşleri:
‘Bizim yerimiz burasıymış, biz buraya yakışırız’ demeyecekler mi?
Hatta şimdiden demeye başlamadılar mı?
Yani demek istediğimiz şudur, sadece belediyelere dayanarak, güvenerek üzerine öyle büyük büyük hayaller kurmaya kalkışılmasın. Birilerinin kulağına eğilip fısıldıyoruz ki:
‘Bak Osman, tazıyı geri alırız ha!’”

Mehmet Göktaş’ın sözlerinin bölgede yaklaşan seçimlerde BDP dışında İslami bir alternatifi işaret ettiğine kuşku yok. Bu seçeneğin Hizbullah doğrudan siyasete girene kadar AKP olduğunu söyleyebiliriz.

Hizbullah’ın psikolojisini gösteren bir diğer yazı ise Hizbullah tahliyelerini eleştirenleri tehdit eden yine Doğru Haber Gazetesi’nde Mehmet İkbal Atak imzasıyla çıkan değerlendirme. Atak’ın yazısının başlığı “Domuz’ların Bağı Çözüldü”. Hizbullah’ın Güneydoğu’da uyguladığı domuzbağı ile işkence tekniğini hatırlatan ve kan donduran yazı şöyle bitiyordu: “Ama illa da domuzluğunuzda ısrar edeceksiniz… O halde biz de deriz ki; Hoş Geldin Edip GÜMÜŞ, Hoş Geldin Cemal TUTAR, Hoş Geldin Hacı İNAN… Binlerce kez aramıza HOŞ GELDİNİZ! Evlerimize neşe kattınız. Domuz tayfası mı? Onlara da şunu demeyi artık borç biliriz: Kininizle geberin! E mi..?”

Hizbullah’ın bugünkü ruh halini gösteren ilginç iki örnek bu şekilde.
Bu tablodan sonra Habur karşılamasıyla başlayan Kürt açılımının sınırının Hizbullah tahliyesiyle göründüğünü söyleyebiliriz. Ayrıca tüm parçalar biraraya geldiğinde bölgede Haziran’a kadar suların ısınacağını ve Hizbullah’ın da bu denklemde önemli bir yer tutacağını şimdiden öngörebiliriz.


Barış Terkoğlu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.