HARİTALAR YENİDEN Mİ ÇİZİLİYOR?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Şubat 2020, 18:07:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: HARİTALAR YENİDEN Mİ ÇİZİLİYOR?  (Okunma Sayısı 1651 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 07 Temmuz 2012, 12:15:01 »

Bir süredir "aynanın sırrını, aynanın arkasını görmek" sloganıyla yayın yapıyoruz. Çünkü gerçekler, aynanın bize yansıyan yüzünde değil, aynanın sırrında gizlidir. Gerçekleri görmek, ancak aynanın arkasındakilere bakabilmekle mümkündür.

16.04.2012 itibarıyle açıklanan verilere göre Türkiye'de 24.056 Suriye'li bulunuyor. 15-16 Nisan 2012 tarihlerinde, 111 Suriye vatandaşı ülkemize giriş yaptı, 77 kişi ise kendi istekleri ile geri döndü. Bugüne kadar ülkemize toplam 39 bin 72 Suriye vatandaşı giriş yaptı. Bugüne kadar 15 bin 16 Suriye vatandaşı ülkesine döndü. Bugün itibariyle; Hatay'da 7 bin 248, Gaziantep'in Nurdağı ile İslahiye ilçesinde 5 bin 897, Kilis'te 9 bin 225 ve Ceylanpınar'da bin 629 olmak üzere toplam 23 bin 999 Suriye vatandaşı Türkiye'de barındırılıyor. Ayrıca, 17'si refakatçi, 40'ı hasta ve yaralı olmak üzere toplam 57 kişi hastanede bulunuyor. Hastanedekilerle birlikte ülkemizde toplam 24 bin 56 Suriyeli bulunuyor.[1]

Suriye'den yoğun bir insan akışı var ve bunların büyük çoğunluğuna "Hatay" ile Kilis ev sahipliği yapıyor. Dikkatinizi Hatay'a çekmek istiyorum. Çünkü Hatay bilindiği üzere Türkiye'nin de Suriye'nin de geçmişte sorunlu olduğu bir bölgedir.

Hatay, ayrı bir makale konusu olmakla birlikte kısaca hafızamızı tazeleyecek olursak Hatay, Lozan antlaşmasıyla Türkiye-Suriye sınırları çizilirken Türkiye sınırları dışında kalmıştı. 1936 yılında Fransa, Suriye'den çekilirken İskenderun Sancağı(Hatay) üzerindeki hak ve yetkilerini de Suriye'ye bırakıyordu. Türkiye ise bunu kabul etmedi ve Hatay'a da bağımsızlık verilmesini talep etti. [2] 27 Ocak 1937’de Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti, Hatay’ın bağımsızlığını kabul etti ve bir seçimle nüfus çoğunluğunun tespit edilmesine karar verdi. [3] Ardından ise halk tarafından ve tarafsız yapılan seçimlerin neticesinde 2 Eylül 1938 tarihinde bağımsız Hatay Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.[4] Daha sonrasında statü gereği Suriye'ye olan bağımlılığı sorun yarattığı için ve Hatay'ın biran önce Türkiye’ye bağlanma arzusu doğrultusunda yapılan siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve adli düzenlemelerle Türkiye ile bütünleşmenin eşiğine gelen Hatay Cumhuriyeti 23 Haziran 1939 tarihinde ortadan kalkarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir vilayeti haline gelmiştir. [5]

İŞARET FİŞEĞİ

Kısaca Hatay ve Türkiye'ye ilhakı konusuna değindikten sonra sözü gündeme düşmesi muhtemel olan ve çok gizli tutulan Suriye meselesiyle ilintili olarak Hatay'ın bugünkü mevcut statüsüne getirerek bir işaret fişeği atmak niyetindeyim. Mevcut konjonktür düşünüldüğünde Hatay'ın; geçmişte müstakil cumhuriyet iken halk referandumu ile Türkiye'ye ilhak olduğundan ve aynı milletlerarası hukuki hakkı saklı olduğundan, çoğalacak muhalif seslerin öncülüğünde ne Suriye ne Türkiye diyerek tertip edilecek halk referandumuyla ve sosyo-politik unsurların da yardımıyla Türkiye'den tek kurşun atmadan ayrılması işten bile değildir...

AYNANIN SIRRINI GÖRMEK

Peki ama neden? 18 Aralık 2010'da Tunus'da başlayan ve nihayetinde Suriye'ye ve ardından ise Hatay'dan kapımıza dayanan bahar rüzgarının yani tüm bu olan bitenin ardında belki de öncelikle Kürdistan'ın tanınması, sonrasında Hatay'ın Türkiye'den ayrılması ve bu iki unsurun birleşerek resmi cumhuriyet statüsüne ulaşması, daha sonra bu statünün tekrar referandumla Türkiye'ye ilhakı, daha da sonra Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun bir kısmıyla beraber ilerideki süreçte Türkiye'den yine referandumla ayrılarak Büyük Kürdistan ve ardından ABD-İsrail-AB harekatıyla ekarte edilecek bu yapay kuruluşun Büyük İsrail'e dönüştürülmesi gerçeği vardır!...

NEDEN HATAY? - YAHUDİ BULUŞMASI

"İyi ama neden Hatay?" sorusu akıllara gelebilir. Elbetteki Kuzey Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile İsrail arasında deniz yoluyla bağlantı kurmak için!.. Böylece İsrail, Barzani ile rahatlıkla gel-git yapabilecektir. Bu durum Büyük İsrail'in kuruluşunda İsrail'e, Kuzey Irak'a yapacağı yardımlarda ve operasyonlarda büyük lojistik ve manevra kabiliyeti sağlayacaktır.

Üstelik İsrail bu operasyonları gerçekleştirirken karşısında bir direniş görmeyecektir çünkü gideceği yerin en güçlü isimlerinden birisi de Yahudidir. Barzani!

Sanıyorum medyada  ilk defa 2003'te Sefa Kaplan "Barzani ailesi Yahudi çıktı" isimli haberiyle Barzani'nin Yahudi olduğunu kamuya duyurmuştu.[6]

Dünyada kürtçe konuşan 400.000 Yahudi'nin var olduğu ortaya çıkınca bunların kökleri araştırılmış ve kürtleşmiş Yahudi (kripto Yahudi) oldukları tespit edilmiştir. [7]

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan Los Angeles-Californiya Üniversitesi (UCLA) öğretim üyesi Prof. Yona Sabar 1982 yılında ünlü Yale Üniversitesi tarafından yayınlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji)" isimli kitabında Barzani ailesinin Yahudi olduğunu ispatlamıştır. Kitabında 16.-17. yüzyıllarda bölgede yaşayan en ünlü ailelerden birinin "haham yetiştirmekle ünlü" olan, Haham Samuel Barzani'nin kurucusu olduğu ve sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük, Erbil'de etkili olan Barzani ailesi olduğunu söylemektedir. Bu ailenin bölgede dini çalışmalar yaptığını da ayrıca belirtmektedir.[8]

Tarihçi Ahmet Uçar da Osmanlı arşivlerinde yaptığı araştırmalar neticesinde önemli bilgilere ulaşmıştır. Uçar, bölgede Barzani isimli bir tek ailenin olduğunu, dolayısıyla Barzani ailesinin Yahudi olmasından şüphe edilemeyeceğini, Sallum Barzani isimli bir Yahudi’nin Musul'dan Selanik'e, oradan da Kudüs'e sürgün edildiğini, Molla Mustafa Barzani'nin (Mesut Barzani'nin babası) 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli Kürtçe konuşan bir Yahudi haham olan David Gabay'ın evinde kaldığını dolayısıyla ailenin kurucusu Sallum (Samuel) Barzani'nin hahamlarla ilişkisini Molla Mustafa Barzani'nin çok iyi devam ettirdiğini, Molla Mustafa Barzani'nin ilk defa 1967 yılında yanında kendisini karşılayacak olan İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a bir Kürt hançeri ile Kerkük petrol rafinelerinin planı hediyesi ile İsrail'e gittiğini ve Mart 1969'da Barzani-Mossad iş birliğiyle Kerkük rafinelerinin bombalandığını yazılı ve sözlü ifade etmiştir. [9] Ahmet Uçar, Barzani ailesinin Yahudi kökenli olmasının bölgeye ve tarihe bakışı değiştireceğini söylemektedir ve haklıdır. Çünkü bu ince detayın göz önünde bulundurulması bölgedeki olaylara çok farklı bir bakış açısı getirerek oynanan oyunun farkına varılması demektir.

DEMİRTAŞ AĞZINDA NE GEVELİYOR?



Ben bu yazıyı yazarken tesadüfen elime bir süre önce Taraf gazetesinde Selahattin Demirtaş ile yapılan bir söyleşi ulaştı. Belli ki Demirtaş'a birileri gelecekte doğacak muhtemel olayları fısıldamış ve bunu duyurmasını istemiş! Nitekim Demirtaş'ın söyledikleri yazının başından beri ispatına uğraştığımız husus ile büyük benzerlik taşımaktadır. Neşe Düzel'in kendisine sorduğu "Sizce şimdi Ortadoğu’da sınırların yeniden çizildiği bir noktaya mı gelindi?" sorusuna şu şekilde cevap veriyor Demirtaş:

-Türkiye’yi dahil ederek konuşmuyorum ama... Yüz yıl önce İngilizlerin öncülüğünde zoraki dayatmayla, cetvelle çizilen sınırlar bugün çatlamış durumda. Bugün artık bağımsızlığını ilk fırsatta ilan edebilecek bir Irak Kürdistanı var. Suriye’de özerk bir Kürdistan oluşması imkânı var.

Ve hemen ardından "Sınırlar yeniden çizilirken, Irak Kürdistanı’yla Suriye Kürdistanı birleşecek mi peki?" sorusunu ise şu şekilde cevaplandırıyor:

-Kısa vadede bunu pek mümkün görmüyorum ama... Irak üçe bölünürse, sınırlar yeniden çizilecek demektir. Suriye’de bir Kürdistan bölgesi resmiyet kazanabilir. Sahip olduğu siyasi statü ve haklar ayrı bir konu ama şu anda zaten İran’da bir Kürdistan eyaleti var. Sonuç olarak neredeyse Iğdır’dan Hatay’a kadar, Türkiye’nin tüm güney sınırları resmî olarak Kürdistan olacak.[10]

Tıpkı bizim de ön gördüğümüz gibi ilk fırsatta bağımsızlık ilan edecek olan bir Kürdistan, ardından Suriye'de özerk bir Kürdistan, İran'da bir Kürdistan eyaleti ve nihayetinde Iğdır'dan HATAY'a kadar birleşecek bir devlet mesajı veriyor Demirtaş! Ayrıca İran'a bu yazımızda pek değinmedik ama Ahmedi Nejat'ın da kripto İran Yahudisi olduğunu belirtmem.. Size nasıl bir planın kurgulandığını anlamanız hususunda fayda sağlayacaktır..

Tüm bu anlatılanlar düşünüldüğünde ortaya çıkan sonuç malumdur. İşte size Büyük Ortadoğu Projesi ile örtülmeye çalışılan gizli ana hedefler ve neticesinde parçalanıp, yıkılmış Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Sevr'e göre çizilmiş bölüşümünün haritası!.. İsterseniz komplo deyin, isterseniz hikaye, güncel gelişmeler dikkat ile incelenip geçmiş ile bağlantı kurarak yürürlülükte olan planlar da düşünüldüğünde Hatay'ın patlak vermesi ve ardından yukarıda bahsettiğimiz gelişmelerin bu cereyanı takip etmesi, yani aynanın sırrı, sizin de zihninizde yap-boz parçalarını bir bir yerine yerleştirecektir.. Keza meseleleri iyice tetkik ettikten sonra ortaya çıkan görüntü sizi, Yeni Dünya Düzeni adıyla gerçekleştirilmek istenen ve Siyonist Dünya Hakimiyeti boyutuna taşınacak olan "Büyük İsrail Devleti'ne"  çıkaracaktır...

  ALINTIDIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.