Yıl 1915, 1916, 1917, 1918 ,1991
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Kasım 2019, 21:44:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yıl 1915, 1916, 1917, 1918 ,1991  (Okunma Sayısı 7425 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 05 Aralık 2009, 00:34:18 »

Amerika'lı ünlü tarihçi Prof. J. Macharty: "Ermeni katliamı yoktur; Ermeniler Türkleri katletmiştir" Ünlü Türk Romancısı Orhan Pamuk: "1 milyon Ermeniyi katlettik" Hangisi gerçek...

İşte bir kaç belge. Bilinçlenme zamanı...Özellikle de bu konuda belgesiz ve bilgisizce konuşan art niyetlilere karşı...

 

Erzincan Odabaşı bölgesinde, birbirlerine bağlanmış halde öldürülmüş kadın ve çocukların cansız bedenleri.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın



Hasankale'de, Ermeniler tarafından şehit edilen kadın ve çocuklar.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Silvan civarında, Beşnik ermeni köyüne Van ve Tolorya'dan gelip, Doryan Dano ve kardeşlerinin başında bulunduğu Ermeni çeteleri tarafından 11 Haziran 1915 tarihinde Şeytankaya mevkiinde şehit edilen milis subayı Hamid Efendi komutasında bulunan erzak kafilesi, jandarması ve subayları.
Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


25 Nisan 1918'de, Subatan'da Ermeniler tarafından öldürülen Türk çocuklar, kadınlar ve karınları deşilerek bebekleri çıkarılan anneler.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Diyarbakır'ın Şark nahiyesine bağlı Hızır İlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915). Hono ismindeki ermeninin başında bulunduğu çete tarafından hançer ve kurşunla şehit edilen erkek, kadın ve çocuklar. Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Sivas'ta Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamda boğazı kesilerek öldürülen jandarma Mustafa.
Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

16 Şubat 1918'de, Erzincan'ın Vagarir köyünde, Ermeniler tarafından şehit edilen ve bir evin arkasında bulunan şehit edilmiş Türkler.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

29 Ağustos 1914 tarihinde Ermeni çeteleri tarafından Siverek-Urfa Yüksekyol ve Karacadağ civarında türbe ziyareti sırasında esir edilip canlı hedef yapılarak şehit edilen müslüman Türkler.
Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Ordudan hava değişikliği için terhis edilen ve 23 Temmuz 1915 de Diyarbakır'ın Lice kazasına bağlı Kum ve Çom köyleri civarında elleri ayakları bağlanarak Ermeni komitecileri tarafından şehid edilen askerler.
Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın




Balta ile Katliam: İzmit'in Kollar köyünden Ermeniler tarafından balta ile katledilen müslümanlardan bir kısmının olaydan sonra çekilen fotoğrafı; 1-Boşnak Malik 2- Abdulmecid oğlu Ali 3- Ali oğlu Seyid (14 yaşında) 4- Ömer oğlu Abdulgani 5- Abdulgani oğlu Mecid 6- Abdullah oğlu Hüseyin 7- Bekir oğlu Yusuf 8- Osman oğlu İsmail
Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Erzincan'da Ermeniler tarafından ırzına geçilerek öldürülen Pakize adlı bir Türk kadını.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War l


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Odabaşı bölgesinde, Ermeniler tarafından oyularak katledilen bir Türk.
Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Erzincan Odabaşı bölgesinde, birbirlerine bağlanmış halde öldürülmüş kadın ve çocukların cansız bedenleri. Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın




 


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 05 Aralık 2009, 00:37:36 »

Vay vay vay unuttuk mu ki gardaş unuttuk mu ki hafızamızı yenileyelim?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tien san
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 05 Aralık 2009, 00:44:21 »

  Bu aciz katillerin avukati simdi cankayada oturuyor. Bu fotograflari izlediginde kimbilir ne kadar mutlu olmustur Mac izlemek icin,ermenistana gitmesi,bursada kutlu Azerbaycan bayragini,WC bidonlarina istiflettirmesi,dindar cumhurbaskanimizin,ermeni oldugunun en büyük ispatidir. Vatikan papazi,ferosun ermeniligi.zaten kesinlesmis durumda Degerli Canan Aritman´in kesin bilgisine göre,A. Gül ,ermeni arap devsirmesi.Bahcelininde devsirme oldugu biliniyor Bu durumda ermenilere sefkat gösterilmesine sasirmamak lazim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
METEHAN BASBUĞ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 8



« Yanıtla #3 : 05 Aralık 2009, 12:28:15 »

TÜRK,düşmanını hiç bir zaman unutmaz ne 1915-1918 arasındaki yaşananları unuttuk, nede 1992 yılındaki Hocalı katliamını unuttuk...NE MUTLU TÜRK DOĞANA .NE MUTLU TÜRK OLANA.TÜRK TÜRK TÜRK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #4 : 19 Ocak 2010, 00:18:30 »



HAÇİN KATLİAMI ;

1915 ADANA/Haçin(sahimbeyli) katliamı bir rastlantıyla belgelenebilmiştir, Şair Melek hanım diye anılırmış Haçin'de. Şahadetinden sonra kolunun altından bir bohça çıkıyor, bohçayı açıyorlar, bir destan yazmış. O anda gördüklerini kaleme almış. Mektupçu Hüseyin nasıl vahşetle öldürüldü, komşu kızı Hatice nasıl vahşetle öldürüldü hepsini kaleme aldığı bir destan. Başına ne demiş biliyormusunuz "inşallah okuna! ''


işte şair melek hanım' ın yazdığı haçin katliamını anlatan ağıt. sanki ağıt değil tarih;

amir memur demiyerek hep bir ipe bağladılar
bakıroğlu dede ağa' yı, demir ile dağladılar
sekiz gâvur bir gelince, osmanımı şaşırttılar
baban "çete başı" diye hacı ahmet' i pişirdiler
muşambaya oturtmuşlar etrafında geziyorlar
sen çete topladın diye çalgı ile yüzüyorlar
feke' ye sevkedeceğiz diye taşköprü' yü aşırdılar
yoldan geri kaçtın diye kurşun ile pişirdiler
kadanı alayım kaynım, son görgün de bu muydu?
çifte kurşun sıkılınca döşek yerin su muydu?
meydan kazanı kurdular, bebekleri kaynattılar
gün görmedik hanımları süngü ile oynattılar
kapı kapı geziyorlar, ifadeyi yazıyorlar
düşman başına vermesin, oğlak gibi yüzüyorlar
kele dudu, kele dudu, kanlı gömlek yu diyorlar
bebekleri kaynatmışlar, kuzu eti ye diyorlar
kaytancı hüseyin efendi' nin sarığını sardılar taşa
baş katibi öldürdüler değnek ile döve döve
genco çavuş' u yüzüyorlar, özne gibi öve öve
orfili idin genco çavuş gâvurları eyle zavur
bebeğimi öldürüyor çamsaroğlu koca gâvur
şefikamı öldürmüşler mektebin önünde yatar
babam oğlu koç bilalim bunu duysa neler yapar
zabıt katibi mehmet' i topuz ile dövüyorlar
enfiyeci hüzeyn' i tellerle ile boğuyorlar
aman bu ne acı işler babasını öldürmüşler
atfiyeme selam söyle gökyüzünde uçan kuşlar
haçin oldu kanlı kuyu, uyu osmanım uyu
hücum etti alınmadı, yıkılası sultan suyu
kara osmanım ak mesudum, bunları ben elimle verdim
bu ne hikmet bey allahım, gâvura el aman dedim
hançer bıçak asıcılar, gayri bizi kesiciler
ayan olsun yaşar beyim, orumluyu basıcılar
bohçalarda altın saat, ben bunları neyleyeyim
el aman olsun aram çavuş, iki destan daha söyliyeyim.



HAÇİN KATLİAMININ CANLI TANIKLARI
Bizim Hacın yayla gibi bir yerdi; herkes hava değiştirmeye gelirdi.

Katliam sırasında annemin ailesi, Cerecyanların en büyüğü Nazaret idi; onlar 7 kardeşti: Hovhannes, Karapet, Minas, Manuk, Sargis, Gevorg. Nazaret'in 7 erkek evladı vardı: en büyüğü Hovsep'ti, sonra Zakarya, Toros, Vardevar, Hakobos, Arsen ve Harutyun.

Hacın katliamı sırasında Toros Cerecyan on iki yaşındaki Matevos isimli oğlunun elinden tutmuş, iki küçük çocuğu da kucağında Hacın Köprüsü'ne kadar gelir ki, çocukları orada bırakıp geri dönerek diğer çocuklarını ve karısını da getirsin; ama görür ki bir uçak yere alev yağdırıyor. Aşağıdan da Türkler evleri ateşe veriyorlar. Aşağıda ateş vardır, yukarıda da.

"Baba kaçalım!" der on dört yaşındaki oğlu. Adana ve Sis'e doğru kaçarlar. Öyle ki, diğer çocukları ve karısı evde kalırlar. Köprünün üzerinde bıraktığı küçük çocuklarını da kaybeder; sadece bir çocuğuyla kaçar. Yolda karşısına bir Türk çıkar; Martiniyle Toros'u vurur; kurşun kafasını deler. Toros yere düşer. Türk onun öldüğünü zannederek onu bırakıp uzaklaşır. Toros suyun kenarında bir süre yerde kalır. Suyun sesinden yavaş yavaş uyanır; ama aklı başında değildir. Oğlunun yanında olmadığını hatırlamaz ve yoluna devam eder. Ancak takriben iki-üç saatlik yol gittikten sonradır ki Matevos'u hatırlar; Matevos nerdedir? "Matevos! Matevos!" diye bağırır. Bugüne kadar da onu bulamamıştır. Gelir Fransız nöbetçi karakoluna ulaşır. Onlara Hacın'ın savaşta olduğunu anlatır. Fransız askerler ona inanmazlar ve derler ki: "Sana beş dakika süre veriyoruz; eğer başka kaçaklar da gelirse o halde sen haklısın; seni serbest bırakırız. Aksi takdirde seni tutuklayacağız."

Beş dakika geçmeden birbiri ardından kaçaklar gelmeye başlar ve Sis'e yönelirler. Sis'te Toros'u tedavi ederler. Ona bakan hemşire Şahsenen'dir; onunla da evlenir ve Beyrut'a geçer. İki çocuğu olur: Matevos ve Azniv.

Nazaret'in oğlu Vardevar Cerecyan çok sevimli bir erkekmiş. Fedayiymiş; esir düşüp 101 sene hapis cezasına çarptırılmış. Vardevar Türk hapishanesinden kaçar. Yeniden hapsederler ve onu Hacın Köprüsü'nden geçirdikten sonra öldürme emri verirler. Üç jandarma Vardevar'ı öldürmeye götürür. O jandarmalara der ki: "Sizden rica ediyorum, bir dakika bırakın da gidip karımla helalleşeyim."

Jandarmalar izin verirler. Vardevar eve, karısının yanına çıkar. Karısı küçük Armen'i beşiğinde emzirmektedir. Karısına der ki: "Osano, jandarmalar aşağıda beni bekliyorlar; ben de seninle helalleşmeye geldim. Yukarı gelip sorarlarsa: "Benim haberim yok. Ben Vardevar'ı görmedim" dersin.

Ve Vardevar avlunun penceresinden atlayıp kaçar, kurtulur. Sonra da Lübnan'a geçer. Profesör olan Armen Cerecyan Vardevar'ın oğludur; Arsen ve Aramayis de onun oğullarıdır.

Nazaret'in ikinci evladı, Zakarya Cerecyan ise hükümette görev almıştır. Adana'da İspir Ağacıryan'la birlikte çok sayıda Ermeni kurtarmıştır. Zakarya'nın 5 oğlu olmuştur. Büyüğü, Nazaret Cerecyan (Kujuni), "Yeni Hacın"ın editörüdür. İkinci oğlu Sargis'tir. Beyrut'ta "Salon Sargis" ona aittir. Üçüncüsü Harutyun Kujuni'dir. O bütün partileri "Ermeni" ismi çevresinde birleştirmiştir. Vahric ise dördüncü kardeştir. Beşincisi, Ermenistan'da yüksek öğretim görevlisidir. Zakarya'nın kardeşinin oğlu, Yedvard Cerecyan ise Waşington'da yüksek bir mevkii işgal etmektedir. O Amerikan başkanının dış politika konularında yardımcısıdır...

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #5 : 26 Şubat 2010, 20:38:29 »

HOCALIYI UNUTMADIK

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir.

Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.


10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.


Bir gecede yok olan köy

25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gece, bundan sadece 19 yıl önce bir köy yok oldu. O gece bebekler bile öldürüldü.

Azerbaycan'in Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kentinde 26 Şubat 1992'de 613 yaşlı, kadın ve çocuk, Ermeniler tarafından katledilmişti. Katledilenlerden 83'ü çocuk yaştaydı.

Hocalı'nın işgali sonucunda sivil ve silahsız Azerbaycan Türklerinin çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapılmadan, Ermeniler tarafindan öldürülmüştü. Olayın üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen konuyla ilgili üzerine büyük sorumluluklar düşen Birleşmis Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar henüz gerekeni yapmadılar.

Azerbaycan Eğitim Bakanliığı Izmir Eğitim Temsilcisi Cavit Aliyev ise dün yaptığı konuşmada “Türkiye Cumhuriyeti'ni 'sözde Ermeni soykırımı' yapmakla suçlayanlar, maalesef Ermenilerin Anadolu'da ve Azerbaycan'da yaptıklarını görmezden gelmektedir” dedi.

Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendiriliyor. Azeri kayıplarının sayısı üzerinde tartışmalar devam etmekteyse de, 400 ila 1000 arasında oldukları genel kabul görmektedir. Azerbaycan resmi kaynaklarının bildirdiği resmi rakam 613 sivil. Bunların 106'sı kadın ve 83'ü çocuk.

10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3 bin Azeri bulunduğu belirtiliyor. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söyleniyor. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türklerinin de evlerinde yakılarak öldürüldükleri söyleniyor. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir.

Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askeri müdahalede bulunabileceğini açıklamıştı. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

 Ermenistan'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle çıkan Serj Sarkisyan'ın da Hocalı katliamınında rol aldığı belirtiliyor.



Belki fotoğraflara baktığınızda bu katliamın uzun zaman önce yapıldığı izlemine kapılabilirsiniz ama daha 19 sene önce oldu bu olay ve o fotoğraflardakiler bizim ailelerimiz olabilirdi.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 26 Şubat 2010, 21:01:49 »

BALIK HAFIZALAR VE HOCALI
Küçük bir alanda onlarca farklı topluma ev sahipliği yapan bir coğrafyadır, Kafkasya. Kimilerince zenginlik olarak görülen bu farklılıklar Kafkasya’yı renkli bir dünyaya dönüştürmüştür. Bu coğrafyanın tarih boyunca büründüğü asıl renk ise kırmızı olarak çıkıyor karşımıza; hem de kan kırmızısı.
Sadece birinci ve ikinci dünya savaşları değil, bu savaşların öncesi ve sonrasında da sürekli sürgün ve katliamların yaşandığı bölgede son sahnelenen ise Rusya’nın desteğiyle Ermenilerin gerçekleştirdiği Hocalı katliamıdır. Özellikle son günlerde tüm gücümüzle zorlamamıza rağmen, Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin engellediği Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalizasyon çabaları, aslında bizlerin de “balık hafızalı” olduğumuzun bir göstergesi değil mi sizce.
1915 yılında Osmanlı’nın, tüm ihanetlerine karşı yine de sadece güvenliklerini sağlamak amacıyla gerçekleştirdiği bir politikayı, disaporası ve devleti ile günümüzde “soykırım yalanı”çerçevesinde dünyaya kabul ettirmek için çaba gösteren Ermenilere karşı bizler iyi niyetli yaklaşımlarla karşılık verirken, 1992 yılında Azeri Türklerine yönelik Ermeni katliamının hafızalarımızın derinliklerinde unutulmasına sadece seyirci kalıyoruz.
1992 yılında, takvimler Şubat’ın 25’ini 26’sına bağlarken Ermenilerin Hocalı’da gerçekleştirdiği katliam, Türk halkının hafızasında tazeliğini daima korumalı. Bu da sadece Türkiye için değil, tüm Türk dünyası için de geçerli olmalı.
Hocalı Katliamına giden süreç aslında Sovyet yönetiminin Erivan'ı doğrudan desteklemesiyle başlamıştır. 1990 yılı başlarında Dağlık Karabağ'a yerleştirilen silahlı Ermeni gönüllüler, bu desteğin en ciddi, en önemli göstergelerinden biridir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının mimarı olarak gösterilen ve dünyaya bir kahraman olarak tanıtılan Mihail Gorbaçov'un 25 Temmuz 1990'da onayladığı kanun ve bu kanunun uygulanma şeklini ise Hocalı'daki katliamın ayak sesleri olarak değerlendirmek kesinlikle bir abartı olmayacaktır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) kanunlarına aykırı silahlı grupların kurulmasını yasaklayan ve yasa dışı olarak saklanan silahlara el konulması hükmü getiren kanun ile Azerbaycan genelinde, av tüfekleri de dahil olmak üzere tüm ateşli silahlar toplandı. Silahlı Ermeni gönüllülerinin yerleştirildiği Dağlık Karabağ'da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirildi.
Rus askerlerinin bu görevi nasıl başarıyla yerine getirdiğini ise, aynı yılın Ağustos ve Eylül aylarında Ermenilerin doğrudan Azerilere yönelik başlattığı saldırılarla görüyoruz. Otobüs baskınları, yol kesmeler gibi Ermeni terör eylemleriyle 1990 yılı başlarında 186 bin Azeri, Ermenistan'dan Azerbaycan'a gitmeye zorlandı. Saldırılarını sürdüren silahlı Ermeniler, 1991 yılının Ekim ayında ilk Azeri köyünü ele geçirmiş, bilahare Rus askerlerinin de desteğiyle 25-26 Şubat'ta Hocalı'ya girmiştir.  Ermenilerin katliam gerçekleştirdiği olaylar sırasında 3 bini Azeri 10 bin nüfusa sahip olan Hocalı'da, resmi rakamlar, katledilen sayısını 613 olarak duyururken bu sayının aslında 1300'ün üzerinde olduğu bilinmektedir. Hocalı'da yaşayan Ahıska Türkleri'nin de evlerinde yakılarak öldürüldüğü saldırıların ilk gecesinde 8 aile bütün fertleriyle katledilmiş, katliam sonucunda 700'ün üzerinde çocuk öksüz veya yetim kalmıştır.   Kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan sivillerin öldürüldüğü, yaralılar konusunu dile dahi getirmek istemediğimiz katliamı,  Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Muttallibov tarafından dört gün süreyle kamuoyundan gizlendi.
Sovyet dönemi Azerbaycanı’nın son, bağımsız Azerbaycan'ın da ilk cumhurbaşkanı olan Muttalibov ve yönetiminin gizleme çabaları sonuçsuz kalmış, Ermenilerin Hocalı'da gerçekleştirdiği katliam, tüm Azerbaycan'da infiale yol açmıştı. Bu tepkiler ve Azerbaycan Halk Cephesi'nin baskıları sonrası Muttalibov, Mayıs ayında görevinden istifa etmiş ve Rusya'ya kaçmıştı. Muttalibov yönetiminin katliama tepki vermemesinin en önemli sebebinin, silahlı Ermenilerin arkasında Rus askerlerinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira, Moskova'nın sürekli olarak yaptığı “olaylarla ilgimiz yok” açıklamaları, bizzat 1991 yılından beri Ermeniler safında savaşan Rus alayından kaçan askerler tarafından yalanlandı. Katliamın üzerinden bir süre geçtikten sonra Rus ordusuna ait 366. Alay'dan kaçan dört asker, görev yaptıkları alaylarının 1991 yılının sonbaharından itibaren Ermenilerin safında savaştığını ve Ermenilerin Azerilere yönelik silahlı saldırılarına destek verdiğini, bu desteğin Hocalı Katliamı'nda da sürdüğünü açıklamıştı.
Ermenilerin 1991'de başlayan saldırıları, 25-26 Şubat 1992'deki Hocalı Katliamı ile artık bir savaşa dönüşmüştür. 1994 yılına kadar süren savaş süresince Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal eden Ermenistan, kendi topraklarını terk etmek zorunda kalan 1 milyondan fazla Azeri Türkü'nün de halen Azerbaycan'ın değişik bölgelerinde zor şartlar altında hayatlarını sürdürmek zorunda kalmalarına yol açmıştır.
Birleşmiş Milletler ve Batılı devletler, Ermenilerin saldırıları ve katliamları ile Azerbaycan topraklarını işgal etmesine ciddi bir tepki göstermemiş, bu yönde tek tepki de Ermenilerin yine Mayıs 1992'de Nahcıvan'a saldırması üzerine Türkiye'den gelmiştir. 1921 Kars Anlaşması'nı hatırlatan Türkiye, bu anlaşma uyarınca bölgeyi korumak için askeri müdahalede bulunacağını açıklamış, bunun üzerine Ermeniler geri çekilmek zorunda kalmıştır.
BM ve Batılı devletler ile diğer Uluslar arası kuruluşları bu konudaki ilk tepkisini ancak Ermenilerin, 60 bin nüfuslu Kelbecer'e saldırması üzerine ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 882 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal ettiği topraklardan çekilmesini istedi ancak, hiçbir yaptırım içermeyen bu karar, Ermeniler tarafından dikkate bile alınmadı.
BMGK'nın, Ermenilerin hiç umursamadığı bu kararının ardından Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde, konunun taraflarından biri olması gereken Türkiye'nin her ne hikmetse yer almadığı, buna karşılık, bölgeden binlerce kilometre uzakta bulunan ama Ermeni hamisi olarak bilinen ABD ve Fransa'nın, hem de eş başkan sıfatıyla, yer aldığı Minsk Grubu  kuruldu. Özelde Dağlık Karabağ, genelde ise Azerbaycan-Ermenistan sorununun çözümü için çalışacak Minsk grubunun şimdiye kadar dişe dokunur, göze görünür bir çabası maalesef görülmedi. Bu arada Minsk Grubu'nun diğer üyelerini de burada saydığımda, sorunun çözümünün, bilhassa toprakları işgal altında, bir milyondan fazla “kaçkın”ın sorunları ile de boğuşmakta olan Azerbaycan lehine ne kadar uzak olduğunu da kendi kendinize soracağınızdan eminim.
ABD, Fransa ve Rusya’nın eş başkanı olduğu AGİT Minsk Grubu’nda sorunun direkt muhattapları olması nedeniyle Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye’nin bulunmasını anlıyorum. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkesi olması nedeniyle Beyaz Rusya’da tamam, ancak Almanya, Finlandiya, Hollanda, İsveç, İtalya ve Portekiz'in yer almalarındaki mantığı çözemiyorum. “Bu ülkeler AB ülkeleri, bu yüzden AGİT Minsk Grubu içinde yer almaları normaldir” şeklinde görüş beyan edenler çıkacaktır, ancak burada üstünde durulması gereken, bölgede bir güç unsuru olan ve sorunun tarafları arasında bulunan Türkiye’nin çözüme katkı sağlayacak, eş başkanlık pozisyonuna dahi sahip olmadığının bilinmesidir.
İşte “balık hafıza” veya bilinen deyim ile “hafıza-i beşer nisyan (unutma) ile maluldür (bilinmektedir)” sözü burada karşımıza çıkıyor. 
25-26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı... Aradan geçen 18 yıl gibi uzun bir süreç ve sonuç olarak kocaman bir sıfır (0). Özür dilerim, düzeltiyorum. Önümüzdeki yakın bir tarihte konu masaya getirilecek. Tarihin tanıklık ettiği vahşet ve Azerbaycan topraklarının yıllardır işgaline bakalım nasıl çözüm bulunacak. Sorunun asıl muhataplarının, daha doğrusu mağdurun söz hakkının olmadığı bir grup, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve benzeri örgütlerin yaptığı gibi “biz dosyayı hazırladık, siz imzalayın” mı diyecek, yoksa ciddi olarak konunun üzerine mi eğilecek. Dosyasının kapağının 18 yıldır açılmadığı bir sorunun çözümü için AGİT Minsk Grubu'nun konunun üzerine eğileceğine ihtimal vermemekle birlikte,  gerek katliamda hayatını kaybeden Azerbaycan Türkleri için gerekse hala topraklarından ayrı, bir anlamda sürgün hayatı  yaşamaya devam eden 1 milyondan fazla Azerbaycan Türkü için “balık hafıza”nın bir sürelik de olsa terk edilmesi şart. Bunun öncelikle Türk kamuoyunda kendini göstermesi gerekiyor.
Aradan yıllar geçmiş olsa da Hocalı Katliamı'nın sorumlularının hesap vermesi, Azerbaycan topraklarındaki Ermeni işgalinin sona ermesi, bölgede yeniden bir güç olma yolunda önemli adımlar atan Türkiye'nin, bu çabalarını daha da artırması, gerçekten “güç” olduğunu göstermesiyle mümkün olacaktır.
Dileyelim ki bu umutlarımız boşa çıkmasın.
A. Işık AKSU
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 25 Şubat 2011, 22:58:46 »

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 25 Şubat 2011, 23:14:04 »

Küçük bir alanda onlarca farklı topluma ev sahipliği yapan bir coğrafyadır, Kafkasya. Kimilerince zenginlik olarak görülen bu farklılıklar Kafkasya’yı renkli bir dünyaya dönüştürmüştür. Bu coğrafyanın tarih boyunca büründüğü asıl renk ise kırmızı olarak çıkıyor karşımıza; hem de kan kırmızısı.


Ermeni piçlerinin akıttığı Türk kanının rengi, KAN kırmızısı!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #9 : 25 Şubat 2011, 23:18:01 »



             Hocalılar o kadar çok ki !.. Birileri bunları unuttursada birileri unutsa da bizler bunu uslara kazıdık ve unutmayacağız ! Türk'ün kutlu kanı yağıya zehir olacaktır. Elbet o zehir onları parçalayacaktır !.. Sinirli
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.077 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.