ERGENEKON DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİYLE BAŞLADI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 21:28:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ERGENEKON DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİYLE BAŞLADI  (Okunma Sayısı 3818 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 29 Temmuz 2011, 17:09:55 »


ERGEKON DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİYLE BAŞLADI .!!

İŞTE İSPATI .!!

Pearson hazırlattı, Tayyip Erdoğan Büyükanıt'ın önüne koydu

 

ABD Büyükelçisi Robert Pearson, orgeneraller Aytaç Yalman, Şener Eruygur, Çetin Doğan, Hurşit Tolon, Fevzi Türkeri, Tuncer Kılınç ve Yaşar Büyükanıt'ın Amerikan menfaatlerine karşı çıktıklarını tespit ediyor ve karşı hamle olarak bu orgenerallerle diğer bazı üst rütbeli subaylar hakkında CIA ajanları vasıtasıyla bilgi topluyor.

Kendi deyimiyle "özel kaynak verileri" olarak adlandırdığı bu bilgileri kripto vasıtasıyla Amerika'ya gönderiyor.

Pearson, Amerika'ya gönderdiği 22 Mart 2003 tarihli telgrafında bu konuyu ayrıntılı olarak şöyle anlatıyor:

*****

Telgraf metni:

"... (Türk generaller) Tayyip Erdoğan’ın davranışlarından büyük rahatsızlık duymaktadır.

R. Tayyip Erdoğan güçlü bir müttefiğimizdir.

Orgenerallerin tutum ve duruşu, Amerikan menfaatlerinin korunması ve devamı açısından engelleyici olmaktadır..

Orgeneral Hilmi Özkök’ün sadakatli duruşu mutlaka sahiplenilmelidir.

Muhalif orgeneraller, Orgeneral Hilmi Özkök’ün çizgisine itiraz etmektedirler...

Tayyip Erdoğan'ın siyasi kavrayışı ve bölge ülkeleri ile Türkiye içindeki yüksek orandaki halk desteğinin kalıcı desteğe dönüşmesi mutlak destek olarak değerlendirilmelidir.

Erdoğan, kendisine desteğin devamı halinde, ABD’nin bir müttefiği olarak, Ortadoğu ve Irak dahil olmak üzere Türk hava sahasını, kara ve demir yolları ile Mersin ve İskenderunlimanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir.

Zaten zaman içerisinde bu imkanların büyük bölümü gerçekleşti,

Bölgedeki hava hareketimize yeterince katkı sağlandı.

Ancak Türk ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz.

Bu subaylarla ilgili özel kaynak verilerimiz CRT (kripto) olarak gönderilmiştir.

Bu dosya ile ilgili veri toplamalarımnız devam etmektedir.

Amerikan menfaatlerine karşı çıkan Org. Aytaç Yalman, Org. Şener Eruygur, Org. Çetin Doğan, Org. Hurşit Tolon, Org. Fevzi Türkeri, Org. Tuncer Kılıç, Org. Yaşar Büyükanıt,Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün emir ve talimatlarına uymadıkları gibi, Org. Hilmi Özkök'e her an muhtıra verebilirler.

Bu bakımdan değerlendirildiğinde güçlü bir medya grubunun oluşturulmasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu ihtiyaç acilen giderilmelidir.

Bu konu Recep Tayyip Erdoğan ile paylaşılmış olup "gereğinin değerlendirileceği hakkında olumlu değerlendirmelerin yapıldığı ve yapılacağı" teyidi alınmıştır."

17 No.lu klasördeki mevcut bilgi ve belgelerin incelenerek değerlendirilmesinde büyük yarar vardır.

Yaşar Büyükanıt hakkındaki bilgi ve belgelerin R. Tayyip Erdoğan'a ulaştırılmasının onayı gerekmektedir.

Gelişmelerin ışığında veriler değerlendirilecektir.

A,B,C,D,E,F,G kodlu klasörlerin içeriğinin tensibi ve uygulanması için 500 kişilik özel adamların devreye sokulması gelişmelere göre değerlendirilmelidir.

Onay bekliyorum.

Pearson"

*****

ABD menfaatlerine karşı çıkan orgenerallerle ilgili A,B,C,D,E,F,G kodlu klasörler daha 2003'de hazırlanmış ve kripto ile Amerika'ya gönderilmiş.

Bu klasörlerin uygulanması için devreye sokulmasını istediği 500 özel adam, o sırada Türkiye'de bulunan CIA ekibi. Pearson, özellikle Büyükanıt'a ait 17 No.lu klasöre vurgu yapıyor.

 (5 Mayıs 2007'de Dolmabahçe'de Büyükanıt'ın önüne konan dosyanın önemli bölümünü bu 17 No.lu klasör oluşturuyor.)

Pearson'un 2003'te Amerika'ya çektiği bu btelgraftan sonra muhalif orgenerallere CIA merkezli operasyonlar başlatılıyor.

Org. Tuncer Kılınç 2004'te Özel Kuvvetler binası inşaatındaki yolsuzluk suçlamasıyla yıpratılmaya çalışıldı.

Org. Büyükanıt Kara Kuvvetleri Komutanı iken 2006'da Şemdinli Kitabevi tertibiyle soruşturmaya maruz kaldı.

Diğer orgeneraller Ergenekon ve Balyoz tertiplerine maruz kaldılar.

*****

Bütün bu işlerin özü şudur:

Türkiye'nin Başbakanı olduğunu söyleyen Tayyip Erdoğan, yabancı bir ülke ile işbirliği yaparak Türk Ordusu'nun komutanlarına şantaj yapmakta, komplo kurmakta, sahte belgeler hazırlatarak haklarında dava açtırıp tutuklatmaktadır.

Daha açık söylemek gerekirse, Tayyip Erdoğan, yabancı bir ülkenin Türk Ordusu'nun komutanlarına karşı planladığı komplonun uygulanması işini üstlenmiştir.

Bütün bu laf kalabalığının arkasında yatan çıplak gerçek budur.

*****

Tayyip Erdoğan tarafından Büyükanıt'ın önüne konulan dosyaların tamamı elimizde bulunuyor.

Bugün sadece konu başlıklarını ve kısmi ayrıntıları veriyoruz.

Önümüzdeki günlerde önemli bulduğumuz bazı dosyaların ayrıntılarını açıklayacağız

Dolmabahçe buluşmasında neler olduğunu halkımız bilmiyor, ama Amerikan devleti maalesef tüm ayrıntıları ile biliyor.

ABD Büyükelçisi Ross Wilson, buluşmanın olduğu akşam Amerika'ya bütün ayrıntıları telgrafla bildirmiş.

Bu bilgileri kimden aldığını herhalde anladınız, söylemeye gerek yok... Gülümseme))

*****

İşte telgrafın özeti:

Buluşmaya iki taraf da dosyalarla geliyor. İki taraf da gergin.

Konuşmaya önce Büyükanıt başlıyor. Tepkilerini anlatıyor. Elindeki dosyaların satırbaşlarını okuyor.

"Ordunun talebi, eşinin başı açık olan birinin Cumhurbaşkanı olmasıdır" diyor.

Bunun üzerine Tayyip Erdoğan şantaj dosyalarını masanın üzerine koyuyor.

Büyükanıt şaşkınlık yaşıyor. Geri adım atma ruh haline giriyor.

Erdoğan fırsatı kaçırmıyor. Ortamı yumuşatan bir tavıra giriyor. Büyükanıt bundan memnun oluyor.

Görüşme karşılıklı iltifatlarla devam ediyor. Gerginlik konularına bir daha dönülmüyor.

Hatta spor ve Fenerbahçe bile konuşuluyor.

*****

Bu olaydan sonra Genelkurmay hep güçsüz ve sessiz kaldı.

Orduya karşı Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla etkisizleştirme operasyonu başlatıldı.

Büyükanıt kendi döneminde bu operasyona karşı ciddi bir refleks göster(e)medi.

Şantaj dosyasında Amerikalılardan alınanların yanında AKP tarafından eklenen konular da var.

* Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt'ın Genelkurmay ödeneğinden yaptığı ve usulsüz olduğu iddia edilen harcamaların makbuz ve belgeleri (Toplam tutarı yaklaşık 400 bin lira)

* Büyükanıt'ın Rusya'dan alınması düşünülen bazı silah sistemleri ve helikopter ihalesi öncesinde 3 Rus kadınla birlikte olduğu iddiası.

Büyükanıt hakkında bu tür özel hayatına ilişkin ses, video ve belgelerden oluşan 8 dosya var.

* Diyarbakır Söz gazetesi ve televizyonu sahibi Mehmet Ali Altındağ'ın ifadeleri.

Bu ifadeler 3 yıl sonra Van Savcısı Ferhat Sarıkaya tarafından Şemdinli iddianamesine konuldu.

* Uyuşturucu suçundan halen Hollanda'da cezaevinde yatan Hüseyin Baybaşin'in Ferhat Sarıkaya ve diğer bazı savcılara gönderdiği Büyükanıt'ı suçlayan ifadeler.

* Büyükanıt'ın Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı dönemine ait yolsuzluk ve faili meçhul iddiaları.

* Büyükanıt'ın 1. Ordu Komutanlığı dönemine ait 5 dosya

 Kara Kuvvetleri Komutanlığı dönemine ilişkin 7 dosya

 Genelkurmay Başkanlığı dönemine ilişkin 9 dosya

Bunlarda hem ihalelerle ilgili iddialar, hem de dinleme kayıtlarına ait dökümler yer almakta.

* Org. Hilmi Özkök tarafından Amerikalılara hitaben kaleme alınan, Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı olmasını tavsiye eden yazı.

* Büyükanıt NATO karargahında istihbarat bölümünde görev yaparken Amerikalılar tarafından hakkında toplanan özel bilgiler.

* Büyükanıt'ın aile seceresi hakkında Amerikalıların hazırladığı bir dosya.

* Büyükanıt dönemine ilişkin İsrail'e verilen tank ve uçak modernizasyonu ihaleleriyle ilgili yolsuzluk iddiaları

*****

3 Rus kadın CIA ajanı çıktı

Amerikanın hazırladığı dosyaya göre, ünlü bir işadamı Büyükanıt'a 3 Rus kadın gönderiyor.

Konu, Rusya'dan alınması düşünülen silah sistemleri ve helikopterler.

İddiaya göre işadamının amacı Büyükanıt'a bu kınuda etki yapmak.

Ancak, Amerikan Büyükelçisinin telgrafında önemli bir not var:

"Kadınların adları Vera, Eva ve Petra, ama bunların ismini koruyun, çünkü bunlar bizim yardımcı haber elemanlarımız"

Bu, kripto dilinde "bizim adamımızdır" yani "istihbaratçıdır, ismi duyulmasın" anlamına geliyor.

Bir not daha: CD kayıtları ellerindeymiş.

*****

Bu konu hakkında kişisel yorumum şudur:

Bir ülkenin Başbakanı, o ülkenin Genelkurmay Başkanına şantaj yapmıştır.

Eğer ortada gerçekten bir suç varsa, suçu ve suçluyu gizlemiştir.

Hem de yabancı bir ülke ile işbirliği yaparak...

Hem şantaj yapmak, hem de suçu ve suçluyu gizlemek kanunlara göre suçtur.

Bu suçun hesabı sorulmayacak mıdır?

Diğer önemli olay ise:

Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı, başka bir ülkenin yöneticilerine, "Benden sonra yerime falancayı tavsiye ediyorum" diye mektup yazmıştır.

Bu olay, dünya çapında bir rezalettir.

Amerika bağımlılığı ve NATO kıskacında ülkemizin düştüğü korkunç durumu açığa vuran bir ibret belgesidir.

Böyle bir rezaletin olabileceği hiçbir faninin aklına gelmediği için, kanunlarda böyle bir suç tarifi yapılmamış olabilir.

Ama bu, büyük bir suçtur. Bu suçun hesabı sorulmayacak mıdır?

Tayyip Erdoğan - Büyükanıt arasında 5 Mayıs 2003 günü gerçekleşen Dolmabahçe buluşmasının akşamı Amerikan Büyükelçisi Ross Wilson, "acil ve gizli" kodu ile Amerika'ya bir kripto geçiyor.

Özetini geçen yazımda vermiştim. Tekrar etmiyorum

Şu çarpıcı cümlelere dikkatinizi çekiyorum sadece...

"Tayyip Erdoğan ile Org. Büyükanıt anlaştı. Operasyon başlayabilir.

Erdoğan'ın bu özelliğinden faydalanılırsa, Amerikan çıkarlarının devamı çok kolay olacaktır.

Bu fırsat elimizde bulunmaktadır."

Büyükelçi Wilson Amerika'ya "Operasyon başlayabilir" müjdesini verdikten kısa süre sonra operasyon başladı.

Gerçekten de, 39 gün sonra, Ümraniye'de bir gecekonduya operasyon düzenlendi.

Çatı katında bir sandık dolusu el bombası bulunduğu iddia edildi.

Bu, Ergenekon soruşturmasının ilk adımıydı.

Büyükelçi Wilson'ın şifreli yazısındaki "başlaması istenen operasyon"un

Ergenekon olduğu anlaşıldı.

5 Kasım 2007'de de Tayyip Erdoğan, Beyaz Saray'da Bush ile görüştü.

Tayyip-Bush görüşmesinde, Ergenekon operasyonları konusunda tam mutabakat sağlandı.

Erdoğan'ın yakını Fehmi Koru, Ergenekon'un düğmesine bu toplantıda basıldığını Yeni Şafak'ta yazdı.

21 Ocak 2008 tarihinde de ABD Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, saatler 23.00'ü gösterirken Başbakanlık Resmi Konutu'nda Erdoğan ile sürpriz görüşme yaptı.

Bu buluşmadan 4 saat sonra Ergenekon operasyonunda "ilk gözaltı dalgası" hayata geçirildi.

Böylece, "Cumhuriyeti tasfiye etme ve Türk Silahlı Kuvvetlerini etkisizleştirme" operasyonlarının ABD planı olduğu kanıtlandı.

Yani Ergenekon tertibinin, sanıldığı gibi "AKP ve Fethullah Gülen tarafından planlanmadığı" bir kez daha gözler önüne serildi.

Senaryoyu yazan da, yöneten de Amerika'dır.

AKP ve Fethullahçılar, bu planın uygulayıcılarıdır sadece...

*****

Amerika, 1 Mart 2003 Irak Tezkeresinin Meclis'te reddedilmesini TSK'nın tavrına bağladı.

Bu yüzden TSK'yı tasfiye etmeye karar verdi. Direneceği belli olan komutanlar hakkındaki dosyalar işleme konuldu.

Ergenekon Balyoz vesaire tertip sürecinin her aşamasında Amerika'nın eli vardır.

Planlamayı, zamanlamayı ve yönlendirmeyi Amerika yapmaktadır.

Yıllardır "Ergenekon yalanı Amerikan planı" diye bağırıyoruz.

Bu sloganın gerçekleri yansıttığı bir kere daha anlaşılmıştır.(ALINTIDIR)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Avni Sinanoglu
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 78



Site
« Yanıtla #1 : 05 Kasım 2011, 04:17:17 »

Fethullah Gülen son aylarda artik PKK nin hedefi haline geldi. O sebeble sizlere tavsiyem düsmanimizin düsmanina en azindan tarafsiz davranmak veya birlikte bu PKK-BDP-KCK illetinden kurtulmak. Aslina bakarsaniz isin kolayi, topluyacaksin PKKli kürdleri bir yere atacaksin üstüne kimyasal bombalari, sonra yakit olarak kullanacaksin cesetlerini. Ondan sonra Türkiye de ikinci dil, bölünme otonomi gibi istekleri olanlari astiracaksin, bak o zaman terör illeti bir daha gelirmi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Kasırga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.018


IRKÇI


« Yanıtla #2 : 05 Kasım 2011, 05:10:55 »

Fethullah Gülen son aylarda artik PKK nin hedefi haline geldi. O sebeble sizlere tavsiyem düsmanimizin düsmanina en azindan tarafsiz davranmak veya birlikte bu PKK-BDP-KCK illetinden kurtulmak.

Türkiye´nin bu hallere gelmesine sebep olan fettos ve cemaatinemi tarafsiz davranalim ?

Milletin bugün bu hallere düsmesine sebep olan ermeni soysuzu azili Türk düsmani bir nolu abd köpegi fettos ve onun cemaatine karsimi tarafsiz davranalim ?

Ayni yolun yolculari olan pkk ve fettos ne zamandan beridir bir birlerine düsman olmuslar ?

Simdiye kadar bir tane cemaat üyesinin ne pkk hakkinda ne kürtler hakkinda onlari kötüleyen bir konusmasina sahit olmadik, bilakis onlarin isi gücü Türklerledir, Türk devleti iledir, Türk Ordusu iledir.
Simdi hal ve durum böyle iken, bu badem biyikli mikroplarlami pkk-bdp-kck yi ortak hareket ederek bitirecegiz..!?
 
Fettos ve cemaatini övdügün icin süresiz yasaklandin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 05 Kasım 2011, 14:39:51 »

Yazıda belırtılen her sey zaten gorebılene alenı acık secık ortadaydı... Malumun ılanı olmus. Lakın, 50 Tl kaymakamlık yardımı, 10 torba komur, 2 paket makarnayla goren gozlerı bakar kor yaptıklarından; bu ıhanetlerı vıdeoya cekıp yayınlasanız yıne de sonuc bugun oldugu gıbı olur.

Son gunlerde Pkk'nın Fethullahcıları hedef aldıgına daır yogun propaganda yapılıyor. Bunun arkasında yatan neden acılımlardan tutunda, cemaatın bugune kadar kurtculerle ortak hareket etmelerınden dolayı tepkılerın artmasıdır. Cok gerıye gıtmeye gerek kurtce televızyon acmak ıcın ellerını ovusturanlar, Apo pıcının ovgulerıne mazhar olanlar bunlar degıl mıydı? Kendı menfaatlerı ıcın ortama, duruma gore bukalemun gıbı sekıl degıstırerek ayak uyduran bu kansızlar, ulkede olusan yogun Pkk tepkısı azaldıgında tekrar eskı b.k yemelerıne gerı donerler. Bundan kımsenın suphesı olmasın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Delikurt27
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 651


ANTEPLİ BOZKURTLAR!!!


« Yanıtla #4 : 05 Kasım 2011, 14:44:05 »

Fettoşcular Dersane ve yurt açma adıyla bayagı etkin durumdalar Dersaneleri kazanan öğrencilere zaman gazetesine abone olma mecburiyeti getiriliyor.Yurtlarda kalan cemaatın içindeki öğrencilere kendilerinden birileriyle evlenmesi konusunda şiddetle tavsiyede bulunuyor bir mevkiye gelmek için takiye yapmak olagan şeylerden cemaatin içinde elit tabakanın çoklugu göze çarpıyor ve hızla her mevkide çoğalıyorlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Türk sayısını çoğaltmak ulusal büyük amacı, tabii gelişmeye bırakılmamalıdır. Alınacak ve hayata geçirilecek olağanüstü önlemlerle bir ulusal politika izlenmeli ve Türk sayısı çoğaltılmalıdır.” M.KEMAL ATATÜRK
Avni Sinanoglu
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 78



Site
« Yanıtla #5 : 17 Şubat 2012, 03:11:55 »

Facebooka bekleriz! Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.facebook.com/groups/atatuerk/
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #6 : 02 Ekim 2013, 12:29:57 »

Yıllardır Dolmabahçe’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın neyin pazarlığını yaptığı tartışılır. Bu konuyu ilk olarak Fikri Sağlar gündeme getirmişti. Sağlar, Büyükanıt’ın eşi ile ilgili bazı bilgileri ileri süren Başbakan Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkan’ına bir nevi şantaj yaptığını ima etmişti. Ancak, neyin karşılığı olarak bu tehdidi yaptığı tam olarak ortaya konamamıştı. Sonra davalar falan derken bu tarihi buluşmanın amacı arada kaynayıp gitmişti.

DOLMABAHÇE’DE NELER GÖRÜŞÜLDÜ

Buluşmanın Dolmabahçe’deki Başbakanlık konutunda yapılması Başbakanın talebidir. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı Dolmabahçe’ye çağırır ve iki buçuk saate yakın konuşur. Buradaki görüşmenin konusu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush’un talimatlarının uygulanmasıdır. Gazeteci Fehmi Koru, Yeni Şafak’ta 1 Şubat 2008 tarihinde yazdığı köşe yazısında, Oval Ofiste 5 Kasım 2007 tarihinde yapılan görüşmede, Başkan Bush’un TSK’ne yönelik operasyonlar için Başbakan ile beraber düğmeye bastığını açıklamıştı. Özellikle Körfez Savaşı sırasında Irak’a yapılacak harekat sırasında destek vermeyen TSK’ne büyük bir ders verilecektir. Milliyetçi dip dalganın tesirinde kalarak Milliyetçi dip dalganın tesirinde kalarak ABD çıkarlarına aykırı bir tutum sergileyen TSK personeli tasfiye edilecekti. Bu tasfiye hareketi sadece bu süreçte yer alan askerlerle de sınırlı kalmayacaktır. Asıl nihai amaç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Türk siyasi hareketinin ayrılmaz bir parçası olan TSK’ni tamamıyla Türk siyasi hayatından çıkarmaktır. Bu nedenle kapsam çok geniş tutulacak ve TSK’nın gelecek otuz yılını şekillendirecek tüm rütbelerde bir temizlik harekatı yapılacaktı. Ayrıca genç kadrolarda meydana gelebilecek rahatsızlıkların açığa vurulmasının önlenmesi için ilave tedbirler alınacaktır. (Casusluk ve Fuhuş Davaları) Ancak bu planı uygulamak için mutlaka ve mutlaka Genelkurmay Başkanı’nın oluru gereklidir. Çünkü Genelkurmay Başkanı’nın izin vermediği sürece TSK’dan bırakın bir generali içeri almayı bir kediyi bile alamazsınız. Bu nedenle Genelkurmay Başkanı’nın bir şekilde ikna edilmesi şarttır. Bu nedenle muhtemelen Başbakan, Genelkurmay Başkanı ile ilgili olarak ABD ve Emniyet tarafından kendisine verilen belgeleri alarak Büyükanıt ile Dolmabahçe’de masaya oturur. Önce planı anlatır. Kabul etmesini ister. Büyükanıt kabul etmeyince belgeleri masaya sürer. Büyükanıt tercihini kendinden yana kullanır ve operasyon kararı alınır.

DOLMABAHÇE ANLAŞMASININ BELGELERİ

Bu anlaşmanın ilk ipuçları Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan tarafından yazılan Sızıntı kitabında yer almaktadır. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Pearson, 6 Haziran 2003 tarihli kriptosunda ABD’nin desteklemesi halinde Erdoğan’ın Türk hava sahası ve limanlarını açmayı tahattüt ettiğini ancak ABD menfaatlerine karşı çıkan üst düzey komutanların Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün emir ve talimatlarına uymadıklarını yazmıştır. (Syf.178) Bu kripto Amerikan çıkarlarına karşı çıkan üst düzey komutanların varlığını teyit eden ve bu konuda Erdoğan’ın desteklenmesi hatta güçlü bir medya oluşturulması önerilmektedir. Bu ilk başlangıç fişeğidir.

4 Mayıs 2007 tarihinde Dolmabahçe’de Başbakan ile Büyükanıt arasında bir anlaşma yapıldığının en büyük kanıtlarından birisi, bu görüşmeden sonra 19 Temmuz 2007, tarihinde ABD Büyükelçiliğinin Washington’a gönderdiği belgedir. Bu belgede Erdoğan ile Büyükanıt’ın iki buçuk saat süren bu görüşme sonrasında aralarında bir anlaşma sağlandığını ve görüşmenin ardından durumun sakinleştiği belirtilmektedir.

Bu sakinlik TSK operasyonunun başlamasından sonra Balyoz davası kapsamında 11 Şubat 2010 tarihinde yüz atmış üç TSK mensubunun tutuklanması sonrasında da devam etmiştir. ABD Büyükelçisi James Jeffrey tarafından hazırlanan 23 Şubat 2010 tarihli belgede 2003-2004 tarihlerinde görev yapan Hilmi Özkök, Aytaç Yalman ve Yaşar Büyükanıt hariç tüm generallerin tutuklanmasına karşın TSK’nın sessizliğini koruduğu yazılmıştır. 2010 yılında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tavrını değerlendirdiği 26 Şubat 2010 tarihli kriptoda ise Başbuğ’a, sessiz kalması için Başbuğ’a baskı uygulanmış olabileceğini yazmıştır.

Türkiye’de neredeyse her konuda açıklama yapan TSK, daha doğrusu Genelkurmay Başkanlığı niçin yüzlerce generali, amirali, üst düzey subayları tutuklanırken sessiz kalmaktadır. Acaba Büyükanıt ile başlayan bu süreç, tüm hukuksuzluklara karşın TSK tarafından kabullenilmektedir.

ZEKERİYA ÖZ BANA ÜST DÜZEY BİR KOMUTANIN OĞLU'NUN CİNSEL İLİŞKİYE GİRDİĞİ GÖRÜNTÜLERİ İZLETTİ

Fikri Sağlar, Başbakan tarafından Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a şantaj yapılmış olabileceğini ima eden yazılar yazmıştı. ABD Büyükelçiliği Siyasi Danışmanı Daniel O’Grady tarafından hazırlanan 24 Kasım 2008 tarihli belgede yazılanlar Sayın Sağlar’ın iddialarını destekler niteliktedir. Bu belgede Türk Emniyet Mensupları tarafından, 21 Kasım 2008 tarihinde ABD Büyükelçiliği’nde, FBI yetkililerinin de katıldığı bir toplantıda Ergenekon soruşturması ile ilgili brifing verildiğini, bu bilgilendirme sırasında, CHP Lideri Deniz Baykal ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın kızının cinsel ilişkileri ile ilgili fotoğraf ve belgeler bulunduğunun konuşulduğu yazmaktadır. Bilindiği gibi Mayıs 2010 tarihinde Sayın Baykal ile ilgili görüntüler bir internet sitesinde yayınlanmış ve Baykal, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmek zorunda kalmıştır. Dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un 20 Eylül 2010 tarihinde İçişleri Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifadesinde yer alan “Ben bu cemaatin (Gülen Cemaati kastediliyor) bir komutan ile ilgili yaptığı yasa dışı işi bizzat tespit edip ilgili bir makama, kişiye özel bir yazıyla bildirdim” cümlesi de O’Grady’nin yazdıklarını doğrulamaktadır.

Benzer şantaj malzemelerinin var olduğunu, ben Hava Kuvvetleri Komutanlığı Savcısı olduğum dönemde bizzat gözlerimle gördüm. Karargâh Evleri Soruşturması sırasında, bu soruşturmayı birlikte yürüttüğümüz ünlü savcı (!) Zekeriya Öz bana ve yardımcım Mehmet Çelik’e 2008 yılında çok üst düzey bir komutanın oğlunun bir kadın ile cinsel ilişkiye girdiği görüntülerinin yer aldığı video seyrettirmişti. Bu görüntülerden başka benim ve yardımcımın da şahsen tanıştığı birçok adli ve idari yargıda görevli hâkim ve savcıların kadınlar ile cinsel ilişkilerini gösteren gizlice videolar göstermişti. Şunu demek istiyorum; TSK’ne karşı yürütülen savaş hiçbir kural tanımayan, aşağılık komplolarla sürdürülen, belden aşağı kirli bir savaştı. Her türlü çirkinlik bu savaşta kullanılıyordu. Bu nedenle Büyükanıt’ın kızı ve hatta kendisi ile ilgili görüntüler bile bu komplocular tarafından ahlaksızca yollarla elde edilmiş olabilir. Kaldı ki; ben Karargah Evleri ve Işık Evleri soruşturmalarını yürütürken, benim telefon konuşmalarımın kayıt edilerek eşime ve Hava Kuvvetleri Komutanı’na gönderilmiş, her gittiği yerde gece gündüz termal kameralar ile çekilen görüntülerim, kredi kartı harcamalarım internet sitelerinde yayınlanmıştır. Hala da bu şantajlar devam etmektedir. Ben bu durumu MİT Müsteşarı Emre Taner’e sorduğumda, telefon dinleme, gece gündüz takip etme, kredi kartı hareketlerini takip etme gibi işlemlerin hepsini birden MİT, Emniyet ve Genelkurmay tarafından yapılmış olabileceğini, MİT Müsteşarı olarak beni takip etmediklerini söylemişti.

DOLMABAHÇE ANLAŞMASININ DİĞER KANITLARI

Başbakan ile Büyükanıt arasındaki görüşmenin TSK’nin tasfiyesi için yapılmış olabileceğinin diğer bir kanıtı yine ünlü savcı Zekeriya Öz’ün bana ve yardımcıma kendi odasında söyledikleridir. Karargâh Evleri soruşturması devam ederken, Askeri Savcılığımıza haber vermeden Alb. Cengiz Köylü’nün Zekeriya Öz’ün talimatı ile tutuklanması üzerine, ben ve yardımcım Çelik ile Ocak 2009 tarihinde Zekeriya Öz’ün Beşiktaş Adliyesi’ndeki odasına gittik. Bu tutuklamayı gerektirecek yeni bir delil bulduğunu sandık. Ancak bize “yeni hiçbir delil" olmadığını, "soruşturma başlayalı neredeyse iki yıl oluyor artık tutuklayalım dedik” deyince “Böyle saçmalık mı olur koskoca kurmay albayı hiçbir delil olmadan nasıl tutuklarsın" diye itiraz ettik. Zekeriya Öz bizlere “Tutuklarım arkadaş. Ben tutuklanacak askeri şahıs sayısı artmaya, rütbeler yükselmeye başlayınca Ankara’ya Genelkurmay Başsavcısı Saim albayın yanına gittim. Durumu anlattım. Saim albay bu konuda kendisinin karar veremeyeceğini ancak Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu mu Çubuksuz mu diye bir general varmış ona sormam lazım" dedi. Sonra gidip konuşup geldi ve bana ‘ muvazzaf generaller hariç istediğimi tutuklayabileceğimi’ söyledi. İşte anlaşma bu. Bu olayın daha sonra TBMM’de bir gece yarısı operasyonu ile CMK’nın 250.maddesinde yapılan “küçücük bir değişiklikle” askeri yargının bu soruşturmalardan dışlanmasına kadar giden süreç yaşandı.

Görüldüğü üzere Beşiktaş Adliyesi’nin anlı şanlı savcısı Zekeriya Öz TSK hakkında yürütülen komplo soruşturmaları kapsamında 2009 yılının başlarına kadar Dolmabahçe mutabakatına istinaden Genelkurmay Başkanlığı’ndan izin alıyor.

Dolmabahçe görüşmesinde TSK’nın tasfiye edilmesine dair anlaşmanın bir diğer kanıtı da Balyoz komplosu tutuklusu Albay Burhan Göğce ile Andıç Komplosu kapsamında tutuklu kalan Genelkurmay Adli Müşaviri hakim tümgeneral Hıfzı Çubuklu ile arasında geçen konuşmadır. Bu konuşmayı bana Albay Göğce anlattı. Haydarpaşa’daki GATA’da muayeneye giden Göğce, Çubuklu general ile karşılaşır. Tam o günlerde Çubuklu general hakkındaki davanın esas hakkındaki mütalaası açıklanmış ve Çubuklu hakkında da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması istenmiştir. Göğce, Çubuklu’ya geçmiş olsun dedikten sonra “Siz bu davalar hakkında askeri savcılara soruşturma emri verseydiniz bunlar başımıza gelmezdi. Bu davaları görevli olmadıkları halde Beşiktaş hâkimlerine teslim ederek hepimizin senelerdir haksız yere suçlanıp, tutuklanmasına sebep oldunuz” gibilerinden biraz da kırıcı bir şekilde sözler söylemiş. Göğce’nin bu sitem dolu sözleri üzerine, Genelkurmay Başkanlığı’nın en üst düzey hukukçusu olan ve Genelkurmay Başkanı’nın hukuk danışmanlığını yapan Adli Müşaviri Hâkim Tümgeneral Hıfzı Çubuklu “Biz bu işlerin buralara kadar varacağını öngöremedik. Haklısın” demiş. Bu sözler TSK personeline karşı yapılan tüm bu hukuksuzluklara yok etme operasyonuna onay verildiğinin açık bir itirafıdır.

Zekeriya Öz’ün ve Hıfzı Çubuklu’nun söylediklerini, ABD Büyükelçiliği’nin kriptolarını, Zekeriya Öz’ün elinde bulunan gizli çekim videoları üst üste koyduğumuzda, bu ülkenin Genelkurmay Başkanı ile Başbakanının karşılıklı anlaşmaları sonucu, yine bu ülkenin geleceği için hayatlarını tehlikeye atmış bir çoğu ömrünü dağlarda çatışmalarda geçirmiş kahraman askerlerinin, hukuksuzluğa uğratıldığı, haksız yere hapislere atıldığı anlaşılmaktadır. Tarih buna benzer yüzlerce anlaşmaya, binlerce satışa tanıklık etmiştir. İnsanların ahlaksızca acımasızca hayatlarının gasp edildiğini, geleceklerinin yok edildiğini yazmıştır. Ama aynı tarih günü geldiğinde yapılan tüm ihanetleri de hiç acımadan ifşa etmiştir. Mezara kadar yanınızda götürseniz de…

Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
KURTBAY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 81



« Yanıtla #7 : 02 Ekim 2013, 20:11:16 »

    Ergenekon; Altaylardaki görkemli Türk yurdu. Efsanevi komutan Börteçine önderliğindeki Türklerin, dişi kurt Asena'yı takip ederek  özgürlüğe kavuşmasını anlatan şanlı destan. 
   
    Senin adını anlamsızlaştırıp, değersizleştirerek Türklük hedef alınmakta, farkındayız.
    Tuncay Güney denen bir dolandırıcının ifadeleriyle başlatılan aşağılık bir operasyona senin isminin verilmesi elbette rastlantı değil, farkındayız.
   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.