Cevat Rıfat Atilhan - Menemen Hadisesinin İc Yüzü
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ekim 2019, 13:02:12


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 ... 5
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cevat Rıfat Atilhan - Menemen Hadisesinin İc Yüzü  (Okunma Sayısı 11005 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« : 24 Haziran 2014, 23:28:16 »

Bu yazıyı eklemeden evvel  Cevat Rıfat Atilhan kimdir, sorusunu sormak isterim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #1 : 24 Haziran 2014, 23:34:16 »

Önce yazılı biyografisine bakalım, elbette farklı kaynaklarda farklı yazılar, düşünceler, olacak. Onları da bulup eklerseniz paylaşılan  yazının tarafsızlığını daha iyi belirtmiş oluruz. Fikir üretmek için; bilmek gerekir, bilmeden sadece kuru lafın maddesi olur, ne etkisi ne de geleceğe yönelik istikrarı olmaz

BİYOGRAFİ

Şam Mutasarrıfı Hasan Rıza Paşa'nın oğlu olan Cevat Rıfat, dedesi Bosna-Hersek Beyi Hurşid Paşa'nın arzusuyla Kuleli Askeri Lisesi'nde okur. 1912 yılında yirmi yaşındayken Harbiye'den mezun olan Cevat Rıfat, kendisini bir anda Balkan Harbi içinde bulur. Edirne muhasarası sırasında esir düşer. Sofya'da bir süre tutulan Cevat Rıfat daha sonra İstanbul'a dönerse de savaşlardan yakasını kurtaramayarak Osmanlı'nın kaderine ortak olur. Arnavutluk harekatı, Suriye, Filistin, Sina cephelerine, Birinci ve İkinci Gazze meydan muharebelerine katılan Cevat Rıfat, özellikle Filistin'de yahudileri tanıma fırsatı bulur. Daha sonra yazacağı kitaplarda bu dönemin etkileri büyük olur.

Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti aleyhine neticelenmesi üzerine Mersinli Cemal Paşa ile Konya'ya gelen Cevat Rıfat, Milli cephenin kurulmasını sağlar ve bu arada İsparta Demiralayı ile Afyon'da Çelikalayın kuruluşlarına yardımcı olur. Mersinli Cemal Paşa ile İstanbul'a dönen Cevat Rıfat, Halife Sultan Vahdeddin ile görüşür ve makamından ayrılışında Ferit Paşa kabinesinin emri ile tevkif edilerek Bekir Ağa bölüğünde hapsedilir ve idama mahkum olur. 2 Ekim 1918 günü Mersinli Cemal Paşa'nın Ferit Paşa kabinesini devirerek Harbiye Nazırı olmasıyle hapisten kurtulur ve Harbiye Nezaretine yaver olur. 1919 yılında Zonguldak'a gelerek milli mücadeleye katılan Cevat Rıfat, Zonguldak Bartın Ereğli havzasında 12 bin kişilik ilk milli kuvvetleri oluşturur. Bu bölgede kömür havzalarının değerini anlayarak yerleşmeyi hedefleyen Fransızlara karşı mücadele eden Cevat Rıfat, Fransızları Sapça geçitlerinden Karadeniz'e sürer. 1920 yılında TBMM tarafından Milis Generalliğe terfi eder.

Cevat Rıfat Atilhan, son olarak 1964 yılında Mogadişu da toplanan İslam Devletleri kongresine katılarak kongrenin İcra Komitesi başkanlığına seçilir.

4 Şubat 1967'de hayata veda eder.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #2 : 24 Haziran 2014, 23:37:32 »

ÖNSÖZ

Muhterem okuyucu!
Hayatı boyunca tehditlere, baskıya ve zaman zaman
kasdî mahsusla ağır ceza ve divanı harblere sevk edilmiş
olmasına rağmen; meşruiyetine inandığı fikirleri müdafaa
etmekten asla yılmayan ve neşriyatını en zor şartlar altında
devam ettiren ve her eseri ile yakın mazimizin tarih
sahifelerini biraz daha sarahat ve berraklığa çıkaran
büyük insan, gerçek idealist merhum General Cevat
Rifât Atilhan vefatından kısa bir müddet evvel kale*
me almış olduğu bu mütevazi eseri ile de yine yakın mazinin
üzerindeki bir esrar perdesini daha vuzuh ve sarahate
kavuşturmuştur.
Eğer bugün Türkiyemizde şuurlu bir milliyetçi gençlik
varsa; Arap ve diğer İslâm milletlerinde mütenebbih
bir durum görülüyorsa; bunun mutlak şeriksiz öncüsü
merhum Cevat Rifât Atilhan beydir. Bizde zaman zaman
politikacılar, devlet adamları, yazarlar ve hattâ editörler
dahi pek çok politik vukuatları tedkik ederken; hâdiselerin
gerçek mürettip ve müşevviklerini görememişlerdir.
Büyük insan, büyük mücahit, eşsiz vatanperver
merhum Cevat Rifât Atilhan daima vatanperverlikle dopdolu
olan hassas görüşünü, görünmesi zor olan meçhul hedeflere
âdeta bir projektör tutar gibi tutmuş ve buralarda
her zaman teleskopla yüce milletimizin ve mukaddes
vatanımızın canilerini yılmadan usanmadan bir hayat boyu
aramıştır.
ıı
Muhterem idealist Türk!
Bir hayat boyu yapılan araştırma, 65-70 eserin telifine
âmil olacak kadar başarılı geçmiştir. Bizde pek çok
siyasî faciaların gerçek failleri, mürettipleri ve mes'ulleri
yalancı ve riyakâr tarih yazarları tarafından kasdî mahsusla
sahneye çıkarılmamış ve objektif olması icabeden
gerçek «tarih ölçüsü» tahrif edilerek millî tarihe karşı
duyulması icabeden doğruluk duygusu ortadan tamamen
kaldırılmıştır.
Yıllarca kuva-ı milliyecilerin bu mukaddes vatanında
gerçek kuva-ı milliyecîlerin oğulları ve hattâ torunları
Jön Türkler, İttihat - Terakki, Gök sultan II. Abdülhamid,
31 Mart faciası, dönmelik, masonluk, siyonizm ile
komünizm mevzularma temas edilmiyecek hale getirilmişti...
Genç Türk neşillerindeki korku ve endişeyi ortadan
kaldıran ve bizlere iç ve dış düşmanlarımızı iğrenç vecheleri
ile tanıtan merhum olmuştur. Her eseri o yakın
mazinin meş'um karanlık günlerinde kalplere ferahlık
vermiş ve fikirler âdeta bir yıldırımı sür'atiyle aksiyon durumuna
geçerek âtiye muzâf istikrarlı ve emin adımların
atılmasını temin etmiştir.
Muhterem okuyucu!
Merhum her eserinde olduğu gibi; bu eserinde de tarihçe
ve milletçe âdeta meçhul kalmaya mahkûm edilmiş
olan «meş'um Menemen faciası» nı o yılların gerçek bir
görgü şahidi olarak ele almış ve millî tarihimize en büyük
hizmeti ifa etmiştir. Bizlere bu eseri hayatının âdeta en
son mümtaz hâtırası gibi yazdıktan sonra aramızdan ay
rılarak ebedî hayatına ve makberine göçmüştür. Büyük
dâvanın ulu öncüsü merhum General Cevat Rıfat
Atilhan'a yüce Allah'tan bol bol rahmet niyaz ederken,
bu eseri neşrederek millî tarihimize gerekli ve zarurî
hizmeti ifa ettiği için Atillâ Atilhan beye de alenen candan,
samimî teşekkürlerimizi sunar ve Allahtan hayatta
meşruiyetine inandığı fikirlerin ilâ nihaye müdafaası için
inayet niyaz ederiz.

Ahmet KAYIHAN
Mayıs - 1968
BAKIRKÖY
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #3 : 24 Haziran 2014, 23:39:44 »

MEVZUA GİRMEDENLÜZUMLU DETAYLAR

Memleket için için kaynıyordu. Bunu, duygu
organları nasırlanmamış herkes hissediyordu. Şu
var ki bu kazanı ateşleyenler kimlerdi? îşte bu daima
gözden kaçmış ana mevzudur. Hiç şüphesiz, yalnız
bizde değil, bütün dünyada istisnasız her memlekette
ihtilâller, fitneler, fesadlar ve dedikodular
muayyen bir kanaldan gelir. Bunun haricinde, bütün
tarih boyunca ve nihayet büyük Fransız ihtilâlinden
bu yana ihtilâllerin cümlesi «Dünya Yahudiliği
ve farmasonluğunun» başının altından çıkmıştır.
Her ne kadar bazı zaruretler, bazı memleketlerde
ve bâzı şartlar altında mevziî ayaklanmaları icabettirmiş
ise de yine de zemin, hiç .birimizin haberi olmadan
o esrarengiz kuvvetler tarafından hazırlanır.
Bizde Yahudi dönmesi Ahmed Emin Yalman'ın
1918'den beri oynadığı rol ve halk efkârı üzerinde
yarattığı tesir; büyük Osmanlı - Türk imparatorluğunun,
yabancı bir devletin himayesi altına girmeğe.
zorlanmasından, «Milletlerarası Basın Enstitüsü»
14
ismini taşıyan beynelmilel fesâd ve ihtilâl teşkilâtının
mukadderatımıza el koymasına kadar ileri gitmiştir.
Mustafa Kemal'in vatandan koğduğu, şerrine
bir müddet ara verdiği bu dönme, Milletlerarası Basın
Enstitüsüyle son senelerde mukadderatımız
üzerinde büyük, pek büyük ve son rolünü oynamıştır.
Uydurma bir Malatya hadisesiyle putlaştırmak
küçüklüğünü gösterdiğimiz bu yahudi dönmesi, şımarık
bir küstahlık, ikide bir Avrupanın yahudi
merkezlerine giderek aleyhimize plânlar hazırlarken
günün iktidarı derin bir ölüm uykusu içinde bulunuyordu.
Şu var ki zamanın hükûmeti, millet
aleyhinde düzenlenen komplolara karşı cidden bir
ölüm uykusunda iken, memleketin öz, halis ve fedakâr
evlâtları hakkında da o derece hassas, o derece
uyanık ve aleyhlerimizde o nisbette kararlı idi.
Bu derece gaflet içinde yüzen, daha insaflı bir
tabirle İttihatçı ve dünya siyonizmine bağlı Celâl
Bayar'ın sevk ve idaresinde bulunan bir iktidardan
başka türlü bir şey beklenemezdi. Ve inkılâp öncesi
bütün kötü idare ve yolsuzluklardan bizzat o, yâni
Celâl Bayar mes'uldür. Arkadaşlarının başını yiyen
de odur. Dünya siyonizminin ve farmasonluğun
ağır baskısının nasıl olsa kendisini kurtaracağını
iyi bilen ihtiyar kurt, avamın ruhu üzerinde tabiatiyle
iyi bir tesir bırakan, cesur ve pervasız ifadele15
riyle—maalesef— bir an için mazisini millete
unutturmuştur.
Büyük Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası
olan mübarek Filistin'de «İsrail» devleti kurulabilmek
için dünya yahudiliği tarafından teşkilâtlandırılan
«İttihâd ve Terakki» cemiyetinin vatana yaptığı
hiyanet ve sûikasd artık dağ başlarındaki çobanlara
bile m a l û m olduğu bir devirde, Bayar'ın
hâlâ bu cemiyete mensubiyetiyle iftihar etmesi
büyük mana taşır.
Ben; dünya siyonizmi tarafından kurulan bir
komitenin velevki bir imparatorluğu batırmış olsa
dahi vicdan azabı ve pişmanlık duyarak kolay kolay
susacağına, vazifesini terkedeceğine inanmam.
Hele bu teşekkül, onbeş asırlık bîr yahudi idealinin
gerçekleşmesi ve hudutsuz bir ihtiras uğruna yapılmış
ise... Onun için de bu millet, bu çilekeş ve talihsiz
millet aynı fâsid daire içinde hâlâ çırpınmaktadır.
Bu sebeple son hâdiselerle, son dedikodularla,
mazi arasında bir irtibat ve münasebet aramak doğrudur
ve mümkündür.
Şu prensip üzerinde ısrarla duruyoruz:
Bir dâva; ihtiyaç duyulmadan, uğrunda mücadele
edilmeden ve fedakârlık yapılmadan elde edilemez.
Şimdi sorabilirim;
16
İttihat ve Terakki Cemiyeti niçin kurulmuş ve
1908 ihtilâli neden yapılmıştır ? Hürriyet - Adalet -
Müsavat - Uhuvvet için mi? Fakat bütün bunlar,
farmasonların sahte maskeleri ve remizleri idi. Hiç
biri gerçekleşmedi. Aksine olarak hürriyet yerine
zulüm kaim oldu. Hem öyle zulüm ki, istibdada günde
bin defa rahmet okuttu. Otuz üç yılda, üç insanın
canına kıyılmayan mutlakıyet devrine mukabil
sekiz yılda hürriyet devrinde darağaçlarında asılmak
veyahut kurşuna dizilmek suretiyle tam altmış
bin insanın canına kıyılmıştır. Cehalet, ihtiras
ve keyfî idare yüzünden cephelerde ölen üç milyon
Türk bu hesaba dahil değildir.
Çok kimseler uzun yıllar. Abdurrahman Paşa
adliyesinin hasretini çekmişlerdir.
Sultan Abdülhamid'in Taşkışlanın muhayyel
zindanlarında inlettiğinden bahsedilen bütün vak'aların
yalan olduğu meydana çıkmış olmasına rağmen
ısrarla devam eden propagandalar, birçok insanların
şuurlarını alt üst etmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #4 : 24 Haziran 2014, 23:40:21 »

Bu neden böyle olmuştur? Memleketi kalkındık
racağız, adaleti kuracağız, milleti refaha ulaştıracağız
diyen insanlar niçin bu iddiaların tam aksini
yapmışlar, memleketi yağma, talan, harbler ve zulümle
bir lâhzada yıkmışlardır.
17
Bunun cevabı basittir: Zira 1908 ihtilâli bir
ihtiyacın, bir zaruretin mahsulü ve uğrunda yapılmış
mücadeleler neticesi değil dünya yahudiliğinin
arzu ve emriyle olmuştur.
Atinalı mâruf avukatlardan N.N. Prandakis'in
1963 de neşretmiş olduğu «E. Skotine Dinamis ipo
To Fos Tu Hristianizma» isimli eserinin 8 inci sahitesinden
şu parçayı alıyoru:
«Milletimiz 1945 yılından sonra pek çok organizasyonlarla
karşı karşıya geldi. Muhtelif kanallarla
halka yardımlar yapıldı. Sonra da öğrenildi ki
bu yardımları yapan teşkilât milletimizden mukabele-
i minnet yerine millî, tarihî örf ve âdetlerini terk
etmeyi istiyorlardı. Bu talep umumî infiale sebep
oldu. Fakat dünya siyonizmi boş durmadı, mason
kardeşlik sıfatı altında bütün hayır sever cemiyetlere
el attı. Rotarienler Yunan aristokratları ile
burjuva ve kapitalistlerini elde ettiler, işçi ve gençlik
teşekkülleri ile — izci teşkilâtları — dünya farmasonluğunun
emrine girdi. Bir müstevliden kurtulmuş
olan vatan, yeni bir müstevliye âdeta kucak
açıyordu. Bu yeni gelen müstevliler Provakosyon
yapmağa mütemayil olanların hepsini seferber etmiş
olup dinî âlemi, tarihî örf ve âdetlerine şenice
tecavüz ediyorlardı. Bunlara karşı milletçe hiç bir
fiilî mukabil hareket yapılamamıştı. Çünkü her biri
bu milletten birer ferd idi. Siyonizm milletin
ferdlerini birbirine düşman yapmıştı. Halbuki dün
F.; %
18
her biri büyük vatan ideali etrafında toplanmış kimselerdi.
Liyakatli masonlar, liyakatli vatandaş; masonluğa
ve dünya siyonizmine sırt çevirmiş olan
hakikî vatanperverler bir nevi vatan haini olmuştu.
(*) Yeni vatanseverlik felsefesi işte bu idi. Küçük
bir muavenete karşılık bir milletten çılgınca taleplerde
bulunuyorlardı. İncil'in avam lisaniyle yazılması,
dört bin senelik maziye sahip Grek alfabesinin
ilga yahut da tâdili. (*) Bunlar bizce hiç bir
vesile ile mâkul hareketler olamaz, eğer hakikaten
bu talepler mâkul ve mukni esbab-ı mucibeye dayanmış
olsalardı muharref Tevrat (Tevrat ve Talmut)
da tâdilât yapılarak îbranicenin çok başka bir
şekil alması icabederdi. Doğu Avrupa ve Balkan
yahudileri Tevrat ve Talmut'u hiç bir zaman YÎDÎŞ
diliyle okumağa yanaşmamışlardır. Hahamlar havralarda
böyle bir talepten dahi bahis açtırmamıştır.
En az üç bin senelik mel'un yahudi taassubu diye
de, dilde, örf ve ananelerde en küçük ıslahata yanaşmadan
zamanımıza kadar gelmiştir. Bizce en zor
alfabe îbranicedir. Keza en bol hurafe ve irticaa tâviz
veren, hattâ tipik bir irtica sistemi üzerine müesses
olan din yine İbranî dinidir, Bu böyle olduğu
(*) Garip şey demek mesele her yerde aynı. Hiç bir
fark yok...
(*) Şu benzerliğe bakın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #5 : 24 Haziran 2014, 23:44:25 »

halde üç bin seneden zamanımıza kadar en küçük
tâdilât ve revizyona tâbi tutulmadan îbranîlik mürteci
dininin, muğlâk lisanı, en karışık alfabesi ve
en korkunç kan emmeleri ile hıyanetini devam ettirmiş
ve ettirmektedir. İbranilik dışındaki en iptidaî
natüralist semavî dinler îbranîliğin yanında en
pozitif bir dindir. Bu devirde Afrika vahşileri dahi
insan kanını emmeği terketmiş olmalarına rağmen;
îbranîlik terketmemiş ve İbranî olmayanların kanını
kendilerine mubah görecek ve bu vahşetin müdafaasını
yapacak kadar şuursuzlaşmışlardır.
Siyonistlerin uşağı olan masonlar hakikaten
hurafeye, irticaa ve ırkçılığa düşman olmuş olsalardı
bunlar en evvel îbranîlikle mücadele ederlerdi.
Zira her türlü bâtıl îtikadları yaşatan ve buna dinî
bir sistem şekli veren îbranîliktir. îki-üç bin seneden
zamanımıza kadar İbranî ve mason salahiyetlileri
tarafından mütemadi suretle hep gayrı yahudi
milletler hücum ve tenkide hedef olmuştur.
Farmasonlarda İbranî ırkçılığının makbul ve
muteber ve keza irticaî îbranîliğin mukaddes oluşu,
masonların nasıl bir yahudi uşağı olduğunu gösteren
delillerdir. Yahudi ırkçılığını tenkit etmeyen
masonlar, İbranî hurafelerine ve kan emici karakterlerine
karşı cephe almamakla da bizlere birçok
hakikatleri belirtmiş olmaktadırlar. İncil 174 yerde
20
yahudiliğe tarizde bulunmakla bizlere vehameti hatırlatmaktadır.
(*)
Aynı eser, sahife: 16-17: «Yunan Ortodoks
Patriki Dördüncü Gregorios Osmanlı menfaatlerine
ihanetten İstanbul patrikhanesinin kapısında
asılıp cesedi üç gün asılı kaldıktan sonra İstanbul
yahudileri tarafından naşi Fener ve Balat sokaklarında
mezkûr çevrenin, yahudileri tarafından süründürülüp
cesede hakaretler yaptılar, sonra denize attılar.
Zira Fatih Sultan Mehmedin sık sık ödünç
para aldığı Haskel yahudi idi. Dördüncü Sultan Selim'in
devletlerden alamadığı altını sık sık yahudi
Yasef Nazi'den alması yahudinin Osmanlı malî bünyesine
nasıl girdiğini ve nasıl bir malî tahakküm
tesis ettiğinin kâfi delilleridir.
Yahudi Haskel 1808 den 1830 yılma kadar Osmanlı
malî hayatını elinde tutan ve yeniçeri ağalarını
emrinde bulunduran bir hâin idi (**). 1898 de Isviçrede
kurulan «Halk Bankası» dünya siyonizminin
ve masonluğunun ideallerini geniş maddî imkânlarla
desteklemek için kurulmuştur.
Osmanlı malî hayatı Sultan Selim devrinden
itibaren Yasef Nazi tarafından ele geçirilmiştir.
(*) Kur'an-ı Kerîm baştan aşağı bu mel'un. kavimden
bahseder.
(**) Haskel. Osmanlı imparatorluğunu yüz yıllarca
sömüren yahudi sülâlesi,
21
Bunlar şu anda dünya iktisadî hayatını elinde tutan
Roçiltlerin dedeleridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #6 : 24 Haziran 2014, 23:44:57 »

Siyonist ve mason kesafetinin çok az olduğu
yerlerde bunlar ellerinde malî imkânlara dayanarak
hükûmet adamlarını, parti liderlerini, naşirleri, müellif
ve mütefekkirleri satın alarak dünya siyonizmi
ve masonluğunun umumî menfaatlerini korumak
ve müdafaa etmek için hamleler yaptırırlar.
Sahife 24-25:
Modern komünizmin müessisi Kari Marks yahudi
idi. Asıl yahudi ismi KESÎLE MORDAHAY'-
dır. Lenin ana bakımından yahudi idi. ilk 1917 komünist
hükûmet idaresindeki yirmi iki azadan on
yedisi öz yahudi asıllı şahsiyetlerdi. Meselâ Lenin,
Stalin, Troçki, Kavmahan, Smit, Liline, Piçburg,
Zinovyefa, Kokonski, Valdorski Radomirsilizki, Şitayinbuğ
ve şaire...
İlk komünist merkezi üyesi olan beş yüz elli dört
üyeden dört yüz kırk yedisi saf kan yahudi idiler.
Yahudi olmayanlardan iki Polonyalı, bir Çek, kırk
üç Litvanyalı, üç Finlândiyalı, otuz Rus, on üç ermeni,
iki gürcü, bir Macar, on iki Alman ve dört
yüz kırk yedi yahudi... Bu dört yüz kırk yedi komünist
yahudiden yalnız ellisi 1917 büyük komü
nist ihtilâlinin iç yüzüne vakıf ve ana hedefini biliyordu,
diğerleri ise mahallî ihtilâl komünistleri idi.
22
Eylül 1916 da Fransız ve Birleşik Amerikan
devletleri millî istihbarat şefleri Çarlık Rusyasında
yakın bir âtide mühim ve korkunç ihtilâlin çıkarılacağım
haber almışlardı. 1917 de Rusyadaki komünist
ihtilâllerinin dış ve şef organizatörleri Ameİşte
ihtilâlci Siyonist liderler
Mayer A. Rothschild, Bernard M. Baruch, Paul Warburg,
Jacob H. Schiff, Karry Dexter White.
rikan yahudisi milyarder Jakop Şif, (*) Kun Löp
ile ŞÎA yahudi bankası şefi Otto Kaan, Felix Varburg
ve Zevon H. Hanaver'dir.
1917 ilk baharından itibaren Jakop Şif, Troçkiye
malzeme ve para göndermeğe başlamıştı. New
York'daki siyonist İLERİ gazetesi Rus çarlık idaresine
karşı ihtilâli îmâ eden neşriyata başladı. Maks
Barley özel maksatlarla kullanılması için Troçki'ye
altın para göndermeğe başladı. Ulaf Asberg Stokholm'deki
NİE Bankası kanalı ile komünist yahudi
ihtilâlcilerine paralar göndermeğe başladı. Müteâkiben
Ulaf Asberg Troçki'nin baldızı ile evlenerek
Rusyadaki yahudi proleteryası ile batılı milyarder
yahudiler arasında suret-i mahsusada akrabalık da
tesis etmiş oldu..,.
NÎE Bankasının Stokholm ve Zinotefoki şubeleri
kanalı ile Ulaf Asberg'in aracılığı ile milyonlar
ve altın gönderilmiştir.
1917 yılı Bolşevik yahudi ve mason liderleri siyonist
gayelerine hizmet için kurulmuş olan bankalardan
Kum ve Löp ile Rinu ve Efalias Sia Sendikasının
masonlukla olan münasebetleri tetkik edilirse,
Petrograd'daki Grünberg siyonist banka şu-
(*) 31 Mart ihtilâli için bir milyon dolar, 1917 Rus
ihtilâli için on iki milyon dolar sarfeden yahudi..
24
besi ile Frankfurt'daki MAYN, keza Londrada'ki
Spayer, Sia ve Stkholm'daki NİE banka şubeleri
bolşevik yahudi ihtilâl hareketinin muvaffakiyeti
için yüzlerce milyon dolar harcamışlardır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #7 : 25 Haziran 2014, 00:33:55 »

1917 Rusya bolşevik ihtilâline kadar dünya siyonizmi
milletleri ırk ve din uğruna birbirine karşı
savaşlar ve iç ihtilâllere sevketmiştir. 1917 den sonra
dünya siyonizmi milletlerin karşısına yeni bir
taktikle çıkmıştır: İktisadî sistem... Şimdiden sonra
dünya milletlerini pek kanlı savaşlara sevkedecek
olan âmil iktisadî sistemdir. Devletlerin yıkılışı
ve yeniden kuruluşuna daima iktisadî faktörler
tesir edecektir. Şuurlu politikacıların ve hükûmet
başkanlarının bu siyonist ve yeni mason taktiğini
gayet iyi bilmeleri icabeder...
Dinî menfaat etrafından mâhud yahudi yaygarasının
ayyuka çıkması şu anda ikinci plândadır.
Siyon liderleri bir ülkede liberalizmi müdafaa,ederken,
diğer ülkede koyu bir taassupla sosyalizmi müdafaa
ederek devletleri istikrarsız bir politika takibine
mecbur edeceklerdir.
Büyük bir siyonist ve mason iktisadî tahakkümüne
ve emperyalizmine mukavemet edecek yeni
bir «millî iktisadî politika» takip etmek oldukça zordur.
Bu müsbet icraatı millî şuura sahip hükûmet
başkanlarından bekleyebiliriz... Sırtını mason lo25
calarma dayamış ve millî şuurun uyanmasından
yıllarca endişe etmiş politikacılardan müsbet icraat
beklemek en büyük gaflettir. Zira siyonist uyumaz,
uyutur/ aldanmaz, aldatır.
Aynı eser sahife 36
Hâlen Yunanistanda kırk dört loca mevcuttur.
Bunlardan yirmi biri Pire ve Atmadadır. Atina ve
Pire localarında 2241 ( diğer localarda ise 1854 mason
kayıtlıdır).
Aynı eser S. 40
«İbraniceden masonluğa pek çok kelime geçmiştir.
Dünya masonluğu bu kelimeleri hiç itirazsız
kullanmaktadır. Meselâ Aran, Avazar, Avadan,
Avdiil, Avel, Avi, Vallak, Avvam, Apif, Adat, Enâk,
Adonay, Adoniran ve saire gibi...
Bine yakın İbranîce kelimeyi mason muhaberat,
müzakerat ve arşivlerinde bulabilirsiniz, Bu husus
îbranîlikle masonluğun derecesini tevsik eder
belgelerdir.
Aynı eser S. 52 - 53
« Roma katolik kilisesi ve Papa KLİMİS
28 Nisan 1738 de masonluğu bütün semavî dinlere
26
vaz'etmekle itham ederek «afaroz kararı almıştı.»
Keza 1751 de, 1814 de, 1821 de, 1829 da, 1832 de,
1846 ve 1875 de Vatikan Senatosu tarafından masonluk
aleyhine katiyet ifade eden kararlar alınmış
ve Roma katolik kilisesine bağlı kardinaller
masonlukla şiddetli mücadeleye dâvet ve teşvik edilmiştir.
Yunan Ortodoks kilisesi ise masonlukla mücadeleye
1866 da başlamıştır. 1867, 1896, 1898, 1900,
1911, 1930, 1932 ve 1933 yılları Yunan masonluğu
için çok tehlikeli yıllardır. Çünkü mezkûr
yıllarda Yunan Ortodoks kilisesi salahiyetlileri Yunan
milliyetperverlerini masonlukla mücadeleye dâvet
etmişler ve millî galeyan karşısında yüzlerce
farmason Yunanistanın kaza ve vilâyetlerinde linç
edilmişlerdir. Kiliselerin dışındaki birçok milliyetçiler
tarafından da masonlukla mücadele bayrağı
açılmış ve bu beşerî mücadeleye pek çok değerli vatanperveler
iştirak etmiştir.
İlk fiilî masonlukla ilmî mücadele 1739 da Hamburg'da
başlanmıştır. Müteâkiben yukarı Essen
bölgesiyle Bütigen çevrelerine ve Kopenhag'a da
sirayet etmiştir. Mezıkûr tarihteki büyük vatanperver
Danimarka Kralı ile yedi organizasyon masonlukla
mücadeleye başlamıştır. 1896 da bu nisbet
m ü c a d e l e Macaristan'da kuvvet bulmuştur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #8 : 25 Haziran 2014, 00:35:53 »

Anti masonik teşkilât Macar kızlarını masonlarla
izdivaç etmekten kendilerini uzak tutmağa dâvet
etmiştir. 1897 de Fransız milliyetperverleri Parisde
büyük bir mason aleyhtarı teşkilât kurmuşlardı.
1930 da Romen milliyetperverlerinden Doktor V.
Trifo, Bükreş'de mason aleyhtarı teşkilât kurmuştu.
1926 da Amerika Birleşik Devletlerinde yer yer
mason düşmanları teşkilâtı kurulmuştu.
Aynı eser: S. 58
« Son yıllarda Fransız masonları Devlet
Başkanı General De Gaulle'a karşı resmen cephe almışlardır.
Bu husus masonların politika ile ne kadar
yakından meşgul olduklarını göstermektedir.
Türkiye'de Menderes hükûmeti yıkıldıktan ve
Türkiye masonları üstadı Ahmed Sâlih Korur, diğer
mason hükûmet erkâniyle muhakeme edilip bâzıları
mahkûm olduktan sonra Türkiye masonları
kısmen bir sarsıntı geçirmişlerse de: İngiliz masonlarının
beynelmilel müzahereti neticesinde şu anda
eski durumundan çok daha fazla kuvvetlenip teşkilâtlanmışlardır.
Aynı eser S, 60
1946 yılından 1949 un son aylarına kadar kuvvetini
Gramos ve Viçi dağlarında hissettiren «Yu28
nan Komünist Halk Cumhuriyeti» E.L.D. nin erkânı
harbiye organı «Halkın Sesi — Laiki Foni» gazetesinin
ve 1 Ağustos 1948 tarih ve 685 sayılı nüshasında
Egenin ve Balkanların kıdemli komünist
mübeşşiri Varnalı Bulgar yahudilerinden 33 dereceli
farmason Avram Benaroyas'ın aşağıdaki yazısını
neşretmiştir:
«Mefkuremize imha edici darbe vuranların akıbeti,
feci şartlar altında ölümdür!.. Türkiye'nin
mağrur sarı diktatörü Mustafa Kemal Atatürkj 10.
10.1.935 tarihinde Ankara'da Çankaya köşkünde
Doktor Mim Kemal Öke'ye hitaben:
«Mason cemiyetinin faaliyetini inkılâplarıma
muarız gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm.
Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz ve
bir daha diriltmeğe teşebbüs etmeyiniz» demişti.
Muhtelif memleketlerde, sistemli ve metodlu
bir tarzda çalışan, bize her suretle hizmet eden beşinci
kolumuz masonlardır. Türkiyedeki masonlar,
Kemâl Atatürk'e karşı gayet müşfik ve dostane vaziyet
aldıkları halde mağrur diktatör yersiz vehime
kapılarak yukarıda zikredilen tarihte mason cemiyetini
lâğvetti, O zannetti ki; bütün muhalif ve muarızlarını
tasfiye ve bertaraf ettiği gibi, masonları
da tasfiyeye tâbi tutmağa muvaffak olacaktır. Fakat
asla!
29
Türkiye'deki mason cemiyetinin, Kemal Atatürk
tarafından kapatılarak faaliyetinin durdurulduğunu
Moskova'da, tarihî bir yerde yoldaşlar arasında
yapılan bir toplantıda işittiğim zaman, beynimden
okla vurulmuş gibi sersemledim. Heyecandan
şaşırmış bir halde, oradakilere şaşkınlık içinde
«Bu nasıl olur? Neden kapatılırmış! Buna imkân
yoktur! Kapatıldığı da bir gerçek ha! Bu böyle olduğuna
göre, o sarı lider ortadan suret-î kafiyede
kaldırılacaktır!» diye haykırdığımı hatırlıyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #9 : 25 Haziran 2014, 00:36:29 »

Muhterem okuyucularım. Şurada sizlere gizli
ve esrarengiz kuvvetimiz ve beşinci kolumuz olan
masonlardan bahsedeceğim.
Türkiye'deki yoldaşlar, senelerce Tevfîk Fikret'ten
feyz aldılar. Fakat, Tevfik Fikret'in fikirleri
Türk gençlerinin fikir boşluğunu dolduramadı.
Bu boşluğu, Nâzım Hikmet doldurmağa muvaffak
oldu.
Yarımay mecmuasını, senelerce biz Kremlin
masonları himaye ettik. Mecmuanın ilk intişarı zamanında,
İstanbullu bir birader Marsilyada bana
müracaat ederek, Kremlin'in kendilerine maddî yardımda
bulunmasını rica etti. Vaziyete şöyle bir baktım
ki, yardım etmek elzemdir. Fakat; bu yardımı
kat'î ve seri olarak yapmak için, Kremlin'e müracaat
etsem, zaman kaybı olur. Fazla . düşünmeden!
30
derhal otele gidip New York'lu biraderimiz Jakob
Şifin (*) bana göndermiş olduğu çeklerden otuz
bin dolarlığını bu işgüzar yoldaşımıza verdim.
Yardımın akabinde takibatla anladım ki; «Yarımay
mecmuası neşriyatına muvaffakiyetle devam
ediyor ve Nâzım Hikmet yoldaşın inandığı dâvasını
bu mecmuada fedakârca müdafaa ediyordu. Zaman
geçtiği halde Türkiyede bizi memnun edici ilerlemeler
inkişaf etmiyordu. Muhafazakâr Anadolu
köylüsünü kızıl felsefeye alıştırmanın ne kadar güç
olduğunu takdir edenlerdenim.
Fakat ne yapıp yapıp, bir netice alınmalı idi.
Zaza kürdlerinin liderlerinden bâzıları, sistemli telkinlerimiz
sayesinde mason cemiyetine intisap etmişlerdi.
Bu dağlı liderler, zamanla taklib-i hükûmet
hâdiselerine ısındırılarak inandırıldıktan sonra
isyana teşvik edildi. İsyanın başlıca sebebi güya;
devletin dinî tedrisat ve neşriyatı önlemesi ve dinsizliği
umumileştirmek sistemini bahane ederek bu
cihetin silâhla halledilmesi idi. Tabiîdîr ki; hedefe
varmak için, çeşitli şeytanî hilelere baş vurmak ana
(•) Birkaç yerde birçok defalar tekrarladığımız gibi
bu yahudi Löp ve Kum Bankasının müdürüdür. 31 Mart
Faciası ve 1917 Sovyet ihtilâli bu herifin parasıyla yapılmaştır.
tehditlerine ve baskılarına ehemmiyet vermeyen general,
durumu Berlin'deki Türkiye sefareti kanalıyla
Çankayaya arzederek, iki yüz elli bine yakın komünist
aleyhtarı Türkleri Türkiyeye iade etmek
fikrinde olduğunu söylemiş ise de, farmason - komünist
Şükrü Saraçoğlu, Sabahaddin Âli ve Mim
Kemal Öke derhal înönü nezdinde baskı yaparak,
bu Türklerin alındığı takdirde kendi muhayyilelerinde
tatbikini tasarladıkları kızıl prensipleri zor
duruma sürükleyeceklerini beyanla, Bursa andlaşma-
sının birinci maddesini harfiyyen yerine getirdiklerini,
verdikleri red cevabıyla ve mezkûr anti -
komünist Türklerin kitle halinde Sovyetler tarafından
tasfiye edilmesiyle isbat etmişlerdir.
Bütün bu hâdiseler, İsmet İnönü'nün komünist
olmadığı halde, komünistlerden daha fazla bir Türk
düşmanı olduğunu gösteriyor. Onun bu cihetlerinden,
farmason - komünistler «Polit Büro» namına
çok büyük başarılar sağladılar.
Yine aynı tarihde M.V.D. nin, Kafkasyadaki
Türkleri imhaya mâtûf kitle halinde katliâmı tatbik
edilirken, her nasılsa kurtulabilen ve Doğu Anadoluya
iltica eden iki yüz Türkün Sovyetlere iadesi,
Bursa andlaşması gereğince yapılmıştı. Zira Sovyetler
Birliği ile Türkiye arasında «İade-i Mücrimin»
andlaşması mevcut değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 5
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.066 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.