BİZE 1977'DE DE DÜŞMANMIŞLAR
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Temmuz 2020, 00:33:42


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİZE 1977'DE DE DÜŞMANMIŞLAR  (Okunma Sayısı 1634 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« : 07 Ağustos 2012, 15:05:59 »

Benim askerlik yaptığım dönemde Tuzla Piyade Okulu’nda manzarayı umumiye şöyleydi:

2 bin kişilik piyade okulunu hızlandırılmış eğitim enstitüsü mezunları doldurmuştu. 1977 yılında askerliğini yedeksubay olarak yapmaları için çoğu eğitim enstitülerine “hızlandırılmış” eğitim vermişlerdi. Öğrenci olaylarının da etkisiyle, iki ay içinde iki yıllık eğitim enstitüsünü bitirenler bile oldu.

Bu da en çok, imam hatip çıkışlı eğitim enstitüsü mezunlarına yaradı. Askerliklerini hiç beklemedikleri anda yedeksubay olarak yapma olanağına kavuştular. Zaten büyük birikim vardı. Eritmek de gerekiyordu. Kısa dönem daha önce çıkmıştı ve bir kez daha da düşünülmüyordu. Öğrenci olaylarının yatıştırmak için hem eğitimi hızlandırmak hem de zamanı gelenleri boş gezip de olay çıkarmasın diye askere almak da güya akıllıycaydı.

Benim gibi, mezuniyetinden çok sonraları gelenler de vardı, ama azınlıktaydık. Çoğu daha üniversite veya yüksek öğrenim bitirecek yaşta bile değillerdi askere alındıklarında.

Üstelik de Ağustos ayında acemi eğitime başlamıştık ve şimdiki gibi Ramazandı.

Ağır eğitim şartlarına rağmen oruç tutmakta direnen ve bu isteklerini de kargaha kabul ettirenler için iftar saatine göre yemek yiyebiliyorduk. Ayrıca sahurda da yemek çıkıyordu. Ama öğlen yemekleri tam bir karmaşaya dönüşmüştü. Eğitim aksıyordu. Bayılanlar oluyordu. Uyanamayanlar aç aç oruç tutmaya çalışıyor, kimi gündüz nöbetlerinde bile uyuyup kalıyordu.

Disiplin allak-bullak olmuştu yani.

Ama oruç tutmakta direnenler bir bir pes etmeye başladı. Akıl işi değildi çünkü. Sahura kalkamıyorlar ya da hem sahur hem nöbeti üst üste yapmak zorunda kalıyorlardı.

Birkaç gün içinde yavaş yavaş bölükler düzene girdi. Oruç tutan neredeyse hiç kalmadı ve öğlen ve akşam yemekleri de zamanında yenmeye başlandı.

Bir öğle yemeği sırasında genelde olduğu gibi yine üzüm hoşafı vardı. Tam çala kaşık hoşafa saldıracaktık ki, içimizden biri, “ben bunu yemem, içinde sinek var” dedi. Baktım benim hoşafta da iki sinek yarışıyor...

Karşımda imam hatip çıkışlı enstitü mezunları oturuyordu. İçlerinden biri, kaşığıyla sinekleri hoşafa iyice batırdı ve, “sol kanadında kötülükler ve pislikler vardır, sağ kanadında temizlik ve iyilikler. Her iki kanadı da batırırsan bir birini götürür. Temiz olur,” dedi ve afiyetle içti.

Gözlerime inanamadım.

Baktım, hepsi sinekleri batırıp batırıp hoşafı içiyorlar.

Sonradan bazılarıyla dost olduk. Aralarında İslam kültürünü derinden bilen ve kendini diğerlerinden ayrı tutanlar da vardı.

Akıllılarından biri, “bizim en büyük düşmanımız solcular değil,” demişti. “Biz ülkücülere düşmanız.”

“Siz kimsiniz,” diye sormuştum safça.

“Biz Akıncılarız,” demişti. Bir şey de anlamamıştım açıkçası. “Ne kadar çoksunuz,” diye abuk da bir soru sormuştum.

“Tahmininden çok fazla,” demişti ciddi bir biçimde. “Yirmi yıl sonra iktidardayız.”

Hiç inandırıcı gelmemişti. Ortalık kavruluyor, millet birbirini boğazlıyordu, ama Akıncılar diye bir grup yoktu ortada.

Şimdi anlıyorum adı Kemal olan soyadını unuttuğum devre arkadaşımın ne demek istediğini. Anlamaktan öte, yaşıyorum.

Bugünlere son on yılda gelmedik. Hatta Kemal’in söylediği kadar çabuk da olmadı. Yirmi yılda gelmediler, sabırla tam 25 yıl beklediler.

İğne oyası gibi işlediler toplumu. Alıştırdılar, kendilerini sevdirdiler, kabul ettirdiler ve geldiler. Kabul edilinceye kadar da kendilerini hiç göstermediler. Saygın olmaya özen gösterdiler, gerekirse sizinle bilardo oynadılar, pop müzik dinlediler, resim sergilerine gittiler, kahvelerde okey oynadılar... Ama sabrettiler.

Hadi gel de anımsama şimde ağustos böceği ile karınca masalını... Biz hep saz çaldık, onlar hep “kışa” hazırlık yaptı.

Masalı bile masal diye okumuş geçmişiz.

Yalan mı?

Cumhuriyet kazanımları tek tek elden gidiyor, geçtim artık solcuların kendi içindeki kavgalarını, ülkücüler ile solcular, 12 Eylül darbesinde kimin daha çok kayıp verdiğinin hesabını yapıyor.

Yakında kavga edecek toprak bulamayacaklar, haberleri yok.

ALINTIDIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Tata Tunga
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 807



Site
« Yanıtla #1 : 07 Ağustos 2012, 15:38:22 »

Bu fethullahçılar, cemaatçiler, nurcular hep kışa hazırlık yaptılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Kara_Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 191



« Yanıtla #2 : 07 Ağustos 2012, 16:11:54 »

Hepsi akıl hastısı itler ! sinek yediklerine göre böcek falan her boku yer bunlar böyle yaratıklar nasıl kabuledilir ki !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.191 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.