Batı'nın TÜRK korkusu...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 02 Haziran 2020, 13:40:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Batı'nın TÜRK korkusu...  (Okunma Sayısı 5486 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TANRI-KUT METE
Ziyaretçi
« : 08 Şubat 2010, 00:03:29 »

                                    BATI'NIN TÜRK KORKUSU
               Türk’ün bağımsızlık tutkusu ve inancına duyduğu saygı herzaman diğer milletler için sıkıntı olmuştur. Bizim devlete bağlılığımız su götürmez bir gerçektir ve bu bağlılık düşmanlarımıza her daim korku salmış ve bizi onların gözünde yüksek yerlerde tutmuştur.Bizler bu bağımsızlık aşkımız ve dünyaya nizam getirme isteğimiz yüzünden pek çok düşman edinmişizdir. Bu sebebten dolayıdır ki şuanda var olan bağımsız Türk devletleri çok büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Şu anda var olan 7 tane bağımsız Türk devletinin sorunları benzer, sebebleri aynıdır. Bu yedi devletin hepside tarih boyunca dik durmuş ve haklıyı haksıza ezdirmemiş olmasından ve Turan’ı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuş olmasından dolayı şuanda dış güçler tarafından boyunduruk altına alınmaya çalışılıyor. Bu hınçları aslında çok eskiye dayanıyor. Batıda ki Türk devleti olan Türkiye’nin Anadoluda ki şanlı tarihi Alparslanın Malazgirt ovasında Bizanslılarlı 26 Ağustos 1071 de malup etmesiyle başlar. Ve bu tarihten sonra Anadoluya yerleşen Türkler 2 imparatorluk, onlarca beylik ve bir devlet kurmuşlardır. Alparslanla başlayan Anadolunun Türk tarihi boyunca Avrupalılar bizden hep nefret etmişlerdir. Alparslanın komutanlarına, ’’Anadoluyu alabildiğiniz yere kadar alın ! ’’ Sözüyle kısa bir süre içerisinde Anadoluda yaşanan Türk akınları kavimler göçünü başlatıp İlk çağı kapatmış Orta çağı açmıştır. Türklerin seferleriyle kaçan Anadolu’nun hristiyan halkı Avrupa içlerine yerleşmiştir. Sayısız Haçlı seferleri düzenleyen Avrupalılar her seferinde elleri boş dönmüş ve hüsrana uğramışlardır.Birde üstüne üstlük kaybettiklerinden dolayı Osmanlı tarafından cezalandırılmışlar ve ağır vergilere bağlanmışlardır.
             

                  Büyük buhranlar yaşayan Avrupa devletleri,  içinde bulundukları durumun ve tarihin verdiği büyük Türk korkusunu Özlem KUMRULAR Batı’nın Türk korkusu isimli kitabında çok güzel dile getirmiştir. "Biri İzlanda'nın güneyindeki küçük bir adada balıkçı kocasıyla birlikte yaşayan, ülkesinden dışarı adım atana dek hiç portakal kokusu duymamış, üzüm tatmamış, kendi halinde bir köylü kadın... İkincisi, İspanya'nın üniversite şehri Alcata de Henares'te doğmuş, şan ve para sahibi olmak için orduya yazılmış, İtalya'ya giderek İnebahtı'da İspanya adına Osmanlılara karşı savaşan mağrur bir lejyoner... Ve ünlü Cigala ailesine mensup, kaderin cilvesiyle kendini Osmanlı başkentinde bulduktan sonra yükseldikçe yükselerek veziriazamlığa kadar erişen, Çizme'nin güneyindeki Reggio Calabria'da doğmuş gururlu bir İtalyan soylusu... Bu üç kişinin hayatını ne birleştiyor? Şu kaderin cilvesine bakın ki bu üç kişi de korsanlara esir düşmüş ve sonra da kaderlerine, belki de isimleri karşısında bile tir tir titredikleri Türkler tarafından silinmezcesine damga vurulmuş."      Bu yazıda da görüldüğü gibi Avrupalının Türk korkusu devasa boyutlardadır İtalyan annelerin uyumayan çocuklarını ‘’çabuk uyu yoksa seni Türklere veririm’’ sözleri , Yunanistanda ki öğrenci yurtlarında su bardaklarının dibinde yazan ‘’Birgün büyüdüğünde Türklerden atalarının ve Konstantinapolis’in öcünü almassan bu içtiğin su haram olsun’’ yazıları Türklere duyulan büyük nefretin göstergesidir.  Büyük bir Türk nefretiyle yetişen çocuklardan elbette ki bize karşı iyi hal bekleyemeyiz ve şuanda bağımsız olduğumuz halde yaşadığımız sorunların hepsi bu büyük nefretten kaynaklanıyor.  Ve bu hali en güzel özetleyen kişi ise 15. Ve 16. yüzyılda Giovanni Ricci'nin ossensione turca (Türk saplantısı) sözüdür.. Türk imgesi, vakayınameler, şiirler, novellalar, romanlar, kiliselerin basıp dağıttığı kitapçıklarda ölümsüzleşiyor, kıta ve deniz Avrupa'sından Hıristiyanlaştırma hareketleriyle birlikte Yeni Dünya'ya da taşınıyordu.  Batının Türklere karşı başlattığı bu karalama kampanyası ile yetişen Avrupalı nesilin Türklere karşı duyduğu kin normal karşılanabilir. Bizi sevmemelerinin asıl nedeni bizden nefret etmeleri değil, bizden korkmalarıdır. Bunun ise en somut örneği ise Avrupa Birliğine girmeye çalışan Türkiye’nin müzakereleri devam ederken manşetlerine şu cümleleri taşımalarıdır:


 Almanya Basını - BERLINER ZEITUNG: "TÜRKİYE AVRUPA'YA YAKLAŞIYOR"
İngiltere basını - THE FINANCIAL TIMES: "KAPIDAKİ DÜŞMAN"
Kıbrıs Rum Basını - FİLELEFTHEROS: "ÇATIŞMAYI KAZANDI, SAVAŞI KAZANMADI"
Yunan Basını - PONTİKİ: "TÜRKLER SÜMELA MANASTIRINI TAHRİP EDİYOR"


Görüldüğü üzere Türklere duyulan nefretten ziyade korku vardır Avrupalıda. İngiltere basınının manşetinde alıntı yaptığı Andrew Wheatcroft’un Kapıdaki düşman isimli kitabında Türk korkusu söyle tarif edilmektedir: ‘’Avrupanın Türk korkusunun izleri 1071 Malazgirt savaşına kadar dayanıyor. Ozamandan bu yana Türk savaşçılarının amansız gaddarlığı yönündeki imajı 1453 yılında ki konstantinapol’un fethiyle birlikte daha da kamçılanmıştır’’ Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözünü bir tabu haline getirmemizi sağlayan ve bize ‘’kapıdaki düşman’’ gözüyle bakan Avrupa,bir gün yine Türklerin önünde diz çökmemek için elinden geleni yapmaktadır. Winston Churchill’inde ‘’Bizim bu savaşımız Anadolu topraklarını geri alma savaşı değildir, bizim bu savaşımız Romayı tekrar kurma isteğide değildir, Bizim savaşımızın amacı Türkleri dünya tarihinden silmektir.’’ Sözlerinde bahsettiği gibi, Avrupanın tek amacı bizi tekrar ayağa kaldırmamak. Bu yüzden yüzyıllardır kiliseler Avrupa halkına Türk nefretini aşılamaktadır. Zaten Avrupalıyı bir arada tutan ve en başta haçlılar daha sonrada Avrupa birliği adı altında birleşmesini sağlayan unsur Türklerdir. Avrupalılar eğer söz konusu Türkler ise soy ayrımcılığını bir kenara bırakıp haçlı zihniyetine bürünürler ve tek başına olan Türklere karşı birlik içerisinde saldırıya geçerler.
           
           
                 Bazı ülkelerde bu korku okadar büyük bir boyut kazanmıştırki İngiliz edebiyatında Türkler belden aşşağısı at belden yukarısı insan ve acımasız şeytanlar  şeklinde resmedilmiştir. Bu şekilde ki karakterleri bir çok Avrupa ve Amerikan yapımı filmelerde görüyoruz. Onların, Türkleri öyle görmelerinin nedeni ise Türklerin atı ilk ehlileştiren ırk olması ve Avrupa daha ata binemezken, At üstünde akınlar yapan Türkleri şeytan zannedip korkularından aylarca evlerinden cıkamamalarıdır. Bu korkunun boyutunun büyüklüğünden dolayı şuanda bizden nefret ediyorlar.

             

                Batıdaki Türk korkusunun yol açtıgı bir şeyde Türkler hakkında haber toplama ve dinleme merakıdır. Avrupa kaynaklarında 1500-1800 yılları arasında yükselişte olan Amerikaya dair 52 tane belge bulunurken, çöküş dönemini yaşayan  Osmanlı’ya dair 186 belge bulunuyor. Bu belgelerde bahsedilenler Türk’ün sosyal hayatına yönelik izlenimlerdir. Büyük Türk diye adlandırılan Osmanlı padişahının avcı portresi ve padişahın yanı sıra Türk milletininde sosyal yaşantısında avın önemi vurgulanır. Türkleri bukadar merak ettiklerinin ve irdelediklerinin kendileri bile farkında olmayan Avrupalıların bu durumu Edvard Said’in oryantalizm kitabında açıklanmıştır . Edward Said bu eserinde Batı'lıların Doğu'yu ele alırken bütünü ile kendi görüşlerinden ve varsayımlarından hareket ettiklerini,hayallerini konuşturduklarını ve Batı'nın çıkarlarına uygun bir Doğu manzarası ortaya koyduklarını ispat etme gayretindedir. Bunu kitabında şöyle anlatır :




‘’ Avrupa'lı için Doğu, Avrupa'nın bir icadı olup, eski çağlardan beri insanlarda hülyalar uyandıran, garip izlenimler yaratan, kendine has yaratıkları ve manzaraları ile fevkalade deneyimlere yol açan bir yerdir’’ . Ve bu konuyla alakalı yine aynı kitapta büyük bir itirafla karşılaşıyoruz :  ‘’Oryantalistlere göre Doğu ya da Doğu'lu yabancılaşmış olan varlıktır; yani        kendine nispetle bir başkası olan varlıktır. Başkaları ele alır, başkaları anlar, başkaları tanımlar, başkaları değiştirir, kendine nispetle fiilsiz olup muhtar ve hükümran değildir. Oryantalistler  tetkiklerinde  özcü davrandıkları için neticede ırkçılığa ulaşıyor”.  Burda da görüldüğü gibi Avrupa insanı her ne kadar çağdaş, medeni ve insani insanlar olarak tanıtılsada bize, kültürlerinden ve yüz yıllardır uygulanan politikalardan dolayı doğuya ve dolayısılığılıyla Türklere karşı aşırı bir ırkçılığa sahiptirler. Söz konusu Türkler olduğunda bütün insani özelliklerinden arındırılmış birer yaratığa dönüşen Avrupalı, içinde barındırıdığı Türk korkusunu taşıdığını farkettiğinden beri asil Türk milletinden nefret eder. Avrupalının şuanda ki tek amacı (ki bunda başarılı olmaya da başladılar) Türk insanına aşşağılık duygusu kazandırıp kendilerinin bizlerden üstün olduğunu kabul etmemizi ve damarlarımızda ki asil kandan bi haber yaşamamızı sağlamak.


                         Türklerin karşısında tarih boyunca hiç bir zaman zafer elde edememiş olan Avrupalılar nezaman ki Doğunun medeniyetinden faydalanmaya başlamıştır ozaman yükselmeye başlamıştır. Şuanda altın çağını yaşayan Batılılar gerek ekonomik olsun gerek kültürel olsun gerekse de dini yönden olsun doğuyu yeniden şekillendirmeye ve kendi çizdiği kalıplara sığdırmaya çalışıyor. Çeşitli bahanelerle bir sürü tavizler veren Doğu, batının karşısında uyuyan bir dev gibidir.Batıda bu devi uyandırmamak için onda uyku etkisi yaratması için bazı kuruluşları devreye sokmuştur. Türkiyede ve Türki cumhuriyetlerde açılan sözde Türk okulları Türk milletini tamamen uyutmaya, koyunlaştırmaya, tepkisizleştirmeye ve bunların akabinde vatansızlaştırmaya yonelik en büyük adımlarıdır. Bu tür cemaatlerin bizim atalarımızdan gelen bağımsızlık ruhumuzu, ve İslamlığımızdan gelen cihad aşkımızı söndürmeye yonelik hareketleri malesef sonuc vermeye başlamıştır. Yahudi ve hristiyan liderlerin ellerini ayaklarını open onlara yalakalıkta sınır tanımayan bu cemaatın lideri, Müslüman Türk olan insanlara acımaktan bile aciz bir kalbe sahiptirler. Batıda ki Türk korkusunun vücut bulmuş hali olan Gülen cemaatinin tek görevi Türk gençliğini Amerikanın hizmetine sunmak ve her ne olursa olsun ‘’tedbir’’ sözcüğüne sığınarak olayları sineye çekmeyi öğretmektedir. Avrupanın Türk korkusu Bu cemaatler ve bazı sivil toplum kuruluşlarıyla az da olsa azalmıştır.


                   Ekonomik olarak bizi borç batağına sürükleyen Avrupalı boylelikle elimizi kolumuzu bağlayarak bu karşıtlığını bir kez daha göstermiş oluyor. Kültürel açıdanda ve Türklere aşşağılık hissi kazandırılmaya çalışılmaktadır. Medyada üstü kapalı bir biçimde bizlere sürekli kültürümüzün Avrupalıların kültürlerinde eksik olduğu yansıtılmaktadır. Bazı aydınlarımızın Avrupadaki diplomalara Türkiyedeki diplomalardan daha fazla itibar etmesi,şirketlerimizinde bu görüşe destek vermeleri, bünyesinde ki üst düzey yönetici elemanlarına Avrupada mastır yapma şartı koymaları, genç beyinlerin Avrupaya sevkolunmasına sebeb olmuştur. Bu insanların Avrupanın biliminden çok şekil ve yaşayış tarzıyla ilgilenmeleri geri dönüşlerinde ülkemizde ülkemizin elit tabakasını olusturduklarından kültür yozlasmasına neden olmuştur. Bu arada Avrupaya eğitime giden bu gençlerimizden, Avrupanın şekilcilik ve kültüründen etkilenmeyip, eğitimlerini bitirdikten sonra ülkemize geri dönmediği, Avrupalılar tarafından kalmaları için çeşitli fırsatların kendilerine tanındığı bilinmektedir. Bunada beyin göçü denilmektedir. Avrupa varlığını sürdürebilmesi için sürekli “öteki insanlara” ihtiyaç duymuştur. Öteki insanların varlığınıda bilimsel olarak kendilerine ve yandaşlarına destekletmiştir, bunun apaçık örneğide gerçekte var olmayan, tamamen düzmece olan hayal ürünü Batı medeniyeti ismini sürekli olarak insanlara aşılamıştır. Gerçekte batı medeniyeti denilen bir medeniyet yoktur, bunu destekleyen bir tek somut örnekte yoktur.


                      Sonuç olarak bir Batılının asla bir Türk gibi düşünemeyeceği gibi Türk dünyasının da bir batılı gibi düşünemeyeceği apaçık ortadadır. Türklerin Batılılar gibi düşünemeyişinin sebebi manevi değerlerimize ve  ırkımıza olan saygısızlıklarıdır. Batı bukadar Türk karşıtıyken Batıyı sevmemiz için ve kendimize örnek olarak alabilmemiz için hiç bir neden goremiyorum. Atalarımızında dediği gibi aslında sihirli sözcük şudur :
       

TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN !!..



Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #1 : 08 Aralık 2014, 22:50:25 »

Batı Türk'ten korkuyorsa Türk'e düşman demektir. Bu anlamda, Batılılaşmak nasıl mümkün olabilir?
Biz Batılı değiliz, buz gibi Asyalıyız. Batı'ya insaniyeti ve medeniyeti öğreten kaynağız. Kimse bizi Batılılaştıramaz!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.091 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.