Asla bir yavruyu hafife alma kaplan yavrusu olabilir.(Motun bölüm1-2-3)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 30 Mayıs 2020, 21:25:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Asla bir yavruyu hafife alma kaplan yavrusu olabilir.(Motun bölüm1-2-3)  (Okunma Sayısı 6288 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« : 24 Şubat 2010, 20:15:23 »

Günümüzden 2300 yıl önce,İslam peygamberi gelmeden hatta Meryem oğlu doğmadan önce yaşanmış sert bir çağ hor bir dünya ve bozkırda süregelen yaşam zinciri'nin acımasız ve zayıf olanı tüketip bitirdiği  ancak güçlü olana yaşam hakkı tanıdığı acımasız bir çağ vardı.
Türkler de asırlardır görülemiyen  birliğin yoksunluğu’nun ve birleşememe’nin sancıları iyice artmış dünya aşağılık  ulusların,çakalların rahatça satranç oynadığı bir oyun tahtası olmuştu.Son ulu kaanlık yok olalı beş asır geçmiş Büyük İskit imparatorluğu’nun son kaanı bir  mağaranın ağzında acunu lanetleyerek öldürüldüğü o günden bu yana dünya epeyce dönmüştü.O kaan’ın arkasından persler ve yunanlılarca Türk iki taraftan kıskaca alınmış çok acılar çok kayıplar verilmiş Türk kızları perslere harem yapılmış bir çok Türk boyu asimile edilmiş erkekleri kılıçtan geçirilmiş anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ve Kafkasya dağlarında dağınık yaşayan Türkler mezopotamyalı kara suratlı iğrenç ulusun zulmünden çok çekmişti.Zaman içinde İskender’in perslerin işini bitirmesiyle rahat bulan Türk boylarından sağ kalabilenler ana toprak Asya’ya ,Ötüken’e gelmişlerdi.Burada çeşitli adlarla boy boy türemişlerdi.Bunlar arasında bir boy vardıki adı Hun idi.Bu boy türesi dağılmış düzeni bozulmuş göçebe olmuş can çekişen Türk boyların’a önderlik etti.Ama yinede sadece bir boydu.Bir imparatorluk değil.Bir Turan yurdu değil.Sadece nefes alan Türkün varla yok arası yaşam kavgasında öne geçen arı bir soydu.Birlik yoktu eskiden olduğu gibi dünyayı sarsmakta hayal olmuştu.
Ta ki O adam gelene değin.

MOTUN (METE HAN)

M.Ö 291 Şangay’a 100 km mesafede bir dağ tapınağı Beyaz Lotus örgütü.

Tapınağın baş rahip odası’nın tahta kapısı nazik ama kararlı bir şekilde çalındı arkası dönük olarak yerde oturmuş meditasyon yapmakta olan baş rahip giriniz dedi..
Kapıdan tevazu dolu bir edeple içeri giren baş rahibin yardımcısı Sabotai alçak bir ses tonuyla efendi Kaisu rahipler sizi bekliyor dedi.
Başrahip geliyorum usta Sabotai beklettiğim için beni bağışlasınlar ağaçlar benim birkaç ayrıntıyı dinlememi istediler nehir kenarındaki yaşlı ağaçların yağmur damlaları aracılığı ile yıldırım ve şimşeklerden aldığı haberler beni mest etti ve bana söyliyecekleri henüz bitti diye cevap verdi.
Odadan saygı ile eğilerek çıkan Usta Sabotai peki efendim bekliyoruz dedi.
Birkaç dakika sonra baş rahip Beyaz Lotus toplantı odasına gelmişti.
Çevre tapınaklardan ve uzak bölgelerden gelen rahip ve kamlar hep birlikte ayağa kalktılar.
İçerde tam yedi rahip vardı ve her biri Beyaz Lotus’un sır üyeleriydi.
Baş rahip oturun ustalar dedi.
Kendide masada yerini aldı.
Öncelikle sizleri ışık adına selamlarım.
Yıllık toplantımızı erkene almamın tabiki geçerli bir sebebi var.
Halefim olan Usta Targuta’yın ruhu’nun Agarti ışık mabedinden açtığı kanal sayesinde üzerinde çalıştığım kehanet iyice belli oldu dedi ve sonra Sabotai’ye dönerek
kapıyı kilitleyin ve camları örtün ve duvarlara kimseyi yaklaştırmayın diye emir verdi.
Sabotai peki efendim diyerek salondan çıktı.
Sizi buraya kehaneti tamamladığımı bildirmek ve sonucu açıklamak için erken’den çağırdım.
Evet ustalar kehanetteki kayıp kılıcın  sahibi belli oldu.
Artık iyice eminizki Aşina soyu’nun seçkin kan’ı kaybolmamış çok yakında dünyaya inecek bir ruh var.
Bütün Türk boylarını buyruğu altına alacak karanlığa büyük darbe vuracak ceza verici bir ruh yakında enkarne olacak.Hepimiz iyi bilirizki kılıç gücünü kudretli soyun kanın’dan alır.Başkasının elinde bir hiçdir.
Her kez dikkat kesilmiş efendi yi dinliyordu.
Baş rahip sözlerine şöyle devam etti.Tabiki burda önemli olan yer ve zaman ve yine  çok iyi biliyorsunuz ki karanlık ta bu kehaneti biliyor  fakat yer ve zaman bilinmedikçe ne yapabilirler? Tabiki hiçbir şey.
Ama ben kutsalların yardımıyla yeri de zamanı da öğrenmiş bulunuyorum.
Bizim görevimiz kadere karışmak değil evrene müdahale etmek  de değil bu karşı tarafın işidir.
Ama elimiz kolumuz bağlı oturacak da değiliz varlığımızın anlamı kaderin oluşmasını engelleyecek olanları engellemektir.
Bu sırada salonun altında bulunan ısıtma düzeneği’nin yönetildiği sıcak su kazanının bulunduğu yerdeki alt odadan çinli bir işçi keşiş daha önce tabana gizlediği bir ısıtma borusun’a kulağını dayamış salonu dinliyordu.Bu adam Şangayda ki ying yang örgütü’nün Beyaz lotusun içine birkaç yıl önce sanaatkar bir keşiş olarak sızdırdığı bir çaşıttan başkası değildi.
Baş rahip; seçilmiş olan Türklerin Kuhn boyundan çıkacak çocuk kuhn boyu’nun kaanı’nın oğlu, ilk oğul olarak enkarne olacak dedi.
Atabörü’ söylemişti dedi Kasiaki adlı bir rahip.
Baş rahip ne ne söylemişti ? Atabörüde kim ? diye sordu.
Şey efendim bir Kuhn’lu kam.
O şey ee o demiştiki bir fırtına Asyada peydah olacak başlıya baş eğdirip dizliye diz kırdıracak.Çok kan dökecek ama adil bir düzen kuracak ve Asana uluyacak.Tanrı memnun olucak demişti.
Baş rahip bir iç çekerek ah şu Türk kamları bozkırda mağaralarda yaşarlar hiçbir şey bilmez gibi görünürler ama bilmedikleri yok nasıl yapabiliyorlar bunu ne bir tapınakları var ne düzinelerce kitapları ama han güçlerinin çok derin olduğu kesin.
Ve ekledi evet ama en azından doğum zamanını bilmiyorlardır her halde.
Efendim zamanı öğrenmek için sabırsızlanıyoruz diye atıldı bir rahip.
Elbette dedi başrahip elbette.
Ejderha yılı.
O dada bir sessizlik hakim olmuştu.
Peki ya elementi nedir?diye sordu hemen sağında oturan rahip?
Baş rahip tabiki de metal dedi.Çelik.
Ulu Vişnu aşkına Ejderha yılı ve çelik elementi bir arada ama bu bu diye kekeledi.Kan dökücü demek.Savaş demek.Merhametten yoksun avcı bir kaplan.
Baş rahip kimilerince bu kötülük kimilerince iyilik olarak algılanacak çelişkili bir olgudur.
Ama aslı şu ki bazen kötülüğün durdurulması için başka bir kötülüğe ihtiyaç vardır diye cevap verdi.
Yüksek ruhlar bile ilahi konseyde bu konuda ayrılığa düşerler.
Böyle bir ruh çok tehlikelidir.Bir yanı iyilik bir yanı karanlıktır.
Kötülüğün kibirini saldırgan’lığını iyiliğin ise adaletini alır eğer dengeyi koruyacak kadar usta bir ruh değilse kötülük baskın çıkar.
Sevgi ve nefreti aynı anda yaşayabilir zıtları aynı anda barındırabilir.
Kısaca Ying ve yang kavramı gibidir.
Bu da hem gereklidir hem de tehlikelidir.diye ekledi.
Bu bilgelik dolu sohbet devam ederken odanın tabanının altında bulunan kazan dairesindeki sürüngen gözlü bir çinli alacağını almış olmanın sevinci ile sırıtıyordu.
Baş rahip üzerinde çalıştığı bu konuya dair tüm verileri masaya döktü.
Ayına gününe kadar yerine zamanına kadar hepsini söyledi.
Sonrada araştırmalara başlamaları ve süreci takip etmeleri için rahiplere gerekli emirleri verdi.
Ne pahasına olursa olsun çocuk korunmalıdır gözlenmelidir dedi.
Çaşıt Çinli alacağını almış derhal kendi tapınağına bilgiyi aktarmıştı.

Ying Yang tapınağında ;

Bu çok değerli bir haber İmparatora iletmeliyiz.Tusung kardeş.
Evet efendim ama önce baş rahibi ve toplantıdaki tüm rahipleri ortadan kaldırmalıyız bu kehaneti bizden başka bilen olmasın.
İyi fikir artık bazı şeyleri ben sana söylemeden önce düşünüyorsun bu da ustalığa doğru yükseldiğini gösteriyor Tusung.
Tusung’un yüzünde hain ve sinsi bir sırıtış bir çinliye özgü olan yılanca bir ifade belirdi.

Yedi rahip toplantıdan birkaç gün sonra her biri kendi bölgelerine doğru yola çıktı fakat daha yolu yarılamamışlardıki teker teker öldürüldüler Beyaz Lotus örgütü’nün baş rahibi  efendi Kaisu da eş zamanlı olarak tapınağın dış bahçesinde boğazından zehirli bir ok la vurulmuş olarak ölü bulundu.

Artık bu bilgiyi imparatorluk yanlısı Yinyang tapınağı baş rahibi ve yardımcısı Tsung'dan başka kimse bilmiyordu.
Şimdi sıra bu bilgiyi ustaca bir şekilde kullanmaya gelmişti.
Baş rahip imparator'a olan biteni anlattı.
İmparator kehanetler kehanetler kehanetler peki ya doğru değilse bunlar diye yakındı.
Khun boylarına saldırıp uyumakta olan bir yılanı uyandırıp belayı üstümüze çekeceğiz.
Efendimiz bu kehaneti önlemenin başka yollarıda var.
İmparator ne olabilirki bir çaşıt sızdırıp çocuğa suikast düzenlemekten başka.
Bu kolay bişey mi sanırsınız?
Baş rahip Ama efendim eğer kehanet doğruysa bu çocuk yüzünden imparatorluğunuzun kana boyanacağı ve bütün Türkler'in birleşeceği gibi bir felaket de çok açık bir şekilde tespit edildi.Bundan yani Türk boylarının birleşmesinden daha korkunç ne olabilirki?Bu çok önemli bir olay.Türkler Saka imparatorluğunun dağılıp çökmesinden beri yüzlerce boya ayrıldılar.Birbirleri ile olan çekişmeleri sayesinde hayattayız. Hem bu Hunlu’nun biraz bizden, çok çada kendilerinden kan taşıyan Moğolları dahi buyruğu altına alacağı söyleniyor.Bu bizim hatta bilinen dünyanın sonu olabilir.Şu Saka imparatorluğunu hatırlayın eğer Persler olmasaydı Çin diye bir ülke kalmayacaktı atalarımız şu muazzam setti kimin yüzünden yapmak zorunda kaldılar.Eğer yapılmasaydı Saka akınları sayesinde şimdi ne Çin nede Çinli kalacaktı.Ki Saka batının başına bela olan batıya yayılmayı seven bir Türk devleti idi buna rağmen Çin’e neler yaptı.Saka’dan sonra Pers istilasından korunmak için Türkler iç Asya’ya geri geldiler bu da demek oluyor ki eğer şimdi bir birlik kurarlarsa ağırlıklı hedefleri biz olacağız.
Anlıyorum Baş rahip mademki durum böyle kehanet doğru yada yanlış demeyecek hedefteki çocuğu bulup yok edeceğiz demektir.Ama bu da barışı bozacaktır fakat hiç değilse dediğiniz gib bir Turan tehlikesi yerine sadece Khun boyları ile savaşmak daha akıllıca.
Evet efendim çok doğru bir karar verdiniz.
Çünki bir Moğol atasözü şöyle der; Bir  yavru’yu asla hafife alma kaplan yavrusu olabilir.
Baş rahip efendim benim bundan öte bir planım da var aslında diyerek imparatora iyice sokuldu.
Anlat bakalım daha iyi bir plan neymiş dedi imparator.
Baş rahip önce heyecanla bir yutkundu sonrada sürüngen gözlerini kısarak efendim çok zeki bir plan.
Çocuğu öldürmeyeceğiz.Onu kendi hanlığına atasına düşman edeceğiz.O da bizim uzun yıllara yayılmış bu sinsi politikamız sayesinde bizden yana davranacak ve Hun boylarını buyruğu altına alacak ama bizim komutamız altında.Yani düşmanın en güçlü silahını ustaca kendine çevirip onu kendi piyonumuz yapacağız.
Nasıl olacak bu be adam hiçbir şey anlamadım.
Şöyle kudretli efendim.Çocuğu babasına düşman babayıda çocuğa düşman yapacağız çocuk yıllarca babası tarafından eza görmüş olacak ve sonra belli bir zamanda onu destekleyecek ve onunla hem moğolları hemde Hun’ları konrtol altına alacağız.
Bu çok karışık zor ve riskli aynı zamanda da uzun vadeli bir plan dedi imparator.
Evet efendim tabiki zorluğu ve riskleri var ve uzun vadede sonuç verecek ama sonuç çok karlı olacak.
Bütün bu işi yürütebilirmisin?
Evet efendim yapabilirim bilgeliğime güveniniz.
İmparator bu fikir zor ama daha iyi gibi en azından çocuğu öldürtme ve uyuyan yılanı uyandırmakdan daha iyi gibi.
Baş rahip zamana bırakın sevgili efendim zamana dedi.
Yıllarca sürecek yılanca bir planın temelleri böyle atılmıştı.Oda da İmparator ve Ying yang baş rahibi yanlızdılar.Bir üçüncü kişinin bunu dinlediğini bilmiyorlardı.
Bu gizli konuşmaları dinleyen ve tebessüm eden biri vardı.
Her şeyi dinleyen hiçbir şey kendine gizli kalmayan o şey Türk Tanrısıy dı.
Aradan zaman geçti Yinyang rahibi planı’nın tüm ayrıntılarını tamamlamış sabırla beklemekteydi.


Ötüken, Ejderha yılı, Çelik ayı ;

Ve Burkay katun Kuhn boyları kaan’ıTeoman han’ın eşi Burkay katun gebeliği'nin son günlerinde idi.
Ana rahminde atan yiğit ve cesur bir kalbin sahibi olan henüz doğmamış çocuğun kaderi çin'li rahipçe çizilmişti bile.Ama acaba bu kaderi çin'li rahipmi Tanrı Ülgenmi çizmişti.Fakat kesin
olan bir şey vardıki kaderi çeliğin ki ile aynıydı.Ve doğum anı gelip çatmış Burkay katun alnı terlemiş bir halde sancılar içinde bir savaşçı kurt doğurmak için ıkınıyor yaşlı koca Ana yanı başında hadi güzel kızım salma karıncağızı'nı iktir kızım iktir Burkay’ım sakın salma bebek ölür diye öğütlüyordu.Acı içinde kıvranan bu Hun kızı Türklerin ulu kaanın anası Burkay katun’un geniş ve güzel alnında soğuk terler damla damla beliriyor kumral saçlarını ıslatıyordu.Yüzü bir nurlu ışık tarafından parlamıştı ve Burkay’ın yüzüne Tanrının görkemli göksel sarayları’nın ışıkları vuruyordu sanki.

Atalar dağında iki Türk kamı ateş başında suskundular.Atabörü suskunluğu bozmadan önce ateşi karıştırdı.Göğe doğru bakıp çocuğun kaderi belli oldu dedi Ateş ve su ,çekiç ve örs.Bu dördü arasında işlenmek.Önce ateşte yanıp kor olmak sonra suya sokulup katılaşmak çekiçlenmek  çekiçlenmek taki pırıl pırıl parlayan ölümcül güzellikte kurt başlı bir kılıç oluncaya değin taki Tanrı’nın kılıcı oluncaya değin bu böyle dedi.
İsmi yıldırım, şimşek manasına gelen Çakın kam ırladı vaaaaaarraaaaaahaaaa turkayyyy Turanga hoooy hoyyra uuurrad aaas huuuuuuu huuuuu ırrrrrrrrrrrrrrrrrr......!
Ay henüz yükselmekteyken bozkırı saran ulu dağların tepelerinden birinde bu iki kam ateş başında bizden olmayanlara anlamsız gelen sözcüklerle ilahiler mırıldanıyordu.
Onlar mırıldandıkça gökte bulutlar çeşitli yönlere yürüyor bulutlar gitgide şahlanan bir at üstünde elindeki kılıcı’nı başının üstüne değin kaldırmış bir Türk süvarisine dönüşüyordu.
Şimşekler çakın ediyor önce parıltılar saçıyor sonrada şiddetle gümbürdüyordu.
Bu yıldırımlar her çakışlarında runik Hun alfabesi ile göğe bir Hunlu tarafından rahatlıkla okunabilecek şekilde TURAN yazıyordular.Yıldırımlar son kez parıldadı ve gökte Kök Tengri sembolu ve bir kılıç belirdi şimşeklerden. Öte yanda yeri bilinmez bir yerde Tuva vadisinde sunağın iç kısmındaki kurt heykellerinin gözlerinden parıltılı ışıklar fışkırmaya başlamış tümTuva sarsıntıya tutulmuştu.Başka yerde kayıp kılıcın saplı olduğu kaya çatlıyor titreşiyordu.
Atabörü’nün ve Çakın kamın olduğu tepenin yakınındaki bir kayalığın üstüne gök renkli bir ışık parladı ışık beyaz bir kurt oldu kurt göğe Türk Tanrısı’nı  ululamak için baş kaldırırken.Atabörü; Ulumil Turak Assana diyerek haykırarak kendi yere attı..Kurt  göğe doğru üç kez ulurken kamlar göz yaşları içerisinde seslerini yükselterek dağları çınlatan ilahiler söyluyorlardı.Bozkır çıldırmıştı sanki.Hayvanlar bile bu ilahi törene katılmış gibi idiler.Yağmur şiddetle yağıyor her gümbürtüden sonra su damlaları yere ok gibi saplanırcasına sanki Türk akıncıları’nın okla vurulup at üstünden yiğitçe düşüşü gibi düşüyordu.
Ve Burkay katun bitap düşmüş vaziyette çadırda uzanmışken Türk’lerin kıyamete değin unutamıyacağı bir kaan Asana soyunun ulu krallar  zinciri’nin kim bilir kaçıncı halkası olan ama sonuncusu olmadığı kesin olan Ulu Kaan acunda ilk kez haykırmıştı.Haykırışı bir bebeğin vıyaklaması gibi olsada aslında yıllarca kalabalık Turan ordularına sert buyruklar verecek olan ve savaş naraları attığında acunu korkudan titretecek bir er  kişinin ilk haykırışıydı bu.
Hoş geldin Motun Ata
Uraltu.......


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.262


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #1 : 24 Şubat 2010, 22:38:19 »


            Seninle aynı yanda aynı uruğda aynı kanda olmak çok güzel Kandaş. Esenlikle... Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« Yanıtla #2 : 21 Nisan 2010, 17:50:29 »

Mete henüz yedi yaşına gelmişti.her gün koçlara biner arkadaşları ile koç üstünde söğüt dallarından yapılma kılıç taklitleri ile kılıç tokuşturma oynarlardı.Ama artık boyu serpilmiş kemikleri büyümüştü.Koçlar için biraz fazla ağırdı.Bu yüzden bir tay seçmeliydi kendine gerçi çinli katun ağıla girmesini yasaklamıştı.Mete Atası’na bunu söyleyince katunda kıvrakça atılıp ağıl onun için tehlikeli olabilir.O yüzden girmesin istedim diye yalan söylemişti.Katun hep böyle bahanelerle Mete’yi sürekli dışlıyor ona baskı yapıyordu.Atası gezginlik ettiğinde uzaklara gittiğinde ona türlü düşmanlıklar ediyordu.Bir gün Mete ağıla girip bir tay seçti ve ona atlayıp bozkıra doğru baktı ve  yasssaaaa !!! diye haykırıp atıyla yerden toz kaldırarak uçarcasına sürdü tayını.Yassa bir kutlu ad dır.Türk’ün babasının adıdır.Ancak atasının yüzünü unutanlar at üstünde Türk’e ait bir delilikle söylenen  sertçe verilen bu buyruğu da unuturlar.
Yassa unutulduysa Türke esaret var demektir.Türk esir düşerde esareti benimserse Türk Tanrı’sı ve tüm erleri ondan yüz çevirir imiş.

Mete tayın üstünde uçarcasına bozkırın bir derin vadisine girdi.Doğunun o kurda asillik katan deli rüzgarı yüzüne çarpıyordu.Kumral saçları börkünün altından dalgalanıyordu.Özgürlüğü ciğerlerine çekiyordu.İlk defa bozkıra çıkıyordu obadan ayrılması yasaklanmıştı o yılan suratlı çinli katunun işiydi bu.Ama Mete ilk defada kendine konulan bir yasağı çiğnemişti ve bedeline hazırdı.Mete vadiye girdiğinde yalçın bir kayanın üstünde durmuş beyazlar giymiş ak sakallı bir ihtiyar görmüştü sanki. Mesafe çok uzaktı ihtiyarın elinde bir asa vardı görebiliyordu.Ama tekrar baktığında onu orada göremedi.Bu da kim olaki diye söylendi.
Atını oraya sürdü.kayalığa yaklaştıkça o gördüğü kayalığın uzaktan göründüğünden çok daha yüksek ve yalçın olduğunu gördü.kayalıktan bir çağlıyan şırıltılar çıkararak akıyordu.İnip elini yüzünü yıkadıktan sonra seslendi.
İhtiyarrr ! İhtiyarrrr !Ordamısın yanına geliyorum korkmayasın haa!
Mete kayalara tırmanmaya başladı.Elleri kanayana değin tırmandı.Urbası yırtılıp sökülene değin.Sonunda bir tümseğe vardı.İhtiyarı orada birkaç çalıyı kırıp üstüste yığın ederken buldu.İhtiyar onun varlığını farketmemişçesine işine devam ediyordu.
Mete esen ola Yaşlı adam kolay gele dedi.
İhtiyar başını bile kaldırmamıştı işinden.
Odunları yığmayı bitirdikten sonra
Hoş geldin esenlik getirdin bize oğul dedi.
Mete sen bu dağlardamı yaşarsın bir başına dedi?
Cevap almadan bir soru daha sormuştu.Adın ne ?
İhtiyar ateş yakmak için kuru otları yığının altına koydu.
Mete belindeki çakmak taşlarını çıkarıp ona uzattı.
Adam metenin elindeki taşlara bakmadı bile.
Mete al bununla yak dedi.
İhtiyar gök mavisi gözlerini Mete’ye çevirip gözlerinin içine uzun bir süre baktıktan sonra.
Önündeki otlara yönelip sağ elinin işaret parmağı ile bir nazar işareti yaparak
A-ta-na Ga-ya-ba A-laz dedi.Odunları birden alev sardı ve şiddetle tutuşup yanmaya başladılar.
Metenin gözleri açılmıştı şaşkınlıktan neredeyse yere düşecekti.
Kimsin sen ihtiyar bunu nasıl yapabildin?
İhtiyar otur oğul otur ateşin başına dedi.
Mete çinli katunun barbar oturuşu diye alay ettiği bağdaş kurma şeklinde oturdu ateşin başına.
Ama şimdi o burda yoktu.Onun sürüngenimsi suratından bir hayli uzaktaydı.
Ata kimsin sen diye sordu tekrar.
Yaşlı sakalını sıvazladı ben oğlum bir Tanrı eriyim.
İşim şu acunda yazgılara yol vermek.
Adım Çakın Kam.
Tanrı sırlarıdır oğul söylenmez.
Peki tanrı sırrı ise sen nasıl yapmayı biliyorsun.
İhtiyar güldü sonrada akıllıca bir soru dedi.
Tanrı sırları çoktur oğul ama insan ruhuda Tanrıdır çünki Tanrıdandır.
Bu sırları öncesiz ve sonrasız olarak daim olarak içinde taşır.
Ama acuna doğar bunu bilmez.
Ancak Tanrıyı talim ederse bu sırlar içinden çıkmaya başlar.
Bu odunlar topraktan gelir özü toprak su ışık havadandır.
Özlerindeki ışık güneş ışığıdır.Buna Atana Ataların öğretisi denir.
Işık da bulunan Atana özü yani ısı gizlidir.Tıpkı senin gibi gizli.
Ben ona usumla dokundum ısıyı açığa çıkardım.
İşte o yüzden ağaç alev aldı.
Bir gün Gök tanrı sana bilgeliği ile dokunacak ve sendeki o ateşi dışarı çıkaracak.
Bununla düşmanlarını ve kendi düşmanlarını yakıp kül edecek dedi ve bastı kahkayı.
Düşmanın adı geçtiği yerde ışık savaşçıları hep böyle kahkaha atar onlarla alay eder.
Kamda aptalca davranan Tanrıya çukur kazmaya çalışan onun öksüz evladı Türklere bozkırın asil ruhu kurdlara tuzak kuranların bahsi geçtiği yerde kahkaha atmayı pek severdi zaten.
Mete neden güldün dedi.
İhtiyar ben gülmedim dedi.
Mete ne demek ben gülmedim güldün işte.
İhtiyar oğul ben gülmedim gülen Tanrı idi dedi.
Mete Tanrımı? ama sen güldün
Benim sesimle güldü.
Nasıl ?
Çünki benim sesimle senle konuşan da o.
O mu ya nasıl senin içinemi girdi?
Hayır o zaten hem herşeyin içinde hem de dışında olandır.
Sadece üzerime ruhlarından birini indirdi.
Yani o burdamı?
Evet.
Neden burda?
Seninle konuşmak için.
O bazen senin kendi sesinle bazen ağaçlar bazen insanlar bazen hayvanlar ile tüm doğa aracılığla konuşur ama herkezle değil.Layık gördüğü ile.
İşaretleri okumayı bilenler yükseklere değin uçarlar.
Yürüyecekleri yazgı yolunda bu işaretler birer meşale gibi yollarını aydınlatır.
Benim anam onun yanındamı.
Hayır.
Peki nerde.
Anan senin çile içinde büyümen için senden alındı.
Niçin tanrımı benden nefretmi ediyor.
Hayır seni seviyor.
Seviyorsa neden anamı öldürdü.
Çinli katun sana kahretsin diye.
Kahretsin diyemi işte bak kötülüğümü istiyor.
Hayır oğlum ancak o sana kahrederse senin içindeki ateş parlayacak.
O sana eziyet edecek yazgın çile olacak.
Gece olmadan gündüz olmaz.
Güneşin doğması için önce batması gerekir.
O düşmanlar senin içindeki ışığı ateşe çevirecekler ve yanacaklar.
Çünki onlar sana Tanrıya düşman oldukları için düşman olacaklar.
Sen onları Tanrı ve onun kıymetli halkının Türklerin düşmanı oldukları için doğruyacaksın.
Sen kılıcın kabzesini tutacaksın Tanrı senin kabzeni.
Kılıç senin elinde sen ise  Tanrının.
O demir senin kılıcın sende Tanrının dedi.
Yani ben tanrının kılıcımıyım.
İhtiyar başını salladı.
Gün batana değin komuştular Mete yine geleceğim.
İhtiyar belki de ama kararlı olmak başka.
Hadi oğlu şimdi git dedi.
Mete Büyük dedesinin dostu olan bu adamı çok sevmişti.
Ama bunu bilmiyordu.
Bilincek çok şey var.
Bildikçe kıymetlisin.
Bilenler bilmeyenlere efendi olur.

Gün batarken obasına doğru at sürdü.
Katun öfkesinden kudurmuş olmalıydı.
Kendi kendine yüksek sesle
Eeeeh kudursa ne çıkar eninde sonunda bir çinli değilmi öfkesi ne kadar yakabilirki dedi ve bastı kahkayı.
 

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« Yanıtla #3 : 23 Nisan 2010, 22:42:25 »

ÇAŞIT KAYNIYOR SAĞIM
ÇAŞIT KAYNIYOR SOLUM
ZAVALLI SOL KOLUM
SENİ KESECEĞİM
SENİ DEŞECEĞİM
ZAVALLI SAĞ KOLUM SENİDE
MUHAKKAK SENİDE ÇÖLE HAPSEDECEĞİM.
SİZE GEREK YOK YENİ KOLUM VAR
YANİ EN ESKİ KOLUM
EN GÜÇLÜ KOLLARIM VAR
YEŞİL VE KIZIL İKİSİNDENDE TİKSİNİRİM
BİZİM RENGİMİZ GÖK OLA.
YER ÖNÜMÜZDE NAMAZA DURA
HALKLAR TÜRKE TAPINA.

auuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu........................................................
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 23 Nisan 2010, 22:45:17 »

Uraltu Gardaşım sen sakın yanımızdan ayrılma,çaşıtların arasında ne işin var bak başın belaya girer itin köpeğin yüzünden Sırıt
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Oğuz Han
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 784



« Yanıtla #5 : 23 Nisan 2010, 23:40:26 »

ÇAŞIT KAYNIYOR SAĞIM
ÇAŞIT KAYNIYOR SOLUM
ZAVALLI SOL KOLUM
SENİ KESECEĞİM
SENİ DEŞECEĞİM
ZAVALLI SAĞ KOLUM SENİDE
MUHAKKAK SENİDE ÇÖLE HAPSEDECEĞİM.
SİZE GEREK YOK YENİ KOLUM VAR
YANİ EN ESKİ KOLUM
EN GÜÇLÜ KOLLARIM VAR
YEŞİL VE KIZIL İKİSİNDENDE TİKSİNİRİM
BİZİM RENGİMİZ GÖK OLA.
YER ÖNÜMÜZDE NAMAZA DURA
HALKLAR TÜRKE TAPINA.

auuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu........................................................

Uraltu agabey seni okumak bir zevk örnek aldığım Türkçülerdensin TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkler düşmanın kaç kişi olduğunu değil, nerede olduğunu sorar!
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« Yanıtla #6 : 24 Nisan 2010, 14:42:26 »

Bu yamaçlarda dolaşıyom işte Kam  kokumu alırsınız sık sık. Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« Yanıtla #7 : 24 Nisan 2010, 14:45:59 »

Oğuzhan Kandaşım kardaşlarımıza bir nebze faydalı olduysak ne mutlu bize.
Esen ol Kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Oğuz Han
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 784



« Yanıtla #8 : 24 Nisan 2010, 16:44:34 »

Agabey fayda ne demek her kelimenizden Türkçülük akıyor sen ve Kam agabeyin ben 16 yaşındayım sizin gibi agabeyleri örnek almayıp kimi alacağım TTK?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkler düşmanın kaç kişi olduğunu değil, nerede olduğunu sorar!
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« Yanıtla #9 : 26 Nisan 2010, 18:16:02 »

Elbet ecel yetişecek Tanrı dağına yürüyeceğiz ömrümüz boyunca adandığımız bazen bazı bedeller ödemek zorunda kaldığımız Türkçülük ve Türklük size emanet kalacak.Sizleri gördükçe acunda Bozkurdun son güne değin gezineceğini hissediyor ve gurur duyuyoruz.Esen olun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.087 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.