"İSMAİLAĞA CEMAATİNE OPERASYON" NASIL DURDURULDU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2019, 05:00:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: "İSMAİLAĞA CEMAATİNE OPERASYON" NASIL DURDURULDU  (Okunma Sayısı 12194 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Urungu yko
Ziyaretçi
« : 03 Mart 2010, 19:03:13 »

AKP CEMAAT OPERASYONUNU NASIL DURDURDU

Cihaner AKP'nin hedefindeydi. Cihaner'e yapılan tertibi Aydınlık Dergisi aylardır yazıyor! İşte adım adım Cihaner tertibi...

AYDINLIK AKP'NİN YARGIYA MÜDAHALESİNİ,
CİHANER'İ TUTUKLATAN TERTİBİ AYLARDIR YAZIYOR!

Başsavcı Cihaner'in soruşturmasında 235 şüpheli vardı. Şüpheliler arasında cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu başta olmak üzere cemaatin lider kadrosu, 'Cüppeli Ahmet Hoca' olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü ve cemaatin bölge sorumluları bulunuyordu. Yeni Şafak gazetesinin sahibi Ahmet Albayrak, örgüte üye olma ve örgüt adına faaliyette bulunma, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise örgüte yardım etme suçu şüphesi sebebiyle şüpheliler arasında bulunuyordu. AKP'li bakanlardan milletvekillerine, yerel yöneticilere ve işadamlarına kadar uzanması, bu operasyonun durdurulmasını gerektiriyordu…
Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen, operasyon günü Başsavcı'yı arayıp ne dediler? Evi aranan cemaat yöneticisi, baskın sırasında AKP Erzincan Milletvekili Sabahattin Karakelle'den yardım istedi… Milletvekili Karakelle "şey" ile görüştükten sonra cemaat yöneticisine "Sizi mazeret kapsamına sokacaklar hocam" dedi… AKP Genel Sekreteri İdris Naim Şahin konuyla ilgilendiğini söyledi… Telefon kayıtları, AKP'nin cemaati kurtarmak için operasyonu nasıl durdurduğunu açığa çıkardı.
_________________________________________________________________
-Alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 03 Mart 2010, 19:04:14 »

ERZİNCAN BAŞSAVCISI'NIN BAŞINA ÖRÜLEN ÇORAP

Cemaat operasyonunu AKP nasıl durdurdu

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, 23 Şubat 2009 günü İsmailağa cemaatine yönelik bir operasyon başlattı. Erzincan merkez, ilçe ve beldelerini kapsayan operasyonda, jandarma tarafından 10'u kadın 29 kişi gözaltına alındı. Bu zanlılardan 20'si serbest bırakılırken, 9'u tutuklanarak Erzincan Cezaevi'ne gönderildi.
Ankara'yı toz duman eden, Ergenekon'a misilleme olarak görülen bu operasyonu durdurmak için hangi AKP Milletvekilleri devreye girdi? AKP'ye yakın bir işadamı operasyonu durdurması için kimlerle görüştü? AKP'ye yakınlığıyla bilinen ve bir davadan örgüt lideri olarak aranan medya patronu, Başsavcı Cihaner hakkında nasıl haberler yaptırdı? Tüm bu sorular, Erzincan Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararıyla telefonları dinlenen şüphelilerin aralarında yaptıkları konuşmalarla aydınlığa kavuşuyor.
İşte, AKP'nin cemaati kurtarmak için Başsavcı'yı nasıl durdurduğunu kanıtlayan belgeler…

CEMAAT YÖNETİCİSİ AKP'Lİ VEKİLİ ARIYOR

Tarih 23 Şubat 2009. Başsavcı İlhan Cihaner, cemaat hakkında yürüttüğü hazırlığı tamamlamış. O gün, elde edilen deliller doğrultusunda baskınlar yapılıyor…
Evi basılan bir cemaat yöneticisi, kapıyı açmadan önce AKP Erzincan Milletvekili Sabahattin Karakelle'yi arayarak jandarmanın polisle birlikte kapıya geldiğini haber veriyor. Hemen, iki dakika sonra bu kez AKP Milletvekili Karakelle cemaat yöneticisini arıyor. AKP'li Karakelle cemaat yöneticisini arayıp şöyle diyor: "Şimdi şey ile görüştüm, sizi o mazeret şeyine sokacaklar Hocam!"

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 03 Mart 2010, 19:06:32 »

"ANKARA TOZ DUMAN"; "ŞÜPHELİLERİ BIRAK"

Zanlıların gözaltında olduğu sırada Başsavcı Cihaner'in telefonu çalıyor. Arayan, Devlet Bakanı Cemil Çiçek. Çiçek, bu operasyonun genel seçimler öncesi kendilerini siyaseten zor durumda bırakacağını söylüyor ve gözaltındaki şüphelilerin bırakılmasını istiyor. Cihaner, HSYK'ya verdiği savunmada "Devlet Bakanı Çiçek'e yasal gereği yapacağımı söyleyerek telefonu kapattım" diyor.
Cemil Çiçek'in ardından Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen, Cihaner'i arıyor. Çetin Şen böyle soruşturmaların insanın başını derde sokacağını söyleyerek "Ankara'da ortalık toz duman oldu" diyor. Çetin Şen bu operasyonun Ergenekon soruşturmasına misilleme olarak algılanacağını da Cihaner'e söylemeyi ihmal etmiyor...

AKP GENEL SEKRETERİ DE DEVREDE

AKP iktidarının Başsavcı Cihaner'e yönelik baskıları, sadece cemaat yuvalarına baskınların yapıldığı günle sınırlı değil. Daha soruşturma aşamasında dört koldan baskı başlıyor. Her aşamada cemaat yöneticileri ilişkilerini devreye sokuyor, operasyonu durdurmaya çalışıyorlar. Başsavcı önlemlerini alıyor. Ancak AKP, iktidarın bütün olanaklarını harekete geçiriyor…
AKP Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin, 11 Mart 2009 tarihinde cemaatin siyasi meselelerini çözen işadamı Mehmet Çelik'le telefonda şöyle konuşuyor:

Mehmet ÇELİK- ...İstanbul'da mısın yoksa, Ankara'da mısın?

İdris Naim ŞAHİN- Ankara'dayım Abi.

Mehmet ÇELİK- Şey için aradım, telefonda söylemeyeyim diye düşünüyorum. Erzincan da kuvvetli bir baskı yapıyorlar. Oradaki Kuran kurslarımızı basmışlar. Oradan adam yok almışlar içeriye. Toplu şeye sokuyorlar, orda başsavcı vardır. Tuncelili. Bir zülüm yapıyor orda, bir de burada okumayan kızlara. İsmailağa'dan Fatih'ten başlattılar, bu seçim üzeri bu kasıtlı başlattılar onu. Ceza yazıyorlar bunlara. Çocuklarını okula göndermeyenlere baskı yapıyorlar bütün hocalara.

İdris Naim ŞAHİN- Ceza yazmazlar da, uyarı yapmışlardır. Ceza diye bir şey yoktur.

Mehmet ÇELİK- Herhalde uyarıyı ceza dediler.

İdris Naim ŞAHİN- Ceza yoktur.

Mehmet ÇELİK- Ama bu seçim üstü neden baskı…

İdris Naim ŞAHİN- Daha önce de oldu, onu konuştuk şeyle, Bozkurt Bey'le konuştuk onu. Konuşmuştuk ilgilileriyle bir daha bakıyım ben.

Mehmet ÇELİK- Diğer tarafa çok sıkı bir, 17 tane bayanı almışlar. Başsavcı kasıtlı şeyle, dosya gizlidir. Şey yapıyor bu vesileyle baskı yapıyor.

İdris Naim ŞAHİN- Erzincan'da mı?

Mehmet ÇELİK- Erzincan'da, evet.

İdris Naim ŞAHİN- Peki, tamam ben bakayım.

Mehmet ÇELİK- Tam seçim üstü orda da MHP'liler şeye geliyor. Bunu kasıtlı JİTEM, polis bunu nasıl yapıyor, bilmiyorum kasıtlı seçim üstü yapıyorlar.

İdris Naim ŞAHİN- Anladım.

Mehmet ÇELİK- Bunu art niyetli değil, bunu sanırım bunu yaydırmak cemaate.

İdris Naim ŞAHİN- Anladım.

Mehmet ÇELİK- Peki, hadi görüşürüz.

İdris Naim ŞAHİN- Sağ olun.

Konuşmanın tarihi, 11 Mart 2009 demiştik. Başsavcı Cihaner, AKP iktidarının baskılarına dayanamayıp 20 Mart 2009 tarihinde, dosyayı Erzurum Başsavcılığı'na sevk edecek!
____________________________________________________________

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 03 Mart 2010, 19:07:19 »

'BELEDİYE BAŞKANI'NI ARADIK, BIRAKACAKLAR'

İki cemaat yöneticisinin 26 Şubat 2009 günü yaptıkları görüşme, gözaltına alınan cemaat üyelerinin serbest bırakılması için Belediye Başkanı'nın devreye girdiğini gösteriyor. Dönemin Belediye Başkanı ise AKP'li Mehmet Buyruk.
M.T.- Şimdi iki üç günlük şey, tekrar şey çıktı. Bu Erzincan'da şey olmuş, küçük çaplı operasyonlar olmuş.
A.K.- O bizimle alakalı mı?
M.T.- Bizimle alakalı ama halledildi.
A.K.- Hı!
M.T.- Belediye Başkanı'nı aradık 6 tanesini bugün bıraktılar, 3 tanesini de yarın, diğersi gün bırakacaklar inşallah.
A.K.- İnşallah.
M.T.- Zaten 8 tanesi el marufta görevli arkadaşlardı. Erzincan'a gitme durumumuz vardı, onunla uğraştık iki gün hocam.
A.K.- Allah'ım kolaylık versin.
____________________________________________________________

'KİMSEYE SÖYLEME; BAŞBAKAN'IN YANINDAYIM'

Dinlemelere takılan bir konuşma da oldukça dikkat çekici. Hasan Karahan isimli şahıs 25 Mart 2009 tarihinde cemaatin hocalarından A.N.Ö.'yü ararken "Başbakan'ın yanındayım" diyor. Hasan Karahan A.N.Ö.'ye, "Kemal Hoca'yla Başbakan'ı telefonda görüştürsek nasıl olur" diye soruyor…
Hasan KARAHAN- Bak şimdi, beni iyi dinle.
A.N.Ö. - Buyur.
Hasan KARAHAN- Bak, gene sır diyorum.
A.N.Ö. - Evet hocam.
Hasan KARAHAN- Sır olacak, tutacaksın, şimdi Başbakan'ın yanındayım ben.
A.N.Ö. - Evet.
Hasan KARAHAN- Onla görüşeceğim.
A.N.Ö. - Evet.
Hasan KARAHAN- Acaba diyorum, Kemal Hocam'la bir görüştürsem onu.
A.N.Ö. - Hıı, eee…
Hasan KARAHAN- Kimseye bir şey söyleme, bak N.
A.N.Ö. - Yok yok yok tamam.
Hasan KARAHAN- Duymayacağım.
A.N.Ö. - Tamam, bi dakika bi odaya…
Hasan KARAHAN- Bi söyle bakayım bi…
A.N.Ö. - …………(anlaşılamadı) bi saniye hocam, bi gelir misin? (yanındaki birisine söylüyor)
Hasan KARAHAN- Alo…
A.N.Ö. - Tamam, tamam dedi hocam.
Hasan KARAHAN- He, ayrıl oradan.
A.N.Ö. - Tamam, bekliyoruz hocam.
Hasan KARAHAN- Bak, hayır, ben şimdi Başbakan'ı bekliyorum.
A.N.Ö. - Tamam.
Hasan KARAHAN- Gelecek, onla görüşürken Kemal hocamla bir görüşsün.
A.N.Ö. - Tamam hocam.
Hasan KARAHAN- Tamam mı?
A.N.Ö. - Olmazsa şeye eve geçiyoruz hemen 5… 191 (telefon numarası veriyor)

Hasan KARAHAN- Nevzat, bu mevzuyu kimseye söylemiyorsun.
A.N.Ö. - Yok yok.
Hasan KARAHAN- Bi sen biliyorsun.
A.N.Ö. - Tamam kesinlikle.
AKP, cemaati kurtarmak için kozlarını bir bir ileri sürüyor. İlk olarak Devlet Bakanı Cemil Çiçek arıyor Cihaner'i. Hemen ardından Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen telefon ediyor. Evi aranan cemaat yöneticisi, baskın sırasında AKP Erzincan Milletvekili Sabahattin Karakelle'den yardım istiyor. AKP'li Milletvekili Karakelle "şey" ile görüştükten sonra, cemaat yöneticisini arıyor; "Sizi mazeret kapsamına sokacaklar hocam" diyor.
Bu görüşmeden sonra Mehmet Çelik, AKP Genel Sekreteri İdris Naim Şahin'ini arıyor. Oysa AKP Genel Sekreteri çoktan harekete geçmiş, "İlgililerle daha önce görüşmüştük" diyor. AKP'nin İsmailağa cemaatini kurtarma operasyonu telefon konuşmalarına böyle yansıyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 03 Mart 2010, 19:07:54 »

BİLGİLER SIZIYOR…YANDAŞ MEDYANIN İFTİRALARI

AKP İktidarı, Emniyet'i ve yandaş medyadayı da Başsavcı Cihaner'e karşı kullanıyordu.
Soruşturma aşamasında cemaate bilgi sızdırılıyordu. Emniyet içinden giden bilgilerle şüphelilerin önlem alması sağlanıyordu. Cemaat üyelerinin yaptıkları telefon görüşmelerine bakılırsa, asker kökenli bir kişinin de cemaate bilgi verdiği söyleniyordu. Erzurum Başsavcılığı çeşitli gerekçelerle dosyanın kendilerinin yetkisinde olduğunu söyleyerek, Erzincan'daki soruşturmanın durdurulmasını istiyordu. Yeni Şafak gazetesinin manşetiyle birlikte yandaş medya iftira kampanyasına başladı…
ERZİNCAN HUKUKUNA KARŞI ERZURUM HUKUKU
Operasyon daha da genişletilerek sürdürülecekken Erzincan Başsavcılığına 10 Mart 2009 tarihinde Özel Yetkili Erzurum Başsavcısı Osman Şanal'dan bir faks geliyor. Faksta "İsmailağa cemaatinin anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalıştığı hatta silahlı olduğu" belirtiliyor. Bu gerekçeyle İlhan Cihaner'den elindeki dosyayı derhal fezlekeye bağlayarak Erzurum'a göndermesi istenir. Bu tarihten sonra Erzurum ve Erzincan Başsavcılıkları arasında hukuk tarihine geçecek yazışmalar yapılır. Tam bu sırada Adalet Bakanlığı'na bağlı müfettişler Erzincan'a gelir. Başsavcı Cihaner'e dosyayı Erzurum'a göndermesi "ima edilir".
____________________________________________________________
'ERZURUM AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE GİDECEK'
Soruşturma dosyasının Erzurum Başsavcılığı tarafından istendiği gün, cemaatin bölge sorumluları arasında yapılan konuşma, Erzurum Başsavcılığı'nın girişimlerinden cemaatin önceden bilgisi olduğunu gösteriyor. Tarih: 10 Mart 2009. Erzincan Başsavcılığı'na bilgi o gün gidecek…
M.T.- Erzincan'a geri getirmişler.
Ş.G.- Erzincan'da var.
M.T.- Erzurum'a nakletmişlerdi ya, şimdi tekrar Erzincan'a almışlar.
Ş.G.- İşte hocam, şeyden ötürü mahkeme süreci olacak diye.
M.T.- Ha…
Ş.G.- Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'ne mi ne sevk edilmiş herhalde?
M.T.- Hım anladım hocam.
Ş.G.- Onların büyük bir versiyonu bizlerdik. Bir buçuk ay önce geldiler 7 tane yere onlardan Erzincan'da olduğu zaman üç gün önce de bizim 17 yere gelmişlerdi.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 03 Mart 2010, 19:08:43 »

"ZATEN HABER VERİYORLAR!"

Cemaatin bölge sorumlusu Ş.G. 21 Kasım 2008 tarihinde Kuran kursunda hoca olan bir bayanla yaptığı telefon görüşmesinde şöyle diyor:
"Erzurum'da böyle bir durum söz konusu değil ve Milli Eğitim'e bağlı olanlara sadece yılda bir sefer şubat ayında denetim var. Gerekirse şimdi biz biraz da hani kendi konumumuzu, durumumuzu, halimizi de uzun boylu olarak değerlendirdiğimiz vakit de, ben Milli Eğitim'e bağlı olması noktasındaki şeyim ondan ötürüydü. Yani sık sık biz denetleme noktasıyla karşı karşıya kalmayalım, ikincisi dönemsel bir denetleme söz konusu olduğu vakit de, ki zaten o zaman haber veriyorlar, biz o zaman da orayı tam onların istenilen mevzuat gereği istenilen şekle, hale büründürürüz yani."

"BADANACILAR GELİYOR"

Cemaate baskınların önceden haber verildiği bölge sorumlusu Ş.G.'ye gelen telefonla da ortaya çıkıyor. 23 Şubat 2009 günü yapılacak operasyon, 18 Şubat 2009 günü Ş.G.'ye şöyle bildiriliyor:
X Şahıs (sistemde kayıtlı değil)- Selamünaleyküm.
Ş.G.- Aleykümselam. Kim aradı sizi… ne söyledi.
X Şahıs- İlk önce şifreli konuştu.
Ş.G.- Hı hı.
X Şahıs-...Dedi ki bugün badanacılar gelecek. Hazırlığınız olsun haberiniz olsun dedi.
Ş.G.- Hı.
X Şahıs- Bende badana yapılacak dedi. Badana yapılacak yerimiz yok, ne diyorsun anlamadım dedim. Belki yanlış aramışındır dedim.
Ş.G.- Kadın mı? Erkek mi?
X Şahıs- Erkek.
Ş.G.- Erkek tamam.
X Şahıs- Ondan sonra dedi tamam kapattı. Biraz sonra yine aradı dedi ki, bugün gelecekmiş sizin oraya haberiniz olsun, tedbiriniz olsun. Dedim kim gelecek, dedi ki kimin geleceğini bilmiyor musun sen, ben dedim tamam. O şekilde kapattı.
Ş.G.- Ne zaman aradılar.
X Şahıs- Biraz önce işte 10 dakika kadar oldu.
Ş.G.- Tamam Selamünaleyküm.
X Şahıs- Aleykümselam.
Bir yandan da Erzurum Başsavcısı Osman Şanal, savcılara baskı yaparak operasyonları durdurmalarını söylüyor ve dosyayı kendisine göndermeleri için baskı yapıyor. Başsavcı Şanal, dosya gönderilmezse istenen operasyonları yapmayacaklarını açık açık söylüyor. Başsavcı Şanal'ın sözlerini, Başsavcı Cihaner'in HSYK'daki savunmasından aktarıyoruz:
"Eğer dosyayı hemen göndermezseniz, tüm başsavcılıklara yazı yazılarak arama ve gözaltına alınmaların yapılmamasını isteyeceğiz, hatta Erzurum için yazılan talimat yerine getirilmeyecektir…"
Başsavcı İlhan Cihaner, müdahalenin boyutunu görüp delillerin karartılmasını engelleyemediği için, 20 Mart 2009 tarihinde görevsizlik kararıyla dosyayı Erzurum'a gönderir. Erzurum Başsavcılığı ilk olarak şüpheli sayısını 235'ten 16'ya düşürür. 23 Şubat 2009 günü tutuklanan 9 kişi de kısa bir süre sonra serbest bırakılır...

'AKP VE FETHULLAH'I BİTİRME PLANI UYGULANIYOR'

Yeni Şafak gazetesi 20 Temmuz 2009 günü "İşte andıcın işaret fişeği" manşetiyle çıktı. Haberde, Başsavcı Cihaner'in yürüttüğü operasyon hedef alınıyordu. İsmailağa cemaatine dönük 2 Kasım 2007 tarihinde başlatılan operasyonunun, Albay Dursun Çiçek imzalı sahte belgenin uygulaması olduğu iddia ediliyordu. Oysa daha ortada "ıslak imzalı" belge yoktu.
Dava tutanaklarındaki iletişim tespit tutanaklarında yer alan bir konuşma, yandaş medyanın yürüttüğü karartma operasyonunu göstermesi bakımından çarpıcı. Yeni Şafak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak ile cemaatin siyasi sorunlarını çözen işadamı Mehmet Çelik konuşuyor…
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 03 Mart 2010, 19:10:23 »

_
'OPERASYONUN ARKASINDA GENELKURMAY VAR'

Mehmet Çelik, Ahmet Albayrak'ı 10 Mart 2009 günü telefonla arıyor. Çelik'e göre operasyonun arkasında Genelkurmay var. Ahmet Albayrak ise "bu konunun üzerinde duralım" diyerek cevap veriyor. Konuşma şöyle:
Mehmet Çelik- Ben şeyi soracaktım, Erzincan'da bir sıkıntı olmuştu. Sana gelinmişti, bir şey yapabildik mi oraya.
Ahmet Aybayrak- Erzincan'da?
Mehmet Çelik - He.
Ahmet Albayrak- Ne olmuştu?
Mehmet Çelik - Bir şeyleri basmıştı sonra sana gelmişti galiba.
Ahmet Albayrak- Yoo!
Mehmet Çelik - Ordaki hocaları içeri almışlardı.
Ahmet Albayrak- Ha ha! Bana geldiler ama fazla ilgilenemedim.
Mehmet Çelik - Ama niye?
Ahmet Albayrak- Ya çok yoğunluk trafiğim vardı seni ilgilendirmiyor mu?
Mehmet Çelik- Ben de şimdi duydum, oraya çok kötü baskı var.
Ahmet Albayrak- Ha, onu ben nasıl yapayım, yarın onunla bir ilgileneyim.
Mehmet Çelik - Tabii senin işlerin düzelmez bu dünyada, ne kadar sıkıntı çekersen sizin günahlarınızdan.
Ahmet Albayrak- Aynen öyle.
Mehmet Çelik - Şimdi geçen sefer de paşaları içeriye almışlardı ya.
Ahmet Albayrak- Ha!
Mehmet Çelik - Bundan 10-15 gün oldu ya, oldu herhalde.
Ahmet Albayrak- Oldu.
Mehmet Çelik- Genelkurmay toplanmıştı. Sonra oradan karar şu: Biz de onların jandarma mıntıkasından ne var ne yok onların üzerlerine gidelim diye bir karar çıkmıştı.
Ahmet Albayrak- Hım.
Mehmet Çelik - Şimdi JİTEM'le beraber oradan şey yaptılar, şimdi haksız yere zülüm yapıyorlar ne yapmamız lazım?
Ahmet Albayrak- Ben bi düşüneyim. Yarın bi konuşayım ona göre şey yapalım.
Mehmet Çelik - Yarın bir konuşalım da bunun üstünde duralım.
Ahmet Albayrak- Duralım duralım.
Bu konuşmadan haftalar sonra Albay Dursun Çiçek imzalı belge ortaya atılıyor. 20 Temmuz 2009 tarihli Yeni Şafak gazetesi manşeti atıyor. Yeni Şafak'tan sonra diğer yandaş medya; Zaman, Taraf gibi gazeteler İlhan Cihaner hakkında iftira kampanyasını sürdürüyorlar.

'ORTAM DİNLEMESİ VE TEKNİK TAKİP YAPAN

ARAÇLARLA İZLENİYORUM'

İlhan Cihaner'in başına gelenler bunlarla sınırlı değil. Cihaner, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı'na verdiği savunmasında önemli ayrıntılara dikkat çekiyor. Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin kendisi hakkında yürüttüğü soruşturma sırasında telefonlarının dinlendiğini öğreniyor. Bununla birlikte şüpheleri giderek artan Cihaner, Erzincan Adliyesi'nin bilgi işlem servisine bilgisayarını inceletiyor. İnceleme sonucunda Amerika ve İngiltere ağırlıklı adreslerden bilgisayarına girildiğini tespit ettirip bunu tutanağa geçirtiyor.
Cihaner, HSYK'ya verdiği savunmasına şöyle devam ediyor: "Ankara'da olduğum bir sırada, dosya ile bağlantısı olduğunu / olabileceğini düşündüğüm bir soruşturma nedeniyle istediğim belgelerle ilgili telefon eden Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri savcılarını ziyaret ettiğimde bir obzervasyon aracının (ortam dinlemesi ve teknik takip yapabilen donanıma sahip araç) beni izlediğini fark ettim."

OPERASYONDAN SONRA BAŞSAVCI SORUŞTURULDU

"Görevsizlik kararı vermesi" Cihaner'i hedef olmaktan kurtaramadı. Bu operasyonun ardından Adalet Bakanlığı Başsavcı Cihaner hakkında soruşturma başlattı. Yürüttüğü Fethullah Gülen soruşturmasını gizlemek, kullandığı iki günlük iznini kullanmamış göstermek ve adliye lojmanlarının bahçesinde imara aykırı kameriye yaptırmak gibi suçlamalarla Cihaner'e "görevi kötüye kullanmak, imar kirliliğine neden olmak, resmi belgede sahtecilik" yapmak iddialarıyla 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yenişafak, Zaman, Taraf gibi gazetelerde, Cihaner sözde Ergenekon örgütüyle bağlantılı iddiaları ortaya atıldı.
SORUŞTURMAYI YÜRÜTEN JANDARMA KOMUTANLARI DA TUTUKLANDI
Hedefte sadece Cihaner yoktu. Operasyonda kolluk kuvveti olarak görev alan askerlerden Erzincan İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut ve aynı birimde görevli Astsubay Orhan Esirger, Erzincan Çatalarmut köyü mevkiinde bulunan silahlarla ilgili oldukları gerekçesiyle 20 Kasım'da tutuklandı. İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ertan da aynı gerekçeyle 28 Kasım günü tutuklandı.








Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 03 Mart 2010, 19:11:13 »

CEMAAT AVRUPA’DA DÜĞMEYE BASTI

Cemaat, Münih'te Gönüllüler Hareketi'ne yol haritası sundu. Avrupa misyonunu gerçekleştirmek için düğmeye basildi.
Kısa adı IDIZEM olan "Münih Kültürlerarası Diyalog Merkezi'' derneğinin yoğun güvenlik çerçevesinde düzenlediği sempozyumda cemaatin küreselleşen dünyadaki rolü anlatıldı ve Avrupa’da Musevilik-Hıristiyanlık sentezi bir İslam’ın biçimlendirilmesi ve yayılması için yol haritası açıklandı.
Her fırsatta Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğu için AB’ye girmesine karşı çıkan, liberal-muhafazakar eğilimli Alman FAZ (Frankfurter Allgemeine Zeitung) gazetesinin 2008 yılına kadar Türkiye temsilciliğini yapan Dr. Rainer Hermann cemaatin Almanya'daki hedefini açıkladı.
Amaç Avrupa’nın da hoşuna giden yeni bir Müslümanlık türü yaratmak, yani
Avro-İslam.
Sempozyumda, Musevilik-Hıristiyanlık sentezi olan Müslümanlığı Avrupa’da yaymak için Gönüllüler Hareketi olarak adlandırılan Gülen sempatizanlarına büyük görevler düştüğü saptandı.
Önerilen yöntem Hıristiyan Kilisesi’ne bağlı Protestanların bir kolu olan Pietistlerin ve Yahova’nın Şahitleri’nin sadakat ve sohbet aracılığıyla uyguladıkları misyonerliği anımsatıyor.
Küreselleşen dünyada İslam dinini yaygınlaştırmanın ancak böylesine modern yöntemlerle mümkün olduğunu söyleyen Hermann, bunu yaparken sadece Türkiye'ye bağımlı kalınmamasını, örgütsel bir yapılanmadan kaçınılmasını ve özellikle akademisyen ve orta tabakaya hitap edilmesini önerdi.
Milli Görüş’ün Hataları ve Cemaat’in Yol Haritası
Alman Anayasayı Koruma Dairesi’nin yıllardır takibi altında olan Milli Görüş ve alt kuruluşlarına da değinen Hermann,
“Milli Görüş katı bir İşletme İdari yapısına sahipti,
Cemaat idari yapısı olmayan bir Gönüllüler Hareketi’dir.
Milli Görüş Avrupa’da hareket ederken Türkiye’ye dönük bir çizgiye sahipti,
Cemaat bulunduğu ülkenin kurallarına uyumlu hareket etmelidir.
Milli Görüş ağır koşullarda çalışan yoksul Ford isçilerine hitap ediyordu,
Cemaat akademisyenlere ve orta tabakaya hitab etmeli.
Milli Görüş çantasında silah bulunduran şeriatı savunan bir örgüttü,
Cemaat’in çantasında ise diyalog, eğitim ve medya var.
Cemaatin hedefi çoğulcu bir demokrasidir”, diye konuştu.
Sempozyumda adeta Gülen’in bas propagandist rolünü üstlenen Hermann,
“Bürokrasi, TSK ve yargı cemaatin önündeki en büyük engeldir“, dedi.
Hermann, "Onlar laiklik derken dini toplum dışına itmek istemektedirler. Nasıl Kürtler ulusçuluk anlayışına; solcu ve liberaller devletçilik anlayışına karşı çıkıyorsa, cemaat de dini toplum dışına iten bir anlayışa karşı çıkıyor. Biz dinin toplum içinde özgürce hareket edebilmesini sağlayan, ABD’de ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde uygulanan, sekulerlik anlayışını destekliyoruz", dedi.
Gülen’in şiddeti savunan vaazlarını hatırlatan bir dinleyiciye “Gülen değişti, umarım artik siz de değişirsiniz”, diye tepki gösterdi.
Öte yandan İranlı bir dinleyici şöyle bir uyarıda bulundu:
“Biz İran’da putlaştırılmış kurtarıcılardan çok çektik. Siz ise bir yandan Atatürk’e karşı çıkıyorsunuz, diğer yandan ise başka bir kişiyi tanrılaştırmaya çalışıyorsunuz.“
Bu eleştiriye karşı Türkiye'den İstanbul Fatih Üniversitesi'nden konuşmacı olarak katılan Dr. Savaş Genç “Biz, sevdiğimiz, saydığımız kişinin sözlerini seve isteye dinleriz ve onu yüceltmeye çalışırız. Bunun kötü bir yanı yok“, diye yanıtladı.
Gülen'in halen ABD'de yaşıyor olmasını ve Türkiye’ye dönmemesini Din- ve Evrimbilimci Dr. Michael Blume söyle savundu:
"Türkiye'ye bu konuda fazla yüklenmemek gerek. Türkiye su an Gülen'i hazmedebilecek bir istikrara sahip değildir. Kuşkum yok. Bu değiştiğinde hemen dönecektir. "
Sempozyumu Cemaat’in Münih öğrenci derneği IDIZEM Münih Belediyesi, Almanya'da önde gelen Münih Ludwig-Maximilians Üniversitesi, Halk Yüksek Okulu, Hazreti İbrahim Dostları (Freunde Abrahams) adında bir örgüt, Katolik Kilisesi'ni temsil eden "Pax Christi" hareketi ve Protestan Kilisesi ortaklaşa düzenledi.
Sempozyuma söz ettiğimiz konuşmacılarla aynı ağızdan konuşan Brüksel’den Katolik “Beyaz Babalar” tarikatı üyesi Prof. Dr. Pater Hans Vöcking“, Washington'dan Gülen ve Saidi Nursi araştırmalarıyla bilinen Prof. Dr. Thomas Michel, Berlin'den Ercan Karakoyun, Moskova'dan Prof. Dr. Leonid R. Sykiainen ve Gülen’in kitaplarını Almancaya çeviren Wilhelm Willeke katıldı.
Konuşmacı olarak davet edilen Patrikhane sözcüsü Dr. Peder Dositheos Anagnostopoulos sempozyuma gelemediği için, sempozyumun açılış konuşmasını onu temsilen Münih Chorepiskoposu Malamoussis yaptı.
Atilla Coşkun
Odatv.com



Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 03 Mart 2010, 19:11:59 »

Osman Şanal'dan Recep Gençoğlu'na Ağır Soru

ALBAY GENÇOĞLU'NA AĞIR SORU

Eskişehir İl Jandarma Komutanı olduğu sırada tutuklanan Kıdemli Albay Recep Gençoğlu'nun ifadesiyle ilgili ayrıntılar netleşmeye başladı. Gençoğlu, Savcı Osman Şanal'ın "Kemah'ta 9 askerin şehit edildiği saldırıyı siz mi organize ettiniz" şeklindeki sorusunu "hayır"diye yanıtladı ve Savcı Şanal ile tartıştı.
Eskişehir İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu'nun, ifadesi sırasında Özel Yetkili Savcı Osman Şanal ile tartıştığı ortaya çıktı.
Şanal, geçtiğimiz hafta tutuklanan Eski Erzincan İl Jandarma Komutanı Gençoğlu'na "Kemah'ta 9 askerin şehit edildiği saldırıyı siz mi organize ettiniz" diye sordu. Gençoğlu, bunun üzerine saldırıyı PKK'nın gerçekleştirdiğini anlattı ve Savcı Osman Şanal ile tartıştı.
Kıdemli Albay Gençoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.
Erzincan'daki mayınlı saldırı ise şöyle gerçekleşmişti: 11 Ağustos 2008’deki bir ihbar üzerine, Tabur Komutanı Yarbay Mikdat Şandancı emrindeki askeri birlik, harekete geçti. Köyde geniş çaplı arama yapan askerler ihbar boş çıkınca birliğe dönmek için yola çıktı.
Hain plan ise bundan sonra işlemeye başladı. Teröristler, askeri birliğin köyden ayrıldığını öğrendikleri sırada, Olukpınar Köyü yakınlarında, tek şeritli yola mayını yerleştirdi. Askerleri taşıyan araç aynı yoldan dönerken teröristlerin döşediği mayın infilak etti. Saldırıda Yarbay Şandancı'nın da aralarında bulunduğu 9 asker şehit düştü.
Kıdemli Albay Recep Gençoğlu, Erzincan ve Düzce'deki görevi sırasında İsmailağa Cemaati'nin üzerine gittiği için tutuklandı ve 3 Subat'tan beri Erzurum'daki Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor.
Ulusal Kanal


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 03 Mart 2010, 19:12:48 »

Türkiye Gençlik Birliği "Bursa Nutku Yasaklanamaz"

"BURSA NUTKU YASAKLANAMAZ"

Türkiye Gençlik Birliği bir basın toplantısı yaparak, "Bursa Nutku'nu yasaklayamazsınız, F-Tipi tertipler TGB' yi durduramaz" mesajını verdi. Toplantıya Muazzez İlmiye Çığ ve çok sayıda aydın katıldı. Açıklama sonunda, Eskişehir'den gelen TGB üyeleri önderliğinde Bursa Nutku hep bir ağızdan coşku ile okundu.

Türkiye Gençlik Birliği düzenlediği basın toplantısı ile tek amaçlarının Vatan ve Cumhuriyeti savunmak olduğunu belirtti.
"Bursa Nutku'nu yasaklayamazsınız, F-Tipi tertipler TGB' yi durduramaz" toplantısına Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ başta olmak üzere Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği, Eğitim-İş 1 nolu Şubesi, Memleket Sevdalıları Derneği, Deniz Yıldızı Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Yurtsever Hareket, 68'ler Birliği, Çözüm Vakfı, Yurttaşlık Hareket Derneği' nden çok sayıda aydın ve öğretim üyesi, İlmiye Çığ'ın kardeşi ve kızı ile Sanatçı Fevzi Kurtuluş da katıldı.
Basın açıklamasını yapan Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkan Yardımcısı Adnan Türkkan konuşmasında TGB yönetici ve üyelerinin Emniyet İçinde örgütlenmiş F-Tipi çete tarafından telefonla ya da bizzat görüşülerek tehdit edildiklerini söyledi.
Türkkan açıklamasında Bursa Nutku'nu okumanın Eskişehir Emniyeti tarafından suç sayıldığını ifade etti.
/Muazze İlmiye Çığ ise yaptığı konuşmasına " Karşı devrimin karşısındayız, devrim geriye gitmez" diyerek başladı.
Eskişehir'de 14 ocak tarihinde Bursa Nutku'nu okudukları için ifadeye çağırılan 10 TGB üyesinden üçü Zafer Tezci, Ergün Gedek ve Masum Gök'te basın toplantına katıldı. Türkkan ve Çığ'ın konuşmalarından sonra Bursa Nutku Eskişehirli TGB üyesi gençler önderliğinde tüm salon tarafından okundu.
Basın açıklamasının ardından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gençler hakkındaki soruşturmada takipsizlik kararı verdiği öğrenildi.
Ulusal Kanal


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.371 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.042s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.