TENGRİCİLİK, BİZ ATEİST DEĞİLİZ. (Anketli)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:27:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Anket
Soru: Ateist Türkçü Olur mu?
Evet olur. - 282 (41%)
Hayır Olamaz. - 406 (59%)
Toplam oy: 644

Sayfa: [1] 2 3 ... 74
  Yazdır  
Gönderen Konu: TENGRİCİLİK, BİZ ATEİST DEĞİLİZ. (Anketli)  (Okunma Sayısı 264043 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
IŞBARA ALP
Ziyaretçi
« : 11 Ekim 2008, 14:25:45 »

BİZ ATEİST DEĞİLİZ


Kandaşlarım, biz Türkçüleriz fikirlerimizin tamamına yakını ATATÜRKÇÜ ve ATSIZCIDIR.Biz atalarımızın yolunda ilerleme çabasındayız.

Türkçü dinsiz olamaz,Ateist olanlar Türkçü olamaz.Ateistler bencil ve insan sevdalısı olur devamında ise ırkçı olamaz,çünkü ırkçı yalnız kendi soyunu düşünür.

Sitedeki araplarla ilgili yazılar dolayısıyla dinsizlikle suçlanıyoruz.arapların Türklere yapmiş oldukları ihanetler ve kahpelikler ile islamiyetin zorla kabulünden sonra Türk benliğine vermiş olduğu zarar ortadadır.Bu herkesçe bilinmektedir.

Arapların dinini kabul etmiyoruz. islamdan bize uyanı almışız,içine biraz şaman inancından katmışız daha sonra onu alıp GÖKTANRI diniyle iyicene karıştırmışız olmuş sana TÜRK MÜSLÜMANLIĞI.Buna inanan çok.

ARKADAŞLAR  dünyadaki Türklerin yüzde yüzüne yakını müslümandır.bunların yüzde atmışı Türk müslümanıdır.

örneğin TÜRK ALEVİSİ kandaşlarımızın arapların inancı ile ne alakası var ama onlarda müslüman hemde araplarınkinden daha iyidir.

kimsenin dini kimseyi alakadar etmez ,dinsiz olmadıktan sonra.

ÖNCELİK IRKÇILIK OLMALIDIR
.

                                                                                                    Yürekli-kam


TENGRİCİLİK

Tengricilik ya da Göktanrı dini tüm Türk ve Moğol halklarının, şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inancıdır. Tengri'ye ibadet etmenin yanında Animizm, Şamanizm, Totemizm ve atalara ibadet etmek bu inancın ana hatlarını oluşturur. Tengri, bugünkü Türkçe'deki Tanrı kelimesinin eski söyleniş şeklidir.

Bu inanca göre Gök'ün yüce ruhu Tengri'ydi. İnsanlar kendilerini gök baba Tengri, toprak ana Ötüken ve insanları koruyan atalarının ruhları arasında güven içinde hissedip, onlara ve diğer doğa ruhlarına dua ederlerdi. Büyük dağların, ağaçların ve bazı göllerin güçlü ruhları barındırdıklarına inanarak dualarını bu cisimlere yöneltirlerdi. Göğün ve yeraltının 7 katı olduğuna, her katta çeşitli ruhların varolduğuna inanılırdı. İnsanlar doğaya, ruhlara ve diğer insanlara saygılı davranıp belli kurallara uyarak dünyalarını dengede tutmaları ile kişisel güçlerinin doruğuna varıp dışarıya yansıdığına inanırlardı. Eğer bu denge, kötü ruhların saldırısı veya bir felaketten dolayı bozulursa, bir şamanın yardımı ya da Tengri'ye verilen bir adak ile tekrar düzene sokulması gerektiğine inanılırdı.

Bu inancın kalıntılarını bugün Moğollarda (Lamaizmle birleşmiş şekilde), ve bazı hâlâ doğa'ya bağlı göçebe yaşam tarzı sürdüren Türk Halkları'nda, örneğin Altay-Türkleri ve Yakutlarda bulmak mümkündür. Ama Tengriciliği çoktan bırakmış halklarda da bu inancın birçok parçası, İslam, Hristiyanlık, Budizm, Musevilik veya Taoizm ile birlikte, batıl  inanç ya da geleneksel kültür olarak hâlâ sürmektedir. Örnek olarak, Türkiye Türkçesindeki "Utançtan yedi kat yerin dibine girdim" deyimi gösterilebilir.


Tengricilik'te Kam (Şaman) kutsal birisi değildir.

Sadece ruhlar ile iletişim kurabildiği için toplum ona saygı gösterir. Bu yüzden diğer dinlerden tanılan din adamları ile karşılaştırılması doğru olmaz. Kam'ın en önemli görevleri bozulan dengeyi tekrar yerine getirmek ve hastaları iyileştirmektir. İnsanlar günlük ibadetleri için bir kam'a ihtiyaçları yoktur.

Bazı kamlar daha güçlü ruhlar ile iletişim kurabilir ve diğer kamlardan daha güçlü olur. Ak- ve Kara kamlar vardır. Bunların görevleri ve hünerleri farklıdır. Ak kamlar gök'e bağlı ruhlar ile iletişim kurar, kara kamlar ise yere ve yeraltı alemine bağlı ruhlar ile. Kamların giysilerine Manyak denir. Kam'ın manyağına asılı bir sürü kendisine güç veren, ya da kendisini kötü ruhlara karşı koruyan eşyalar vardır.


TENGRİCİLİK tek Tanrılı bir dindir. Bu inanca göre Tengri tektir, en üstündür ve her şeyin yaratıcısıdır.

En tanınmış kutsal varlıklar:

Tengrinin yanında Tengriciliğin coğrafyasında en yaygın ve en tanınmış kutsal varlıklar şunlardır:

Umay (Iduk Umay ya da Tenger Ninyan da denir): Bereket tanrıçası. Tengri'nin kızı.
Ülgen (Altaylar'da Adakutay, Yakutlar'da Ak Toyun): Tengri'nin oğlu. Gök âleminin (cennetin) efendisi.
Erlik Han (Yeraltı âlemi=Yerlik/Erlik): Tengri'nin oğlu. Yeraltı âleminin efendisi.


Günümüzdeki Yakutlar ve Altaylar yukarıda sayılan dört tanrısal varlığın yanında ayrıca şu kutsal varlıkları tanımaktadırlar:

Kara Han: Altaylılarda yüksek derecede bir tanrı. Gök'ün en yüksek katında, altın bir sarayda, altın bir taht'da oturduğu anlatılır. Altayların yaratılış efsanesinde hatta insanların yaratıcısı olarak gösterilir.
Ayzıt ya da Aykız: Aşk, güzellik ve Ay tanrıçası. Gök'ün 3. katında oturur. Kamlar alkışlarında (alkış= Dua) inanılmaz güzelliğini methederler.
Gün Ana: Güneş tanrıçası. Güneş ile birlikte Gök'ün 7., yani en yüksek katında oturur.
Ay ata ya da Ay dede: Ay tanrısı. Ay ile birlikte Gök'ün 6. katında oturur.
Alasbatır: Ev hayvanlarının koruyucusu.
Ancasın: Yıldırımların efendisi.
Su Iyesi: Su tanrıçası.
Taş Gaşıt: Kısmet tanrısı.
Andarkan: Ateşin efendisi. Eski Kırgızlarda bir bitki tanrıçası aynı isimi taşıyordu.
Satılay: Kötülük tanrıçası. İnsanların dengesini bozar, yoldan çıkarır ve ruh hastalıkları getirir. Çaresiz insanları intihar etmeye ikna eder.
Kış Han: Kışın efendisi.
Arah, Toyer, Tarila, Sabıray: Yeraltı âleminde, insanların ruhları hakkında kararlar veren hakim derecesindeki ruhlar.
Gölpön Ata: Koyunların koruyucusu.
Erdenay: Haberci. Tanrıların insanlara bildirmek istedikleri iyi kararları insanlara ileten ruh.
Kambar Ata: Atların koruyucusu.



Tengricilik (Tengrizm)

Gök Tengri inancı bütün Türklerin ana kültüdür. Bu kült, Kunlar, Tabgaçlar, Gök Türkler, Uygurlar gibi eski Türk boylarında inanç sisteminin başında yer alır. Orkun yazıtlarında, Türk Tanrı inancının temelleriyle ilgili bazı bilgilere rastlanmaktadır. Tonyukuk bengü taşında birçok kez adı geçen Tangri ya da Tengri, daha çok 'milli' bir tanrı niteliği taşır. Gök Türkler'in Çin esaretinden kurtularak İkinci Göktürk Devleti'ni kurmaları (680-682), Tanrı'nın isteğiyle gerçekleşmiş kabul edilir; Hakan'ı Türklere Tanrı vermiş, budun Hakanı terk edince Tanrı tarafından cezalandırılmıştır. Yani Tanrı Türk Milleti'nin hayatı ve geleceği ile ilgilenen bir ulu varlık durumundadır.

Gök Tanrı (Kök Tengri) kavramının eski Türk inanışında önemli bir yer tuttuğu konusunda daha somut örnekler de vardır: Tanrıkut Mete (Motun) Çin hükümdarına yazdığı bir mektupta, kendisini tahta Gök-Tanrı'nın çıkardığını bildirmiş, Gök'ün yardımıyla ve kendi askerlerinin ve atlarının çabalarıyla çevresindeki 26 devleti ve (Gansu'dan kuzey Tibet ile batı Türkistan'a kadar uzanan bölgede) bazı halkları yenerek Kun'laştırdığını belirtmiştir. Görüldüğü gibi, günümüze kalan belgelerde, devletin başına kağanı Gök'ün getirdiği belirtilmiş, devletin ve insanların yönetimi de Gök'e mal edilmiştir: Tanrı Türk'ün yaşamına doğrudan karışır, buyruklar verir, iradesine boyun eğmeyenleri cezalandırır, insanlara bağışladığı iktidar (kut) ve kısmeti (ülüğ) değerini bilmeyenlerden geri alır. Şafak söktüren (tan üntürü) ve bitkileri oluşturan da 'Ulu Tanrı'dır. O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrı'nın iradesine bağlıdır.

Bütün bu inanışlar, Gök Tanrı'nın 'eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varoluşuna hükmeden, cezalandıran ve ödüllendiren bir ulu varlık olduğunu' ortaya koymaktadır.

Türk inanç sisteminin Gök-Tanrı dışında bir başka özelliği de Atalar Kültüdür. Ölmüş atalara saygı, onlar için kurban kesilmesi, ataerkil ailede baba egemenliğinin belirtisi sayılmaktadır. Kunların her yılın mayıs ayı ortalarında atalara kurban sunulduğu bilinmektedir. Eski Türkler'de en büyük kurban, bozkırlı Türk'ün kutsal bir duyguyla benimsediği 'at'tır. Eski Türk bölgelerinde özellikle Altay'lardaki kurganlarda birçok at iskeleti bulunmuştur. Atalarla ilgili kalıntıların kutlu sayılması, mezarlara yapılan tecavüzlerin sert şekilde cezalandırılmasından da anlaşılmaktadır : Batı tarihçilerine göre Attila'nın ikinci Balkan seferinin nedenlerinden biri, Kun hükümdar ailesine ait mezarların Margus (Belgrat dolaylarında, Tuna kıyısındaki kent-kale) piskoposu tarafından açılarak soyulmasıdır. Kunlar'ın büyük bir hakaret saydıkları bu işe piskoposu sevk eden etken, eski Türkler'in erkek ölüleri silah ve değerli eşyalarıyla; ölen başbuğları altın ve gümüş koşumlu atlarıyla; kadınları da süs eşyaları ve mücevherleriyle birlikte gömmeleriydi. Bunun nedeni, Türkler'in, öbür dünyada ikinci bir hayatın varlığına ve ruhların sonsuza kadar yaşadıklarına inanmalarıydı.

Türkçe'de (Gök Türkçe, Uygurca) 'ruh' için can anlamına gelen 'tin' sözcüğü kullanılıyordu. Bu aynı zamanda 'soluk' demekti. Ölüm, soluğun kesilmesi, ruhun bedenden ayrılıp uçması biçiminde düşünülüyordu. Bu yüzden de bazen 'öldü' yerine 'uçtu' denir, ruhları öbür dünyaya göç eden ataların, orada rahatsız edilmemeleri, iyi yaşamaları gerektiğine inanılırdı. Bu nedenle Eski Türkler'de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın ya da mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.

Eski Türkler'de 'ruh'ların insan biçiminde düşünülmesi söz konusu olmadığı için, tapınmaya ilişkin putlara da rastlanmaz. Türkler gizli güçleri olduğuna inandıkları doğa olgularına kutsallık vermekle yetinmişlerdir. Doğada gizli güçlerin bulunması inancı, Orkun yazıtlarında 'yer-su' (yarsub) terimiyle yansıtılmıştır. Bu açıdan yer-su 'kutsal' sözcüğüyle nitelendirilmiştir. Genellikle bu tür inançlarda maddi yaşam koşullarının, ekonomik ve toplumsal etkenlerin rol oynadığı kabul edilmektedir. Orkun yazıtlarında, Türkler'in yararına çalışan manevi güçler anlamında kullanılan yer-su sözcüğüne oldukça sık rastlanır. Eski Türkler'de kutsallık 'ıduk' kavramıyla dile getirilmiş, özellikle Göktürkler'de sular, dağlar ıduk sayılmıştır. Her boyun her obanın bir kutsal dağı olmuş, bu dağ ıduk olarak benimsenmiştir.

Gök Tanrı'ya sunulan bütün kurbanlar, adaklar ilgili dağa götürülerek orada törenle, şölenle gereği yapılmıştır. Orta Asya Türkleri arasında en yüce, en kutsal sayılan dağ 'Ötüken'dir. Ötüken yalnız dağ değil aynı zamanda bir ormandır. Türkler ona büyük saygı göstermiş, adaklar sunmuş, kurbanlar kesmişlerdir. Kurban, iyi ruhların sembolü ve yerinin gökyüzünde olduğuna inanılan 'Bay Ülgen' için kesilmişse başı 'doğu'ya, kötü ruhların sembolü ve yeraltında olduğuna inanılan 'Erlik' adına kesilmişse 'batı'ya çevrilir.

Dağların yanı sıra bazı tepeler, ormanlar, sular, ateş, gök gürültüsü, ay ve güneş de kutsal sayılmıştır: Bizans elçisi Zemakhos Orta Asya'da Batı Göktürk sınırına vardığında, Türkler'in onu ve arkadaşlarını alevler üstünden atlatarak kötü ruhlardan arındırdıklarını belirtmiştir. Kunlar döneminde güneş, ay, yıldız kültleri (daha sonra 6. - 8. yy. larda Türk toplulukları arasında değerlerini yitirmişlerdir) de rol oynamıştır; Kun hükümdarı her sabah doğan güneşe, gece de dolunaya saygısını belirtirdi. Ayrıca Gök-Tanrı'nın yanı sıra yer de büyük önem taşımıştır. Ancak, eski Türk belgelerinde geçen 'yer' sözcüğüyle toprağın kastedilmediği, tanrısal gücün öğelerinden biri olarak 'yer'i, tanın kültürüne bağlı topluluklardaki 'toprak tanrısı' ile karıştırmamak gerektiği. Eski Türk dinine göre 'yer'in de Tanrı tarafından yaratılmış olduğu araştırıcılar tarafından belirtilmektedir.

Orta Asya Türkleri'nin yaradılış efsanesine göre, tanrıların en yükseği, insanoğlunun atası olan Tengere Kayra Han (ya da Bay Ülgen), 'kişi'yi, onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri yaratmış; 'kişi'nin kendisine baş kaldırması üzerine, ona 'Erlik' adını vererek ışık evreninden yeraltı atmış, yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek her dalında bir cins insan yaratmıştır. Orkun yazıtlarında da, Türk evrendoğum inanışı hakkında: 'Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış' cümlesine rastlanmaktadır. (Uze Kök Tengırü, asra yağız kılındıkta, ikin ara kişioğlu kılınmış). Bu cümleden bazı araştırmacılar, Kök Tengri deyimiyle bir tek yüce Tanrı'nın değil, doğrudan 'mavi gök'ün kastedildiğini; Kök Tengri deyimiyle 'Ulu Tanrı' kastedilseydi, 'yaratanın da aynı zamanda yaratılmış olması' gibi çelişkinin söz konusu olacağını belirtmektedirler.

Altaylar'da dünyanın sonlu olduğu günün birinde yıkılacağı inancı vardır. Bu inanca göre, yeryüzü yaşamı sürekli değildir; günün birinde sona erecek ve insanlar, hayvanlar, bitkiler yok olacaktır. Bu sona doğru insan soyunda azalma başlayacak, suçlar çoğalacak, günahlar alıp yürüyecek, insanlarda tanrı korkusu kalkacaktır. İyilik simgesi Bay Ülgen'le, kötülük simgesi Erlik arasında oluşacak büyük savaşın sonunda, Bay Ülgen dışında bütün savaşanlar ölecektir. Bay Ülgen bütün canlıların öldüğünü, yeryüzünde kendisinden başka kimse kalmadığını görünce 'kalkın ey ölüler' diye bağıracak, bu çağrı üstüne bütün ölüler yattıkları yerden kalkacaktır. 'İnsanların yeniden dirilmesi' anlamına gelen 'kalkancı çağ' (kalıcı çağ) budur.

Kunlar'da gerçek bir dinle karşılaşılmakta, Gök Türkler'de ise Gök Tanrı bütünüyle manevi bir 'güç' durumuna gelmektedir.

Gök-Tanrı dininin Türkler'e özgü bir inanç olduğu, 'Tanrı' (Tengri) sözcüğünden anlaşılmaktadır: Bu sözcük belirli fonetik farklarla ( Başkurtça dışında ) bütün Türk lehçelerinde yer almasının yanı sıra, birçok Asya topluluğu dillerine giren ortak bir kültür öğesidir; Türkçe olan 'Tanrı' sözcüğü en açık biçimde Çince yazılmış bir metinde Kun imparatoru Mete'nin unvanları arasında geçmektedir.
Tengricilik ya da Göktanrı dini tüm Türk ve Moğol halklarının, şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inancıydı. Tengri'ye ibadet etmenin yanında Animizm, Şamanizm, Totemizm ve atalara ibadet etmek bu inancın diğer ana hatlarını oluşturuyordu. Tengri, bugünkü Türkçe'deki Tanrı kelimesinin eski şeklidir.

Bu inanca göre Gök'ün yüce ruhu Tengri'ydi. İnsanlar kendilerini gök baba Tengri, toprak ana Ötüken ve insanları koruyan atalarının ruhları arasında güven içinde hissedip, onlara ve diğer doğa ruhlarına dua ederlerdi. Büyük dağların, ağaçların ve bazı göllerin güçlü ruhları barındırdıklarına inanarak dualarını bu cisimlere doğru yöneltirlerdi. Göğün ve yeraltının 7 katı olduğuna, her katta çeşitli tanrıların, tanrıçaların ve ruhların varolduğuna inanılırdı. İnsanlar doğaya, tanrılara, ruhlara ve diğer insanlara saygılı davranıp, belli kurallara uyarak dünyalarını dengede tuttuklarına inanırlardı. Eğer bu denge kötü ruhların saldırısıyla ya da bir felaketten dolayı bozulursa bir şamanın yardımıyla tekrar düzene sokulması gerektiğine inanılırdı.

Tengrizm'in ana hatları

1- Çok tanrılı gibi gözükmesine rağmen aslında tek tanrılı bir dindir. Bu inanca göre Tengri tektir, en üstündür ve her şeyin yaratıcısıdır.

2- Tengricilikte: kutsal sular, kutsal taslar, kutsal agaçlar etrafinda ibadet yapilir. Mescit yoktur.

3- Tengricilikte de gerçek âlemin yanında bir de "gök âlemi" ve bir "yeraltı âlemi" vardır. Bu âlemlerin arasındaki tek bağlantı, dünyanın merkezinde duran "Dünyalar Ağacı"dır. Gök âlemi ve yeraltı âlemi'nin yedişer katları vardır (bazen yeraltı 9 kat, bazen de gök 17 kat olabilir).

4- Umay, Ülgen, Erklig Han gibi varliklar, Gök-Tengri'nin özel melekleri, iyeleri olarak da kabul edilebilir.

5- Tengriciler, doğaya çok önem verir. Doğada bir dengenin olduğuna ve bu dengenin değiştirilmesi durumunda insanların ve diğer canlıların zarar göreceklerine inanır.

6- Tengriciler, hayvanların, bitkilerin ve doğadaki diğer olguların da ruhları olduğuna inanırlar.

7- Bazı dağlara, ormanlara ve ırmaklara kutsal değerler yüklerler.

8- Tengriciler, bazı gezegenleri, uyduları, yıldızları, yıldız kümelerini ve diğer gökbilimsel olguları kutsal sayarlar.

9- Tengricilikte erkeğin toplumdaki statüsü kadınınkinken üstün değildir.

İbadetler

Yeniay ve dolunay'da en fazla buyan elde edilebildiğine yani ibaedetlerin kabul edildiyine inanılır.

Güneş Ay, ateş, su, hava,Toprak

Tengri'nin kudretinin sembolleridirler. Insanların gök'e dua ederek elde ettiklerine inandıkları "Buyan" adlı enerji, güneşin göğün neresinde durduğuna bağlı olarak değişir.

Bayramlar

Bayram: Senenin en uzun gündüz olan günü, ve gündüz ile gecenin aynı uzunlukta olduğu gün, en önemli bayramların günleridir.

Baharda: 21. Mart

Sonbaharda: 21. Eylül

Giresun: 7 mayıs bayramı

Yılbaşı: 21 Aralık'dan sonra gelen ilk yeniay olan günde kutlanır.

Kızıl Güneş Bayramı: 21 Haziran'dan sonra gelen ilk dolunay'da kutlanır.

Venüs gezegeninin Türklerdeki adı "Ärklik", Moğollardaki adı "Tsolman"dır. "Ateşli ok" denilen yıldız kaymalarını ve yeryüzüne düşen meteorları Ärklik Han'ın gönderdiğine inanılır. Büyük ayı yıldızlarına Moğollarda Doolon Obdog ("Yedi Yaş Damlalı Adam") derler. Gök'ün Ülker yıldızlarına bağlı olduğuna, ve Ülker'in etrafında döndüğüne inanılır.

Beyaz Ay Bayramı'nda: 14 adet (tütsü?) yakılır. Bunların 7'si "Yedi Yaş Damlalı Adam" ve diğer 7'si Ülker içindir.

Tengrici bir insanın doğaya karşı büyük saygısı vardır, çünkü doğa ruhlarla doludur. Büyük bir dağın, görkemli yaşlı bir ağacın, bir gölün ya da yolundan geçen bir vahşi hayvanın bir ruhu- ve böylece bir kişiliği vardır. Insan doğadan sadece kendine ve ailesine lazım olduğu kadarını alır, savurganlık Tengriyi ve Yer suları öfkelendirir. Eğer insan doğadan birşey alabildiyse bu sırf doğa ruhlarının rızası ile olmuştur. Bu yüzden onlara minnettar olması gerekir.




 Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA01
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 20 Ekim 2008, 23:35:46 »

 TÜRKÇÜ birinin  Tanrıtanımaz olmaması gibi kesin bir yargıya katılmıyorum.Materyalist değil ama bilimin ışığında TANRI inancının olmaması bana mantıklı geliyor.TÜRK' lerin tarih boyunca inançsız olmadıkları bir gerçektir ama dinlerin, özellikle semavi denilen dinlerin TÜRK soyu üzerine olumlu bir etkisi olduğuna dair bir tarihi dayanak görmedim. TÜRK soyluların GÖKTANRI'yı küstürmüş olmasından mı bilemem ama bir TANRI varsa bile soysuzların yanında!
Kaldı ki ümmetçi kesim hiç saygı göstermezken kendi ırkının dinini taşıyanada eleştiri hakkı verilmelidir. İslamda bulunan çelişkileri öğrenen soydaşlarımızın gerçeği görmesi açısından bilgiye dayalı yazıların silinmesini ise kesinlikle kabullenmem.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 20 Ekim 2008, 23:46:37 »

ASENA 01 ben insan falan bilmem,Türksek gereğini yapacağız.Türk inançsız olmamıştır,yaradana öyle yada böyle inanmıştır,inancı olmayan kişi hiç bir şeye inanmaz , davasınada ülküsünede,senin söylediğin bilim bunu söylüyor,ataist TÜRKÇÜ olmaz.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN   sence iş olsun diyemi söylenmiş
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA01
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 20 Ekim 2008, 23:55:22 »

ASENA 01 ben insan falan bilmem,Türksek gereğini yapacağız.Türk inançsız olmamıştır,yaradana öyle yada böyle inanmıştır,inancı olmayan kişi hiç bir şeye inanmaz , davasınada ülküsünede,senin söylediğin bilim bunu söylüyor,ataist TÜRKÇÜ olmaz.
Bir TÜRKÇÜ inancı, dini yalnızca kendi soyunda ve kininde buluyorsa buna ne cevab vereceksiniz ağabey? Müslüman TÜRKÇÜ olmaz diyebiliyorsan saygı duyarım. İkisinide aynı netlikte söyleyebilir misin?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 21 Ekim 2008, 00:04:33 »

Sana şuna inan ,buna inan diyen varmı sayın yöneticim.inanda neye inanırsan inan,inancsız olma yeter.Biz kimsenin dini kimseyi alakadar etmez diyoruz.yalnız ateist IRKÇI olmaz.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN ve  YÜCELTSİN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA01
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 21 Ekim 2008, 00:13:37 »

Sana şuna inan ,buna inan diyen varmı sayın yöneticim.inanda neye inanırsan inan,inancsız olma yeter.Biz kimsenin dini kimseyi alakadar etmez diyoruz.yalnız ateist IRKÇI olmaz.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN ve  YÜCELTSİN

Orada durmak lazım!Bizde daha düne kadar müslüman anne, babanın çocuğuyduk! Okudukça, öğrendikçe düşüncelerimiz değişti! ' Kimsenin inancı bizi alakadar etmez! ' diyen eşimizin, dostumuzun tavrını gördükçe daha çok  piştik. Bu saygı duyanların hangisi sana saygı duymuş. Yok öyle yağma! Onlar benim kutsalıma saldıracak, biz daha düne kadar inandığımız ve yalanları ile soyumuzdan uzaklaştığımız arap bellemelerini deşifre etmeyeceğiz!TÜRK ırkına katıksız şartsız iman etmeyenin dışında kimseye saygı duymak zorunda değiliz! İğrençlikleride deşifre edilmelidir. Bu benim üstün ırkım kadar bu safsatalarla ezilen kadınlığım için şarttır. Üç eş, çocuklarla evlilik, örtünme gibi zorunlukların kimin cinsini geri duruma düşürdüğü açıktır. Saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 21 Ekim 2008, 00:27:44 »

Şimdi gavur annenın gavur babanın çocuğumuyuk, yok gene onlar aynı müslüman .Namaz kılarlar mı yok!Oruç tutarlar mı yok!Ama sorsan onlardan iyi müslüman yok aynı benim gibi.Beni babam Türkçü yaptı senin gibi ama Tanrısına laf söyletmez kendisinden başka.Ben biraz düz adamım kusura bakma senin söylediğin bazı bilimsel konuşmaları anlamıyorum.
                                              TANRI TÜRKÜ KORUSUN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA01
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 21 Ekim 2008, 00:30:41 »

Şimdi gavur annenın gavur babanın çocuğumuyuk,yok gene onlar aynı müslüman .Namaz kılarlarmı yok.oruç tutarlarmı yok.Ama sorsan onlardan iyi müslüman yok aynı benim gibi.beni babam Türkçü yaptı senin gibi ama Tanrısına laf söyletmez kendisinden başka.Ben biraz düz adamım kusura bakma senin söylediğin bazı bilimsel konuşmaları anlamıyorum.
                                              TANRI TÜRKÜ KORUSUN
Konunun özü TÜRKÇÜ müslüman yada TÜRKÇÜ tanrıtanımaz olmazdır.  Gülümseme Bu mantığa karşı çıkmam.Babamın TÜRKÇÜLÜĞÜ hususu ise peygamberini TÜRK yapması ile biter. Göz Kırp Yinede o duymasın! Saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 21 Ekim 2008, 00:37:55 »

yahu asena 01 tanrı tanımazdan TÜRKÇÜ olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA01
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 21 Ekim 2008, 00:39:03 »

Ya onun imkanları ile yaptığının bin mislini sende yapardın! Dansöz ideolojileri bir yana yaptıkları imkanları dahilinde abartılacak değildir! Yapamayanlar utansın diyeceğim ama utanacakları yüz yok!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 74
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.066 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.