Taksi yolculuğunda Tanrı'yı Buldum ! (e-kitap)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 01 Haziran 2020, 03:06:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Taksi yolculuğunda Tanrı'yı Buldum ! (e-kitap)  (Okunma Sayısı 222 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« : 23 Nisan 2020, 18:36:24 »

Darwin "tanrı diye bir şey yoktur" demiştir. Yalnızca bilim ve evrim vardır.
Bu ifade çoğumuz için aşırı katıdır. Hepimiz bir ruh eşine ihtiyaç duyarız ve onu bulmak için yukarıya bakarız.
Çoğumuz inanacak spiritüel (manevi) birşeye ihtiyaç duyar. İnsanoğlu yalnızca ekmekle yaşayamaz.
Bu kitabın özü budur.

Hayatın anlamı hakkında hiç bir şey bilmediğimiz için yanıtlar peşinde çok zaman harcarız.
Yanıt yoktur, onları asla bulamayacağız.
Tanrı sonsuz bilgeliği içinde hayatı bu şekilde oluşturmuştur, böylece yaşam sonsuz bir ilgi çekicilikle var olmuştur.
Yaşamı böylesine zengin kılan şey bu bilinmezliktir.

ÖYLEYSE BANA YARDIM ET TANRIM
Normal yaşantıda birşeyler ters gittiğinde dostlarımızdan küçük bir yardım alırız.
Dostlarımızın sağlayamayacağı bir yardıma ihtiyacımız olduğunda, teselliyi bir 'idea'da (düşüncede) ararız ve bu idea'ya verdiğimiz ad Tanrı'dır.

ARACILARDAN KURTULMAK
Hepimizin Tanrı'yla doğrudan bağlantısı vardır.
Papazlara veya peygamberlere ihtiyacımız yok.
İnanmamız gereken tek şey kendi içinde yetkin olan bir güç veya kuvvet olduğudur.
Ancak çoğu insan bunu kabul etmez.
Bu fazla basit gelir onlara. İnsanların mutlaka bir şeyleri karmaşık hale getirmesi gerekir.
Ve Tanrı biliyor ki, Kilise'nin tek yaptığı şey bir şeyleri daha karmaşık hale getirmektir.!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #1 : 23 Nisan 2020, 18:45:03 »

BİR ŞEYLER TERS GİTTİĞİNDE

Bir şeyler bizim istediğimiz gibi gitmediğinde omuz silkerek inancımızı sürdürür ve...
"Her işte bir hayır vardır" deriz.

BİR DİNE İHTİYACINIZ YOK

Pi'nin Yaşamı kitabında Hindistanlı bir çocuk, üç iyi adamla karşılaşır. Her biri farklı bir inanca sahiptir.
Sırayla her biri kendi dinini ona açıklar.
Hepsi eşit derecede sağlam dayanaklara sahiptir ve çocuk hangisini seçeceğini bilemez.
Bu nedenle seçim yapmaz.

TESLİS

Küçükken her pazar günü kiliseye giderdim ve din adamı Teslis'ten bahsetmişti: "Tanrı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh"
Saygıdeğer din adamı bunları hiç açıklamamıştı; sesli olarak okurdu ve biz neden bahsettiğini anlamadan papağan gibi ona katılırdık.
Ne olursa olsun bunları Tanrı adına kabul etmiştim.
Bu muamma(bilinmezlik) üzerine kafa patlatmış tek kişi olmadığıma eminim.
Bu nedenle onu anlamak için yeni ve farklı bir girişimde bulunmayı düşündüm.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #2 : 23 Nisan 2020, 18:56:34 »

PEKİ, TANRI BABA NEDİR VEYA KİMDİR?

Onu hiç kimse görmedi.
Belki de yoktur.
Eğer yoksa bile, insanoğlu onu icat etmek zorundaydı.

KUTSAL RUH NEDİR?

Kutsal Ruh'un ne olduğu konusunda hiçbir açıklama yoktur.
Belki de hiçkimse anlamadığı içindir.

OĞUL KİMDİR?

İsa gerçekten var olmuştur.
İsa'nın yaşamı kaydedilmiş, övülmüş ve dramatize edilmiştir. (öyküleştirilmiştir)
İncil'de okuduklarımızdan, onun kalabalıkları kendine çekebilen, zeki ve karizmatik biri olduğunu anlıyoruz.
Tıpkı Gandhi, Martin Luther King ve Nelson Mandela gibi barışçıl biriydi ve bildiğimiz kadarıyla halkı için can vermiş iyi bir adamı.
Öyküsü defalarca anlatılmış olduğu için gerçekleri kurgu olanlardan ayırmak zordur.

Ben İncil'de anlatılan olayların gerçekten olmadığını söylemiyorum.
Belki de tam olarak Kutsal metinlerin anlattığı şekilde olmamıştır.
Sorumlu olduğunuz şeyler
İncil'de okuduklarınız
Tam olarak öyle değil.

(Bu dizeler Porgy ve Bess adlı bir opera oyununda geçiyor)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #3 : 23 Nisan 2020, 19:21:16 »

İncil harika bir kitaptır fakat kulaktan kulağa aktarılan her şey gibi onun da gerçekliği saptırılmıştır.
Tarihin nerede bitip efsanenin nerede başladığını söylemek zordur.
İsa'nın ölümünden uzun zaman sonra, kulaktan dolma sözlerle ağızdan ağıza yayılmıştır.
İbraniceden yunanca ve Latinceye, tekrar Latinceden İngilizceye çevrilmiş ve ardından bugün Kral James İncili olarak bildiğimiz kopyasına yeniden çevrilmiştir.
Bu, Kilise'nin inanmanızı istediği kitaptır.
Bu, Tanrı'nın değil, Kilise'nin İncili'dir.

MUCİZELER

Birkaç küçük problem var ama bunlar yanılsama olarak açıklanabilir.
Nasıl ki günümüzde televizyonda mucizeler gerçekleştiren hokkabazla ve illüzyonistler varsa, İsa'nın yaşadığı dönemde debazı numaralar yapabilen zeki insanlar vardı.
Suyun üzerinde yürümeyi ele alalım.
Yüzeyin hemen altındaki bir yürüme tahtası bir mucize için mükemmel bir platform oluşturacaktır.
Birisi yıldız olduğunda, tıpkı İsa gibi insanlar onu benimserler, hatta parlaması için üzerine biraz ışık tutarlar ki kendileri üzerine de biraz ışık düşsün.
Her yıldız gibi İsa'nın da müritleri ve turnelerini organize eden sorumluları vardı.

GERÇEKTE OLAN ŞEY BU MUYDU?

İsa dostları tarafından hala hayattayken haçtan aşağı indirilmiştir.
Ardından bir mağaraya götürülmüş ve mağaranın girişi büyük bir kaya ile kapatılmıştır.
Dostları onun yanında yer almış ve onu yaşatmaya çalışmıştır. Üç gün sonra ölmüştür.
Metaforik olarak (benzetme yaparak) bu göğe yükseliş olarak kabul edilmiş olabilir.
Dostları kayayı kaldırmış ve onu bilinmeyen bir yere gömmüştür.
Bu bir olasılıktır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #4 : 23 Nisan 2020, 19:38:40 »

En ufak bir kanıt kırıntısı bile olmayan bir şeye körü körüne nasıl inanabilirsiniz?
Doğal olarak yanıt buna inanamayacağınızdır.
Kanıtlayabilirseniz bu inanç olmayacaktır.
Yalnızca bilmediğiniz bir şeye karşı inanç duyabilirsiniz.
İnanç işte budur.

YANIT, "RÜZGARDA UÇUŞMAKTA"DIR

Küçük bir çocuk babasına bir tanrının varlığını kanıtlayıp kanıtlayamayacağını sordu.
'Kanıtlayamam' dedi baba.
'Bu tıpkı rüzgar gibidir. Onu hissedersin fakat göremezsin.'

TANRININ VARLIĞININ KANITI

Onbeşinci yüzyılda, Aziz Anselmus, Tanrı'nın varlığını kanıtladığı için bir aziz olarak kabul edildi. Bunu anlamak için başka bir taksi yolculuğu gerekebilir!
1. Biz Tanrı'yı daha büyüğü olmayan olarak tanımlarız.
   Aynı fikirdeyseniz madde 2'ye geçin.
2. Tanrı bir yetkinliktir.
    Aynı fikirdeyseniz madde 3'e geçin.
3. Gerçekten var olan yetkinlik, yalnızca yetkin olma ideasından daha büyük olmalıdır.
  Aynı fikirdeyseniz madde 4'e geçin.
4. Öyleyse Tanrı'nın var olması gerekir: Ondan büyük hiç bir şey yoktur ve yalnızca mükemmellik ideası gerçekten var olan yetkinlik kadar büyük değildir.


   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.188


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 23 Nisan 2020, 19:42:53 »

Tunga kardeşim bu başlığın Türkçülükle ilgisi alakasını da anlatırsan seviniriz!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #6 : 23 Nisan 2020, 19:54:03 »

TANRI KENDİNE YARDIM EDENLERE YARDIM EDER

Biz Tanrı'yız.
Biz evrenle aynı maddeden yapılmışızdır.
Bundan dolayı, dua ettiğimizde aynı zamanda kendi kendimize yönelerek dua ederiz.
Konu dua etmek değildir.
Konu istemektir.
Eğer yoğunlaşmadan ve bir çok şey için dua edersek olasılıkla isteklerimiz yerine gelmeyecektir çünkü onları gerçekten istemiyoruzdur.
Eğer tek bir şey için yoğun bir biçimde ve yeterince uzun süre dua edersek, genellikle istediğimiz şeyi elde ederiz.

PUT

İsa neredeyse her zaman yakışıklı olarak değerlendireceğimiz biçimde, çıkık elmacık kemikli ve kibar bir ifadeye sahip olan biri olarak resmedilmiştir.
Bugün onu böyle görürüz. Filmlerde böyle betimlenir. Bugün Johnny Depp İsa'yı canlandırabilir.
Onun nasıl göründüğünü bilmiyoruz. Budha gibi biraz şişman ve çömelmiş bir adam veya Gandhi gibi kel bir adam olabilir.
Hatta Usame Bin Ladin'e bile benzeyebilir.

PAZAR GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Hindular inek eti yemez.
Anglikanlar pazar günleri biftek yerler.
Biri için günah olan diğer için akşam yemeğidir.

KAFİRLER

Belki de barbardılar ama din üzerine fikirleri çok akıllıcaydı.
Çok sayıda tanrıları vardı.
Eğer yağmurun yağmasını istiyorlarsa yağmur tanrısına dua ederlerdi ve yağmur yağardı veya yağmazdı.
Karın ağrıları varsa ağrı tanrısına dua ederlerdi ve eğer duaları kabul edilirse ağrıları geçerdi.
Tanrı'yla anladıkları şeyler aracılığıyla konuşuyorlardı.
Çok basit ve çok içten biçimde.
Hiç de kafir değillerdi.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #7 : 23 Nisan 2020, 20:00:55 »

Tunga kardeşim bu başlığın Türkçülükle ilgisi alakasını da anlatırsan seviniriz!
"Tengricilik ve Biz atesit değiliz" konu başlığında işlendiği üzere Türkçülerin dinsel görüşleri konusundaki sorulara bir yanıt olarak Türklerin kadim Tengri inancının anlaşılması ve bir takım uydurma dinlerin yanıltıcı etkilerinden arınmak ve bilimsel - akılcı Tanrı İnancı anlayışını ortaya koyabilmek amacıyla otağımızda Taksi yolculuğunda Tanrı'yı Buldum kitabını e-kitap olarak Türk gençlerinin ilgisine sunuyorum.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
ULAK
Atsızcı
**
ileti Sayısı: 389



« Yanıtla #8 : 23 Nisan 2020, 20:33:04 »

TUHAF BİR KİLİSE CEMAATİ ÜYESİ

Eskimo, misyonere sormuş, "ben cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğim diye?" diye.
Misyoner "cennete" demiş.
"cennet hakkında hiçbir şey bilmeseydim cehenneme mi gidecektim?" diye sormuş Eskimo.
"hayır" demiş misyoner.
"öyleyse neden bana ondan bahsettin?" demiş Eskimo.
Onun hakkında düşünün.

TANRITANIMAZLIK

İnsanoğlu bir Tanrı olmadan yaşamayı gerçekte istemez.
Komünistlerin keşfetmiş oldukları üzere, tanrıtanımazlık, çok uzun bir süre inanmayı sürdüremeyecekleri kadar kısır bir bakış açısıdır.
Spiritüel olarak biz sevgili Tanrı'mıza ihtiyaç duyarız fakat onu bizim koşullarımızda, bizim kontrolümüz altında isteriz.

KAVGACI DİL

İnsanların Tanrı'ya daha yakın olmak için inşa ettikleri Babil Kulesi öyküsünü bilirsiniz.
Gerçekte kuleyi yalnızca kendileriyle övünmek için inşa etmişlerdir.
Bu nedenle Tanrı, farklı dillerde konuşmalarını sağlayarak onları dizginlemeye karar vermiştir.
Aniden tartışmaya ve birbirlerini yargılamaya başlamışlardır.
Proje suya düşmüştür.
Farklı dillerde konuşmak husumete ve kavgaya yol açan yanlış anlaşılmalara neden olur.
Sırf insanlar farklı dillerde konuştukları için din adına çok sayıda savaş yapılmıştır.
Çoğu din farklı biçimlerde aynı şeyi söyler. Ancak bizler bunu farklı biçimlerde duyarız çünkü hepimiz farklı dillerde konuşuruz.
Yanlış anlaşılmalar yaşamamızın ve savaşların nedeni budur.
Komşularımızla onlardan farklı düşüncede olduğumuz için değil, onları anlamadığımız için kavga ederiz.

SAVAŞIN TARİHİ

Farklı insanlar, farklı coğrafyalar, farklı hava durumu, farklı besinler, farklı gelenekler, farklı evler, farklı dinler.
İnsanlar bir yerden başka bir yere gittikçe karşılaştığı insanlara kendi dinini anlatmış ve onlardan da onların dinini öğrenmiştir.
Sorunların başladığı yer tam da burasıdır.
Din adına, herhangi başka bir konu adına olduğundan daha fazla kan akıtılmıştır.
Başkalarının inanışlarını anlamayı reddetmemiz dinsel savaşların bugüne kadar varlığını sürdürmesinin nedenidir.

TANRI'NIN NEDEN SİZİN SAVUNMANIZA İHTİYACI OLSUN Kİ?

Bu dürtünün nedeni Tanrı'dan daha güçlü olduğunuzu düşünmeniz olabilir.
Tanrınızın sizden daha güçsüz olduğunu düşünüyorsanız pek de inançlı değilsiniz demektir.
Söylediklerim mantıklı geliyor mu? Bu durumda din adına savaşan insanlara inançlı diyebilir miyiz?

İNTİHAR BOMBACILARI

Genç insanlardan bedenlerine bomba bağlayıp kendilerini ve masum insanları havaya uçurmaları istenir.
Onlara böylece cennette ön sıralardan bir yer garanti edecekleri söylenir.
Bu genlerden bu talepte bulunan kişiler yapılmasını istedikleri şeyi kendileri yapmamışlardır.
Hiç olmazsa İsa kendisi ölmüştür.
Eğer biri size şehit olmanızı önerirse, ona...
"Siz önden buyrun" deyin.

KOMEDYENLER SİYASETE

Savaşlar, mizah duyguları ülke yönetiminde hiç bir rol oynamayan hırslı erkek ve kadınlar tarafından başlatılmıştır.
Uluslararası savaş zirvelerine kendini çok önemseyen ve ölümüne bir ciddiyet içinde olan profesyonel devlet adamları yerine en iyi komedyenlerimizden bazılarını gönderseydik ne olurdu?
Diplomatların bu buluşmasının bir savaşa başlatabileceğini hayal edebiliyor musunuz?
Ne kadar uğraşsalar da onlar bunu yapamazlardı. Mizah duyguları bunu engellerdi.
İnsanlar başkalarına savaş ilan ettiklerinde kendilerinin haklı olduğuna inanırlar.
Tanrı'nın kendi taraflarında olduğuna inanırlar.
Tanrı biliyor ki bu tam bir çılgınlık.

BARIŞ BİNASI

Batı, savaş silahları için milyarlar harcayarak gücünü göstermek yerine Sıfır Noktası'na bir cami inşa etseydi, islami bakış açısına karşı anlayışımızın çok dikkat çekici bir simgesi haline gelirdi.
Bu, dünya barışına doğru çok büyük bir adım olurdu.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.188


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #9 : 23 Nisan 2020, 20:55:55 »

Devam kandaş
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 2.25 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.