SİYASAL İSLAMCI-KÜRT DAYANIŞMASI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 12:30:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: SİYASAL İSLAMCI-KÜRT DAYANIŞMASI  (Okunma Sayısı 3800 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt Asena
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 296



« : 06 Eylül 2010, 22:38:14 »

                                     SİYASAL İSLAMCI-KÜRTÇÜ DAYANIŞMASI

   Tarihinde defalarca ateşle imtihan etmiş olan Türk milletinin, şu an varlığına kast etmiş iki iç düşmanı vardır. Bunlardan bir tanesi: Siyasal islamcılar diğeri de kürtçülerdir. Esasında dışarıdan bakıldığı zaman birbirlerine ne kadar uzak görünseler de, sanıldığının aksine iki farklı düşman değillerdir. İyi incelenip, etüd edildiğinde görülecektir ki; Siyasal islamın çıkış noktası da yönlendiricisi de kürtçüler dolayısı ile kürtlerdir. Keza, önemli ve büyük tarikatların hepsinin kurucusunun kürtler olması sebebi ile siyasal islam ile yakın ilişki kurmalarının yanı sıra bizzat da siyasal islamcıları kontrol etmektedirler. Karşılığında da istediklerini almaktalar, Türk'ün kanı ve canı ile aldığı yurdumuz ise sakal bırakıp eline de 99lu tespih alan cahil kürde peşkeş çekilmektedir.

    Bu iki kesim, kendi çıkarları uğruna birbirlerine her açıdan yaranmaya çalışmışlardır. Bağdat'ta kurulan Kadir-i Tarikatı, Adıyaman'da kurulan Menzil Tarikatı, Buhara'da kurulan Hazneviler, Siirt'te kurulan Tillocular gibi en çok duyulan kürtçü tarikatlar, belirledikleri bir partiyi başa getirmiş; başa gelen parti de tarikatların isteklerini yapmaya çalışmıştır. Başlangınçta milletin gözünü boyamak adına dini yönde gerçekleştirilen bu istekler zamanla asıl rengini belli ederek kürtçülüğe hizmet eder hale gelmiştir. Örneğin, 1950'lerde Demokrat Parti'nin başa gelmesini sağlayan nur cemaati ve kurucusu Said Nursi'ye yaranmak ve milletin gözünü boyamak adına Türkçe okunması zorunlu olan ezan tekrar arapça okunmaya başlanmış, Ankara Üniversitesi'ne İlahiyat Fakültesi açılmıştır. Fakat bu olanlar olayın sadece görünen yüzüdür. Bir de görünmeyen yüzü vardır ki işte o kimin ne amaçla çalıştığının kanıtı niteliğindedir. İlerleyen dönem içerisinde Kurtuluş Savaşı sürecinde isyan eden ve düşmanla işbirliği yaptığı için Atatürk'ün Suriye'ye sürdüğü Çeto Aşireti'ne af getirerek, topraklarının geri verilmesi her şeyi kanıtlamaktadır. Üstelik, PKK'nın 2. adamı olan Murat Karayılan bu aşiretin mesuplarındandır. Şayet; islamcıların bu affı olmamış olsaydı Suriye'de sefil bir kürt köylüsü, 2. sınıf vatandaş olarak kalacak, gerçekte de KARAYILAN şu an başımızdaki belaların bir müsebbibi de olamayacaktı.
    Yine gerçekleştirilen bu işbirliklerine örnek verecek olursak eğer, günümüz Türkiyesi'nin iktidarı AKP ve hükümetinin yaptıkları tüm yaşananların özeti niteliğindedir. AKP de diğer kürtçü partiler gibi desteğini tarikatlardan alarak iktidarın başına gelmiştir. Geldiği günden itiberen yaptıkları ya da yapmaya çalıştıkları ile kendi kendilerini ele vermişlerdir. Kürt Açılımı diye tabir ettikleri açılımla kürtlere bir takım haklar vermeye çalışmışlar, PKK'ya kardeşim diyenlere mecliste söz hakkı vererek; meclisi etnik döküntü bahçesine çevirmişler, kürtçe yayın yapan kanal açmışlar, mecliste ya da mitinglerde kardeşlik mesajları vermeye çalışmışlardır. Zaten AKP'nin bünyesinde olan kişilerin etnik kimliklerini irdelediğimiz takdirde her şeyin farkına kolayca varmış oluruz. Öncelikle daha bir kez bile ' Türk milleti ' deme cesaretini gösteremeyip her defasında 'Türkiye halkı' demekle yetinmeye çalışmış Tayyip Erdoğan bir gürcüdür. Ve ne gariptir ki kendisi aynı zamanda bir nakşibendi tarikatı mürididir. Yine kendisi gibi nakşibendi ya da nur cemaati müridi olan Dengir Fırat, Bülent Arınç, Zeki Ergezen, Abdülkadir Aksu saf kan kürt olmakla birlikte; Hüseyin Çelik kürt-arap kırmasıdır. Ayrıca, siyasal islamın en büyük bayraktarı olan Tayyip Erdoğan'ın danışmanlarının hepsi kürttür. Kürt olan bu danışmanların neredeyse tamamı, ya kendileri ya da aileleri bir şekilde kürtçülük yapmışlar ve Türklüğe düşmanlık etmişlerdir. Ki, anayasa değişikliği için yapılacak olan referandum'a denk getirerek, pkk'nın bütün bir sene hazırlık yaptığı halde referandum bitene kadar şehit haberleri dolayısı ile oyları etkilememek için tek taraflı ''ateşkes'' ilan etmesi de hep bu kadroların yaptığı pazarlıkların ürünüdür. Zira, şu an kürt terör örgütünün lideri konumunda olan Karayılan ''devlet'le anlaştık'' açıklamasını yapmadı mı? Akabinde Tayyip Erdoğan'ın partimden pkk ile görüşen kişilerin olmasına izin vermem demesi de pek inandırıcı değildir. Bilinçli Türkçüler olarak kendisinin sözlerine inanmış olsaydık; ''AKP laikliğin teminatıdır.'' sözüne de inanmamız gerekirdi. Hem, ne demiş atalarımız: ''iştir kişinin ayinesi, lafa bakılmaz.''

     Demokrat Parti ve AKP ile verdiğimiz bu örnekler resmen insanın kanını dondurmaktadır. Fakat ortaya çıkan bu manzaraya bakıldığı takdirde siyasal islamcılar ve kürtçüleri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Resmen birbirleriyle et ve tırnak olmuş; bu memleketin sonunu hazırlamak adına yemin içmişlerdir. Gerçi onların bu yapmaya çalıştıklarını kabul etmek bir nebze kolaydır. Çünkü, her iki tarafta bu ülkenin düşmanlarıdır. Fakat içler acısı olan bir durum vardır ki işte asıl o, tüm bu yaşananların en acısıdır. Kendi kanımızdan, canımızdan olan ümmetçi diye tabir ettiğimiz Türk ırkdaşlarımız, onların bu yapmaya çalıştıklarının farkına varamayıp; din kisvesi adı altında ülkemizi bölmeye çalışanlara yardım etmektedirler. Bilmezler ki onların asıl amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek, ütopik kürdistanı kurmaya çalışmaktır. Bilmezler ki o ellerini yüzlerini sürmeye çalıştıkları sarıklılar, kendilerine cennetten arsa vaat ederek bu memleketin topraklarını almaya çalışmaktadır. Aslında, bulundukları ortamın biraz olsun dışına çıkıp, sorgulamaya başlasalar; etraflarında olup bitenleri o kadar kolay anlayacaklar ki, deyim yerindeyse her şey çorap söküğü gibi gelecek. En azından kimmiş bu Said Nursi diye bir soru sorsalar, işte o zaman her şey gün yüzüne çıkacak. Şuan üstad diye tabir ettikleri adamın kulaklarını çınlatmak için, o zaman neredeyse sıraya girecekler. Öğrenseler ki o çok sevdikleri üstadları, zamanın da Kürt-Teali Cemiyeti'ne üye olmuş bir kürtçüdür. 1911 tarihinde yayınladığı bir kitabının içerisinde, Türk olan Selahaddin Eyyübi'yi kürt yaparak saçmalayan Said Nursi, '' Uyan ey, Selahaddin Eyyübi'nin torunları kürtler'' diyerek, kürtleri kışkırtmaya çalışmış; adeta kürt milliyetçiliğinin fitilini ateşe vermiştir. Yine, Mektubat adlı eserinde kürtlere uyanın çağrısı yaparak, '' Ey Asuriler ve Keyaraniler'in cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan kürtler! 500 sene yattınız. Yeter artık uyanınız. Sabahtır. Yoksa, Sahra-i vahşette, vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yok edecektir.''diyerek asıl renginin nur değil de kürtçülük olduğunu belli etmiştir. Öğrenseler ki o sevip saydıkları Said Nursi zamanında ülkenin her yerinde haçlılar dolanırken '' Askere gitmeyin '' çağrısı yapan, kürtçe eğitimi destekleyen ve yine kürt-islam devletini kurmak için ayaklanan ve hiç çekinmeden '' Bir Türk öldürmek, yetmiş gavur öldürmekten iyidir'' diyen Şeyh Said için; '' Şeyh Said ve rüfakası hakiki şehiddirler. Ben onun öcünü, T.C. Devletin'den aldım. Almaya da devam ediyorum'' diyebilecek kadar alçalan bir kürtçüdür. Şuan tüm bu olanların ardından, geldiğimiz noktaya baktığımız takdir de, tutturmuş bir avuç sarıklı kürdistan türküsü, çalgıcı olarakta almışlar arkalarına siyasal islamcıları bize maval okumaya çalışıyorlar. Üzücüdür, bizlere köpek hırlaması olarak gelen bu sesler, birilerine de kendilerinden geçtikleri ilahi gibi gelmektedir. Ve bunlarında önemli bir kısmı maalesef Türk soyludur.

   Kürtçüler sinsi hareket etmektedirler. Zira, onlar da biliyorlar ki tek başlarına kürtçülük yaparak bir şey elde edemezler. Siyasal islamı da ellerinde tutacaklar ki istediklerini yapabilsinler. Sadece kürtçülük yaparak küçük bir kitle olarak kalmaktansa; islamcı forması giyerek kürtçülük yapmak kürtçülerin vazgeçemediği ve bizde de bu kadar alık varken; vazgeçmelerinin mümkün olmayacağı durumdur. Türk soylu kandaşlarımız, bu oyunlara alet olmayarak bu şer yuvalarına yanlarında durmak suretiyle güç vermemelidirler. Çünkü unutulmamalıdır ki, İslamcı kimliği taşıyan bütün siyasi oluşumlar ve partiler kürtçülüğün dümen suyundandır.    
                                                                                                                                BOZKURT ASENA


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz....

Hüseyin Nihal ATSIZ
Oğuz Han
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 788



« Yanıtla #1 : 06 Eylül 2010, 22:58:23 »

Ellerine sağlık abla, bunları besleyenler'de benim konum, oda ufak bir aksaklıktan sonra yarın burada.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkler düşmanın kaç kişi olduğunu değil, nerede olduğunu sorar!
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 06 Eylül 2010, 23:08:46 »

YA BİRAZ MİLLETİMİZİN TABULARINA KARŞI OLACAK AMA SİYASALINI BIRAK NORMAL İSLAM BİLE TÜRKLÜĞE EN BÜYÜK DARBEYİ VURAN OLGU OLMUŞTUR.
TÜRKLER NE ZAMAN İSLAMI KABUL ETMİŞLER İŞTE O ZAMAN DİLLERİ, TÖRELERİ, ANANELERİ VE YAŞAYIŞ TARZLARI BOZULMAYA BAŞLAMIŞTIR.
AKSİNİ DÜŞÜNEN KANDAŞLARIMLA HER ZAMAN TARTIŞMAYA AÇIĞIM.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 432


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #3 : 06 Eylül 2010, 23:18:55 »

Emeğine sağlık kandaşım. Çok doğru yazmışsın. Dini düşünen kandaşlarımız umarım bu yazıyı okurda, bazı şeyleri anlamaya başlarlar.

Ayrıca sosyalizmide kullanıyorlar. Bu çirkin amaçlarını örtbas etmek için kullandıkları iki yöntem ümmetçilik ve sosyalist kardeşliktir. Bir yandan dini düşünen kişileri din yöntemiyle kendi yanlarına çekerken, diğer yandan ise insancıl düşünen kişileri, halkların kardeşliği, eşitlik ve barış gibi söylemlerle yanlarına çekiyorlar. Yani iki yollu bir tuzak. Tanrı Türk'ü korusun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 06 Eylül 2010, 23:31:05 »

Emeğine sağlık kandaşım. Çok doğru yazmışsın. Dini düşünen kandaşlarımız umarım bu yazıyı okurda, bazı şeyleri anlamaya başlarlar.

Ayrıca sosyalizmide kullanıyorlar. Bu çirkin amaçlarını örtbas etmek için kullandıkları iki yöntem ümmetçilik ve sosyalist kardeşliktir. Bir yandan dini düşünen kişileri din yöntemiyle kendi yanlarına çekerken, diğer yandan ise insancıl düşünen kişileri, halkların kardeşliği, eşitlik ve barış gibi söylemlerle yanlarına çekiyorlar. Yani iki yollu bir tuzak. Tanrı Türk'ü korusun.

hun_turk58 kandaşım,

Şu an için binde 0,00001 oy alan sosyalistlerin kürtçülüğe verdiği destek bizlerin nazarında tehlike arz etmemektedir. Lakin, islamcıların tek başına iktidar olup, bir de kürtçüler ile kolkola vermesi; bir nevi Türklüğün kalbine sokulan hançerdir.


Bozkurt Asena kandaşım,

Emeğine, yüreğine, zihnine ve kalemine sağlık. Konuyu ve olayı çok güzel özetlemişsin. Senin bu yazını okuyup da hizaya gelmeyecek kişiye ancak Atsız Ata'nın şu satırlarını yazmak icap eder:

''Bu açıklamadan sonra, gerçeği kabul edip de Türklüğe dönerseniz, hoş… Yine eski sapıklıkta inat ederseniz, sizin vicdanınızdan şüphe etmeli…''

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 06 Eylül 2010, 23:58:02 »

''Bu açıklamadan sonra, gerçeği kabul edip de Türklüğe dönerseniz, hoş� Yine eski sapıklıkta inat ederseniz, sizin vicdanınızdan şüphe etmeli�''


BUNLARIN BEN VİCDANINI ...................
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunç Yürekli
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 108


Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.


« Yanıtla #6 : 07 Eylül 2010, 03:12:20 »

Emeğine, yüreğine sağlık kandaşım. Güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

''Türk'ü sevdim, seveceğim. Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş. Hepsi kabul! Türk Irkı sağolsun!''
Nejdet sançar
Akıncı Türk Beyi
BİLGE BOZKURT
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 338



« Yanıtla #7 : 26 Mayıs 2017, 20:58:48 »

en çok duyulan kürtçü tarikatlar (örgütler):

*Mevlana halid-i bağdadi adlı şeyh Kürt'tür.
*Bağdat'ta kurulan Kadir-i Tarikatı şeyhi Abdülkadir Geylani kürt'tür,
 *Adıyaman'da kurulan Menzil Tarikatı Kürt'tür.
* Buhara'da kurulan Hazneviler, kürt tarikatıdır.
* Siirt'te kurulan Tillocular  , Kürt'tür.
*Erbilli Esad Efendi denilen şeyh, Kürt'tür.
*Abdülhakim Arvasi adlı şeyh, Kürt'tür
*İbda adlı örgütün lideri ve arvasi tarikatına bağlı olan Salih Mirzabeyoğlu (izzet erdiş), Kürt'tür
*Nur cemaatinin lideri Said Nursi, Kürt'tür.

Günümüzde sayısı birkaç milyona varan Türk kesimi, ne yazık ki bu kürtçü tarikatların kürt şeyhlerine bilinçsizce bağlanıyorlar. Bu tarikatların gerçek amacı Türkleri din üzerinden etkisizleştirip Türk kimliğini sindirmektir. Bu kürtçü tarikatların yüzyıldan fazla zamandır uyguladığı sinsi politika sonucunda Türkler, kendi soylarının önemini unutmuşlardır. Türk olmanın önemli bir şey olmadığı ve önemli olanın din kimliği olduğu aldatmacasına inandırılmışlardır.

Türkleri bu bilinçsizlikten kurtarmanın yolu; bu tarikatların kürtçü oldukları gerçeğini anlatmaktan geçer. Ayrıca, Türkiye'de büyük tarikat ve cemaatlerin büyük bölümün "neden"  kürtler tarafından kurulduğu sorusu yeterince manidar ve açıklayıcıdır.

Bu bilgiler ışığında, şimdi bilinçli Türklere düşen sorumluluk, kesinlikle bu tür kürtçü ve kürtlerin kurduğu dini tarikat ve cemaatlerin etkisine girmemektir. Ayrıca Türk milliyetçileri, dinsel hurafeler ve batıl inançlar ile olan mücadelede öncelikle bu kürtçü örgütleri hedefine almalıdır. Açıkçası Türk tarikat ve cemaatlerinin yanlışları ile ığraşmak sonraki bir aşamaya bırakılmalı, öncelikle kürtçü örgüt, tarikat ve cemaatlere odaklanılmalıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkiye yalnızca soyu Türk olanlarındır.
Genç Irkçı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 401



« Yanıtla #8 : 26 Mayıs 2017, 21:01:52 »

Kazandığımız her savaşa k.rtleri de eklemeleri yok mu sinir oluyorum. İslamcılığın ilk şartı yalancı olmaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır: Türklere hizmetçi olma, Türklere köle olma hakkı. Dost, düşman ve hatta bu dağlar bu hakikatı böyle bilsinler-Mahmut Esat Bozkurt
Akıncı Türk Beyi
BİLGE BOZKURT
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 338



« Yanıtla #9 : 31 Mayıs 2017, 02:09:08 »

----alıntı yazı----

Kürt İslam Hareketine Genel Bir Bakış

Türkiye Tarihinde ilk Kürt isyanları Osmanlı Devletinin son yıllarında meydana gelmiştir.  O dönemlerde Rusya’nın kışkırtmasıyla isyan çıkartmak isteyen Kürtler başarılı olamasalar da Birinci Cihan Harbinden yenik çıkan Osmanlıyı işgal planları dâhilinde Kürt meselesi uluslararası müdahaleye açık konuma gelmiştir.  Böylelikle Kürt Devleti kurma çabaları isyanlardan öte masa başında gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu durum Kurtuluş Savaşının başlaması ile değişmiştir. Daha önce merkezi devleti zayıflatmak için kullanılan Kürtler, daha sonra milli mücadeleyi baltalamak için kullanılmıştır. Koçgiri İsyanı’nda açıktan Yunan işgalini kolaylaştırma tavrı olduğu görülmektedir.

Kürt hareketine İslam’ında eklenmesindeki en büyük neden kazanılan Kurtuluş Savaşı ile kurulan Türkiye Cumhuriyetinin halifeliği kaldırmasıdır. İstanbul Hükümeti, Ankaraya karşı Kürtçülerle aynı programı uygulamış ve Kürt özerkliğini tanımıştı. Şimdi ise Türkiye Cumhuriyetine karşı bu kez ideolojide bir araya gelmişlerdir. Cumhuriyet ile birlikte Türk milleti dinsel kimliği geri plana atıp laik ve Türkçü yönelime girmiştir. Bu yönelim ne şeriatçıların ne de Kürtçülerin işine gelmemiştir.
İkinci Cihan Harbinden sonra parlamenter demokrasi ve serbest piyasa düzeni Türkiye’ye de dayatılmıştır.

Demokrat Partinin başa gelmesi ile laik düzen bozulmuş ve bir yandan da Kürt aşiretlerinin temsilcilerini meclise milletvekili olarak sokmuştur. Toprak reformları yarıda bırakılarak aşiretlerin varlığı korunmuştur. Özellikle Kürt kimliğini eriterek Türkleştirmek için kurulan Umumi Müfettişlikler kapatılmıştır. 
Her ne kadar rejimi korumak için yapılan 12 Eylül Askeri darbesi aslında Atatürkçü birikimi yok etmek amacıyla yapıldığını ilerleyen yıllar içinde kendisini göstermiştir. Ayrıca soğuk savaş döneminde ABD’nin sosyalist bloğu güneyden çevirmek için uyguladığı yeşil kuşak projesinin ülkemizde liberal görünümlü İslami motifleri bol olan bir gelişmeye sebep olmuştur. 80 sonrası gericilik hızla ilerlemeye başlamıştır ve bu dönemde esas olarak Kürtçülük gelişmiştir.  Özellikle Özal döneminde şeriatçı Kürtçülüğün yolu açılmıştır. Kürtçülük, dinsel yapı içindeki gizliliğini kaldırarak; kurduğu PKK terör örgütü ile hareket alanını genişletmiştir.

Nakşibendî tarikatından yetişme olan Turgut Özal hem İslamcı hem de Kürtçü fikirleri olan birisiydi. PKK, ilk eylemlerini gerçekleştirdiği sırada bu durumu önemsemeyip bölücülükle mücadele etmemiştir. Oysaki PKK bu sıralarda Güneydoğuda merkezi bir şekilde örgütlenmeye başlamıştır. Ayrıca Özal döneminde uygulanan nüfus planlaması sadece Türklere uygulanmış, Türklerin nüfus ilerlemesi durdurulurken Kürt nüfusuna büyük bir artış yaşanmıştır. Yine Özal döneminde Kürtçü fikirler bizzat desteklenmiştir. Bu fikirlerin en önemlisi federasyon tartışmalarıdır. Körfez Savaşından sonra Özal, Irak’ın kuzeyinden kopacak Kürtlerin Türkiye’ye federatif bir şekilde bağlanmasını önermiştir ama bununla birlikte ülkenin üniter yapısı bozulup Türk-Kürt federasyonu şeklinde oluşacağından bu proje uygulanmamıştır.  Yıllar sonra 12 Eylülcülerin başı olan Kenan Evren de eyalet sistemini savunarak Kürtçülüğünü kanıtlamıştır. Kendi döneminde Türkiye’yi sekiz eyalete bölen çalışmalar hazırlatmış ancak koşullar uygun olmadığı için uygulayamadığını söylemiştir.

Erbakan, İslamcı fikir yapısına uygun olarak milliyetçiliği dışlamaktaydı. Aynı zamanda Türk kimliğini de dışlıyordu. Son başbuğumuzun “Ne mutlu Türk’üm diyene.” Sözünü sindiremiyor ve ”Sen “Ne mutlu Türk’üm diyene.” dersen o da “Ne mutlu Kürdüm diyene.” der.”  sözleriyle Kürt-İslam hareketini desteklemiştir. Çünkü Türkçülük onlar için ümmete engel olan bir yapıdır. Erbakan ayrıca “Elbette Kürt kardeşlerimizin tabii hakları var. Kendi dilleriyle konuşmaları, medyayı kullanmaları, eğitim yapmaları onların tabii haklarıdır ve zaten tarih boyunca bu haklarını kullanmışlardır. Ancak son 70 yılda izlenen milliyetçi, materyalist ve ırkçı politikalar problem yaratmış ve problemi ağırlaştırmıştır." diyerek Cumhuriyetin temelini oluşturan Türkçü politikayı reddetmektedir.

Bunların düşmanlığı sadece Türklere yöneliktir.  Başta Kürtçülük olmak üzere diğer etnisiteleri desteklemektedirler çünkü bunların her biri Türk kimliğine düşmandır. Amaçları ise hep aynıdır, ne kadar etnik yapıya bölerlerse o kadar din adı altında birleştirici olacaklardır.

Yine bu dönemlerde etkili olan Necp Fazıl Kısakürek, çıkarttığı Büyük Doğu dergisi ile ABD’nin Yeşil Kuşak projesine uygun olarak milliyetçi grupları karalamakta onları düşman gibi göstermektedir.  Bu dergiden etkilenip İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C) adında bir örgütlenme oluşmuş başta Atatürk’e ve Türklüğe saldırılarda bulunulmuştur. Bu örgüt ayrıca PKK eylemlerini desteklemiş, çatışmalarda şehit düşen her Türk askerinin ardından kutlamalar yapıp baklava ziyafetleri verip dergilerinde yazmışlardır.

Bu dönemlerde olaya ‘Terör Sorunu’ olarak bakılıyordu ama Demirel ve Erbakan ‘Kürt Sorunu’,’Kürt Realitesi’ gibi tanımlamalarda bulunması ile konu terör olayından çıkıp Türklerin dışında farklı etnik grupların da hak isteme olaylarına dönmüştür.  Hatta  Tayyip Erdoğan’ın o zamanlarda hazırladığı ‘Kürt Sorunu Raporu’ PKK’nın mücadelesini verdiği pek çok şeyi savunmaktadır. Yetmiyormuş gibi ayrıca teröre karşı yürütülen operasyonlar sonucu rejimi eleştirmekten de geri durmamıştır. Terörist başı Apo’dan önce ‘Türkiyelilik’ tezi bunlardan çıkmıştır.

Günümüze yaklaştıkça İslamcı zemin içinde Kürtçülük oldukça güçlenmiş ve AKP iktidarında neredeyse resmi politika halini almıştır. Bunda en çok dış faktörlerin etkisi olmuştur. Yeşil Kuşak projesi yerini Büyük Ortadoğu projesine bırakmıştır. Ve bu projeye eş başkan olarak Erdoğan getirilmiştir.

Tayyip Erdoğan, ‘Türkiyelilik’ tezini iktidara geldiği andan itibaren uygulamaya koymuştur. Öncelikle alt kimlik-üst kimlik tartışmalarını yeniden gündeme getirmiş ve Amerika’yı örnek göstermiştir. Bilindiği gibi bu yapılanma İslamcıların yeniden uygulanmasını istedikleri Osmanlı modelidir. Böyle bir model ayrıca BOP için uygun bir yaklaşımdır. Hatta Erdoğan’ın bu söylemleri üzerine Apo açıklama yapıp kullanılan bu kavramların kendisine ait olduğunu söylemiştir.

AKP hükümeti döneminde yine Türklüğe karşı yapılan bir başka saldırıda Anayasadaki 301. Maddeyi kaldırılmaya yönelik çalışmadır. Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde düşünce özgürlüğü serbestliği için yapılan bu çalışma gerçekte Türklüğü yıkmak için yapılmıştır. Çünkü Avrupa ülkelerinde 301. Maddeye benzer yasalar bulunmakta ve bine yakın kişide bu yasadan dolayı ceza almıştır.

Yine AKP hükümeti döneminde hiç olmadığı kadar Türk ordusuna karşı büyük bir yıpratma çalışmaları yapılmıştır.  Türk milletinin güvendiği bir kurum olması ve teröre karşı gösterdiği hassasiyet sebebiyle Şemdinli olayı, Atabeyler gibi karalama çalışmaları yapmışlardır.

PKK’lı teröristlere dağdan inip masa başında anlaşma çağrıları yapılmıştır. Kürt sorunu tanınıp çözüm yolları tartışmaya açılmıştır. DTP, bu dönemde en rahat çalışmalarını gerçekleştirmiştir. PKK meselesi bölücülükten çıkartılıp sadece teröre indirgenmiştir. Yani bölücülük meşrulaştırılmıştır.

Kürt-İslam devleti kurmanın önemli bir aşaması da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesidir. Gül, Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk gezisini Van’a yapmıştır. Nasıl tesadüftür ki Şeyh Sait’in hayalinde ki Kürdistan’ın başkenti de Van’dır. Gül, tıpkı Erbakan ve Erdoğan gibi Atatürk’ün resmi ideolojisine saldırmaktan geri durmamış ve dağlarda yazan “Ne mutlu Türk’üm diyene.” Sözlerinin ırkçılık olduğunu ve Kürtleri rahatsız ettiğini savunmuştur.

AKP hükümeti, Türklük temelindeki ulusal yapıya karşı İslam temelinde dinsel yapıyı desteklemekte ve İslam’ın birleştiriciliğinin altında etnik ayrılıkların toplanması öngörmektedir.

Bu noktada bizlere düşen en büyük görev Kürt-İslamcı yapıya karşılık cumhuriyetimizin temel yapısını oluşturan Türkçü yapılanmaya sahip çıkmak ve güçlü bir şekilde örgütlenmektir.

kaynak: turkcuturanci.com / Alaz TUNA imzalı yazıdan kısaltılmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkiye yalnızca soyu Türk olanlarındır.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.