NEDEN IRKÇIYIZ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Nisan 2020, 08:21:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: NEDEN IRKÇIYIZ  (Okunma Sayısı 14286 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 17 Nisan 2009, 00:24:57 »

Yabancılarla karışmamak, ırkî özelliklerimizin bozulmaması için şarttır. Genetik bilimine göre üstün olan çabuk bozulur. Atsız bunu şu şekilde açıklar:

"...Irkçılık aynı zamanda bir hıfzıssıhha meselesidir. Karışmak daima üstün tarafın aleyhine olduğundan üstün bir ırk olan Türk ırkı aşağı ırklarla karıştığı zaman ortaya çıkan melezlerde Türk'ün bazı üstün vasıfları kaybolmakta, aşağı ırkın iptidai vasıflarından bazıları onun yerini tutmaktadır. Birer müspet ilim olan antropoloji ve rasyolojinin ortaya koyduğu bu hakikatlardan siyasi düşüncelerle vazgeçemeyiz. İlim ve hakikat, siyasetin oyuncağı olamaz.
...
Bütün bunlara bakarak Türkçüler, ırkçılığı değişmez bir prensip olarak kabul etmişlerdir. Fakat bu ırkçılık, ırkçılığın ne olduğunu bilmiyen veya bilmezlikten gelenlerin ileriye sürdüğü gibi insanları ölçüden ve laboratuvar muayenelerinden geçirerek hangi milliyete mensup olduklarını tayin manasına gelmez. Hemen hemen her ırk başka ırklarla karışmıştır. Bundan bir şey çıkmaz. Çünkü tabiat bir müddet sonra melezliği tasfiye eder. Fakat bir ırk mütemadiyen başka ırklarla karışmakta devam ederse bir zaman sonra, bir daha düzelmemek üzere bozulur..."


İşte bu nedenlerden ötürü, ırkımızın bozulmasını istemediğimiz için ırkçıyız.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 17 Nisan 2009, 00:29:00 »

Tehlikelerle dolu olan dünyada her ırk gibi Türk ırkı da kendisini korumak zorundadır. Bu korunmanın sağlanabilmesi için en sağlam yol da Türk ırkçılığıdır. Türk ırkçılığının neden gerekli ve zorunlu olduğunu anlamak için Atatürk'ün adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un "Atatürk İhtilali" adlı eserine göz atmak yararlı olacaktır:

"Bir ihtilal hangi milletin hesabına yapılmışsa mutlaka o milletin öz evlâtlarının elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız ve şartsız. Yabancıların yardımıyla başarılan ihtilaller yabancılara borçlu kalır. Bu borç ödenmez. Türk'ün en kötüsü Türk olmayanın en iyisinden daha iyidir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun bahtsızlığı, ekseriya, mukadderatını Türklerden başkalarının idare etmiş olmasıdır."

Bozkurt'un bu sözleri bütün fikirlerimizin özeti gibidir. Üzerine söylenecek fazla söz kalmıyor...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 17 Nisan 2009, 00:48:03 »

Irkçı Türkçüler Türk tarihinin verdiği hükümlere baş eğerek dostu ve düşmanı ayırmışlardır. Biz ırkımıza düşmanlık edenle etmeyeni, topraklarımızda gözü olanla olmuyanı biliyoruz. Bizim dostluğumuz ve düşmanlığımız bu esaslara göredir. Bize düşman olana düşman olduğumuz için kimse bizi ayıplayamaz. Irkçı Türkçülük siyasi bir fıkra olmadığı için ırkçı Türkçülerin gündelik siyasetle ilişiği yoktur. Bizim ülkümüz, davalarımız asırlıktır, millidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 17 Nisan 2009, 00:51:57 »

ADSIZ SIIR


Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
Yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.

“Türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
Yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
Mısraların içinde en güzel ve derini
Batıda “Niğbolu””, doğuda “Çaldıran”dır.

Yine batılıların üçüncü Kosova’da
Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da
Param parça ederiz Cermenliğin haçını.

Yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini.
Acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
Yarın rezil ederler Romalı’nın piçini.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 17 Nisan 2009, 10:39:57 »

IRK HAYVANLARDA OLUR ARAPAÇA BİR KELİMEDİR,SOYCULUK DENİLSE DAHA DOĞRU OLUR ...KANIMIN KUTSALLIGINA INANIRIM VE BİR AMAÇ İÇİN GELDİĞİMİZE İNANIRDIM AMACIMIZIN BİZİ YÜCELTTİĞİNE İNANIRDIM AMA DURUMLARA VE OLAYLARA BUKADAR SESSİZ KALMAMIZ ELİMİZİN KOLUMUZUN BAĞLI DURMASI BENDE HAYAL KIRIKLIĞI YARATTIĞI İÇİN TANRI BİZİ UNUTTU MU ACABA DEMEYE BAŞLADIM ..HER KONUDA YETERSİZ KALDIK  HER KONUDA ELİMİZDEN KAPTIRDIK YETENEKLERİMİZİ ,ERK BİZDE DEĞİL ARTIK.. BUNU ANLAMAK İÇİN BİLİMİ TEKNOLOJİYİ VE DÜNYADA OLUP BİTENİ GÖZ UCUYLA İRDELEMEMİZ BİLE YETERLİ OLUR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İlteriş Kutluk Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 399


ACUNDA KUTLU YASA, TÜRKLERİN TÖRESİDİR.


« Yanıtla #5 : 17 Nisan 2009, 13:21:08 »

Gücümüzü kaybetmemizin sebebi aramızda ki fitnecilerdir, yobazlardır, bağnazlardır, Türk' ün benliğini kaybetmesidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

IRKLARIN ÜSTÜNDE TÜRK IRKI!..
GENÇ ATSIZCI
Efrasyap
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 23



« Yanıtla #6 : 17 Nisan 2009, 13:41:27 »

Irkçıyız çünkü ırkımız bütün ırklardan yücedir...!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir
SeLy
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 17 Nisan 2009, 15:29:14 »

TÜRK IRKÇISIYIM. Çünkü uslanmayanın hakkı kötektir. Türk'ün topraklarında ekmek veren eli ısıran çapulcu ihanet eder ise, etkiye-tepki olarak elbette ki, ben de kendi ırkımı savunurum. Türk isen öğün, değil isen itaat et. Etmez isen hak ettiğini alırsın Türk'ten!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
MUKANNA
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 99



« Yanıtla #8 : 17 Nisan 2009, 17:46:44 »

Irkçıyız. Bizim ırkçılığımız milattan önce 209 yılında Mete ile başlamış ve en son öncüsü de Atsız Ata olmuştur. Bu zor günlerde Türk milleti yeni bozkurdu bekliyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÇÜ
Kırıkhan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 303



« Yanıtla #9 : 20 Nisan 2009, 11:31:35 »

  Söyleyeceklerimi daha iyi anlatabilmek adına;sözlerime yaşamın bir savaş olduğu gerçeğine,kayıtsız-şartsız inandığımı belirterek başlamam gerektiğini düşündüm.

  Yaşam öylesine bir savaştır ki;yaşamın savaş olduğu düşüncesine karşı çıkanlar;kendilerini bir anda karşıt görüşlülerle fikir 'savaşı' içerisinde bulur.Yaşam ilk hâmlesini yapmış;'savaş' denilen gerçekliği inkâr edenleri;onlara bu görüşlerini savunurken bile 'savaşmaktan' başka şans tanımayarak,tek hâmlede yere sermiştir.

Yaşamın her ânının savaş olduğu bir ortamda:'kaçma','kendini koruma','gizlenme' gibi eylemler,yalnızca kişioğlu için değil,doğadaki tüm canlılar için hayâtî önem taşımaktadır.

Susayan bir ceylânın;orada tehlike olduğunu içgüdüsel olarak duyumsamasına karşın;her sabah su içmek için,su olan bir alana yakınlaşması ne derece 'doğal' ise,onu su kenârında yakalayıp mîdesine indiren timsâhın da bu hareketi o derece doğaldır ve bu hareket;doğanın, "üstün olanın yaşayışı" kânûnunu doğrular nitelik taşıdığından ötürü;ortada suç,dolayısı ile suçlu yoktur.Doğa deterministik (kesin sonuçlar doğuran nedenlere bağlı olan) bir biçimde ve işlemesi gerektiği yönde işlemektedir.


Doğa;insânı akla sâhip olduğu için bu kurallardan muâf tutmasa da,ona özgü bir 'kendini koruma' içgüdüsüyle,insanların toplumlaşmasını sağlamış,topluluklar hâlînde daha güçlü yaşayabileceklerini öğretmiştir.Öyle ki;toplum,kendisini oluşturan bireylerinin teker teker güçleri toplamından daha büyük bir güçe sâhip,bu bireylerin herhangi birisinin psikolojisinden çok ayrı bir psikoloji ile hareket eden 'akıllı varlıklar' hâlini almıştır.[1]

Bu insan toplulukları ise,zamanla belirli ırklara dönüşmüş,ve ayakta kalabilmek adına kendilerine,korumacı bir yürütücü güç niteliğinde 'ülküler' edinmişlerdir.

Bu gerçekliğe göre;her birey,yetiştiği topluluk (çağımızda ırk) ile vâr olduğundan ötürü,bireylerin ayrı ayrı psikolojilerine benzemek zorunda olmayan genel ve ırkî psikoloji ile bu ırkın niteliklerini savunur.

Toplumların oluşumu,doğanın 'üstün olanın yaşaması' ilkesine dayandığından ötürü,toplumları-toplulukları oluşturan bireylerin bu tür davranışları,gene doğanın tetiklediği hayvânî içgüdüler ile açıklanabilir.

O yönden,her ırkın kendisinde bir takım üstünlükler bulunduğunu iddîa etme "hakkı",salt diğer ırkların ırkçılığından değil,doğrudan doğruya,doğanın bu tür kânûnlarından ileri gelir.Kısacası her ırk,biz kâbûl etsek de etmesek de ırkçılık yapacaktır,çünkü bu hakkı -daha doğrusu zorunluluğu- doğrudan doğruya,doğadan almıştır.

Doğadaki canlıların 'kaçma','kendini koruma','gizlenme' gibi içgüdülerine dayanan bu kitle psikolojisinin uygulanışı -yâni ırkçılık tanımı ve uygulanışı- ,yine bu içgüdülere dayanılarak oluşturulmuş toplulukların öz niteliklerine göre değişir.

Örneğin,Türk toplumu içinde dürüstlük-yiğitlik üstün görülüp,kurnazlık ve sinsilik hoş görülmeyen durumlar olduğundan ötürü,Türk toplumunun ırkçılığı dürüstlük-yiğitlik üzerine kurulmuştur.Türk Irkçılığı,millî erdemi ve ahlâkı ön plâna çıkarırken;Yâhûdîler için,kurnâzlık ve sinsîlik zamân içerisinde kendilerini korumaya yönelik doğal bir hâl almış,Yâhûdî ırkçıları,(Yâhûdî ırkçılığı olan) Siyonizm'in kurnazlık-sinsilik üzerine inşâ edildiğini belirtmekten çekinmemişlerdir.[2]
Siyonizm'in en güçlü ideologlarından Vladimr Jabotinsky'nin ,Yâhûdilerin kurnaz oluşu yüzünden komşularınca sevilmediğini,ve komşularını bu yönden haklı bulduğunu belirten sözleri ( ‘I have no doubt that I am a Zionist because the Jewish people is a very nasty people and its neighbours hate it and they are right. ) ( Avineiri, sayfa.162.) bunun en açık örneğidir.

Doğa'da süregelen bu savaşı;zekâ sâhibi olmayan,ve içgüdüleri ile hareket eden canlılar bile duyumsamışken, 'akla' sâhip olduğunu iddîâ edip,bu savaşı görmezden gelen,gerçekçilikten çok uzakta olup,dünyâ siyâsetini,Emperyalizm'in en güçlü uyuşturucusu olan "humanizm" ve onun 'kardeşlik palavraları' ile anlayabileceğini zanneden zihniyet,üzülerek söylüyorum ki,yaşamı kavrayış bakımından,sözü edilen insândışı canlılardan pek daha alçak konumdadır.

Aklını kullanabilen;dolayısı ile,geçekçilikten uzak siyâsî görüşlerle bu aklı hebâ etmeyen kimseler için,doğadaki, "üstün olanın seçimi" (bkz:'Theory of evolution by natural selection':Darwin,Charles) kuralını tesbît etmek çok sıradandır.

Ancak sözü edilen bu akıllı kimseler;bilimin söylenegeldiği gibi, salt insanlığın yararına işlemediğini,bilimadamlarının -gene doğa kurallarınca güdülenerek- varlığının güvencesi olarak gördüğü 'toplumunun' (yâni ırkının) çıkarı için ömrünü harcadığını bilir.

Bu yönden,bir Türkçü için;doğal seçilimi tesbît ne derece sıradan ise;Darwin'in,kendi toplumu -yâni öz varlığı- için en büyük tehlike olarak gördüğü Türk'leri,aşağılık ırkmış gibi tâsvîr ederek, toplumunun öz niteliklerine uygun bir ırkçılık içinde bulunması o derece sıradandır,yâni şaşırtıcı değildir.

Dünyâ'da ;Arnavutlar,Ermenîler gibi milletleşmesini kısmen tamamlamış;Kürtler,Belüçler,Çingeneler gibi Farsî referanslı ve akrabâ olduğu bilindiği hâlde ırkî-millî bütünlüklerinden ve -çağ açıp kapamak,nice büyük hânedanlıklar kurmak gibi- insanlığı etkileyebilmiş bir târihe,Dünyâ'nın tarafsız dilbilimcileri ve edebiyâtçılarınca kâbul görmüş, öz be öz yaratımları olan 'grameri' ile bir dile sâhip bulunmayan onca topluluk varken;Darwin'in hayâlî ve salt-ekonomik Beyâz Irk'ın üstünlüğü görüşüyle hareket eden sömürgeci emperyalizmi desteklemek amacıyla,Türk Irkı'nın gelişimini tamamlamamış ve iptidâî olduğu yönündeki iftirâsının altında yatan psikolojisi,doğrudan Türk Irkı'nın,karşı tarafın bilinçaltında oluşturduğu üstünlükten ileri gelmektedir.

Emperyalizm o kadar sinsîdir ki;çelişkiler üzerine oturtulmuş çatışma ortamları hazırlayarak,milletleri sömürgeleştirmeye çalışır.

Bir yandan;aslında Anadolu'da binlerce yıldır bulunan,Orta Asya'daki kalıntılarının,Anadolu'dakilerden daha genç olduğu günümüz dürüst ve -ırkî içgüdülerinin izin verdiği ölçüde- tarafsız, arkeologların-târihçilerin öne sürdükleriyle kanıtlanan, Türk Irkı'nın;Malazgirt Savaşı sonrasında,çok az bir nüfûs ile Anadolu'ya gelip burada eriyip varlığını yitiren barbar bir ırk olduğunu,şu anda kendilerini Türk Soylu olarak gören insanların ise,bu ne idüğü belirsiz karışımdan ibâret bulunduğunu;humanizm yalanına kanmış,ve soysuzluğu ilercilik olarak addeden,gerizekâlı değilse bile ileri derecede -genellikle okumuş- câhil kimseler aracılığı ile yayan emperyalizm;bir yandan da -var olmadığını iddîâ ettiği bir ırkın- Türk Irkı'nın,şu anki ırklar arasında gelişimini en az tamamlamış,ve iptidâî kalmış bir ırk olduğu yalanına geri kalan câhil kesimi de inandırarak,bir çelişki ve kargaşa ortamı yaratmaktan çekinmez.

Resmî veyâ gayriresmî bir tartışma ortamında bu türden propagandalarla dolu ve aynı zamanda salt kişisel fanteziler de içeren dökümanları,en kesin bilimsel verilerle donatılmış gibi gururla sunabilen -işin kötüsü,ve acınası yanı bu verilere kendisi de inanan- tümceleri arasına da 'aydın olmak','ilericilik','insân sevgisi',insânî farkındalıklar' gibi hoş sözler de katarak,bu dökümanları kendince çağdaşlaştırdığını düşünebilecek kadar bâsit,ahmâk ve aynı zamanda da okumuş kimseler bulmak emperyalizm için hiç de zor değildir.

Sonuç olarak şunu belirtmeliyim ki,Türkçülük salt-siyâsî ve günlük çekişmelerden uzak,doğanın kurallarına saygılı ve aynı zamanda kendinden emîn olduğu için;gerçek Türkçüler (Türk-İslâmcılar,Kemalistler -bize göre İnönücüler- v.s değil Türk Soycuları) ,ne çocukça tartışmalara girip birilerine Türkçülüğü 'tebliğ' etmeye çalışır;ne de Türk soylu olmadığı için,bunun eksikliğini içten içe hisseden,Türkçe konuşmak zorunda olmanın verdiği ezikliği bir türlü sindiremeyen gayrîtürklerin -ne denli Türk görünürlerse görünsünler- bir Türk kadar Türk olanı,Türklüğü sevecebileceklerini düşünür,ve onların Türkçülüğe ne olursa olsun akıl erdiremeyeceklerini,çünkü bunun doğanın bir kânûnu olduğunu bilir,Türk olamayan kimselere Türkçülüğü savunmak gibi bir ahmâklığın içine girmez.
Bu yönden,Türk olmayıp da yukarıda yazdıklarımı okumak tâlihsizliğini (!) yaşamış gayritürkler;bu yazılanları,kendilerine karşı yapılmış bir savunma olarak değil,binlerce yıldır süren bir ülkünün devrime ulaşması yolunda:"Belki,Yüce İrâde'nin yanında, “yokluğu" metânetle kâbûl, ”yok içinde yok olmayı” hiddetle reddeden özümü,yokluk içinde yok olmadığı konusunda tâtmin etmek;belki de,ölümüne inandığım o "yıkılamaz" ve "tek" irâdeyi,yine bu irâdenin izni ile var eden sonuçları,kesişerek oluşturacak "nedenler" kümesinde bir "nedene" yol açmak." olarak nitelendirsinler.
KIRIKHAN
[1]:Le Bon,Gustave (Crowds):From the psychological point of view the expression
“crowd” assumes quite a different signification. Under certain given
circumstances, and only under those circumstances, an agglomeration of men
presents new characteristics very different from those of the individuals
composing it. The sentiments and ideas of all the persons in the gathering take
one and the same direction, and their conscious personality vanishes. A
collective mind is formed, doubtless transitory, but presenting very clearly
defined characteristics. The gathering has thus become what, in the absence of
a better expression, I will call an organised crowd, or, if the term is considered
preferable, a psychological crowd. It forms a single being, and is subjected to
the law of the mental unity of crowds.
(Ayrıca bakınız:The Psychology of Socialism:Le Bon,Gustave)
[2]Jabotinsky,Vladimr:Yâhûdî Irkı'nın üstünlüğüne olan inancını aşağıdaki sözleri ile vurgular:
“The Jewish race is one of the primary races of mankind that has retained its integrity, in spite of the continual change of its climatic environment, and the Jewish type has conserved its purity through the centuries. .... I can quote and example from my own experience for the Jewish type is indestructible
...
My own race has played such an important role in the world history and is destined for a still greater one in the future.”
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.194 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.