MHP DE ALLAH TANRIYI KOVDU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 21:43:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 23
  Yazdır  
Gönderen Konu: MHP DE ALLAH TANRIYI KOVDU  (Okunma Sayısı 116568 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ŞamanisTürk
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 14 Aralık 2008, 04:22:25 »

Türban serbestisinin önünü açan Anayasa değişikliğine MHP’nin destek vermesi bazı çevreleri şaşırttı. Görünen o ki, bu kesimler MHP’nin tarihini, düşünsel dünyasının oluşumunu pek bilmiyor.

Alparslan Türkeş ile Nihal Atsız’ın yollarının neden ayrıldığını; katıksız bir Türkçü olan Ali Balseven’in dava arkadaşı ülkücüler tarafından neden öldürüldüğünü bilmeyenler, MHP’nin bugününü anlayamazlar. İşte 40 yıl önceki o yol ayrımının hikáyesi.

TARİH: 25 Mayıs 1973. Yer: Ankara. Ali Balseven, 25 yaşındaydı. Kahramanmaraşlıydı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi son sınıf öğrencisiydi. MHP’liydi. Ama...

O gün akşamüzeri Kurtuluş Parkı’nda bir grup MHP’li tarafından önü kesildi. Ali Balseven karşısına çıkanların hepsini tanıyordu. Dava arkadaşlarıydı. Hepsi ülkücüydü.

Ancak...
Bozkurtlar birbirine düşmüştü. Başbuğ o günlerde söylemişti o ünlü sözünü:

"Davadan döneni vurun!"

O gün ülküdaşları, Ali Balseven’i bıçaklayarak öldürdü. Peki, neden?

Ali Balseven davadan mı dönmüştü? Hayır! Birini mi ihbar etmişti? Hayır! Peki, suçu neydi? Suçu...

MHP’de her şey dört yıl önce bir kongrede başlamıştı.

KIRILMA NOKTASI

Tarih: 8 Şubat 1969. Yer: Adana


O gün şehir merkezi çok hareketliydi. Mavi gömlek giyen dokuz genç, motosikletlerle kentte tur atıyordu. Dokuz motosiklet; Alparslan Türkeş’in doktrini "dokuz ışık"ı temsil ediyordu.

Mavi gömlek neyin simgesiydi? Bilinmiyor. Bilinen, Mussolini’nin yarı-askeri gençlik örgütü militanlarının kara gömlek giydiğiydi. Motosikletli gençler gerekli ilgiyi topladıktan sonra kent merkezine geldiler.

Burada, 16 bağımsız Türk devletinin bayraklarını taşıyan 16 gençle buluştular. Alana gelen mehter takımı, ara vermeden büyük bir coşkuyla çalmaya başladı. Kalabalık giderek artıyordu. Alparslan Türkeş ve parti yöneticilerinin gelmesiyle yürüyüşe geçildi.

Askeri bir disiplin altında yürüyenlerin istikameti; milliyetçi hareketin en büyük tarihsel dönüşümünün yaşanacağı kurultay salonuydu.

Şehir merkezinden gelenleri kongre salonunda bir o kadar daha kişi karşıladı. Bu grup Türkeş’e mesafeliydi; liderleri ırkçı-Turancı Nihal Atsız idi.

"Tanrı Türk’ü Korusun" pankartı altında toplanmışlardı. Orta Asya nostaljisini canlandırmak isteyen bu gençler arasında paganist simgeler modaydı.

Bu nedenle hemen hepsi kalpak giyiyordu. Sarkık bıyıklıydılar. Yakalarında Bozkurt rozetleri vardı. Esir Türklerin kurtarılıp, yeniden inşa edilecek "Büyük Türkiye"ye inanıyorlardı. Turancıydılar.

"Adsız"dılar; Göktürkler’de henüz kamusal bir görevi yerine getirmemiş gençler özel isim taşıyamazlardı. Kendilerini kanıtlayana kadar bu gençlere "adsız" denirdi.

Aşırı milliyetçi Nihal Atsız, bu nedenle kendine "Atsız" soyadını seçmişti. Karşılıklı sloganlar altında kongre başladı.

AYRIŞMANIN NEDENİ

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine katılan dokuz subay, 22 Şubat 1964 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katıldı. Liderleri Alparslan Türkeş’ti. Bu ekip kısa bir süre sonra partiyi ele geçirdi. Alparslan Türkeş, partinin genel başkanı oldu.

İhtilalci subayların parti yönetimine gelmesiyle CKMP’de büyük dönüşümler yaşandı. Örneğin, partinin o tarihe kadar ülke yarısında teşkilatı varken, bu sayı hemen 61 il ve 435 ilçeye yayıldı.

Türkiye ilk kez, partili gençlerin kendilerine verdikleri isimle, "komando yürüyüşü"yle tanıştı. Genel Başkan Türkeş’e, "Başbuğ" deniliyordu.

CKMP, Türkçü bir partiydi. Bu siyasal çizgi geniş kitlelerle buluşamıyor; oy alamıyordu. Türkeş ve arkadaşları, "ayakları yere basmayan romantik Türkçü" parti çizgisini değiştirmeye karar verdi.

Türkeş ve subay arkadaşları her ne kadar cumhuriyetçi, laik ve Türkçü olsalar da, oy alabilmek için İslam motiflerinden yararlanmaya karar verdiler!

Siyaset dünyasında İslam’ın ne kadar önemli olduğunu sosyolojik olarak kavradılar. Bu değişim/dönüşüm sadece parti programıyla sınırlı olmayacaktı; hareketin simgeleri/sembolleri bile değiştirilecekti.

İşte Adana kongresi bu amaçla toplanmıştı.

Adana’da toplanılmıştı; çünkü biliyorlardı ki Ankara, İstanbul gibi kentlerde parti çizgisinin değişmesine karşı çıkan güçlü bir "Türkçü" grup vardı.

Ve iki gün süren Adana kongresinde büyük tartışmalar, kavgalar ve ayrışmalar yaşandı...

BÜYÜK DÖNÜŞÜM

Kongre iki gün boyunca hayli hareketli geçti. Kongre Başkanı Orhan Kaleli bile divandan istifa etmek zorunda kaldı. Türkçülerin simgesi "Tanrıdağı"nın yanına, İslamiyet’in simgesi "Hiradağı" eklenip yeni bir slogan üretilmişti: "Tanrıdağı kadar Türk, Hiradağı kadar Müslüman."

Zamanla, "Tanrı Türk’ü Korusun" pankartının yerini de "Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın" alacaktı! Benzeri İslami simgeler, Türkçü gruptan "Türkler Araplaştırılmak isteniyor" şeklinde tepki aldı.

Nihal Atsız ekibi, kongrede direkt Türkeş’i hedef aldı. Aslında Nihal Atsız ile Türkeş’in dava arkadaşlığı çok eski yıllara dayanıyordu.

Türkeş daha Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenci iken Nihal Atsız ile tanışmıştı. Onu öğretmeni bilmişti!

1944 Türkçüler Davası’nda birlikte yargılanıp hüküm giymişlerdi. Şimdi ise karşı gruptaydılar. Nihal Atsız ekibi, kongrede hep benzer sözleri söylediler Türkeş’e:

"Sen git güvendiğin Araplara biat et!"

"Oy toplamak için Arap develere bin!"

Sonuçta, Nihal Atsız grubu, kongreyi kaybetti. Türkçüler ellerindeki parti kimliklerini kürsüye doğru fırlatarak salondan ayrıldılar.

Nihal Atsız, gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

"MHP’de Allah, Tanrı’yı kovdu!"

Türkçülük, Osmanlı Devleti’nin son döneminde doğmuş; Cumhuriyet ile birlikte dirilmiş; 1969 kongresinde öldürülmüştü!

ÜÇ HİLAL

Türkçü grubun kongreyi terk etmesinin ardından Türkeş ve arkadaşları önergeleri tek tek kabul ettiler. Parti adından başlayarak hareketin her şeyini değiştirdiler:

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu.

"Bozkurt" sembolü/amblemi, yerini "Üç Hilal"e bıraktı.

"Bozkurtlar", "Ülkücüler"e dönüştürüldü!

"Türkçü" yerine "milliyetçi" sıfatı tercih edildi.

"Türkçüler Derneği" lağvedildi; "Milliyetçiler Derneği" kuruldu.

Sadece "Başbuğ"a dokunulmamıştı.

27 Mayıs’ın "kudretli albayı" Türkeş, kısa bir süre sonra Kábe’ye gidip hacı oldu.

MHP artık kendine yeni bir yol çizmişti.

Ve bu yolda "Şamanist" saydığı "Bozkurtlara" ihtiyacı yoktu.

Çünkü:

Bozkurtlar, Şamanist gelenekleri canlı tutmak, unutturmamak istiyordu.

O kadar Türkçüydüler ki, Sakarya, Adapazarı’na gidip Orta Asya’dan getirilen kımızı içiyorlardı.

Hatta 1960’lı yılların sonunda üniversitelerde siyasal kavgaların başladığı o günlerde, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Fehmi Yücesoy okulda solcu öğrencilerden dayak yiyip yere düşünce, "Bana yardım et gök tanrısı" diye dua etmişti!

Niyazi Adıgüzel, Nihat Çetinkaya gibi isimler İstanbul Şamanistler Derneği’ni kurmuştu!

UTANGAÇ SÖYLEM

Alparslan Türkeş, sadece Türkçülerle yollarını ayırmadı. O artık utangaç bir Kemalist idi. Parti binalarından Atatürk resimleri indiriliyordu artık.

1960’lı yılların sonu, 1970’li yılların başı aynı zamanda Türkiye’deki partilerin yeniden saflaşmaya başladığı bir dönemdi.

MHP bu dönemde ideolojikleşme ve radikalleşme konusunda mevcut partilerden daha aktifti. Propaganda konuşmalarında, laikliğin yerini oy avcılığına dönük İslami söylemler aldı.

Politikada mistik/dinsel bir yaklaşımı benimsedi. Kırsal alanlar ve varoşlar için bu söyleminin önemli olduğunun farkındaydı.

Bu nedenledir ki, ülkücüler otobüslere bindirilip Adıyaman’daki Nakşibendi Menzil Şeyhi’nin elini öptürülmeye götürülmesine ses çıkarmıyordu.

Tarikatlar Türkeş’i ziyaret ediyor; ona tüfek hediye ediyorlardı!

Türkeş artık pragmatikti: Türkçü söylemlerle sadece üniversitedeki öğrencilerin dikkatini çekeceğini biliyordu. İsteği, İslamcı söylemlerle "köksüzlük sorunu" yaşayan köylü gençleri toplumsal harekete çekmekti.

Laik Türkeş, tarikatlara yakınlaştı. Öncelikli ilk hedefi Orta Anadolu’daki Sünni Müslümanların oylarını almaktı.

Başarılı da oldu.


ALEVİLER

Ali Balseven’in cenazesine MHP’den kimse katılmadı. Cenazede sadece Türkçüler vardı. Tabutu Türk bayrağı ve Bozkurt flamasına sarılıydı.

Başları kalpaklı, sarkık bıyıklı Türkçüler, yoldaşlarının tabutunu Kahramanmaraş’a kadar taşıdılar.

Ve...

Bilinmeyen bir gerçektir:

Ali Balseven Alevi’ydi.

Alevilerin MHP’ye uzak durmasının bir nedeni de Ali Balseven cinayetidir.

Sonuç:

MHP’nin 40 yıllık siyasal çizgisinde bir sapma yoktur.

’Bozkurtçunun Amentüsü’

Biz kimiz?

Bozkurtçularız.

İdeolojimiz nedir?

Bozkurt Türkçülüğü.

Neye inanırız?

Türk ırkının ve Türk milletinin, her ırktan ve her milletten üstün olduğuna!

Bu üstünlüğün kaynağı nedir?

Türk kanıdır.

Türk doğuştan mı üstündür?

Türk, doğuştan üstün ve kabiliyetlidir. Türk, zekásını, yiğitliğini, askeri dehasını ve her hususta büyük kabiliyet ve istidadını kanından alır.

Bu üstünlük kaybolabilir mi?

Kötü idare ve kötü muhitin tesiriyle azalırsa da bu muvakkattir. Türk kendi gelişmesini tekin edecek iyi bir idare ve iyi bir muhit yaratır yaratmaz bu üstünlüğü yeniden parlar.

Bu üstünlük ne vakit büsbütün kaybolur?

Eğer Türk’ün kanı yabancı kanlarla bulanırsa. Bu takdirde melez ve karışık kanlı olarak doğacak nesiller, Türk’ün maddi manevi hususiyetlerini taşımazlar ve öz bir Türk gibi üstün soydan olamazlar.

Bozkurtlar niçin ırkçıdır?

Bozkurtçuların ırkçı olmalarının diğer bir sebebi de içtimaidir; Bozkurtçular biliyor ki Türk’e ancak Türk’ten fayda gelir. Türk olmayanlar ve her çeşit dönmeler, ne kadar Türk terbiyesi ile büyürlerse büyüsünler hiçbir zaman bir öz Türk’e benzemeyecekleri gibi bir öz Türk gibi de bu millete hizmet edemeyeceklerdir.

Türk derken, 9 göbeği Türk olanları mı kastediyorsun?

Gönül öyle isterdi. Fakat realiteleri gören Bozkurtçular, atalarının dörtte üçü Türk olan veya 4 göbekten beri kanca Türkleşmiş olanları da Türk saymaktadırlar.

Bozkurtçular Pantürkist midir?

Evet...

"Bozkurtçunun Amentüsü"nü kaleme alan isim Reha Oğuz Türkkan idi.


(Bozkurt Dergisi, Sayı 1, 5 Mart 1942.)

Soner Yalçın
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ŞamanisTürk
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 14 Aralık 2008, 05:33:33 »

"MHP’de Allah, Tanrı’yı kovdu!"
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
T�rk�� Devrim
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 13



« Yanıtla #12 : 18 Aralık 2008, 13:44:21 »

Soner Yalçın'ın Allah bir dediğinden başkasına inanmayın. O kimki bu konu hakkında yorum yapabiliyor. Şerefsizin tekidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

IŞBARA ALP
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 18 Aralık 2008, 13:59:51 »

Soner Yalçının ne kadar şerefsiz olduğunu biliriz kandaşım,ırkçı düşmanı,ırksız birisidir,mhp yi ırkçı parti zannettiğinden ikilemlere düştüğü oluyor,ama bu konu onun fikri,düşüncesi deği,tamamen gerçektir.olmuş bir olaydır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Moyençur
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 17


Göktanrıcı-Buduncu


« Yanıtla #14 : 18 Aralık 2008, 14:08:12 »

Soner Yalçın efendinin yalanlarından birini çürüteyim burda;
Alıntı
Adsız"dılar; Göktürkler’de henüz kamusal bir görevi yerine getirmemiş gençler özel isim taşıyamazlardı. Kendilerini kanıtlayana kadar bu gençlere "adsız" denirdi.

Aşırı milliyetçi Nihal Atsız, bu nedenle kendine "Atsız" soyadını seçmişti. Karşılıklı sloganlar altında kongre başladı.

YALAN!

Nihal Atsız Atsız soyadını Selçuklu Ünlü Bir Komutan Olan Suriye Fatihi Emir Atsız'a ithafen tercih etmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Arabın Tanrısı Belki Sapkınları Affeder Ama Türk'ün Tanrısı AFFETMEZ
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 19 Aralık 2008, 13:58:56 »

Soner Yalçın efendinin yalanlarından birini çürüteyim burda;
Alıntı
Adsız"dılar; Göktürkler’de henüz kamusal bir görevi yerine getirmemiş gençler özel isim taşıyamazlardı. Kendilerini kanıtlayana kadar bu gençlere "adsız" denirdi.

Aşırı milliyetçi Nihal Atsız, bu nedenle kendine "Atsız" soyadını seçmişti. Karşılıklı sloganlar altında kongre başladı.

YALAN!

Nihal Atsız Atsız soyadını Selçuklu Ünlü Bir Komutan Olan Suriye Fatihi Emir Atsız'a ithafen tercih etmiştir.



Bilir kişi senin bildiğin yanıldığına yetmez,koskoca harflerle yalan yazmışsın.Ortadan bir cümle çıkarmışsın Sanki çok şey biliyorsun gibi yalan.Önce konuya hakim ol.Biz burada kongrede olan olayların gerçek olup olmadığını tartışıyoruz.

Senin bilmiş gibi konuştuğun konuya gelince ATSIZIN SOYADI,

ATSIZ soyadları verileceği zaman nufus müdürlüğüne gider,soyadım ATSIZ olacak der.Memur,ADSIZ tarihi bir isimdir olmaz der.ATSIZ konuyu bildiği için benimki Adsız değil Atsız olacak der,böylece ATSIZ soyadını alır.

ATSIZ ATA suriye fatihi emir atsız hangi büyüklüğü yapmışta onun adını almak istemiş.Ortada bir yalan varsa ona en yakını budur.

ATSIZ ATANIN ağzından varmı bak bakalım senın dediğin gibi bir şey


Hüseyin Nihâl ATSIZ yazdı22 Şubat 2008, 00:37'da

Bir kere şunu söyleyeyim ki ben devletin bana bahşedeceği soyadına muhtaç değilim, onu soysuzlar düşünsün. Devletin, yani o zamanki Halk Partisi'nin (CHP) kabul ettiği soyadı kanunu yanlıştır. Çünkü Türklerde soyadı isimden sonra değil, önce gelir. Dilin yapısı da böyledir. İlle de Avrupalılara benzeyeceğiz diye soyadını sona almak, şuur altına işlenmiş bir aşağılık duygusunun mahsulüdür. Biz Avrupalı falan değiliz. Buz gibi Asyalıyız ve hepsinden üstün olarak da Türk'üz... Anladın mı monşer? Avrupalı olmak meziyet olmadığı gibi, Asyalı olmak da kusur değildir. Unutma ki Arnavut Avrupalı fakat Japon Asyalıdır.

Bizde soyadı kanunun çıktığı zaman Anadolu Türklerinden yüzde doksan beşinin soyadı vardı ve bu soyadları çoğu defa "oğlu" ile bitiyordu. Çapanoğlu Ahmet, Kadıoğlu Mehmet, Göcenoğlu falan, Mızrakoğlu filan... Tarihimizde de bu tür soyadları bol bol vardı: Osmanoğlu Murat, Aydınoğlu Umur, Karamanoğlu İbrahim ve başkaları... Şimdi alışılmış ve dilin yapısına uygun düşmüş bu isimleri bırakıp da İbrahim Karamanoğlu, Murat Osmanoğlu demekte mana var mı idi? Yoktu amma oldu işte.

Bize gelince: Asıl soyadımız "Çiftçioğlu"dur. Kökümüz ise Gümüşhane vilayetinin Dorul Kazasının Midi köyüdür. Şimdi 8 evli bir köy olan Midi'de artık Çiftçioğlu hanedanından kimse kalmamıştır. Bir takımı Yozgat vilayetinin köylerine göçmüş, daha talihsiz olan bir bölümü, yani bizim ailemiz de İstanbul'a yerleşmiştir. Bize ırkçılık köydeki atalarımızdan kalmadır. Çünkü Çiftçioğullarının tarihi, oturdukları yerin yakınındaki Rum manastırının tahribi ile başlar.

Bu "Çiftçioğlu" soyadı tabii ki nüfus kağıtlarımızda yazılı değildi. Çünkü eskiden soyadları yazılmaz, dini vemezhebi yazılırdı. Soyadı kanunu çıktığı zaman ben ve babam ayrı ayrı yerlerde idik. Nejdet Sançar ise askerliğini yapıyordu. Soyadı kanununun metni gündelik gazetelerde çıkmamıştı. Sözde özetleri yayınlanmış ve bunlar da bermutad yanlış olmuştu. Mesela "oğlu" ile biten soyadları alınmıyacak diye yazılmıştı. Tarihi soyadları da alınmıyacaktı.

Ben yazılarıma eskiden beri "Atsız" imzasını attığım için soyadı olarak bunu seçtim. Son günü müracaat etmiştim. Memur:

- "Atsız'ı soyadı olarak alamazsınız" diye kestirip attı.

- "Neden?"

- "Tarihi isimdir!"

Bilgin bir memura çatmıştık. Ne yapmalıydım? Ondan daha bilgin olduğumu ispat etmeliydim. Ettim de:

- "Tarihi olan, "d" ile yazılan Adsız'dır. Benimki "t" ile yazılıyor!"

Benim bu bilgiçliğim karşısında memur habtoldu ve:

- "Ha!... O zaman olur" diye cevap verdi.

Kardeşim, soyadını mensup olduğu askeri birlik yolu ile tesçil ettirdi. Galiba o da son günlere almıştı. Aklına "Sançar" gelmiş.

Babam ise, yine gazetelerin tesirinde olarak "Çiftçioğlu" soyadını alamıyacağını düşünüp memura "Soyadım Çiftçi olacak" demiş. Memur listeye bakarak: "Bu isim alındı, başkasını bulun" diye cevap vermiş. Soyadı kanununa göre bir nüfus dairesinde aynı soyadı iki ayrı aile tarafından alınamıyacaktı. Babam o zaman altmışına pek yakın ve hayattan yorgun bir insandı. Memura şöyle demiş:

- "Rica ederim, başına veya sonuna "öz", "er" veya "man" gibi birşey ekleyerek şu işi bugün bitiriverin.

Anlaşılan, halk partisi çağında bazı insaflı memurlar varmış. Babama:

- "Dilekçe yazın" şeklinde bir hikmet savurmıyarak "Hayhay" cevabını vermiş. Babamın soyadı da "Özçiftçi" olarak tesçil olunmuş.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TURKCU1923
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 15



« Yanıtla #16 : 15 Şubat 2009, 19:57:48 »

arkadaşlar zaten NİHAL ATSIZ hiç bir zaman makalelerinde dinsel yönde kışkırtıcı yazılar yazmamıştır.MHP nin çizgisi dönemin milli selamet partisinin siyasetine yönelmiştir.siyasal ümmetçi söylevlere dönüşmüştür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK MİLLİYETÇİSİ
Alp Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 8


« Yanıtla #17 : 27 Şubat 2009, 20:37:12 »

Sentezci, tatlı su Türkçüleridir bunlar. Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar da müslümandırlar.  Ama eminim Türkçülük'ten de İslam'dan da bihaberdirler.  Ya da araplara inen Kur'anı Türklere mal etmeye uğraşırlar. Veyahut da Peygamberin Türk olduğunu iddia etmeye.

Böyle uğraşlarda olan kişilerin partisi elbet te MHP'dir.  Ve elbette MHP Türk Milliyetçisi bir parti değildir ve olamaz da.

SonTürk sen bu yazıyı yazınca aklıma bir iddia geldi. Anda seni forumdan da biraz takip ettim. Gördüğüme göre bilgili bir kandaşımızsın. Ben peygamberin Türk olduğuna dair ulu başbuğ Atatürk ve Yahya Kemal'inde bulunduğu şekilde araştırmalar yapıldığını biliyordum. Acaba bu konunun aslı nedir ?

Kahrolsun sentezci, kürt sevdalısı Mhp köpekleri!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
turan
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : 27 Şubat 2009, 23:33:20 »

Tarihin her döneminde MHP nin yanlışları sorgulanmış ve doğrulanmıştır.MHP hiç bir zaman ümmetçi tavrından daha ileri gidememiş asla tam bir Türkçü parti olamamıştır.Şayet dinci bir partinin Türkçü bir  parti olmasıda mümkün değildir.Bir yanı Türk sevdası demekte diğer yanı arap türküsü söylemektedir.En iyi yaptığı şey bizimkendini fazla geliştirememiş ve fazla bilgiye sahip olmayan Türk gençlerini çatısı altına toplamak olmuştur.Hüseyin Feyzullah,ında Türklük adına diye yaptığı bir çok yanışlar zinciride tarihte sabittir.Sonuç itibariyle MHP öz çocuklarını eleyip kendine üvey evlat edinmiş ve hiç bir zaman Türkçü bir parti olamamıştır.  T.T.K.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
motun yabgu
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 3


« Yanıtla #19 : 06 Mart 2009, 21:54:01 »

Zaten iyi bir müslümandan Türk´cü olmaz,iyi bir irkcidan´da müslüman!!! Ayni anda hem irkci hemde müslüman olmak,dinin ilkelerine aykiridir!  Tanri (allah) insanlari esit yaratmistir! Bu sakat bir zihniyettir! Tanri insanlari esit yaratmamistir! Öyle olsaydi baska irklarinda Mete Hani Cengiz Han´i AtaTürk´ü olurdu! Üstünlügün Türk irkina özgü olduguna iman etmeyen bizden degildir! Türk Irk´i Sagolsun! GökTanri Türk´ü Korusun!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 23
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.