Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRKÇÜ DURUŞ, TÜRKÇÜLÜK, ATSIZCI GÜÇ => TÜRKÇÜ, Ümmetçi Tartışmaları => Konuyu başlatan: Ermetin üzerinde 15 Şubat 2012, 22:28:22



Konu Başlığı: KARINCALARIN DA AMERİKANLAŞMIŞLARI VAR...
Gönderen: Ermetin üzerinde 15 Şubat 2012, 22:28:22
     Bilirsiniz, karıncalar çalışkan yaratıklardır. Genetik olarak bu şekilde programlanmışlardır.
Çakalların leş yiyici, Kurtların disiplinli/özgür, kedilerin nankör, katırların inatçı olarak programlanmış olduğu gibi...
Bazı karınca türleri, meselâ Amazon karıncası, düzenli olarak başka karınca türlerinin yuvalarına saldırır, “Minyatür bir kılıç” biçimindeki alt çeneleriyle direnen karıncaların gövdelerini yarar, işçi karıncaların pupalarını içeren kozalara el koyarak kendi yuvalarına götürürler. Kaçırılan pupalar kozadan çıktıktan sonra, kedisini kaçıranları kardeşleri zannederek, onlara işçi/kölelik yapmaya başlarlar...
Köleci karıncalar, kölelerini genellikle genetik akrabalarından secerler. Kozadan çıkan pupa genetik uyumlu değilse onu zaten öldürürler. Özgür türün üyesi işçi karınca, köleci karıncaların evcil hayvanı haline gelir. Üretmesine izin verilmeyen köle karıncalar, sahipleriyle eşit bir toplumsal konuma sahip gibi bile görülebilir. Ancak izin verilen varlığı, köleci karıncanın varlığına adanmıştır.
Karıncaların büyük bir çoğunluğu tropikal bölgelerde ve ılıman iklim kuşağında yaşarlar ve oralarda bu tür bir kölecilik ilişkisi görülmez. Köleci karıncalar ise soğuk iklimlerde yaşarlar. ABD’nin kuzey kesimlerindeki ormanlarda bu köleci karınca kolonilerine sıkça rastlanır. Köle karıncalar üreyemedikleri için, yeni işçilere ihtiyaç duyana kadar sadece “zırhlarını parlatan” köleci karıncalar, gerektikçe yeni köleler bulabilmek için yeni akınlar yaparlar. Çünkü köleci karıncalar öyle bir yaşam kurmuşlardır ki, köle karınca olmadan karınlarını doyuramazlar ve açlıktan ölürler.
Tamamen başka türlü programlanmış olan biz Türkler için garip ve acıklı bir durum!..Köle sahibini, kardeşi sanıp hizmet ederken, sahip, kölesi olmadan hayatını devam ettiremiyor.
Beyin göçü, üretim, tek kutuplu dünya, ikiz kuleler, Irak Savaşı denen kepazelik...Ülkeler idare eder görünümlü kervan önünden gidenler ne derler bilmem / bilirim / umursamam...
“Ya istiklâl, ya ölüm” ülküsünün en ön değer olduğunu öğreten,  uçmağa varmış olmakla, onun ilkeleri de mi öldü ?          Bilmem.
Şengül Hablemitoğlu’nun deyimiyle “Godo’yu beklemek” o karıncaları kurtarır mı ?                                                     Bilirim.
Bilmem / bilirim / umursarım...
Umursadıkça Bursa Nutku’nu hatırlarım !...