Irak, ırak olsa da, Türkmenler biz demektir.
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 11:36:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Irak, ırak olsa da, Türkmenler biz demektir.  (Okunma Sayısı 1552 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ermetin
Ziyaretçi
« : 15 Şubat 2012, 22:55:50 »

Irak, ırak olsa da,
Türkmenler biz demektir!..
1926 Ankara Antlaşmasında  yapay olarak kurulan Irak devletine verilen topraklar ve üzerinde yaşayan 3. milyon Türk “1959 Kerkük Katliamı”na kadar Türklük aşkı ve gururuyla Yaşadılar. Milli düşünce ve duygularını ifade ettikleri millî edebiyat dışında eğitim, siyasal ve sosyal haklarını isteme ve bu uğurda mücadele etme düşüncesi pek az kişi tarafından dile getiriliyordu ki, bu kişiler de kraliyet döneminde Türk olmanın ve bunu dile getirmenin bedelini zindanlarda ödüyorlardı. Ancak Türklük bilinçlerinin bedelini ödeyen bu az sayıda insanın hangi hakların peşinde olduklarından toplumun genelinin pek haberi olmuyor, ortak çıkar uğrunda gelişen, Arap-Kürt gizli stratejik ittifakıyla pek de ilgilenilmiyordu.
1958 yılındaki Irak ihtilalinden Kürtler azami derecede yararlandılar. Ruslar’ın himayesinde sürgünde olan Molla Mustafa ile adamları bağışlanarak Bağdat’a döndüler ve devlet töreni ile karşılandılar. Türklerin dışında bırakıldığı “Kürt-Arap Kardeşliği” resmen ilan edildi. Kürtler belli kaynaklardan sağlanan her türlü desteklerle örgütlenmeye başladılar..
1959 ihtilâlinin 1.yıldönümü hazırlıkları görüntüsü altında “Türk Soykırımı”na başlayan Kürtler, uykuda yakaladıkları Türkleri katliama ve yağmaya uğrattılar. Bu soykırım ne ilk ne de son oldu. Bugüne kadar ne asimilasyondan, ne tehcirden, ne de katliamlardan vazgeçildi...1959 Türk Soykırımı ile Kürtlerin Batılı devletlerce kaşınan gelecek hayalleri, Arapların bitmeyen kini ile birleşerek Misak-ı Millî’ye dahil Türk topraklarında Türk kanının oluk oluk akmasına neden oldu. Anavatan ise yüreği yanan bir avuç miliyetçi dışında daha sonraları da göreceğimiz gibi tam bir sus- kunluk içindeydi...Atatürk’ten sonra millî ekseninden uzaklaştırıl- mış ve bugün de gittikçe uzaklaşan bu politikayı anavatanın siyasi sınırları dışında kalanlar anlayamazlardı. Hele Kerkük Türkleri hiç anlayamadılar. Lozan ve Ankara 1926 Anlaşmalarında hakları tes- cil edilmeyen Irak Türkleri, bu ülkedeki her iktidar döneminde yabancı, hatta adeta düşman muamelesi gördüler. “Kasım”ın iktidarı döneminde Türk adı “Türkmen”e dönüştürüldü...1960’larda halkın büyük sevinç ve umudu içerisinde kurulan “Türkmen Kardeşlik Ocağı” lider kadrosu 1980 yılında asılarak katledildi. Lidersiz örgütsüz olarak boşlukta kalan bir topluluk haline dönüş- türülen Türk toplumu, insanlığın bugüne kadar görmediği bir baskı tehcir ve asimilasyona uğratıldı.
Kürtler KDP, KYP, gibi siyasî partiler kurup örgütlenirken, Türk lerin her türlü siyasî girişimi acımasızca engelleniyordu. 1990’lara gelindiğinde her yönden hazır, Batılı devletlerce tam olarak destek lenen Kürtler karşısında bilinçlenmeleri ve birleşmeleri engellenmiş, Türkiye’deki millî bilinçten uzak, siyasî ihtirasları nedeniyle yarını bile göremeyen siyasi iktidarların insafına terkedilmiş bu Türkler siyasilerin belli çıkarları doğrultusunda yanlış yönlendirilen...
Körfez Savaşından sonra, “Çekiç Güç”ün konuşlandırılması, şaibeli “36. Paralel”in tespiti, “Güvenli Bölge”nın ilanı, “İki Buçuk Milyon Türkmen”in bu bölge dışında tutulmasında zamanın iktidarının çok büyük payı ve ısrarı olmuştur.
Güvenli Bölge’nin yani bugün Kürtlerin hakim olduğu bölgenin sınırı, Sevr’de belirlenmiş olan Irak Kürdistanı yani Güney Kür- distan’ın sınırlarıdır...Peki o halde Kuzey Kürdistan neresi olmak- tadır...
Güvenli bölge, Kuzey Irak’ın veya 36. Paralelin altı üstü asla değildir. bilinçli olarak tespit edilmiş, Kerkük ile ikibuçuk milyon Türk’ün BM güvencesinden çıkarıldığı, Türkiye’nın himayesi dışında bırakılmış bölgedir... Tek amaç vardır; “Kürt bölgesinin kurulmasını sağlamak, Kürtlerle nüfus sayısı bakımından eşit durumda olan Türkleri zaman içinde erimeye terketmek...
      Yaşananlar asla bir petrol savaşı değildir. Yaşanan, ABD tarafından Irak’ın kuzeyinde kurulmakta olan bir “Kürdistan” ve bu Kürdistan’a  Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesini engelleyecek bir Tampon bölgenin Güneydoğu’da ABD Askeri gücü tarafından oluşturulmakta olduğu gerçeğidir!...
Milliyetçi değerlere bağlılığıyla gündemde olan bir hükümetin çeşitli entrikalarla dağıtılarak yerine “Tam Güdümlü” bir hükümetin oluşmasına destek verilmiş olması, bu amacın gerçekleştirilmesi çabalarının somut göstergesidir. Kuzey Irak’ta ABD.tarafından eyleme dönüştürülmüş olan “Yapay Peşmerge Devleti Kurma” projesi Almanya, Fransa ve İngiltere’nin de katkılarıyla hazırlan- mış, yeni komşumuz olacak “Yapay Peşmerge Devleti”nin çağdaş ve bilimsel anlamda devlet olma gerçekliğinin olmadığı görülmektedir. Devlet kurumunun ilk ögesi, diğer devletler tarafın- dan tanınmış bir toprak parçasının olmasıdır. İkinci öge, belli bir toprak parçası üzerinde “birlikte yaşama iradesini gösteren ve sosyolojik anlamda millet olma aşamasına ulaşmış” olan bir insan topluluğunun kendilerine özgü bir yaşama tarzına, yani, sosyo-kültürel özelliklere sahip olmalarıdır. Devlet şeklindeki bir örgütlenmenin bir diğer temel öğesi, ülke içerisindeki insan topluluğunun temel ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılayabilecek ekonomik kaynakların varlığıdır. Olmazsa olmaz dördüncü öğe ise, hukukî ve siyasi bir örgüt olarak devlet, hizmetleriyle sosyal, ekonomik ve teknik alanlar başta olmak üzere diğer toplum hizmetlerine, yine asgari düzeylerde olmak üzere yürütebilecek olan beyaz yakalı orta sınıfın varlığıdır.                     
Özellikle devlet olmak için üzerinde egemenlik haklarının ve ortak iktidarın kullanılabileceği bir toprak parçasının olması gerek- lidir. Oysa Kuzey Irak’ta böyle bir fizikî ve coğrafî altyapı asla mev- cut değildir. Peşmerge devletinin kurulması hedeflenen topraklar tarihi olarak Türk egemenliğinin, günümüzde ise Irak Devletinin egemenlik sınırları içindedir.
Bu bölgenin ahalisinin sosyolojik anlamda bir devlet olma ve kendine özgü bir kültüre sahip olma nitelikleri de yoktur. Millet olmanın sosyolojik esaslarını teşkil eden dil, tarih ve kültürel pay- laşımlar açısından Kuzey Irak’taki insan topluluğu kendi başına özgün bir millet olmaktan çok, bölgede çok uzun bir tarihi süreç içerisinde karşılıklı etkileşim sonucu ortaya çıkan sınır halkı konumundadır. Kuzey Irak’ta Batılıların 150 yıldır kurma çabası içinde oldukları ve nihayet ABD’ye ihale ettikleri bu yeni peşmerge devleti kendi ahalisi için ne denli temelsiz ve fonksiyonsuz ise, ABD açısından o denli çok, önemli fonksiyonları vardır. ABD açısından dünyanın en önemli enerji kaynaklarına sahip Orta Doğu’daki stratejilerin takip edilmesinde kullanılacak yeni uydu ve piyon devletlere gerek vardır. ABD’nin, belirli bir devlet geleneği ve sorumluluk bilinci taşımayan, tamamen kendilerine bağlı güdümlü bir küçük devlet oluşumuna ihtiyaçları var. ABD’nin Orta Doğu’ya yerleştirdikleri bu yapay devletin temel fonksiyonu, çevre ve bölge ülkelerinin etkin olarak denetlenmesi, frenlenmesi ve izleyecekleri politikaların etkilenmesi anlamında bir “terör istasyonu” olmaktır. Böylece ABD bu peşmerge devleti ile Ortadoğu’yu, kontrolü altında tutarken,  en fazla da uygun ekonomik kaynaklarından yararlanmak için Türkiye’yi hedef gösterecektir...         

S. KEMAL ERMETİN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.