Hilâfetin Kaldırılması
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2017, 19:48:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hilâfetin Kaldırılması  (Okunma Sayısı 253 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« : 21 Eylül 2017, 21:46:50 »

Nasıl bir hilafeti kaldırdık, hilafet ne idi ki, kaldırılması gerekmiyor muydu?

Dünya üzerindeki tüm Müslümanların yönetimi, örneğin desek ki, 'dünyadaki bütün Müslümanları yöneteceğiz' derler ki, 'Böyle bir gücünüz var mı?'
Meselâ Vatikan, dünyadaki tüm Hıristiyanlara söz geçirebiliyor mu? Vatikan sadece Katoliklerin, dünya üzerinde Hıristiyanların tümünün değil, sadece Katolik olanların Papası idarecisi fakat Papa bile tüm Katoliklere söz geçirebiliyor mu?

1898 yılının L'ıllustratıon dergisinin kapağında Alman İmparatoru Abdülhamit ile görüşmek üzere İstanbul'a geldi. Buradan da Kudüs'e gitti. Kudüs'te bütün cemaatlerle, aşiretlerle görüştü. Osmanlı tebaası olan bütün Kudüs'teki, Filistin'deki, Suriye'deki aşiret ileri gelenlerinin tümünü topladı. Cemaat ileri gelenlerinin tümünü topladı. Musevileri, Katolikleri, Hıristiyanları, Ortodoksların ileri gelenlerini topladı ve onlara 'sizin koruyucunuz benim' dedi.

Abdülhamit 'benim tebaalarımı iyi ki, Alman İmparatoru koruyor' demiş. İşte böyle bir Hilafeti kaldırdık. Artık onur vermeyen, aksine onur kırıcı bir Hilafet kaldırıldı. Abdülhamit, Abdülaziz, Abdülmecit halife 1853 - 1856 Osmanlı - Rus savaşında Fransız ve İngilizlerle müttefik, ama bu savaş boyunca madalyalar çıkarıyor. Meselâ Ruslar Sinop baskını yapıyor. Sinop'ta donanmamızı yakıyor. Abdülmecit, madalya bastırıyor. 'Senin için öldük Avrupa' diyor. Avrupa ne? Darül Harp değil mi? Abdülmecit'in çıkardığı bu madalya Sinop madalyasıdır.

Bu bilgiler Cengiz Özakıncı'nın Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı kitabında mevcuttur. 1853 - 1856 yılında Osmanlı - Rus savaşında Silistre'ye giriyoruz. Abdülmecit, kahramanca direnen askerlerimiz için de madalya bastırıyor. 'Senin için savaştık, senin için yendik Avrupa' diye üzerinde Silistre - 1854 yazdırdığı madalyayı Avrupa devletlerine dağıtmaya başlamıştır. Bu halife ile kim gurur duyabilir? Yani Silistre'de kanları dökülen askerlerimiz Avrupa için ölmüşler. Abdülmecit, Avrupalılarla daha daha iyi olmak için, İngiliz devlet tarikatı, yani İngiliz devlet yollarının üye oldukları Hıristiyan tarikat Sen Jorj tarikatıdır. İşte bu Sen Jorj tarikatına üye girmiş. Dünyadaki bütün Müslümanların yöneticisi ve dinsel simgesi olan hilafetin başındaki kişi Abdülmecit Hıristiyan Sen Jorj Şövalyelerinin tarikatında ne işi var? Kendisi vefat etti. Yerine Abdülaziz geldi. Abdülaziz'de onun gibi hem Sultan hem halife, Avrupa'ya gidip, borç isteyen ilk halifedir. Saltanat hilafet ile birlikte çöküştedir. Dünya Müslümanları için ne acıdır ki, kendilerinin dini simgesi ve otoritesi olan halifenin durumu bu idi. Abdülaziz'de yine İngiltere'ye gittiğinde bir İngiliz savaş gemisinde Kraliçe tarafından dizbağı nişanı takarak Sen Jorj Hıristiyan tarikatına üye edilmiştir.

Derler ki, hilafet kaldırıldı da işte bu nedenle İslâm ülkeleri bu kadar kötüdür. Hayır, Hilafet bu kadar kötü duruma düştüğü için kaldırıldı. İşte sanki İslâm birlikti, hilafeti kaldırdılar, İslâm parçalandı. İslâm paramparça idi, hilafet o nedenle kaldırıldı. Örneğin Hindistan'da Tipu Sultan halifeden yardım istiyor 'imdat siz bizim halifemizsiniz, biz burada İngilizlerle savaşıyoruz, yardım ediniz' beş defa ulak gönderip, yardım istiyor. Fakat cevap, 'İngilizlerle savaşmayın; çünkü biz İngilizlerle dostuz' diyor halife, siz İngilizlerle dost olabilirsiniz de İngilizler Hindistan'daki Müslümanları boğazlıyor. Müslüman sana 'imdat diyor sen de diyorsun ki, İngiliz'e direnme, barış!' Hikmet Uluğbay Tipu Sultan 'roketin mucididir' dedi. Osmanlı halifesi Tipu Sultan'a yardımda bulunmayınca o da İngilizlere karşı 2 km. menzili olan bir roket buluyor. O roketlerle yeniyor İngilizleri çarpışmada, düşen roketler İngiltere'ye gönderiliyor. Bunlar şok! Bu nedir diyorlar ve inceliyorlar, üzerinde çalışıyorlar. Onlar bu roketi daha da geliştiriyorlar.

Bir sonraki karşılaşmada halifesinden yardımsız kalan Tipu Sultan yeniliyor ve savaş meydanında şehit oluyor. Abdülhamit'in kaybettiği toprak öyle az değil, birkaç milyon km.dir. II. Abdülhamit'in yalnızca 1878 yılı Berlin Antlaşması ile yitirdiği toprakların ve nüfus dökümü mevcuttur. Daha sonra da Mısır vb. pek çok yer var. Sürgün edilen son II. Abdülmecit halife İsviçre'ye gittiğinde kendisine İngiltere'nin Haydarabat nizamı aracılığı ile 300 Sterlin ömür boyu aylık bağlandı. Fakat 300 Sterlin günümüzde kaç para, 1924 yılının bir Sterlini günümüz İngiltere'sinin 55,5 Sterlinine denk imiş. Dolayısıyla bugünün 16.500 Sterlinine denk geliyor. O da 75 bin Türk lirasına aylığı karşılık geliyor. Haydarabat Nizamı kim? Sir Osman Ali, Haydarabat Nizamı, İngiltere'nin Hindistan'da kendi egemenliği altında kurduğu uydurma bir prensliktir. Dünyanın en zengin adamı Haydarabat Prensi Osman, yani böyle bir maaş bağlamasına şaşılacak bir şey yok. Abdülhamit iki kızını da Haydarabat Nizamı'nın iki oğluna veriyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #1 : 21 Eylül 2017, 21:51:07 »

1990'lı yıllarda bir hilafet çabası Amerika'da, İngiltere'de Prens Charles, Kıbrıs'taki Nazım Kıbrısi Nakşî tarikatının lideri Nazım Kıbrısi tarafından 'İngiltere Kraliyet ailesinin erkeklerinin tamamı sünnetlilerdir. Onlar esasen seyittir. Hz. Muhammed'in soyundan gelmektedirler' dedi. Bu ailenin içinde Prens Charles halife adayı olarak gösteriliyor.

Halife olmak için Peygamberin kabilesi Kureyş kabilesinden olmak gerekir, Charles'ın da Kureyş kabilesinden olduğu uyduruldu. Amerika boş durur mu? Clinton Endonezya'ya gittiğinde 'İslâm âleminin bir lideri olsa da sorunları Beyaz saraya davet ederek hallederiz. Ama bir İslâm dünyasının bir halifesi olmadığı için zorlanıyoruz.' gibi demeçler verdi. İngiltere kendisinin kuklası olacak bir hilafet istiyor. Ve istiyor ki, bütün İslâm dünyasına benim kuklam olan halife bir emir versin, benim İslâm dünyasındaki işlerimi o şekilde onu kullanarak ben göreyim.' Bu hayal hâlâ sürüyor. Sanıyor muyuz ki, Batı emperyalist ülkeler bir hilafet kurumu olsa da tek elden yönetsek diyorlar.

Putin hilafete nasıl bakıyor? Batı hilafet kartını eline alır da hiç Rusya oynamaz mı? Rusya'nın halife adayı, Şeyh İmran Hüseyin, burası Rusya'da bir üniversite, sözde Türk dostu Aleksandr Dugin, bir toplantıda Türk düşmanı Şeyh İmran Hüseyin ile birlikte toplantıda 'nasıl ederiz de, Atatürk kâfir; çünkü hilafeti kaldırdı, Atatürk İngiliz ajanı idi. Batı hilafeti kaldırdı, bizde hilafeti nasıl kurarız' diye konuşuyorlar. Kim niye Türk dostu olsun, herkes kendi kendisinin dostu! Cumhuriyet, halifelerin yaptığı borçları ödedi. Adı Osmanlı borcu hakikati halifelerin yaptığı borçlardır. Ta 1955'li yıllara kadar Osmanlı borçları ödendi. Cumhuriyet çalıştı, kazandı. Osmanlı halifelerinin Batı'ya yaptığı borçları ödedi.
'Atatürk hilafeti kaldırmamıştır. T.B.M.M.'de gizlemiştir.' iddiası doğru mudur?
'Kanuna göre hilafet Meclisin manevi şahsında mündemiçtir.' diyorlar.
'Hilafet görevini tek kişiden aldı, Meclise verdi. Hilafet görevini Meclis yapacak, kanun böyle çıktı.' diyorlar. Kim diyor bunu ve bu nereden çıkıyor?

Bunu ilk dile getiren Said-i Nursi, 9 Kasım 1922 yılında Ankara'ya geliyor, İstanbul'dan. 9 Kasım günü Mecliste kendisine 'Hoş geldin' denilmesi teklif ediliyor. Sonra 19 Ocak 1923 yılında Ankara'da Yenigün matbaasında 'Mebuslara Beyanname' diye bir beyanname yayınlıyor. Bu mebuslara beyanname metninde kürdi imzalıdır. Şimdi bu beyannamede mebusların namaz kılması gerektiğini söylüyor. Fakat maddelerden biri 10. madde: - 'Bu yüksek meclisin manevi şahsiyeti sahip olduğu kuvvet ciheti ile saltanat mânâsını istihkak ile deruhte etmiştir.' Yani saltanat ile hilafet ayrıldı ve saltanat meclise verildi ya, o tarihteki adı ile Saidi Kürdi diyor ki, - 'Meclis saltanatı nasıl kendisi üstlendi. Yani meclisin şahsiyeti maneviyesi, (kurumsal kimlik) (tüzel kişilik) (kurumun görev ve yetkileri arasında) Hilafeti de T.B.M.M. manevi şahsiyetinde mündemiç yapın' diyor. 'Eğer şahsın elinde bırakırsanız, tek kişinin elinde olursa hilafet, o zaman meclisi le o çatışır' diyor. İlk bu meclisin manevi şahsında olması gerekir sözü 19 Ocak 1923 yılı tarihi itibarı ile Saidi Nursi'nin mebuslara beyannamesinin son maddesinde yer almıştır. Çıkış kaynağı Saidi Kürdi'dir.

Sonra aradan yıllar geçiyor, 1955 yılı Aralık ayı Adnan Menderes, meclisteki parti gurup toplantısında diyor ki, - ‘Sizler isterseniz, hilafeti bile yeniden kurabilirsiniz.’ sözünü söylüyor. Bundan sonra sıra geliyor Necmettin Erbakan’a 25 Eylül 1969 yılında verdiği bir demeçte - ‘hilafetin büyük faydaları olabilir.’ diyor. Ardından Aytunç Altındal 1981 yılında Süreç dergisinde ‘aslında hilafetin kalkmadığını, hilafetin mecliste olduğunu ve o kanunun böyle anlaşılması gerektiğini’ söylüyor. Hemen ardından 1992 yılında bu defa Hasan Mezarcı, Necmettin Erbakan’ın partisinden milletvekili kendisi de millet meclisine önerge veriyor.

Bu önergede ‘İstanbul milletvekili Hasan Mezarcı’nın hilafetin kaldırılması iddialarına ilişkin sorusu ve Milli eğitim bakanı Köksal Toptan’ın verdiği cevap, 26 Haziran 1992’ şimdi Mecliste Hasan Mezarcı neler söylüyor: - ‘Hilafeti kaldıran yasa, bu kanun sehven veya kasten yanlış veyahut amacını aşkın yorumlanmıştır.’ diyor. ‘Kanunun mânâsı hilafeti kaldırmak değildi’ diyor. Makamı hilafet kanuna göre hilafet Meclisin manevi şahsında mündemiçtir. Bu kanunun metninde sarahaten belirtilmiştir.’ diyor. Oysa kanunun metninde böyle bir laf yok! Kanunun metninde olmayan sözleri kanunda var göstererek, kanunu saptırıyor. Ona da Köksal Toptan bir cevap veriyor. – ‘Yok, böyle bir şey’ diyor. Yine Hasan Mezarcı bu defa 1993 yılında ‘Demirel halife olsun.’ diyor. Ardından Refah partisi milletvekili Zeki Ünal ‘Hilafet Cumhurbaşkanında olsun. Çünkü o kanun kalkmış değil, meclisin bünyesinde’ diyor.

Fetö’yü çok seven Ahmet Akgündüz Bilinmeyen Osmanlı diye bir kitap yazıyor, 1999 yılında, Özal’ın da çok sevdiği bir profesör, kendisi, Fethullah Gülen’in onayını alarak bu kitabı yazdığını söylüyor. Hilafetin kaldırılması içerisinde T.B.M.M.’nin manevi şahsiyeti üzerinde bulunmaktadır, kaldırılmamıştır.’ diyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #2 : 21 Eylül 2017, 21:56:26 »

Cengiz Özakıncı, Dolma Kalem Savaşları’ diye bir kitabında hilafet meclistedir diyenlere cevap veriyor. Fakat her nedense bu propaganda yapanlara karşılığında bir cevap veren yok. Radikal’de Avni Özgürel 28 Temmuz 2004 yılında ‘hilafetin kaldırılmadığını’ yazıyor. Arkasından Hayrettin Karaman da bu şekilde bir yorumda bulunuyor.

Sonra Mustafa İslâmoğlu 3 Eylül 2005 yılında yazdığı bir yazıda ‘inanmayın meclisin hilafeti ilga ettiğine, hilafet T.B.M.M.’nin uhdesindedir.’ diyor. Arkasından İsmet Bozdağ, 5 Mayıs 2006 yılında Aktüel dergisindeki bir görüşmede ‘Hilafet kaldırılabilir bir şey değil ki, T.B.M.M.’nin sorumluluğundadır. Tebaalarını yönetme hakkı bir hanedandan alınmış, T.B.M.M.’ne verilmiştir.’ diyor. 12.03. 2007 yılında İlber Ortaylı ‘Atatürk hilafeti kaldırmayacaktı. Hilafet şu anda T.B.M.M.’nin şahsında mündemiçtir.’ lafını ediyor. Ali Satan araştırmacı profesör 2008 yılında Halifeliğin Kaldırılması kitabında aynı yanlışı yineliyor yazar, ‘hilafetin mecliste mündemiç olduğunu’ söylüyor.

Hemen arkasından Ali Bulaç, zaman gazetesinde aynı şekilde söylüyor. 2010 yılında Aytunç Altındal yine bir kitap çıkartıyor. Devlet ve Kimlik diye, bu kitapta da yine halifeliğin kaldırılmış olmadığını söylüyor. ‘Hilafet T.B.M.M.’nin manevi şahsiyetindedir, kaldırılmamıştır.’ lafını kullanıyor. Arkasından Türkiye gazetesinde başlıyor birtakım yazılar. 2011 yılında Aynadaki sensin başlıklı bir yazıda, ‘T.B.M.M. 3 Mart 1924 yılında hilafeti kaldırmamış, temsilinde değişiklik yapmıştır. Hâl edilen hilafet makamı değil, halifedir. 431 Nolu Kanun, hilafet makamı ve Cumhurtiyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiçtir.’ diyor. Milli gazetede bu defa Mehmet Şevket Eygi, yakın tarihimizin bazı meraklı ve ibretli konusu başlıklı yazıda ‘Hilafetin ilgası ile ilgili 3 Mart 1924 yılında kanunun birinci maddesi şöyledir, yani şu anda İslâm hilafeti millet meclisinin tüzel kişiliğinde mevcut ve saklı bulunmaktadır.’ diyor.

Abdulkadir Selvi 12 Temmuz 2012 yılında, Ekrem Buğra Ekinci, akademisyen profesör 05 Aralık 2012 tarihli Türkiye gazetesinde, İsmail Kara 31 Ocak 2013 yılında, timeturk çok ilginç başlıkta atmış, ‘Meclis hilafeti bugün kaldırdı, eğer isterse hilafeti bugün geri getirebilir’ başlıklı bir makale var. Ardından Faruk Köse, Ekmelettin İhsanoğlu, ‘Yeni Yüzyılda İslâm Dünyası’ adlı bir kitap çıkartıyor. Atatürk’ün hilafeti kaldırmadığını, Atatürk’ün hilafeti yeniden diriltmek gerektiğine dair Nutuk’ta böyle bir yazıları olduğunu söylüyor. Hilafetin mündemiç olduğunu ifade ediyor. Haydar Baş bir parti lideri, Arslan Bulut 1 Temmuz 2014 Yeni Çağ gazetesinde ‘Sonunda mesele hilafete geldi mi?’ Başlıklı yazısında ‘hilafet mecliste, mündemiçtir.’ Yani hilafet hâlâ Türkiye’nin uhdesindedir.’ yazıyor. Erol Mütercimler 4 Temmuz 2014 yılında Ceviz Kabuğu programında böyle diyor. Yine 10 Temmuz 2014 yılında Sinan Meydan Ceviz Kabuğu programında ‘Atatürk hilafeti kaldırdık demiyor, sakladık diyor’ diyor. Adil Gülmez, aynısı söylüyor. Aytunç Altındal ile yakın görüştüğünü söyleyen Selin Şenocak ‘hilafet T.B.M.M.’de beklemede tutuluyor’ başlıklı bir yazı verdi.

Can Ataklı bir köşe yazısında İstanbul Gerçeği sitesinde ‘Halifelik için Atatürk Formülü’ demiş ve yazmış, sonunda da Atatürk’ün kendi yazgısı için sonuç ‘Hilafet devrim kanunları ile tamamen ortadan kaldırılmadı. T.B.M.M.’nin uhdesinde bırakıldı. Yani şu anda hilafet meclisin himayesindedir.’ diyor. Erol Mütercimler yıllar sonra görüşlerini değiştirdi. En son kitabında ‘İsyanlar İhtilâller Darbeler’, Bütün Dünya dergisinde Cengiz Özakıncı’nın yazısını kaynak da göstererek T.B.M.M.’de hilafetin olmadığı görüşünü yazdı. Bütün bunlar 1923 yılında başlamış. Saidi Kürdi’den başlamış, bugüne kadar gelmiş. Bunlara da ‘ne oluyor, yanlış’ diyen yok. Bu propagandaya karşı çıkan yok.

Hilafetin T.B.M.M.’nin manevi şahsiyeti arasında mündemiç olması, görev ve yetkisi arasında olması teklifi millet meclisine getirildi. Getirilmedi değil. Ne zaman? Hilafetin kaldırılması tartışmaları sırasında birkaç milletvekili bu görüşü savundular. Böyle olsun isteği var. Fakat reddedildi. Millet meclisi zabıtlarında var. Yani reddedilmiş bir öneriyi kanun metni öyle çıkmış gibi 93 yıldır nasıl anlatırsınız!

Hilafetin kaldırılması o tarihte Cumhuriyet Halk Fırkası meclis gurubunda görüşüldü. Mecliste değil, önce parti gurubunda görüşüldü. 2 Mart 1924 yılı parti gurubunda bu konu tartışmaya açıldı. Kanun önerisi ise, madde 1. ‘Halife hâl edilmiştir, hilafet mülgadır.’ Tartışmaya sunulan, görüşmeye açılan kanun metni bundan ibarettir. Kim verdi bu kanun önerisini, Şeyh Saffet efendi ve seksen küsur imzacı bunu verdiler. Parti gurubunda 2 Mart’ta tartışıldı. Altı milletvekili bu öneriye karşı çıktı. Ama diğerlerinin tamamı kabul ediyor. O altı kişi de niye karşı çıktı? ‘Meclisin görevleri arasında olsun, hepten kaldırmayalım. Yani Osmanlı hilafeti gitsin çöpe, biz meclis olarak hilafeti üstlenelim’ diyerek buna karşı çıktılar.

Bunun üzerine Adalet Bakanı Seyit Bey, çıktı parti gurubunda 2 Mart günü çok uzun bir konuşma yaptı. Bu uzun konuşma tam metin olarak İsmail Kara tarafından yayınlandığı gibi Cengiz Özakıncı’da da Seyit Bey’in tam metin konuşmasının Osmanlıcası var. İsmail Kara’nın Hilafet Risâleleri adlı kitabında konu ile ilgili konuşma var. Seyit Bey’in bu konuşması aynı zamanda 1 Kasım 1922 yılında hilafet ile saltanatın ayrılmasından sonra Hoca Şükrü efendinin yaptığı ‘Hayır Meclis halifenin olsun’ risalesine cevap olarak yazılmıştır. Yaklaşık olarak bir yıl sonra 2 Mart günü parti gurubunda yapılan hilafetin kaldırılması kanun teklifine yönelik altı kişinin itirazını cevaplarken aynı belgesini yinelemiştir. Neden dolayı hilafetin meclisin yetki görevleri arasında olamayacağını yani T.B.M.M.’nin manevi şahsiyetinde mündemiç olamayacağını anlatan 53 sayfalık bir konuşmadır.

Bu konuşmadan sonra istendi ki, meclis oy birliği ile hiç fire vermeden hilafeti kaldırsın. Çünkü bu bir tarihi karar! Bu tarihi kararda oy birliği olsun, oy çokluğu değil, istediler. Bunun için bu kadar uzun konuşuldu. Hâlâ ikna olmayınca o zaman ilk öneri değişiklik önerisi verildi. Değişiklik önerisini Manisa milletvekili Mithat Bey verdi. Değişiklik önerisi kanunlaşan metin işte değişiklik önerisidir. Değişiklik önerisinde şöyle dedi:

- ‘Hilafet hükümet ve Cumhuriyet mânâ mefhumunda esasında mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır. Şimdi buradaki sorun şurada, ne istiyor hilafetin ilga edilmesini istemeyenler, T.B.M.M.’nin manevi şahsiyetinde mündemiç olsun. Adalet bakanı Seyit Bey’in hazırladığı o konuşmanın özü olan şey ne diyor, - ‘Meclisin manevi şahsiyetinde değil, hilafet hükümet sözcüğünün Cumhuriyet sözcüğünün kavram ve anlamında soyut olarak esasen mündemiç yani esasen ilk hali ile demektir. Çok önemli, yani ilk dört halife dönemindeki hali ile demek istiyor mündemiç, o nedenle hilafeti kaldırıyoruz.’ Şimdi bu 14 imzalı değişiklik yasası kabul ediliyor oylanıyor. Altı hayır oyuna karşılık büyük çoğunluk ile kabul ediliyor. Ertesi gün işte 3 Mart’ta mecliste tartışma yapılıyor. Yine Seyit Bey çok uzun bir konuşma yapıyor. İkna edilemeyen milletvekili bir kişi kalıyor.

Halit Akmansu bu bir kişi de, hilafet T.B.M.M.’nin manevi şahsiyetinde yani görev ve yetkileri arasında mündemiç olsun önerisini getiriyor ve öneriden sonra Seyit Bey’in uzun konuşmasından sonra reddediliyor. Ardından Halit Akmansu istifa ediyor. Benim önerim reddedildi diye. O kadar inatçı bir şekilde direndi. Ama Halit Bey’in istifası önemli, Halit Akmansu’nun anıları kitabında diyor ki, - ‘Hilafet makamı mülgadır dedirtmemek için ve hiç olmazsa -Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesindedir- şeklinde karar alınmasını sağlamak üzere yaptığı beyanatı sırasında’ bunu sağlayamadığından istifanamesini vermiş. ‘Fikren, ruhen halkçıyım. Seçilen umdelere sadık biriyim. T.B.M.M.’de mündemiçtir demediğinizden dolayı istifa ediyorum.’ Diyor. Çünkü karar böyle değil.

Yani çıkan kanunun hilafeti ihlal eden kanunun, hilafet T.B.M.M.’nin manevi şahsiyetinde mündemiçtir diyen bir kanun olmadığının kanıtı ‘böyle bir öneri verdim, reddedildi’ diyor. Seyit Bey ne dedi, - ‘halife Kureyş’ten olur diye bir hadis var. Bu hadiste de dünyadaki bütün Müslümanların hepsi evet doğru bir hadis diyor. Biz Kureyş’ten miyiz kardeşim’ diyor. Değiliz! İkincisi yine dünyadaki bütün Müslümanların inandığı bir hadis daha var. Hz. Muhammed demiş ki, ‘hilafet benden sonra 30 yıl sürecek. Otuz yıldan sonra hilafet yok. Ezici saltanat olacak’ demiş diyor. Yani ‘bütün dünya buna inanıyor, biz peygamberi yalancı mı çıkarmaya çalışıyoruz’ diyor. Üçüncüsü ‘hilafet dünyadaki bütün Müslümanların bütün ihtiyaçlarını karşılamaktır. Biz Türkiye ulus devletiz. Ulus devlet kendi sınırları içindeki Müslümanlarla alâkalıdır. Diğer ülkelerdeki Müslümanlar da kendi bağımsızlıklarını kazansınlar. Bunu istiyoruz ama bizim millet meclisimizin verdiği kararlar bizim misak-ı milli sınırlarımız içinde geçerlidir. Dışında geçerli değildir. Örneğin Afganistan’da bir krallık var. Ben burada bir karar alayım, Afganistan’daki kral uygular mı benim aldığım kararı, demek ki hilafetin dünyadaki bütün Müslümanlara egemen olan yasa çıkarma yetkisini biz kullanamayız. Sonra Kuran’da Müslümanlara öğütlenen yönetim biçimi hilafet değil, şuradır. Şura da meşverettir. Meşverette Cumhuriyet’tir. İşte biz Cumhuriyet’iz. Cumhuriyet var, hilafet yok!’ diye bağırmıştır. Hilafet esasen hükümet ve Cumhuriyet mânâ ve mevhumunda (kurumunda değil) sözlüğünde anlamdan söz ediyoruz.

‘Cumhuriyet kurumunda mündemiçtir demiyor. Cumhuriyet’in mânâsı içindedir’ diyor. Cumhuriyet eşittir hilafet demiyor. Cumhuriyet anlamlarının içinde bir yerde, ama hangi hali ile hilafet ‘esasen’ esasen kelimesinin Osmanlıca anlamı ilk biçim, özgün ilk hali demektir.

Seyit efendi hilafeti, hilafeti raşiti ilk dört halife ve sonra suni sahte hilafet diye ayırmıştır yazısında, hilafet özgün biçimi ile Cumhuriyet ve hilafet kavramında mevcut ama sonradan bozulmuş hali ile değil ve ilk hali ile kurulması istenen hilafetin kurulmasına imkân yok. O dünyanın o hali ile kurulabilirdi. Bugünkü hali ile kurulamaz.’ diyor ve oy birliği ile bir kişi Halit Akmansu hariç, bütün milletvekilleri onaylıyor.

Bu karar derhal bastırılıp, Türkiye’nin her yerine yayılıyor. Gerçek böyle olduğu halde hilafet kaldırılmamıştır ki, T.B.M.M.’nin görev ve yetkisinin arasındadır denebiliyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.