Dini İçerikli Son İletim
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 21:26:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dini İçerikli Son İletim  (Okunma Sayısı 3398 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İdirmava
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 69



« : 31 Temmuz 2011, 21:04:13 »

Esenlikler kandaşlarım. Buğra Atsız Beğ'le ilgili paylaşımım hakkında yazdığınız olumsuz eleştirilerin hepsini okudum. Konu kitlendiği için ayrı bir bölüm açarak cevap vermek istiyorum.

Benim Yeniçağ Gazetesi'nin bu yazısını paylaşmamım sebebi konunun taraflarının ülkücü camianın yayın organı Yeniçağ ile Atsız Ata'mızın Türkçü oğlu Buğra Atsız Beğ arasında olmasıydı. Mevzu-bahis Irkımızın büyük çoğunluğunun dini olduğu için paylaşma ihtiyacı hissettim. Yani düşündüğünüz gibi ümmetçi bir sevdam yok hiç bir zaman da olmadı zaten.

Açina kandaşım Türk milletini seven herkesi sevdiğim gibi Buğra Atsız'ı da seviyorum. Ordumuzun tasviyesi konusunda yorum yazmadığımı söylemişsin. Doğrudur. Olaylar daha tazeyken, neyin ne olduğu belli değilken yorum yapmam ne kadar doğru olabilir? Tabi ki olanları sizler gibi ben de kaygıyla izliyorum ama dereyi görmeden paçayı sıvamamak gerektiği kanaatindeyim. Yeniçağ gazetesinin Fethullah Gülen aleyhine yazı yazmaması hususuna katılmıyorum. Ben bu gazeteyi her gün alıyorum ve okuyanlar rahatlıkla göreceklerdir ki Fethullah Gülen hareketi aleyhine oldukça yazılar mevcut. İstifa eden Sebahattin Önkibar ve Selcan Taşçı mesela. TV programları meselesine gelince onlar için maalesef yorum yapamayacağım televizyon izleme fırsatı olmuyor. Kim hangi kanalda hiç bir fikrim yok. Sadece Ümit Özdağ'ın konuk olduğu programları kaçırmam.

Sizlere samimi söylüyorum ki bu iletiyi paylaşmamın sebebi ümmet sevdam falan değildi. Sadece otağda paylaşmak istedim ve olaya "dini mesele" olarak değil Buğra Atsız'ın taraf olduğu mesele olarak baktım. Uzun lafın kısası : Atsız Ata'mızın oğlunun taraf olduğu bir tartışmayı sizlerle paylaşmak istedim. Ama bundan sonra dini konularla ilgili ağzımı fermuarlıyorum kandaşlarım :=) Bu hatamı otağda yeni olduğuma bağlayın daha 1 haftayı azıcık geçti üye olmam. Zamanla alışacağım. Otağı okul gibi görüyorum. Nasıl ki okula yeni başlayan bir öğrenciye ilk haftada yaramazlık yaptığı için kızılmaz bana da öyle bakın lütfen. Ama şunu da belirtmek istiyorum : Otağda birisi kitaba "arap paçavrası" derken ikaz almıyor da ben "müslim" dediğim anda ikaz alıyorum. Burda bir çifte standart yok mu? Size söz veriyorum bir daha dini içerikli yazılar yazmayacağım fakat bir şartla : İslam veya herhangi bir dine hakaret edilmediği sürece. Madem ki dini konulara girmiyoruz dine hakaret edenlerin ikaz edilmesi de sizin görevinizdir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun_Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 952


TANRI DAĞLARI TIEN SAN


« Yanıtla #1 : 31 Temmuz 2011, 21:45:43 »

Gülen'i yazmayan gazete hangisi?
24 Ağustos 2010 Salı 15:32

2009 yılı başından bu yana Yeniçağ Gazetesi'nde yazan Çetin Yetkin, "Bu özgürlük Fethullah Gülen hakkında yazdığım bir yazıya kadar sürdü" dedi ve bu gazetedeki "yasağı" anlattı:

 

Çetin Yetkin, Fethullah Gülen'in adını "kullanmayan" Yeniçağ Gazetesi'nde neden yazı yazmadığını anlattı. İşte Yetkin'in Oda Tv'de de yayınlanan o yazısı:

Hanefi Avcı’nın kitabı Fethullah Gülen’in adıyla anılan örgütlenmenin ne boyutlara vardığını açıkça ortaya koyuyor. Ancak, yinelemek gerekir ki, Fethullah Gülen, deyim yerindeyse, yalnızca bir “marka”dır. Belki de Gülen, kökleri çok derinlere giden bu örgütlenmede sözcülük görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Çünkü bir kere ne yetişme biçimi, ne eğitimi, ne de kişiliği onun bu örgütlenmenin gerçek lideri olmasına olanak sağlamamaktadır. Öte yandan, ABD’nin onu bağrına basmış ve koruma sağlamış olması da, örgütün bu devlet ile yapısal ilişkisini hiç kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde kanıtlamaktadır.

5 Ağustos 2010 günü cemaat kollarının nerelere kadar uzandığının bir örneğine ben de yaşayarak tanık oldum. Hanefi Avcı’nın açıklamalara bir katkı olacağını düşündüğüm için bu olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

18 Ocak 2009 tarihinden beri Yeniçağ gazetesinde yazmaktaydım. Gazetenin bir-iki yazarının görüşlerine katılmasam da genel olarak yayın çizgisini olumlu bulmaktaydım. Kaldı ki, kendi görüş ve düşüncelerimi özgürce yazabiliyordum. Bu arada birkaç yazı dizim de gazetede yayınlandı. Bu açıdan genel yayın yönetmeni Hayri Köklü ve icra kurulu başkanı Ahmet Yabuloğlu’na teşekkür borçluyum. Ne var ki, bu özgürlük, Fethullah Gülen hakkında yazdığım bir yazıya kadar sürdü.

Yeniçağ’ı okuyanlar bilir: Referandum dolayısıyla gazetede etkin bir HAYIR kampanyası sürüyor. Her gün sürmanşetten neden hayır oyu kullanılması gerektiği çarpıcı örneklerle belirtiliyor. Doğrusu, kampanyanın başarılı olduğu söylenmelidir. Anımsanacağı üzere, bu arada Fethullah Gülen, ta Amerika’dan işe karışarak, referandumda EVET oyu verilmesi gerektiğini açıkladı, hatta olanak olsa “mezardakiler” de EVET demelidirler dedi. Onun gazetenin yayın çizgisine açıkça aykırı bu sözleri üzerine ben de onun bu davranışını eleştiren bir yazı kaleme olarak gazeteye gönderdim. Ancak, gazeteden aranarak bu kişi hakkında herhangi bir yazının yayınlanamayacağı bildirilerek başka bir yazı göndermem istendi. Kendisiyle görüştüğüm Hayri Köklü de, ne yazık ki durumun böyle olduğunu, bunun kendisini aştığını söyledi. Yazının yayınlanmaması durumunda gazeteden ayrılacağımı bildirince de, Ahmet Yabuloğlu’nun izinde olduğunu, onun belki bir çözüm bulabileceğini, dönmesini beklememi, şimdilik beni yıllık iznimi kullanmış olarak göstermelerini kabul etmemi rica etti. Kabul ettim. Ne yazık ki Yabuloğlu da elinden bir şey gelemeyeceğini, Fethullah Gülen’in adının bile gazetede yayınlanmasının olanaksız olduğunu bildirdi. Böylece Yeniçağ da benim için bitmiş oldu.

Bu süreçte kendileriyle konuştuğum gazetenin kimi yazarları da, aynı sıkıntıyı kendilerinin de yaşadıklarını, hatta bu yüzden gazeteden ayrılmak isteyenler bile olduğunu söylediler. Hatta, gazetenin önde gelen bir yazarı, cumhurbaşkanının ve başbakanın bile eleştirildiği bir gazetede bu kişi hakkında iki sözcük bile yazılamamasının nedenini bir türlü anlayamadığını bildirdi.

Gerçekten de, “en milliyetçi” gazete olan Yeniçağ’da yaşanan bu sansür düşündürücüdür. Söz konusu olan, “Dünyanın dümeni Amerika’nın elindedir” diyen ve Amerika’ya biat edilmesi gerektiğini söyleyen bu zatın, Yeniçağ üzerindeki sansüre varan egemenliğidir.

Yeniçağ gibi bir gazetede bile bu durum söz konusu olduğuna göre, Türkiye’nin nasıl kopkoyu bir karanlığa sürüklenmekte olduğunu varın siz düşünün!



                 Oku bakalim burda ne yaziyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

İdirmava
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 69



« Yanıtla #2 : 31 Temmuz 2011, 22:00:08 »

Çetin Yetkin'in ODA TV'deki bu demecini bilmiyordum beni aydınlattığın için teşekkürler Hun Kurt.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Orda Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 283



« Yanıtla #3 : 31 Temmuz 2011, 22:09:20 »

Sebahattin Önkibar'ı kovan ıslak çoraplı beyni yakınmış şakirtlerin emrindeki gazete değil mi bu?Hangi ülkücülük,neyin ülküsü?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır. Türklük güçlenir.
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #4 : 31 Temmuz 2011, 22:15:22 »

Alevi olan Arslan Bulut'u o gazetede nasıl tutuyorlar bu fetullahçılar hayret...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 31 Temmuz 2011, 22:21:18 »

İdirmava,

Türkçülük ne dinsizliğin ne de dindarlığın sancağıdır. Milletin dinine sövenler nasıl ki halkı AKP'nin kucağına itmişse; dine sarılanlar da Türk milletini Doğu Türkistan'a duyarsız Filistin'e ağıt yakar hale getirmiştir.

Din kişi ile Tanrı arasındadır, yanında da karşısında da olmak bizim işimiz değil... Yeniçağ denen gazeteye de fazla bel bağlama, ümmetçilik onların paçalarından akar.

Konu kilitlenmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
sonturk
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 01 Ağustos 2011, 01:32:01 »

Sebahattin Önkibar'ı kovan ıslak çoraplı beyni yakınmış şakirtlerin emrindeki gazete değil mi bu?Hangi ülkücülük,neyin ülküsü?
İşte o yazı
Alıntı
HZ MUHAMMETSİZ İSLAM OLUR MU?

Başlığa bakıp bu nasıl soru demeyin sakın!
Hedeflenen yeni Müslümanlık Hazreti Muhammetsiz islamdır!
O nasıl mı olur?
Proje mimarlarına göre haşa onu aşmakla olurmuş!
Ambalajı da İbrahimi dinlerin kardeşliği ve bütünselliği imiş!
Henüz alt perdelerden ve belli mahfillerde seslendirilen modernize edilmiş yeni İslam dini projesinin ardında ise Paxamericananın Evanjelistleri ile Vatikan var.

İBRAHİMİ DİNLER VE DİYALOG !

İbrahimi dinler ambalajı basit anlatımla üç kitaplı dinin yani İslam,Musevilik ve Hıristiyanlığın bir potada eritilmesi ile orta vadede üçünden ortak bir din yaratmadır.
Bu yeni inanca göre üç din de hakdır ve bu dinlere mensup olanlar cennete gideceklerdir.
Kur’anı Kerim’i reddeden bu anlayış islamın Protestanlaştırılması ya da reforme edilmesinin ötesinde tamamen iğdiş edilmesidir .
Bu vahim projenin kapısını aralayan ilk teşebbüs de dinler arası diyalog yutturmasıdır.
Dinler arası diyalogun amacı böyle bir deformasyona iklim hazırlamaktı.
Malum soğuk savaş sürecinden sonra Emperyalizm Komünizmi düşman olmaktan çıkarmış yerine islamı oturtmuştur.
İslamla mücadelenin tekniklerinde ise deformasyon yani islamı kendi özü ya da temel çizgisinden çıkarmak öncelikli hedeftir.
Batılı büyük istihbarat örgütlerinin kontrolünde olan Haçlı intelijansiyası yeni süreçte tehlikenin aslında Müslümanlar olmadığı tersine İslam inancının kendisinin olduğu hükmüne varmış ve o yönde sonuç alacak metotları teklif etmişlerdir.

İŞTE DEHŞET UYGULAMALAR

İşte Büyük Ortadoğu Projesi de aslında bu bakışın proje olarak somut yansımasıdır.
Üzülerek ifade etmeliyiz ki bu yeni projenin uygulama merkezi Türkiye’dir ve öyle olduğundan olsa gerek BOP’un Eşbaşkanı da malum Sayın Tayyip Erdoğan’dır.
Bizzat devlet ve hükümet tarafından desteklenen yeni ya da Hazreti Muhammetsiz İslam projesindeki faaliyetlere vereceğimiz birden çok somut örnek var.
Mesela ilkokul kitaplarımızda var olan Kelime Tevhid tarifinden Muhemmedun Resululahın çıkarılması en dehşet verici örnektir.
Sinsi bir şekilde yürütülen bu kampanyalarda ayrıca islamla Hıristıyanlık ve Museviliğin çok farklı olmadığı ,dolayısı ile iki ayrı dinden insanların nikah kıyabilecekleri bile şuuraltılara pompalanıyor.
Keza Papazların Camilerde ayin yapması ve de devlet büyüklerimizin cemaatı olmayan Kiliseleri besmele ile açması ve yine cemaatı olmayan onbinlerce Kilise Evinin ihya etmesi bir diğer garabet misalleridir.
Bu bağlamda verilebilecek en dehşet örnek ise ABD’nin Cuma hutbelerimize müdahale etmesi ve bundan sonuç almasıdır.

ABD SEFİRİNDEN HUTBEYE MÜDAHALE

AKP iktidarı ile beraber 2005 yılında ABD sefiri Edelman hükümete ve Diyanet’e baskı yapıp Cuma Hutbesinde okunan “Yegane din islamdır” ayetini kaldırtmaya çalışmıştır ki maalesef büyük ölçüde başarılı da olmuştur.
Kuşkusuz Paxamericanın Evenjelistleri ve Vatikan’ın CIA desteği ile yürüttüğü bu rezil faaliyete Türk insanı manevi önderleri sayesinde her şeye rağmen direnmeye devam ediyor .
Bu bağlamda Türkiye’de kökü dışarıda olmayan yani milli olan pek çok dini camia çok güzel refleksler sergiliyor ki bunun bayraktarı tartışmasız olarak Prof.Dr.Haydar Baş Bey ve Arkadaşlarıdır.
Dürüstçe ifade edeyim bizim gibi işi gücü okumak ve yazmak olan biri bile Hazreti Muhammedsiz islam noktasındaki pek çok kahpe faaliyetin ayrıntılarını Prof Haydar .Baş Hoca sayesinde nüfuz edebilmiştir ki bu bile yürütülen çalışmanın sinsiliğini teyid ediyor.

İSLAM DİYE DİYE İSLAMA İHANET!

Bizi üzen şeylerden biri de adı Milli Görüş olan bir önemli Camianın tamamen olmasa da bu rüzgara büyük ölçüde kapılması yani Amerikan islamına boyun eğmesidir.
Öyle değilse soruyorum yakın geçmişte her Cuma çıkışı Emperyalizmi protesto eden o insanlar dün Irak’da bugün Libya’da Haçlılar Müslümanları avlarken bir kez olsun neden tepki koymadılar ve koymazlar?
Ve son not:
Türkiye’de Şanlı Muhammed Aleyhisselam,Ashabi ve Ehli Beytinin Kur’an ve Hadisi Şerif Müslümanlığına, kendine güya İslamcı diyenlerin iktidarında savaş açıldığını ve gerçek Müslümanlığın yerine Amerikan İslamının ikame edilmeye çalışıldığını tarih dehşet verici ve ibret alıcı büyük bir ironi olarak yazacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın!

Sabahattin ÖNKİBAR

Önkibar çok doğru bir noktaya parmak basmış. Fethullahçılar Hz. Muhammet lafını ağızlarına almazlar. Son peygamberin Fethullah ya da Kürt Sait olduğunu düşündüklerinden midir bilmiyorum ama bu böyle...

Yeniçağ Gazetesi de böylece ümmetçiler kervanında yerini aldı...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.