Bir nurcunun ağzından said-i kürdinin kürtlere ve kürtlüğe hizmetleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ocak 2020, 17:33:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir nurcunun ağzından said-i kürdinin kürtlere ve kürtlüğe hizmetleri  (Okunma Sayısı 3617 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 17 Nisan 2011, 23:00:38 »

Alıntı
Evet, tarih öyle büyük insanlar kaydeder ki, birçok büyük bile, yanlarında küçük kalır. Bazı insanlar vardır ki kendi milleti arasında büyüktür, bazıları kendi ümmetinin içinde ve bazıları ise insanlık âleminde büyüktür.

İnsan, Bediüzzaman gibi bir bilgin ve büyüğün yaşamına baktığında ve eserlerini mütalaa ettiğinde, toplumun ve insanlığın bütün katmanlarında daimi bir etki ve eşsiz bir önderlik gösterdiğini görecektir. Bu itibarla üstad Bediüzzaman’ın hayatı, renkli ve zengin kişiliği üç bölümde değerlendirilebilir:

1- Kendi milleti olan Kürtler için yaptığı hizmetler

2- Kendi dini olan İslam’a ve dolayısıyla ümmetine olan orijinal katkısı

3- İnsanlığın maddi ve manevi sorunları ve bu kâinatın mana ve mahiyeti ile ilgili tespit ve çözümlemeri.

Bediüzzaman Said Nursi’nin İslam ve insanlık için yaptığı hizmet ve çalışmaları az-çok bilinmektedir. İster Müslüman, ister gayri müslim olsun, Asya, Avrupa ve diğer kıtalar, âlim ve aydınları üstadı tanır; hakkında ve eserleri üzerine araştırmalar ve kitaplar yayınlarlar; üniversitelerinde uluslar arası konferans ve seminerler düzenlerler. Kitapları ve risaleleri 50 dünya diline tercüme edilmiştir. Özetle tüm dünyanın Bediüzzaman Said Nursi’yi tanıdığını ve eserlerinden istifade ettiğini söyleyebiliriz.

Yalnız biz Kürtler onun o muazzam mirasından mahrumuz, uyuyoruz ve vefasızız. Zavallılığımızdan ve nasipsizliğimizden dolayı, bizler onun aydınlatıcı ve yol gösterici eserlerinden ve pratik hayatıyla gösterdiği mirasından habersiz ve hissesiz kalmışız. Bu nedenle Bediüzzaman’ın Kürtlere yönelik çalışma ve fedakârlığı üzerinde durmak istiyorum. Ta ki Kürtler de bu zatı –ki üstün bir değerimiz ve gurur kaynağımızdır- tanısın, eserlerinden istifade etsin ve vefa borçlarını ödesin.

Nursi’nin Kürt milleti için yaptığı rehberlik ve hizmet, şu başlıklar altında toplanabilir:

1-Kürtlerin Bilinçlenme Ve Eğitimi için verdiği Mücadele

2-Kürt Dili ve Edebiyatı için Yaptıkları

3-Kürt Ulusunun Uyanış ve Birliği ile ilgili yaptığı rehberlik

4-Kürtlerin kendi Milli Kurum ve Kuruluşlarını Oluşturmalarındaki Öncülüğü

5-Kürtlerin fen, felsefe ve medeniyetten istifade etmesi ile ilgili çalışmaları, girişimleri, emeği, mücadelesi…

Nursi’nin Kürtler için yaptığı çalışma ve hizmetlerin her bir bölümü, birçok kitap ve araştırma konusu teşkil edecek kadar büyüktür. Vefa ve kadirşinaslık, biz Kürtlerden, bu çalışma ve sahip çıkmayı bekliyor. O bunları binler ve binler defa hak ettiği halde, maalesef Kürt âlim ve aydınlarından, o vefakârlık ve sahip çıkmayı tam göremiyoruz. Lakin yeni yeni bazı çalışmalar var ki umutlarımızı güçlendiriyor. Mesela değerli aydın ve araştırmacı olan Rohat Alakom -çalışmalarını Avrupa’dan sürdürüyor- Nursi üzerine bir araştırma yapmış ki yalnız bu kitabın adı bile eski vefasızlığımızı ve yeniden sahip çıkmamızı birlikte dile getiriyor: Kitabın adı “Unutulmuşluğun Bir Öyküsü: Bediüzzaman Said-i Kürdi.”

Ama şu an biz yalnız bir makale çerçevesinde Bediüzzaman’ın Kürtler’e yaptığı hizmetler üzerinde duracağız. Umudum o ki bu, hamiyet ehlini bu konuda eserler vücuda getirmek için gayrete getirir.

1- Kürtlerin Bilinçlenme Ve Eğitimi ile İlgili Çalışmaları

Üstat Kürtlerin başlıca düşmanının eğitimsizlik olduğunu görmüştü. Çünkü “bir millet cehaletle hak ve hukukunu bilmediği zaman, kendi fedakarlarını dahi kendisine baskıcı kıldığı gibi, varlığını ve ulusal kimliğini de koruyamaz” (Münazarat) diyordu. Bundan dolayı her zaman, “Kürdistan eğitimsizlikle öldürülmüştür.”[1][1] derdi. Bu yüzdendir ki, o, uzağı gören ferasetiyle, bu sorunun çözümü için öncelikle üç dilde, yani Kürtçe, Türkçe ve Arapça eğitim veren, fen ve din ilminin beraberce okunduğu büyük bir üniversiteyi memleketin merkezinde kurmak istiyordu. Bu konuda tespiti şuydu: “ aklın nuru/ışığı fen ilimleridir, vicdanın ziyası/aydınlığı ise din ilimleridir. Her ikisinin birliği ile hakikat/gerçek ortaya çıkar. Birbirinden ayrıldıklarında ise; fen ve felsefeden hile, inkâr ve şüphe çıkar. Diğer taraftan da taassup, yobazlık ve bağnazlık oluşur.”(Münazarat)

İstanbul’a geldiğinde Osmanlı başkentinde, zamanın padişahına böyle bir dilekçe sunar: “Bu medeni dünyada ve bu ilerleme ve müsabaka çağında, Kürt milleti ve kardeşleri arasında bir ilerleme ahenginin oluşması için her ne kadar bir kaç okul açılmışsa da, fakat Kürtlerin çoğunluğu Türkçe bilmediklerinden eğitimden mahrum kalıyorlar. Bu da Kürtlerin geri kalmasına perişanlığa ve kargaşaya neden oluyor. Eskiden beri Kürtlerden geri olanlar, şimdi onların geri kalmışlığından istifade ediyorlar. Bu ise gayret ve hamiyet ehlini düşündürüyor. Bu durum, gelecekte bu üç yönden, Kürtler için müthiş darbeler hazırlıyor. Bu da, basiret ehlinin ciğerini dağdar ediyor(yakıyor/yaralıyor). Eğitim ile dirilişin başlaması, Kürdistan’ın maddi ve manevi geleceğinin temini için en önemli sebeplerdir.”[2][2]

Bu ileri görüşlü teşebbüsünden ve fedakârlığından sonra, Osmanlı idaresi Mela Said-i Kürdi’nin, Kürtlerin varlığının kök ve temelini eğitim ile diriltme isteğini anlamış oldu. Nursi’nin bu girişimiyle Kürtler çürümekten, dağılmaktan ve yok olmaktan kurtulacaktı. Bunun için onu bu amacından çevirmek ve kamuoyunda lekeletmek için tımarhaneye atmak istediler. Sonra tuzak ve entrikaları fayda etmeyince, zindana atıyorlar. Fakat o çalışma ve mücadelesinden vazgeçmiyor. Bu yüzden onu bu istek ve çalışmalarından döndürmek için, Osmanlı idaresi ona tehdidi ile maaş teklifinde bulunuyor. O ise onların bu oyununa karşı şöyle haykırıyordu: “Sizler benim eğitim isteğimi görmüyor ama istemediğim maaş üzerinde duruyorsunuz, acaba bu nasıl bir kaidedir? Sizler benim şahsi menfaatimi milletin menfaati üzerinde mi tutuyorsunuz? Bu bana vermek istediğiniz maaş, rüşvettir, sus payıdır. Ben maaş dilencisi değilim. Ben Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Tehdidiniz fayda etmez. Ben maaş için gelmedim, ben milletim için geldim. Ben bu vücudumu rüşvet olarak getirdim. Ne yaparsanız yapın.”[3][3] O bu zulüm ve musibetler hakkında, halkına şöyle sesleniyor: “Ey Kürtler! Kürtlüğü lekelememek için tımarhaneyi bile kabul ettim ama padişahın isteğini, maaşı ve sultanın iltifatını kabul etmedim.”[4][4]

Kürdistan’ın eğitimle dirilişi için Kürt ve Osmanlı gazetelerinde makaleler yazdı. Hiç boş durmadı. Bu makalelerde Kürtlerin tüm dert ve dermanlarını özetle ve güçlü bir şekilde dile getiriyordu ki bu eserler Kürtler için eşsiz ve daimi yol göstericilerdir.

Bir Kürt gazetesinde kendi dilinde yani Kürtçe olarak, şöyle Kürtlere çağrıda bulunuyor: “Ey Kürt Milleti! Biliniz ki bizim vazgeçilmez üç temel cevherimiz(değerimiz) vardır. Biri, dinimiz; biri milliyetimiz ve diğeri de insanlığımızdır. Buna karşı üç te düşmanımız vardır. Birisi cehalet. Diğeri fakirlik, üçüncüsü ihtilaftır. Bu düşmanlarımıza karşı üç elmas kılıcımız vardır. İlk önemli ve güçlü kılıcımız eğitimdir. İkincisi, san’at ve üçüncüsü ise milli birliktir. Son vasiyetim: okumak, okumak, okumak. El ele vermek, el ele vermek, el ele vermeki.”[5][5]

2- Kürt Dili ve Edebiyatı İle İlgili Çalışmaları

Bu alanda da üstad büyük hizmetler sunmuştur. Bunu da iki şekilde gerçekleştirmiş:

Bir: Kürt dili ile eğitimin gerçekleşmesi, üniversite ve okullarda okutulması ve memlekette fen ve ilim dili olarak kullanılması için sunduğu projeler, yaptığı girişimler, çalışmalar...

Bediüzzaman’ın üniversite ve okul projesi dışında, bu son yıllarda, 2008’de yani tam yüz yıl sonra ilk defa Osmanlı arşivlerinden gün yüzüne çıkan 1908 yılına ait muhteşem başka bir projesinden de söz etmek gerekir: “Marifet Ve İttiha-i Ekrad Gazetesi” . Yani “Eğitim Ve Kürtlerin Birliği Gazetesi”. (BEDİÜZZAMAN’LA ALAKALI BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ- ARCHIVE DOCUMENTS ON B. SAID NURSI. DH. MKT 2730/76-14/M/ 1327 Bâb-ı Âlî Nezâret-i Celîle-i Dâhiliye İdâre-i Matbuât Aded: 1498)

O zamanın İç işleri Bakanlığına verdiği dilekçede Bediüzzaman Said Nursi, Gazetenin haftalık olarak, Kürtçe ve Türkçe dilinde çıkacağını belirtiyor. Henüz yeni ortaya çıkan bu gazete projesinin ismi bile Said Nursi’nin ideal ve gayesini çok güzel özetliyor. Bu proje içerik ve ismi ile, başlı başına geniş ve uzun araştırma ve değerlendirmelerin konusunu teşkil ediyor ve etmelidir de. Ancak biz şimdilik sadece sizi bu muhteşem projenin varlığından haberdar etmekle yetinelim.

İkincisi: Kitap ve yazılarında Kürtleri uyandırarak, dillerine ve edebiyatlarına sahip çıkmalarını sağlamak için çok hayati konularda yol göstermiştir. B ir kitabında şöyle çağrıda bulunuyor: “Milli duyguların aynası olan ve anadil denilen ve ihmalinizle gayet müşevveş kalmış olan lisanınız, tuba ağacı kabiliyetinde iken, böyle kurumuş, perişan olmuş ve medeniyet lisanı olan edebiyattan geri kalmış haliyle; bu diliniz, teessüfle sizi milli onurunuza şikayet ediyor. İşte ben hamiyet-i milliden size bir örnek sunacağım, bu da Motkili Halil Hayalî Efendidir. Ki bu değerli zat hamiyet-i millinin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da, birincilik ödülünü elde etmiştir. O dilimizin alfabe ve gramerinin temelini yapmıştır. Hatta söyleyebilirim ki; bu hamiyet, gayret, fedakârlık ve zayıfları himaye ve yardım asrında, doğrusu Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevheri ile karşılaşılmasında büyük bir umut vardır ki, geleceğimizi böyle cevherler parlatıp ışıklandıracaktır. Bu zat-ı muhterem hamiyet numunesi gibidir. Geliştirmeğe muhtaç olan dilimizin temellerini oluşturmuştur. Gayret ehline, yolundan gidilmesini tavsiye ediyorum.”[6][6]

3- Kürtlerin Uyanış ve Birliği için Yaptığı Çalışmalar

Bediüzzaman Kürt halkının özgürlüğü, uyanışı ve birliğinin önemini iyi biliyordu. Bu yüzden her fırsatta gayret ve kahramanlıklarını anarak birlik yolunu gösteriyordu. Bunun gerçekleşmesi için yurtseverlik ve millet sevgisini önemli bir vesile olarak görüyordu. Böylece Kürtleri milli birlik bilincine sevk ediyordu.

Bu alanda yazdığı Münazarat kitabı çok önemli bir değere sahiptir ki Kürt aşiretlerine yazmıştır. Şöyle diyor: “Kürt halkı! Milliyet fikrini rehber edinin, eğitim ve insaniyeti elinize alın. Çünkü milliyet fikri, her ferdi bir millet kadar kıymettar yapar. Milleti için himmet eden ve çalışan kişi, tek başına bir millettir. Kimin himmeti yalnız kendi nefsine ve şahsına yönelikse, o insan değildir. Çünkü insan fıtraten yaratılış itibariyle medenidir. Hemcinsini ve ırkdaşını düşünmeye meyyal ve buna insanlık gereği mecburdur. Çünkü ancak toplum yaşamı sayesinde, kendi şahsi yaşamı sürer. Milliyet fikri ile, bir milletin fertleri, bir aile gibi birbirini cezp ederek bütünleşir. Onların her ferdini bir insan kadar değil, bir millet kadar büyütür.”[7][7]

Yine burada yanık bir yürek ve hamiyetkar bir hitap ile halkına şöyle sesleniyor: “ Ey Asurî ler ve Keyanîlerin cihangirlik zamanında, piştar, kahraman askerleri olan Aslan Kürtler! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa vahşet çölünde, vahşet ve gaflet sizi yağmalayacaktır. Hem milliyet denilen Rüstem-i Zal ve Selahaddin-i Eyyubi gibi Kürt dahi kahramanlarıyla bir çadırda oturmayı ifade eden şuurla; her biriniz, milliyet fikriyle umum milletin bir somut örneği olunuz. Kavimlerin mutluluk sebebi olan hürriyet, sizi meclis-i imtihana davet ediyor; rüştünüzü ve vesayete ihtiyacınızın olmadığını görmek istiyor. İmtihana hazırlanınız. Varlığınızı birliğinizle gösteriniz. Milli gayret duygusu ile fikir ve şahsi vicdanınızı, milletin kalp ve ortak aklı gibi gösteriniz. Yoksa size sıfır çekecek, hürriyet diplomasını elinize vermeyecektir.

Milli namus emrediyor ki kuvveti, aklın yardımına; hissi, fikrin arkasına gönderiniz. Ta ki aklın medeni cesaret meydanında, namusu milli payimal olmasın. Kılıcınızı fen ve sanat cevherinden yapmalı. Ayrı ayrı su damlaları gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikri milliyetle birleştirip milli bir çekim gücü teşkil ile Kürt gibi büyük bir kütleyi küre gibi döndürüp büyük İslam güneşi sisteminde, bir aydınlık gezegen gibi umumi ahengi oluşturunuz.”[8][8]

Üstat milliyet fikrini müspet ve olumlu manada kabul edip savunuyordu. Irkçılık manasında değil. O bu konuyu şöyle aydınlatıyor: “Milliyet fikri iki şekildedir:Biri menfidir, kötüdür ve zararlıdır. Diğer ırkları inkâr ve yutma ile beslenir. Başkalara düşmanlık ile ve varlığını ötekinin yokluğuna dayandırarak devam eder. Saldırgandır. Kargaşa ve düşmanlıkların sebebi olur. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz(A.S.M) hadisinde şöyle ferman ediyor: “İslam, ırkçılığı kaldırmıştır.” Birçok ayet ve hadis açıkça gösteriyor ki İslam kati bir şekilde, bir menfi/ilkel milliyet fikrini kabul etmiyor, ret ediyor. Fakat olumlu milliyet fikri toplumsal hayatın gereği olduğundan, işbirliğinin ve yardımlaşmanın sebebidir. Faydalı bir güçtür, insani dayanışma ve İslam kardeşliğe neden olur.”9

4- Kürt Ulusal Kurum ve Kuruluşlarının Oluşmasındaki Öncülüğü

Bediüzzaman’ın ilmi, siyasi, diplomatik, kültürel faaliyetlerini yakından incelendiğinde görünür ki kendisinin üzerinde durduğu konular; birlik, eğitim, dil, fen, sanat ve medeniyet…v.s. hepsi Kürtlerin bu medeni dünyanın onurlu bir ferdi olarak kendini ifade ederek, kaderini tayin etmesini sağlayan temel milli dinamiklerdir. Çünkü bir millet ancak bunlarla varlığını koruyabilir.

O bu rehberlik ve çalışmaları da iki şekilde gerçekleştirmiştir:

Biri: Milli kurum ve kuruluşların oluşmasında önayak olup kurucu misyon üstlenmesi ile ve ya bu oluşumlara üye olarak fiili rolünü yerine getirmiştir. Örneğin; “Kürdistan Teali Cemiyeti’nin dört kurucusundan birisi Bediüzzaman Said Nursi’dir.. Diğerleri de Seyid Abdulkadir, Emin Ali Bedirhan Bey, Babanzade Hikmet Bey.”10 Aynı zamanda on dört Kürt âlim ve aydını ile “Kürt Neşri Maarif Cemiyeti” kurucusudur da.11

İkincisi: O 1900’ ların başında dünya milletlerinin, İslam âleminin ve tüm toplum ve ulusların fen, felsefe ve medeniyet sayesinde değişim ve ilerleme içinde olduklarını görüyordu. Fakat Kürtlerin hâlâ uykuda ve bu uyanıştan nasipsiz, sahipsiz ve ittifaksız olduğunu gözlemliyordu. . Hatta Münazarat adlı kitabında Kürtleri “Değerli ve sahipsiz bir kavim”[9][9] olarak adlandırıyordu. O, Kürt dahi ve edibi Ehmedê Xanî’nin uyarısı olan “bu zamanda her kişi kendi duvarının mimarıdır.” ışık veren tespiti doğrultusunda, Kürtlerin kendine sahip çıkmaları için; durmaksızın, dağlarda, ova ve vadilerde Kürt el ve aşiretleri arasında geziyordu. Özgürlük dersini, fen ve medeniyetin gerekliliğini ve ulusal kurumların ve birliğin önemini haykırıyordu.

Ulusal kurumlarını oluşturmaları için Kürtlere oldukça hayati uyarılarda bulunuyor:“Ey Kürtler! Görüyorum ki bizde pınar yoktur. Onun için uzaktan gelen kokuşmuş bir suyu içiyoruz. Öyleyse gayret ediniz, çalışınız. Milliyet fikrini kazıcı yapınız. Eğitim ve erdemi eline veriniz. Şu yerlerde bir küngan(sondaj, boru) atınız. Ta bir kemalat pınarı bizde de çıksın. Yoksa daima dilenci olacaksınız. Ya da susuzluktan öleceksiniz. Hem de dilencilik para etmez. İnsan dilenci olursa nefsine olsun. Bence merhamet dilencileri ya haksız ve ya tembeldir. Eğer siz insan olsanız, Türkler nasıl olursa olsunlar, size fenalıkları dokunmaz. Fakat iyilikleri gelir.”[12]

5- Kürtlerin Asrın Sanat ve Medeniyetinden yararlanması için Yaptıkları

Bediüzzaman Kürtlerin içinde yaptığı gezi ve seyahatleriyle, nutuk ve gazete yazılarıyla ve Kürt âlim ve aşiret reislerine gönderdiği mektupları ile medeniyetten, hürriyetten, fen ve sanattan yaralanmanın yollarını gösteriyor. Böyle bir mektubunda Kürtlere şu çağrıyı yapıyor:

“Ey Kürt halkı! Her yerden hücum eden medeniyete karşı, siz vahşetinizi koruyamazsınız. Bu vahşet söylemimden dolayı darılmayın. Bunu başta kendim için söylüyorum. Hem de suç hükümetindir. İstediğim şey, Kürtlüğün haysiyet ve namusunu korumaktır. Hürriyet ve adaleti istemede ve ona hizmette, Arnavutlar gibi yiğit ve kahraman olunuz.”13

Kardeş, dost ve komşu milletler olan Türk, Arap, Fars, Süryani ve Ermenilere karşı şiddet ve düşmanlığı hiç bir şekilde meşru görmez. Onlarda ki teknik ve medeni imkanlardan yararlanma yolunu gösteriyor: “İstibdat ve diktatörlük düşmanlık sebebiydi, o öldü. Diktatörlük sonunda, dostluk yaşasın ve sağ olsun. Ben kati bir şekilde size diyorum ki bu memleketin saadet ve selameti Ermeniler ile kurulan dostluk ve birliğe bağlıdır. Fakat zelilane bir şekilde değil, izzetin muhafazası ile barış elinin uzatılmasındadır. Hem de onlar uyanmışlar; siz uykudasınız. Hem onlar milliyet fikri ile güçlenmişler. S iz ise ihtilaf içinde şimdilik boşsunuz.

Hem de galip olmak istiyorsanız, onların sizi mağlup ettiği silah ile, yani akıl ve milliyet fikri ile ilericilik ve adalet temayül ile onları yenebilirisiniz. Bence şimdi kılıç vuran, o kılıcın darbesi geri döner ve yetimlerine değer. Şimdi galip gelme ve başarı kılıç ile değildir. Lazımdır ki kılıç bulunsun fakat aklın elinde. Hem dostluğun sebepleri vardır. Çünkü komşudurlar. Komşuluk dostluğun komşusudur. Hem de onlar uyanmışlar, dünyaya dağılmışlar, ilerleme tohumlarını toplamışlar ve memleketimize onları ekecekler. Bizi medeniyete mecbur, ilerleme konusunda ikaz edip, bizde milliyet fikrini uyandırıyorlar. İşte bu noktalardan dolayı, onlar ile birlik gereklidir.”14

[10][1] İştimai Dersler shf. 153

[11][2] İçtimai Dersler s. 508

[12][3] İçtimai Dersler s.186

[13][4] İçtimai Dersler s.35

[14][5] Şark ve Kürdistan Gazetesi Sayı 1 1 Aralık 1908

[15][6][6]Nursi Bediüzzaman Said. İçtimai Dersler s. 191

Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi shf 1 5 Aralık 1908

[16][7] Nursi, Bediüzzaman Said. İçtimai Dersler s. 60 İki Mekteb-in Musibetin Şehadetnamesi. Hatime bölümü.

[17][8] Nursi Bediüzzaman Said. İçtimai Dersler. S. 188

9. Mektubat. S. 365

10.Tarih ve toplum Dergisi Sayı 174 shf 14 Haziran 1998. İsmail Göldaş, Kürdistan Tealî Cemîyeti shf 27 27 İstanbul 1991

11.İsmail Göldaş. Kürdistan Teali Cemiyeti shf 70

12. İçtimai Dersler. 95

13. İçtimai Dersler. 30

14. İçtimai Dersler. 97

* Nûbihar Dergisinin 97. sayısı s.15 Kürtçe’den Çeviren : Metîn DILXÊRÎ

Noktasına dokunmadan, bu kirli düşünceden alıntıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 17 Nisan 2011, 23:02:47 »

N eyazık ki, dünün hain soysuzları bugünün muteber kahramanlarina dönüştürüldü. Yakında apo denen 4 harflide iade-i itibar görürse hiç şaşırmayacağım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 17 Nisan 2011, 23:03:17 »

Alıntı
''Bahtiyar bir mazlum idam olunurken bedbaht zalimlere demiş; Ben idam olmuyorum belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben de sizi idam-ı ebedi ile mahkum gördüğümden sizden tam intikamımı alıyorum.''


İşte, çok önemli bir nokta daha. Yıllardır bize Şeyh Sait ile mücadele ettiği yalanı söylenen kürt saitin; şeyh sait hakkındaki övgü dolu sözleri.

Asa-yı Musa/1, kısım/ 26
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 17 Nisan 2011, 23:19:48 »

Eğer daiye-i teferrüd, ihtilâf, hodfuruşluk, meylü'l-ağalık, milleti istihdam, aldanmak ve aldatmak sun'î Kürdlük muktezasında gösterilse; şahid olunuz, o Kürdlükten istifamı veriyorum. Ve cesaret, sadakat, diyanetin unvanı olan tabii Kürdlükle iftihar ediyorum.
*


Said-i Kürdi


DAİYE-İ TEFERRÜD: Sadece Kendisi için çalşıma hissi
İHTİLÂF : Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik
HODFURUŞ :  Kendini beğendirmeğe çalışan. Övünen.
MEYLÜL AĞALIK: Ağalık hissi
İSTİHDÂM : Kullanma hizmet ettirme
SUN`Î : Yapmacık; yapılmış.
MUKTEZÂ : Gereken, lâzım gelen, îcap eden.
DİYÂNET : Dinle ilgili olmak,Dindarlık
--------------------------------
 İÇTİMAİ REÇETELER-II, SAYFA:265 ((TENVİR NEŞRİYAT))
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 17 Nisan 2011, 23:25:04 »

Zalimler Üstada niçin zulmettiler?

 Çünkü Üstadı iki tane kimliği vardı. Biri gerçek bir Muvahhid’di ve Şeriatçıydı. Biride Kürd ırkından idi. Yani bugün bu da bir meseledir. Gerçekten bu rejimin ikinci büyük hedefi odur. Yani onun konumunda bir Türk âlimine aynı şekilde hiçbir zaman bu kadar zulüm yapılmamıştır.


-MUHAMMED SIDDIK ŞEYHANZADE - (Nurcu Kanaat Önderi)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.016s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.