Arab'ın Tarihi Türk Düsmanlığı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Aralık 2019, 20:17:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arab'ın Tarihi Türk Düsmanlığı  (Okunma Sayısı 2865 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ERGENOKON
Ziyaretçi
« : 09 Ekim 2010, 00:16:17 »

Osmanli Imparatorlugu döneminde Mekke'nin korunmasi için bir kale yaptirilmis idi, ki "Ecyad Kalesi" diye bilinirdi. Vaktiyle Osmanli gücü'nün bir parçasi sayilan ve Imparatorlugun yikilisindan bu yana kültürel bir eser niteligini tasiyan bu kale, Suudi Arabistan hükümeti'nin karariyle geçenlerde temelinden yiktirildi. Kusku edilemez ki olay, Arab'in tarihî Türk düsmanliginin son, fakat bitmeyen olusumlarindan biri olarak karsimizdadir. Bilindigi gibi, bu düsmanligin 1400 yillik bir hikayesi vardir ki Türk'ü hakir gören ve "insanlik/uygarlik düsmani bir canavar sürüsü" olarak gösteren yalanlarla süslenmistir. Bu vesileyle su gerçegi bir kez daha animsamamiz gerekiyor: Türk'e karsi en haksiz, en insafsiz, en vicdansiz suçlamalar, iftiralar ve yalanlar daima ve daima Arap'tan gelmistir. Sayisiz denecek kadar çok bu kötülemeler arasinda, tiksinti verici nitelikteki "Ye'cüc-Me'cüc" efsanesinden tutunuz da:




"Küçük gözlü, kirmizi yüzlü, yassi burunlu ve .. yayvan suratli... Türklere karsi zaferler kazanamadikça hüküm günü gelmis olmayacaktir",




ya da:




"... Kildan (keçe) ayakkabi giyen bir toplumla (Türklerle) vurusup öldüreseceksiniz. Genis yüzlü, yüzleri kalkan gibi üst üste binmis derili (bu) toplumla vurusmanin, öldürüsmeniz kiyamet alametlerindendir...",




ya da:




"... Türk'e yanasmayin, çünkü sizi se verse sizi (soyar), sevmezse sizi gebertir",




ya da:




"(Türkler) aç olduklari zaman hirsizlik eder, tok olduklarinda da har vurup savururlar (sehvetle ugrasirlar)"




seklinde olanlari ve daha nice benzerleri var. Bu sözler, geçmis dönemler boyunca oldugu gibi bugün dahi Arap'in agzindan eksik olmaz. 1916 yilinda Türk'e karsi Arap ayaklanmasinda elebasilik eden Kiral Abdullah, Türk irkinin Arap'lara ve Islamiyete "felaket" getirdigi tezi'ni islerdi. "Arap Milliyetçiligi ve Türkler" adli kitabimda tüm kaynaklariyle sergilemis oldugum bu yalanlar, sadece Arab'in degil, fakat ne yazik ki yüzyillar boyunca Türk kusaklarim yetistiren seriatçilanmizin dahi begenisini kazanmistir. Arap'la birlik olup Türk'ü asagilayan hükümleri savunanlar pek çoktur. Içlerinde, Arap "yorumunu" benimseyip "Ye'cüc-Me'cüc" ile Türk'ü ayniyet halinde tutanlar olmustur. Örnegin 14.cü yüzyil Osmanli sairlerinin en büyügü ve en ünlüsü sayilan Ahmedî, dillere destan "Iskendername" adli kitabinda bu tema'yi islemistir. Düsünüz ki bu kitap, Germiyan hükümdari Süleyman Sah'a takdim için hazirlanmis olup, onun ölümünden sonra Yildirim'in oglu Süleyman Çelebi' ye sunulmus, ve daha sonraki Türk hükümdarlarinca bas taci edilmistir. Fakat Arab'taki Türk düsmanligi duygularim paylasip, bu duygulari kendi toplumuna karsi ifade sanatinda basari saglayanlarin basinda Hafiz Hamdi Çelebi gelir ki, Kanunî Sultan Süleyman döneminde Divan-i Hümayun katipligi yapmistir. Padisah'a sundugu bir siirinde söyle der:




"Padisahim!... Türk'ü öldür, baban olsa da,

O iyilik madeni Yüce Peygamber,

-Türk'ü öldürünuz, kani helaldir- demistir".




Daha sonraki Osmanli döneminin ünlü bilginlerinden sayilan Asim Efendi, "Okyanus" adli yapitinda Türk'ün ecdadini, Arap yazarlarin belirledikleri gibi, yani "vahsi yaratik" niteligindeki "Ye'cüc-Me'cüc" dogrultusunda tanimlar. "Ahterî-i Kebir" adli kitabin yazari Ahteri Mustafa Efendi de, benzerî bir tema'ya sarilmistir. Seriatçilanmizin bugün dahi "Yüce Padisah" diye taptiklari Abdülhamid II, o ürkütücü cehaleti ve seriat'a körü körüne saplanmisligi yüzünden, Arap'larla ilgili ne varsa her seyi "kutsal" bilir, ve Türkle ilgili ne varsa her seyi küçümserdi, Vahdettin adindaki Arap ruhlu son Osmanli padisahi: "Türk'ler, dini, soyu-sopu, yurdu belirsiz karmakarisik bir kitledir" demekten geri kalmazdi. Cumhuriyet dönemine eristigimiz tarihlerde bile Arab hayranligi duygularim açiga vurmaktan geri kalmayanlar çoktur. Bunlarin basinda sair Mehmet Akif gelir, ki Arab'taki sinirsiz Türk düsmanligim herkesten iyi bilmesine ragmen söyle demistir:




"Türk Arapsiz yasamaz, kim ki yasar der delidir,

Arap'in ise Türk, hem sag gözü ve hem sag elidir"




Söylemeye gerek yok ki, Arap'in Türk düsmanliginin yüzyillar içerisinde gelisip büyümesi, seriatçi ruh'la yetistirilen insanlarimizi "Türklük" benliginden yoksun kilmistir. Her ne kadar bu bilinçsizlik Atatürk sayesinde giderilir olmus ise de, ne yazik ki onun ölümü ile birlikte seriatçi zihniyet yeniden hortlamis ve Arap çevrelerini kazanmak amaciyle olmadik davranislarda bulunmustur. Verilecek nice ilginç örneklerden biri olarak, Necmeddin Erbakan efendi'nin, Basbakan Yardimci oldugu dönemde, para yardimi saglamak için Suudi Arabistan kiralina yazdigi su satirlari okuyalim:




"Vereceginiz kredi ile Türkiye'nin dogu ve güney-dogu bölgelerinde yapilacak eserlerin (Suudi Arabistan tarafindan yapildiginin) buralar halki ve hacilarinca bilinmesi önemlidir. Beni Türkiye'de güçlendirin. Bu kredi gerçeklesirse Türkiye'de islam alemi ne bir yeni açilma ve bir yeni çigir baslayacaktir. Yardiminiz, açilacak bu yeni çigiri güçlendirecektir".




Bu satirlar, hani sanki Türkiye'yi ele geçirmek isteyen bir devletin temsilcisi tarafindan yazilmiscasina bizleri dehsete sokmakta! Seriat zihniyetiyle yogurulmus bir insanin, kendi toplumuna karsi ne denli yabanci kalabilecegini, ve seriat ugruna kendi yurdunu ne korkunç uçurumlara sürükleyebilecegini göstermekte! Sirf seçmenden oy koparabilmek için, Türk düsmanliginin en azili temsilcisi olan, ve üstelik l.ci dünya savasinda Türkiye'yi arkadan vurmaga çalismis, ve on-binlerce Türk subayini ve askerini en alçak ve hain usullerle öldürtmüs bulunan Suudi Arabistan gibi bir ülkenin yardimina ve araciligina el açmaktaydi bu siyaset adamimiz. Ve onun benzerleri, o tarihten bu yana her yil, Suud kirali tarafindan yapilan hac davetine katilmak hususunda birbirleriyle yarismislardir; halen de yansirlar. Her ne kadar bu son olay'dan sonra, protesto kabilinden bir seyler yapmak (örnegin hac'ci iptal etmek) isteyenler çikmis ise de, sesleri seriatçi molla'larimiz tarafindan bastirilmisa benzer. Bastiranlarin basinda Diyanet gelmekte. Gerçekten de Diyanet Isleri Basakani Mehmet Nuri Yilmaz efendi, hac'cin iptalinin dogru olmayacagim ve çünkü "Basbakanligin ve Diyanet'in ve seyahat sirketlerinin hac için Mekke ve Medine'de ev ve oteller kiraladigini, Türk Hava Yollarina uçak paralarinin yatirildigini" söylerken bir de sunu hatirlatmistir ki eger hac iptal edilecek olursa "iki ülke arasinda hukuki sorunlar" çikacak ve bu arada haci adaylari "magdur olacaklardir" !

Öyle anlasiliyor ki dinsel ve maddesel duygular, benlik duygusunu etkisiz kilabilecek güçtedir hala bu ülkede!



(Prof. Dr. Ilhan Arsel)

14 Ocak 2002
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tugce Gönültas
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 72



« Yanıtla #1 : 03 Kasım 2010, 11:54:56 »

Arablardan nefret ediyorum. Zenciler ve Yahudiler ile akraba olan bu asaglik arap milletini zaten hic kimse sevmiyor. (özenti yobazlar haricinde)

Zamaninda Osmanli besledi bu köpekleri sonrada Türklerin en zor zamaninda ''isyan'' ettiler Türklere karsi! Ingilizler büyük arab birligi sözü vermislerdi bu zencilere ancak olmadi.

Bize yaptiklari kahpelikten sonra geri döndüklerinde Ingiliz ve Fransizlar bunlarin analarini ve bacilarini....*****. anladilar ve daha sonra Katliamlar yapildi arablara karsi iste bunun bedelini agir ödediler ama is isten gecmisti artik.

Anda ayrica Mehmet Akif Ersoy'un arab hayranligi yapmasi hic'te sasirtici degil cünkü kendisi zaten ümmetciydi ve Türk kökenli degildi Arnavuttu. ''Ben Arnavutum'' diyede bir siir yazmistir.
(M.Akif Ersoyun annesi Özbektir)




+++++++++++++

Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!       <-------------?Ha?Ha?!?!?!!!

Dinle Peygamber-i zîşânın ilahî sözünü.

Türk Arapsız yaşamaz. Kim ki “yaşar” der delidir!

Arabın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.

Veriniz başbaşa, zira sonu hüsran-ı mübin

Ne Hılâfet kalıyor ortada, billahi ne din!

“Medeniyyet!” size çoktan beridir diş biliyor,

Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,              <---------------?

Ne bu şûrîde [karışık] siyaset, ne bu fâsid dâvâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!

Bunu benden duyunuz, ben ki evet Arnavudum..    <----------

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!...

Akif böyle koyuyor son mısraları:

“Bunu benden duyunuz, ben ki evet Arnavudum..

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!...”
 
Mehmet Akif Ersoy

+++++++++++++++++++

"En büyük Türkler'den birisi olan Yıldırım Beyazıd'ın anası Türk değildir. Hangi Türkçü onu Türklük kadrosundan çıkarmıştır veya çıkarabilir? İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif'in babası Arnavut, ülküsü de Türkçülüğe aykırı olan ümmetçilik olduğu halde hangi Türkçü Mehmet Akif için Türk değildir demiştir? Mesele Yıldırım Beyazıd veya Mehmet Akif kadar Türk olabilmektir."

Hüseyin Nihal Atsız | Ötüken, 1969 <-----?Ha? ATISZ ATANIN bu yazdigina ne diyorsun Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.12 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.