ESKİ TÜRK'LERDE AD KOYMA GELENEĞİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 16:08:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: ESKİ TÜRK'LERDE AD KOYMA GELENEĞİ  (Okunma Sayısı 162761 defa)
0 Üye ve 20 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 17 Kasım 2009, 19:44:28 »

 TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008





                                                   ESKİ TÜRKLER'DE AD KOYMA GELENEĞİ






Eski Türkler çocuklarına isim koymayı çok önemli bir olay kabul ederlerdi. Çocuğun adı ile alın yazısı arasında bir bağ olduğuna, sanki çocuğun ismi, onun ruhu gibi bir şey sayıldığına inanırlardı.  Genellikle isim koyma eski Türkler'de bir törenle yapılırdı. Çeşitli kabile ve boylarda değişiklik gösteren bu törenlerden bazıları şöyledir:  Yenisey kıyılarında yaşayan Şaman Dini'ne bağlı, Beltir ve Kaybol Türkleri'nde isim koyma töreni çocuğun doğumundan irkaç gün sonra yapılırdı. Baba akrabalarına, yakınlarına ve dostlarına kendi durumuna göre bir ziyafet şenliği düzenlerdi. Bu şenlikte çocuğun ebesi de bulunur ve ev sahibi gibi davranarak misafirlere yiyecek ve içeceklerini o   dağıtırdı.  Yemekten sonra çocuğun babası, ya da ebesi; misafirler arasındaki boy başkanına, saygıdeğer tanınmış bir misafire veya boyun dini lideri olan Şaman'ına dönerek çocuğa bir isim vermesini rica ederdi. Böylece çocuğun ilk adı konulmuş olurdu. Çocuğa konulacak bu isimde, koyan kişi uğurlu ve yakışan bir isim olmasına dikkat ederdi. Nitekim çocuk sık sık hastalanırsa "adı ağır geldi" diye bu isim değiştirildi. Adı değiştiren de mendil, çevre, peşkir ve bunun gibi başka nesneler hediye edilirdi.  İsim koyma işi bittikten sonra ebe, birer birer misafirlerin önünden geçerek, onların çocuğa getirdikleri "Diş" adı verilen hediyeleri toplar ve götürüp beşiğin üstüne koyardı.  Altay Türkler'inde çocuğun adını babası verir ve bu ad çoğu kez, doğumdan sonra eve ilk giren misafirin adı olurdu. Çocuğa ad olarak doğumdan hemen sonra söylenen ilk sözün verildiği de görülmüştür. Balta, Kılıç, Konuk, yada Güvercin gibi. Altay ve Yenisev Türkleri'nin bir dönemde özel adlar taşımadıkları anlaşılmaktadır. Bunlar bu dönemde ya kabilelerinin adını taşıyorlar veya çocuk adsız gezerdi, bir diğer deyimle çocuğun adı "Adsız" olurdu. Ancak üstün yetenek, ya da bir savaşta yararlılık göstermiş olanlar özel ad taşımak ayrıcalığı kazanabilirlerdi.
Bu durum Dede Korkut Hikayelerinde de açıkça görülmektedir: Dede Korkut Hikayelerinde kahramanların adını veren Korkut Ata'dır. Ana ve babanın verdiği ad  gerçek ad değildir, geçici adıdır. Kahraman gerçek adını, ayda veya savaşta bir yararlık, bir kahramanlık gösterdikten sonra alır. Dirse Han'ın oğlu, karşısına çıkan bir boğa ile  döğüşüp onu öldürdükten sonra "Boğaç" adını almıştır. Bamsı Beyrek'e, bezirganların malını soygunculardan kurtarması üzerine bu ad verilmiştir. Çocuğun yaptığı kahramanlığın, isim almasını hak ettirecek şekilde büyük bir yiğitlik olup olmadığının herkesçe kabul edilmesi şarttır. Boyun reisi veya boyun kamı tarafından verilen bu gerçek adı alan yiğit, boyun üyesi ilan edilirdi. Türk destanlarından anlaşıldığına göre, boyunyiğitleri, savaş atını da bu isim alma töreninde alıyorlarmış. İşte bu sebepten dolayı  bindiğimiz ve bildiğimiz at kelimesi ile, isim anlamındaki ad kelimesi aynı kökten gelmektedir. Yani ad ile at aynı kelimenin değişik anlam ve söyleniş biçiminde kullanılmasıdır. Nitekim destan kahramanları, hepatlarıyla birlikte anılmaktadırlar. Boz-aygırlu Bamsı Beyrek, Konur-atlu Kazan, Ak Atlu Ay Bahadur gibi.
Yakut Türkler'i isim koyma konusunda eski geleneklerini az çok değişik biçimde sürdürmektedirler. Bunlar çocuğa ilk ve iğreti adını doğumdan üç ay sonra, asıl adını da çocuk yay basıp ok atmaya başlayınca verirler.  Kırgızlarla Kazaklar'da çocuğun adı onbeş günlük olunca verilirdi. Çoğu kez ad, doğum sırasında geçen bir olaydan, yapılan bir işten kaynaklanarak seçilir veya eve ilk gelen misafirin adı verilirdi: Konukgeldi, Kıpçakgeldi, Cuci gibi adlar böyle verilmiş adlardandır.  Eski Türkler'de çocuklarına doğdukları sırada gördükleri nesnelerin veya o günlerde olup biten önemli bir olayın adını verdikleri de görülürdü. Saldıran düşmanı yendikleri sırada doğan çocuklara; Yağıbastı, Yağıbasan, Yağıgeldi, Kurtulmuş gibi; güneş doğarken doğan çocuklara: Gündoğdu, Akkuyaş, Güngördü, Akgün gibi; koyunların ağılına kurt saldırdığı gece doğan çocuklara: Kurt, Kurtgeldi, Kurtbeg, Börübeg, Börübay gibi adlar verilirdi.
Bundan başka, çocukları yaşamayan aileler, gelenek olan bir inanca göre, çocuğun adı ile onun hayatı ve kaderi arasında yakın bir ilgi olduğuna inandıklarından, çocuklarına: Yaşar, Binyaşar, Ölmez, Ölmezbey, Durdu, Dursun, Tavşan, Kurç (Çelik) gibi adlar verirlerdi. Yine kötü adı olanlardan ölüm meleği nefret eder de gelmez düşüncesiyle kötü adlar koymak adetleri de vardı. Kazakların anlattığına göre, evladı yaşamayan Cetpisbay Ağa, oğluna, evimize Azrail gelmesin "Rus" adını vermiştir.
Altaylarda da, önceki çocukları ölmüş olan aileler, yeni doğan çocuğuna mümkün mertebe kötü ad takarlardı; İtgötü, Köpek, İtalmaz, Domuz, Balçık gibi.  Eski Türkler'in bir başka adetine göre, çocuk yaşasın diye ebe tarafından babasına satıldığı olurdu. Çocuk doğar doğmaz ebe çocuğu kucağına alarak dışarıya çıkarır ve onu güya  babasına satardı. Babası d satın aldığı çocuğuna kız ise Satı, Erkekse Satılmış adını verirdi. Zamanımızda bu gibi isimleri genellikle bir evliyaya adanmış ve satılmış olarak kabul edilen çocuklara konulduğu görülmektedir.
Başkalarıda satış bedeli olarak ebeye, çocuğun ağırlığınca demir verdiği söylenir.  Bu gelenek Çuvaş Türkleri'nde, ebe çocuğu Şaman'a verir ve çocuğu babasına Şamanın satması şeklinde olurdu. Şaman çocuğu alarak babasına gelir ve: "Çöplükte bir çocuk buldum, satacağım" der. Baba, Şaman'ın istediğini vererek çocuğunu satın almış olur ve artık yaşayacağına inanırdı. Çocuğa da süprüntüden gelme "Süprü" adı verilirdi.  Üstüste doğan erkek çocuklardan sonra gelen kıza "Döndü, Döne", üstüste doğan kız çocuklarına "Yeter" adı verilirdi.  Ünlü arkeoloji bilgini Kalkeşendi, Mısır'da basılmış "Subhul-aşas" isimli kitabında Türk adları hakkında şu bilgileri vermektedir:  "Türkler  gördükleri, bildikleri güçlü ve bahadır canlıların adlarını alırlardı. Bunları çocuklarına isimolarak seçerken beğendikleri "Boğa" adını çok sık kullanırlardı. Boğa adının başına veya sonuna ekler veya başka adlar getirerek yeni adlar üretirlerdi. Ekledikleri adın da bir hayvan adı olmasına çalışırlardı. Mesela Tayboğa gib. Boğa adına, hayvan yerine bir tabiat olayı, yad anitelik gösteren bir sözcük de katılabilirdi: Yelboğa, Benekliboğa gibi. Bir maden adı katılarak yapılan Gümüşboğa, Altınboğa, Demirboğa gibi isimler de bu türdendir.
Türkler "Demir" adını da sever. Belki Ergenekon Efsanesinden etkilenerek demirde adeta kutsallık ararlardı. Bu yüzden de Demir, isim olarak tek başına çok kullanılmaktan başka, önüne veya arkasına ekler getirerek pek çok isim meydana getirilen kelimelerden biridir. Türkçe'de "Demir"le başlayan elliye yakın bileşik isim vardır. Arslan, Deniz, Gök gibi sözcükler de Türkler'in çok sevdikleri ve bileşik ad ürettikleri kelimeler arasındadır.
Arkeoloji bilgini açıklamasına şöyle devam ediyor: "Bilinmelidir ki çoğu kez Türk askeririn adı Seyfeddin, yani dinin kılıcıdır. Çünkü Türkler'deki kuvvet ve şiddet ile kılıcın ilgisi vardır. 13 ve 14. yüzyıllarda Hindistan'da egemen olan Türkler de isimle ilgili bütün geleneklerini korumuşlardır. Bu yüzyıllarda Türkler arasında en çok rastlanan isimlerin başında şunlar gelmektedir: "Kutlu, Kutluğ, Aybeg, İltutmuş, Boğrahan, Arslanatar, Tuğrul, Kadırhan, Alphan, Toğluk, Küçlü." Eski Türkler'de varolan bu geleneklerden birçoğu zamanımızda halk arasında bilerek veya bilmeyerek yer yer devam etmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 18 Kasım 2009, 21:55:55 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008




 KISALTMALAR
(Tür.) : Türkçe
(t.a.i.) : Türkçe Arapça İsim
(f.t.i.) : Farsça Türkçe İsim
(t.f.i.) : Türkçe Farsça İsim
(a.t.i.) : Arapça Türkçe İsim
(a.f .t.i.) : Arapça Farsça Türkçe İsim

A HARFİ

ABAK: (Tür.) Eskiden Türklerde ölmüş ataların yani aba'ların suret ve heykelleri.
ABAKA HAN: (Tür.) Ata Han
ABASIYANIK: (Tür.) Gönlünü kaptırmış, aşık olmuş, vurulmuş, kendin-den geçmiş.
ABAY: (Tür.) Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat.
ABAZA: (Tür.) Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk.
ABHİZ: (Tür.) 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.
ABILAYHAN: (Tür.) Kazak hanı.
AÇA: (Tür.) 1. Amca, ağabey. 2. Başladığı işi bitiren. 3. Güçlü. 4. Büyük.
ACABAY: (Tür.) Ulu, saygın kişi, başkan.
ACAHAN: (Tür.) (Bkz.Aça).
ACAR: (Tür.) 1. Becerikli, hamarat çalışkan. 2. Atılgan. 3. Halk. 4. Yeni, taze.
ACARALP: (Tür.) Büyük yiğit, cesur kişi, korkusuz.
ACARER: (Tür.) Tuttuğunu koparan kimse.
ACARMAN: (Tür.) Becerikli, hızlı, pratik.
ACARÖZ: (Tür.) Özünde yiğitlik bulunan.
ACARSOY: (Tür.) Soyu yigit olan, soydan yiğit olan.
ACUN: (Ar.) Varlık, dünya,kainat, alem, evren.
ACUNAL: (Tür.) Dünyayı fetheden.
ACUNER: (Tür.) Erkekliği, yürekliliği, erliği dünyadan cihana taşmış kimse.
ACUNMAN: (Tür.) Dünyaca tanınmış, çok ünlü.
ACUNSAL: (Tür.) 1. Evreni ilgilendiren, evreni içine alan konu. 2. Evrensel.
ADAHAN: (Tür.) Adanın yöneticisi, hakimi.
ADALAN: (Tür.) Şöhret kazanan, ünü yayılan büyük bir isme sahip olan.
ADANIR: (Tür.) Şöhretli,gösterişli.
ADİL GİRAY: (a.t.i.) Kırım veliahtı.
ADİLHAN: (a.t.i.) Adil yönetici.
AFACAN: (Tür.) Zeki, yaramaz, kabına sığmayan, sevimli.
AFŞAR: (Ar.) 1. Oğuz Türklerinden biri. 2 Hızlı, atılgan.
AFŞİN: (Tür.) Zırh, silah.
AGER: (Tür.) Doğru ve temiz kimse.
AĞA: (Tür.) 1. Büyük, efendi. Ağabey. 2. Amir, reis. 3. Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen unvan. 4. Halkın saygısını kazananlara verilen unvan.
AĞAHAN: (Tür.) Doğu Türkçesinde ağabey anlamında kullanılır.
AĞANER: (Tür.) Temiz, saf kimse.
AĞAR: (Tür.) Beyaz renkli.
AKAD: (Tür.) Doğruluğuyla tanınan kimse.
AKALIN: (Tür.) Alnı açık,suçsuz.
AKALP: (Tür.) Doğru ve
dürüst kişi.
AKALP: (Tür.) Cömert, eli açık.
AKANSEL: (Tür.) Akarsu.
AKAR: (Tür.) Akıp geçen.
AKASOY: (Tür.) Sevilen,
sayılan soydan gelen.
AKAY: (Tür.) Beyaz ay, parlak göründüğü evre.
AKBATU: (Tür.) Yiğit erkek.
AKBATUN: (Tür.) Yiğit erkek.
AKBATUR: (Tür.) 1. Yiğit, kahraman, yürekli. 2. Uygur yazıtlarında geçen bir Türk kahramanının ismi.
AKBAY: (Tür.) Varlıklı, temiz, saygı değer kimse.
AKBEHMEN: (Tür.) Peygamber çiçeği.
AKBİLGE: (Tür.) Bilgili, alim kimse.
AKBOĞA: (Tür.) Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli.
AKBUDUN: (Tür.) Temiz, tanınmış soydan gelen.
AKBUĞ: (Tür.) Tecrübeli, çok savaş görmüş, ak saçlı kimse.
AKBURÇ: (Tür.) Uğurlu bir burçta doğmuş, şansı yaver kişi.
AKÇAN: (Tür.) Temiz yürekli, candan ve samimi insan.
AKCEBE: (Tür.) Beyaz zırh sahibi yiğit.
AKCIVAN: (Tür.) Beyaz tenli delikanlı.
AKÇAKOCA: (Tür.) Temiz ve namuslu erkek.
AKÇALI: (Tür.) Zengin,parası olan.
AKÇAM: (Tür.) Kuzey Amerika'da yetişen bir çam türü.
AKÇAR: (Tür.) İyi ruhlar, çoğu zaman Akçora veya Akçura şeklinde söylenir.
AKÇORA: (Tür.) İyi ruhlar. Manas Destanında bir yiğidin adıdır.
AKDAR: (Tür.) Değerler,kıymetler.
AKDEMİR: (Tür.) Demir gibi güçlü, temiz yürekli.
AKDORU: (Tür.) Doruğu bulutlu dağ.
AKEL: (Tür.) 1. Doğru, dürüst işler yapan kimse. 2. Dürüst, güvenilir erkek.
AKER: (Tür.) 1. Beyaz tenli, yakışıklı. 2. Saçı, sakalı ağarmış, er kişi.
AKERMAN: (Tür.) Olgun yaşa gelmiş, gün görmüş erkek kişi.
AKERSOY: (Tür.) Er yetiştiren soydan gelen yaşlı, olgun insan, er kişi.
AKGÖL: (Tür.) Beyaz renkli gül.
AKGÜÇ: (Tür.) İşe yarayan güç, düşmanı yenen, yüz ağartan kuvvet.
AKGÜN: (Tür.) Sevinçli gün.
AKHAN: (Tür.) Dürüst hakan.
AKHUN: (Tür.) Sibirya'daki Hun birliğinin IV. yy'da bozulmasından sonra, Hunlarm güneye inen kolu tarafından kurulan devlet.
AKIMAN: (Tür.) Eli açık kimse.
AKIN: (Tür.) Güçlüklerden yılmayan, her engeli aşan.
AKINALP: (Tür.) Akın yapan yiğit.
AKINCI: (Tür.) Osmanlılarda ileri karakol.
AKINER: (Tür.) Akıncı ordularında er olarak görev yapan cengâver genç.
AKINTAN: (Tür.) Tan yeri ağırırken akın yapılması.
AKLAN: (Tür.) 1. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. 2. Sularım bir denize veya göle gönderen bölge.
AKMAN: (Tür.) 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.
AKÖZ: (Tür.) Özü, sözü doğru kimse.
AKPOLAT: (Tür.) Manas Destanında sözü geçen bir Türk adı.
AKSAN: (Tür.) İyi ve tanınmış kimse.
AKSIN: (Tür.) Temiz, doğru, dürüst.
AKSOY: (Tür.) Asil, temiz soylu.
AKSUNGUR: (Tür.) Bir nevi av kuşu.
AKSÜYEK: (Tür.) Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.
AKŞEMSEDDİN: (t.a.i.) Dinin güneşi.
AKŞIN: (Tür.) l.Azak, akmışı. 2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmayan.
AKŞİT: (Tür.) 1. Kutlu, uğurlu 2. Nur, güneş.
AKTAÇ: (Tür.) Beyaz taç.
AKTAN: (Tür.) Aydınlık, mehtaplı gece.
AKTAR: (Tür.) Aydınlık sabah.
AKTAŞ: (Tür.) Mermer.
AKTAY: (Tür.) Beyaz tay.
AKTEKİN: (Tür.) Temiz huylu yiğit.
AKYIL: (Tür.) Güzel, temiz sene.
AKYİĞÎT: (Tür.) Dürüstlüğüyle tanınmış yiğit.
AKYOL: (Tür.) Doğru, dürüst ve iyi yol.
ALANALP: (Tür.) Fetheden fatih.
ALANGU: (Tür.) Altın geyik.
ALATAN: (Tür.) Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler.
ALATAY: (Tür.) Derisinde benekler olan tay.
ALATLI: (Tür.) Al atı olan,al ata binen kimse.
ALAZ: (Ar.) 1. Alev, yalaz, ateş dili. 2. Dalga dalga, yol yol, yer yer
ALDOĞAN: (Tür.) Doğan kuşunun kırmızı renklisi.
ALGAN: (Tür.) Alan, fetheden.
ALGIN: (Tür.) 1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı. 2. Sevdalı, aşık. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cansız.
ALGUHAN: (Tür.) Çağatay hanlığı hükümdarı.
ALINAK: (Tür.) Güvenilir,doğru.
ALİ HAN: (a.t.i.) Yüce han.
ALİCENGİZ: (a.t.i.) Akla gelmez, şeytanca, umulmadık.
ALKAN: (Tür.) Kırmızı kan.
ALKIM: (Tür.) Gökkuşağı.
ALKIN: (Tür.) 1. Aşık, sevdalı. 2. Övme, el çırpma.
ALKUR: (Tür.) Tümü, herkes, bütün.
ALP: (Tür.) 1. Eski Türklerde pehlivan, cesur, yiğit. 2. Savaşçı.
ALPAGU: (Tür.) 1. Eski Türklerde bir rütbe adı. 2. Eski Türklerde bir kurt adı. 3. Tek başına düşmana saldıran cesur kişi.
ALPAGUT: (Tür.) 1. Kurt. 2. Çiftlik sahibi. 2. Malı mülkü olan.
ALPAĞAN: (Tür.) Cesur,yiğit, kahraman.
ALPAK: (Tür.) Dürüst,kahraman, cesur.
ALPASLAN: (Tür.) Arslan gibi cesur, yiğit, kahraman, savaş adamı. Büyük Selçuklu hükümdarı.
ALPAY: (Tür.) Yiğit, cesur kimse.
ALPAYDIN: (Tür.) Aydın,bilgili ve yiğit kişi.
ALPBİKE: (Tür.) Genç,delikanlı.
ALPDOĞAN: (Tür.) Doğuştan kahraman ve yiğit olan.
ALPER: (Tür.) (Bkz. Alpay).
ALPEREN: (Tür.) Yiğit,bahadır.
ALPERTUNGA: (Tür.) Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı.
ALPGİRAY: (Tür.) Yiğit hükümdar.
ALPHAN: (Tür.) Yiğit, kahraman hükümdar.
ALPKAN: (Tür.) Yiğit soydan gelen.
ALPKIN: (Tür.) Keskin kılıç.
ALPMAN: (Tür.) Cesur, yiğit, kahraman.
ALPSOY: (Tür.) Kahraman, cesur soya mensup olan.
ALPTEKİN: (Tür.) Kahraman şehzade.
ALPTUĞ: (Tür.) Kahramanlığı yiğitliği Tuğla takdir ve taltif edilen.
ALTAN: (Tür.) 1. Hakanlara verilen isim, padişah, sultan. 2. Sabahın güneş doğduğu zaman ki zamanı.
ALTANER: (Tür.) Güneş gibi ışıklarını saçarak kavmini aydınlatmaya yetenekli, güçlü ve ümit veren bahadır.
ALTAY: (Tür.) 1. Altay dağ lan çevresinde yaşayan Türklerin genel adı. 2. Asya'da Batı Sibirya ile Moğalistanı ayıran dağlık bölge.
ALTEMUR: (Tür.) Demir'in kızıllaşmış hali.
ALTINAY: (Tür.) Altın gibi sarı ve parlak ay.
ALTINOK: (Tür.) l.Eski Türklerde iyi nişancılara verilen unvan. 2. Çok değerli ok, hedefini bulan ok.
ALTUNA: (Tür.) Tarihimizde türkülerimize masal ve öykülerimize bağdaş kurmuş Tuna Nehri'nin, güneş batarken sularına akseden ışıkların etkisiyle kıpkırmızı görünüşü.
ALTUNAY: (Tür.) Ay'm sarı renkli hali.
ALTUNÇ: (Tür.) 1. Bakır alaşımı. 2. Al, kırmızı gözlü.
ALTUNER: (Tür.) 1. Altın gibi değerli. 2. Değerli kimse.
ALTUNHAN: (Tür.) Zengin hakan.
ANDAÇ: (Tür.) 1. Bir kimseyi ya da geçmiş bir olayı, olguyu hatırlattığı için saklanan ya da hatırlatsın diye verilen şey. Anmalık, yadigâr, ber-güzar. 2. Önemi nedeniyle bellekte tutulan ya da bir yere yazılan olgular, anılar. Hatırat.
ANDAK: (Tür.) O anda,hemen.
ANGIN : (Tür.) 1. Tanınmış ünlü, ün sahibi. 2. Bayındır.
ANIL: (Tür.) 1. Anılmak. 2. Hatırlanan. 3. Ünlü, meşhur.
ANİF: (Tür.) 1. Şiddetli, sert. 2. Çok yakından geçen. 3. Haşin. 4. Bahsedilen, belirtilen.
APAYDIN: (Tür.) Çok aydınlık, gizli, saklı, karanlık yanı olmayan.
ARAF: (Tür.) 1. Cennet ile cehennem arasındaki yer. 2. Tepe. 3. Adetler, ussuller.
ARAL: (Tür.) 1. Birbirine yakın adlar topluluğu. 2. Orta Asya' da bir göl.
ARBAŞ: (Tür.) Mutlu ve huzurlu baş.
ARBEK: (Tür.) Han ve hakan çocuklarına sarayda hocalık, terbiyecilik eden bilgin kişi.
ARDA: (Tür.) 1. İşaret için dikilen değnek. 2. Çıkrıkçı kalemi. 3. Eskiden bazı çavuşların ellerinde tuttukları değnek. 4. Sonra gelen.
AREF: (Tür.) 1. Anlayışlı ve bilgili. 2. Pek maruf, çok bilinen.
AREL: (Tür.) Dürüst, temiz kimse.
ARGU: (Tür.) 1. İki dağ arası uçurum. 2. Kırgızların en büyük boyu.
ARGUN: (Tür.) 1. Güçsüz, dermanı olmayan, zayıf, çelimsiz. 2. Bir çeşit kaval.
ARGÜN: (Tür.) Temiz, aydınlık gün.
ARHAN: (Tür.) Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN: (Tür.) Doğru, temiz kimse.
ARIÇ: (Tür.) Barış, asayiş.
ARIER: (Tür.) Çalışkan kimse.
ARIKAL: (Tür.) Temiz kal,doğru kal.
ARIKAN: (Tür.) Temiz ve doğru soy.
ARIKUT: (Tür.) Temiz kanlı, soyu, mayası temiz.
ARTMAN: (Tür.) Kötülüklerden temizlenmiş, ruhu, düşünceleri ve davranışları arınmış, dürüst insan.
ARIN: (Tür.) 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, çehre.
ARINÇ:(Tür.) 1. Temiz,saf, arı.
ARISAL: (Tür.) Arı gibi çalışkan kimse.
ARISAN: (Tür.) Temiz,doğru, tanınmış kimse.
ARITAN: (Tür.) Temizleyen, duru duruma getiren.
ARİF: (Tür.) 1. Meşhur, ünlü. 2. Bilgili, irfan sahibi, bilgi sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
ARKAN: (Tür.) 1. Temiz,arı kandan gelen.
ARKIN: (Tür.) 1. Yavaş, ağır, sakin, uysal. 2. Gelecek yıl.
ARKUT: (Tür.) Temiz,uğurlu, kutlu.
ARSAL: (Tür.) Namuslu,temiz huylu.
ARSEBÜK: (İ.) 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusunda titiz.
ARSLAN: (Tür.) 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çeşit çiçek.
ARSLANGİRAY: (Tür.) 1. Cesur, korkusuz han. 2. Er.
ARSLANŞAH: (Tür.) 1. Arslan gibi güçlü ve cesur kral. 2. Cesur komutan.
ARSOY: (Tür.) Sanatçı soy.
ARTAÇ: (Tür.) Arkadaş,meslekdaş, dost.
ARTAN: (Tür.) 1. Fayda, yarar. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ARTANÇ: (Tür.) ince ruhlu, duyarlı, sanatkâr.
ARTUÇ: (Tür.) Ucu sivri demirle donanmış mızrak.
ARTUK: (Tür.) Selçuklu emiri.
ARZIK: (Tür.) Dindar, sofu.
ASAL: (Tür.) Temel, başlıca, esaslı.
ASALET: (Tür.) Soyluluk,soy temizliği.
ASUTAY: (Tür.) Hırçın tay.
AŞIK: (Tür.) 1. Bir başkasını aşkla seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Tasavvufta Allah'a muhabbet duyan kişi.
ATA: (Tür.) 1. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 2. Vermiş, veriş. 3. Baba.
ATABEK: (Tür.) 1. Devlet idaresinde yetkiye mensup, lala. 2. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs.
ATABEY: (Tür.) Devlet yönetiminde çalışan.
ATABÖRÜ: (Tür.) Erkek ve yaşlı kurt.
ATACAN: (Tür.) (Bkz. Ata).
ATAÇ: (Tür.) Atalarla ilgili olan, Atalardan gelen.
ATAERGİN: (Tür.) Çocuklarına, torunlarına akıl hocalığı yapabilen, doğru yolu gösterebilen olgun, bilgili ata.
ATAMAN: (Tür.) Olgun, tecrübeli, hanların en yetişkin ve göreneklisi.
ATAKAN: (Tür.) 1. İleri atılan. 2. Her işe giden adam.
ATAKER: (Tür.) Atılgan,korkusuz er.
ATAKLI: (Tür.) Namlı, ünlü, tanınmış.
ATAKOL: (Tür.) Ataların bir kolundan gelen. Aile kolu.
ATAKUL: (Tür.) Atasına hizmet ve saygıda kusur etmeyen, atasına candan bağlı kimse.
ATAKUT: (Tür.) Mukaddes ata, kutlu ata.
ATAL: (Tür.) Atalardan gelen örf, adet ve töreler.
ATALAN: (Tür.) Ata gibi olmak, atalaşmak, ataların yerini doldurmak.
ATALAR: (Tür.) 1. Bireyin kan ve dünürlük ilişkileriyle bağlı bulunduğu, kendisinden önce yaşamış aile ve hısım akraba topluluğu. 2. Bir toplumun ya da toplumsal kümenin geçmiş kuşakları.
ATALAY: (Tür.) Ünlü, şöhretli, namı olan.
ATAMAN: (Tür.) 1. Başkan, önder, lider. 2. Don kazaklarının önderlerine verilen ad.
ATAMER: (Tür.) Mertlik,cesaret, dürüstlük simgesi ata.
ATAN: (Tür.) 1. Keskin nişancı, attığını vuran. 2. Fırlatan, savuran.
ATANÇ: (Tür.) Atalıktan pay almak, atalaşmak, ata tavır ve daranışla-rında bulunmak.
ATANER: (Tür.) (Bkz. Ata).
ATASAGUN: (Tür.) Eski Türklerde hekimlere verilen ad.
ATASAN: (Tür.) Atanı, ceddini sev.
ATASAY: (Tür.) Atalarına saygı gösteren, onları sayan.
ATASOY: (Tür.) Baba soyu, baba kök ağacı.
ATAULLAH: (Tür.) Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı.
ATAV: (Tür.) 1. Herkesçe sevilen, öğülen, saygı gören ata. 2. Kabile büyüğü, saygı değer kişi.
ATAY: (Tür.) Bilinen, tanınmış.
ATIF: (Ar.) 1. Çevirme, imale. 2. Birinin işi veya sözü olduğunu ima etme. 3. Yüzünü çeviren. 4. Merhamet sahibi. 5. Beğenen.
ATIL: (Tür.) Girişken olmak, ilerlemek için caba göstermek.
ATILAY: (Tür.) 1. Ünlü, şanlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.
ATILGAN: (Tür.) 1. Karşısındaki engeleri aşabilen, atılabilen. 2. Cüretkâr, karşı gelebilen. 3. Hevesli, meraklı.
ATİLLA: (Tür.) 1. Büyük, ünlü. 2. Savaşçı, fatih. 3. Hun Türklerinin büyük hükümdarı. 4. Babacık.
ATKIN: (Tür.) Atılmış: Kumaş dokumasında kullanılan tabir.
ATLAN : (Tür.) Ata binmek.
ATLAS: (Tür.) 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Büyük harita. 3. Düz, tüysüz. 4. Atlas okyanusu.
ATLIHAN: (Tür.) Ata binmiş, süvari.
AVCI: (Tür.) 1. Bir şeyi elde etmeye uğraşan kimse. 2. Av yapan. 3. Osmanlı Sarayı'nda şikariler diye adlandırılan askeri grub.
AY: (Tür.) 1. Dört hafta. 2.Yılın on iki bölümünden biri.
AYABA: (Tür.) Muham-med Tapar'm oğlu.
AYALP: (Tür.) Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
AYANA: (Tür.) Saygı.
AYANOĞLU: (Tür.) Belirgin, açık.
AYAŞAN: (Ar.) Başarısı, ünü, şanı yükselen.
AYATA: (Tür.) Eski Türklerde, gökyüzünün ikinci katında oturduğuna inanılan Ay Tanrısı.
AYAYDIN: (Tür.) Ay ışığı, ay aydınlığı.
AYAZ: (Tür.) Soğuk, dondurucu soğuk.
AYBAR: (Tür.) 1. Korku veren. 2. Görkemli, gösterişli.
AYBARAN: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, tuttuğunu koparan yiğit, bahadır.
AYBARS: (Tür.) Hun hükümdarı Atilla'nın amcasının adı. Bazı araştırmacılar vaşak anlamını veren oybars şeklinde okumaktadır.
AYBAY: (Tür.) Ay gibi yöresini aydınlatan, servetinden çevresini faydalandıran hayırsever zengin kimse.
AYBEG: (Tür.) ileri gelen, aydın yönetici.
AYBERK: (Tür.) 1. Sağlam ay. 2. Ayrn şimşek gibi parlaklığı. 3. Ay yaprağı, yaprak.
AYBEY: (Tür.) Ay gibi güzel ersiz ve çocuksuz kadın.
AYBİGE: (Tür.) Dolunay, büyük ay.
AYÇETİN: (Tür.) Zor, güç ay.
AYDAR: (Tür.) 1. Perçem, kâkül. 2. Manas destanında adı geçen bir yiğit-
AYDEMİR: (Tür.) Marangozların kullandığı bir keser çeşidi.
AYDIN: (Tür.) 1. Aylı gece.2. Aydınlık, ışıklı, parlak.3. Açık, belirgin. 4. Mübarek, mesut, kutlu, uğurlu. 5. Okumuş,kültürlü, ileri fikirli.
AYDIN AY: (Tür.) Işıklı ve parlak ay.
AYDINALP: (Tür.) Bilgili, yiğit, kahraman kişi.
AYDINEL: (Tür.) İleri, aydınlık ve iyi düşüncele-rifı uygulayıcısı el.
AYDINER: (Tür.) Kültürlü, ileri düşünceli, çağın gereksinimlerini benimseyen er kişi.
AYDINOL: (Tür.) Aydın kişi ol.
AYDINTAN: (Tür.) Şafak vakti.
AYDİNÇ: (Tür.) Cesur, aydın kişi.
AYDOLUN: (Tür.) Dolunay, mehtap.
AYERDEM: (Tür.) Ahlakın övdüğü niteliklere sahip ve ay gibi güzel kimse.
AYGUT: (Tür.) Mükafat, karşılık.
AYHAN: (Tür.) 1. Ayın hakimi. 2. Oğuz'un altı oğlundan biri.
AYKAC:(Tür.) 1. Akıl veren, 2. Söyleyen, konuşan. 3. Ozan, şair.
AYKAN : (Tür.) Asil, soylu, temiz kişi.
AYKUT: (Tür.) 1. Karşılık, ödül. 2. Uğurlu, kutlu.
AYKUTALP: (Tür.) Mükafat veren kahraman.
AYMAN: (Tür.) Ay gibi güzel,
AYSAN: (Tür.) Ay gibi, ayyüzlü.
AYTAÇ: (Tür.) Başa takılan ay, ay şeklinde.
AYTEK: (Tür.) Ay gibi.
AYTEKİN: (Tür.) Ay prensi, ay şehzadesi.
AYTOLUN: (Tür.) 1. Dolunay. 2. Ayın on dördü gibi güzel.
AYTUĞ: (Tür.) 1. Mızrağın ucuna yapılmış, ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy.
AYZER: (t.a.i.) 1. Altın renginde ay. 2. Ay'ın altın renginde olduğu zaman.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #2 : 18 Kasım 2009, 22:14:02 »

   TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008

   

  Kandaşım, bunların içinde bazı arapça ve farsça isimler var. Bunları tek tek çıkarmadım ancak bazıları göze batıyor. Tabi bunları aradan çıkarırsak bu isimlerden yararlanan Kandaşlarımız olabilir. Özellikle arslan ismi farsçadır bunun yerine biraz uyumlu aslan kullanılsada en doğrusu bars veya pars'tır. Bunun dışında da bazı el sözcükleri de buradan çıkarabilirsek bunu kullanırız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
TuranSavaşçısı
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 18 Kasım 2009, 22:23:10 »

Kandaşım öncelikle tebrik ederim güzel bir çalışma fakat Türkçe'ye biraz daha özen göstermeni rica ediyorum. Bak yazıdan bir bölümü kopyaladım böyle Türkçe mi olur be kandaşım? örn/ "isim koyma isi bittikten sonra ebe, birer birer misafirlere önünden gecerek, onlarin cocuga getirdikleri..." Mesela "işi" yerine "isi", "geçerek" yerine "gecerek", "onların" yerine "onlarin", "çocuğa" yerine "cocuga" olarak yazmışsın. Bu kadar olsa gene iyi tüm yazı boyunca yüzlerce yazım hatası var. Alışkanlık olmuş olabilir buna bir şey diyemeyiz ama bu kadar fazla yazım hatası Türk'e hele hele Türkçüye yakışmayan bir durum. Lütfen kandaşım rica ediyorum biraz daha dikkatli olalım, görev hepimizin görevi; TÜRK, Türkçeyi korumakla yükümlüdür. Kal sağlıcakla.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 18 Kasım 2009, 22:28:19 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008



Kandaşım öncelikle tebrik ederim güzel bir çalışma fakat Türkçe'ye biraz daha özen göstermeni rica ediyorum. Bak yazıdan bir bölümü kopyaladım böyle Türkçe mi olur be kandaşım? örn/ "isim koyma isi bittikten sonra ebe, birer birer misafirlere önünden gecerek, onlarin cocuga getirdikleri..." Mesela "işi" yerine "isi", "geçerek" yerine "gecerek", "onların" yerine "onlarin", "çocuğa" yerine "cocuga" olarak yazmışsın. Bu kadar olsa gene iyi tüm yazı boyunca yüzlerce yazım hatası var. Alışkanlık olmuş olabilir buna bir şey diyemeyiz ama bu kadar fazla yazım hatası Türk'e hele hele Türkçüye yakışmayan bir durum. Lütfen kandaşım rica ediyorum biraz daha dikkatli olalım, görev hepimizin görevi; TÜRK, Türkçeyi korumakla yükümlüdür. Kal sağlıcakla.
TANRI TÜRK'Ü VE TÖRESİNİ KORUSUN.


 Gülümseme Göz Kırp Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #5 : 18 Kasım 2009, 23:14:11 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008




KISALTMALAR
(Tür.) : Türkçe
(t.a.i.) : Türkçe Arapça İsim
(f.t.i.) : Farsça Türkçe İsim
(t.f.i.) : Türkçe Farsça İsim
(a.t.i.) : Arapça Türkçe İsim
(a.f .t.i.) : Arapça Farsça Türkçe İsim

B HARFİ

BABA: (Tür.) 1. Birinci dereceden akraba. 2. Koruyucu, velinimet. 3. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5. Zencilerde görülen saraya benzeyen hastalık. 6. Tekke i büyüğü. 7. Ecdad, Ata.
BABÜR: (Tür.) 1. Hüküm dar, Hindistandaki Türk-Hint imparatorluğunu kuran kişi. 2. Böbürlenme.
BAĞATUR: (Tür.) Cesur, yiğit.
BAĞDAŞ: (Tür.) Dost, yakın arkadaş.
BAĞIŞ: (Tür.) 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Atlama, sıçrayış.
BAĞIŞHAN: (Tür) Bağışlanan şey, bağış.
BAĞLAM: (Tür) 1. Bir koşuttaki dörtlüklerin her-biri. 2. Herhangi bir olayda olaylar, ilişkiler, durumlar örgüsü ya da bağlantısı. 3. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanması, deste, demet. 4. Dilbilgisin-de, önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen birim veya birimler bütünü.
BAHADIR: (Tür) Yiğit, cesur.Mete 'nin diğer bir söylenişi, Timur soyundan Hindistan'da hükümdarlık yapmış Türk lider.
BAHADIRHAN: (Tür.)(Bkz. Bahadır).
BAKANAY: (Tür.) Gökyüzünde duran ay, açık seçik.
BAKYAZI: (Tür.) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.
BALA: (Tür.) 1. Yukarı, yüksek, yüce. 2. Azat. 3. Yedek atı. 4. Çocuk, yavru.
BALABAN: (Tür.) 1. Gürbüz, canlı, cüsseli, insan veya hayvan. 2. Çocuk bekçisi.
BALAMİR: (Tür.) Eski bir Türk kağanı.
BALGAM: (Tür.) Bal gibi tatlı, şirin.
BALDEMİR: (Tür.) Şirin,güçlü, kuvvetli.
BALER: (Tür.) Cana yakın,tatlı dilli kimse.
BALİ: (Tür.) Eski, köhne,koca.
BALÎBEY: (Ar.-Tür.) Osmanlı beylerinden Bosna beyi olarak Kanuni'nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.
BALİSOY: (Ar.-Tür.) Eski,köklü soydan gelen.
BALKAN: (Tür.) 1. Avrupa'nın Güneydoğu bölgesine verilen isim. 2. Sarp ve ormanlık sıradağları.
BALKAR: (Tür.) 1. Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçakların bir kolu. 2. Bu boya mensup kişi.
BALKI: (Tür.) 1. Işık, parıltı. 2. Şimşek. 3. Süslü,güzel, parlak.
BALKIR: (Tür.) Şimşek, pırıltı, ışık.
BALSAN: (Tür.) 1. Çok sevgili, samimi arkadaş. 2. Kardeş.
BANGU:(Tür.) 1. Yankı, gökgürültüsü. 2. Bağırış, haykırış.
BARAK: (Tür.) Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Nizip ve Kilis çevresinde yaşarlar.
BARANSEL: (Tür.-Fars.) 1. Yağmur mevsimi. 2. Yağmur.
BARAY: (Tür.) Ezeli, önce-siz, önce'si olmayan.
BARBAROS: (İtal.) Kırmızı sakal. Baba-Oruç. Türk denizci kaptan-ı derya.
BARIK:(Tür.) 1. Yeşillik, çayırlık yer. 2. Sivri tepeler arasında ki uçurum, yüksek kayalıklar-daki çatlaklıklar.
BARIM: (Tür.) Servet,zenginlik, varlık.
BARIN : (Tür.) 1. Güç, kuvvet. 2. Bütün, hep. 3. Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri. 4. Göğüs.
BARIŞ: (Tür.) 1. Dirlik, düzenlik. 2. Savaşsızlık durumu. 3. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh.
BARKAN: (Tür.) 1. Hareketli kumul. 2. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal kütle.
BARKIN: (Tür) Yolcu,gezgin, yolculuk eden.
BARLAS: (Tür.) Savaşçı,kahraman.
BARS: (Tür) 1. Kaplana benzer yırtıcı hayvan. 2. Arı oğulu.
BARTU: (Tür.) En eski Türk kağanlarından biri.
BAŞAK: (Tür.) Sağlam, dayanıklı.
BAŞAR: (Tür.) Başarılı ol,işi sonuçlandır.
BAŞARMAN: (Tür.) Yaptığı işi başarı ile sonuçlandıran.
BAŞAY: (Tür.) Birinci, ilkay.
BAŞBUĞ: (Tür.) Başkumandan, hükümdar.Eski Türklerde orduya kumanda eden komutanlar.
BAŞEĞMEZ: (Tür.) Buyrak altına girmeyen, kişilikli.
BAŞER: (Tür.) (Bkz. Başar).
BAŞKAYA: (Tür.) Kayala-rınbaşı, kuvvetli, güçlü.
BAŞKAYNAK: (Tür.) İlk kaynak, ana kaynak.
BAŞKUR: (Tür.) Türk çadırlarının çevresindeki kanatları örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.
BAŞKURT: (Tür.) Ural dağları bölgesinde yaşayan ve Türklerin kıpçak kolundan olan bir boy.
BAŞKUT: (Tür.) Talihli kimse, kutlu.
BAŞOK: (Tür.) Önde olan yiğit.
BAŞOL: (Tür.) Başta ol,önder ol.
BATI: (Tür.) Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler.
BATIBOY: (Tür.) Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.
BATIR: (Tür.) Kahraman,yiğit, bahadır.
BATTAL: (Ar.) 1. Pek büyük. 2. Kahraman, cesur. 3. Hantal, işe yaramaz. 4. İşsiz.
BATU: (Tür.) Gücü yeten, üstün gelen, galip.
BATUHAN: (Tür.) Altınor-du devletinin kurucusu.
BATUR: (Tür.) Cesur, yiğit, kahraman, bahadır.
BATURALP: (Tür.) Yiğitler yiğidi.
BATURAY: (Tür.) (Bkz. Ba-tur).
BATURHAN: (Tür.) (Bkz. Batur).
BAYAR: (Tür.) 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.
BAYAZID: (Tür.) (Bkz. Ba-yezid).
BAYBARS: (Tür.) Bahri Memlüklerin sultam olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur.
BAYBAŞ: (Tür.) İleri gelen, zengin, saygın.
BAYBORA: (Tür.) Fırtına.
BAYDAK: (Tür.) Bayrak.
BAYDAN: (Tür.) Şımarık,gururlu, kendini beğenmiş.
BAYDAR: (Tür.) Kırım yarımadasında Sivastopal şehrinin güneyinde tar-tada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür. BAYDIR: (Tür.) Kuvvetli,güçlü.
BAYDU: (Tür.) İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.
BAYDUR: (Tür.) Kuvvetli,güçlü, cesur.
BAYER: (Tür.) Varlıklı,zengin kimse.
BAYGÜÇ: (Tür.) Güçlü ve zengin kimse.
BAYMAN: (Tür.) (Bkz.Baygüç).
BAYINDIR: (Tür.) İmar edilmiş, mamur.
BAYKAL: (Tür.) Yaban kısrağı. Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.
BAYKAM: (Tür.) Doktor,hekim.
BAYKAN: (Tür.) Bay soyundan, zengin.
BAYKOCA: (Tür.) Saygın,varlıklı.
BAYKURT: (Tür.) (Bkz.Baykoca).
BAYKUT: (Tür.) Kutlu, talihli.
BAYKUTAY: (Tür.) (Bkz.Baykut).
BAYMAN: (Tür.) Varlıklı,saygın.
BAYRAM: (Tür.) 1. Neşe ve sevinç günü. 2. Dini bakımdan kutlanması gereken özel gün.
BAYRI: (Tür.) Çok eski zamanda var olmuş, eskiden beri var olan.
BAYRU: (Tür.) (Bkz. Bayrı).
BAYRUALP: (Tür.) (Bkz.Bayru).
BAYRUHAN: (Tür.) (Bkz.Bayru).
BAYSAL: (Tür.) Soylu,şöhretli kimse.
BAYSAN: (Tür.) Zengin,varlıklı, tanınmış.
BAYSU: (Tür.) {Bkz. Baysan).
BAYSUNGUR: (Tür.) Ak-koyunlu hükümdarla
rından olan.
BAYTAL: (Tür.) 1. Bayır, yokuş. 2. Kısrak.
BAYTEKİN: (Tür.) (Bkz. Baytal).
BEDÜK: (Tür.) Büyük,gösterişli, yüce, önemli.
BERATA: (Tür.) İleri gelen ailelerden, soylu, saygın.
BEKDİL: (Tür.) 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin.
BEKSAN: (Tür.) 1. Ünlü, tanınmış. 2. Bey unvanı verilmiş.
BEKTÖRE: (Tür.) Değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.
BELEK: (Tür.) 1. Armağan, hediye. 2. Selçukluların emiri.
BELGE: (Tür.) Bir gerçeğe tanıklık eden şey.
BENGİ: (Tür.) Sonsuz,hep kalacak olan, ebedi.
BEREN: (Tür.) Güçlü,kuvvetli, zekalı.
BERK: (Tür.) 1. Kuvvetli, sağlam. 2. Katı, sert, şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 5. Arı, yaprak, şimşek.
BERKAN: (Ar.) 1. Parlama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu kürkü.
BERKANT: (Tür.) Bozulmaz, güçlü, yemin.
BERKE: (Tür.) 1. Kama. 2.Altınordu hükümdarı.
BERKEL: (Tür.) Güçlü el.
BERKER: (Tür.) Sağlam ve güçlü kişilikli.
BERKÎ: (Tür.) Şimşek gibi parlak olan. B
ERKİN: (Tür.) Sağlam,güçlü, kuvvetli.
BERKKAN: (Tür.) Sağlam soydan gelen.
BERKMAN: (Tür.) Sağlam,kuvvetli, kişilikli.
BERKSAN: (Tür.) Güçlü tanınan kimse.
BERKSOY: (Tür.) (Bkz.Berksan).
BERKSU: (Tür.) Soğuk ve keskin su.
BERKÜN: (Tür.) Güçlü,sağlam tanınmış.
BETİK: (Tür.) Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.
BETİM: (Tür.) 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz yada yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi yada heykeli.
BEYBOLAT: (Tür.) Çelik gibi güçlü, saygın.
BEYREK: (Tür.) 1. Çok nazik, çok kibar efendi, bey. 2. Hüzünlü.
BEYTÖRE: (Tür.) Adetleri uygulayan.
BEYZADE: (Tür.) 1. Bey oğlu. 2. Soylu kimse.
BİLAN: (Tür.) Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.
BİLEK: (Tür.) Güç, kuvvet.
BİLEN: (Tür.) Bilgili, anlayışlı.
BİLGEHAN: (Tür.) Göktürk Hakanı.
BİLGEKAĞAN . (Tür.) Göktürk hakanı.
BİLGEKAN: (Tür.) Bilgili soydan gelen.
BÎLGER: (Tür.) Akıllı, bilgili, bilgiye sahib.
BİLGİN: (Tür.) Bilgili kişi.
BİLMEN: (Tür.) Bilen, anlayan.
BİNALİ: (Tür.) Ali'nin oğlu.
BİNALP: (Tür.) Yiğitler.
BİNKAN: (Tür.) Soylu kanlar.
BİRANT: (Tür.) Tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.
BİRAT: (Tür.) 1. Asil, soylu bir aileye mensup. 2. tik erkek çocuğuna verilen isim.
BİRCAN: (Tür.) Eşsiz, tek.
BİRDAL: (Tür.) Bir tane,tek.
BİRGE:(Tür.) 1. Kamçı. 2 Beraber.
BİRGİT: (Tür.) Birleşmiş,birlik olmuş.
BİRHAN: (Tür.) Tek yönetici.
BİRKAN: (Tür.) Soylu.
BİRMEN: (Tür.) Benzeri olmayan.
BİROL: (Tür.) Tek olmak.
BİRTAN: (Tür.) Bir tane,tek.
BORAN: (Tür.) Rüzgar, şimşek, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi.
BOYLAN: (Tür.) Kibirli,gururlu.
BOYRAZ: (Tür.) Kuzey rüzgarı.
BOYSAN: (Tür.) Yakışıklı delikanlı, uzun boylu.
BOYSEL: (Tür.) Uzun boylu.
BOZBEY: (Tür.) Kır beyi,
BOZBORA: (Tür.) Fırtına.
BOZDOĞAN: (Tür.) Bir şahin türü.
BOZER: (Tür.) Beyaz tenli.
BOZKURT: (Tür.) Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
BOZUN: (Tür.) 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.
BOZYEL: (Tür.) Yağmur getiren lodos rüzgarı. BÖKE: (Tür.) 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan. 3. Kabadayı. 4. Güreşçi, pehlivan.
BUDAK: (Tür.) 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın gövde içindeki sert bölümü.
BUĞRA: (Tür) 1. Büyük erkek deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.
BUĞRAHAN: (f.t.i.) X. yy'da Türk hükümdarlarından bir çoğuna verilen unvan.
BULAK: (Tür.) Kaynak,çeşme, pınar.
BULUT : (Tür.) Gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi.
BURÇ: (Ar.) 1. Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı. 2. Yuvarlak bina. 3. Tek hisar.
BURKAN: (Tür.) Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad.
BUYAN: (Tür.) 1. Mutluluk, talih. 2. Sevab.
BUYRUK: (Tür.) 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2. Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.

C-Ç HARFİ

CANER: (Tür.) Genç, dinamik, canlı, delikalı.
CENGİZ: (Tür.)Dengiz- Deniz
CEYHAN: Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir.
CEYHUN: (Tür.) 1. Orta Asya'da Amu-Derya'ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat'a göre cennetin 4 nehrinden biri.
COŞKUN: (Tür.) 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşırı hareketli..
CUMALİ: (Tür.) Cuma günü doğan çocuk.
ÇAĞATAY: (Tür.) 1. Yavru at, tay. 2. Doğu Türklerine verilen ad. Çağatay Han: Cengiz Han'ın ikinci oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını uygulamaktaydı. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hıristiyan dostu olarak bilinirdi.
ÇAĞRI: (Tür.) 1. Çakır gözlü. 2. Mavi hareli göz. Çağrı Bey: Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul Bey'in kardeşi. Çağrı Bey müslüman olduğunda Davud ismini almıştır.
ÇELEBİ: (s.) 1. Efendi, nazik. 2. Şehir terbiyesi görmüş, okur yazar, tahsilli. 3. Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi gibi.
ÇELİK: (Tür.) 1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü, kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş dal.
ÇETİN: (Tür.) 1. Sert, elde edilmesi zor, müşkil. 2. inatçı, azimli.
ÇEVİK: (s.) Hızlı, hareketli, durmayan.
ÇIDAM: (Tür.) Sabır etmek, tahammül. ÇINAR: (Tür.) Çınar ağacı.

D HARFİ

DEMİR: (Tür.) Dayanıklı, mavimsi esmer renkli bir maden.
DEMİRHAN: (Tür.) Güçlü hükümdar.
DEVRİM: (Tür.) 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. İnkılap, Köklü değişiklik. 3. Eskiyi kaldırıp yeniyi yerine koymak. 4. İhtilal.
DİKMEN: (Tür.) 1. Dağların en yüksek yeri. 2. Koni biçiminde sivri tepe. 3. Yayla.
DİNÇER: (Tür.) Kuvvetli, genç, yiğit.
DİRSEHAN: (Tür.) Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahib olan kahramanın adı.
DOĞAN: (Tür.) Yırtıcı bir kuş.
DURMUŞ: (Tür.) (Bkz. Dursun).
DURSUN: (Tür.) Durmak, kalmak.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #6 : 18 Kasım 2009, 23:16:16 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008



KISALTMALAR
(Tür.) : Türkçe
(t.a.i.) : Türkçe Arapça İsim
(f.t.i.) : Farsça Türkçe İsim
(t.f.i.) : Türkçe Farsça İsim
(a.t.i.) : Arapça Türkçe İsim
(a.f .t.i.) : Arapça Farsça Türkçe İsim


E HARFİ
EDGÜ: (Tür.) İyi.
EDİZ:(Tür.) 1. Yüksek yer. 2. Ulu, büyük, yüce, değerli.
EFE: (Tür.) 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Cesur, kahraman. 3. Kabadayı.
EGE: (Tür.) 1. Bir çocuğu koruyan, sorumlu olan. 2. Büyük, ulu.
EMRAH: (Tür.) Anadolu saz şairlerinden.
EMRE: (Tür.) Aşık, vurgun.
ENES: (Tür.) 1. insan. 2. Enes b. Malik: Rasûlallah (s.a.s)'den çok hadis nakleden sahabelerden-dir.
ENGİN: (Tür.) 1. Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2. Değer ve fiyatı düşük olan. 3. Yüksekte olmayan, alçak yer. 4. Açık deniz.
ERALP: (Tür.) Yiğit erkek.
ERCAN: (Tür.) Canlı, diri,sağlıklı erkek.
ERDEM: (Tür.) 1. Hüner, becerik. 2. Fazilet. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal durumu.
ERDİNÇ: (Tür.) Duru,kuvvetli erkek.
ERDOĞAN: (Tür.) Yiğit doğan.
EREN: (Tür.) 1. Yetişen, ulaşan. 2. Cesur, yiğit kişi. 3. İyi yetişmiş kişi. 4. Koca, zevç. 5. Kişi, şahıs. 6. Ermiş.
ERGİN: (Tür.) 1. Olmuş. 2. Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse.
ERGÜN:(Tür.) 1. Yumuşak, uysal kimse. 2. Sulu kar, sulu saf kar.
ERKAL: (Tür.) Erkek olarak kal, adam ol.
ERKUT: (Tür.) 1. Güçlü, dayanıklı erkek. 2. Mübarek insan, kutlu insan.
ERMAN: (Tür.) 1. istek, arzu. 2. Pişman olma.
ERSAN: (Tür.) 1. Adıyla, sanıyla, ünlenmiş erkek. 2. Güzel, güçlü.
ERSÖZ: (Tür.) Yiğit sözlü.
ERTEKİN: (Tür.) Soylu erkek.
ERTUĞRUL: (Tür.) Doğru, dürüst, yiğit. Ertuğrul Gazi: Osmanlı Hanedanı'nın kurucusudur.

G HARFİ


GENCER: (Tür.) Taze, körpe, yiğit.
GİRAY: (Tür.) Kuvvetli, güçlü. Kırım hanları tarafından kullanılan unvan.
GÖKALP: (Tür.) Göklerin yiğidi bahadır.
GÖKSEL: (Tür.) Semavi,gökteki ahenk.
GÖKTÜRK: (Tür.) Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kişi.
GÜRBÜZ: (Tür.) 1. İri, kuvvetli, büyük, cesur.2. İyi yetişmiş.3. Sağlıklı.
GÜRHAN; (Tür.) 1. Hanlar hanı.
GÜRKAN: (Tür.) 1. Gelişmiş, taze, genç, hareketli. 2. Bol kan.
GÜVEN: (Tür.) 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. Yüreklilik, cesaret. 3. İnanma, bağlanma.

H HARFİ


HASBİ: (Tür.) isteyerek ve karşılık beklemeden yapılan.
HINCAL : (Tür.) Öç almak.

I-İ HARFİ


İLGAZ: (Tür.) 1. Atın dört-nalla koşması, çok hızlı koşması. 2. Akın, hücum etmek. 3. Batı Karadeniz'deki dağ kütlesi. 4. Çankırı'nın ilçesi.
İLBEY:(Tür.) Vali.
İLKER: (Tür.) İlk doğan çocuk.
İSTEMÎHAN: (Tür.) Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı.

K HARFİ

KAAN: (Tür.) 1. Eski Türklerde ve Moğollarda imparatora verilen ad. 2. Hükümdar, hakan.
KARACA: (Tür.) 1. Geyikgillerden küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 2. Üst kol. 3. Rengi karaya çalan, esmer.
KARTAL: (Tür.) 1. Kartalgillerden, Siyah tüylü, kırık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı, büyük yırtıcı kuş. 2. Yeniden dirilmek, güçlü olmak.
KAYA: (Tür.) 1. Kayalık sarp dağ. 2. Büyük ve sert taş kütlesi.
KAYHAN: (Tür.) Sirt, güçlü, kayaı bile delecek güçlü sesi olan.
KAYIHAN: (Tür.) Güçlü hükümdar.
KIVANÇ: (Tür.) 1. Övünen, güvenen. 2. Sevinç, memnuniyet.
KORKUT: (Tür.) 1. Büyük dolu tanesi. 2. Şeytan, cin. 3. Korkusuz, heybetli.
KOKSAL: (Tür.) Yer altında geniş bir alana dağılan kök.
KUBİLAY: (Tür.) Cengiz Han'dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.Kendisi Moğol adı Türkçedir.
KUTAN: (Tür.) 1. Saka kuşu. 2. Saban. 3. Dua, yalvarma.
KUTAY: (Tür.) 1. Mübarekay. 2. Bir sultanlık.
KUTLU: (Tür.) 1. Uğurlu , hayırlı. 2. Bahtiyar, mesut. 3. Mübarek.
KÜRŞAD: (Tür.) Eski Türklerde yiğit, alp.

L HARFİ

LACÎN:(Tür.) 1. Bir cins şahin. 2. Şiddetli. 3. Yalçın, sarp.

M-N HARFİ


MEHMET: (Tür.) Muhammed isminin türkçesi-dir. (Bkz. Muhammed).
METE: (Tür.) Büyük Türk-Hun imparatoru.
MUTLU: (Tür.) Uğurlu,bahtiyar, talihli.
NURTEKİN: (a.t.i.) Aydın ve güvenilir, emin.

O HARFİ


OFLAZ: (Tür.) 1. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 2. Becerikli. 3. Eflatun rengi. 4. tşe yarar uygun. 5. Cesur kabadayı. 6. Tam, iyi, güzel, eksiksiz.
OGÜN: (Tür.) Anımsanan belirli bir günde doğan.
OĞUZ: (Tür.) 1. tyiyaratı-lışlı, saf, mübarek. 2. Genç, sağlam, kuvvetli. 3. Anlayışı kıt. 4. Tosun, köylü. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZALP: (Tür.) Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
OĞUZER: (Tür.) Oğuz er.
OĞUZHAN: (Tür.) 1. Yiğit han, hakan. 2. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OKAN: (Tür.) 1. Öğrenme, anlama, anlayış. 2. Oğuz, tanrı.
OKAY: (Tür.) 1. Şans, talih, baht. 2. Şanslı, talihli. 3.Beğenme. 4. Satürn gezegeni.
OLCAYTU: (Tür.) Şanslı, talihli.
OLGUN: (Tür.) Yetişmiş, iyi gelişmiş.
ONGUN: (Tür.) l.Tam, eksiği olmayan. 2. Bol, verimli, bayındır. 3. Kutlu, beğenilen, mutlu. 4. Kurtulmuş, onmuş. 5. Gürbüz, gelişmiş.
ONUKTEKİN: (Tür.) Sevilen, sayılan, güvenilir, emin insan.
ORÇUN: (Tür.) Ardıllar, halefler.
ORHAN: (Tür.) 1. Şehrin hakimi, yöneticisi. 2. Orhan Gazi: Osmanlı imparatorluğunun ikinci padişahı.
ORHUN: (Tür.) 1. Orta Asya'da bir ırmak. 2. Yüksek, yüce Hun. 3. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı.
ORTAÇ: (Tür.) 1. Ozanların bulunduğu tepe. 2. Mirasçı. 3. Veliaht. 4. Sıfat fiiller.
OSMAN: (Tür.) 1. Bir tür kuş ya da ejderha. 2. Hz. Muhammed (s.a.s)'in damadı ve Hz. Ömer'den sonra devlet başkanı olan III. Halife. Osman Gazi: Osmanlı devletinin kurucusu.
OZAN: (Tür.) 1. Şakacı, tatlı, güzel konuşan. 2. Şair, şiir yazan.


ÖCAL: (Tür.) Yapılan kötülüğün acısına çıkarmak, öcünü almak.
ÖKKEŞ:(Tür.) 1. Bir dağ adı. 2. Erkek örümcek.
ÖKTEM: (Tür.) Şerefli, güçlü, korkusuz, gösterişli.
ÖNDER: (Tür.) Bir davada, fikri, siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, şef, lider.
ÖNER: (Tür.) 1. Başta gelen, önde gelen. 2. Sıra. 3. Yön.
ÖYMEN: (Tür.) Evine bağlı, evcimen.
ÖZALP: (Tür.) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZAY:(Tür.) Parlak, aydınlık, özü ay gibi temiz olan.
ÖZBERK: (a.f.i.) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (Tür.) (Bkz. Öz-bay).
ÖZBİR: (Tür.) Asıl, soy, temel birliği.
ÖZCAN: (Tür.) içten, samimi, candan.
ÖZDEMlR: (Tür.) Özü demir gibi güçlü olan.
ÖZGÜR: (Tür.) 1. Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. 2. Bağımsız, hür, tutuklu olmayan.
ÖZHAN: (Tür.) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZKAN: (Tür.) Soylu kimse, temiz kan.
ÖZKUL: (Tür.) Hakkıyla ibadet eden kul, gerçek kul.
ÖZMEN: (Tür.) Sağlam kişilikli, özü iyi olan.


P HARFİ

PAKER: (f.t.i.) İyi, temiz, dürüst kimse.
PALA: (Tür.) Geniş ve kısa kılıç.
PALAZ: (Tür.) 1. Güzel, gürbüz, canlı, şişman. 2. Dağınık. 3. Kuş yavrularının civcivlikten sonraki durum.


S-Ş HARFİ


SALTUK: (Tür.) Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk.
SANCAR: (Tür.) 1. Kısa kama. 2. Saplar, yener, batırır. 3. Selçuklu sultanlarından birisinin adı.
SANER: (Tür.) Tanınmış, ünlü kimse.
SARUHAN: (Tür.) Ha-rizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruha-noğulları beyliğinin kurucusu.
SAVAŞ: (Tür.) iki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, harb. Doğuş, kavga, mücadele, uğraş.
SEÇKİN: (Tür.) Mümtaz, seçilmiş, ayrılmış, benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış.
SELÇUK: (Tür.) 1. Güzel konuşabilen.2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.
SERDAR: (Fars.) 1. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan. 2. Başkumandan.
SERGEN: (Tür.) 1. Yorgun, perişan. 2. Tepelerdeki düzlük yer. 3. Laf.
SEZGiN: (Tür.) Sezme yeteneği, anlayışlı.
SONER: (Tür.) Bir iş, bir uğraşta ümit beklenen son kişi.
SÖNMEZ: (Tür.) Her zaman canlı olan, aydınlık olan, parlaklığını yitirmeyen.
SÜMER: (Tür.) Mezopotamya'da yaşamış bir kavim. Uygarlıkta çok ileri gitmiş eski bir millettir.
ŞAHBEY: (f.t.i.) Yüce, saygın, üstün nitelikli.
ŞAHİN: (f.t.i.) Yırtıcı bir kuş.
ŞENER: (f.t.i.) Neşeli, şen kişi.

T HARFİ



TAMER: (Tür.) Her yönüyle eksiksiz gerçek yiğit.
TAN: (Tür.) Güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
TANER: (Tür.) Şafak gibi
aydınlık, yiğit kişi. TANJU: (Tür.) Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği isim.
TANZER: (Tür.) Altın renginde, sarı tanyeri.
TARHAN: (Tür.) 1. Eski Türk kavilerinde demirci, tacir gibi zanaatçıların şeflerine verilen unvan. 2. Moğollar zamanında devlete hizmeti dokunan komutanlara, büyük memurlara, arazi sahiplerine ve tacirlere verilen bir imtiyaz ve şeref rütbesi.
TÂRİK: (Tür.) Sabah yıldızı, venüs.
TARKAN: (Tür.) 1. Ayrıcalıklı. 2. Dağınık, perişan.
TAŞKIN: (Tür.) 1. Taşmış durumda olan. 2. Sel. 3. Aşırı.
TAYFUN: (Tür.) Büyük Okyanus ve Çin denizinde görülen bir büyük fırtına.
TAYFUR: (Tür.) l.Tayfuri-ye tarikatının kurucusu. 2. Bir tür kuş.
TAYGUN: (Tür.) Tayvari, tayımsı, çok genç ve zinde, tay gibi çevik.
TAYYİB: (Ar.) İyi, hoş, güzel.
TEKiN: (Tür.) 1. Boş, ıssız. 2. Rahat, sakin, uslu. 3. Uyanık. 4. Tek. 5. Uğurlu. 6.Hakan oğlu
TEMÜR: (Tür.) Demir.
TEOMAN: (Tür.) Hun Hakanı Mete'nin babası.
TERCAN: (Tür.) 1. Genç, dinamik. 2. Kırmızı buğday.
TEZER: (Tür.) Çevik, hızlı kimse.
TÎMUÇİN: (Tür.) 1. Moğol
imparatorluğunun kurucusu Cengiz'in asıl adı. 2. Sağlam, katı demir.
TİMUR: (Tür.) Timur imparatorluğunun kurucusu. Fırat nehrinden Hint Okyanusu'na kadar uzanan çok geniş bir bölgeyi hükmü altına aldı. 1402 yılında Ankara savaşında Yıldırım Bayezıt'ı yendi.
TOKTAMIŞ: (Tür.) Bir yere yerleşmiş.
TOLGA: (Tür.) Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğfer.
TORAMAN: (Tür.) Tombul, iri, genç irisi.
TOROS: (Tür.) Anadolu-nun güneyinde bulunan ve uzantıları Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya doğru uzanan dağ sistemi. TORUMTAY: (Tür.) Yırtıcı bir kuş.
TOSUN: (Tür.) 1. Erkek dananın sütten kesildiği andan ilk süt dişini kaybettiği zamana kadar aldığı ad, genç boğa. 2.Tıknaz, sıhhatli delikanlı.
TOYCAN: (Tür.) Çok genç ve tecrübesiz olan.
TUFAN: (Tür.) 1. Nuh peygamber zamanında yağdığı ve bütün dünyayı su baskım altında bıraktığı anlatılan zorlu yağmur. 2. Zorlu yağmur.
TUĞRUL: (Tür.) 1. Gagası ve pençeleri çok güçlü, akbabaya benzeyen mitolojik bir kuş. 2. Büyük Selçuklu devletinin kurucusu. Selçuk beyin torunu ve Mikail beyin oğlu.
TUNA: (Tür.) Avrupa'nın en büyük ırmaklarından biridir. Almanya'nın kar orman dağlarından doğar Romanya'dan Karadeniz'e dökülür. Türk tarih ve folklarında önemli bir yeri vardır.
TUNCAY: (Tür.) Tunç renginde ay.
TUNCER: (Tür.) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇ: (Tür.) Bakır, çinko ve kalay karışımı olan pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım.
TURAN: (Tür.) Yeryüzündeki bütün Türklerin birleşme ülküsü.
TURGAY: (Tür.) 1. Çayır kuşu, toygar. Z.Timur'un babası, Türk Barlas kabilesinin reisi.
TURGUT: (Tür.) 1. Belde , oturulacak yer. 2. Ünlü Türk denizci Akdeniz'de bir çok sefer yaptı. Trab-lusgarp beylerbeyliğine getirildi. Malta kuşatmasında kaleden atılan bir mermiyle öldü.
TURGUTALP: (Tür.) Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında inegöl Kalesini alan kahraman yiğit.
TURHAN: (Tür.) 1. Soylu ve seçkin kişi. 2. Eski Türklerde uluslarında vergi ödemeyen, han huzuruna izinsiz girip çıkabilen imtiyazlı kişi.
TÜRKAN: (Tür.) Muhafız,koruyucu.
TUTUŞ: (Tür.) Savaş, mücadele.
TUYAN: (Tür.) 1. Semiz, şişman. 2. Gururlu, kibirli.
TUYGUN: (Tür.) 1. Şımarık. 2. Hassas, duygulu. 3. Güçlü, kuvvetli.
TÜRKER: (Tür.) Türk kahramanı, Türk yiğidi.
TÜRKEŞ: (Tür.) ili nehri vadisinde oturan ve Göktürk devletinin dayandığı esas topluluk olan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
TÜRKKAN: (Tür.) Damarlarında Türk kanı taşıyan.
TÜRKMEN: (Tür.) 1. Oğuz Türklerinin bir kolu. 2. Bu koldan olan kimse.

U- Ü HARFİ


UĞUR: (Tür.) 1. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. 2. Şans, talih, iyilik. 3. Tesadüf, fırsat.
ULUÇ: (Tür.) 1. Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. 2. Ünlü Türk denizcisi Uluç (Kılıç) Ali paşa'nın adı.
ULVİ: (Tür.) Yüce, yüksek, manevi yapısı ön plana çıkabilen.
UMUR: (Tür.) Deneyim,bilgi, görgü.
UMUT: (Tür.) Umut, güven duygusu, ummaktan doğan.
URAL: (Tür.) Hazar denizine dökülün, ırmak ve sıradağ.
USHAN: (Tür.) Akıllı hükümdar.
UYGUR: (Tür.) 1. Uygar, medeni. 2. Orta Asya'da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu.
ÜLGEN: (Tür.) 1. Ulu, yüksek, yüce. 2. iyilik tanrısına verilen ad.
ÜNAL: (Tür.) 1. Tanın, ün kazan, adın duyulsun, şöhret ol. 2. Ün al.
UNSAL: (Tür.) Adın duyulsun.
ÜVEYS: (Tür.) Arzu eden, isteyen.
VAROL: (Tür.) Sağlıklı ol,uzun hayatın olsun.
VEYİS: (Tür.) Yoksulluk,
VURAL: (Tür.) Vur al.
VURALHAN: (Tür.) Vural han.

Y-z HARFİ


YAĞIZ: (Tür.) l.Koyu renkli, esmer. 2. Yiğit. 3. Bakımlı hayvan.
YAHYA: (Tür.) Kur'an-ı Kerimde de geçen peygamberlerden biridir.
YALÇIN: (Tür.) 1. Cilalı, parlak. 2. Düz, kaygan. 3. Sarp.
YALÇINER: (Tür.) Sert, parlak yiğit.
YALIM: (Tür.) 1. Ateş, alev.2. Bıçak gibi kesici alet.3. Kaya, uçurum. 4. Kuvvet, kudret, güç. 5. Derece, 6. Gurur.
YALIN: (Tür.) l. Gösterişi olmayan, sessiz. 2. Ateş, alev. 3. Büyük kaya, taş.4. Çıplak, örtüsü olmayan.
YALMAN: (Tür.) 1. Bıçak, kama, kılıç. 2. Eğik, eğinik.
YAMAN: (Tür.) 1. Kötü, korkulan. 2. Güçlü, kuvvetli, cesur. 3. Becerikli, işbilir.
YAŞAR: (Tür.) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması için konulur.
YAVUZ: (Tür.) 1. Yaman, güçlü. 2. Şiddetli, sert. 3. Güzel, müstesna. 4. Kötü. 5. Padişah ismidir.
YAVUZER: (Tür.) Güçlü, kuvvetli erkek.
YAZGAN: (Tür.) Süsleyici, sürekli yazı yazan, yazar.
YELTEKİN: (Tür.) Çabuk, hızlı.
YENAL: (Tür.) Galip gelmek, zafer kazanmak.
YENER: (Tür.) Üstün gelen, kazanan,
YENGİ: (Tür.) Yenme, kazanma, zafer.
YENİSEY: (Tür.) Orta Asya'nın büyük ırmaklarından biri.
YILDIRAY: (Tür.) l.Işık saçan ay, parlak. 2. Korkutan, sindiren.
YILDIRIM: (Tür.) 1. Büyük bir ışık ve ses çıkartarak hava ile yer arasında olan elektrik boşanması. 2. Ad tamlamalarında tamamlayan olarak kullanılırsa tamlananın en son hızla yapıldığını anlatır. 3. Osmanlı Padişahı Bayezıt'ın unvanı.
YILDIZHAN: (Tür.) Yıldızların hakanı.
YILMAZ: (Tür.) Gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan, sebatlı, güçlü, kuvvetli.
YİĞİT: (Tür.) 1. Yürekli, güçlü. 2. Genç, erkek, delikanlı. 3. Düşüncelerini açıkça söyleyen, açık sözlü.
YİĞİTCAN: (Tür.) Korkusuz, kahraman.
YURDAER: (Tür.) Yurdu için doğmuş kimse.
YÜCEL: (Tür.) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan.
YÜKSEL: (Tür.) Bulunduğu yerden daha yükseğe çık., başarı kazan, ilerle.
 

  





 
 
 
 
 



 

 

 
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #7 : 29 Kasım 2009, 20:44:32 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008




KIZ ADLARI
* İşareti olan isimler kız ve erkek ismi verilir.
 

A
Abaş
Abaşkatun
Ağabegim
Açığ*
Açık*
Ağaça
Ağanak
Ağanakbike
Ak*
Aka
Akbörü*
Akbacı
Akbala
Akbegüm
Akbudak*
Akbulak*
Akça*
Akçapamuk
Akçiçek
Akerkeç
Akgeyik
Akı*
Akın*
Akınçı*
Akkatun
Akpamuk
Alabörü*
Alageyik
Alakurt*
Alçiçek
Alma
Almalık
Almıla
Almılalık
Altın*
Altınarı
Altınçiçek
Altınkatun
Altınözük
Altıntarım
Altınyumak
Amrak*
Amul*
Ankas
Ant*
Apak*
Aral*
Arbaş
Arbış
Ardıç*
Arı*
Arıgına
Arık*
Arıkaç
Arıkan
Arıkankatun
Arıyağı
Armağan*
Arsıl*
Arsal*
Arslan*
Arslankatun
Artut*
Aruk*
Arzı
Asana
Astın
Aşına
Atgak
Atun
Ay*
Aybık
Aybike
Ayça
Ayçıl
Ayçiçek
Aydanarı
Aydar
Aydın*
Aydoğdu*
Aydoğmuş*
Ayımça
Ayız*
Aykağan*
Aykatun
Aykonçuy
Aykut
Ayla
Ayseli
Ayyaruk
Ayyıldız*
Ayzıt
B
Bağış*
Bağlan
Bal
Bala
Balakatun
Banı
Banıçiçek
Barça*
Barçın
Bars*
Başak*
Batrak*
Baybayık*
Baykal*
Baylak
Baylakkatun
Bayrak*
Begüm
Bekmez
Bektutmak
Belek*
Belgi*
Belgü*
Benek
Bengi*
Bengü*
Bergü*
Bezek
Bezinç
Bibikatun
Biçke
Bike
Bilge*
Birbenek
Birebin
Biriçim
Boncuk*
Bozbörü*
Bozkurt*
Böçke
Bögde*
Bökde*
Börk
Börü*
Budaka
Buğday*
Bukuk
Buluğ*
Buluş*
Bunsuz*
Burcu
Burçak*
Burçın
Burla
Burta
Buturgak
Bügü*
Bükün
Bürçü
Bürümcek
Bürünçük Büşünçek
C
Canı
Ceyhun*
Ç
Çağla
Çağlayan*
Çalapkulu*
Çankız
Çemen
Çemgen
Çeykün*
Çıngır
Çiçek
Çiçem
Çiğdem
Çilenti*
Çimen
Çobulmak
Çocukbörü*
Çokramayul*
Çolman*
Çolpan*
Çölü
D
Damla
Deniz*
Dilek*
Diri*
Dizik
Duru*
Dururbunsuz*
Duygu*
E
Ebin
Ebkızı
Ebren*
Edil*
Ediz*
Egemen*
Eğrim*
Ekeç
Ekim*
Ekin*
Elkin*
Elti
Engin*
Erdem*
Erdeni
Erdeniözük
Erdenikatun
Erentüz*
Ergene
Ergenekatun
Erinç*
Erke
Ermen*
Erten
Ertenözük
Esen*
Esenbike
Eser
Esin
Etil*
Evin
Eyiz*
G
Gelin
Gelincik
Gökbörü*
Gökçe*
Gökçegöl
Gökçen*
Gökçiçek
Gökşin*
Gönül
Görün*
Gözde
Gülegen*
Gülemen*
Güler
Gülümser
Gümüş
Gün*
Günay*
Günçiçek
Gündoğdu*
Gündoğmuş*
Güneş*
Günyaruk
Gürbüz*
Güvercin
Güzey*
I
Işığ*
Işık*
Işıl
Işılay
Ila*
Ilaçın*
Ilgın
Inanç*
Irmak*
Isığ*
Isık*
Iyık*
Iyıktağ*
İ
İdil*
İkeme
İkiçitoyun*
İlbilge
İldike
İlgegü*
İmrem
İnci
İnç*
İrinç*
İrinçköl*
İrtiş*
İtil*
K
Kancı*
Kançı*
Kapgar
Karaca*
Karaça*
Karak*
Kargılaç
Karlıgaç
Katun
Katunkız
Kayacık
Kayaçık
Kayça
Kaynak*
Kazanç*
Kazkatun
Kekik
Keklik
Kepez
Kesme
Keyken*
Kezlik
Kımız
Kımızın*
Kımızalma
Kımızalmıla
Kırçiçek
Kırgavul
Kırlangıç
Kıvanç
Kıvılcım*
Kızdurmuş
Kızılalma* Kızılalmıla*
Kızılbörü*
Kızılelma*
Kızılkurt*
Kızkuş
Kimzin
Kobuz*
Konat*
Konçuy
Konuk*
Konurbörü*
Konurkurt*
Kopuz*
Korday
Kordaykatun
Koşuk*
Kotku*
Kökeltaş
Kömçü
Kömüç
Kövez
Köyde
Kubuz*
Kuğu
Kukun*
Kulakatun
Kunçuy
Kurday
Kurdaykatun
Kuşgaç
Kut*
Kutku*
Kutlu*
Kuyaş*
Kuzu
Külden
Külegen*
Künkatun
Küntoğsu*
Künyıpar
M
Mengü*
Mengüberdi*
Mengükulu*
Mınar*
Menli*
Monçuk*
Munsuz*
Muyan*
O
Ocak*
Oçak*
Odguç*
Oğlagu
Oğlagukatun
Oğur*
Okşan
Okşançı
Olca*
Olcay*
Olcayterken
Ordu*
Orunçak*
Oya
Ö
Ödül*
Ögreyük*
Öğünç*
Öğüt*
Öküş*
Ötük*
Ötüken*
Övünç*
Öyrüm
Öyük*
Özge*
Özük
Özürgen*
Özrüm
P
Pamuk
Paşabegim
Petek
Pınar*
Pıtırak
Pıtrak
S
Sadak
Sağanak*
Sağnak*
Sakık
Salcan
Salılay
Sandıvaç
Sarıbörü*
Sarıkurt*
Sarmaşık
Satı
Satılmış*
Sebük
Seçkin*
Selçen*
Selek*
Selenge*
Seli
Semenek*
Semürgük
Sengeç
Sevgi
Sevilsin
Sevim
Sevinç*
Sevindi
Sevindik*
Sevinsin
Sevük
Seyhun*
Seykün*
Sezen
Sezer
Sezik
Sırça
Sırıçga
Sırlığ
Sırma
Silig*
Sokulgan*
Söğüt
Sukak
Suna
Sunak*
Sundulaç
Sunduru*
Sunkişi*
Suyurgal*
Süğlün
Sülün
Sümsüçük
Süyünbike
T
Tabrak*
Tabulgu*
Tadgun*
Tadu*
Tağlan
Taktı
Talkık*
Talpır
Talu*
Tamduk*
Tamgalı*
Tamgalık*
Tamuk
Tan*
Tanatmış Tanguk*
Tanrıkulu*
Tanrıverdi*
Tanrıvermiş*
Tapılgu*
Tapılguç*
Tapış*
Taprak*
Tapu*
Tapusak*
Tapuş*
Tarı*
Tarım*
Tartar
Tartış
Tatık*
Tayık*
Taytuğlu
Tegin
Tegir*
Temren*
Tengelgüç
Tengelgün
Tengiz*
Tengrikulu*
Terken*
Terkenkatun
Tersün
Tilek*
Tiri*
Tirik*
Toklu
Tolu*
Tolunay
Torku
Tökünçe
Tölek*
Töre*
Töreci*
Töreli*
Törü*
Törücü*
Törülü*
Tulat
Tumagan
Tumguyun
Tuna
Tura*
Turagına
Turancı*
Turançı*
Turga
Turku
Turkun*
Turna
Turu*
Turuga
Tutaşı
Tutçu
Tutşu
Tuygu*
Tuzakı
Tuzkıya
Tükel*
Tülek*
Türkçü*
Tütsü
Tütsük
Tüzün*
U
Uçmak
Uğur*
Ular
Ulas
Uldız*
Ulun*
Ulus
Umay
Umunç*
Umut*
Uygul
Ü
Ülker*
Ülkü*
Ülkücü*
Ülkülü*
Ürçgün
Ürün*
Ürüng*
Ürüngkaş*
Üstem
Üstün*
Üyründü*
Üzüm
Y
Yağmur*
Yağuk*
Yakşı*
Yaldrık*
Yaldruk*
Yalın*
Yamar*
Yamgur*
Yankı*
Yapağı
Yapınç*
Yapırgak
Yaprak
Yarkın*
Yarmakan*
Yarpuz
Yaruk*
Yarukyıldız*
Yaşar*
Yaşın*
Yayık*
Yazuksuz*
Yelkin*
Yemşen
Yeter
Yetigen*
Yetrim*
Yıldız*
Yıldızlı*
Yıpar
Yinçü
Yingçe
Yingçegüzel
Yingçeyakşı
Yolak*
Yoldruk*
Yonca
Yonçka
Yorınça
Yorınçga
Yoruk*
Yörgenç*
Yuğak
Yul*
Yulak*
Yuldruk*
Yulduz
Yulyulak
Yumak*
Yumgak*
Yumru*
Yumuşga
Yungu*
Yunkuş
Yügür
Yükünç*
Yüküngen*
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 10 Mart 2010, 23:58:26 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008




MANAS DESTANI'NDAKİ KADIN ADLARI  I
Her kültürde özel isimler önem taşır, Her dil ve kültürü temsil ettiği
kabul edilen insan isimleri vardır. Hans ve Helga'nın Almanları,
Mary ve John veya Johny'nin İngiliz ve Amerikalıları, Jack ve Janne Marie'nin
Fransızları, Nataşa ve Ivan'ın Rusları, Ayşe ve Mehmet'in Türkleri
çağrıstırması gibi. Her milletin belirgin kişilik özellikleri bu isimlere
yüklenmiştir. Bir kişiyi, bir yeri, bir hayvanı, bir bitkiyi, bir nesneyi
isimlendirirken insanlığın ortak geçmişi kadar her kültürün kendi anlamlar
i değerlerIkmallar bütünü ve tarihi geçmişi de belirleyici roloynar.
Hayatı çeşitli görünüm, algılama ve yorumlarla tekrar yaşatan.
nakleden ve kurgulayan edebi eserlerde de isimlendirme önem taşır. Bazı
yazarlar sıradan ve en çok kullanılan özel isimleri tercih ederler. Böylece
anlattıklarının daha inandırıcı olduğunu düşünürler. Bazı yazarlar karakterlerinin
niteliğine göre yeni isimler yaratmanın, bazıları ise karakterin
belirgin bir özelliğini ifade eden adlar vermenin daha uygun olduğunu
düşünürler.
Türklerde isim koyarken etkili ve belirleyici olan gelenek, görenek,
kabul ve psikolojik etkenler çeşitli araştırıcılar tarafından değerlendirilmiştir'.
Edebi eserlerdeki özel isimlerle ilgili düzenli, karşılaştırmalı
tahlil ve tesbitler yapılmarruştır. Böyle bir çalışmaya edebiyatımızın
başlangıç eserleri olan destanlardan başlamarım kronolojik ve kültürümüzün
iç dinamikleri açılarından da anlamlı olacağı görüşündeyim. Bu sebeble
bu bildiride Manas Destanındaki kadın isimlerini tanıtıp değerlendirmeğe
çalışacağım.
Manas Destanında erkek karakterlerin yanında kadın karakterler
de yer almaktadır. İnsanlık tarihinin başlangıcından XX. yüzyıla kadar
bütün dünyada cinsiyete göre işbölümü yapıldığı için kültürel değerler,
sosyal kabuller ve protokol da buna göre şekillenmiştir. Erkekler dış
dünya ile ilgili faaliyetleri üstlenmişlerdir. Kadınlara ev içi faaliyet ve
aile ilişkilerini düzenleme gibi sınırlı görevler verilmiştir. Bu iş bölümü
sonucunda kadınlar dış dünya ile ilgili faaliyetlerde görevalıp kendilerini
geliştirme, kanıtlama ve üretken olma şansından mahrum oldukları
için annelik dışında hayatın bütün alanlarında ikinci derecede rol almışlardır
veya bazı alanlarda hiç varlık gösterememişlerdir. Bazı çağ ve
bazı topluluklarda değişen oranlarda kadınların yeteneklerinin ve zekalarının
erkeklerden geri ve az olduğu kabul edilmiş ve bugün de bir ölçüde
bu anlayışın etkili olduğu toplumlar veya guruplar bulunmaktadır.Bu sebeble,
sanatta, bilimde, edebiyatta, politikada öncü durumda ve eser sahibi
kadın sayısı pek azdır, bazı alanlarda hiç yoktur. Türk toplumunda
özellikle islamiyet öncesinde bu yaklaşımın çok katı olmamasına rağmen
bütün dünyada olduğu gibi hayatın aksi olan edebi eserlerde kadınlar daima
ikinci derecede, erkeğin hayatı içinde veya yanında oynadığı role
veya erkeğin onlara verdiği değere göre belirmekte ve tanıtılmaktadırlar.
Bir erkek her çağda bütünüyle kendi yetenek, faaliyet ve birikimlerine,
başarı ve başarısızlıklarına göre değerlendirilmiş ve değerlendirilmektedir.
Kadınlar ise baba, koca, oğul veya erkek kardeşinin statüsüne
göre değerlendirildiktensonra kişisel nitelikleri söz konusu edilebilir. Bir
kadın tek başına toplum içinde varolamaz. Bağlı olduğu erkeğin yaşama
alanı içinde kendini gerçekleştirebilir ve üretken olabilir. Özellikle XX.
yüzyılın ikinci yarısından sonra kadınlar kendi adlarına varolabilme
imkanı buldukça sanattan edebiyata, bilimden teknolojiye kadar dış
dünya ile ilgili çalışma alanlarında başarılı ve aynı zeka seviyesindeki
erkekler kadar üretken olabileceklerini göstermişlerdir. Ancak, sorumlulukta
ve imtiyazda eşitlik anlayışının bütün toplum ve kesimlerde egemen
olabilmesi daha zaman alacaktır. Dünyanın pek çok yerinde olduğu
gibi Türkiye'de de yer yer erkeğin üstünlüğü anlayışının hakim olduğu
kabul ve yaklaşımlar hala bazı kesimlerde oldukça etkilidir.
Manas Destanını incelediğimizde kadın karakterlerin yukarıda
açıkladığımız anlayışa uygun olarak erkek kahramanların hayat ekseninde
ortaya çıktıklarını görüyoruz. Manas Destanında tesbit ettiğimiz
kadın karakterler Manas'ın ve onunla çeşitli biçimlerde ilişkide olan diğer
erkek karakterlerin annesi, eşi, kızı, gelini veya kız kardeşidir. Manas
Destanında, erkek destan karakterlerinin kadınlarla akrabalık veya
aşk dışında ar kadaşlık. düşmanlık veya iş üretme şeklinde cinselliğe dayanmayan
insani ilişkileri yoktur. Bu, o çağların bütün dünyadaki yaygın
ve doğal kabul ve anlayışıdır. Erkeklere ait bir dünyanın içinde onların
verdiği öneme ve sahip oldukları itibara ve imkana göre değerlendirilen
kadınlardan beklenen vasıflar da erkeklerden farklı ölçülerle belirlenmiştir.
Güzellik, eşe sadakat, doğurganlık, ev işlerinde beceriklilik, çevresi
ile uyumluluk, itaatkarlık. sessizlik öncelikli vasıflar olarak önem
kazanmıştır. Çevresi ile barışıklık dışında bu vasıflardan hiçbiri erkekler
için sözkonusu edilmemiştir. Kadınların taşıdığı isimler incelendi-
ğinde bu kabullerin fevkalade etkili olduğunu görüyoruz. Manas Destanında
yer alan kadın karakterler ve isimlerini alfabetik sıraya göre incelerken
verilen adlarda bu ortak kabullerin ve kadının sosyal hayattaki
statüsünün belirleyiciliğini açıkça göreceğiz:
Ak Erkeç: Ak "beyaz", erke "nazlı", şimartılarakbüyütülmüşçocuk
anlamındadır. -ç küçültme ekidir. Beyaz, nazlı küçük çocuk anlamına
gelmektedir. Kırgızlar bugün "akerke" kelimesini çocuklara sevgi ifadesi
olarak kullanmakta ancak özel ad olarak çocuklara vermemektedirler.
Ak Erkeç, Manasın düşmanlarından Er Kökçe/nin eşlerinden biridir.
Destanda, şöyle tanıtılmaktadır:
Gayet güzel Ak Erkeç
Süslü baş örtüsünü
Aldı başına örttü
Sağ saçını alarak
Saf tarafına bağladı
Sol saçını alarak
Sağ tarafına topladı
Saç örgüsü altınını
Ayın kuyruğunabağladı
Saç örgüsü gümüşünü
Güneşin ucuna takdı
Yavru köpek gibi salındı
Yavru köpek gibi bağırdı
Gülünce ön dişleri parladı
Nefes alınca miskler saçtı
Kuzular gibi oynaştı
Halkalarına saçı dolaştı
Han evladı Ak Erkeç-
Yukarıdaki mısralarda görüldüğü gibi Ak Erkeç'in, Han çocuğu olduğu
vurgulanarak kimliği belirtilmekte ve güzelliği anlatılmaktadır.
Kadınlar da çocuklar gibi himayeye muhtaç olarak kabul edildiği için,
zaman zaman burada olduğu gibi hayvan yavrularına da benzetilerek sevimli
oldukları ifade edilir. Manas Destanında hayvancılıkla geçinen
göçebe toplumun hikayesi anlatıldığından gerek erkek gerekse kadın karakterler
tasvir edilirken hayatlarının doğal ve çok önemli ve etkili unsurlarından
olan hayvanlarla ilgili benzetmeler sık sık kullarulmıştır.
Erkek karakterlerı arslan, kaplan, kurt gibi yırtıcı ve güçlü hayvanlara
benzetilirken kadınlar burada da görüldüğü gibi genellikle evcil ve güzel
kümes hayvanlarına ve sevimli küçük hayvan yavrularına berızetilmiş
ve bazen bu benzetmelerle isimlendirilmiş ve sıfatlandırılrruştır. Er Kökçe/
nin eşlerinden biri olan Ak Erkeç, nazlı, biraz şımarık, güzel kokan, güleryüzlü.
uzun gür saçlı bir güzelolarak anlatılmaktadır.Ak Erkeç, sevgili
nazlı çocuk anlamına gelen ismiyle de daima korunması gerektiğini
çağrıştıran güzel bir hanımdır.
Akılay: Akıl ve ay kelimelerinden oluşan bileşik isimdir. Aklı ay
gibi parlak, anlamında kullanılan özel isimdir. Akılay adı bugün de
Kırgızıstan'da kız çocuklarına konulmaktadır. Akılay, Manas'ın üç eşinden
savaş ganimeti olarak kazandığı ve evlendiği eşidir. Kıskanç ve kötü
kalpli bir kadın olarak tanıtılan Akılay, Manas'ın ölümünden sonra
törelere göre kaynı Abeke ile evlenir ve Manas'ın Kanıkey'den olan oğlu
Semetey'i öldürme planlarında rol alır. Manas'ın babası Yakup Han,
Akılay'ı şöyle tanımlamaktadır:
Şu oturan balamın
Damağındamührü var
Kuru dilinde siğili var
Kargışcıbalam değil mi?!
Akılay, güzellik ve kadınca meziyetlerin vurgulanmadığı, aklın
önemini anlatan bir kadın ismi olarak görünmektedir. Yukarıdaki Yakup
Han'ın tasvirinde ise sürekli beddua eden ve kötü sözler söyleyen olumsuz
bir karakter olarak tanımlanmaktadır. Manas'ın kırk çorosu ile birlikte
Kalmukların arasına gitmek istediğinde eşleri Kanıkey ve Akılay , yılın
uğursuz olduğunu söyleyerek Manas'ı uyarırlar, gitmemesi gerektiğinisöylerler.
Manas, iki eşini de dinlemez, kızar ve onlara kamçı ile vurur. Manas'ın
hırçınlığına rağmen Kanikey tehlikelerden korunması için Manas'a
bir takım pratikleri hatırlatarak hayır dualar ederken Akılay sürekli
beddua eder. Destanda Akılay hırçın bir kadın olarak tanıtılmaktadır.

Ak Kanış:Ak "beyaz", kanış veya ganış "kız", kelimelerinden
oluşmuş beyaz kız anlamında bir kadın ismidir. Destanda Alman Bet'in
aşık olduğu Altın Ay'ın annesi olarak tanıtılmaktadır:
Memesi sütlü kuru (zayıf) ingen (vavrulamış dişi deve)
Ak Kanış anan değil mi?
Türk güzellik anlayışı içinde beyaz tenli olmak güzelliğin temel
şartlarından biri olarak kabul edilir. Burada Ak Kanış (beyaz kız) güzelliği
ve temizliği temsil etmek üzere verilmiş bir özel addır. Ak Kanış tanıtılırken
doğurganlığı ve çocuğunu emzirmesi vurgulanarak anne kimliği
ön plana çıkartılmıştır. Bu gün Kırgızlar arasında bu isim"Ak Canış" telaffuzu
ile kullanılmaktadır.

Ak Saykal:Ak "beyaz", saykal"ince işlenmiş taş" anlamına gelen
kelimelerden oluşmuş özel kadın adıdır. Kırgızistan'da bugün"Ak" kelimesi
olmaksızın yanlız "Saykal" şekli ile kullanılmaktadır. Ak SaykaL,
Manas'ın düşmanlarından Er Yoloy'ın eşidir .
Angıçal kızı Ak Saykal
Yoloy'un karısı değil mi ?
Aziz kerim kişiymiş'
mısralarında görüldüğü üzere babası ve eşının adları ile tanıtılan Ak
Saykal'ın gaipten haber alma yeteneği de vurgulanmıştır. Ak Saykal da
pek çok kadın isminde olduğu gibi güzelliği vurgulayan özel kadın isimlerinden
biridir.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #9 : 10 Mart 2010, 23:58:43 »

TÜRKÇE İNSAN ADLARI ve ANLAM KÖKENLERİ Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.kitablar.org/details.php?book_id=1008




MANAS DESTANI'NDAKİ KADIN ADLARI II
Altın AyAltın ve ay kelimelerinden oluşan altın gibi parlak ay anlamındakibu
özel kadın adı bugün Kırgızıstan'da olduğu kadar Türkiye
de dahil olmak üzere bütün Türk dünyasında kullanılmaktadır. Altın kadının
değerinin ve temizliğinin. ay ise güzelliğinin sembolu olarak bütün
Türk dünyasında kabul görmektedir. Altın Ay, destanda Alman Bet'in görüp
aşık olduğu kızdır. Alman Bet, Altın Ay'ı Manas'a şöyle tanıtmaktadır:
Ay Han'ın kızı Altın Ay, törörn.
Onu ver müjdeye, töröm,
Gerçek güzel kişi imiş, töröm,
Aklı artık kişi imiş, törörn.
Pek liyakatli kişi imiş, töröm"
Manas Destanında kadınlar ve kızlar da hayvanlar ve diğer mallar
gibi savaş ganimeti olarak kabul edilmektedirler. Erkeğin hayat ekseninde
yer alan kızlar ve kadınların sosyal statüleri kendi başarı veya başarısızhklarına
göre değil, bağlı oldukları erkeğin başarı veya başarısızlıklarına
göre belirlenmektedir. Babası Ay Han savaşı kaybedince Altın
Ay'ın çok akıllı ve liyakatli olması onun savaş ganimeti olmasını engelleyememiştir.
Bir kadın için en iyi ödül iktidar sahibi ve zengin bir erkekle
evlenmektir. XX. yüzyılın ortalarına kadar bu anlayış genel kabul
olarak bütün dünyada devam etmiştir, belirli bir ölçüde hala devam etmektedir.

Ayayım:Ay ve eş anlamına gelen "ayını" kelimelerinden oluşmuştur.
Ay gibi eş anlamında bir özel isimdir. Destanda bir kere kullanılmıştır".

Ay Çörök veya Çürök:Ay ve ışık anlamında "çörök", "çürök" şekillerinde
telaffuz edilen kelimelerden oluşan "ay ışığı" anlamına gelen bir
özel isimdir. "Çürök" kelimesi aynı zamanda dişi yabani ör dek anlamında
da kullanılmaktadır. Kazak ve Kırgızlar arasında kaz ve ördek
güzelolarak kabul edildiği için edebi eserlerde kadın güzelliği sıkça
kaza ve ördeğe benzetilerek ifade edilmektedir. Ay Çörök, bugün de
Kırgızistan' da kullanılan isimler arasında yer almaktadır.
Ay Çörök, destanda Manas'ın oğlu Semetey'in eşi ve Seytek'in annesidir.
Destanda şöyle tanıtılmaktadır:
Yanında otuz kız tutar
Kırk yiğit nöbetçi tutar
Oyunlara başlamıştır
Güreşçi gibi çıkmıştır
Yeleği omzuna atıp
Bir ip gibi kıvranrruşnr
Kuş gibi sallanmıştır
Tilki gibi ötmüştür'"
Akının kızı Ay Çörük Misafirliğe gitmez
Akının kızı Ay Çörök
Maharette seçmedir
Zekilikteseçmedir
Sönmüş ateşi yakar o
Akırun kızı Ay Çörök
Olen canı diriltir
Kökçönün oğlu Ümütö
Ay Çörök'ün nişanlısı
Ay Çörök, yukarıdaki tasvirlerde görüldüğü üzere hem becerikli,
akıllı ve kahraman hem de çok güzel bir kızdır. Semetey, onu görmeden
anlatılanları dinleyerek aşık olmuş, nişanlısından ayırarak evlenmiştir.
Ay Çörök, Semetey'in öldürülmesinden sonra onun düşmanları ile mücadele
edecek ve intikamını alacak kadar cesaretli, oğlu Seytek'i bir
kahraman olarak büyütecek kadar da becerikli bir kadın karakteridir.
Ay Çörök, oğlunu öldürrneğe kalkan yeni eşi Er Kuyaş'a: "Eğer oğlumu
öldürürsen, kuğu biçimine girer, babam Akın Harı'a giderim. O zaman
gününü görürsün" der!", Güzelliği kadar döneminin olumlu insanı
vasıflarına sahip örnek insan tipini temsil etmektedir.Ancak eşi öldükten
sonra bu vasıflarını kullanarak ailesini korur. Baba veya eş hayatta iken
kadınlar dış dünya ile ilgili faaliyet ve mücadelelere aktif olarak
katılamazlar. Türk tarihinde, destan ve masallarında kadınların,
hükümdarlık dahil benzeri aktif görevlere gelmeleri ve sosyal hayat
içinde aktif roloynamaları hayatları içindeki birinci derecedeki erkeğin
ölümü veya esareti gibi yokluğu hallerde görülmektedir. "Ay Çörök" adı
da pek çok kadın adı gibi kadının güzelliğini ve sevimliliğini ifade eden
ay ışığı kadar güzel anlamında verilen isimlerden biridir.

Buday Bek:Buğday ve sağlam anlamındaki Bek kelimelerinden
oluşmuş bir özel isimdir. Çocukları ya~amayan ailelerin çocuklarının ya-
şaması için büyüsel içerikli olarak seçtikleri isimlerdendir. çocuğun buğday
gibi dayanıklı ve uzun ömürlü olması dileğiyle seçilmiştir. Tarihi
dönemlerde kullanılan bu isim günümüzde kullanılmamaktadır. Er
Kökçe'nin eşi olan Buday Bek, destanda şöyle tanıtılmaktadır:
Kar üstüne kar yağsa
Kardan apak eti var.
Kar üstüne kan damlasa
Kardan kızıl yanağı var,
Ködörü ( Tilkiye benzer yabani hayvan) gibi titriyor,
Enik gibi çıngıldıyor
Sülöösün (vaşak) gibi gerilip, söyleyeceği söze erinip
Gülse kürek gibi dişi parlıyor,
Kıpırdasa güzel kokan
Deri kokulu Buğday Bekl!
Buday Bek, göçebe ve hayvancılıkla geçinen bir topluluğun güzellik
ölçülerine göre tasvir edilmiştir. Bu tasvir, kadın için öncelikli vasıfın
bütün dünyada olduğu gibi bu destanda da güzellik olduğunu vurgulamaktadır.

Çıırçı:Yol, iz, patika ve yol bulan, izleyen anlamlarına gelen bu
kelime destanda Yakup Han'ın eşinin adıdır. Çıırçı, Kırgızistan'dabugün
de özel isim olarak kullanılmaktadır. Radlovv'un yayınladığı varyantta
Manas'ın doğumundan sonra Çıırçı, "Bağdı Döôlöt" sıfatıyla anılmaktadır.
Bağ, "baht, talih"; Döôlöt ise "devlet" kelimelerinin Kırgız
Türkçesindeki telaffuzlarıdır. 14 yıl sonra pek çok adaklarla ve dileklerle
anne olan Çıırçı'ya talihli, devletli anlamında verilmiş bir unvan
olduğunu düşünüyorum.Bugün bu ismin Kırgızistan'daözel kadın ismi ve
Manas Destanının diğer bazı nüshalarındaYakup Han'ın diğer eşinin adı
olarak kullanılması bu ilk örneğin etkisiyle ortaya çıkan kabul ve çeşitlenmeler
olabilir görüşündeyim, Destanda Çıırçı ile ilgili değerlendirme,
eşi Yakup Han'ın dilinden yapılmaktadır:
Çıırçıyı alalı
Benbir çocuk öpmedim
Çıırçı saç taramadı
Tanrı tövbe edip
Hiç işime bakrnadı
Belini sıkı bağlamadı
Bana oğul doğurmadı
Çnrçıyı alalı
Oldu tam ondört sene
Elmalıkta yuvarlanmadı
Kaplıcada gece yatmadı
KısırlıktanKurtulup kutsal yol bulmadı
Ey ulu Tanrı kendini bana yar et
Çıırçı'nın rahminde bir erkek evlat var et"12
Yukarıdaki ifadede görüldüğü üzere Manas'ın annesi Çıırçı, önce çocuk
sahibi olmadığı için eşine karşı görevini yerine getirmemiş ve çocuk
sahibi olmak için çaba bile harcamamış bir kadın olarak tasvir ediliyor.
Manas'ın doğumundansonra ise sıksık "Bay biçe" ve "Bağdı Dölöt" sıfatlarıyla
saygı ile anılıyor. Manas'ın ölümünden sonra doğan torunu Semetey
ve gelini Kanıkey'i düşmanlarındankorumak üzere ormana kaçırır ve
orada saklar. Manas destanında Çıırçı ile Kanıkey arasındaki dayanışma
gelin kayınvalide ilişkisinin güzelliğine örnek olacak niteliktedir.
Manasınölümünden sonra bütün itibarını yitiren Çıırçı gelini Kanikey
ve kızı Kardıgaaç ile birlikte çok büyük sıkıntılara göğüs gerer. Gelinine
torunu Semetey'i büyütmede ve korumada destek olarak örnek ve fedakar
anne kimliği ile destanda belirgin bir karakter olarak görünür. Gelini
Kanıkey ile ilişkileri tam bir ana evlat dayanışmasını, sevgi ve güveni
yansıtmaktadır.

Çaçıke:Kısa, küçük saçak anlamındakibu kelime Kırgızlarda eskiden
beri özel kadın adı olarak kullanılmış ve kullanılmaktadır. Manas
Destanında. Semetey'in savaşlarından birinde ganimet olarak kazandığı
ve Kül Çora'ya verdiği kızın ismi olarak bir kere geçmektedir:
Koylu malın ak taşında
Ihtiyar kızı Çaçıke'yi
Yakalayıp alıp çıktığında
Bana vermeyip sana vermiş!'

Kanıkey:Kanıkey, Kırgız lehçesinde pis, kirli, pasaklı anlamına
gelen bir kelimedir. Bu destanda olduğu gibi bugün de kız çocuklarına isim
olarak verilmektedir. Destanda Kanıkey'e bu ismin neden verildiği açıklanmamakla
beraber, Türk ad verme adetleri içinde bu türlü olumsuzlukları
ifade eden adlar çoğunlukla büyüsel içerikli olarak çocuğu kötü ruhlardan
korumak üzere verilmektedir. Çocukları yaşamayan aileler bu çocuk
kirli, pasaklı. pis diyerek kötü ruhları uzaklaştırdıklarına inanırlar.
Kanıkey'e de bu isim yaşaması için ve kötü ruhlardan korunması için verilmiş
olmalıdır.
Kanıkey, destanda önce Demir Han'ın sevgili ve değerli kızı ve
destan kahramanı Manas'a layık meziyetli bir gelin adayı olarak tanıtılmaktadır:
" İl içinde çok sözü geçen gök sakallı Mengdi Bay isimli bir
kişi vardı. Mengdi Bay bir gün Manas'ın babası Yakup Harı'a gelerek şunları
söyledi: Temir Han isimli bir han vardır. Yemeğinde tuzu çok, zengin
bir insan. Temir Han'ın Kanıkey adlı bir kızı var, bu kızın kolları adeta
zırh gibidir. Bence Manas'a tek layık kız bu olsa gerek, gel bu kızı isteyelim"!'.
Yakup Han, Mengdi Bay'ın teklifini uygun bulur ve Kanıkey'i istemek
üzere onu Temir Han'a gönderir. Burada, evlilik kararlarında erkeklerin
söz sahibi olduğunu Manas'ın annesinden görüş alınmadığınıgörüyoruz.
Destandaki diğer örneklerde de oğulların ve kızların evliliklerinde
karar ve söz hakkı babaların olmaktadır. Annelerin ve gençlerin
görüşlerine müracaat edilmediği anlaşılmaktadır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.19 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.