Güzel Türkçemizle ilgili yazılar burada
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 07:27:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 21 22 [23] 24
  Yazdır  
Gönderen Konu: Güzel Türkçemizle ilgili yazılar burada  (Okunma Sayısı 123261 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cibikli
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 2


« Yanıtla #220 : 20 Mayıs 2010, 16:38:03 »

BEYLER DAHA ÖNCE NERDEYDİNİZ
 
burdaki beyler erte göçe
kalan beyler börte börü
bozkurt bağırdı, ad oldu ocak oldu
boz yapalak kurt oldu
isim saldı nam saldı
bu dünyaya od oldu
er büründü yardan geçti
er ayaktadır yoldan geçti
yol yürüdü serden geçti
ben aradım şar gelir
bu dünya han otağıdır
o boz koparan ordaydı
o beyaz, süslü çıktı dağın tepesine
o beyaz süslü insanlara yol gösterdi
bizde börte tahıl serpti
ulu konuşur, herkes uluyu dinler
ama boz koparan ordadır
ulu maray and içti
ulu börte gökten indi
andımı içtim, şar ayağa kalktı, türkmen kalktı
soyum öteden beriden geldi
tanguz bağırırsa, göz sararırsa
seni şurda çağırırsa
tiz çalarsa, boru öterse
seni hesaba çağırırsa
kime koyarsın bu alem malını
tizi bilirmisin sen
o bir borudur öteden öter
onu bir duyan, kendini hiç yaşamamış sayar
boz yapalak devlen nice
erte görme koma gece
bu bir seraptır gelir geçer
han otağıdır bilesin
hiç kimse göçün geride bırakmasın
soysuzlarıda yanınıza alın onu adınızla çağırın
isim olsun, öz olsun, ad olsun nam salsın
yoksa er isimsiz olur
biz ere ismi böyle veririz
yaptığı amelden
ogün terkide meylik alucan
bugün berk, ötedekilerde bugün berk,
beridekilerde bugün berk
bak, bak ayağını bastığın yere bak
alıç suyudur bak tanı atanı
süt göze, kımız suya, at terkide, od burda
alıç suyudur bak tanı
şimdiki beyler erte göçe
sonraki beyler borta börü
sizler şimdi burdasınız
hani nerde han otağı
size oğuz soy bıraktı
hani nerde soyunuz
hani nerde han çadırı
koma sungur
bağrımda artırdı göçün destanlar dize geldi
sungurda süngüde
beyler daha önce nerdeydiniz
eskiden biz taham serperdik
kadına ökçe, ökse, uyluk derdik
erede buyruk derdik
beyler daha önce nerdeydiniz
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tengiz
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.632



Site
« Yanıtla #221 : 06 Haziran 2010, 22:44:20 »

 Türkçeyi kullanırken önem verdiğimiz konulardan birisi de sözcük dağarcığımızın içindeki başka dillerden geçme sözcükleri olabildiğince az kullanmaktır.
 Aşağıdaki temel dil bilgisi kurallarını aşağı yukarı bilen birisi, kullandığı ve denk geldiği sözcüklerin Türkçe olup olmadığını yüksek bir olasılıkla bilebilir.

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN ÖZELLİKLERİ

1. Türkçe kökenli olan sözcüklerde hiçbir zaman iki ünlü harf yan yana bulunmaz:

♦ Şiirler, fiiller, saat…

2. Türkçe sözcüklerin kökünde ikiz ünsüz bulunmaz: (Biri ekte, biri kökte olur.)

♦ Cinnet, millet, hakkı…

3. Türkçe sözcükler b,c,d,g ünsüzleriyle bitmez. Bu duruma anlamı karışacak birkaç sözcükte rastlanır:

♦ Ad-at, sac-saç hariç

4. Türkçe sözcüklerde “b” den önce “n” harfi olmaz, “m” ye çevrilerek kullanılır:

♦ Çember, tembel, pembe…

Bileşik sözcüklerde, özel isimlerde bu duruma aykırı örnekler vardır:

♦ Safranbolu, istanbul, onbaşı…

5. Hece başında iki ünsüz yan yana bulunmaz:

♦ Tren, plan, profil…

6. “j” harfi hiçbir Türkçe sözcükte bulunmaz:

♦ viraj, jeton, jilet…

7. Türkçede bütün ünlüler aynı uzunluktadır. Düzeltme işareti kullanılarak uzatılan ya da inceltilen ünlüler yoktur:

♦ Kâtip, kâğıt, kâmurân…

8. “c,v,p,h,z,r,l,m,n,ş,f,ğ” ünsüzleri Türkçe sözcüklerin başında (yansıma sözcüklerin ve zamanla değişen birkaç sözcüğün dışında) bulunmaz:

♦ vatan, Can, Rumeli……yabancı

♦ hırıltı, fısıltı, cızırtı……yansıma

♦ hani (kanı), vurmak (urmak) …… değişen sözcük

ÜNLÜ UYUMLARI

Türkçenin dil yapısında Büyük ünlü Uyumu ve Küçük Ünlü Uyumu adları altında çok önemli Ses Uyum kuralları vardır. Bu kurallara uymayan sözcükler yüksek olasılıkla yabancı sözcüklerdir.
Bu uyumlar Türkçenin kulağa hoş gelen bir söylenişinin olmasını sağlar ve Türkçenin iyi bir edebiyat dili olmasını sağlar.

Büyük Ünlü Uyumu
(kalınlık - incelik kuralı)
 Türkçe sözcüklerin ayırt edilmesinde kullanılan ses uyumlarından biri, Türkçe sözcüklere ait ortak bir özelliktir. Büyük ünlü uyumuna en katı şekilde uyan Türk dillerinin başını Kırgızca Ve Kazakça çeker.

Türkçede bir sözcüğün birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın;
ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur
: adım, ağız, ayak, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük gibi. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

Uyarı:-gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor, daş, ki gibi ekler Türkçe bir sözcüğün sonuna eklendiğinde ve  iki Türkçe sözcüğün birleşimiyle oluşmuş bileşik sözcüklerde uyum aranmasına gerek yoktur. (çalışırken, gönüldaş,akşamleyin)-(Hanımeli)
Başka dillerden Türkçeye geçmiş olan sözcüklerde bu uyum kuralı aranmaz. (ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz...)  Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret).)

Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç Türkçe sözcük vardır:
anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.

Küçük Ünlü Uyumu
(Düzlük-yuvarlaklık kuralı)
 
Türkçe sözcüklerin ayırt edilmesinde kullanılan ses uyumlarından biri, Türkçe sözcüklere ait ortak bir özelliktir.

Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:

1. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlü (a, e, ı, i) varsa sonraki hecelerde de düz ünlü bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek vb.


2. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) varsa bunu izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlü bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, ağrı, saldırı vb.

Ayrıca, küçük ünlü uyumuna aykırı sözcüklere getirilen ekler, sözcüğün son ünlüsüne uyar: kavun-u, konsolos-luğ-u, müzik-çi, yağmur-luk.
Uyarı:
Küçük ünlü uyumuna aykırı birtakım Türkçe sözcükler de vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavur-, kavuş-, savur-, yağmur.
-ki aitlik eki yalnızca birkaç örnekte küçük ünlü uyumuna uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü, çünkü
Aranmadığı durumlar
Küçük ünlü uyumu, alıntı sözcüklerde aranmaz: aktör, alkol, bandrol, daktilo, doktor, motor, kabul, kitap, konsolos, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör, radyo, vakur.


Benim notum: Özellikle büyük ünlü uyumunu bilmeniz yabancı sözcükleri ayırt etmenizde büyük yarar sağlıyor. Türkçe kullanımınız titizleştikçe diğer kuralları da zamanla öğrenmeye başlıyorsunuz. Bu kurallar tüm Türk dilleri için geçerli olsa da geniş coğrafyaya yayılmış olan Türk ulusunun dilleri arasında bazı uyuşmazlıklar çıkabiliyor. Örneğin Özbek Türkçesi farsça ve arapça dan çok etkilendiği için Türkçe olan bir sözcük bile uyum kurallarını bozarak söylenebiliyor. Örneğin ''Bolsun'' (olsun) sözcüğü ''Bolsın'' şeklinde söylenilerek küçük ünlü uyumunu bozabiliyor...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Türk sayısını çoğaltmak ulusal büyük amacı, tabii gelişmeye bırakılmamalıdır. Alınacak ve hayata geçirilecek olağanüstü önlemlerle bir ulusal politika izlenmeli ve Türk sayısı çoğaltılmalıdır.” M.KEMAL ATATÜRK
İlteriş Kutluk Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 399


ACUNDA KUTLU YASA, TÜRKLERİN TÖRESİDİR.


« Yanıtla #222 : 06 Haziran 2010, 23:49:56 »

Türkçeyi kullanırken önem verdiğimiz konulardan birisi de sözcük dağarcığımızın içindeki başka dillerden geçme sözcükleri olabildiğince az kullanmaktır.
 Aşağıdaki temel dil bilgisi kurallarını aşağı yukarı bilen birisi, kullandığı ve denk geldiği sözcüklerin Türkçe olup olmadığını yüksek bir olasılıkla bilebilir.

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN ÖZELLİKLERİ

1. Türkçe kökenli olan sözcüklerde hiçbir zaman iki ünlü harf yan yana bulunmaz:

♦ Şiirler, fiiller, saat…

2. Türkçe sözcüklerin kökünde ikiz ünsüz bulunmaz: (Biri ekte, biri kökte olur.)

♦ Cinnet, millet, hakkı…

3. Türkçe sözcükler b,c,d,g ünsüzleriyle bitmez. Bu duruma anlamı karışacak birkaç sözcükte rastlanır:

♦ Ad-at, sac-saç hariç

4. Türkçe sözcüklerde “b” den önce “n” harfi olmaz, “m” ye çevrilerek kullanılır:

♦ Çember, tembel, pembe…

Bileşik sözcüklerde, özel isimlerde bu duruma aykırı örnekler vardır:

♦ Safranbolu, istanbul, onbaşı…

5. Hece başında iki ünsüz yan yana bulunmaz:

♦ Tren, plan, profil…

6. “j” harfi hiçbir Türkçe sözcükte bulunmaz:

♦ viraj, jeton, jilet…

7. Türkçede bütün ünlüler aynı uzunluktadır. Düzeltme işareti kullanılarak uzatılan ya da inceltilen ünlüler yoktur:

♦ Kâtip, kâğıt, kâmurân…

8. “c,v,p,h,z,r,l,m,n,ş,f,ğ” ünsüzleri Türkçe sözcüklerin başında (yansıma sözcüklerin ve zamanla değişen birkaç sözcüğün dışında) bulunmaz:

♦ vatan, Can, Rumeli……yabancı

♦ hırıltı, fısıltı, cızırtı……yansıma

♦ hani (kanı), vurmak (urmak) …… değişen sözcük

ÜNLÜ UYUMLARI

Türkçenin dil yapısında Büyük ünlü Uyumu ve Küçük Ünlü Uyumu adları altında çok önemli Ses Uyum kuralları vardır. Bu kurallara uymayan sözcükler yüksek olasılıkla yabancı sözcüklerdir.
Bu uyumlar Türkçenin kulağa hoş gelen bir söylenişinin olmasını sağlar ve Türkçenin iyi bir edebiyat dili olmasını sağlar.

Büyük Ünlü Uyumu
(kalınlık - incelik kuralı)
 Türkçe sözcüklerin ayırt edilmesinde kullanılan ses uyumlarından biri, Türkçe sözcüklere ait ortak bir özelliktir. Büyük ünlü uyumuna en katı şekilde uyan Türk dillerinin başını Kırgızca Ve Kazakça çeker.

Türkçede bir sözcüğün birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın;
ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur
: adım, ağız, ayak, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük gibi. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

Uyarı:-gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor, daş, ki gibi ekler Türkçe bir sözcüğün sonuna eklendiğinde ve  iki Türkçe sözcüğün birleşimiyle oluşmuş bileşik sözcüklerde uyum aranmasına gerek yoktur. (çalışırken, gönüldaş,akşamleyin)-(Hanımeli)
Başka dillerden Türkçeye geçmiş olan sözcüklerde bu uyum kuralı aranmaz. (ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz...)  Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret).)

Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç Türkçe sözcük vardır:
anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.

Küçük Ünlü Uyumu
(Düzlük-yuvarlaklık kuralı)
 
Türkçe sözcüklerin ayırt edilmesinde kullanılan ses uyumlarından biri, Türkçe sözcüklere ait ortak bir özelliktir.

Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:

1. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlü (a, e, ı, i) varsa sonraki hecelerde de düz ünlü bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek vb.


2. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) varsa bunu izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlü bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, ağrı, saldırı vb.

Ayrıca, küçük ünlü uyumuna aykırı sözcüklere getirilen ekler, sözcüğün son ünlüsüne uyar: kavun-u, konsolos-luğ-u, müzik-çi, yağmur-luk.
Uyarı:
Küçük ünlü uyumuna aykırı birtakım Türkçe sözcükler de vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavur-, kavuş-, savur-, yağmur.
-ki aitlik eki yalnızca birkaç örnekte küçük ünlü uyumuna uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü, çünkü
Aranmadığı durumlar
Küçük ünlü uyumu, alıntı sözcüklerde aranmaz: aktör, alkol, bandrol, daktilo, doktor, motor, kabul, kitap, konsolos, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör, radyo, vakur.


Benim notum: Özellikle büyük ünlü uyumunu bilmeniz yabancı sözcükleri ayırt etmenizde büyük yarar sağlıyor. Türkçe kullanımınız titizleştikçe diğer kuralları da zamanla öğrenmeye başlıyorsunuz. Bu kurallar tüm Türk dilleri için geçerli olsa da geniş coğrafyaya yayılmış olan Türk ulusunun dilleri arasında bazı uyuşmazlıklar çıkabiliyor. Örneğin Özbek Türkçesi farsça ve arapça dan çok etkilendiği için Türkçe olan bir sözcük bile uyum kurallarını bozarak söylenebiliyor. Örneğin ''Bolsun'' (olsun) sözcüğü ''Bolsın'' şeklinde söylenilerek küçük ünlü uyumunu bozabiliyor...

Okuyunca yazıyı, bir fıkra geldi aklıma;


Nasrettin Hoca bir gün camiye gitmiş. Hoca vaaz verecek. Nasrettin Hoca'da oturayımda ne diyor bakayım demiş. Neyse Cami Hocası başlamış;
Allah gökte değildir.
Allah yerde değildir.
Allah kainatta değildir.
Allah Camide değildir.
Mekke'de değildir, Medine'de değildir.
Kudüste değildir, orda değildir, burda değildir saymışta saymış.
Söylemiş söylemiş, derken Nasrettin Hoca ayağa kalkmış demiş;
-Yahu Hoca,kıvıracağına desene Allah yoktur.

Bu işte aynen böyledir. Türkçe diye bir dil yok diyeceklerde şu harfle başlamaz, bu harfle bitmez, öyle olmaz böyle olmaz. Yok uzatma yoktur.
Uzatmaya örnek vereyim mesela, Türkçe'de uzatma vardır. 'Tam' sözcüğü Orhun yazıtlarında geçer 'Taam' biçiminde okunur. Duvar anlamına gelmektedir.'Ta' sözcüğünü sizde biliyorsunuz. Örnekler çoğaltılabilir. Umarım anlatabilmişimdir.

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!..


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

IRKLARIN ÜSTÜNDE TÜRK IRKI!..
GENÇ ATSIZCI
Tengiz
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.632



Site
« Yanıtla #223 : 07 Haziran 2010, 17:31:39 »

Bu bilgiler bir bilim dalı olan ''Dil Bilimi'' bilginlerinin, üniversitelerde yıllarca yaptıkları çalışmalar sonucu ortaya çıkarılmış, kanıtlanmış ve dünyaca kabul edilmiş olan Türkçenin ana dil bilgileridir. Bir Türk Türkolog da, amerikalı Türkolog da, fransız Türkolog da çalışmalarında bilimsel olarak kanıtlanmış bu bilgiler ışığında yürürler.
Metinin içinde belirttiğim gibi istisna olarak görülmüş ve azınlıkta kalmış az sayıda Türkçe sözcük bu kuralların dışında kalabilmiştir. İlk okuldan üniversiteye kadar olan ''Türkçe'' derslerinde ise bu bilgiler zaten verilmektedir, hepimiz hatırlarız.
Bu kuralları koyanlarda profesörler değil, Türk halkının kendisidir.
 Bir Türk köyüne gittiğinizde motora ''motur'', horoza ''horuz'' denildiğini duymuşsunuzdur. Biz ilk duyduğumuzda köy sakinlerinin yanlış konuştuğunu sanarız. Ama onlar yalnızca Türkçenin ''Küçük Ünlü Uyumu Kuralı'' na uymaktadırlar! Gülümseme  
 Biri latince, diğeri farsça olan bu iki yabancı sözcüğü bilmeden Türkçe söylenişe uydururlar ve binlerce yıllık Türkçe geleneğini sürdürürler. Türkçe de yan yana gelen iki hecede yuvarlak ünlü olan ''o'' harfi bulunmaz. Ve Horoz olur Horuz...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Türk sayısını çoğaltmak ulusal büyük amacı, tabii gelişmeye bırakılmamalıdır. Alınacak ve hayata geçirilecek olağanüstü önlemlerle bir ulusal politika izlenmeli ve Türk sayısı çoğaltılmalıdır.” M.KEMAL ATATÜRK
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 432


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #224 : 06 Ekim 2010, 19:50:48 »

 Çok güzel bir çalışma olmuş. Emeğinze sağlık. Bilmediğim pek çok imla kuralını burdan öğrendim. Öğrenmeye de devam ediyorum. Örneğin her noktalama işaretinden sonra bir boşluk bırakılacağını okulda bile öğrenmemiştim. Büyük olasılıkla dersten kaçtığım günlere denk gelmiştir. Ancak varolun, bunları sizden öğrendim. 
 Türkçe! Kanımız kadar değerli, üstün ırkın güneş dili... Bazan sana karşı yanlışlarımız oluyor, bağışla bizi. Ruhunu incittiğimiz anlar oluyor, bağışla bizi. Sen bizim güneşimizsin, hiçbir zaman sönmeyeceksin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 363


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« Yanıtla #225 : 06 Ekim 2010, 20:11:28 »

Eline sağlık kandaşım. Çok faydalı bir paylaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Almıla-Ay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 288


TÜRK KIZI


« Yanıtla #226 : 06 Ekim 2010, 23:49:42 »

                Aslında hepimiz Türkçe'yi çok iyi biliyoruz, ama kanımızdaki o tezcanlılıktan olsa gerek noktalama işaretlerini çoğu zaman unutuyoruz.Ah bir de konuşurken ki rahatlığımızı yazarken de sağlasak aslında hiç fena olmayacak.
                Kandaşlarım hepiniz sağolun.Çok faydalı bir paylaşım olmuş.TTK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #227 : 24 Ekim 2010, 19:20:43 »

“KOMŞU” SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE
Türkiye Türkçesi'de "komşu" şeklinde telaffuz edilen sözcük, tarihi ve günümüz şive ve lehçeleri çerçevesinde incelenmiş ve karşımıza üç tip söyleniş çıkmıştır:
1. körşi, 2. konşu/konşı, 3. koşnı
"Körşi" sözcüğünün kör-/gör- kökünden geldiği anlaşılmaktadır. Bizim inceleme konumuz, ortak "ko-" kökünden gelen "konşı" ve "koşnı" sözcüklerini inceleyerek, koşnı-<koş- kökünün tarihi ve günümüz şive ve lehçelerindeki taşıdığı anlam yükünü göz önüne alarak, "komşu" sözcüğüne Doğu ve Batı Türklerinin bakış açılarını ortaya koymaktır.

Altay Türkleri aynı avulda ve köyde oturanlara aildaş, daha eski Türkler yerdeş derken, Anadolu köylerinde ülüş (komşu hakkı) Eski Türkçe'de bu söz bölüşme, eşit olarak paylaşma demektir. "tutaşı varmak" Eski Türklerde komşu olmak" demekti. Derleme Sözlüğü'nde hemcivar yani aynı yöreden olan kimselere tutaş deniyordu.2
Komşu sözcüğünün etimolojik tahlili yapılırken ilk akla gelen basit bir dudaksı m<n ses değişimi sonucu konşu> konuşu> komşu sürecidir.
Clauson’un Etimolojik Sözlüğündeki açıklama şöyledir3:
konşı: fiilden türemiş: konuş-maktan türetilmiştir. fonetik tarihi karmaşıktır. Kaşgarlı’nın ifadesine göre Hakaniye dilinde “koşnı: açıklaması zor anlamındadır. Basit bir metatez olmadıkça açıklaması zordur. S+i. a. m. l. g (modern dillerin) bir çoğunda vardır. Kuzey Doğu dil ailesine, sagay: koncık, Hakas: koncık - Güney doğu dil ailesi Türki’de koşna/koşnı. Oğuzlar “n”yi “ş” ye değiştirmişlerdir. Her iki şekil de düzenli ve doğrudur. Kaşgarlı’da “Böri koşnısın yemes"
Räsänen de sözlüğünde sözcüğü şu şekilde incelemiştir4:
<ko-n-
Çağatayca konuş "oturmak, birlikte bir yere koymak, inmek" Osmanlı ve Kırım konuş "komşu olarak yaşamak; karşılıklı konuşmak, bir konuşma yapmak, konuşmak"; Uygurca vs. konşı "komşu" Çağatay, Karakırgız "konşı"; Osmanlı, Azeri konşu, Osmanlı komşu; Kumuk, Karaçay honşu; Hakas honjıh; Yakutça hon-oso
(Bu açıklamadan Rasanen'in sözcüğü "ko-" (bırakmak, koymak) kökünden getirdiği, bunun -n dönüşlü çatı ekiyle "kon-" biçiminin çıktığını; konuş- ve kon- (bir yere konmak) fiillerinin aynı kök olduğunu kabul ettiği anlaşılıyor. Konşı sözcüğü bu duruma göre "ko-n-uş-ı>komşu" şeklinde ayrıştırdığı anlaşılmaktadır.)
Hasan Eren'e göre ise: "yakın yerlere konan veya yakın yerlerde oturan kimselerin birbirlerine göre aldıkları ad". Eski kaynaklarda konşu ve koñşu olarak geçer.
~Tkm goñşı- Nog koñsı. -KKlp koñsı- Kar. konşu. -Özb. koşni
~Otkonşı, koşnı. Kaşgarlı Mahmut’a göre konşı biçimi Oğuzcadır. Eski Kıpçakçada da konşı olarak geçer.
Türkçe konuş- fiilinden –ı (~-i, -u, -ü) ekiyle yapılmıştır. Buna göre en eski biçimi konşı’dır. Sonradan konşı biçimi koñşı>koñşu olarak yaygınlaşmıştır. Türkçe koñşu biçimi son olarak –ñ-’nin –m-’ye çevrilmesi sonucunda komşu biçimini almıştır. Türkçe
toñuz’un domuz biçimini alması gibi5
Gabain bu fiili ko-“koymak” kod-<ko-d “koymak” ETG ko-n “konmak, koyulmak, yerleşmek” şeklinde almıştır. Kökün ko- olduğu anlaşılmaktadır. 6
Necmettin Hacıeminoğlu7 da aynı fikirdedir:
ko- “koymak” kod- < ko-d ETG
kon-< ko-n “konmak, koyulmak, yerleşmek kökün ko- olduğu anlaşılmaktadır. ko-n, ko-y, ko-ş, ko-p, ko-n-u-ş (karşılıklı oturup söyleşmek), konmak: yerleşmek, bir yere oturmak, durmak
Bahattin Ögel de komşu bahsine değinmiş ve; "Selçuk çağı başlarında yani X1. yüzyılın ikinci yarısında Orta Asya'daki Türkler "komşu" için "koşni" diyorlardı. Oğuzlar ise bu sözü "konşı" şeklinde söylüyorlardı. Hangisi doğru idi? Elbette ki Oğuzlar'ın "konşı" sözü daha doğru olmalıydı. Çünkü bu söz "konmak" kökünden geliyordu"8. şeklinde bir yargıya varmıştır.
Uygur Sözlüğü’nde9 konmak: gecelemek, geceyi geçirmek. konşı: komşu
Eski Oğuzca’ya dayanan Bahşayiş Lügatinde de bu sözcük: konşı: komşu10
Hüseyin Kazım Kadri’de11: “konşu: (is) birbirine yakın yerde oturan, hemsâye, câr. “komşu” telaffuzu yanlıştır” şeklinde görülür.
Molino12 da: komşi, komşuluk
Parigi’de13: koñşı, koñşu, koñşülik, koñşilik
Harsáy’da14: konşi
Meninski’de15: koñşü, konşi konşülik: (Latince: vicinus)
13-19. yy. lar arası Türkiye Türkçesinin yazılı eserlerinde de n>ñ ünsüz değişmesi ile ı>u ünlü değişimi dışında durum aynıdır16:
konşu:
“ne oğul vardı ne kız, vahit idik cümlemiz
konşu idik anda biz nurdağın yaylar iken” (13-14. yy Yunus Emre Divanı)
konşunun tavuğu konşuya kaz görünür (15. yy Atalar Sözü)
konşı:
“Evet, dünle çıkardı konşı kapusın dinlerdi” (14. yy. Yüz Hadis Tercümesi)
koñşu:
“benim düğün bilmez, seyran bilmez, sair koñşu kızları gibi seyrana varmaz (14-15. yy Hamza-name)
koñşı:
“Cennette İbrahim’le Muhammed’e koñşı olur (14-15. yy. Tefsir-i Ebilleys Tercümesi)
Karahanlı Türkçesi'nde ise durum farklıdır; ko->koş->koşnı şeklinde bir gelişim gözlenmektedir:
Dîvânü Lügâti’t-Türk’te:
“konşı- koşnı- komşu Oğuzlar nûnu şinden önceye alıp konşı derler her ikisi kurallı ve iyidir. 17
Aynı eserde “ böri koşnısın yemes18”
Kutadgu Bilig’de de sözcük “koşnı” şeklinde geçer:
kör arslan bile koşnı bugday başı
basa ülgü boldı çadan ya işi (140)
begig koşnı kılma ya yadgın ögüz
hisarka yakın turma ay köngli tüz (4546)
Buraya kadar yapılan açıklamalar da göstermektedir ki; "komşu" sözcüğü Eski Türkçe'den Batı Türkçesine kadar "kon-" kökünden hareket etmekte, yani Hacıeminoğlu'nun ko->kon->konuş- yargısı geçerli olmaktadır. Doğu Türkçesi'nde ise "koş-" kökünden yola çıkılmaktadır.
Sözcüğe günümüz Türk Lehçelerinde19 topluca baktığımızda karşımıza üç farklı biçim çıkmaktadır:

             YARARLANILAN KAYNAKLAR
1 Dr., Trakya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Arş. Gör.
2 Bahattin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş III, Kltür Bakanlığı Yay. No: 638 Ankara 1991, s.95-100
3 Sır Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre- Thirteenth- Century Turkish, At The Clarendon Press 1972, s. 640
4 Martti Rasanen, Versuch eines Etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen, Helsinki 1969, s. 279
5 Hasan Eren, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, Ankara 1999 2. baskı, s. 250
6 Avon Gabain , Eski Türkçenin Grameri, Çev: Mehmet Akalın, Ankara 1988, s. 281
7 Necmettin Hacıeminoğlu, Türk Dilinde Yapı Bakımından Fiiller, Kültür Bakanlığı Yayınları/1348 Ankara 1991 s: 27
8 Bahattin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş III, Kltür Bakanlığı Yay. No: 638 Ankara 1991, s: 95-96
9 Ahmet Caferoğlu, Uygur Sözlüğü, Burhanettin Matbaası, İstanbul 1934, s. 141
10 Fikret Turan, Eski Oğuzca Satırarası Tematik Sözlük Bahşayiş Lügati, Basılmamış Doçentlik Çalışması, İstanbul 2000, s. 164
11 Hüseyin Kazım Kadri, Büyük Türk Lügati, C. III, s. 890, “komak, koymak” maddesinden alınmıştır.
12 Giovanni da Molino, Dictionario Della Lingua Italiana Tvrchesca, Roma 1641
13 Bernardo da Parigi, Vocabalario Italino- Tvrchesco (Söz Kitabı) I-III Roma 1665
14 Jakab Nagy de Harsanány, Coloquia Familiaria Turcico Latina, Köln 1672
15François de Mesgnien Meninski, LinguarumOrientalium, Tarcicae, Arabicae, Persicae, insttutiones seu grammatica Turcica, Vienna, I-III 1680
16 Yeni Tarama Sözlüğü IV 2. Baskı TDK yay. 212 , Ankara 1996
17 Çev: Besim Atalay, Divan ü Lügati’t- Türk, Türk Dil Kurum Yay. /521 Cilt I, 363. 10
18 a. g. e. Cilt III. s. 220
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #228 : 24 Ekim 2010, 19:20:55 »

“KOMŞU” SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE
   1. tip söyleniş:

Bu tip genel anlamda Güney grubu şivelerini kapsamaktadır, ancak Batı grubundan Karayim ve Kumuk Türkçesi ile merkez grupdan Kuman ve Nogay lehçeleri ve Kazak Türkçesi'nde de (koñsı/körşi) bu tip kullanım bulunmaktadır:
Makedonya ve Kosova Türklerinde komşi,koyşi, koyşo, koyşu
bir budala dokuz komşiya zarar yapar20
aynan yog ise koyşina bak21
etma koyşona, celır başına22
Azerbaycan Türkçesi'nde: gonşu
gonşuya ümitli olan şamsız (mumsuz) yatar23
Kerkük Türkçesi'nde: konşı
Dişüv agırsa çek kurtın, konşıv kötiyse köç kurtın!24 (Dişin ağrırsa çek kurtul, komşun kötüyse göç kurtul)
Türkmen Türkçesi’nde: goñşı, konşa
yahşı sözü cana yarar (güzel sözü cana yarar
yahşı bilen yoldaş bolan iyi ile yoldaş olan,
kaçıp kurtulmağa unar, kaçıp kurtulmayı seçer
bir yaman konşa duş bolan25 bir kötü komşuya rastlayan)
Karayim Lehçesinde: konşu26
Kumuklarda: honşu
küleme honşunga gelir başınga27 (gülme komşuna gelir başına)
Kırgız Türkçesi'nde: koñşu28
(Konuşma dilinde koşna da kullanılmaktadır)
koñşun kör bolso közündü kıs (komşun kör olsa gözünü kıs)
koñşu cakşı bolso, sokur kız er tabat29 (komşu iyi olursa, kör kız koca bulur)
Kuman Lehçesinde30: konşı, konşu: komşu, konuş: konut, oturulan ev
Nogaylarda: koñsı
Avıldastıñ atı ozgannan, koñsıdıñ iyti ozsın31 (Hemşehrinin iti geçeceğine, komşunun iti geçsin.

            2. tip söyleniş:
Doğu grubu Türk lehçelerinde görülen şekildir:
 Özbek Türkçesi’nde: koşni
Koşni keldi, kömäk keldi. (Komşu geldi, yardım geldi.)
Koşni qoşnidän èrtä turişni örgänädi. (Komşu komşudan erken kalkmayı öğrenir.)
Uygur Türkçesi’nde: koşna
acep ohşaptu bu torgaç (bu şeftali çok güzel olmuş,
özteñ boyıda bolgaç, dere kenarında olduğundan,
arzumuzga kanduk biz , arzumuza erdik biz,
tam koşna yakın bolgaç32 duvar komşu olduğumuzdan)


  YARARLANILAN KAYNAKLAR
 19 Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, Kültür Bakanlığı/1371, Kaynak Eserler/54
20 Hamdi Hasan, Makedonya ve Kosova Türkleerinde Kullanılan Atasözü ve Deyimler, TDK yay. No: 685, Ankara 1997, s.34
21 age.s.31
22 age s.49
23 Ahmediye Efendiyev, Trakya Ünv. Fen-Edb. Fak. Türk Dili ve Edeb. Böl. Öğrencisi
24 Kerkük Atalarsözü
25 Himmet Biray, Mahtumkulu Divanı, Kültür Baknlığı Yayınları 1398
26 Tadeusz Kowalski "Karayim Lehçesi Sözlüğü" Çev: Kemal Aytaç, Engin Matbaası, Ankara 1996, s. 87
27 İlhan Çeneli "Kumuk Atasözlerinden Örnekler" Türk Kültürü, Yıl: 22, Sayı: 252, İstanbul 1984, s. 265
28 K. K. Yudahin "Kırgız Sözlüğü II" Çev. Abdullah Taymas, Türk Dil Kurumu Yayınları No: 121, Ankara 1994, s. 483
29 Levent Doğan, Kırgız Atasözleri, Kırgız Atasözlerinin Sınıflandırılması, Türk Kültürü, Temmuz-2000, S. 447, s. 407-424
30 K. Grönbech, Kuman Lehçesi Sözlüğü, Çev: Kemal Aytaç Kültür Bakanlığı Yay. /1396 Ankara 1992 s: 114-115
31 İlhan Çeneli "Nogay Atasözleri" Türklük Araştırmaları Dergisi
32 Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı'dan Uygur halk türküsü
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #229 : 24 Ekim 2010, 19:21:06 »

“KOMŞU” SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE

3. tip söyleniş:
Merkezde yer alan Kazak Türkçesinin dışında Tatar, Başkurt gibi Batı grubu ile Kuzey grubunun temsilcisi Saha Türkçesi ve Çuvaş grubu birlikte yer alabilmektedir.
Kazak Türkçesi’nde: koñsı33, kolañ, körşi:
jagdaydı bilgen jigit jeñi maşiynamen körşi selega jete almaytının ayttı34
(durumu anlayan yiğit, yeni arabasıyla komşu köye gidemeyeceğini söyledi)
Başkurt Türkçesi’nde: kürşi
Tatar Türkçesi’nde: kürşi
Çuvaşçada: kürşi, puskil35
Kürşi- arşı ayakri tıvantan paha (konu-komşu uzaktaki akrabadan daha iyidir.)
Kürşisir kunsuk, vilsen te kirli36 (Komşusuz yaşam olmaz, ölsen de gerekli)
Saha Türklerinde37: körön
Kihi ölörün kıtta, ölbütteex ıal tıağa annıllan turar mahı ükteen kebispitterin ıallara kelen körön baran, xantan ere kiibehi bulan ağalallar"
(Hastanın ölümünün hemen ardından ölüsü olan aile fertlerinin ormandaki değneği basıp kırdıklarını komşuları görünce, bir yerden Kiibes bulup getirirler.)
Üçüncü tip olarak karşımıza çıkan “kürşi” şeklinin kör->gör- (görüşmek) fiilinden türediği açıktır: (kör->körüş- >körüşi> körşi). Diğer iki şekilde ise (koşni/koşna, konşu/koñşı), sözcük en eski ortak “ko-” kökünden gelmiş bulunmaktadır. Kaşgarlı’nın da ifade ettiği gibi, bu iki şekil de doğrudur. Batı grubu “kon-” fiilinden yola çıkmakta,
Doğu grubu ise “koş-“ fiilini esas almaktadır.
Sözcüğü bir de anlam açısından ele almak gerekmektedir. Böylece atalarımızın kutsal komşuluk ilişkisinde hangi anlamın üzerinde önemle durdukları daha iyi anlaşılacaktır.
Oğuzların ve Batı Türklerinin tercihi olan “ko-n-” fiilinde karşılıklı alış veriş söz konusu değilken, Doğu Türklerinin benimsediği “ko-ş-” fiilinde işteşlik, birliktelik görülmektedir. Anlam olarak da, “koşulmak” fiili, birlikte bir şeyler paylaşmak, aynı yöne bakmak, kader birliği yapmak gibi bir çok fikri içinde barındırmaktadır:
"koşmak" fiili Türkçe sözlükte şöyle ele alınmaktadır:
“koşmak (I)38 :1.Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, tefrik etmek 2.Hayvanı çekeceği şeye bağlamak (atları arabaya koşmak) 3. -i (çekilecek şeyi) hayvan bağlayarak hazırlamak. 4.sürmek:şart koşmak
koş-mak39: 1.yakıştırmak, eklemek, katmak, yüklemek eşanl. isnad etmek, zannetmek, izafe etmek 2.Birlikte göndermek, yanına katmak, arkadaş olarak vermek esanl. terfik etmek 3. Hayvanı araba, saban vb. ne takmak, bağlamak 4. Arabayı hazırlamak, hazır hale getirmek 5. Düzenlemek, düzenli hale getirmek eşanl. tertip etmek, tanzim etmek 6. İleri sürmek, bir şeyin geerçekleşmesinin başka bir şeye bağlamak: şart koşmak 7. Birine yapması için bir iş vermek, yüklemek: işe koşmak
anlamlarına gelen,oldukça zengin ifade gücüne sahip bir fiildir.
Bu fiille meydana getirilmiş olan söz ve türevleri tarihi ve günümüz şive ve lehçelerinin hepsinde görebilmekteyiz:
Eski Türkçe’de:
koş: çift, koş-: terkip etmek, koşmak, koşuglug (at): koşulmuş (at)40
Karahanlı Türkçesi’nde:
koş-: yazmak, şiir düzmek, koşug: şiir, koşul-: yazılmak, düzenlemek, şiir düzülmek41
Koş kılıç kınka sıgmas (iki kılıç bir kına sığmaz) DLT 1-359
bu Türkçe koşuglar tüzettim sanga
okırda unıtma du’a kıl manga (KB 75)
barusın bitimiş yetürmiş nizam
bu Kaşgar ilinde koşulmış temam (KB 59)
Çağatay Türkçesi'nde:
koş: çift, koş-, koşmak: çiftleşmek, birleşmek42
Eski Anadolu Türkçesi'nde:
koşa: çift, eş, ikiz43
koşa badem sığmayan dar ağızlım (Dede Korkut Kitabı)
koşa komak: yanyana getirmek44
“Çalab Tanrı ara Habibim dedi
Adı kendi adiyle koşa kodu” (14. yy Süheyl ü Nevbahar)
koşmak (I): Arkadaş olarak vermek, terfik etmek, eklemek, zammetmek45
“Yiğirmi bin bahadır üğürtleyip bile koştu” (14. yy. Antername)
koştaş (koşdaş): meslektaş, koldaş, arkadaş, kapı yoldaşı46
“Herki ana şeytan koşula ne yaman koştaşdır (15. yy. Cevahir-ül-Esdaf)
koşulmak: katılmak (bir işte) birbirine katılmak, terfik edilmek47
“koşuluben varır kahrına şahın
İmamı olduğuyçün her günahın” (15. yy Gülzar-ı Tennuri)
Kazak Türkçesi'nde48:
kos-: 1 iki tane, çift, birbirine eş, katmak ilave etmek,
kosa: beraber, birlikte, yanında,
kosaktav: hayvanı veya başka bir şeyi birbirine karıştırarak yan yana bağlamak,
kosalgı: ilave, yanında, ayrıca, fazladan,
kosıluv: iştirak etmek, birleşmek, dahil olmak,
kosılısuv: beraberce iştirak etmek, dahil olmak
Kırgız Türkçesi'nde:
koş-: 1. katmak, birleştirmek ilave etmek, çift yapmak, çiftleştirmek49
baş koş: beraber, hep birlikte
koşçu: 1. yolda refakat eden, maiyet, 2. çift sürücü50
koşmo: birleşik,
koşok: birbirinin boyunlarına bağlanmış olan koyunlar, keçiler dizisi,
koştoş: güçe, kervana iştirak eden51
koşul-: katılmak, birleşmek,
koşuna: komşu olan52
Karaçay Lehçesinde53:
k’oş-: birleştirmek, eklemek,
k’oştur-: birleştirmek, yanına katmak,
k’oşul-: katılmak, birleşmek,
k’oşulğan: ilave, ek
Azeri Türkçesi'nde54:
goşa: 1.çift, iki tane, bir çift, yanyana duran 2.ikisi yanyana, beraber, birlikte 3 iki
goşag: çift halde ikisi beraber olduğu halde, durumda
goşagören: şaşı, bir şeyi iki gören
goşalama:iki yapmak, yanyana koymak
Anadolu ağızlarında da bu fiil canlı olarak varyantları ile birlikte yaşamaktadır55:
koşa (III) sınırdaş, yanyana (Koras-Ezm., Erciş-Vn)
koşa (IV) koş (I) av tüfeği, Çifte (Iğdır Krs)
koşatlamak: Birbirine destek olmak yardım etmek (Akifiye-Mr.)
koşkoş: birbirine bitişik olan meyve ya da sebze
koşlamak: iki ipi bir araya getirip bükmek, iki kat etmek (Genesin, Avanos-Nş., Belenkesli, Mesin-İç.)
koşmer: birbirinden ayrılmayan kıble yönünde doğan çift yıldız (Bahçe-Adana)
goşa (I) goşam: çift, çifte (Koyundere, Ahıska, Iğdır-Krs.)
Ayrıca, Anadolu’nun pek çok yerinde deyimleşmiş olarak yaşayan:
“koşaca karımak”, “koşa karımak” (Sivhisar-Es, Ayaş-Ank), “koşa yaşasınnar” (Ky) şeklindeki dualar yeni evli çiftlere, “ömür boyu birlikte yaşasınlar” anlamında söylenir.
Sonuç:
"komşu" sözcüğümüze bütün Türk Dünyasının ortak mantığı ile baktığımızda, insan hayatının en önemli ilişkilerinden birisi olan komşuluğun sözcüklerde öneminin vurgulanmış olduğu dikkat çeker. Çünkü Türkler için komşuluk tesadüfen evlerin yanyana düşmesinden ibaret olmayıp, bir paylaşımı, bir ortak hareket etmeyi kapsar.
Bu günkü Türk dilinin bütününe baktığımızda karşımıza üç biçim çıkmaktadır:
kör->körşi, 2. kon->konşı, 3. koş->koşnı.
Bizim vurgulamak istediğimiz, "koşmak" fiilinin tarihi ve günümüz ortak Türkçesindeki anlam zenginliğinden yola çıkarak, Doğu Türkçesin'de görülen "koşni" söyleminin komşuluk ilişkisi ile nasıl örtüştüğüdür.
"konmak" eylemi, belki de daima gözünü Batıya diken, yeni yerler keşfetme sevdasında olan Oğuzlar için daha öncelikli iken, Ata yurdunun bekçisi Doğu Türkleri için "birliktelik", "olanı paylaşmak", "kader birliği etmek" anlamında "koşmak" sözcüğü komşuluk ilişkisini daha iyi anlatmaktadır.

                        YARARLANILAN KAYNAKLAR
33 Türk Dünyası Araştırmaları, "Kazak Tilinin Sözdugı’ndan TercümeEdilmiştir", İstanbul 1984, S. 172
34 Sevgi Elmas "Şınar Kolan Amanov", Trakya Üniversitesi Fen-Edb. Fak. Türk Dili ve Edb. Böl. Bitirme Ödevi, Edirne 1995, s. 137/36
35 Emine Ceylan "Çuvaş Atasözleri ve Deyimleri, Çuvaşça-Türkçe/Türkçe Çuvaşça Sözlük" Simurg, Ankara 1996, s. 188
36 Emine Ceylan, s. 40
37 Yuriv Vasilyev, Fatih Kirişçioğlu, Gülsüm Killi "Saha (Yakut) Halk Edebiyatı Örnekleri" Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TDK yay. No: 637, Ankara 1996, s. 40
38 Türkçe Sözlük, Gözden geçirilmiş 5.Baskı, TDK yay. sayı:293, Ankara 1969
*Not: koşmak (II): 1.her adımda atlayarak hızlı yürümek, 2. koşuya çıkmak, 3.kovalamak üstüne düşmek anlamlarına gelen eşadlı sözcük ile konumuzun bir ilgisi yoktur.
39 Temel Türkçe Sözlük , Şemsettin Sami, Sadeleştirilmiş ve Genişletilmiş Kamus-ı Türki, C.3, Tercüman Genel Kültür Yayınları, İstanbul 1991
40 Eski Türkçenin Grameri, s. 282
41 Kutadgu Bilig İndeks s. 272
42 Kaya Türkay, Ali Şir Nevai-Bedâyi’u’l-Vasat, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Ünv. Sosyal Bil. Ens. Ankara 1988
43 Yeni Tarama Sözlüğü, s. 145
44 age. s. 145
45 age. s. 145
46 age. s. 145
47 age. s. 145
48Kazak Tilinin Sözdugı s. 174
49 Kırgız Sözlüğü II, s. 491
50 Kırgız Sözlüğü II, s. 491
51 Kırgız Sözlüğü II, s. 492
52 Kırgız Sözlüğü II, s. 493
53 Wilhelm Pröhle, Karaçay Lehçesi Sözlüğü, Kültür Bakanlığı Yayınları/1304 Ankara 1991, s. 56
54 Seyfettin Altaylı, Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü, MEB. yay. I.Cilt, İstanbul 1994, s.541
55 Derleme sözlüğü VIII, Türk Dil Kurumu yay. No: 211/8
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: 1 ... 21 22 [23] 24
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.321 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.