Güzel Türkçemizle ilgili yazılar burada
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 09:35:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 24
  Yazdır  
Gönderen Konu: Güzel Türkçemizle ilgili yazılar burada  (Okunma Sayısı 123263 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SOYSUZ DÜŞMANI BOZKURT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 103



« Yanıtla #10 : 07 Haziran 2009, 17:20:41 »

İslâm birliği taraftarlarına göre Türkler, Müslüman bir millet oldukları için müslümanca adlar almalıdır. Türkler’in İslâm olmazdan önce kullandıkları adları almak yanlıştır, müslümanlığa aykırıdır. Dünyada bundan daha yanlış ve iptidaî düşünce olamaz. İslâm adları denen adlar Arap adlarıdır. Bunların hemen hepsi de islâmlıktan önceki zamandanberi Araplar arasında kullanılmaktadır. Yani küfür ve cahiliyet zamanından kalmadır. Anlamı bilinmeyen kelimeleri çocuklarımıza takmakta maddî veya manevî hiçbir kazancımız yoktur. Aksine, millî ruh bakımından kaybımız vardır. Hele Müslüman adları arasında Yahudi’lerden Araplar’a geçen Musa, İsa, Süleyman, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Harun, Davud gibi adlar bizim Türkçe adlarımızla ölçüştürülebilir mi?
Hayvan adıdır diye Bozkurt’a, Alparslan’a, Ertuğrul’a itiraz edenler Muaviye’nin “Uluyan dişi köpek” ve Osman’ın “yılan yavrusu” demek olmasına ne buyururlar?
Araplar’da yalnız şahısların değil, boyların da hayvan adı aldığı vardır. Meselâ bir kabilenin adı “Benî Kelb” yani “İtoğullarıdır.”
Kadın adları da öyledir: Ayşe “Yaşar”, Fatma “sütten kesilmiş”, Hadice “Vaktinden önce doğmuş”, Zeynep “tombul” demektir.
Hüseyin Nihal ATSIZ


İslâm Birliği Kuruntusu (Ötüken, 17 Nisan 1964, Sayı: 4) 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir...
Mustafa Kemal ATATÜRK
KOLOKAAN
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 07 Haziran 2009, 17:29:12 »

Bu, bize Osmanlıdan geçen en büyük illettir; yeni doğan çocuklara arapça isimler... Sanki arapça isim verilince cennete gideceklerini zannediyorlar.Macaristanda yaşayan Macar Türkleri bile hıristiyan olmalarına rağmen, geneli çocuklarına Atilla ,Mete gibi isimler verirler...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SOYSUZ DÜŞMANI BOZKURT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 103



« Yanıtla #12 : 07 Haziran 2009, 17:37:16 »

Evet! Ümmetçiler hem yayılmacı hem de Türk'ü aşağılama faaliyetlerinde bunu masum ve cahil vatandaşa karşı kullanıyorlar..TTK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir...
Mustafa Kemal ATATÜRK
Yabgu.
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 37



« Yanıtla #13 : 07 Haziran 2009, 18:08:53 »

Sırf bu arap alfabesinden nefret ettiğim için okulumu bitiremeyeceğim nerdeyse. Türkçe okuduğumuz sözcüklerin yazılışı araplara göre ne biçim iş anlamadım.Türkler Türkçe konuşup yazmalıdırlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Mete ile Oğuz'un, babaları yanılmış,
"Tanrı vermiş cezayı, oğul yaptı sanılmış!"
SeLy
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 07 Haziran 2009, 18:24:28 »

Ahh ahhh! En büyük cahilliğimizden biri de işte bu konu. Türk Türesi'ni ve Türk Uruğu'nu yok etmenin planlarından biridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 23 Haziran 2009, 21:10:24 »

Türkçenin Üstünlükleri



Türkçe diğer dillerden üstün bir dil olduğu tarışılmaz bir gerçekken nedense bunu kendimize dahi inandırmanın güçlüklerini yaşıyoruz. Yüzyıllardır bu kadar hor görülmesine rağmen hala ayakta durabiliyorsa bu durum en başta dilimizin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Bir gün Türkçenin üstünlüklerini arkadaşlarımla konuşurken içlerinden biri "Türkçe bizim kendi dilimiz onu savunmak ve korumak için üstün olması gerekmez" demişti. Evet çok haklı üstün olmasa da sahip çıkmamız gerekirdi çünkü bizim dilimiz. İşte size tesbit edebildiğimiz kadarıyla Türkçenin üstünlüklerini anlatan bir kaç madde..

1- Önce insan: Dünyadaki yaygın dillerin bir çoğunda insan ile eşya arasında fark yoktur, cinsiyet ayırımı vardır. Oysa Türkçemizde bütün insanlar eşittir ve diğer doğa varlıklarından farklıdır. Örnek olarak şu cumleye bakın "İnek ve yavrusu otluyor." Benzeri bir cümlede özne insan olduğunda şu şekil oluşacaktır "Anne ve çocuğu yemek yiyorlar." Bu iki cümle birbirlerine çok benziyor fakat dikkat ederseniz yüklemin sonunda lar takısı sadece insanlar sözkonusu olduğunda ekleniyor. Bir dilin insana önem vermesi ve cinsiyet ayrımı yapmadan her insanı eşit kabul etmesi üstün bir özellik değil de nedir. En azından bu özellik sayesinde sözlerinde üçüncü tekil şahıs geçen bütün şarkılar ve türküler hem kadınlar hem de erkekler tarafından rahatlıkla söylenebilmektedir.

2- Kelime türetme yeteneği: Eklemeli dillerin en güzel özelliklerinden biri kelime üretme imkanlarının çok geniş olmasıdır. Kökten kelime türetildiği gibi türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yapma imkanı bulunmaktadır.

3- Türkçede kelimelere vurgu sayesinde anlatım gücü çeşitliliği: Örneğin "Onu buradan atmalıyım". Cümlesinde her kelimeye ayrı ayrı vurgu yapalım, göreceğiz ki hangi kelimeyi vurgularsak o unsura daha fazla dikkat çekmiş oluyoruz. Kimi buradan atmalısın? Sorusuna yanıt "Onu buradan atmalyım". Onu nereden atmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım. Onu ne yapmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım.

4- Gizli sözcük zenginliği: Türkçede genelde kullanılmayan bir çok gizli kelime vardır. Genelde kullanılmayan kelimeler dilin parçası sayılır mı hiç diyeceksiniz. Başka dillerde sayılmayabilir ama Türkçede sayılmalıdır. Eğer bir kişi bu gizli kelimeyi kullanacak olursa karşıdaki de bunu anlayacak olursa nede sayılmasın. Sözcük köklerini ve isim yapan ekleri terketmediğimiz sürece gizli kelimeler de bizi terketmez, her an kullanılmayı beklerler. Türkçenin binlerce yıl ayakta kalabilmesinin sırrı da belki burda yatmaktadır. Türkçede atıl bekleyen kelimeler o kadar çoktur ki bazı dillerin kelime sayısından bile fazladır. Gizli olan ve olmayan kelimelere örnek verelim; Ver kökünden vergi türetilmiştir günümüzde kullanılmaktadır yani gizli bir kelime değildir, oysa al kökünden algı kullanılmamaktadır, "dilenci insanlardan algı topluyordu" cümlesi sizce ne manaya geldiği az çok anlaşılmıyor mu algı= sadaka değil mi?. Duy kökünden duygu, gör kökünden görgü kullanılmaktadır, dur kökünden durgu ise kullanılmamaktadır. "Trafik durgusuna yakalandım" gibi bir cümle kurduğumuzda (ilk defa kullanıldığı için tuhaf gelebilir) bu cümlenin de ne manaya geldiğini anlayabiliriz. Gizli kelimelerim sayısı sadece köklerle sınırlı değil, bir ekle yetinmeyip ikinci ve üçüncü eklemeler yaparak aynı kelime üzerinde kelime türetme olasılık sayısını arttırmak mümkündür. Durguluk, durguç, durgucuk vs.

5- Kelime haznesi konusunda gizli kelimelerin katkısından yukarıda bahsetmiştik. Bir de kelime haznesini artıran fakat bir çoğu sözlüklerimizde yer almayan Türkçenin cümle içindeki geçici kelimeleri vardır. "Sigarasında bir kaç içimlik yer kalmıştı" cümlesindeki içimlik kelimesinde olduğu gibi.

6- Türkçede kelimeler cümle içinde çok değişik yerde kullanılabilir: Cümledeki yerine bağlı olarak farklı bir anlam kazanan cümle aynı kelimelerle değişik ifadeler sağlamaktadır . "Gökteki yıldız parlıyordu" ile "Yıldız gökte parlıyordu" aynı anlamı taşımaz. Bu şekilde kullanımlar Türkçede çok yaygındır. Bir çok dilde ise kelimelerin yerini değiştirmek hem kolay değildir hem de değiştirilse bile anlamda farklılık meydana gelmez.

7- Türkçe kendini ispat etmiş en eski diller arasındadır: Doğal şartlara uyum gösteremeyen canlı türleri yok olmaktadır. Türkçe terkedilmeye çalışılmış (osmanlıcada olduğu gibi) fakat kendini toparlayıp yeniden canlanmıştır. Günümüzde Türkçe kadar köklerine bağlı bir dil çok azdır. Avrupa dillerinin geçmişi 400-500 yıllıktır. Belki 200 yıl sonraki dünya yüzeyinde birbirini anlamayan fakat ingilizce konuşan değişik halklar olacaktır çünkü bu gün dahi ingilizce çok yerde farklılaşmaktadır. Zaten latince aynı akibete uğrayarak çatallaşmış fransızca, almanca, ingilzce dilleri meydana gelmişti. Türkçe yine köklerine bağlı olarak ayakta durabilecetir ( yeter ki terkedilmesin). Binlerce yıl geçmesine rağmen dünyadaki Türkçe konuşan insanların dilleri latin dillerindeki örnekteki gibi ayrı diller olarak değil farklı lehçeler olarak kabul edilmektedir.

8- Türkçe olduğu gibi yazılan-yazılabilen bir dildir: Bir sesi ifade ederken tek bir harf kullanılmaktadır. Bu açılardan okuma yazma öğrenimi, proğramlama dili (henüz ciddi bir çalışma yok), bilimsel isimlendirmelerde (çok az kullanılsa da) üstünlük taşımaktadır.

9- Ses uyumu: Ünlü ünsüz uyumu, kelime sonlarına gelen eklerden sonra bazı harflerin yumuşaması gibi özellikler Türkçenin ses olarak kulağa hoş gelen bir dil olmasına sebep olmaktadır. Üstelik insan doğasına en uygun sesleri barındırmaktadır. Bazı kasıtlı yanlış dayatmaların aksine Türkçe şarkı, şiir ve edebiyat için en uygun dildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 23 Haziran 2009, 21:12:06 »

TÜRKÇENİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA



Burada, (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca'dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960'dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir. Anadolu Türkçesi: Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır. Toplam nüfusları 60 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs'ta (Kıbrıs'taki Türk nüfusu yaklaşık 140 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur. Ayrıca bu lehçe, Türk azınlıklarının da ana dilini oluşturmaktadır:

Türk Azınlıklar Nüfus

Bulgaristan Türk azınlığı 750.000
Batı Trakya Türkleri (Yunanistan) 140.000
Makedonya Türk azınlığı 66.000
Irak Türkmenleri 300.000
Başta Almanya (1.920.000) olmak üzere
Hollanda (250.000),
Fransa (240.000),
Belçika (85.000),
ingiltere (65.000)
ve Danimarka'ya (37.000)

1960'lı yılların başından itibaren göç etmiş Türkler 2.600.000

Azeri Türkçesi:

Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azeri Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. "Azeri Türkleri"nin toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 6,5 milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yaşarken yaklaşık 16 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 330 bini Gürcistan'da ve 110 bini Ermenistan'da yaşamaktadır.

Özbek Türkçesi:

Dilleri Karluk grubunda yer alan "Özbek Türkleri"nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti'nde (16,2 milyon) yaşamaktadır. Başta Tacikistan (1,5 milyon) olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'da yaklaşık 3 milyon Özbek bulunmaktadır.

Kazak TürKçesi:

Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır."Kazak Türkleri"nin büyük bölümü Kazakistan'da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 9 milyonu aşar. Kırgız Türkçesi: Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 4 milyonu bulur.

Türkmence:

Türkmenistan Cumhuriyeti'nde bugün 3 milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.

Tatarca:

"Tatar Türkleri"nin 2 milyonu Rusya Devleti'nin içinde (Moskova'nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde, 350 bini Kazakistan'da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası'nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.

Başkurt Türkçesi:

Günümüzde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskava'nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu'nda 1milyon, diğer bölgelerde ise 1,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.

Karakalpak Türkçesi:

Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri,Özbekistan'da (Aral Gölü'nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti'inde yaşarlar; nüfusları 500 bin civarındadır.

Çuvaş Türkçesi:

Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskova'nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında) 950 bin civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır.

Sors Türkçesi:

Kültür ve dil yönüyle Hakas ve "Altay Türkleri"ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya'nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata'nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 17.000 dolayındadır.

Altay Türkçesi:

Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti'nde (Rusya Cumhuriyeti'nde Kemerowo'nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.

Uygur Türkçesi:

Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca,Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 16 milyon Uygur Türkü (bazı kaynaklara göre 20-23 milyon) günümüzde Batı Çin'de (Doğu Türkistan'da), çok azı ise Rusya'da yaşamaktadır.

Gagavuz (Gökoğuz) Türkçesi:

Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri Moldavya'nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 160 bindir. Ayrıca Balkanlar'da ve Rusya'nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır. Stavropol Türkçesi: Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.

Kumuk Türkçesi:

Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan "Kumuk Türkleri"nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır.

Karaçay Türkçesi:

Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde (Gürcistan'ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 160 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır. Balkar (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan'nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayıları 85 bin civarındadır.

Karaim Türkçesi:

Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna'nın batısı, Litvanya ve Polanya'da yaşamaktadır.

Hakas Türkçesi:

Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup, Hakas Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan yaklaşık 80 bin Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.

Nogay Türkçesi:

Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi,Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan "Nogaylar"ın sayısı 75 bin dolayındadır.

Tuva Türkçesi:

Yaklaşık sayıları 220 bin tahmin edilen "Tuva Türkleri"nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti'nde (Moğolistan'nın kuzey sınırına komşu bölgede) yaşamaktadır.

Yakut (Saka) Türkçesi:

Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 400 bin olan ve büyük çoğunluğu Yakut Özerk Cumhuriyeti'nde (Çin sınırına 1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya'da) yaşayan Yakut Türkü tarafından konuşulmaktadır.

Kaskay Türkçesi:

Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran'ın güneyinde yaşarlar; sayıları 700 bin dolayındadır.

Ahıska (Mesketi, Meşet) Türkçesi:

Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan,Azerbaycan ve Türkiye'de yaşamaktadırlar. Sayıları 200 bin civarındadır.

SONUÇ

VI. Yüzyılın ikinci yarısından sonra kuzeye, güneye ve önemli ölçüde de batı yönüne göçe başlayan Türk kavimleri, XV. Yüzyılın ortalarında bugünkü Bulgaristan sınırına ulaştılar. 1960'lı yılların başında Orta Avrupa'ya yönelen işçi göçünü, bu göçün devamı olarak nitelendiren bazı yazarlar da görüyoruz. Bu göçler sırasında sahip olunan özgün kültür, etkilenişim içinde bulunan diğer kültürlerle zenginleşmiş, ancak anadil olarak konuşulan Türkçe korunmuş ve böylelikle dil çok geniş kıta parçalarına yayılmıştır. Birleşmiş Milletler'in 1990 yılına ait istatistiklerine göre Türkçe, 165 milyon dolayında kişi tarafından anadil olarak konuşulmaktaydı.

Böylelikle dilimiz Çince, Hintçe, ingilizce ve ispanyolcanın arkasından en büyük (yaygın) dil karakterine sahiptir. Nüfus artışının ortalama % 1,5 olduğu varsayılırsa bu sayının artık 180 milyona yaklaşması gerekir. Çincenin, Çin ve Tayvan dışında Güneydoğu Asya ülkelerindeki Çin azınlık tarafından konuşulduğu, Hintçenin yalnızca Hint Yarımadası'nda yayıldığı düşünülürse, Türkçe, ispanyolca ve ingilizce gibi dünyada geniş coğrafyaya yayılmış diller arasında yer alır. Bunlardan ingilizce, Büyük Britanya dışında, Kuzey Amerika kıtasında , Güney Afrika Cumhuriyeti'nde (ingiliz kökenliler tarafından) ve Avustralya'da anadil olarak konuşulmaktadır. ispanyolca, ispanya dışında Orta (ABD'nin güneyi dahil) ve Güney Amerika'da (Brezilya dışında) yayılmıştır. Türkçenin ise Rusya Federasyonu'nun Pasifik kıyılarından başlayıp, Orta Asya, Kafkasya, Anadolu ve Trakya'yı aşıp Orta ve Batı Avrupa'daki Türklerle, ayrıca az sayıda da olsa Kuzey Amerika'ya göç etmiş Türkler tarafından anadil olarak konuşulmakta olduğunu, böylelikle Afrika kıtası ve Güney Asya dışında (değişik yoğunluklarda) tüm Kuzey Yarımküre'ye yayıldığını görüyoruz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KÖMEN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 41


TANRININ KUTU SOYUMUN ÜZERİNE OLSUN


« Yanıtla #17 : 26 Haziran 2009, 22:08:42 »

ASLINDA BU KONUYU  EDEBİYAT DEFTERİNDE DE TARTIŞTIK.
Q ve W tabiki Anadolu lehçemize göre değildir.
Öte yandan bizler kiril alfabesi de kullanmıyoruz.
Şimdi size desem ki bu Q ve W harfleri yerine karşılığı kiril alfabesinde bulunan harfleri koyayım desem nasıl bir tepki verirsiniz.. onu düşünüyorum. 
Asyadaki D.Türkistan hariç hemen bütün Türkler kiril alfabesi kullanıyordu ki hala kullanılmaktadırlar...
Bir şey daha;
Q ve W harleri de latin alfabesinin harfleridir...
Bir şey daha...
Asya Türk toplulukları olsun, kırım-kafkas veya balkanlardaki Türk toplulukları olsun, bunlarla dil birliğini sağlamadan fikir birliğini nasıl yerleştireceksiniz.; ve bu dil birliğini nasıl sağlamayı dü
şünüyorsunuz?
Dahası bu dil birliğini sağlamak için çalışmaların da sürdürüldüğü ve Anadolu Türk alfabesinin  diğer Türk lehçelerindeki sesleri ifade etmeya yetmediği gerçeği de ortadadır.
Bu nedenle Latin alfabemizin harf sayısının 36 yada 39 harfe çıkarılması tartışılmaktadır.
Şimdi bir soru...
Alfabeyi 36 harfe çıkardılar ve içine Q ile W  kattılar '' Hayır kabul etmem mi diyeceksiniz. Ya da Orta Asya Türk topluluklarının hala kullanmayı sürdürdükleri kiril alfabesine mi dünüş yapılsın..
Aslında bunlar dil tekniği konularıdır. Bizi çok aşar.
SEÇİLEN SÖZCÜKLER ÖNTÜRKÇE..
W yave Q harfine yakın sesleri latince alfabesi içinde ancak bu harflerle ifade edebilirsiniz bence.
K ile H arasındaki sesi  hangi harfle göstereceksin.. W sesi ile V sesi arasındaki sesi de öyle...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KÖMEN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 41


TANRININ KUTU SOYUMUN ÜZERİNE OLSUN


« Yanıtla #18 : 26 Haziran 2009, 22:19:55 »

ASLINDA BU KONUYU  EDEBİYAT DEFTERİNDE DE TARTIŞTIK.
Q ve W tabiki Anadolu lehçemize göre değildir.
Öte yandan bizler kiril alfabesi de kullanmıyoruz.
Şimdi size desem ki bu Q ve W harfleri yerine karşılığı kiril alfabesinde bulunan harfleri koyayım desem nasıl bir tepki verirsiniz.. onu düşünüyorum. 
Asyadaki D.Türkistan hariç hemen bütün Türkler kiril alfabesi kullanıyordu ki hala kullanılmaktadırlar...
Bir şey daha;
Q ve W harleri de latin alfabesinin harfleridir...
Bir şey daha...
Asya Türk toplulukları olsun, kırım-kafkas veya balkanlardaki Türk toplulukları olsun, bunlarla dil birliğini sağlamadan fikir birliğini nasıl yerleştireceksiniz.; ve bu dil birliğini nasıl sağlamayı dü
şünüyorsunuz?
Dahası bu dil birliğini sağlamak için çalışmaların da sürdürüldüğü ve Anadolu Türk alfabesinin  diğer Türk lehçelerindeki sesleri ifade etmeya yetmediği gerçeği de ortadadır.
Bu nedenle Latin alfabemizin harf sayısının 36 yada 39 harfe çıkarılması tartışılmaktadır.
Şimdi bir soru...
Alfabeyi 36 harfe çıkardılar ve içine Q ile W  kattılar '' Hayır kabul etmem mi diyeceksiniz. Ya da Orta Asya Türk topluluklarının hala kullanmayı sürdürdükleri kiril alfabesine mi dünüş yapılsın..
Aslında bunlar dil tekniği konularıdır. Bizi çok aşar.
SEÇİLEN SÖZCÜKLER ÖNTÜRKÇE..
W yave Q harfine yakın sesleri latince alfabesi içinde ancak bu harflerle ifade edebilirsiniz bence.
K ile H arasındaki sesi  hangi harfle göstereceksin.. W sesi ile V sesi arasındaki sesi de öyle...

BENCE PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMAMAK GEREK DİYE DÜŞÜNÜYORUM. SEVGİ VE SELAMLARIMLA TANRININ KUTU ÜZRİNİZDE OLSUN

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KARABALTA
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 15



« Yanıtla #19 : 09 Temmuz 2009, 00:10:43 »

Türkçemiz hakkında faydalı olacağını düşündüğüm bilgiler...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 24
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.083 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.