AZERBAYCAN TÜRKÇESİ İLE DOĞU KARADENİZ TÜRKÇESİ ARASINDAKİ SÖZCÜK BENZERLİKLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Ekim 2019, 04:18:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: AZERBAYCAN TÜRKÇESİ İLE DOĞU KARADENİZ TÜRKÇESİ ARASINDAKİ SÖZCÜK BENZERLİKLERİ  (Okunma Sayısı 5784 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hun53
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 606


Gökyüzü bayrağımız olsun, yeryüzü otağımız!


« : 16 Aralık 2010, 02:08:28 »

Azerbaycan Türkçesi ile Doğu Karadeniz Mahalli Ağzı arasındaki en önemli benzerlikler kelimelerde ortaya çıkar. Bazen Türkiye Türkçe'sinde hiç bulunmayan, bazen de farklı bir anlam taşıyan kelimelerin, Azerbaycan'da ve Doğu Karadeniz'de aynı anlamda kullanıldıklarını görmekteyiz.



Ha Uşak ha!

Uşak kelimesi, Türkiye Türkçesi'nde genel olarak "hizmetçi" anlamında kullanılır. Karadeniz'deki mahalli kullanımı ise, "çocuk" anlamındadır. Özellikle de "erkek çocuk" için kullanılır. Maçka'da "kız uşak", "erkek uşak", "uşuğum" ve "uşakluk" kelimeleri tespit edilmiştir.11 Rize'de ise "uşak," "uşakluk"12 ve "bizim uşağlar"13 şeklinde derleme sözlüklerine geçmiştir.

Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'ne baktığımızda, uşak kelimesinin Doğu Karadeniz'deki gibi "çocuk" anlamını taşıdığı, fakat gayet geniş bir kullanım alanına sahip olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi bunları görelim:

Uşag: 1- Çocuk // Civan, genç (erkek veya kız). 2- Erkek veya kız (bebeklik çağında). Uşağı olmag çocuğu olmak, çocuk doğurmak. Uşagı olmamak Çocuğu olmayan, evladı olmayan ve olmayacak olan kimse. 3- mec. Mukayese, karşılaştırma anında kullanılır. Uşag bağcası Ana okulu, kreş. Uşag evi Annesi ve babası olmayan çocuklar için yapılan yer. Uşag kimi bahmag (beslemek) Çok sevmek, üzerine çok düşmek, gözü gibi korumak. Uşag şeherciyi çocuk bahçesi, parkı. Uşagların anası Eş, zevce (karşıdakine hürmet ifadesi olarak eşinin adı anılmıyor, yerine bu ifade kullanılıyor). Uşagların atası Koca, eş.

Sözlüğün "uşag" maddesinde geçen; "uşağı olmak", "uşağı olmamak" ve "uşakların anası" kavramları Bölgemizde de aynen kullanılmaktadır. Ancak, “uşag bağcası”, "uşag evi" ve "uşak şeherciyi", "uşagların atası" gibi, Karadeniz'de olmadığı halde Azeri lisanında bulunan kavramlar, "uşak" kelimesinin Azerbaycan'da daha geniş olarak kullanıldığını göstermektedir. Bununla birlikte, Azeri Türkçesi'ndeki "uşak" ile başlayan kelimeler ve oluşan deyimler bu kadarla da kalmamaktadır.

Uşagcanlı: Kendi çocuklarını, evlatlarını haddinden fazla seven kimse.

Uşagcanlılıg: Kendi çocuklarını, evlatlarını haddinden fazla sevme, sevgi gösterme durumu.

Uşagcasına: Çocuk gibi, çocukçasına, saflıkla.

Uşagcıg: Küçük çocuk, yavrucuk.

Uşagciğaz: Çocukcağız anlamında okşama ifadesi.

Uşagemizdiren: Kendi sütü ile çocuğunu besleyen, bebeği olan.

Uşaglanmag: Çocuklaşmak, çocuk gibi davranmak.

Uşaglaşmak: İhtiyarlıktan dolayı hafızası zayıflamak, çocuk gibi davranmak.

Uşaglı: Çocuğu veya çocukları olan.

Uşaglıg: 1-Çocukluk yaşları çağı. 2-mec. Çocuk hareketi, çocukçasına hareket, ciddiyetsiz hareket; akılsızlık. Uşaklıg elemek (etmek) Düşünmeden hareket etmek, akılsızca davranmak. 3-Ana rahmi.

Uşaglıgdan: Küçük yaştan, çocukluktan, çok küçük yaştan.

Uşagsaldırma (Uşagsalma): Çocuk aldırma, çocuk henüz cenin halindeyken aldırarak hamileliğe son verme, kürtaj.

Uşagseven: Çocukları seven, küçük çocukları eğlendiren, seven kimse.

Uşagsevenlik: Çocuklara karşı sevgi duyma, onları sevme.

Uşagsız: Çocuğu, evladı olmayan, çocuksuz.

Uşaksızlıg: Çocuğu evladı olmama durumu.

Bunlardan özellikle; uşakcasına, uşaklaşmak, uşaklı, uşaksız ve "ana rahmi" anlamına gelen "uşaklık" kelimesi Karadeniz'de aynen kullanılmaktadır.

Azerbaycan Türkçesi'nde, yukarıda sayılan ve uşak kelimesinden türeyen 25 kelime veya deyim mevcut iken, Doğu Karadeniz'de sadece 13 kelime veya deyim mevcuttur.

Şehriyar'ın "Haydar Babaya Selam" isimli eserinde çok sayıda kıtada "uşak" kelimesi geçmektedir. Bunlardan sadece birini örnek olarak vermek istiyoruz:

Heyder baba, gün daluyi dağlasın,

Üzün gülsün bulahların ağlasın,

Uşahların bir deste gül bağlasın,

Yel gelende ver getirsin bu yana,

Belke menim yatmış behtim oyana.

Bu kıtada geçen "üz" kelimesinin "yüz", "bulah" kelimesinin de "pınar" anlamına geldiğini hatırlatalım.



Haçan Naçar Kalursen

Karadenizlinin Temel ve Dursun tiplemelerine atfedilen fıkralarda da sıkça kullanıldığı gibi, mahalli ağızın en belirgin ifadelerinden biri "haçan" kelimesidir. Bu kelime Doğu Karadeniz'de; "ne zaman," "ne zaman ki," "madem," "ancak," "eğer" gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Akçaabat'ta "hacan" şeklinde kullanımı kaydedilmiştir.14

Rize'de bir düğünde şu atma türkü söylenmiştir:

Reise bak, Reise,

Reis horondan kaçtı,

Haçanki oldi Reis,

Bu Rize çiçek açti.15

Burada "haçan ki" deyimi "ne zaman ki" anlamında kullanılmıştır.

Şimdi de Azeri Türkçesi sözlüğümüze bakalım:

Haçan: ne zaman, ne vakit.16

Bu kelimenin Doğu Karadeniz'deki kullanım alanının daha geniş olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hem "Haçan gelmiştin" cümlesindeki gibi "ne zaman" anlamında kullanılır, hem de "Haçan paran yoğidi niçun bindun kayığuma," şeklinde; "mademki" anlamında da kullanılır.

"Haçan naçar kalursen, tul kari da alursen" şeklindeki mahalli deyimde, "haçan" kelimesinin yanı sıra, "çaresiz, ilaçsız" anlamına gelen "naçar" kelimesi de kullanılıyor. Bu kelime, Azeri dilinde de aynen "naçar kalmag" şeklinde mevcuttur.



Haboyle / Habele

Bir başka kelime ise İsmail Türüt'ün "Gel habole bu yana, Bir şey diyeyim sana" türküsünde kullandığı "habole" veya “haboyle” kelimesidir. Rize'de "böyle" anlamında "ha bole," "ha bule"17 ve "haböyle" şeklinde kullanılmaktadır. Trabzon'da ise "haboyle"18 olarak ve "böyle, öyle, bu biçimde" anlamlarına sahiptir.19

Bu kelimeyi Azerbaycan Türkçesi sözlüğümüze baktığımızda:

Habele: Bunun gibi, böyle, bu şekilde, ayrıca. İfadesine rastlıyoruz.



Aha

"Aha" kelimesi; "işte o, işte bu,"20 "işte burada,"21 "aha işte, hemen şurada, böyle"22 anlamında Doğu Karadeniz'de tespit edilmektedir.

Azerbaycan'da ise anlamı şudur;

Aha: 1-Bir şeyi arayınca ve aniden karşılaşınca, bir şeyi ani olarak anlayınca söylenir. 2-Tasdik, rıza gösterme bildirir, elbette, iyi, evet, doğru.



Uy uy!

Hiç bir derleme çalışmasında yer almamakla beraber; "uy uşağum," "uy uy ne deyisun" gibi kullanımlarına kulağımızın alışkın olduğu bu ünlemi, tipik bir Doğu Karadeniz ifadesi olarak görüyoruz.

Azerbaycan Sözlüğündeki anlamı ise şöyle:

Uy-uy: ağrı, sızı, korku, ürküntü vs duyguları ifade etmek için çıkarılan ses.



Yansılamak - Yamsılamak

Çayeli'nde "yansılamak", Rize merkezde "yamsılamak" olarak kullanılan kelime, "taklit etme; bir başkasının dediğini aynen tekrar etme"23 anlamına gelmektedir. Bu Türkçe kelime, mübadele ile 1924 yılında Karadeniz'den Yunanistan'a göç eden Rumlar arasında da kaydedilmiştir.24

Bakalım Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'nde ne anlama geliyor:

Yansılamag (Yamsılamag): Başkasının taklidini yapmak, konuşmasını, hareketlerini vs taklit etmek.

Yansılanmag: taklit edilmek.

Sözlükte bu şekilde geçen kelimeyi Şehriyar da kullanmış:

Fizze hanım Huşgenab'ın güliydi,

Amir Yehya emgızının guliydi,

Ruhsare artist idi sövgüliydi,

Seyid Hüseyn Mir Salih'i yansılar,

Amir Cefer geyretlidir gan salar.

Burada kelime "yansılamak" şeklinde kullanılmıştır. Şehriyar'ın çocukluk arkadaşları olan bu kişilerle ilgili çeşitli olaylara atıf yapılıyor. Şiirde geçen "emgızı"; amca kızı, "gan salma"; kavgada kan akıtma anlamına gelmektedir.



Lobya

Fasulye anlamında kullanılan "lobya". Bu kelime Trabzon ve Rize'de lobiya veya lobya şeklinde kullanılırken, Çayeli'nin doğusundaki Lazca konuşan yörelerde; aynı şekilde "lobya" (Pazar) veya "haci" (xaci) (Arhavi)25 olarak geçiyor.

Azerbaycan'da ise;

Lobya: Fasulye. // Bu bitkinin tohumu.

Lobyalı: Fasulyeli, fasulye ile pişirilmiş.

Lobyaçilov: Fasulye ile pişirilen pilav.



İşim Çok Becit

Bekletmeden yapılması gereken, yani acele olan işler için "becit" kelimesi kullanılır. Acele anlamında "bu işim çok becittir,"26 şeklinde Rize'de, önemli ve acele27 anlamlarında Maçka'da görülmektedir. Lazca konuşan yörede "önemli" (Ardeşen) ve "aciliyeti olan, acil"28 (Pazar) şeklinde geçmektedir.

Azerbaycan Türkçesi'nde ise;

Becid: acele, çabuk, süratli29 manası ile yer almaktadır.

Ye de Çorlan

Çorlanmak deyimi; "yemekten boğulmak, zehirli bir şey yemek,"30 şeklinde Rize'de, "yemek, (olumsuz anlamda) tıkınmak," anlamında da Maçka'da kullanılmaktadır. "Çor" kelimesinin karşılığı ise; hastalık, ishal, nasır vs." şeklinde verilmiştir.31 Daha çok yemekle ilgili olmak üzere, kelimenin olumsuz anlamı öne çıkmakta; "çor yiyesin," "çorlanasın" yahut "ye de çorlan" ifadelerinde ise beddua hüviyeti kazanmaktadır.

Azeri Türkçesi Sözlüğü'nde;

Çor: küfür, beddua ifadesi.32 anlamı ile karşılanmaktadır

İşgil, İşkil yahut İşkir

İşgil, işkil veya işkir kelimesine bölgede verilen anlamlar; vesvese, tedirgin olma,33 şüphe, korku şeklinde iken işgillenmek ise kuşkulanmak34 kelimesi ile karşılanmaktadır.

Azerbaycan'da ise;

İşgil: 1.şüphe ve ümit 2.zorluk, engel ve zor durum35 şeklinde iki ayrı anlama sahiptir.



"Kuyis Etmek"

Kuyis kelimesi, bölge derleme sözlüklerinde; çığlık, bağırıp çağırma,36 kuyis etmek; çığlık atmak,37 bağırıp çağırmak, bağırmak, çığlık atmak şeklinde anlamlandırılmış. Bir yerde ise "kuyişma" şeklinde ve "telaşla bağırıp çağırma"38 anlamında yer almaktadır.

Azerbaycan'da ise, kelimenin sonundaki "is" veya "işma" ekleri yer almayarak şu şekilde kullanılıyor:

Küy: gürültü, patırtı, kavga, münakaşa eden kimselerin bağırıp çağırmaları.

Küy düşmek: heyecan, bağırıp çağırmak.

Küy basmağı: karışıklık gürültü meydana getirmek. 39



Hiç Keriz Gördünüz mü?

Küçükken Rahmetli Babamla birlikte çay bahçelerimizden birine gitmiştik. Gezerken zeminin çok ıslak olduğunu fark etmiş ve bunun sebebini sormuştum. Aldığım cevap "Burada keriz var" şeklindeydi. Kerizi görebilmek arzusuyla çevreye bakarken, Babam merakımı giderdi; "burada yer altı su kanalı var, tam şurada kanal bitiyor ve su yüzeye çıkıyor" dedi.

Bütün lise ve üniversite tahsilim boyunca, keriz veya kehriz kelimesinin bu anlamına bir daha rastlamadım. Şimdi ise, Azeri Türkçesi sözlüğünde karşıma çıktı.

Kehriz: Yer altı su yolu, su kemeri.

Azerbaycan'da kehriz sisteminin M.Ö. 1.yüzyıldan itibaren kullanıldığını kaydeden Azerbaycan Folklor ve Etnoğrafya Sözlüğü adlı eser, kelimeyi şu şekilde tanımlıyor: "Yer altındaki içme suyunun çıkarılması için kazılan lağım. Kehriz suyundan sulamada ve içmede istifade edilmiştir. Suyu temiz ve şeffaf olur."40



Gorbagor Gitmek

"Korbakor olma" veya "Gorbagor olma, yahut gitme" deyimi, beddua olarak Karadeniz'de çokça rastlanılan bir ifadedir. "Kötü duruma düşmek,"41 "yok olmak"42 şeklinde anlamları vardır. "Gor" kelimesi ise "mezar, kabir"43 şeklinde tanımlanmıştır. Lazca konuşan kesimde "Gorbagori" şeklinde ve "kötü ruhlu"44 anlamında (Pazar) rastlanmıştır.

İşte Azerbaycan Türkçesi Sözlüğündeki karşılığı:

Gorbagor: Ölen birine küfür olarak kullanılır. Gorbagor etmek Ölen bir adamı tahkir etmek, rezil etmek, arkasından küfür etmek. Gorbagor olmak ölmek, gebermek (küfür olarak kullanılır).



Çepiş

Göçlerle getirilen kültürün kalıntısını herhalde en çok hayvancılıkla ilgili kelimelerde bulmak mümkündür. İşte "çepiş" kelimesi de sadece hayvancılık uğraşını devam ettiren ailelerin kullandığı kelimelerden biridir. Trabzon-Maçka'da "çebiç" şeklinde ve "altı aylık keçi yavrusu"45 anlamında, Rize'de "çepiç" olarak ve "bir yaşında keçi"46 anlamında görülmektedir. Lazca konuşan yörede ise "çebiçi" olarak ve "bir yaşında dişi keçi"47 manası ile tespit edilmiştir.

Azerbaycan'da ise;

Çepiş: Bir yıllık keçi yavrusu.



Çoban kültürüne yakın olanlar keçi yavrusuna bu ismin verildiğini bilirler. Doğu Karadeniz'de olduğu gibi Azerbaycan'da ve Tebriz'de de keçi yavrusuna aynı isim verilir. Şehriyar da bunu dizelerinde ispat ediyor:

Kecaveyle bu çaydan çoh geçmişih,

Bu çeşmelerden ne sular içmişih,

Bu yoncalıhlarda kesip biçmişih,

Çepişleri gıdıhlayan günlerim,

Çepiş kimi oynahlayan günlerim.

Bu dörtlükteki tek yabancı kelime "kecave"dir ve develerin üzerine konulan deve tahtı manasına gelmektedir.



Toğli, Tohli veya Toklu



Hayvancılıkta kullanılan bir başka kelime de "tohli," "toğli," "toklu" yahut "toğlu" kelimesidir. Bu kelime Bölgede küçük koyun veya koç ile öküz yavrusu için de kullanılmaktadır. Rize'de "tohli" şeklinde ve "erkek buzağı"48 anlamında kaydedilmiştir. Çayeli'nde küçükbaş hayvan sahipleri buna "koyun yavrusu" anlamı vermişlerdir. Çayeli'nin doğusundaki yörede "toxli" (tohli) şeklinde ve "bir yaşındaki koç"49 anlamında kullanıldığı görülmüştür. "Toklu" olarak Giresun'da ve "büyükçe kuzu" anlamında kaydedilmiştir.50

Azerbaycan'da;

Toğlu: On aylık, bazen de bir yıllık koyun yavrusu.

Kültürün zamana en dayanıklısı, herhalde hayvancılık ve çobanlıkla ilgili olanıdır. Çünkü tabiatı gereği şehirdeki değişimden uzakta kalan, yazılı ve sözlü basını takip edemeyen, üstelik çoğunlukla eğitimden de yoksun kalan bir kesimi oluşturur çobanlar. İşte bu sebeple, çobanlık ve hayvancılıkla ilgili terimler yüzyıllara daha fazla dayanma imkanına sahiptir.

Türkçe'de genelde koyunun yavrusuna kuzu denildiği malumdur. bu Azerbaycan'da da Türkiye'de de değişmez. Ancak, kuzunun altı aylık olanına "tohli" denilmesi, Azerbaycan ve Doğu Karadeniz havancılığında halen devam eden ortak bir kullanımdır. Tohli kelimesinin "yavru öküz" için kullanılması anlam kayması sebebiyledir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.08 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.