DÜNDEN BU GÜNE YANDAŞ MEDYA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Kasım 2019, 19:11:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DÜNDEN BU GÜNE YANDAŞ MEDYA  (Okunma Sayısı 6842 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 12 Eylül 2011, 14:24:25 »

                                                         DÜNDEN BU GÜNE YANDAŞ  MEDYA
     Eğer bir toprakta Türk'ler yaşıyorsa ,orada iç ve dış düşmanlar her zaman olacaktır.Uyuyan halk her zaman kolayca yönlendirilecektir.Magazin programlarında kimin eli kimin cebinde! belli değildir.Kendine eşi tv'den seçen bir toplum olmuşuz.Ama ben burada medyanın sadece siyasi(YANLIŞA YÖNLENDİRME) gücünü anlatmaya çalışacağım.
   30 Kasım 1918'de Mondros Mütareke (ateşkes) Antlaşması imzalandıktan sonra girilen sürede, Türkiye'de kişiler ve kuruluşlar, dayandıkları ve bulundukları tarafları açıkça tayin etmişlerdir. Bu belirginleşme sonucunda, bir kısım yazar ve düşünürler, Millî Mücadeleyi (Milliyetçileri / Ulusalcıları) tutarken, diğer bir kısım yazarlar ise, Millî Mücadele aleyhine tavır alarak, işgalci emperyalist devletlerle aynı bakış açısını ve onların menfaatlerini savunmuşlardır. İşgalci devletlere karşı konulmamasını, onların isteklerine uyulmasını, hatta Yunan işgaline bile onları büyük devletler gönderdiği için karşı çıkılmamasını istemişler ve zehirli yayınları ile halkı bu yönde ikna etmeye çalışmışlardır!

   Bu bakımdan, Mütareke basını, işbirlikçidir, yaranmacıdır,yalakadır, millî hareket ve tepkilere düşmandır! Mütareke Basını, emperyalizme karşı direniş ve direnişçilere kötü gözle bakmış; onları adeta emperyalistlere ihbar etmiştir! Bu sebeple Mütareke basını sömürge zihniyetlidir!

   Buna karşılık; 1919 ve 1920'lerde, "Sivas" ve "Ankara" demek, emperyalizme bir karşı duruş demektir!.. Bağımsızlık ve kurtuluş kavgası demektir!.. Haysiyet ve şeref mücadelesidir!.. Bu kapsamda, Millîci ve anti emperyalist, bağımsızlıkçı mücadelenin karşısında yer alan basın, tarihimizde "Mütareke Basını" (yandaş)adıyla yer almıştır.
  Millî Mücadele'nin karşısında olan basın, Alemdar, Peyam, Sabah, Peyam-ı Sabah, Köylü, Ferda gibi gazetelerdir.

   Bu tavrın içinde yer alan yazarlar, Ali Kemâl, Refî Cevat, Refik Halit gibi kişilerdir. Kezâ Ahmet Emin (Yalman) gibi yazarlar da sürekli olarak manda taraftarlığını ve bunun yararlarını savunmuşlardır.Bu kişilerden birkaçının yazısına örnek verelim.
        ALİ KEMÂL
    Millî Mücadeleye olan düşmanlığından dolayı Türk Tarihi'nde "Mütareke Basını" deyiminin sembolü olmuş bir kişidir.
     “Türkiye'yi bugünkü korkunç durumundan en az bir zararla kurtarabilecek bir devlet varsa ancak İngiltere olabilir, fakat İngiltere'nin bu fedakârlığı seçmesi için Türkiye'nin o yanlış yollara bir daha düşmeyeceğine, o türedilerin bir daha atlarını oynatmak için bu topraklarda müsait bir zemin bulamayacaklarına inanmaları lâzımdır”.

   “ Bundan ötürü, bu kanaati onlara telkin etmek, Türklerin (bundan sonra) o serserilerin tahrikatına kapılarak felâket ve musibetlerimizi hazırlayan o bilinen maceralara atılmayacaklarına inandırmak için idari işlerimizin düzenlenme ve ıslahını İngilizlere vermeleri, başka deyişle kısa bir zaman için İngilizlerin siyasî değil, fakat idarî velayetlerini kabul eylemekle mümkündür”.
      “ Türkiye'yi bugünkü korkunç durumundan en az bir zararla kurtarabilecek bir devlet  varsa ancak İngiltere olabilir, fakat  İngiltere'nin bu fedakârlığı seçmesi için Türkiye'nin o yanlış yollara bir daha düşmeyeceğine, o türedilerin bir daha atlarını oynatmak için bu topraklarda müsait bir zemin bulamayacaklarına inanmaları lâzımdır.”
    "Büyük Millet Meclisi üyeleri figürandır, kukladır. Bunların bu millete, Anadolu Türküyle ne irfanca, ne nesilce, ne fikirce, ne yazıca ilgileri yoktur ki başka türlü bağları olsun. Bir ne idüğü belirsiz hizip, haricen ve dahilen dilediğini yapıyor." (1 Eylül 1920, Peyamı Sabah)
    Bu devletin çöküşünü durdurmak için yine Saltanat'a ve Hilâfet'e  bel  bağlamalıyız." (13 Aralık 1921, Peyamı Sabah)
    "Ankara'nın direnme siyaseti, bizi götüre götüre bir berzaha düşürdü. Millet  için bıçak kemiğe dayandı. Müttefiklerin yeni bir kararlarına karşı gelmek yerine yakınlık göstermek lazımdır." (1 Temmuz 1922, Peyamı Sabah)
     "Büyük Millet Meclisi, millî hakimiyeti temsil edemez. Millî hakimiyeti ancak Hilafet ve Saltanat temsil edebilir. Ankara'daki şımarık herifler, artık durunuz. Haddinizi biliniz. Şarlatanlık elverdi. Hokkabazlık yeter!" (18 Ağustos 1922, Peyamı Sabah)
     Ve Ali Kemâl'in son yazısı, Peyam-ı Sabah'ta 10 Eylül 1922'de yayınlanan "Gayelerimiz Birdi ve Birdir" başlığıyla çıkan yazı olur. Bu yazıda, hem zafere sevindiğini belirtir hem de hâlâ aynı görüşte olduğunu ifade eder. Fakat ertesi gün (11 Eylül 1922'de) gazeteden atılır. Gazetenin sahibi Mihran Efendi, gazetenin adından Peyam adını çıkartarak tekrar Sabah yapar. Ali Kemâl'i attıktan sonra 13 Eylül 1922 sayılı nüshasında Mustafa Kemâl'e "Başkumandanımız" der ve ağız değiştirerek Ankara yanında yayın yapar. 15 Eylül'den itibaren Sabah adıyla yayın yapmaya başlar. Mihran Efendi, başına bir iş gelmesinden korkar ve her şeyini satarak Avrupa'ya kaçar. Ali Kemâl ise Eylül 1922'de berberde yakalanır ve İzmit'e götürülür. Orada öldürülür.
            REFÎ CEVAT (ULUNAY)

       Önce İttihatçı karşıtlığı, Mütareke döneminde ise Millî Mücadele düşmanlığı yapmıştır. İngilizcidir. 150'liklerdendir. Sürgün döneminin çoğu Paris'te geçmiştir. 1938 yılındaki afla Türkiye'ye dönmüş ve Yeni Sabah ile Milliyet gazetelerinde çalışmış, 1968 yılında ölmüştür.
   Ermeni tehciri bahanesiyle yapılan tutuklamalar sırasında insanlıktan çıkmış bir nefreti dışa vurarak şöyle yazar:

   "Sehpalar bu adamlara lâyık değildir. Koparılması lâzım gelen bu kafalar kütükler üzerinde kesilip günlerce ibret taşında kalmalı." (12 Mart 1919, Alemdar)
    İngiltere bizi bizden daha iyi düşünüyor." (1 Eylül 1919, Alemdar)
     "Anadolu'dakiler ne istiyor? Tekrar savaş mı edelim? Unsurlar arasına nifak mı sokalım? Milleti soyup soğana mı çevirelim? Bilfarz Rauf Bey, hangi hakla vatanperverlikten bahsedebilir? Bunlar milleti kırdırmak istiyor." (27 Eylül 1919, Alemdar)
     Daha ne bekliyoruz? İngiltere'nin yönetimini, adaletini sevmekle vatanımın menfaatini sevmiş ve gözetmiş oluyorum." (1 Aralık 1919, Alemdar)
     Azimli bir hükümet, temiz bir elle Kuvayı Milliye adı altına sığınan bu haydutların kafasına neden bir yumruk indirmiyor?" (16 Mart 1920, Alemdar)
    Bunlar geçmişin yalakalırıydı. Günümüzden birkaç örnek verelim.
        Bakın ne demiş Perihan Mağden:
       Mağden, Mavi Marmara Olayı hakkında, "O geminin yola çıkmasından daha normal bir şey olamazdı. Uluslararası bir organizasyona, uluslararası sularda müdahaleye cüret edecekleri aklıma gelmezdi. Bunu, hiçbir şekilde provokatif bir hareket olarak görmedim
      Başbakanın Mavi Marmara’yı içten bir biçimde sahiplenmesini nasıl yorumladınız?" sorusuna,  "Şahane buldum. İnanılmaz derecede iftihar ediyorum. İran’ın nükleer programı için, Türkiye’nin Brezilya ile birlikte arabuluculuğa soyunması da tüylerimi diken diken edecek kadar akılcı ve mükemmeldi. Rusya’yla vizelerin kaldırılması da… Bunlar çok çok önemli. Erdoğan’ın kendini onlarla aynı lige koyması inanılmaz akılcı bir şey. Diyor ki 'Kardeşim Batı’ysa Batı, Doğu’ysa Doğu. Ben aradaki bağımsız güç olmak için adımlarımı atacağım.' İlk defa böyle dik duruyoruz. Bu role çoktan namzet olmalıydık. Bunları ilk defa Erdoğan’la yapabiliyoruz." Diyor
         Fehmi Koru,
      Benim ‘yandaş medya’ kompleksim yok, ama yandaş olmak zor iş’
  
          Yiğit Bulut
      AKP'nin kendisine yakın bir yandaş medya oluşturduğunu ve bunun gerekli olduğunu söyleyen Yiğit Bulut, "50 yıl onlar yedi 15 yıl da bunlar yesin" dedi.
          Ahmet Hakan ise,
     Bizlere göre yandaş;yandaş medyaya görede dalaksız.Sözün kısası,tarafını seçemeyecek kadar yüreksiz.
   Genel Kurmay Başkanının istifasını”Daha karpuz kesecektik”diye en aşağılık biçimde alaya alanlarda çoğunluktadır.
     Günümüzdeki  yandaş medyayı tek tek vermeye gerek yok,bınları hepimiz biliyoruz.Ama günümüzdeki yandaş medyayı iyi incelemek lazım.
      Menderes  dönemi ve arkasından gelen askeri darbeler göstermiştir ki,askerin dili kesilmeden bu ülkede hiçbir şey değiştirilemez.En sonunda asker çıkar ve kangren olan kolu keser.bunun farkında olan Akp ve yandaş medya önce askeri bitirme operasyonuna başlamıştır.Burada iki büyük yardım daha almışlardır.İlki asker içindeki satılmışlar ve ulusalcı dediklerimiz.
     Ulusalcıları biraz açmak gerekiyor.Bunların başında Chp gelmektedir.Askerin siyesete karıştığını ima ederek yıllarca askere saldırdılar.Bu saldırıyı ulusal yazarlar ve her yöne dönebilen bukalemun(Hasan Cemal gibi) yazarlarda desteklediler.
   Bu noktada ulusalcı yazarları biraz daha  incelemek gerekmektedir.bunlar kimlerdir?Yıllarca Kürtlerin ezilmişliğini işleyenlerdir.Bu kardeşlik ve ezilmişlik edebiyatını Mhp den önce ulusalcı yazarlar halkımıza yedirmişlerdir.Çevrenizdeki  Chp li yada kominist  ulusalcıları hatırlayın son yıllara kadar hep bu edebiyatı yapmışlardır.Bu ulusalcı yazarlardan bir kaç örnek vermek gerekirse:Tuncay Özkan,Cüneyt Arcayürek,Emin Çölaşan,Yalçın Küçük,soner yalçın  ve daha niceleri.
     Doğu Perinçek’e ayrı değinmek gerekir.Bu kişi bir zamanlar Öcalanın en yakın arkadaşı idi. Hatta dağlara çıkıp resim bile çektirmişti.Sonra birden eline Türk bayrağını alıp Türk milliyetçisi oluverdi.Bazılarıda maalesef bunu yedi.
   Çok ilginç değilmi,bu isimlerin çoğu şimdilerde bizlere ne kadarda  yakın duruş sergiliyorlar.Bizden daha milliyetçi,bizden daha askerciler.hatta asker susuyor diye ne çok kızmışlardı.
   Bu gelişmelerde son olarak askerin bitişi bana göre kozmik odanın teslim edilmesidir.Asker bütün gizli bilgilerini Akp ve dolayısıyla Amerikaya teslim etmiştir.
  Bu yandaş medya , tv olarakta oldukça güçlüdür.Bu kanallar ın izlenirliliği oldukça yüksektir.Bu kanallarda asla doğrular değil halkın duyması gerekenler gösterilerek halk  uyutulmaktadır.Okumayan (araştırmayan), sadece izleyen bir toplumu yönetmek çok kolay olmuştur.
       Sonuç olarak geçmişte iki basın vardı ;Kuvvacı basın ve yandaş(mütarekeci) basın.Günümzde ise ; yandaş basın,bukelamun basın,ulusalcı basın vardır ki bunun üçüde bizim için aynı tehlikededir.
   Bizm yanımızda ise birkaç yazar vardır.Tanrım onların kalemine güç versin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 12 Eylül 2011, 19:20:34 »

Dünün ve bugünün Ali Kemallerini çok iyi analiz etmişsin Altemur Kandaşım.  Emeğine sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TURANIST5050
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 17



« Yanıtla #2 : 29 Mart 2012, 02:10:30 »

Emeğine sağlık paylaşım için teşekkürler KARINDAŞİM
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DÜNYA TÜRK OLSUN YOKSA YOK OLSUN
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.281 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.141s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.