TÜRK DEVLETLERINDE TÜRKÇÜ FAALİYETLER
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 02 Aralık 2020, 03:10:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRK DEVLETLERINDE TÜRKÇÜ FAALİYETLER  (Okunma Sayısı 4542 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ALBASTI
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.645


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 28 Haziran 2020, 23:12:33 »

TOPLU MAKALELER

"Bugün Türkçü faaliyetler Turan coğrafyasında ne durumda?
 Turan'daki kandaşlarımıza Türk olduklarını ve Türkçü-Irkçı olmanın ne demek olduğunu nasıl anlatabiliriz?"
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gökdoğan
Gökbörü
BAŞKURT
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 285


Türkçülük Var Olsun


« Yanıtla #1 : 29 Haziran 2020, 00:53:40 »

Türk Ellerindeki En Büyük İki Sorun:Mankurtluk ve Boyculuk

Şu an Türkiyede yaşayan soyca Türk olan mankurtlaşma vardır. Bunlar Türklüğü Kerkük Batı Trakya Halepten öğrenir.

Şu an Azerbaycanda yaşayan soyca Türk olan kişi kendini Azeriyim, Türk değilim der ve üstüne Azeri boyculuğu yapar. Bunlar Türklüğü Tebrizden Borçalıdan Karabağdan Derbentten öğrenir.


Şu an Özbekistanda yaşayan soyca Türk olan birisi Ben Türk değilim Özbekim der. Bunlar Türklüğü Güney Türkistandan öğrenir. Üstelik arası bir Kırgız Türkü ve Kazak Türkü iyi değildir.

Kırgızistanda yaşayan soyca Türk olan birisi kendine Ben Kırgızım Türk değilim der ve Kırgız boyculuğu yapar. Bunlar Türklüğü Ulupamirden öğrenir.

Kazakistanda yaşayan soyca Türk olan birisi kendine Kazakım Türk değilim der ve Kazak boyculuğu yapar. Bunlar Türklüğü Doğu Türkistandan öğrenir.

Kazanda Azatlık Tatar Gençliği Derneği var. Sağlam Türkçüler bulunuyor içinde. Kazanda yaşayan kandaşlarımız için iyi bir adım.

Azerbaycanda ise Şah İsmail kendini kalkan yapıp Yavuz Sultan Selim Hana hakaret eden, İran için canımı veririm diyen, Aliyevperest, Mehmet Emin Resulzade ve Ebulfez Elçibey gibi büyüklerine hakaret eden mankurtlar vardır. Karabağ gazilerinin yanında hiçtir bunlar.

Özbekistanda ise sadece Emir Timur ile övünen geri kalan tarihi hiçe sayan, IŞİD, Nusra gibi terör örgütlerine sempati ile yaklaşanlar mankurtlar var.

Türkmenistanda Oğuz Kağan ve diğer Türk Büyükleri övülür, ama başlarında gavadın Türkler hırsızdır demesi, mankurtluğun olduğunu gösterir, üstelik bazıları da Oğuz boyculuğu vardır.

Kırgızistanda Manas destanından dem vurarak, kendi boyunu üstün tutan mankurtlar vardır ama Güneyinde milliyetçilik vardır.

Kazakistanda güneyi Rus ağırlıklı, çoğu insan melez safkan olanlar da Türkçüdür. Mağcan Cumabayulı, Abılay Han gibi atalarını bilir sahip çıkar ama gelir kalan tarihe girmez. Milliyetçi olanlar da var. Rusya karşıtı olanlar. Güneyinde ise Türkistan gibi eyaletlerinde de Türklük ve Türkçülük vardır.


Rusya içinde ise Kazandaki Azatlık Tatar Gençliği Derneği Türklük için değerlidir. Boyculuk yapmazlar. Putin yüzünde
para cezası, hapis gibi cezalar uygulansa bile Türklükten taviz vermezler. Çuvaş, Başkurt, Nogay, Kumuk Hakas İor Tuva ile Türkçülük için müsait bir yapıdır.

Suriye Türkmenleri ve Irak Türkmenleri de boyculuk ve mezhepçilik yapmazlar. Bu yüzdendir ki IŞİD, Nusra, Esed ve PKK yüzünden çekmedikleri çileler kalmadı.

Balkanlarda ise her ne kadar mankurtluk olsada Türklüğüne sahip çıkanlarda mevcut. Kosovada Arnavutlar Türkler için yüktür, kandaşlarımızın için buradaki tehdit Sırplar değil Arnavutlardır.Gagavuzda ise Türklük vardır, komünistlik olsa da Türklük de vardır, bunlarda zaten Rusya karşıtıdırlar.

Kafkasyada ise Rusya egemenliği asırlardır vardır.

Kıbrısta ise İngiliz emperyalizmi daha geçmedi. Çoğu zengin Türk melezlerle evlenir ve mankurtlaşmaya Ermeniyi Rumu dost beller.

Bizim Türkiyede de k*rtleşen, lazlaşan, mankurtlar vardır. Adam Kosova Göçmeni Arnavutum der,adam Dağıstan göçmeni kendine Çerkezim der. Her sakallıyı dedemiz sanmamayı milletçe öğrenmemiz lazım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Atsız Atanın talebesi olmakla iftihar ederiz.
ALBASTI
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.645


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #2 : 29 Haziran 2020, 21:16:30 »

TÜRK DEVLETLERINDE OLASI TÜRKÇÜ FAALIYETLER.

Irk olmanın yegâne dayanağı önce kim olduğunu bilmek sonrada direnme kabiliyetine erismis olmaktır.
Beleşe devlet sahibi olmak o kadar kolay  değildir tabi ki, lakin güçlü bir ırkın parcasiysan emperyal güc tarafından gözardı edilirsin, sonra göz yumacaklardır elbetde. Eger ki kurulan devletin milleti bir ırka mensup değilse ömrü hic yok denecek kadar kısa olacak ve sömürü  altında ezileceksin. Irkını unutarak başkalarına hamilik verirsen soyun kırılacak ve soysuzlasacaksin. Türklük  tabi ki üstünlük demektir iste bu üstünlüğün farkina vardığında hedefine kitlenebilir planlarini üst kavramda tutarsın.  Aksi halde ezik, adi ve sıradan olmaya mahkum olursun, biraz evvel sana devlet kurman icin göz yummaya mahkum olan, yol veren güç sana tek kelime dahi hak tanımadan ve senide yozlastirarak asla yok etmeden adeta bir sülûk gibi kanını emmeye devam edecektir

 
Türklüğe vurulan pranga Türkün kendi benliğidir, dusman seni elbetde araştırarak nereden vuracağını cok iyi bilir. Bin yıllardır Türkün töresini ve benliğini bizmak için her yolu yorulmadan denemektedir. Öyle ki Yuce Türk milletinin bekası icin gerekli olan  örfünden ve ananelerinden uzaklaştırmak için  var guçleriyle şanlı ırkımızın üzerine gelmekteler. Dunya coğrafyasında nerede bir Türk varsa durum budur.
Önemli olan şudur ki ortaasyada ki Türk  cumhuriyetleri de aynen bu durumdalar. Zengin yeralti madenlerine sahip olmaları onların yasam şartlarını etkilemiyor. Bazılarında o da yok,  meselâ Azerbaycan  dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz havzalarına sahip olmasına rağmen azerbaycanlı Turk kardeşlerimiz fakir fukara bir hayat yaşamaktalar. Burasi diger Türk devletlerine bakarak rn iyi olanlarindandir, Özbekistan Kırgızistan sakalı rusyaya tam kaptırmıslardır


Ortaasyada ki Türk devletlerinde yaşamakta olan kardeşlerimizin zor bir dönemin ardından bu gune geldiklerini biliyoruz. Esaret altinda cok cektiler mi diye sorgulasak hayır bir dogu Türkistan gibi değil. Bu devletlerde yasayan pekçok Türk kaçınılmaz olarak asimilasyona uğradılar. Zorla yada gonullu olarak yaptılar bunu. Rusların kendilerinden cekuncelerine rağmen böyle oldu. Bir Özbek Türkü şöyle düşünebilir mi acaba,
Bir cerkezistana izin vermeyen rusya aslanlar gibi Ozbekistana nasıl karışmadı.  Bu bizim Özbeklerin çokmu asi olduklarından  yoksa at hırsızı cerkezlerin cok korkak cok pısırık olmalarındanmı. Biliniyor ki çerkezler bu konuda Özbeklerden daha aktiftiler, ama atkalarinda koca bir Türk irki yok, Türk degiller. Ruslar Özbekistanın kurulmasina engel olamazlardı, tarihleri boyunca baslarina oralarda neler geldigini iyi biliyorlardı. Cerkezler gibi yavsak degillerdi ve arkalari cok kuvvetliydi tabiki ırķ olarak. Ruslar karsi ciksalardi baslarina neler gelecegini cok ama cok iyi biliyorlardı

Anlaşılan o ki bizim TÜRK  devletlerinde ki kardeşlerimizin ırk bilinçleri cok zayıf.  Millici düşünceleri  belki de sadece kendi coğrafyalarıyla sınırlıdır. Düşünebilseler yada birileri mesala biz onlara şunu hatırlarsak "siz yüce TÜRK ırkının bir parçası olmasaydınız asla siz bir devlet kurmaya muvaffak olamazdınız."
Bulundugunuz topraklarda TÜRK  oldugunuzun bilicindemisiniz yoksa kendinizi baska türlümü addediyorsunuz, meselâ müslüman!
Biliyorsunuz ki sizden daha katı müslüman olan doğu Türkistanlı kandaslarımız çin mezalimi altinda ezilmekte inlemektedirler. Siz nasil ki Türk oldugunuz  icin su an bir devlete sahipseniz o uzaklardaki kardeşlerimizde müslüman oldukları icin degil Turk oldukları icin işkence altındalar.  Onlar hala kurtuluşun Türklük de olduğunun bilincinden uzaklar bu gidişle isleride zor
Şoyle ki rus denilen köpek soyu ayı bozması sizden kat kat musmuman olan yırtıcı güç çeçenlere neden devlet kurdurmuyor iyi dusunun bunu ve gecmisinizinde geleceğinizin de  Türklük olduğunu unutmayın

Hatırlayın kandaslarım bir avuç  toprak  ugruna verdiğiniz canları. Dusman karsisina dikilerek aldığınız başları,  hani bir gun değil, bir yıl değil, bir asır değil, on asır değil bu yer bu gök icin çektiğiniz acıları hatırlayın. Leş bir yana baş bir yana yaşanılan o günleri hatırlayın. Iste o zaman öze dönüş cok rahat olacaktır. Siz güçlü bir ırka sahip mensupsunuz.  Siz insan değilsiniz Türksünüz yığın degil halk değil toplum degil büyük bir ırksınız TÜRK ırkı siz bu bilinci asla kaybetmeyeceksiniz çünkü siz bizim öz kardeşimizsiniz, biz sizinle kardeşiz
Yok öyle ben Özbegim ben Kırgızım ben Kazağım

Siz Türksünüz once ırk sonra boy. Bütün gücünüzle Türk ırkı için çalışacak gerekiyorsa bu yolda öleceksiniz  öldüreceksiniz. Sizin gevşemiş hayat tarzlarınız sadece size zarar verir. Biz gene sizin olduğunuz yerleri alırız gene Turanı kurarız da iste o vakit geldiginde siz siz olacakmisiniz orada duracakmisiniz.
Peşinde kostuğunuz din size hic birzaman fayda sağlamadı. Rusya sizi Türklukten uzaklaştırmak icin her zaman Türk  değil muslumansiniz dedi, sizde buna her zaman amin dediniz. Illaki diyorum özünüze dönmezseniz bu sizin son şansınız.
Coğrafyanızda dini taassuplar almis başını gitmis maalesef. Adlarınızı ya rusdan almışsınız ya araptan. Babanın adı abdülhak oğlunun adı abdullah. Iste bundandır ki yanımızda gram değeriniz olamayacak. TÜRK  töresine biad edecek arap ve rus geleneklerinden uzaklasacaksiniz. Iste siz töreden  uzaklasarak bedbahtlasiyorsunuz, görünen köy kılavuz istemez demis ortak atalarımız.

 
Türkiye ve Azerbaycan devlet yönetimine düzgün TÜRK soyundan birileri geldiği zaman güney Azerbaycan, kuzey iranın büyük kesiminde yeni bir Turk devleti daha kurulacaktır.  Ve gercekten irkçı bir devlet baskentide TEBRIZ olacaktır.
Azarbaycan, Özbekistan, Kırgızistan,  Kazakistan, Türkmenistan ve kuzey kıbrıs Türk cumhuriyeti kuzey irandaki bağımsızlık bayrağını acan kandaslarimizdaki ruhu asla taşımıyorlar.   Oradaki kandaslarimizdaki ırk bilinci had safhada tavan yapmış durumda, illaki devletlerini kuracak ve o topraklarda TÜRKÇÜ bir devlet olacaktır. Oradaki kandaslarimizin davranış tarzları bu öngörüyü  bize hissettirmektedir. O coğrafyada Türklük bayraklasacak allah yardımcıları olsunn her zaman yanlarındayız

Asyada kurulan TÜRK devletlerinde ki kandaslarimiza  biraz kızgınız, burada karşılaştığımız arkadaşlarla ikili konuşmalarda bahse konu olduğun da Türküz demiyorlar. Ya Azeri ya Özbek yada Kırgızlar.
Kuzey kıbrıs Türk cumhuriyetini hic saymıyorum zaten onlar tam rumlasmis. Gerçekten onların kökleride Türk değil.  Osmanlılar zamaninda oraya afrikadan getirilerek yerlestirilen halktan oluşmaktalar.  Kibrisin TÜRK  yapısını son 100 yılda Anadoludan gidenler oluşturur. yerlileri halayıkdır.
Jeopolitik konumu dolayısıyla bizim ihtiyacımız olan bir yer olduğundan değerlidir. Kibristaki halayık yerliler zaten Türkleri sevmezler ve değer vermezler. Bunlarin ingilizler tarafindan piclestirildigide bilinen gerçektir. Kıbrıs halkının bizim gözümüzde degeri sıfırdır, net.

Bizim için yasam tarziysada Irkçılık genelde bir tepki olarak dışa vurur. Normal şartlarda kimsenin aklına gelmeyen bir olgudur. Günümüzde icimizde ki etnisitenin kasinmalari sonucu  hani başkaldırı faaliyetleri ülkemizde Türk ırkçılığını revaçta tutmaktadır.
Turan coğrafyasında 18. Asrın sonları ile 1900 ku yılların başına kadar Türkler arasında Türkçü faaliyetler yoğun sekilde yürütülüyordu. Anadoluda ki irkçı hareketin başlangıç merkezi rus hakimiyeti altındaki Türklerin yaşadığı bölgelerdi.
Yusuf AKÇURA, Ismail KASPIRALI gibi TÜRKÇÜ ışıklar anadoluyu bile engin düşünceleri ile aydınlatıyorlardı. Biz hala onların  bize bıraktığı Türkçü fikriyat ile yolumuzu aydınlatmaktayız.
Ismail Gaspirali ve Yusuf Akçura gibi Türkler gerilerinde Türk  gençleri icin cok degerli fikirlerini miras bıraktılar. Biz anodolu Türkleri bu fikriyatdan sonuna kadar yararlanırken nitekim ayni tooraklarda yaşayan soydaslarimiz ise zannediyorum ki onlari tanımıyorlar. Bunda sovyet rusyasinin kati asimilasyon duzeninin etkiside var ama ruhsuzlukda soydaşlarımızda görülüyor.
Bilhassa Namık Kemal Zeybeğin 80 li yıllardan sonra Turgut Özal donemiyle birlikte o topraklara götürdüğü Türk islam sentezi fikriyatı da soydaşlarımız arasında Türk  ırkçılığı nezdinde yaralar açmıştır.  
Ahmet YESEVI'yi ben su an Türklüğe zararı olan bir etken olarak görüyorum.arap milliyetciliginin kullanılarak ırk istismarciligi yapılarak ortaasya Türklerine dayatmak Ahmet Yesevi külliyatı görüşleri olarak millete dayatılmıştır. Ahmet Yesevi bu durumda yüceltmek onun fikirlerine değer addetmek Türk ırkı için gereksizdir

Bir vücud da yozlaşma başlamışsa bunun önünü almak bayagi zorlaşır. Bizin TÜRK devletlerinde yozlaşma demeyelim de ırk bilincinden ayrı düşerek dini atraksiyonlara yönelmeleri üzücü olmakla birlikte gerekli girişimler yapıldıktan sonra benliklerini yeniden kazanmaları imkansız değildir.  Biliniyor ki ahlâkî çöküşün başladığı ve devam ettiği durumlar daha vahimdir. Özbekistan özellikle gelir durumunun az olmasi sebebiyle rusyaya çok göç vermektedir. Rusların bu kandaslarimizı sinsice içlerinde eritmelerine izin vermemek gerekiyor. Bu devletlerimizden Türkiye tarafi da bayagi göç almaktadır, buraya taşınan kandaşlarımızın benliklerini pek sağlam olduğu söylenemez. Yurdumuza gelen kandaslarimizin en azindan yetisebildiklerimize elimizden geldiği kadarıyla Türk töresini ve âdetlerini geleneklerini sessiz bir dikteyle lanse etmek elzemdir. Tabi ki bu eylemsel bazdaki hareketlerimiz kesin çare olamamakla beraber başlangıç olacaktır. Bu yapacağımız işin önemi bir çöp kibrit ile orman meselesidir.  
Bizim iktidarların az dahi olsa Türkçü fikre yakın olduğu zaman Türkçülüğün uzakdaki soydaşlarımıza monte edilmesi hic zor olmayacaktır, çünkü o kandaslarımız soyca Türk oldukları için  bu türde yapılacak olan her türlü öneriyi kabul edeceklerdir. Onlarin bütün çakraları Türkçülüğe açıktır. Damarlarında dolanan kan buna müsaittir.
Türkiye cumhuriyetinin kurulmasının ardindan helen bütün iktidarların Türkçülüğü geçelim Türklüğe bile düşman politikaları neticesinde o kandaslarimizdan az da olsa uzaklaşmış gibi görülsekde gonul bağımız simsıkıdır

Sonuç olarak yüce TÜRK ırkının  yıkılmaz bir armada duruşuyla insanlik tarihi var oldukça butun heybetiyle başrolde olacağını biliyoruz. Biz TÜRK milletinin uslanmaz fedakârlarıyız.
Turan coğrafyasında esamesi bile okunmayan Türk ırkçılığını biz o topraklara götüreceğiz.  Akıllı olmak lazım,15 yıldır sanal ağda Türkçülüğü yaymak için harcamış olduğum çabaların neticesinde gördüğüm Turan ellerindeki Türkçülük hareketi cok kısır.
Bizim ilk hareketimiz bu kandaslarimizı Türkçulükten evvel Türklüğün lezzeti ile tanistirmak, hatirlatmak olmalıdır.

NE MUTLU TÜRK DOĞANA

Atsızalp 29 haziran 2020


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
BOZDOĞAN BEY
Anti-Christ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 542


Emperyalizm Kut'lu bir düşüncedir.


« Yanıtla #3 : 30 Haziran 2020, 20:40:09 »

GÖKBÖRÜYÜ UYANDIRMAK

   Irkımız geniş bir coğrafyada yaşamaktadır, bununla birlikte Türkiye ve Irak Suriye Türkmenleri Amerika’nın, Anayurt ve Azerbaycan Mosk*f’un, Güney Azerbaycan İran’ın, ve Doğu Türkistan Çin’in her alanda olduğu gibi  etkisi hissedilmeyecek gibi değildir.

   Türkçülüğü halka benimsetmek için ayağına gitmeliyiz. Ortak şuur, ortak içtimaiyat gerektirir. Köyünüz safkan Türk deposudur. Köyünüzde etnik olmayacağına herkes birbirini tanıdığına göre propagandamızı köylerimizde sürdürebiliriz.
Neden milliyetçi yazarlarımızın yazılarını köyümüzün kahvesinde okumuyoruz?Bozkurtlar, Deli Kurt soluksuzca dinlenir. Neden Anayurt’ta bizim fikir hayatımızı oluşturan kitapları bastırmayalım? (Bozkurtlar’ın bastırılmışlığı vardır) Ne demişti Atsız Ata, bu  ‘’Şu muhakkak ki bir milletin aydınları da, halk tabakası da işlenmeye çok elverişli. Bunun için de en iyi şey, yani en iyi araç eserler olabiliyor.’’ ‘’ben de eserimle millî terbiyemiz için kendimce faydalı saydığım bir hamle yapacağım’’
O halde O ve diğerlerinin kitaplarını milli terbiyemize kazandırmak da bizim vazifemizdir. Köylümüzün elinden tutarız. Onlara da Irkçılık,Turancılık bilincini kazandırmak değil haşa, iade ettiğimizde uzaklardaki ırkdaşların gönülleri birleşir. Gönüller birleşince topla tüfekle önünde durulamaz. Yakında Orta Asya’da sınırlar yok olacak. Sonuçta hepimiz aynı dili konuşuyoruz ve Dişi Kurt’un soyundan geliyoruz. O yüzden aciliyetle endişelenmemiz gelen Türkiye’de Türk Irkının çoğunluğu, egemenliği ve yabancı hakimiyet altında ezilen başta Doğu Türkistan ve Suriye Irak Türkistanı olmak üzere Güney Azerbaycan, Tataristan,Kıbrıs gibi Türk yurtlarıdır. Bilhassa Güney Azerbaycan münevverleriyle, milli bilinciyle hepimize ders veren bir elimizdir. Türkiye olarak onlara sahip çıkacak onları molla rejiminden koruyacak orada ve burada onlarla beraber Türk milliyetçiliğini, ırkçılığını, savaş ruhunu canlandıracak olan biziz. Yabancı ülkelerde Türk lobilerini kuvvetli kılarak ırkdaşlarımızı ezen devletlere karşı tepki toplayabiliriz.
   
Sonuç olarak Anayurt nasıl olsa birleşeceğinden bize düşen ezilen ırkdaşlarımızı her yerde kollamaktan başka Türkiye’de Türkçülüğü yayarak doğacak olan Irkçı Türkiye’nin ve Anayurt Türkistan’ının önce irredentalist sonra emperyalist istilalarında ön saflarda savaşmaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben o vahşi kanı bilirim. Onu on metrelik toprağa da gömsen yine oradan da çıkarak ordular yaratır ve dünyayı kana boğar.
Alangoya
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 113


TÜRK IRKI SAĞ OLSUN!


« Yanıtla #4 : 02 Temmuz 2020, 00:34:38 »

ANA YURTTA TÜRKLÜK BİLİNCİ
  Bugün, Orta Asya Türk Devletlerinin Türkçü olduğunu söylemek biraz zor olur. Uzun yıllar Sovyetler Birliği içerisinde yaşayan Türkler, isteyerek veyahut zorla; Rusların, içindeki milletleri asimile etme politikasıyla milli kimliklerini kaybetmişlerdir. Rusların Türk devletleri üzerinde hakimiyet kurmasına kolaylık sağlayan en önemli etkenlerden biri, dönemin eğitim seviyesidir. Orta Asya Türklerinde eğitim, Uluğ Bey döneminden sonra aynı Osmanlı’daki gibi bozulmuştur. Sadece dini ve edebi bilgiler veriliyor ve çocuklara ne toplumsal görevler anlatılıp vatan sevgisi aşılanıyor ne de modern savaş stratejileri öğretiliyordu. Böylelikle Ruslar, Türklerin bu durumundan yararlanıp Orta Asya'yı ele geçirmiş ve eğitim yoluyla Ruslaştırma politikasına gitmiştir. Türkistan'ı; Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan diye bölüp ayrı milletler olduklarına inandırmaya çalışmış, Türkiye ile yazı birliği olmaması için Kiril harflerine geçirmiş, sadece Rus okullarından mezunlara geniş iş imkanları sunmuş ve Marksist nesiller yetiştirmek için çalışmışlardır.

  Sovyetler dağıldıktan sonra Türkler, birdenbire bağımsız devletler oldular. Aslında bu, Türklerin yeniden birleşmesi için büyük bir fırsattı. Ancak Rusların politikaları işe yaramış ve Türkler birbirinden kopmuştu. Yine bu boşluktan yararlanmak isteyen Amerika, İngiltere ve İsrail direkt bölgeye ajanlarını gönderip yoğun faaliyetlere giriştiler. Amerikan okulları açıldı ve milli kimliklerini hatırlamalarına engel olmaya çalışıldı. Kandaşlarımız da maalesef birleşebilmek yerine "ayrı ayrı milletler" olduklarına inanmış ve bu konuda adım atmamışlardır. Bugün onlara Turan'ı sorduğumuzda "Siz ayrı milletsiniz biz ayrı." şeklinde yanıtlamalarının sebebi budur. Ülkelerin sınırları çizilirken asıl kimlikleri göz ardı edilmiştir. Tek millet olduğumuzu yeniden hatırlatınca kanında bozukluk olmayan her kardeşimiz bizimle bir olacaktır.

  Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Türk devletleri, birleşme konusunda adımlar atmasalar da ulusallaşmak için adımlar atmışlardır. Ruslaştırma politikasından arınmak için kendi ulusal dillerini tekrar yaygınlaştırmaya çalışarak dillerini resmi dil ve eğitim dili kabul etmişler, alfabelerini değiştirmişlerdir. Örneğin Kazakistan'ın ilk cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, özünü bilen önemli bir devlet adamıdır ve Türk Cumhuriyetleri Birliği fikrini de ortaya atmıştır. Mecliste Rusçayı yasaklamış, Kazakistan adının Kazak Eli olarak değiştirilmesini önermiş, bunlar gibi Kazakistan'da önemli milli gelişmelere imza atmıştır. Böyle devlet başkanlarının olması ve Türk devletlerinin birleşmesi için çabalayanlar olması bize umut olabilir. 
 
  Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, "Bye Bye Türkçe" kitabında, 1950'li yıllarda Amerika'da basılmış bir doktora tezinden bahseder. Bu tezde Türkiye ve SSCB içindeki Türkler, kültür, dil ve eğitim açısından incelenmiştir. Tezin sonucunda Sovyetlerde Rusların, Türkiye'de ise Amerikan ve İngilizlerin Türkçeyi unutturduğundan, Pantürkizm diye bir tehlike kalmadığından ve yakında Türkçenin, dolayısıyla Türk adının tarihten silineceğinden bahsedilir. Sinanoğlu'nun bizlere sunduğu bu tez, kasıtlı olduğunu bildiğimiz uygulamaların yazıya dökülmüş hâlidir ve Orta Asya'daki kandaşlarımızla da paylaşmamız gereken önemli bir belgedir. Şüphesiz Amerikanlar, Ruslar, Çinliler ve İngilizler gibi birçok düşmanımız; Orta Asya'daki kandaşlarımızın ve bizim tek millet olduğumuzu, Orta Asya Türklerinden daha iyi bilmekte ve Türklerin gücünü de bildiklerinden bunu hatırlatmamak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Biz tüm bu çabaları görüyor ve biliyoruz. Kandaşlarımıza Türk olduklarını yeniden hatırlatmak, biz Türkçülerin en önemli görevlerindendir. Turan’ın gerçekleşebilmesi için bu şarttır.


  Turan Coğrafyasında yapılan Türkçü faaliyetlere örnek olur mu bilemem, lakin Türk Devletlerinin ortak hareket etmeye yönelik faaliyetleri elbette olmuştur. 1993’ten 2007’ye kadar, on bir kez “Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı” toplanmıştır. Kurultayın aldığı kararlar sonucunda Türk Keneşi, TÜRKPA’nın kurulması ve TRT Avaz’ın açılması gibi gelişmeler olmuştur. Ortak bir bilim ve kültür Türkçesi geliştirilmesi, ortak Tarih ve Edebiyat programları hazırlanması gibi girişimler; aramızdaki bağı kuvvetlendirmektedir. Mevlana Öğrenci Değişim Programı ile Türkeli’nden kardeşlerimiz üniversitelerimize gelmekte, bizim öğrencilerimiz de Türkeli’ne gidip öğrenim görebilmektedir. Böylelikle iki taraf da birbirinin eğitiminden yararlanabilmektedir. Tabii ki tüm bu gelişmelerden sadece haberi olan kesim faydalanabiliyor. Bizim amacımız, bu tür ortak faaliyetleri artırmak ve tüm Türk Devletlerinin her ferdine duyurmak olmalıdır.

  Kırgızistan’ın önerisiyle 2014’ten beri gerçekleşen ve dördüncüsü covid-19 nedeniyle ertelenen Dünya Göçebe Oyunları, Orta Asya’daki geleneksel sporların ve Türk kültürünün yaşatılması amacıyla düzenlenen uluslararası yarışmadır. Her ne kadar başka devletlerce geleneklerimiz unutturulmaya çalışılsa da bu tür yarışmalarla yeniden canlanmış, duyurulmuştur. Anadolu Türkleri de Avrupa’dan ve Amerika’dan gelen sporlar yerine geleneksel Türk sporlarına yönlendirilmeli, kandaşlarımızla daha çok buluşmalıdır.

  Orta Asya’da Turan hayaliyle yaşayan kandaşlarımız olmasına karşın ortak milli kimliğe sahip olduğumuzu inkar eden kandaşlarımız da azımsanamayacak kadar çoktur. Onlara Türkçülüğü anlatmadan önce Türk olduklarını ve bir olduğumuzu hatırlatmamız gerekir. Bu da ister yüz yüze muhabbetlerle ister büyük organizasyonlarla başarabileceğimiz bir durumdur.
Sanıyorum ki milli bilinçten, tarihten uzak yetişiyor kandaşlarımız. Yoksa, o coğrafyada "Biz ayrı milletiz" fikrine sahip olmaları imkansızdır. Orta Asya'da da çalışmalar yapmış önemli tarihçilerimizden okumaları, tarihte Türk'e düşmanlık edene ne olduğunu hatırlamaları, milli uyanışa yardımcı olacaktır.

  Oradaki bilinçli kandaşlarımız öncülük ederse diğer kandaşlarımızın da hareket edeceklerinden eminim. Damarlarında Türk kanı dolaşan herkes, elbet Türkçü olacaktır.


   Tarih, kurtuluşun açıkça Türkçülükte ve birleşmekte olduğunu gösterdiği hâlde kandaşlarımız hâlâ Rusların etkisinden çıkamamıştır. Orta Asya’daki Türklerin, Anadolu'daki Türklerin de aynı şekilde, silkelenip kendine gelmesi lazımdır. Buna tabii ki yardım edeceğiz. Bizim bir yolunu bulup oradaki ülküdaşlarımızla irtibat kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Doğu Türkistan’ı, Karabağ'ı ve işgal altındaki tüm topraklarımızı da kurtarıp tek bayrak altında birleşmek ve büyümek sadece bizlerin değil, tüm Türklerin ortak hayali olmalıdır. Böyle bir ülküye sahip olup yılmadan peşinden koşan milletler, çabalarının karşılığını almıştır. Türkler de bir gün yeniden birleşecektir!

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk!
Korku bilmez soyumuz
.
GENÇ TURANCI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 52



« Yanıtla #5 : 02 Temmuz 2020, 00:37:15 »

Türk devletlerinde Türkçü faaliyetler.

Azerbaycan da halkın büyük çoğunluğu kendini Türk olarak görüyor ve birleşme ye sıcak bakıyorlar. Ama şuanki genç nüfusun bir kısmında alçak Rusya yüzünden asimilasyon gözlenmektedir, yani Azerbaycana bakarsak çok sıkıntı gözükmüyor ama genç nüfus tehlikede.

Türkmenistan ise halkı kendini Türk görmekde, fakat ülkenin başındaki şahıs kendini kral ilan etmiş durumda.

Kırgızistan a gelecek olursak , en kötü durumda olan devletdir. Herkes kendini Rus olarak tanımlamakta. Türkiye ile Rusya savaşa girseydi hangi ülkeyi savunurdunuz sorusuna ise Rusya cevabını veriyorlar o kadar kötü durumdalar çok fazla asimilasyona uğradılar.Bazıları kökenim Türk ama ben Rusum diyorlar, neden sorusuna ise Rus olmak daha havalı daha iyi diyorlar ve Türkiyenin kendilerine yardım etmediğini söylüyorlar ki bunda haklı ekonomik olarak tamamen Rusya ya bağlılar.Okuldaki eğitimleri Rusça, tabelalar Rusça...

Kazakistan da Rus şerefsizlerinin asimilasyonundan da etkilenmiş. Ana dil olarak Kazak Türkçesi ve Rusça konuşuluyor. Askeri ordusu tamamen Rusya kontrolünde. Cumhurbaşkanı Nazarbayev ülkenin Kıpçak Türkünden olduğunu defalarca söyledi Türklük vurgusu yaptı ve asimilasyonu kırmakta başarılı oldu diyebiliriz var ol Nazarbayev! Aynı şekilde okullarda Rusça öğretiliyor ve tabelalardada Rusça olabiliyor

Özbekistan genel olarak iyi durumdadır. Resmi dil olarak Rusça kullanılmıyor. Emir Tİmurun torunu olduklarını biliyorlar. En azından Rusça konuşmuyorlar.
Yukarıda saydığım devletlerden nüfusu en çok olandır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Maskof'un ülkesi viran olacak;
Türkiye büyüyüp Turan olacak!
Tanrıdağ Kızı
Börte
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 365


Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz.


« Yanıtla #6 : 03 Temmuz 2020, 00:33:08 »

Türkçülük Nasıl Kayboldu ve Nasıl Geri Kazanılacak?

Biz, Türk milleti olarak farklı ideolojilerin esiri olmuş olsak da genel manâda bir yere kadar ortak bir paydada buluşabiliyoruz. Aslında bu ortak paydada da bir kısmımız bulunmakta ve bu kısım; Anadolu, Kafkasya, İran, Irak ve civarı coğrafyalardaki kandaşlarımızı kapsamaktadır. Bu ortak payda da sade bir vatanseverliktir. Bir bilgi seviyesine gelmiş olalım ya da olmayalım, bir savaş durumunda bu saydığım yerlerdeki Türklerin büyük çoğunluğu hiç düşünmeden bu savaşa koşar. Aslında bu bir ögretidir. Yıllar yılı savaşlarda ömür süren bir millet olarak bu gözüpekliği gelecek kuşaklara daima aktarmışızdır. Fakat bu aktarımın nedeni bir Türkçülük davası olmasından ziyade bir dincilik davası ya da coğrafya sevgisidir. Yani aslında Türklükle övünüldüğü iddia edilir fakat Türk'ün geçtiği cümlenin başına Müslüman koymadan o cümle tamam olmaz. Bu da sentez fikrinin bu memleketlerdeki büyük etkisini gösterir. Yani ortak payda dedimse de çok çok uzak mercekle bakarsak eğer bu ortak payda durumu doğru gözükebilir. Elbette ben bu duyguların öğreti olduğunu söylemekle bu kişilerin samimi olmadıklarını iddia etmiyorum. Samimiler fakat yanlış ideolojide bu samimiyeti göstererek, aslında Türklükten gelen ateşin kimyasını değiştirip bu ateşi sentez fikrinde yaşatıyorlar. Buradan çıkacak sonuç bir kısım Türklerin "Türk-İslâm sentezi" fikrinin etkisinde olduğunu gösterir. Aslında bu durum tamamen de böyle değildir. Anadolu hariç, sayılan diğer coğrafyalar bu fikre daha yakın olmakla beraber T.C.'de Atatürkçü ve muhafazakâr kesimin ülkücü kesime göre daha cok olduğu aşikârdır. Ayrıca son yıllarda ateizm başta olmak üzere bu çağda gelişim göstermiş inançlara kaydığımız da  açıkça görülmektedir. Bu kesim de Amerikanvari yaşam süren ve çoğunluğu hümanist olup bireyselleşmiş kişilerden oluşur. Tabii ki bu sadece sayılan yerlerde değil tüm Türk yurtlarında görülebilecek bir tiptir. Ve henüz -şükür ki- azınlıktadır.
Asya coğrafyasına bakarsak burada, bizden geç olmakla beraber İslâmiyet'i seçmiş fakat kimliklerini bizden çok çok mükemmel korumuş Türk boyları olduğunu görürüz. (20.yy'a kadar.) Nasıl ki bizim asimilemiz 20.yy'a kadar sürmüşse -Atatürkçe devam etseydik bu asimile hareketinin modern tarzda yeniden başlamasını engelleyebilirdik.- orada da 20.yy'da SSCB ile başlamıştır. Ve ne esef ki 80 yıl civarı gibi bir sürede tamamlanmıştır. 1991'de bağımsızlığını kazanan Asya'daki kandaşlarımız artık boylarını ırk bilmekte ve basit dil ayrılıkları büyük derecede artırılmış olarak, yaşlılar Türklük bilincine sahip olsa da gençler Russever olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Buradaki dinî inanç da çoğunlukla İslâmiyet olmakla beraber özellikle Kazakistan'da -belki de Rus nüfusundan kaynaklı- Hıristiyan bir kesim de bulunmaktadır. Yani bizim tarafta bir miktar bulmaya çalıştığımız ortak payda burada, iyice bulunması güç bir hâl alıyor.
Şimdi, şöyle bir genel olarak bakarsak Karahanlılar'a kadar bazen dağınık bazen de birleşmiş olarak fakat Türk-çe bir yaşam sürüyorduk. Fakat dinler ve bir kısmımızın Batı arzusu (Elbette sırf zevk için değildi, koşullar da gerektirdi.)bizleri ayrı duruma getirdi. Peki, şimdi de geçmişte de Türk olmamıza rağmen geçmişte bizi bir arada tutan şey neydi? Elbette ki ülkü. Türk milleti olarak geçmişte, Kağan'a verilen "Milleti birleştirmek" gayesi ile hareket ederdik -ki Turancılıktır- ve ırkımızı üstün görürdük -ki ırkçılıktır-. İşte bizler bu ülküyle var olduk. Fakat dinler bizi kendi ülkülerine bağlayıp bizim ayrı düşmemize sebep olmuştur. En acı örnektir ki Osmanlı'nın en güçlü zamanlarında Asya'daki kandaşlarımızla birleşmek yerine Arap çölüne gidip bir de dinciliği daha da harlayacak olan hilafeti getirdik. Ve farklı ülkülere bağlanmakla Turancı-Irkçı olmayı bir kenara ittik hattâ yanlış olduğuna inandık. Neyse ki 20.yy'ın savaşla dolu başında büyük Türkçüler çıkmış ve pek çok büyük iş yapıp davayı canlandırmışlardır. Herhalde en büyüğü de etnik unsurlardan çoğunlukla arınarak kurulan T.C.'dir. Ama ne yazık ki bu devletin vatandaşları olan bizler de saçma sapan fikirlerle bölündük ve devlet de Türkçü kimliğini yitirdi. Ama gene de en çok Türkçünün bulunduğu memleket burası olabilir. Gerçi Azerbaycan vatandaşlarının milliyetçiliğinin de bizi geçer derecede olduğunu söylemek lâzım.
Ahvalimiz ortada, peki nasıl düzelecek bu durum? Öncelikle gerçekçi olmalıyız ve pat diye bir toprak birliği ve siyasi birlik sağlanabileceğini düşünmemeliyiz. Ama bununla beraber siyasi hareketler de var mı? Var elbette. Türk Konseyi'ne yaramıza merhem desek de sadece dört Türk devletinin katılmış olması son derece büyük bir eksikliktir. Buna benzer büyük çaplı birkaç organizasyon da mevcut fakat hem bunların sayısını hem de etkinliğini artırmalıyız. Ancak direkt siyasi bir girişim pek de kayda değer bir sonuç vermeyecektir. Bu nedenle önceliğimiz kültürel bir birlik olmalıdır. Yani bir kere boyculuk, dincilik ve maddecilik fikirlerini zihinlerden temizlemeliyiz ki Türkçü harekete sağlam bir zemin oluşsun. Bunun için de en büyük aracın eğitim olduğu kesinlikle yadsınamaz. En başta MEB Türkçü fikre sahip olmalıdır. Aslında buradan yol alarak çizilecek çok güzel bir rotam vardı fakat MEB iktidara, iktidarlık siyasete, siyaset de koca bir yalana bağlıdır. Yani Türkçü MEB fikri, olası iktidarların hiçbiriyle gerçekleşemez. Bu yüzden farklı bir yol izlemeliyiz.
Fikrimce bu yolun başı eğitim fakülteleridir. Canla başla çalışıp her Türk öğretmen adayını Türkçülüğü öğrenmiş ve öğretecek şekilde mezun etmeliyiz. Bu da zaten fakültelere konferans verecek ilçe ekipleriyle mümkündür. İşte bu başarılırsa ve tüm Türk coğrafyalarında da aynı şekilde işlerse dev bir adım olur. Bununla, okuyan kesimi hedef aldığımız gibi okulunu bitirmiş kesim için de "millet eğitimi" faaliyetleri olacaktır. Bu da Türk devletlerindeki Türkçü kuruluşların birleşip tek bir vücud olmasıyla bu kuruluşların üyeleri tarafından millete verilecek mahalle mahalle eğitim sayesinde gerçekleşecektir. Ve Türkçülük millete hakim oldukça elbette ki Türkçü yönetim istenir. Zaman alacak belki ama şimdi siyasetle alâkamız olmasa da o vakit biz de siyasete gireceğiz ve zaten Türkçü olan milletimizle iktidara geleceğiz ve Türkçü iktidarda tüm sistemler yenilenecek. Başladığı andan itibaren 50 yılı alabilecek bu program sonucu belki biz göremesek de evlatlarımız, kültürel ve fikirsel Türk birliğini görecektir. Türkçü yönetimin egemenliğinde çağı yakalayacak eğitim sistemiyle yükseleceğiz ve masaya yumruğunu vuran devletler olacağız. Ve artık gerisi birkaç sınırın ortadan kalkmasına, Altay'dan Tuna'ya Bişkek'te kabul edilmiş Turan bayrağının dalgalanmasına, Kağanlık sisteminin başa gelmesine ve düzenlenmiş Türk töresinin yürürlüğe girmesine kalacaktır.
Bir de devleti olmayan kandaşlarımız var. Bu meseleye dava programının başından itibaren özen gösterilecek ve Türk öğretmenler o memleketlere gidip fikren onları bize bağlayacaktır. Siyasi birlik esnasında da hiçbir şart kabul edilmeksizin, gerekirse savaşarak kandaşlarımızı da vatanımıza aldıracağız elbette.
Bu yolda birileri ve hattâ çokları bize engel olmaya çalışacaktır. Tek yapmamız gereken esamelerini okutturmamaktır. Çünkü biz Türk için ölmeye, öldürmeye hazırız!

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Tanrı Dağları'ndan bir rüzgâr eser..
Eser de bağrıma, hüznümü keser..
Tunga Bey
APTAL OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 667



« Yanıtla #7 : 05 Temmuz 2020, 22:17:22 »

NASIL BİR TURAN DÜŞÜNÜYORUZ?

Öncelikle Turan tek bir devlet mi olacak, devletler arası bir birlik mi olacak, bu konudaki tasarılarımızı netleştirmeliyiz.
Tek bir devlet ve tek bir yönetim düşüncesi, bir hayalden öteye gitmez ve gerçekleştirilebilir değildir.
Turan'ı tüm Türk devletlerinin tek bir devlet olması ya da federasyonlar biçiminde bir imparatorluk olması gibi de düşünebiliriz..

Örnek olarak Avrupa Birliği gibi bir Türk Birliği çok daha gerçekçi bir hedeftir. Böyle bir birlik öncelikle nato gibi savunma birliği biçiminde oluşturulmalıdır. Geçmişten bu yana Türkler olarak bizim yitirdiğimiz en önemli şey savunma gücümüzdür. Savunma gücü olmayınca dış saldırılar karşısında yenilgilerle bugünkü kötü durumlara düştük.

Bütün bunları değiştirebilmemiz için bize gereken en öncelikli iş savunma gücüdür. Bunu da Türk devletlerinin birliği ile sağlayacağız. unutmayalım: BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU!
Bu nedenle AB örneği gibi bir devletler birliği olarak düşünmeliyiz. Ancak AB'ye göre daha sıkı bağları ve dayanışması olan, tek bir ulus olmanın bilinciyle yürekten bir bağlılığın olduğu sağlam bir birlik oluşacaktır.

TURANA AŞAMALI İLERLEYİŞ, İLK ADIM: OĞUZ-TÜRKMEN BİRLİĞİ

Bilge Atsız Atamız bir yazısında der ki: "Azerbaycan, Türkiye'yi kuran Türkler'in ilk yığınak bölgesiydi. Anadolu, Irak ve Suriye buradan ilerlemek suretiyle ele geçirilmişti. On üçüncü Yüzyılda Horasan'dan Akdeniz'e kadar uzanmış Büyük Türkiye'yi idare eden İlhanlılar'ın merkezî bölgesi Azerbaycan'dı. Yani bir bakıma Türkiye bugün eski başkentini kaybetmiş bîr devlet gibidir. Kuzeyi Rus, güneyi Acem elinde kalmış olan Azerbaycan bugün de Türk'tür." Atsız Atamızın söz ettiği Kuzeydeki Azerbaycan günümüzde bağımsız durumda, ancak güneyi halen İran işgali altında. Güney Azerbaycan'ın da kurtarılması Türklüğün ilk hedeflerinden biri olmalıdır.
Oğuz- Türkmenler tarihsel olarak tek bir devlet geçmişini paylaşan günümüzde ayrı düşmüş ülkelerdir. Türk'ün kıpçak alt boyunun kullandığı dil farklı lehçelere bölünmüşken, Oğuz Türkçesi her yerde anlaşılabilen ortak bir dil yapısını korumuştur. Coğrafi komşuluk ilişkisi de bir bütünlük oluşturmaktadır. Türkiye Kuzey ve Güney Azerbaycan ve Türkmenistan arasında gerçekleşmesi tasarlanan bu Oğuz birliği daha kolay olacaktır, ve daha sonraki bir aşama olan Turan birliğinin çekirdeğini oluşturacaktır.

UMUT VERİCİ GELİŞMELER

"Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi" (Türk Keneşi) Turan çalışmaları adına iyi bir örnektir. Bu konseyin adı için Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in "Türk dilli devletler demeyelim, Türk Devletleri diyelim!.."  biçiminde anlamlı bir çağrısı da olmuştu.
Türk Toyu adındaki sanal ağ sitesi Türkçe lehçelerinde yazılar yayınlayan bir Türk kültürü bilgi kaynağı olarak iyi bir örnektir.
Turan kupası adında bir futbol turnuvasının düzenlenmesi Türk ulusunu birleştirmek adına iyi bir spor organizasyonu örneği olarak gündeme gelmiştir. Macaristan'da Hun Türk kurultayının ve şenliklerin yapılarak bir ölçüde karışmış olan bir batı toplumu olan Macarların bile Türk kökenlerini yaşatma girişimi çarpıcı ve umutları diriltici gelişmelerdir.
TRT Avaz kanalı (yetersiz içeriğine karşın) yararlıdır. Uydu üzerinden yayın yapan TMB (Turkish Music Box) adlı kanal, Türk ülkelerinden karma liste biçiminde video müzik klipleri yayınlayarak Türk birliğinin kültürel altyapısına katkı vermektedir.

TURAN BİRLİĞİ NEDEN MANTIKLIDIR?
Türk devletlerinin birliğinin sağlanması için ortak bir yön olarak soy birliği vardır. Bu yalnızca çıkara dayalı birliktelik değildir. Bu anne-baba bir olan öz kardeşlerin arasındaki bağlılık ve birliktelik gibidir.
Ege denizinden Çin'e uzanan geniş yeryüzü parçasında büyük bir devlet ya da devletler birliği oluşturmaya en yakın aday olarak, tek ve bütünlüklü bir toplum olan Türkler var. Bu yapısal bir gerçektir ve istediğimiz birlik çok yakın bir çağda gerçekleşecektir.

TURAN ÜLKELERİNDEKİ BİLİNÇSİZLİĞİ AŞMAK

Bugün öyle bir çağda yaşıyoruz ki Türk ellerinin hemen hepsinde mankurtlar çoğunluktadır. Özellike Türkiye'de
Türklük bilincinin tarih boyunca geçirdiği en düşük düzeye indiğini üzülerek gözlemliyoruz. Bununla birlikte diğer Türk yurtlarında da
Türklüğün pek parlak bir çağında olduğu söylenemez.

Bazı Türk ülkelerinde Türk kimliğinin unutulduğu, Türk dilinin aşındırıldığı, kimi yerlerde asimilasyona varan kimlik bunalımlarının olduğunu gözlemliyoruz, ne yazık ki. Bunların hepsi ülkümüz için birer engel olarak görünse de Türkçü mücadelemizde bizleri hırslandıran ve daha sıkı çalışmaya yönelten tetikleyiciler olmalıdır. Turan ülkelerindeki Türk ulusal bilinci sorunu Türkiye için de geçerlidir. Bu nedenle sorunlara takılı kalıp Turan'ın gerçekleşmesi zor bir ülkü olduğu düşüncesine kapılmak doğru değildir.
Bugünkü koşulların olumsuzluğu düşünüldüğünde önce Türkiye'de sağlam bir Türkçü yönetim kurmak ve sonra da büyük Türk Birliği
 ülküsünü gerçekleştirmek ne yazık ki zor gibi görünmektedir.
Türk tarihi bize gösteriyor ki yeterli çaba ve özveri gösterildiğinde, gerekli kan bedeli ödendiğinde ve millet bu ülküye inandırıldığında
olamaz gibi görünen düşler gerçek olmuştur.

TURAN ÜLKELERİNDEKİ ACI TABLO
Kırım, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan, Kerkük-Musul bütünüyle işgal altında. Güney Kıbrıs'ı yitirdik, Kuzey Kıbrıs bilekimi zaman tehlikeye düşüyor. Türkiye gibi resmiyette egemen olduğumuz toprakların bir bölümü ise fiilen iç yabancıların istilası altındadır.

AFGANLARA BİLE TUTSAK DURUMDAYIZ !
Afganistan'ı haritada kuzey ve güney olarak tam ortadan ikiye ayırdığınızda kuzeyde kalan bölge bütünüyle Türklerin yaşadığı ancak ne yazık ki bağımsız olmadığı bölgedir. Adı Güney Türkistan'dır. Türkler nice uzun zamandır burada ilkel Afganların egemenliğinde yaşıyorlar. Afganlar dinsel yozlaşmanın ve şiddetin içinde medeniyetsiz yaşam süren ilkel bir halktır. Üstün ve soylu Türklerin afgan egemenliğinde kalması kabul edilemez. Güney Türkistan Türkleri de bir gün elbet kendi devletlerini kuracaklar ve biz de bu yolda onlara yardımcı olacağız.

ÜLKÜ YOLUNDA NELER YAPILMALI

Çağın teknoloji koşullarına uyum sağlayabilmiş bir Türk ordusu ve savunma gücü olmazsa olmaz bir koşuldur. Bir başka konu ise,
yaygın eğitim sistemini, sanatı ve iletişim araçlarını kullanarak tüm ulusun özgün Türk
kimliğine ve kişiliğine yeniden bürünmesi sağlanmalıdır. Bu gelişmelerin yöntemi ise  bilim ve eğitimdir ve ayrıca iletişim teknolojisi
aracılığıyla bilinçlenme ve aydınlanmadır.

TÜRKÇÜLERİN YÖNETİME GELMESİ İÇİN

Türkçülerin yönetime gelebilmesi için öncelikle eğitim ve bilgilenme gerekir. Devlet yönetimi için kadro gerekir. Bunun için yüz binlerce yetişmiş, donanımlı kişiden oluşan büyük bir kadro olmalıdır. Milletvekilleri, valiler, kaymakamlar, emniyet amirleri-müdürleri, subaylar, büyükelçiler, konsoloslar, öğretim üyeleri,  hukukçular, bakanlıkların il ve ilçe düzeyindeki yöneticileri(il sağlık müdürü, ilçe milli eğitim müdürü v.b.), gazeteciler, sanatçılar...
Bütün bunlardan oluşan eğitimli, bilinçli, zeki, adam gibi adam, dürüst, vicdanlı, kandaşına aşık, düşmanına kinli yüzbinlerce Türkçüden oluşan büyük kadro gerekiyor. Bütün Türk ülkelerinde böyle kadroları kurabilirsek Turan'a giden yol açılacaktır.

TÜRKÇÜLÜĞÜN YAYGINLAŞMASI
Türkçülük öncelikle yaygınlaşmak zorundadır. Türkçülerin kendi aydınlar sınıfı oluşması gerekiyor; geniş bir sanatçı, yazar topluluğu ortaya çıkmalı; tv ve gazeteler başta olmak üzere etkili yayın organları olmalı; hukukçu, mühendis, doktor, akademisyen, öğretmen v.b. türlü mesleklerden eğitimli bir kitle tabanı yetişmeli.

TURAN BİRLİĞİNDEN ÖNCE TÜRKÇÜLER ARASI BİRLİK
Türkçüler yeterince kurumlaşmıyor ve bir büyük kurumun içinde birleşmiyorlar. Genellikle küçük dernekler kuruluyor, yalnızca tek bir ilde olan tek bir şubesi olan ve üye sayısı az olan dernekler var. Bunların küçük olma nedeni Türkçülerin sayıca az olması değil. Kendi aralarındaki görüş ve yöntem ve davranış farkları var. Bir de bazı kişiler kapsayıcı bir davranış göstermiyor.  Benim dediğim olacak diyor. Buyurgan davranıyor. Bu gibi sorunların aşılması gerek. Türkçülüğün temel ilkelerine uymak koşuluyla bütün Türkçüleri kapsayan ayrıntılara takılmayan aklı başında bir önder ve onun kadar akıllı olan çekirdek kurucu kadro olursa bütün Türkçüler aynı çatıda toplanır. Çok güçlü bir birlik oluşabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.259 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.