Yeni Türk Dış Politikası: İsrail ve Rusya ile ‘Barış’
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 18:53:13


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni Türk Dış Politikası: İsrail ve Rusya ile ‘Barış’  (Okunma Sayısı 1551 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tolga Akgöz
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 661


Kinimizin şiddetiyle gebereceksiniz!


« : 28 Haziran 2016, 21:53:28 »

  Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi anlaşmasına iki ülkede muhtaç durumdaydı. Görüşmeler Rus uçağının düşürülmesinden önce başlamıştı. İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkeler daha öncede sıkça bahsedildiği gibi Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz keşifleri ve sonrasındaki ittifak derecesindeki anlaşmalarla Türkiye’yi saf dışı bırakmıştı. Çünkü Mısır ve İsrail’le son 6 yıl, Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile de malum yılardır ‘düşman’ durumdayız.

Sadece İsrail, Doğu Akdeniz’de 2013 yılında 950 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulmuştu. Şuan bu gazı çıkarıyor ve Türkiye’nin yıllık ortalama doğalgaz ihtiyacı 50 milyar metreküp civarı. Yani İsrail’in gaz rezervi Türkiye’nin ihtiyacının 20 katı civarında. Mısır’ın da kendi münhasır ekonomik bölgesinde bulduğu doğal gaz miktarı İsrail’e yakın seviyede ve Kıbrıs adasının güneyinde bulunan rezerv ise 147 milyar metreküp. Doğu Akdeniz’e kıyıdaş olan diğer iki ülkede Suriye ve Lübnan. Bu ülkelerde ilerde buradaki haklarını isteyecek.

İşte Rusya’nın Suriye konusundaki desteğinin arkasında rejimi ve sıcak denizlerdeki tek askeri üssünü (Suriye’deki) korumakla birlikte, buradaki keşifler sonucu Suriye’nin payından pay sahibi olmak yatıyor. Aynı şekilde Akdeniz’de bu sayede askeri varlığını arttırıyor. Doğu Akdeniz’de saydığımız ülkelerin hangisiyle düşman değiliz acaba? Peki burada tüm gaz yataklarının birbirlerine girmesi ve işbirliği olmadan paylaşılması zorken, bu gazlar nasıl kullanılacak? İsrail doğalgazın %80’ini dış pazarlara satmayı düşünüyorken bunu nasıl yapacak?

Doğalgazı Türkiye pazarı ve Türkiye üzerinden boru hattıyla Avrupa’ya ulaştırılmasını düşünen İsrail’in pek bir alternatifi yok çünkü diğer alternatifler (sıvılaştırma, Kıbrıs) ya çok masraflı olacak ya da güvenlik sıkıntısı oluşturacak. İsrail barışı ile Doğu Akdeniz’deki düşman ittifakının kırılması ve hak iddiasının nesnel bir şekilde yürümesi gerçekleşecek. Böylece dolaylı olarak Avrupa’nın Rus gazına muhtaçlığı hafifleyecek. Tıpkı Azerbaycan ile Türkiye arasındaki TANAP projesinde olduğu gibi.

Normalleşme Suriye ve Irak’taki PKK ve Kürt Devleti varlığını her daim destekleyen İsrail’e karşı Türkiye’nin reel anlamda söz söyleme hakkını doğuracak. Normalleşme yine dolaylı olarak Türkiye-ABD ilişkilerini olumlu anlamda etkileyecek ve bu durum Suriye’deki PYD varlığında Türkiye’ye söz hakkı verecek. Dış politika ve ülke çıkarları açısından daha nice böyle olumlu örneklerle karşılaşmamız muhtemel.

Gazze ne kazanacak?

10 yıldır süren ambargo ve abluka, belki bir on yıl, belki de daha uzun sürecek. Yine öyle olacak ki, daha önceden İsrail’in ablukayı kaldırmayacağını facebook sayfasında söylemiştim. Çünkü bu onların en önemli devlet politikası. İşgal, talan…

Gazze Türkiye’den gelen yardım ve altyapı desteğiyle tünellere daha az muhtaç olacak. Gazze ablukası kalkmayacak, sadece Türkiye için yumuşatılacak.

İsrail’in zalimliğini ve iskan politikalarını dünya görmüyor diye, Gazze’deki zulüm İsrail’e düşman olarak devam edemez. Türkiye halkının işgalci İsrail’i düşman görmesi yanlış değil, olması gereken insani bir durum. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İsrail’i düşman olarak görmesi kime yarar? Filistin’e bu güne kadar ne faydası oldu? Ne faydası olacak?

Düz mantık ile bir örnek vermek istiyorum:

Sorunlu olduğun bir komşunun evinde her gün kavga varsa karışamazsın. Polisi ararsın. Polis görevini yapmazsa, gider konuşursun. Komşuyla aran kötü, neredeyse düşmansınız. O sizi dinler mi? Dinlemez. Ama o komşuyla ilişkilerin iyiyse, komşun ne kadar zalim ve gaddar biri bile olsa zalimliğini azaltabilir, kavgalar yumuşar, belki de bazı konuları bitirebilirsin. İşte bu örnekte komşuların yerine devletleri koyun. Polisin yerine de BM yada uluslararası toplumu koyun. Türk halkı İsrail’i sevmeyecek, lanetleyecek, beddua edecek. Filistin’e de dua edecek. Ama boş boş lanetle Filistinlilere fayda sağlar mı onu da düşünecek?

Rusya ile Düzeltilmeye Çalışılan İlişkiler


Rus uçağının düşürülmesinden bugüne Rusya ile ilişkiler ‘düşman’ boyutunda ilerledi. Bir süper gücün haklı da olsan uçağını düşürmek, uluslararası toplumda bu ülkenin itibarını zedeleme anlamını taşır. 2008 Gürcistan’daki savaşta bile, savaş halinde olunmasına rağmen, Rus uçağının Gürcistan tarafından düşürülmesi büyük bir olay olmuşken, barış halinde bir askeri uçağın düşürülmesi ne anlam ifade eder siz düşünün? (Rus uçağı düştükten sonra konuyu yasal olarak hakkımız olmasına rağmen savunmadık/savunamadık)

Rusya’nın üç talebi: “Özür, Sorumluların cezalandırılması ve Tazminat”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’e gönderdiği mektupta ‘özür/üzüntü/’ şeklinde bir açıklama yaptığı kesinleşti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ‘özür’ değil ‘üzüntü duyduk, kusura bakmayın’ dedik diyor. Rus medyası ve Rus yetkililer ‘özür’ diyor. Bu gelişmelerde iki ülke halkını tatmin etmesi için yapılan açıklamalara benziyor. Ayrıca Erdoğan Putin’e bu mektubu göndermeden önce, belli ki görüşülmüş ve bazı konularda iki tarafın da tatmin edilmesi düşünülmüş.

SONUÇ


Başbakan Yıldırım Rusya ve İsrail’le barış yolunu seçerken, düşman ülke kalmayacak açıklamasında bulunmuştu. Aslında bu açıklama herkesin dile getirdiği gibi diğer ‘düşman’ ülkelerle de ilişkilerin düzeltilebileceğini bizlere gösteriyor. (Mısır, Suriye vb.) Türkiye dış politikasındaki bu manevrayla birlikte hem ‘düşman’ ülke sayısını azaltma, hemde başarısı tescillenen ancak kısa süren ”Komşularla Sıfır Sorun Politikası”na tekrar dönüş yapma sinyalleri veriyor.

Türkiye’nin Arap Baharı sonrasında ambiyane tabiriyle ‘asarım-keserim’ ve duygusal işleyen dış politikası, sil baştan bir politikayla realist temellere dayanarak yenileniyor. Tabi ki bu durum bizlere hükümetin dış politikasının neredeyse baştan aşağıya çöktüğünü gösteriyor. Hükümet radikal ve fevri verilen kararla işleyen dış politikanın ceremesini ülke olarak bizlere çektirse de, bu yanlıştan dönüyor. Dış politikanın iyi gitmediğini ise en somut örnek olarak da Erdoğan’ın bu mektubu bizlere gösteriyor. Anlayamadığım nokta, çok kötü ve tehlikeli ilerlediği için sürekli eleştirdiğimiz dış politikanın değiştirilmesi, bir nevi düzeltilmeye çalışılması, neden eleştiriliyor? Eleştiriler niye bu kadar beklediniz tepkisi ise doğru. Ama onun dışındaki eleştirileri gerçekçi ve akıllıca bulmuyorum.

Türkiye’nin Rusya ve İsrail politikası, bununla birlikte başka sorunlu olduğumuz ülkelerle olması muhtemel diplomatik görüşmeleri dış politikanın çöktüğünü netleştiriyor. Bu bizlere prestij kaybettiriyor, uluslararası toplumda Türkiye açısından güvensizlik damgasına sebep olabiliyor. Ancak politikanın çökmesi politikanın doğru olduğunu göstermez. Uluslararası ilişkilerde değişen koşullar her daim göz önünde bulundurulacak ki, öyle olduğu bariz ortada.

Biz vatandaşlar olarak duygusal bakarız, gelişmeleri içten yorumlarız. İsrail konusunda da böyle yapıyoruz. Çünkü Filistin davası tüm Müslümanlar olarak bizlerin hassas noktası. Ama uluslararası ilişkileri böyle yorumlamanın pek faydası yok. Dış politikanın dini, dili ve ırkı olmaz. Pragmatist ve ülke çıkarlarını düşünmesi gereken Türk dış politikası sonunda doğru olanı yapıyor. Bu politikalarda değişiklikler olmasaydı Türkiye için daha kötü olacaktı. Hükümetin duygusal dış politikasından kurtulması ve ülkeyi daha kötü durumlara sokmaması dileğiyle..


Stratejik Ortak
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Vatan, bize kılıcımızın ekmeğidir.
Dengizik Beg
Kun Yabgusu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 50


Türk.


« Yanıtla #1 : 21 Temmuz 2016, 20:32:15 »

Paylaşımın için teşekkürler soydaş.
Devlet yönetiminin duygusal ve anlık düşüncelerle hareket ederek olmayacağının artık anlaşıldığını düşünüyorum. Uzun vade hasaplarıyla Makyavelist  ve Pragmatist davranarak hareket etseydik, ülke bu zorlukları çekmezdi. En önemlisi de uluslararası platformlarda saygınlığımız düşmezdi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.