Üstün Irk Nedir? Türkler Üstün Irk mıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 05:26:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Üstün Irk Nedir? Türkler Üstün Irk mıdır?  (Okunma Sayısı 1146 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« : 05 Eylül 2017, 17:21:23 »

Üstün Irk Nedir? Türkler Üstün Irk mıdır?

"Bugün, üstün ırktan doğmuş olmayı hak edecek ne yaptın?"

Üstünlük oldukça geçici bir kavramdır. Bir zamanlar dünyada en üstün türler dinozor ırklarıydı. Tüm dünyayı sürüngenler domine ediyordu. Fakat bugün dinozorların torunlarına baktığımızda tavuk ve diğer kuş türlerinden başka bir şey göremiyoruz. Eğer üstünlük tarihden gelen bir şey olsaydı dünyada yaşayan en üstün tür tavuk türü olacaktı.

Aslında tavukların üstün bir türe mensup olduğu doğrudur. Ama ne bakımından? Tabiki tat bakımından. Tavuklar diğer kuş türlerine göre eti tat ve besleyicilik bakımından daha üstün olduğundan insanlar tarafından yemek için seçilmiş ve evcilleştilmiş. Her hayvan türünün ve ırkının tek bir amacı vardır o da türünü, ırkını, soyunun varlığını garanti altına almaktır. İnsanlar en çok çiftlik hayvanları ve tarlada yetiştirdiği bitkilerin bakımını yaptığı için onları yesede, bu türlerin varlığını garanti altına almıştır. Yemek için bile bir hayvanı ve bitkiyi seçerken bile hep en sağlıklı, en temiz, en taze olanı seçmez miyiz?

Bir hayvan beslenmek ve üremek için mücadele eder. İnsan ise beslenmek, üremek, bilmek ve güç sahibi olmak için mücadele eder. Günümüzde güç = paradır. Ancak parasal güç saf güç değildir. Para tek otorite değildir.

Öncelikle ırk diye bir şey vardır ve bu ırkların sosyolojik yapısı vardır. Irkların gelişmişlik seviyesine göre birbirinden üstünlüğü vardır.

Türklerin bilinen tarihdeki ilk ırklardan olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla sözlük anlamı olarak en asil ırklardan biri olduğu sayılabilir. Ancak dünya üzerinde en asil ve üstün ırk yoktur, Türk' de neyse odur. yüceltmeye, doğuştan sahip olunan bir özelliği kutsallaştırmaya gerek yoktur. Bir birey bizzat kendi başardığı şeylerle övünmeli .birkaç tesadüfi gen vesilesiyle kendisine övünç addetmemeli.

Gençliğe Hitabe bile "Ey, Türk gençliği!" diye başlar, "damarlarındaki asil kanda mevcuttur" diye biter! bu, ırkçı bir yaklaşım değil de nedir?

Ancak hayatta bir şey başarabileceğine inanmayanlar tesadüflerle övünürler. milliyet , din , erkek olmak , uzun boylu olmak , güzel olmak, loto kazanmak gibi.

Eğer Türkler biyolojik olarak üstün ırk olsaydı damarlarında farklı bir kan grubu taşıyor olması gerekirdi.

Türkler bozkurt soyundan geliyor olsaydı bugün tüm insanlardan farklı görünürdük ve pençelerimiz olurdu.

"Bugün, üstün ırktan doğmuş olmayı hak edecek ne yaptın?"

Binlerce yıldır savaş sanatının, tabiri caizse raconunu kesenler hep Türkler olmuştur. Çok eskiden atlarımız üstün bir toplumdu Türk'ün adı bile korku yaratıyordu şimdi sadece yabancılar Türklerin yaşadığı Turkey hindi mi Türk mü tartışması yapıyor. Basit bir arap ortadoğu ülkesi olarak görüyor. Dışarıya verdiğimiz bütün imaj arap oryantalizminden ibaret.

Çok zeki ırkçılar olduğu gibi çok gerizekalı olanları da vardır.

Günümüzde Türkçülük kendinde keramet bulamayanların ırkını yüceltip, beyhude bir özgüven kazanma çabasından başka bir şey değildir.

Dünyanın hiç bir ülkesinde safkan bir ırk bulmak mümkün değildir. Özelliklede Türkiye gibi coğrafi konum itibarı ile geçişli ve çoklu kültürel özellikler barındıran bölgelerde. Hitler bile bu konuda çok zorlanmıştır.

Irkınızı üstünleştirmek için çalışın ama ırkınızla gurur duymayı bırakın artık. Derhal kendinize gurur duyacak başka bir vasıf bulun.

Salt olarak üstün ırk yoktur. her ırkın diğerlerine göre üstün özellikleri vardır. Üstünlük kavramı, göreceli bir kavram olduğu için; ve, bu değerlendirmeye girişen insanların, basit "insan psikolojisi" ile hareket ettikleri için, herkese göre kendi ırkı olacaktır. Olaya daha da bilimsel açıdan bakılırsa, ekstrem doğa koşullarında yaşamaya alışmış (Eskimolar, Zenciler, Kuzey Asyalılar vs.) ırkların, diğerlerine üstün geleceği, su götürmez bir gerçektir. İnsanlık tarihinde; bilim ve sanat kavramları, hayatta kalma çabasından çok daha sonra sahneye çıktıkları için, IQ ve EQ olarak diğerlerinden üstün ırklar, bundan birkaç bin yıl sonra ortaya çıkacaklardır.

Çünkü üstünlük geçici bir kavramdır. Asıl marifet ve asıl üstünlük, üstünlüğü muhafaza etmektir. Üstün ırk düşüncesi bireyleri tembelliğe itiyor. Ben nasıl olsa üstün bir ırkın mensubuyum diyerek yan gelip yatıyor, o piknik senin bu piknik benim cirit atıyorlar.

Irkının "asil"liğine ve üstünlüğüne en ufak bir katkıda bulunmadığın, halde ben Türk'üm diye övünüyorsan sen beş para etmez bir adamın tekisin. Günümüzdeki Türkçülük Tarihte ırkınca yapılanları sanki kendisi yapmış gibi gösterdiğinin bugün medeni çağdaşları ile tek ortak yanı yaşadığı zaman olan fakat aslında düşünce yapısı bakımından onlardan oldukça geride olduğunun az çok bilincine varmış fakat tüm bu durumları tersine çevirmek yerine başka ırkları bu durumdan sorumlu tutup aşağılayan ve bu sebeple aşağılık kompleksine sahip bir modern ruh hastasılığıdır.

Oysa 1945'li yıllardaki Irkçılık-Turancılık davasından hüküm verilen adeta bir suçlu, bir vatan hainiymişcesine ağır işkenceler görmüş, tabutluklarda dayanılmaz zamanlar geçiren Türkçüler kadar bile davanız için ne yaptınız? Bu kendilerine Türkçü diyenlerin davranış özellikleri, adeta bir futbol takımının fanatik taraftarına benzer.

Atatürk "Ne mutlu Türküm diyene", "Türk mileti çalışkandır, Türk milleti zekidir" gibi söylemleri söylerken aslında gördüğü Türk milletinden bahsetmiyordu. Kurmak istediği Türk milletinden bahsediyordu. Atatürk gaz pompası değildir. Söylediği sözleri gaz vermek için söylememiştir. İnandığı için söylemiştir.

"Bugün, üstün ırktan doğmuş olmayı hak edecek ne yaptın?"

Kişiler ırkçı olmamalı, devlet ırkçı olmalı. Irkımızı üstünleştirmek için doğada yaşayan hayvanları örnek alsak bile yeter. Şöyle ki insanlar, seceresi belli özel ırk bir köpeğin başka ırk köpekle veya sokak köpeğiyle çiftleşmesini istemez çünkü genler bozulur. Aynı hassasiyet safkan yarış atları için de gösterilir. Ama kendi hayvanları hakkında bu kadar hassas davranan ırkçı olmayan insanlar, çiftleşirken aynı hassiyeti kendileri için göstermezler. Bu bakımdan ırkçıların hayvanları baz aldığını söyleyebiliriz.

Çünkü ırkçılık politik bir mevzu değil, biyo-politik bir meseledir.

- Üstün Görüş Sayfasından Alıntıdır
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TÜRKÇÜGÖKHAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 352


%100 Türk!


« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2017, 19:07:29 »

Her ülkenin milliyetçileri, bu tür şovenist düşüncelere kapılırlar. Fakat gerçekten de üstün ırk mıdırlar?Yoksa kendilerini mi kandırıyorlar ? Bunu anlamanın en iyi yolu tarihi gözlemlerde bulunmaktır.

Kıçını dahi yıkamayı bilmeyen Cermenler 19. yüzyılın sonralarında, kendilerini üstün ırkın temsilcisi görürler ve o yıllarda üstün ırk ideolojisinin temelini atarlar. İddaaları elbette gülünç. Çünkü, yeryüzünde tek üstün insan cemiyeti var. O da biziz, yani Türklerdir.

Bizim için üstün insan; biyolojik,sosyo-kültürel,tarihsel anlamları ifade eden bir bütündür.İnsan kavramından bahsederken amacım “hümanizm”i anlatmak değil.

Bizim için 'üst insan’ "üstün ırk" kavramıyla ilişkili olarak ele alınmalıdır. Hepimizin bir kabulu olarak “üstün ırk” bizim için Türk Irkını temsil eder. Irkımızdan yetişen, gücü ve kudretiyle acuna nam salan nice Bozkurt, zaten ırkımızın üstünlüğünü ispatlamaktadır. Üstün ırkı temsil eden birkaç üstün insandan bahsetmek gerekirse; bu  kişilerin hepsi döneminin “başbuğ”u olmuş,Türklük ülküsünü hayata geçirmiş,bazen “Kızılelma”yı işaret etmiş bazen de budununu düştüğü zor durumlardan kurtarmıştır.Tanrıkut Mete,Bilge Kağan,Atatürk vb..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
TÜRKÇÜGÖKHAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 352


%100 Türk!


« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2017, 19:28:36 »

Tabi birde ben üstün ırkım deyip kenara çekilmemeli insan. Irkını ebediyen üstün kılması için çok çalışmalı !!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 05 Eylül 2017, 19:41:20 »

Üstün ırk olma durumu kısa sürede teşekkül etmez. Kimse 50 yıl dünyaya hükmetti diye üstün olmaz. Şu an yahudilerin gücünü biliyoruz; fakat bunlar geçmişte neydi? Geçmişteki ezikliklerinin 2 katına çıkarlarsa onlara üstün deriz. Geçmişi unutup yaşamak sadece hayvanlara mahsustur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #4 : 06 Eylül 2017, 00:29:58 »

Üstünlük nedir? Örneğin, İngiltere kralı VIII. Henry'nin, İngiltere'deki yasa ve yargı düzeninin, yeniden düzenlemek amacı ile Türkiye'deki yasa ve yargı düzenini örnek alması ve Türkiye'deki yasa ve yargı düzeninin önemini yerinde görüp incelemek, bu modeli İngilte’ye taşımak görevi ile bir kurul görevlendirmesi, bu kurulun İstanbul'a gelip, yerinde adalet düzenini, adli düzeni, yasaları, yargı düzenini, mahkeme düzenini, yerinde İstanbul’da inceleyerek İngiltere’ye dönmesidir. Ve bu heyetin kimlerden oluştuğu İngiliz belgeleri ile kanıtlanmıştır.

Bu heyetin başında Sir Peter Carew, John Kampernon ve diğer birkaç üyesi ile birlikte, bu heyetin yapısı bellidir. Avrupa’da 1500’lü yıllarda Rönesans ve Reform hareketlerinin başladığı dönemde, bu hareketlere ‘Avrupa’yı Avrupa yapan Rönesans ve Reformdur’ der, işte Avrupa’yı Avrupa yapan Rönesans ve Reformda Türk Damgası’nı ortaya koymuştur. Avrupa’yı Rönesans’a ve Reform’a davrandıran, devindirici gücün ‘Türk Korkusu’ olduğu, Türk yayılmasını önlemek üzere başvurdukları önlemlerden birinin adı, din öncesi yani Hıristiyanlık öncesi ataların imparatorluğuna dönüş, reformda da kilisenin bozmuş olduğu Hıristiyanlığın özgün kilise öncesi kaynağına dönmek olduğu bilinir.

Bu da Protestanlık vs. fakat tamamen Türk’e karşı konumlanma söz konusu ama yine VIII. Henry Türkiye’den yargı ve yasa ithal ettiği gibi, Elizabeth’de yani Henry’den sonraki yönetimler de I.Elizabeth’de Türkiye’den dokuma sanayinin sırlarını, bir görevli göndererek, dahası diplomat görünümlü ajan, Türkiye’deki dokuma sanayinin sırlarını ve dokuma boyacılığının, yün boyama sırları, hangi otlardan, hangi topraklardan, nerede yetişirse en ince ayrıntısına kadar bilgi kaçırmışlardır. Bununla da yetinmemişler, boyacı iki usta genç istemişlerdir. Genç olması önemli, İngiltere’de bunu yıllarca öğretebilsin diye. I.Elizabeth’in görevlendirdiği (ajan) kişilere verdiği 14 maddelik direktifler mevcut. Bundan başka matbaanın, ders kitaplarında yazılı olduğu gibi 1450’li yıllarda Almanya’da Gutenberg tarafından icat edildiği bilgisinin doğru olmadığını, çünkü matbaanın 800 ila 900’lü yıllar arasında Uygurlar tarafından tahta basma kalıp şeklinde uygulandığını, Çin’de ve Uygur’da uygulanan bu sistemin hareketli harflere dönüşmesi işinin otuz bine yakın ideogramdan oluşan Çin yazısına uygun olmayıp, ancak Uygurların bunu 14 harfli buluşu olabileceğini Alman Türkolog Annemarie von Gabain, Albert von Le Coq gibi yabancı bilginlerin araştırmaları ile ortaya konmuş bir buluş olduğunu kanıtlanmış. Gutenberg sadece geliştirmiş. İslâm öncesi eski Türklerin hukukta neler yaptığına bakarsak, Batı, ‘Türklerin uygarlığa hiçbir katkısı olmadığını, tersine nereye girdi ise yakıp, yıktığını ileri sürerek savaştı. Türkler uygarlık yıkıcısıdır, o nedenle bulundukları her yerde işgalci konumdadırlar, bulundukları her yerden atılmalı, geldikleri yere Asya bozkırlarına geri gönderilmeleri gerekir.’ sloganı ile Türkiye’yi işgal ettiler. Anti-Türkizm’in suçlaması uygar olmamaktır. Türkler uygar değildir. Yani buz dağının görünen yanı Türkler uygar değildir. Ama buz dağının altı, biz Türkleri dibine kadar nasıl kırarız? Nasıl yeryüzünden kazırız? Bütün yapılanların çığlığı, yani saldırı çığlığı. Batı Türklere saldıracağı zaman Türklerin uygar olmadığın haykırır. Atatürk, yabancı kaynaklara dayanarak Türklerin tarihte uygar bir millet olduğunu, bizzat Batılı ülkelerin en önemli akademisyenlerinin yayınlamış olduğu kitaplardan alıntılarla göstermiştir.

Batı'nın emperyalist, saldırgan davranışına cevap veren milli ruhtur. Nedir ki, I.Elizabeth'te de görüldüğü üzere gönderdiği görevliye, casusluğu emrederken, hem bizim bilmediğimiz uygarlığı al gel diyor, hem de uygar değilsiniz diyor. Al gel derken sessiz, uygar değilsiniz derken sesli. Pazırık civarında, Altay dağının eteğinde bir kazıda yıl İsa'dan önce 500 yılında, mezarda Bir Türk prensinin giysileri, İsa'dan önce 500 yıl, tunik, pelerin, çizme, başlık, ceket, pantalon altın işlemeli bugün gibi modern bir giysi, altın elbiseli adam, o tarihte Batılılar nasıl giyiniyormuş, bir kumaş sarılmış, ne dikiş var, Rusya'da Ermitaj müzesinde sergilenmektedir. Bu arkeolojik buluntunun Türk giysisi olduğu kanıtlanmış. Ceketi, pantalonu, giysiyi Türklerden almış Batılılardan söz ediyoruz. O bize dönüp, uygar değilsiniz diyor. Yine bir pazırık kazısında halı bulunmakta, bir kurgandan çıkan, yine Ermitaj müzesinde İranlılara ya da Ermenilere ait diyerek yanlış bilgilendirilmekte dünya. Buna itiraz eden Almaya'da Fuat Tekçe bu halının Türklere ait olduğunu kanıtlamak için bir kitap yazmış Pazırık adlı Altaylardan bir halının öyküsü diye, Kültür Bakanlığımız tarafından bu kitap yayınlanmış. Pazırık halısının Türklerde değil de İranlılara, Türklere değil de Ermenilere ait olduğu iddialarına muhteşem cevaplarla dolu bir kitap bu. O iddiaların tamamına cevap veren bir kitap. Fuat Tekçe'nin M.Ö. 500 - 600'lü yıllarda halı kullanıyor Türkler, Avrupalılar da Rönesansı gerçekleştirmeye çalışırken de masaya seriyorlar Türk halısını. Aradaki uygarlık farklı bu kadar açık. Bu kazıyı yapan Rudenko, 1950 - 60'lı yıllarda yayınlanan kitabı derhal İngilizceye çevirir, İngiltere'de de yayınlanır. Kazı bilimci, arkeolog Rudenko bütün o kazının nasıl yapıldığını, nereden nereye kazıldığını, kazı mevkiinin neresi olduğunu haritalar ile, çizimlerle ortaya koyuyor, kazı bulgularını ortaya koyuyor. Mezarın nasıl açıldığını ortaya koyuyor. Mezarda bulunan kemiklerinin vaziyetini çizimlerle ortaya koyuyor. Atı ile birlikte gömülmüş olduğunu ortaya koyuyor. Mezarda bir de tekerlekli araba çıkıyor. Gömlekler çıkıyor mezardan, çıkan bu gömlekleri Topkapı sarayında padişah gömlekleri olarak görebilirsiniz uslüp aynı, arada 1500 yıl var. Çorap çıkıyor, dövme yaptırmışlar vücutlarına, dövmelerde hayvan figürleri var. Sonra halı çıkıyor, bir de ayrıca kilim çıkıyor. Bu halı niçin Türklerin denmekte üzerinde At desenleri var. O atların kuyrukları bağlı. Halının üzerindeki sürekli tekrarlanan At figürü, aşağı yukarı 40'a yakın tekrarlanıyor. At kuyruğu bağlamak Türk damgasıdır ve yeleleri kesikse, Türkler savaşa giderken eğer zenginse ipek ile bağlar kuyruğunu ve yelelerini de keser, ok atarken önden ve arkadan engel olmasın diye. Kuyruğu düğümlü at gibi çalışır diye bir deyim var. Binlerce incelemede gerek Mısır gerek başka devletlerde at böyle kuyruğu bağlanmaz ya da yeleleri kesilmez. Bulunan halıdaki renklerin nasıl verildiğini, bu halının üretiminden yaklaşık bin yıl sonra İngiltere kraliçesi I. Elizabeth, Türkiye'ye casus göndererek öğrenmeye çalışmışsa, bu halı Türk halısıdır. Hunlarla ilgili İsa'dan sonra 460, Bizansın komşusu Atilla, gerek Doğu Roma ile gerek Batı Roma ile sürekli anlaşma halindeler. Uluslararası anlaşmalar yapılıyor yani, bunlardan bir tanesinde Bizans, Hun yazılı anlaşmaları söz konusu. Bir ülke içinde birey hukuku var, bireyin devletler hukuku var. devletin devletler hukuku var. Burada devletle devletin hukuku olduğu görülür. Bizans kaynaklarından Hun Bizans anlaşmaları mevcuttur. Maddeler şöyle - Kaçaklar derhal Hunlara iade edilecek. - Geçmiş vergiler karşılığında 6000 libre altın Hunlara ödenecek. - Hunlara ödenen senelik vergi, 2100 altına çıkarılacak. - Parasını ödemeden Romalıların ülkesine kaçmış olan her Romalı esir başına 12 altın ceza ödenecek ve bu ödenmediği takdirde esir sahibine iade edilecek. - Romalılar, Hun ülkesinden kendi tarafına kaçanları bir daha kabul etmeyecek. Yani mültecilerin geri verilmesi, siyasi iltica, muhaliflerin ilticasının geri verilmesi anlaşması maddede yer alıyor. Şimdi Hunlar uygar değil, öyle mi? Peki, Atilla'nın sarayına elçilikle gelen Bizans büyükelçisi Piriskusun elçilik raporunda Atilla'nın sarayında ve bulunduğu şehirde tanık olduğu olayları anlatırken Bizans'tan kaçıp, Hunlara iltica etmiş bir grec ile karşılaşıyor. Tabii şok geçiriyor, sen diyor niçin buradasın? - Ben buradayım diyor, burada daha rahat yaşıyorum. Anlat bakalım nasıl daha iyi? Ve Piriskusun raporunda şöyle yer alıyor: 'Arazi sahipleri savaştan sonra sakin bir hayat sürüyorlardı. Herkes kendi serveti ölçüsünde bir hayat geçirir ve kimseye yük olmazdı. Halbuki Romalılar harpte tamamı ile mahfolurlardı. Çünkü kurtuluşu başkalarından beklerlerdi. Efendileri de silah taşımalarına müsaade etmezdi. Silah taşıyanlar da kumandanların kötülüğünden bir türlü eski mevkilerini elde edemezlerdi. Sulhta ise, insanın hâli savaştan daha zordur. Çünkü vergileri çok ağır ve kötü insanların zulümleri fazladır. Güçlü olanın sözü geçer. Zira bütün bunlar kanunların herkese eşit olarak uygulanmaması doğar. Kanunlardan orada sadece zenginler istifade eder, kanuna aykırı davranan zengin, yaptığı suçun cezasını görmez. Fakir ise, hele o kişi hukuktan anlamıyorsa bu şekilde kanunlar onu daha fazla ezer. Malı mülkü elinden alındığı gibi hayati tehlikesi de söz konusu olur, Bizans'ta. Çünkü hakka ulaşmak sadece para ile olur. Avukat ve hakimlerin aldıkları paralar hiç de dengeli değildir. Kim çok para verirse mahkemeye dahi çıkmadan işini halledebilir. Bu ve buna benzer misaller anlattı bana.'

'Bizans'tan bu nedenle kaçtım, Hunlara' diyor. Bunu yazan da Bizans elçisi, orada tanık olduğu Grec'liye soruyor. Bu kötülüklerin hiç birisi Hunların yanına kaçmış, yani siyasi ilticada bulunmuş. Adalet mülkün temelidir. Adalet uygarlığın da temelidir. Dönemin Bizansı zengin bir ülke fakat kalkınmış ve zengin olmak da uygar olunmuyor, adalet olmadığından Hunlara kaçmış. Üstün ırk böyle olur.

Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler Baturgan

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.