Ülkedeki Kürtçülük İhanetine Karşı Devlete Çözüm Önerileri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 04:19:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ülkedeki Kürtçülük İhanetine Karşı Devlete Çözüm Önerileri  (Okunma Sayısı 4416 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« : 02 Nisan 2016, 18:39:53 »

Ülkedeki Kürtçülük İhanetine Karşı Devlete Çözüm Önerileri

TOPLU MAKALELER
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #1 : 02 Nisan 2016, 18:40:23 »

Ülkedeki Kürtçülük İhanetine Karşı “Devlet”in Tavrı

Hükûmetin Türkçemizdeki eski adı “Erk”tir. “Erk” güçlü ve kudretli anlamına gelmektedir. Bu demektir ki milletimiz hükûmetin güçlü ve kudretli olmasını isteyen bir bilince sahiptir. Bugün bu hükûmeti görebiliyor muyuz? Terör örgütleri ülkenin başkentinde, metropolünde bomba patlatıyor, toplu olarak mâsum vatandaşlar hayatını kaybediyor. Partiler, üniversiteler, gazeteler, dergiler, dernekler açıkça PKK propagandası yapıyor. Hükûmet bunlara karşı ne yapıyor? Bombalar engellenebiliyor mu? PKK propagandası yapan, binalarında terörist, silah barındıran partiler kapatıldı mı? Kürtçülük propagandasına izin veren rektörler görevden alındı mı? Günlük, haftalık “Özgür Kürdistan!” propagandası yapan gazetelerin, dergilerin yayımı yasaklandı mı? Hayır… Tüm bunlara izin veren devlete, “devlet” denebilir mi? Türkiye, “devlet” olabilme özelliğini Oslo görüşmeleriyle, “Çözüm süreci” adı verilen çözülme süreciyle, Dolmabahçe mutabakatıyla kaybetmiştir. Yâni, terörle pazarlığa oturarak.

Türk milleti, “terör örgütüyle görüşen şerefsizdir” ifadesinin asılsızlığının faturasını ödemeye devam ediyor. İktidar sahipleri Habur sınır kapısında davul-zurnayla karşıladığı PKK’lılara şimdi lanet okuyor, çözüm sürecinde yol arkadaşı olduğu HDP’yi PKK’nın siyasî kanadı olarak değerlendiriyor. Bir an durup kendi kendilerine düşünmüyorlar, “PKK, teröristse onlarla neden Oslo’da masaya oturdum?” “HDP onun siyasî kanadıysa neden Dolmabahçe’de HDP ile ortak bir mutabakatı kamuoyuna duyurdum?”. Düşünemezler. Milletten korkuyorlar. Acı bir şekilde hesap vermekten korkuyorlar.

Ülkemizde son imparatorluk devrinden bu yana sürüp giden zararlı bir akım vardır; Türkiye’nin doğusunda müstakil bir Kürt devleti kurmak davası. Yani ideolojik adıyla Kürtçülük. Bir vatanın bir parçasını veya bütününü koparıp ayrı bir devlet kurmak o millete düşmanlıktan başka hiçbir şey değildir. Buna göre ülkemizde Kürtçülük davası güden herkes bu devlete ve millete düşmandır. Türkiye’mizin herhangi bir parçasını bizden koparmak isteyenlere, onların destekçilerine ve onlarla pazarlığa oturanlara karşı durmak millî vazifemizdir. Ancak, iktidar sahipleri bu millî vazifede bulunan Türk milliyetçilerinin sürekli olarak karşısına dikilmiş, buna karşılık Kürtçülerin hemen her yerde propaganda yapmasına müsaade göstermiştir.

HDP’nin, PKK’nın kravat takmış hâli olduğu zekâsı olan herkesin mâlumu olduğu bir şeydir. Vekilleri, PKK’ya silah taşırken yakalanmıştır. Parti binalarında terör örgütü mensuplarının saklandığı tespit edilmiştir. Hatta bir milletvekili kameralar karşısında “PKK’nın öyle bir gücü var ki sizi tükürüğüyle boğar” deme küstahlığını göstererek açıkça taraflarını belli etmiştir. Vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı saldırıya geçenlerin tarafında bulunan bu parti niçin kapatılmıyor? Cevabı basit. Çünkü, Cumhurbaşkanı’nın “şahsınca” parti kapatılması doğru değildir. Devletler, kişilerin şahsî fikrine göre değil, yasaya, hukuka göre yönetilir. Bizim ülkede bu durum tam tersidir.

“Biz her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almış bir iktidarız” diyen, esasında Türk milliyetçiliğine saldıran iktidar sahipleri, acaba PKK’nın kızıl kıyafete bürünmüş Kürt milliyetçisi bir akım olduğunu görmemişler midir? Ayrı bir devlet kurmak, Kürtlük davası gütmek Kürtçülükten başka nedir? Bunu görmemek için körden öte olmak gerekir. Yıllardır ayaklar altına alınan bu milleti maddî ve mânevî alanlarda en yüksek seviyeye çıkaracak olan Türkçülük oldu. Şu da asla unutulmamalıdır ki bu zamana kadar Türkçüleri söylemlerinden dolayı ceza vererek sindirmeye çalışan devlet, Türkçülerin haklı çıktığına şahit olmuştur. Kürt açılımının devlete daha çok zarar vereceğini, şehitlerin daha çok artacağının uyarısını yapanlar ilk Türk milliyetçileri olmuştur.

Türkçüler olarak devlete kökten çözüm teklif ediyoruz.
Doğu’da terörle mücadele aralıksız devam edilmelidir. Operasyonlarda öldürülen teröristler için cenaze yapılmasına ve taziye çadırlarının kurulmasına izin verilmemelidir. Terörist başı Öcalan’ın dışarıyla irtibatı tamamen kesilmelidir. PKK’yı açıkça destekleyen Meclisteki partiler kapatılmalıdır. Üniversiteleri Kandil’e çeviren Kürtçüler tespit edilip haklarında soruşturma başlatılmalı ve PKK’yı desteklediği kesinleşenlerin eğitim hakkı ellerinden alınmalıdır. Kürdistan(!) propagandası yapan gazete ve dergiler yasaklanmalı, sahipleri hakkında soruşturma başlatılmalıdır. Bunlar olmadan gerçek mânâda terörle mücadele veriliyor denemez.

Türklerin, asırlardır düşmanlarının başlarında patlatıp tamamını çökertmekte muvaffak olduğu demir yumruğunu Kürtçülük denen ihanet yoluna sapanlar unutmamalıdır.

FURKAN KUZU (Ayırgan)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Börü:Tegin
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.953



« Yanıtla #2 : 03 Nisan 2016, 16:15:41 »

Bölücü Faaliyetlere Yönelik Devlete Çözüm Önerileri


 Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu ilk günden bu yana bölücü faaliyetlerin odağı haline  gelmiş bir haldedir. İçerideki azınlıklar, zaten bizlere düşmanlık beslemekte iken,  bunun üstüne bir de dış güçlerin destekleri ile cesaret bularak Türk devletine baş  kaldırmışlardır. Bu başkaldırıya, teröre, çözüm asla onlar ile masa başında pazarlık  yapmak, onlara taviz vermek olmamalıdır. Bu güne kadar hiç bir terör örgütü pazarlık  masaları kurularak, taviz vererek bitirilememiştir. Ancak Türkiye'deki siyasi iktidar,  cahil halk onlar ne derse inanacağı için, terörün çözüm masaları kurularak, taviz  vererek, affederek çözüleceğini halka inandırmıştır. Terörün günümüzde bu kadar büyüyüp  güçlenmesindeki temel neden budur.

 Bölücü faaliyetlerin desteklenmesinin 'özgürlük, insan hakkı, demokratik hak' olarak  görüldüğü bir rejim olan cumhuriyet ve demokrasi ile yönetildiğimiz sürece terör asla  çözülemeyecektir. Bir yeri sindirsek başka bir yerden patlak verecektir.  Cumhuriyet rejimi bu tür hareketlere uygun zemin hazırladığı için Türk ülkesine asla  uymamaktadır. Bize gereken; Askeri, totaliter bir rejim ile yönetilmektir.

 Artık terör dağda değil şehirde, mağarada değil okulda, sınır ötesinde değil  sınırlarımız içerisinde. Bu yüzden ilk olarak üniversiteler temizlenmelidir. Değil  bölücü örgüt propagandası, adını anmanın dahi suç teşkil etmesi gerekmektedir. Nevruz,  1 Mayıs ve teröristler için önemli sayılan günlerde yerel olarak sokağa çıkma yasakları  uygulanmalı, uygulanamadığı yer ve zamanda ise gösteri yapmak yasaklanmalıdır. Terör örgütünü  andıran herhangi bir simge, amblem, paçavra vb. taşıyanlar, slogan atanlar su ile değil  mermi ile uyarılmalıdır.

 Sanal ortamda da bu sıkı yönetim uygulanmalıdır. Türkiye'den bağlanarak bölücü örgüt  veya örgüt mensupları lehine sözler sarf edenler tutuklanmalıdır. Terör bağlantısı  tespit edilen kişilerin cezasının idamdan başka bir şey olmaması gerekmelidir. Cezanın 3-5 yıl hapis olması, diğer  teröristlerin ve muhtemel teröristlerin gözünü korkutmamaktadır. Bu yüzden terör suçlarının karşılığı idam olmalıdır. Teröristi  hapishaneye atıp beslemek şüphesiz ki bu ülkeye ihanettir.

 Azınlık sayılan grupların çoğalması, olası terörist doğurmaları engellenmelidir. Türk  ailelerin 1 çocuğuna karşılık, azınlıkların 15 çocuk doğurmasının önü kesilmelidir.

 Devlet eli ile alınacak bu tedbirlerin etkili ve kalıcı olması sağlanmalı, gerekirse yalnızca bu işlere bakacak bir bakanlık kurulmalıdır.

03.04.2016 / Börü:Tegin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK:KANI:KURUMASIN:
TURAN:TUGU:YIKILMASIN:
Metehan İlteriş Gökbörü
TURANCI
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 170


Kün tuğ bolgıl kök kurıkan!


« Yanıtla #3 : 10 Nisan 2016, 22:39:25 »

Kürt İhanetine Karşı Devlete Çözüm Önerileri.

Kürtler Osmanlı zamanından günümüze kadar Türk ırkına her türlü ihaneti, pisliği, namkörlüğü yapmıştır. Atsız Ata'nın dediği gibi 1839 yılına kadar askerlik bile yapmamış, Türk evlatları can verirken onlar kendi menfaatleri doğrultusunda keyfine bakmıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet zamanında onlarca isyan çıkartmış, günümüzde güncel olan PKK terörü gibi milletimizin başına bela olmuştur. Kökenleri belli olmayan arap kırması olan bu topluluk, yüce Türk ırkının önüne geçmeye çalışmakta, sözde barış(!), özgürlük(!) adı altında erlerimizi şehit edip sosyal yaşamdada bir çok suç işleyerek kene gibi sırtımıza yapışmış durumdadır. Uyuşturucu kaçakçılığı, kaçak su ve elektrik kullanımı, boktan töre cinayetleri, çocuk istismarı, eylemlerde en önde bulunup devletin polisine askerine taş atanların çoğu ve daha birçok suç bunların başının altından çıkmaktadır. Bunlar ile kardeş olduğumuzu iddia eden görüş ise ümmetçilik mikrobudur. Mantıklı düşünen bir insan, binlerce yıldır var olup tüm dünyaya nam ve korku salan, kahramanları saymakla bitmeyen bir millet ile, ne üdüğü belirsiz soyu ve ırkı belli olmayan bu şerefsiz ve aşağı ırkı bir tutamaz. Bu virüsü temizlemek elbetteki biz Türk ırkının elindedir.

Irkımızın başına ne geldiyse, diğer milletlerin kardeşlik yalanlarına inanarak taviz verdiği için gelmiştir. Artık taviz vermeyi bırakıp, Türk ırkının yüce bir ırk olduğuna inanılmalıdır. Devletin makamlarına Türk olmayan hiç kimse getirilmemelidir. Kürtlerin ve diğer azınlıkların cumhuriyet ve demokrasi adı altında ırkımıza ihanet ettikleri için cumhuriyet rejimi kaldırılmadan bu pisliklerde ortadan kaldırılamaz. Bize gereken Türkçü ve askeri bir yönetim şeklidir.

Askeri güce çok önem verilmeli, Türk kanı taşımayan hiç kimse asker olmamalıdır. Askerin refahı en üst düzeyde tutulmalı, en üst düzeyde ekipman ve mühimmat sağlanmalıdır.

Artık bilindiği üzere terör yandaşları sadece dağlarda değil, sokaklardada eylemlerine devam etmekte. Devlete kaldırılan el bir an önce kırılmalı, biber gazı veya su değil kurşun sıkılmalıdır. Terör örgüt üyelerine hafif cezalar verilmemelidir. Cezaları idam olmadığı sürece diğerleri yapacaklarından vazgeçmez. Tanrıkut Atatürk'ten alıntı yapıyorum ''Polis kanun adamıdır.Ona her zaman saygı gösterilmeli ve itaat edilmedilir.''

Üniversiteler artık bir terör yuvası olmuş durumda, bu kişilere en ufak bir terör eyleminde ağır cezalar verilmeli, örgün eğitimden uzaklaştırılmalıdır. İlkokullarda çocuklara milli şuur aşılanmalı, kardeşlik laflarıyla değil Türkçü ve kinci bir şekilde yetiştirilmelidir. Öğretmenlerin Türk olması, disiplinli ve sert bir şekilde öğrencileri eğitmesi gerekmektedir. Şuan bir çok Türk gencine 5 tane Türk devleti say desen sayamaz, bunun için her türlü milli kavrama ağırlık verilmeli, milliyetçi yetiştirilmelidir.

Sanal ortama gelince, işlenen suç sanal olsa bile gerçektir kavramıyla hareket edilmelidir. Türk ırkının aleyhinde paylaşımda bulunan, terör örgüt sempetizanlığı yapan herkes tespit edilip ağır cezalar verilmelidir.

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü unutmayalım ''Uyuyan milletler ya ölür, yada köle olarak uyanır''. Uyanmamızın zamanı gelmiştir, çare Türkçü yönetim şeklidir.

Metehan İlteriş Gökbörü
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir kemiğin ardından saatlerce yol giden itler bile gülecek kimsesizliğimize...

Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #4 : 10 Nisan 2016, 23:45:55 »

Yalnız gayrimüslimlerin azınlık olarak kabul edilmesi aslında tam bir milli felakettir. Tehlikenin en büyüğü bizden gibi görünüp aslında hiç bir zaman bizden olmayan içeride var olan hainlerdir.

Son iki asır da çiftleşmek ve isyan etmekten başka bu millete hiç bir faydası olmayan farsların ilkel kavmi neredeyse bir isyan başlatmıştır.

Türkler bu isyanı göremeseler de Türklük fedaileri olan Türkçüler bunu elli sene öncesinden haber vermişlerdir.Malesef birilerinin dediği gibi İslam dini fars artıkları ile tutkal olmamızı sağlayamıştır.

Türk budunun uyanıp silkinmesi ecdadına karşı birinci vazifesidir. Irk bilinci olmadıktan sonra kuru kültür ve din milliyetçiliği bu sıkıntının temel sorunudur.

Bunu tarih okuyanlar bilir. Abbasi ve Roma imparatorluklarının çökmesinin ana sebebi kurucu unsurların geri planda kalarak devletleri yabancı kanlıların yönetmesi değil de nedir?

Ah milli şuur sen bu devlete ve millete ne zaman hakim olacaksın.Vatana edilen bu hıyanetleri ne zaman kavrayacak ve bu kutsal toprağa nasıl ve hangi yüzle bakıp gireceksin. Genç oğullarını kardeşim diye gördüklerinin veledi zinaları şehit etmiyor mu. Senun vergin ile beslenen kodomanlar senin devletinin altına mayın döşüyor. Fakat sen anlamıyor yahut anlamakta güçlük çekiyorsun.
Kardeş diye bildiklerinin! ihaneti ne zaman anlıyacaksın?

Bu ihanetin önlenmesi açısından yedi tedbir sunuyorum.

1) Kesinlikle Türk kanı taşımayanlar siyaset yapmaması.

2) Ordu ve polis teşkilatının saf kanlılardan mürekkeb olması.

3) İslam dahi olsalar Türklerin yabancı kanı taşıyanlarla evlenmemesi.

4) Yüksek öğretimin gayritürk unsura haram edilmesi.

5) Akıllı ve uslu durmayanların sürgün edilip, ellerinden bütün haklarının alınması.

6) Mâlûm bölgenin eşkiyadan alınıp devlet eliyle hem kamusallaştırılması ve Türkleştirilmesi.

7) Turan imparatorluğu kurulduğu anda Hakan'ın vereği buyruk ile Toy yapılması.

M.Badurak


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Tolga Akgöz
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 661


Kinimizin şiddetiyle gebereceksiniz!


« Yanıtla #5 : 17 Nisan 2016, 18:13:58 »

Terörle Mücadele

Türkiye uzun yıllardır terörle mücadele ediyor. Peki bu terör neden bitmiyor? Terörü bitirmek adına neden etkili faaliyetlerde bulunulmuyor? Bu soruların cevapları bizlerde değil, devlet erkânlarında saklıdır. Bu yazımda devletin terörle mücadelesindeki yanlışlarını pek konuşmayacağım, terörü bitirme adına neler yapması gerektiğini kendi dilimce anlatmaya çalışacağım.

İlk olarak eşkıyaların yani teröristlerin amaçlarını, savaş taktiklerini, lojistik, siyasal ve toplumsal desteklerinin gücünü, etkisini bilmek gerekir. Bu başlıkları tek tek inceleyelim;

Eşkıyanın Amacı


Eşkıyanın siyasi amacı, kesin olarak ve herkes tarafından bilinen; Türkiye, İran, Suriye ve Irak topraklarının belli kısımlarında bağımsız bir kürt devleti kurmaktır. Askeri amacı; orduları yıpratmak ve morallerini düşürmektir. Sosyal amacı ise; toplumlara korku salmak ve huzuru kaçırmaktır.

Eşkıyanın temel amacı ve çalışmaları sürekli bu yönde olmuştur.

Eşkıyanın Savaş Taktikleri

Bilindiği üzere dağdaki ve şehirlerdeki eşkıyaların savaş taktiği gayri nizamı harptir. Bu savaş taktiği, düşman ordularını bitirmeyi asla amaçlamaz (zaten isteseler de buna gücü yetmez). Amacı sadece düşman ordusunu mânen ve maddiaten yıpratmak, devlete, millete bıkkınlık getirmek ve sonunda isteklerinin görüşülmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Dağdaki eşkıya, kullandığı savaş taktiği nedeniyle asla yerinde durmaz, asla bir kışlası olmaz, asla yemek yiyeceği ya da barınabileceği bir mekânı bulunmaz. Bu yüzden eşkıyaların yakalanması ya da öldürülmesi çok zor bir iştir.

Eşkıyanın savaş taktiğinde sadece orduyla savaşmak yoktur. Toplumun içine sızabilir ve milleti korkutmak amacını gerçekleştirmek için çeşitli eylemlerde bulunabilir. Eşkıyanın mantığı her seferinde farklı bir hedef vurmak ve bizleri panikletmek, korkutmaktır.  Bunun için “eşkıya sadece şunun ile savaşıyor” denemez. Başarıya ulaşmak için her yerden, her kör noktamızdan, en beklenmedik yerimize vurabilirler.

Lojistik, Toplumsal, Siyasal Destek

Eşkıyaya verilen ve temel gücünü oluşturan destekler maalesef 1 tane değil. Eşkıyaya yapılan -bizim sayabileceğimiz- 3 temel destek hattı vardır. Bunlar; lojistik, toplumsal ve siyasal destekler.

Eşkıya, müttefikimiz ve komşularımız olmak üzere birçok ülkeden lojistik yardım ve destek buluyor. Müttefikimiz olan Amerika, açıkça terör örgütüne yardım ettiğini ve desteklediğini dile getiriyor. Komşumuz olan İran ve geçmişte Irak olmak üzere eşkıyanın bu topraklar üzerindeki rahat hareket etmesi, silah yardımını alması ve KCK örgütünü içerisinde barındırması açıkça eşkıyaya yardımdır.

Eşkıyaya siyasal destek belki, silah, yiyecek, içecek yardımında değil ama moral yani mânen bir yardımın olması, fikirlerini, isteklerini kameralar önünde dile getirmesi, ve eşkıyanın propagandasını yapma gibi bir çok faydası bulunabilir. Bu yardımını TBMM’de bulunan -Mhp’de dahil olmak üzere- her parti bilerek veya bilmeyerek yapmış ve yapmaya da devam etmektedir.

Toplumsal destekleri   -ki bana göre en etkili oldukları alan burası-  şu son zamana kadar (son zamandan kastım; Ankara’daki sivilleri hedef alan patlama olayı. Bu olaydan sonra solcu/komünist kesimin eşkıyaya olan sempatisi azalmaya başlamıştır.)  inanılmaz fazlaydı. Gazeteler, gazete yazarları, akademisyenler, öğretmenler, tv programcıları, ünlü şarkıcılar, ünlü oyuncular, solcu/komünist, feminist kısacası milliyetçi olmayan her kesim ve tabi ki kürt halkı toplumdaki algıyı değiştirmeden tutun, yaşanılan olayları çarpıtmaya, eşkıyaya militan desteği sağlamaya,  askeri suçlamaya kadar Türk Milleti için son derece tehlikeli işlerle uğraşmıştırlar. Bu kesimlerin eşkıyaya verdiği morali, eşkıyanın başkanı, yöneticisi verememiştir.
    
 Eşkıya hakkında özet bir bilgi edindikten sonra bu sorunların çözümlerini sıralamak gerekirse;

Amacımız

Amacımız, devlet erkânlarının, milletin, milletvekillerinin, savcıların, hakimlerin, subayların, erlerin kısaca Türk Devletinin eşkıyayı hem içerde hem de dışarıda bitirmek olmalıdır. Bir işin gerçekleşeceğine inanmak, o işin yapılmasından daha mühimdir. Herkesi bu işin kesin zafer ile sonuçlanacağına inandırmak devletin, siyasi partilerin görevidir.  
Devlet ve siyasi partilerin ortak olmalarını gerektirecek tek zorunluluk ülkenin bölünmesini engellemektir. Fakat bizler görüyoruz ki devletimiz ve siyasi partilerimiz bu konuda bile mutabık olamamışlardır. Bunun önüne geçmek için devletin büyük bir adım ataması gerekir.

Diğer bir amacımız, eşkıyayı ve Türk Ordusunu siyasetten uzaklaştırmaktır. Eşkıyayı öldürmek için Başbakandan, validen, kaymakamdan izin almak son derece yanlıştır. Genelkurmay Başkanına tam yeki verilmeli, o bölgede siyasi olan herkesin askere tâbi olması gerekmektedir. Eşkıya ile müzakere gibi saçmalıklardan uzak durulmalı, eşkıyanın siyaset koluyla irtibat kesilmelidir.

Temel amaçlarımız bunlar olmalıdır.

Türk Ordusunun Savaş Taktiği Nasıl Olmalıdır?

Türk Ordusu her şeye rağmen Orta Doğuda caydırıcı bir güçtür. Bu gücünü ise disiplinli ve eğitimli erlerinin olmasına borçludur. Mühimmat konusunda –özellikle jandarmalara- askere yeterince katkı sağlanmıyor. Bu durum, diğer ülkelerin ordular için çok büyük bir eksik sayılsa da  Türk Ordusu için bir mühimmatın pek önemi yok. Ama ne olursa olsun mühimmatı tam olan bir Türk Eri daha etkili ve caydırıcı olabilir.
Gelelim savaş taktiğine. Türk Ordusu dağdaki eşkıyaya farklı şehirdeki eşkıyaya farklı taktikler uygulamalıdır.

Dağdaki Eşkıya İçin;

-Türk Ordusunun yapması gereken en önemli tedbir, karakollarını kaldırmaktan geçer. Karakollar, Türk Askeri için adeta kapandır. Dağdaki eşkıya sürekli karakolları rahatsız eder, erlerimizin çoğu saldırı anında değil karakol baskınlarında şehit olmuştur.   Bu sebeple karakollar kaldırılmalıdır.

-Karşımızda hayalet bir ordu vardır. Yeri, yurdu belli değildir. Buna karşı Türk Ordusu da hayalet olmaya mecburdur. Sürekli gezmeli, dağda yatıp dağda kalkmalı, savunmayı değil saldırıya geçmelidir. İddia ediyorum ki, Hayalet Ordu olmayı Türk Askeriden daha iyi başarabilen başka hiçbir ordu yoktur.

-Şehir eşkıyası ile dağ eşkıyasının irtibatı, ana ikmal yolları Türk Askeri tarafından kesilmeli ve kontrolü sağlanmalıdır.

-KCK gibi eşkıyaların örgütlenmesine çok faydalı olan örgütlerin basılması, öldürülmesi ya da hapse tıkılması zaruridir. Bu hem eşkıyaların örgütlenmesini engelleyecek hem de Türk Askerine, Türk Milletine moral verecektir.

Şehirdeki Eşkıya İçin;

-Gayrı nizamı savaşlarda, savunan tarafın -hele bir de bu savunmasını şehirde yapıyor ise- çok büyük avantajı var demektir. Savunan taraf 10 kişi ise sizin 50 kişi olmanız lazım. Bunun için şehir eşkıyasının dışarıdan militan desteği ve mühimmat desteği almasını engellemek birinci vazifemizdir.

-Şehir eşkıyası ile sivil halkı birbirine karıştırmamak için sivil halkın o bölgeden tamamı ile boşaltmasına yardımcı olunması gerekiyor. Sivil halktan destek alamayan ve sivil halkın arasına saklanamayan teröristin işi zorlaşır.

Maalesef bizlerde dâhil olmak üzere Türk Milliyetçilerinde yanlış bir algı vardır; “sivilleri de vurun gitsin”.  Bu yanlış algı bize zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz. Çünkü Güneydoğuda BM görevlileri öldürülen her sivil halk için Türkiye’ye ağır tazminat cezası ödettiriyorlar. Siyasi partiler, gazeteciler boşuna “siviller ölüyor, halk katlediliyor” propagandası yapmıyor.  Bu yüzden bu algıdan kurtulmak bizler açısından yararlı olacaktır.

-Şehir eşkıyasını karşı yapılacak son önlem; Türk Askerini tam donanımlı koruyucu kıyafetler, zırhlı araçlar ile donatmaktan geçer.

Eşkıyaya Desteğin Önüne Nasıl Geçilir?

Eşkıyaya açıktan ya da gizliden hangi ülke destek veriyorsa, sonu düşünülmeden acilen o devletle ilişkimiz kesilmeli. Eğer bu devlet komşumuz ise sınır hattımıza üst düzey savunma hattı çekilmeli ve mühimmat kaçakçılığı önlenmelidir.

Kaçakçılık işi yapan, vergi kaçıran, eşkıyaya para kazandıranlar en ağır cezalara çaptırılmalıdır. Zengin iş adamlar kontrol altına alınmalı, eşkıyaya mühimmat satıp satmadığı denetimde tutulmalıdır. Kısacası eşkıyanın finansmanı nerede olursa olsun, kim tarafından olursa olsun önlenmelidir.

Eşkıyanın siyasi kolu olan partiler kapatılmalı gerekirse hapse atılmalıdır. Siyasi partiler arasında eşkıyayla mücadelede ortak fikir sağlanmalıdır. Bu konuda tüm partiler ortak hareket etmelidirler.

Toplumsal desteği ise zaman bitirecektir. Bunun için önlem alınması gereken tek nokta, eşkıyayla mücadeleden vazgeçmemek ve asla eşkıya ile masaya oturmamaktan geçer.

Son olarak şunları söyleyeyim;

Devlet terörle mücadeleyi oy için değil Millet için Vatan için yapması gerektiğini bilmeli, şu an yapılan mücadelenin eksikliklerini görmelidir. Devlet, terörü iki üç şehirde eşkıya öldürmekle biteceğini sanıyorsa çok yanılıyor.  Teröristlerin küçük grupları ya da kolları ile değil terörün tamamı ile mücadele etmeli, içerideki ve dışarıdaki tüm âsileri bitirmeyi kendine amaç edinmelidir. Yoksa şu an yapılan mücadele sadece geçici temizliktir. Dışarıdakini bitirmezsen içerisi yine dolacaktır. Sınırlarını iyi tutmazsan içerisini yine dolacaktır. Ve devletin bir daha asla ama asla yapmaması gereken şey, eşkıya ile masaya oturmaktır.  Graham Fuller’in bir lafı vardı; “PKK için en büyük askeri başarı, devletle müzakere masasına oturmaktır.” Bunu asla yapmamamız gerekir.

Tanrı, Türk Askerine, Türk Ordusuna güç versin.

Tolga Akgöz
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Vatan, bize kılıcımızın ekmeğidir.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.963


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #6 : 21 Ocak 2017, 14:56:06 »

Devlet Türkçülere kulak vermeli.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 22 Ocak 2017, 18:21:27 »

İçimizdeki Kürtçüler

Bir kaleyi ele geçirmenin en iyi yolu içten fethetmektir. İçeriye sızmak ve içten çökertmek karşı tarafın yaptığı tavizler yüzünden olur. Bugün, kürtçülerin var olan siyasi başarıları elinden zorla alınmıştır ama bu geçen sürede onlarca taviz verilmiş ve kürtçüler devletin içine mikrop gibi sızmıştır.

Kürt terör örgütü, yıllardır içimize sızıyor. Pkk'nin doğuda güttüğü "aklı yeten okula, yetmeyen dağa" politikası, bize büyük zararlar vermiş, devlet olarak da bunu görememeşizdir. Birileri terörle uğraşacağı yerde sürekli hedef şaşırttı. Türk Milliyetçilerini aşağılayıp karşısına aldı. Yıllardır asıl meseleler göz ardı edildi. Kimi zaman; "3-5 tane çapulcu" denildi, kimi zaman; baş tacı yapıldı. Ama bugünlerde kimin ne olduğunu anlamaya başladılar.

Kürtçüleri nasıl durdurabiliriz? Çözüm nedir?

Bu sorulara verecek cevabım şudur: Eğitim, bir ülkenin, damarıdır. Günümüzdeki kürtçü milletvekillerinin, doktorların, mühendislerin eğitimini biz verdik. Vermeye de devam ediyoruz. Ülkemizin en büyük evrenkenlerinden birisi olan Odtü, şu an terör yuvasıdır. Devlet, gerekirse -ki gerekiyor- bütün kürtçüleri tespit etmeli, tespit ettiklerine gereken cezayı vermelidir. İnanın bunu yapması hiç zor değil. Türk olmayanlar üniversitelere alınmayabilir ama bu düşünce, bu hükümetle olmaz. Devlet, sürekli olay çıkan, sol düşüncesiyle tanınan okullarda kendini göstermelidir. Bugün, kürtçü öğretmenler, öğrencilerine vatan, millet duygusu aşılayacağı yerde bize karşı düşmanlık aşılamaktadır. Böyle yetişen birisi de ya dağa çıkar, ya da içimize sızar. Yani devlet, devlet olduğunu göstermelidir. Eğer yapamayacaksa çekilsin de biz yapalım.

İçimizdeki hainleri bir an önce geldiği yere yollamalıyız. Durduğumuz her saniye zararımıza işliyor. Hükümet eğer son yaptıklarını hızlandırırsa bizim yararımıza olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.076 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.