Türkmen Çilesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 12:18:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkmen Çilesi  (Okunma Sayısı 1127 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yörük Beği
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 83



« : 21 Haziran 2014, 03:22:03 »




DAVAMIZI KAZANMAK iÇiN... Her şey 20 Mart 2003 tarihinde başladı. Bugün, dünya üzerinde geniş bir siyasetçi, entelektüel ve halk çevresi içinde 'Kötülükler Ülkesi' olarak tanınan A.B.D'nin bu tarihte Bağdat'ta Saddam Hüseyin'in sığınaklarını bombalamasıyla, insanlığın 21'nci yüzyılın 'Barış, demokrasi ve özgürlük yüzyılı' olacağına dair umutları da bu bombalarla suya gömüldü.

Dünya üzerinde diktatörlerin en büyük destekçisi olan 'Kötülükler Öfkesi' birdenbire, Saddam Hüseyin'i diktatör ilan etti ve bunu da kendisi için bir saldırının daha doğrusu bir savaşın gerekçesi yaptı. Oysa kendini 'Dünya İmparatoru' olarak gören AB.D, kanlı saldırıları başlattığı tarihe kadar, varlıklarını 'zulüm' ile devam ettiren diktatörlerin en büyük destekçisi ve koruyucusu oldu. Filipinlerde Marcos'un, Küba'da Batista'nın, Endonezya'da Suharto'nun yanında hep A. B.D vardı. İran'da Şahın, Şili'de Pinochet'nin, Nikaragua'da Somozalnın... ve daha nicelerinin arkasında her zaman bu 'kötülükler ülkesi' oldu. A.B.D. ve bu ülkeyi idare edenler, kendilerini hep karar mekanizmalarının en üstünde gördü. Bu megaloman kimlikleriyle Irak'ı hiçbir delile dayanmadan Islami terör örgütlerine destek vermekle' suçladı. Soğuk savaş dönemlerinde en büyük düşmanı 'komünizm olarak' ilan eden ABD, kendi kollarında beslediği terörü' bir numaralı düşman ilan etti. Demokrasi, insan hakları ve barış konusunda 'totaliter politikalarını kabul ettirmek, isteyen A.B.D kendi düşmanını kendi yaratmaya başladı. Irak'a saldırılardan sonra aradan yaklaşık 4 sene geçmiştir. Bu iki sene zarfında Irak'ta yaşanan gelişmelere bakanlar, yaşanan olayların demokrasi, barış ve özgürlüğe bir katkısı olmadığını göreceklerdir Kaldı ki, bir ülkenin kendi içsel sorunları- Demokrasi, Barış, özgürlük ve İnsan Hakları konusunda hüküm yürütmek, ne Amerika'nın, ne ingilizlerin ne de müttefiklerinin değildir Bu olsa olsa o ülkenin kendi halkının iradesinde ve ipoteğindedir. Dünya üzerinde yaklaşık yüzde 15 nüfusa sahip olduğu halde baskı ve zulümle dünya gelirinin yüzde 85'ını kendi hanelerine yazdıranlar, sahip oldukları 'hegemonyadan bir türlü vazgeçmemekte ve dünya ülkelerine siyasi ve askeri müdahalelerle, idari ve siyasi yapıları kendilerine hizmet edecek kadrolardan oluşturabilmektedir. Elbette ki bu güçlerin ve işbirlikçilerinin demokrasi ve hukuk kuralları çerçevesinde ödemeleri gereken bir bedel de olacaktır. Geçen yıllardan sonra, Irak'ın bugünü ve geleceği hakkında konuştuğumuzda bu gerçeklere de ifadelerimiz arasında yer vermek, yanlış olmayacaktır. Irak'ın bugün içinde bulunduğu durum, bir anlamda insanlığın İçinde bulunduğu trajedinin de bir göstergesidir. Açıkça söylemek gerekirse, insanlık Irak'ta insanlıktan' sınıfta kalmıştır, Irak'a 'demokrasi getireceğiz', özgürlük getireceğiz' diye ortaya çıkan küresel eşkıyalar, bugün Irak Topraklarında yaşayan insanları hem psikolojik, hem fiziksel hem de ruhsal olarak önemli ölçüde zayiata uğratmıştır. Dünyada Türkoloji' anlamında ciddi çalışmaların sahibi olan tanınmış Türkolog Kari Heinrich Menges'in, çalışmalarını topladığı Türk Dilleri ve Türk Milletleri isimli kitabında da belirttiği gibi Irak'ın kuzeyinde yaşayan Türkler, Türkmen' olarak bilinmektedir. Dolayısıyla Türklerin Irak meselesine bakışlarında bu durum önemli bir açıdır. Bu boyutuyla Irakta yaşanan gelişmeler, doğal olarak dünya Türklerinin ortak sorunudur. Uluslar arası politikaları ve coğrafyaları 'maddi' güçlerine dayanarak değiştirmeye yeltenecek kadar küstah l aşanların bu yoldaki en önemli dayanağı uluslar arası anlaşmalardır. Lozan'da Türkiye'nin Musul ve Kerkük'e ilişkin taleplerinin önünde barikat oluşturan emperyalist devletler, Türkiye'nin bu çerçevede 4.0 yıldır sürdürdüğü direnişini 1963'teki Ankara Anlaşmasıyla kırmışlar ve Musul'u o tarihlerde İngilizlerin kumandasındaki yönetime bırakmışlardır. Bugün var olan durumu tetikleyen gelişmeler, Körfez Savaşı öncesinde başlamıştır. 36. Paralelin kabul edilmesiyle birlikte Türklerin yaşadığı bölge ikiye bölünmüştür. Musul, Erbil ve Kerkük'te yaşayan binlerce Türk'ün maruz kaldığı işkence ve cinayetler hala hafızalardaki yerini korumaktadır. Bugüne kadar Irak coğrafyasında yaşayan yaklaşık 2.5 milyon Türk'e karşı bir asimilasyon Politikası uygulanmıştır. Simdi Irak'ta oluşan yeni yapılanma, bu asimilasyonu durduracak bir ruh yapısına ve karaktere sahip değildir. Çünkü Türkleri potansiyel anlamda zaafa uğratmak için Kürtlerin ve Arapların yaşadığı bölgelere kaydırıp bir güç olmalarını engellemek isteyen gelişmeler hala seyrine devam etmektedir. Kürtlere özeklik verenler, bu hakkı Türkmenlerden esirgemektedir. Dolayısıyla Türkiye ABD' ye rağmen bu coğrafyada yaşayan Türklerin Durumu için çok ciddi yaklaşımlar ve çözümler üretmek durumundadır. Özellikle Körfez Savaşından bugüne kadar olagelen gelişmeler, Irak Halkı'nın iradesinde olmamıştır. İrade, bir şekilde uluslar arası eşkıyalar tarafından susturulmuş ve engellenmiştir. Irak'ta yaşanan olaylar, ne uluslar arası vicdanda ne de uluslar arası hukukta kendine yer bulmamıştır, bulmayacaktır. Yeni kurulan hükümet, yeni yapılan anayasa bunlar Irak'ı piyon yapmak isteyen güçlerin, Irak Halkının vicdanında kendilerini affettirmek için kullandığı yeni makyaj malzemeleridir, A.B.D'nin güdümündeki güçlerin yukarıda söylediğimiz gibi, Irak Halkını psikolojik, fiziksel ve duygusal anlamda paramparça etme niyetleri başta Irak olmak üzere dünya kamuoyunun dikkatlerinden kaçmamaktadır Türk'üyle, Şiisiyle, Sunnisi, Arab'ı ve Kürdü ile Irak halkının, kendisi ve geleceği üzerinde çirkin ve kirli oyunlar oynayanlara karşı, 'millet' olarak bir araya gelmesi kaçınılmaz olmuştur, Her parçalanma, esarete giden yolda atılmış bir adımdır. Irak'ta yaşayan Türkmenlere insanlık dışı yaklaşanların yeni hedefi Türkmen direnişini kırmak olacaktır. Bunun için ilk yapacakları Türkmenleri de bölmek ve parçalamak olacaktır. Türkmen kardeşlerimiz, Irak'taki kurt liderler gibi Amerika'nın, Avrupa'nın ve küresel güçlerin soytarısı olmayacaklardır. Bunu kabul etmek, Türkmen davasına yapılmış en büyük hainliktir. Türkmenlerin haklı davasına gönül verenlerin ilk yapacağı, bu hainliğin Türkmen coğrafyasında yaşamasına imkân vermemektir. Bunu başardığımız takdirde davamız başarıya ulaşacaktır. Bilinmelidir ki, Kıbrıs'ın kuzeyi (K.K.T.C) , nasıl Türk milletinin namusu ve şerefi ise, Kerkük'te, Musul da aynı şekilde bizim için bir namus ve şeref meselesidir. Biz Türkler her şeyimizden taviz verebiliriz ama namusumuzdan, şerefimizden, bayrağımızdan, bağımsızlığımızdan asla...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçü'yüz Atatürkçü'yüz

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.