Türkçülük ve Milli Çıkarlar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 04 Haziran 2020, 17:50:13


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkçülük ve Milli Çıkarlar  (Okunma Sayısı 2215 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 16 Eylül 2011, 19:56:09 »

TÜRKÇÜLÜK VE MİLLİ ÇIKARLAR

Türkçü düşünce siyasetin diplomatik eksenine oturtulursa, diğer devletler ile olan ilişkilerin dostluk çerçevesinde değil milli çıkarlar çerçevesinde olması gerektiği görünür. Çünkü Türkçü diplomasi ve Türkçü ekonomi, ilk önce kendi yurttaşını düşünmek zorundadır ve bu durum ekonomide devletçiliği, diplomaside milliyetçiliği doğurur.

Diplomatik çıkarlar o günün koşullarında neyi gerektiriyorsa o çerçevede hareket edilir. Elbette bu koşul, aynı dili konuştuğun, aynı kültüre malik olduğun kısacası, aynı soydan olduğun devletler için söz konusu değildir. Türkçü bir diplomat, komşu iki devlet arasında taraf olması gerekiyorsa önce bu yakınlığı göz önüne almak zorundadır. Örneğin Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan sorunlar söz konusu iken, Ermenistan ile diplomatik ilişkilerde bulunmaya çalışmak "sıfır sorun" gerekçesi ile açıklanamaz. Sıfır sorun politikası, "sırf sorun" olan devletler için söz konusu bile olmamalıdır.

Devlet kendi çıkarlarını korumak zorundadır ve ortada "ortak düşman" varsa bu ortak düşmanı sindirebilmek ve etkisiz hale getirmek için, eğer kendi kuvveti yeterli değilse, diğer devletlerle de anlaşmak zorundadır. Bu durum, anlaşma yaptığın devleti "kardeş" olarak gördüğünden ileri gelmez. İşte buna milli çıkar denir. Ancak bu milli çıkar, kardeş devletlerinin çıkarları söz konusu ise devreye giremez.
Örneğin PKK, hem İran’ı hem de Türkiye'yi zarara uğratan bir terör örgütüdür. Ancak ortada bir Güney Azerbaycan sorunu varken İran ile ortak çıkar çözümünün devreye girmesi mümkün değildir. Çünkü ortada, her ne kadar bugünkü Azerbaycan hükümeti pek umursamasa da, bir sorun vardır.

Soydaş ülkenin sorunlarını, onların hükümetinden bile fazla düşündüğün anda o ülkenin yurttaşlarının kalbini kazanırsın. Mevcut Azerbaycan hükümeti, Dağlık Karabağ için mücadele etmese bile, İran sınırlarındaki Güney Azerbaycan'ı umursamasa bile Türkiye, Türkçü bir siyaset izleyecekse bu çıkarları savunmak zorundadır. Yalnızca komşu devletler ile değil... Doğu Türkistan konusu çözümlenmeden de Çin ile ilişkiler askıya alınmalıdır.
Ermenistan'ın şiddetli propaganda ile bölgemiz ile alakasız birçok devletin meclisinden geçirdiği sözde Ermeni soykırımı konusu da diplomatik ilişkiler devreye girdiğinde muhakkak masada olmalıdır. Ermeni soykırımını tanıyan tüm devletlerle ilişkiler askıya alınmalı ve bu şekilde gerekli mesaj devletlere verilmelidir.

Türkçü düşünce, diplomatik ilişkilerde uygulanması cesaret isteyen bir düşüncedir. Atsız'ın de dediği gibi “Tarihi düşmanlar, ancak dışişleri bakanlarının dostudur. Milletin asla”… Bu diplomatik dostluklar, yurttaşların ve soydaşların menfaati çerçevesinde olursa Türklüğün muzaffer oluşunu ve dünyanın titreyerek baktığı bir ülke konumuna gelişini belki bizler değil ama torunlarımız muhakkak görecektir.

Zaten bir Türkçü kendi menfaati için çalışmaz. Türkçü ancak ve ancak milletinin saadeti için çalışmalıdır.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 16 Eylül 2011, 20:03:12 »

 Yazını okurken şöyle bir düşündüm. Akp nin kime hizmet ettiğini zaten biliyoruz. Acaba bu yazdıklarını  uygulayan bir hükümetimiz olmuşmudur? Yaşımın avantajı ile 4er 5 er atlayarak 1938 e dek gittim. Ne yazık ki hiç olmamış. Hiç olmadığı içinde, bugün Akp ye muhtaç olmuşuz.
  Ellerine sağlık Kağan Bahadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 16 Eylül 2011, 20:25:08 »

Atsız'ın dediği gibi Türk'ü, gerçek olarak, Türk'ten başkası sevemez. Bu yüzdendir ki kanı bozuklar başımızda olduğu sürece bu süreç devam edecektir.  Makale için sağol kandaş.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Giray-han
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.209



« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2011, 20:27:17 »

Doğru tespitler, kandaşım. Ama sıfır sorun politikası, aslında bizim tarafımızdan herhangi bir sorun olmayan sürü ile "soruna" çözüm getirecekmiş gibi önümüze konuyor. Mesela Suriye'nin bizimle sorunu, Hatay sorunu. Bizim tarafımızdan bir sorun yok. Onlar istiyorlar Hatay'ı. Ama havayı kokluyorlar yıllarca, ve aynı zamanda, daha Golan tepeleri bile İsrail'in elindeyken. Kim takar Suriye'yi.
Ya da Ermenistan. Bizimle sorunları var. Doğu illerimizi istiyorlar. Bizim açımızdan sorun yok. Çünki yıllarca havayı almakla beraber, bir de ambargo yiyorlar üstüne. Ama bakın hele, ambargoyu neden yediklerine. Karabağ'dan çekilmeyi reddediyorlar. Bizim açımızdan, sadece bir ülke olarak değil, bu ülkenin asli unsuru olan Türkler tarafından kabul edilemez bir şey. Bu sebepten dolayı gelişemiyorlar, ve ancak diaspora parası ile ayakta durabiliyorlar.
Yunanistan. Ege sorunu. Bizim tükürüğümüzde boğulacaklarını bile bile, kafa tutuyorlar bize. Ama gelin görün ki, şimdi ekonomileri çöktü. Demek ki, bükemediğin bileği öpeceksin. Kıbrıs sorunu. Hala adadayız. Kuzey Kıbrıs hala var. Kıbrıs Türk'ünü imha edemediler. Bu da içlerinde kaldı.
Sıfır sorun mu?
Sıfır sorun anca biz yeterince taviz verirsek çözülür. AKP bu kadar taviz vermeyi göze alır mı, ve Türk milleti bu tavizlerin verilmesine göz yumar mı. Asıl soru budur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.296 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.