TÜRKÇÜ'NÜN EKONOMİ VE EKONOMİK ADALETE BAKIŞI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 30 Mart 2020, 12:42:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKÇÜ'NÜN EKONOMİ VE EKONOMİK ADALETE BAKIŞI  (Okunma Sayısı 2537 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İLTERİŞKAĞAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 412


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


« : 25 Ekim 2010, 16:52:01 »

Dünya kadar yaşı olan, tarih bilimine anlam katan,  Türk Milletine atası Kül Tigin ve Bilge Kağan şöyle sesleniyor:

Orhun Kitabeleri, Kül Tigin Anıtı Doğu Yüzü(28-29):

“Milleti besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru, doğuda Kitay, Tatabi kavmine doğru sonra, TANRI bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım”

Bilge Kağan Kuzey Yüzü(7-8-11-12-13):

“TANRI buyurduğu için, kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı?”

“Sarı altınını, beyaz gümüşünü, kenarlı ipeğini, ipekli kumaşını, binek atını, aygırını, kara samurunu, mavi sincabını Türküme, milletime kazanıverdim, tanzim ediverdim. Milletimi kedersiz kıldım. Üstte TANRI kudretli...TÜRK beylerini, milletimi besleyin, zahmet çektirmeyin, incitmeyin!”

Görüldüğü üzere, Türk milletinin ekonomik hayatının temel noktası aslında böyle başlamaktadır. Ekonomik adalet ise aç milleti tok, fakir milleti zengin kılmak olarak özetlenmektedir.

Genel anlamda ise, tarihte yerleşik hayata geçmeden önce göçebe olarak yaşamış Türk milleti ilk başta hayat tarzına uygun olarak hayvancılık ve ona bağlı ürünler ile ekonomik hayatı gerçekleştirmektedir. Bunun yanında Çin ile Avrupa arasında ticaret yollarından elde edilen ciddi kazanımlar da mevcuttur.

Uygurların yerleşik hayata geçmesi ile birlikte Türk milleti tarım ve bayındırlığı ekonomik bir konu haline getirmiştir. Özellikle kağıdın kullanılmaya başlanması daha sonra yapılan kazı çalışmalarında para ve senet gibi ekonomik değerlerin bulunması ile sonuçlanmıştır. Bu da, devletin ekonomisinin trampa ekonomisinden çok nakdi ekonomiye dayandığının göstergesi olmuştur. Daha sonra gelen Türk Devletleri’de genel hatları ile ticaret, tarım, hayvancılık ve savaş ganimetleri ile gelirler elde etmişlerdir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı Devletleri’nin uyguladığı toprak sistemleri bu devletlere yıllarca önemli kazanımlar sağlamıştır.

Günümüzde ekonomi ise farklı boyutlarda tartışılmaktadır. Tanım olarak genel manada sınırsız insan ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılayabilmektir. Burdan da anlaşılır ki sorun yine ekonomide adalete çıkmaktadır. Bu adalet ise belirli parametreler kullanılarak ölçülebilmektedir; Gelir dağılımı, kişi başı milli gelir(kbmg), satın alma gücü gibi. Ülkemizde gelir dağılımı, en iyi oranın 0 olduğu Gini Katsayısı’na göre 2008’de 0,41’dir. 2008 OECD raporuna göre ise çarpık gelir dağılımında ikinci sıradadır. Kbmg ise G-20 ülkeleri içinde 2010’da 9.961 dolardır. G-20’nin bir başka ülkesi ABD’de 46.380 dolar,  Fransa’da 48.816 dolardır.

Kısaca bir adalet, bir gelişim henüz sağlanamamıştır. Çünkü globalleşen dünya teraneleri ile ekonomik sınırlar artık ortadan kalkmış, sıcak para sahibi simsarlar ülke ülke gezmeye başlamıştır. Bu gibi kan emiciler ve ülkeleri kazanırken  gelişmekte olan ekonomiler ciddi kayıplar vermiş, ekonomiden çok siyasi kayıplar yaşamaya başlamıştır. Bir Abd’li sermayedarın “bize karşı çıkan ülkeleri yola getirmek için ekonomik kriz çıkartırız” sözü unutulmamalıdır. Artık kriz bir gecede, tek bir tuş ile gerçekleşmektedir.

Bunları düşündüğümüzde milli bir ekonominin varlığının gereği, ciddi biçimde hissedilmektedir. Bunun için tarım toplumu diyerek bize yutturulan tanımları reddedip, bilimsel çalışmalar eşliğinde sanayiye öncelik vererek gelişmemiz için olmazsa olmaz ağır sanayi yatırımlarını geçekleştirmemiz gerekmektedir. Orhun Kitabelerinde de geçen, geleceği düşünmeme ve  savurgan olmayı bir kenara bırakıp, günümüz Çinlilerinin altın, gümüş, ipek ve hediyelerine kapılmamaya, tatlı sözlerine kanarak ekonomik bağımsızlığımızı yitirmemeye uğraşılmalıdır.

Herşey Türk için, Türk’e göre ve Türk tarafından diyerek çalışmalı en iyi vatanseverliğin mesleğini en iyi şekilde yapmak olduğunu unutmamalıyız.

İLTERİŞKAĞAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Damla damla ırkımın kanı,
Bir kımız çamçağına akarken,
Altaylar'da öğrenmiştik biz,
Ölümle anda olmayı.
Umay'ın kanatlarında,
Tanrı Dağı'na bakarken,
Küçücük ellerimizle Güneşe dokunmuştuk.
Sonra bizim olsun istedik güneş,
İşte herşey böyle başladı...
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 419


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #1 : 26 Ekim 2010, 00:18:40 »

 Kandaş, her çağda aynı terane işte. Ülkeye önce bolluk sokuyorlar, milleti buna alıştırıyorlar, sonrada birden bu bolluğu kesip, milletikendilerine muhtaçlaştırıyorlar. Çinlilerin zamanında yaptıkları siyaset, şimdi çağımızda batılılar tarafından yapılıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
Gümüş Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 26 Ekim 2010, 00:27:27 »

Kandaş, her çağda aynı terane işte. Ülkeye önce bolluk sokuyorlar, milleti buna alıştırıyorlar, sonrada birden bu bolluğu kesip, milletikendilerine muhtaçlaştırıyorlar. Çinlilerin zamanında yaptıkları siyaset, şimdi çağımızda batılılar tarafından yapılıyor.

Doğru söylüyorsun kandaşım.


İLTERİŞKAĞAN, 

Güzel açıklamalarda bulunmuşsun. Bizler İsrail'den meyve, sebze tohumları almaya devam edelim!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 9.079


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2018, 17:20:23 »

Türkçüler icin ekonomik çıkmaza çare bulmanın tam zamanı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 395



« Yanıtla #4 : 26 Ekim 2018, 23:54:35 »

Türkçüler icin ekonomik çıkmaza çare bulmanın tam zamanı
Ekonomik çıkmaz için yapılacaklar belli.

Milletin fedakarlık göstermesi gerek. Bir kere herkes lüksünden vazgeçecek. Öyle yok ayfonmuş daha güzelmiş diyip kapitalizmin kölesi olmayacak. Tam tersine kendi eşyasını üretecek, ithal edecek. Tabi devlet gerekli adımları atmazsa ne yazarsak boş.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 315



« Yanıtla #5 : 14 Temmuz 2019, 21:54:08 »

Dünyadaki kapitalist sömürü düzenine bazı örneklerle bakacak olursa büyük ölçüdeki adaletsizliği görürüz. Bugün 1,5 milyar insan elektrikten mahrum yaşıyor. Dünyanın en fakir 10 ülkesinin altısında ana ölüm sebepleri sıtma, kolera, alt solunum yolu ve doğum öncesi enfeksiyonları gibi yeterli tedavilerle kolayca önlenebilecek hastalıklar.

Her yıl 500.000 çocuk A vitamini eksikliğinden kör oluyor. 2015 yılında her 7 kişiden biri günde 1,25 dolar ile yaşam mücadelesi veriyor. 4 kişinin de eline günde 2,5 dolar geçiyor. İşte bu fakirlik gerçek manada dünyanın en önemli sorunlarından biridir. 

Fakirlik probleminin altında yatan sebep dünyadaki kısıtlı imkanlar değildir. Zenginliğin İnsanlığa eşit olarak dağıtılamamasıdır.

Dünyadaki gelir eşitsizliği hakkında en detaylı rapor, eşitsizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan OXFAM kuruluşu tarafından 2014 yılında yayınlandı. Rapor dünyanın tüm zenginliğini 250 Trilyon Dolar olarak hesaplamıştı. Bu miktarın yarısı yani 125 trilyonuna dünya nüfusunun sadece %1’i sahipti. Geri kalan 125 trilyon ise nüfusun %99’u tarafından paylaşılmaktaydı. Bir başka çarpıcı bulgu ise 2015 yılında dünyadaki en zengin 62 kişi ile en fakir 3,5 milyar insanın aynı servete sahip olması.

Son 25 yılda artan kapitalizm mega zengin insanların ortaya çıkmasına sebep oldu. Ekonomik politikalar zenginleri daha da zenginleştirdi. Mega kapitalizm sonucunda insanlar süper zenginler ve süper fakirler olarak ayrıştı. Dünyadaki eşitsizliğin bu kadar hızlı artmasının ana sebebi ekonomik politikaların mega zenginler tarafından belirlenmesidir.

Küreselleşen ekonomiler,  zenginlerin yararlarını gözeten bir sistem oluşturmakta. Ağır rekabet ortamı ülkeleri vergileri kısmaya itiyor bunun sonucunda sosyal ve çevreci projelere daha az kaynak aktarılıyor. İşçi hakları ağır rekabet baskısı altında göz ardı ediliyor. Fakir kesim daha az eğitim, daha az sağlık, daha az güvenlik hizmeti almak zorunda kalıyor. Bu da yeni nesillerin daha da fakirleşmesine sebep oluyor.

Vahşi kapitalizm altında ezilen toplumlar da çareyi sokaklarda arıyorlar.  Gelişmiş ülkelerde sokak gösterileri düzenleniyor, bu gösterilerin bazısı barışçıl ama bazıları da sokakları yakıp yıkıyor, adalet arayışı aşan anarşi eylemleri bu gösterileri haksızlaştırıyor, kapitalist düzenin eline koz oluyor.

Dünyadaki kapitalist düzenden bağımsız olarak Türkiye'nin tek başına adaleti sağlayabilmesi çok zor olmakla birlikte olanaksız değil. Türkçü düşünce, bütün Türkler'in rahatlık içinde varlıklı ve güvenli yaşamasını hedeflediği için ekonomik düzeni ve adaleti sağlayabilecek niyet ve abakış açısı da ancak yalnızca Türkçülük ile olanaklıdır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.019s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.