Türk Milletinin, Bilmesi ve Yapması Gerekenler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 09:40:02


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Milletinin, Bilmesi ve Yapması Gerekenler  (Okunma Sayısı 11021 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 07 Eylül 2013, 01:21:23 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (1)

Demiştim ya; ‘devlet, Türk Milletine Yalan Söylüyor! ’ Öncelikle bu yalanların ne olduğunu sorgulayalım... Yanlış diyecekler karşısında da,yalancı ben olayım!

Öncesi de olmasına rağmen 1938 lerle başlayan ve son 25 yıldır da salaklığının zirvesine ulaşan devlet aklı, ülkeyi bir savaşı ortamına getirdi. pkk adı altında başlayan kırocülük hareketini, kriminal bir olay gibi algılayan devlet, olaylara teşhis koymada yaptığı hatanın bedelini Türk Milletine ödetme yolunda,elinde gelen her türlü gayreti ve çabayı da göstermekden tereddüt etmedi! Etmiyor!

1-Devlet yalan söyledi; pkk bir terör örgütü değil, kırocülük hareketiydi!

2-Devlet yalan söyledi; bu örgütü kendi elleriyle korudu, kolladı!

3-Devlet yalan söyledi; bu örgüt ve mensuplarını besledi, büyütdü!

4.Devlet yalan söyledi; kıroün, Türk illerini istilasına zemin hazırladı!

5-Devlet yalan söyledi; kıro bin yıllık kardeş de akraba da değildi!..Eğer,kıro ve dersimli kardeş ve akraba olsaydı, diyarbakır ve dersim de ayağa kalkarlar ve biz burdayız derlerdi!.. Demedi, demeyecek, diyemeyecek!..

6- Devlet yalan söyledi; Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında kıroün hele  hele Dersimlinin hiçbir katkısı olmadı. Onlarla da savaşdık!

7-Devlet yalan söyledi; dış güçler ve dış destek esas bahane değildi!

8-Devlet yalan söyledi; tehlikeyi dağlarda ve kandilde, şehir merkezlerine indirip kapı komşu yaptı. Bununla da yetinmedi meclise taşıdı!

9-Devlet yalan söyledi; Türk’ün alın terini kıroe, yedirdi

10-Devlet yalan söyledi; kırocülerle mücadele etmedi!

11-Devlet yalan söyledi; Türk askerini katledenler pkk değil kırodü, dersimliydi.

12-Devlet yalan söyledi; abd, ab ve israil stretejik ortak, dost ve müttefik değildi!

13-Devlet yalan söyledi; aşiret ağası dediklerinin ayaklarına kapandı!

14-Devlet yalan söyledi; ‘Şehitler ölmez, Vatan bölünmez’ dedi... 10 bin Türk evladı hayatının baharında kara toprağa girdi. 15-20 bin Türk evladı da bir veya bir çok uzvunu kaybetdi, sakat kaldı. Vatan da, kıro ve dersimli istilasına uğradı!

15-Devlet yalan söyledi; ne yaptığını bilmedi,halen de ne yapacağını bilmiyor!

16-Devlet yalan söyledi; son 25 yıldır gündemi kıro belirledi!.. Devlet kendi elleriyle basleyerek, militan bir kıro nesli-gençliği- yetiştirdi.

17. Devlet yalan söyledi; Haburda katilini, törenle karşıladı, Alçaldı!

18-Devlet yalan söyledi; apo -ermeni semenderi- değil, öz be öz kırodü!

19-Devlet yalan söyledi; apo kırk bin kişinin katili bir terörüst değildi!!!

20- Devlet yalan söyledi; stratejik,diplomatik,siyasi,askeri ve ppipiolojik savaşı kaybetti!.. Çözümü, Türk Milletine haval etti!


21-Devlet yalan söyledi; tüm kurum ve kuruluşların başındakiler birbirlerine çelme takmaya çalışırken, Millete kurşun sıktı!

22-Devlet yalan söyledi; İnsyatifi, iradesi ve de ortada devletin bi-zatihi kendisi yokdu!




apo terörüst mü?  Evet.Türk Milletinin gözünde terörüstdür.

apo terörüst mü? Hayır.kıroün gözünde bir kahramandır.

apo terörüst mü? Türkiyede ki Devletin gözünde?  Hayır!!!  İşte Türk Milleti bu noktada aldatılıyor. Eğer apo 40 bin kişinin katili bir terörüstse, bu terörüste gösterilen bunca itina, özen neden ve niçindir?

1-Bu adama bir ada tahsis edilmedi mi? Edildi.

2-Bu adama 5 milyon dolara özel barınak yapılmadı mı? Yapıldı.

3-Bu adamın rahatı için aylık 25-30 bin dolar harcanmıyor mu? Harcanıyor.

4-Bu adam örgütünü (pkk) ve siyasi partisini (dtp) en sağlıklı ve en güvenli bir şekilde yönetmiyor mu? Yönetiyor. Türkiyede ki Devletin korumasında ve asker gözetiminde!

5-Bu adamın doktoru, aşcısı, berberi, sabunu ve havlusu dahi özel değil mi? Özel.

6-Yemesine, içmesine ve hatta s...masına itina ve özen gösterilmiyor mu?
Gösteriliyor.

7-Bu adamın yanına yarenlik yapacak arkadaş da gönderilmedi mi? Gönderildi.

8-Bu adamın “karnı ağrısa”, kıro “ishal”olur, devlet “kabız” her üçünün pisliğin faturasını da Türk Milleti ödemiyor mu? Ödüyor.

Bu adamın eksiği ne?... Kadın mı? İstemesi yeter! Milyonlarca gönüllü çıkar. akp için bu ‘bireysel hak’ ve ‘biyolojik ihtiyaç’ olarak değerlendirilir.   Tayyip emreder üçyüz küsür marabası parmak kaldırıp tasdik eder,a.gül onayalar,
genelkurmay da refakat eder! Olmaz mı? Olur.

Yani, apo ya Türkiyede ki Devlet ‘VİP’ hizmeti veriyor, özel misafir muamelesi yapıyor.Bunca itina ve özen gösterilen bir adama terörüst denir mi? Denmez!
Bu adamın Türk Milletine maliyeti yıllık 2- 5 Milyon Dolar. Bu Millete, bu yükü çektirenlerse Devlet!.. Bu yükü çekmeye bu Millet mecbur mu? Mecbursa neden ve niçin?
Hiçbir nedeni yok. Öyleyse apo dağlara gönderilsin. Hem de Dersime, Munzur dağlarına!..Dersimlinin onunla bir hesabı var! Bu Milletimiz için daha hayırlı ve en sağlam kurtuluş yolu olacakdır.

kıro, aponun İmralıda olmasında menmun!.. Saklambaç oyununda birinin ‘kör ebe’ rolünde olması, oyunun kuralıdır. Türk Milleti de 25 yıldır söbeleniyor!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 07 Eylül 2013, 01:21:52 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (2)


dersimlisiz ve kırosüz bir Türkiye de

1-Görüntü kirliliği, fiziki ve iletişim kirliliği yok.

2-Sosyal yaşam alanlarında endişe ve güvensizlik yok.

3-Kapkaç, gasp, taciz,tehdit ve eşkiyalık yok.

4-Yediği ekmeği, içtiği suyu, kullandığı elektiriği, bindiği otobüsü, yürüdüğü yolu, okuduğu okulu ve sağlık hizmetlerini kendilerine bedava sunan devleti (salak devleti) taşa tutan, yakan, yıkan yok.

5-Siyasi ve dini saplantı ve fanatizim yok, Hizbul vahşet yok. dhkp yok. Terrör ve illegal yapılaşma yok, Bu oluşumlara kaynak yok Çünkü kıro yok!

6-Kimlik, kişilik vesiyleyle de şahsiyet arayışı yok!..

7-Türk cografyasında  oluşturulmuş kıro kolonileri ve kurtarılmış bölgeler yok.

8-İşsizlik, yolsuzluk ve fakirlik yok.

9-Feodal, Orta Çağ anlayışlı hareket ve görüntü yok.

10-Kan davası, töre cinayeti-katillik- yok.

11-Zorla evlilik ve berdel denen saçmalık yok.

12-Fırsatı buldu mu SALDIRAN!.. Sıkıya geldim KANDIRILAN yok!!!

14-Ne istediğini ve ne aradığını bilmeyen; isteği ve arayış içinde olanların emrinde sürü ppipiolojisiyle hareket edenler yok!

15-Sokaklara salınmış –analı,babalı!- sahipsiz çoluk, çocuk yok!

16-Nufus planlamasına ihtiyaç yok.

17-Köyleştirilmiş metropoller ve şehirler yok.

18-Ülke genelinde su sıkıntısı,hava kirliliğ, elektirik, doğal gaz yetersizliği ve kaçak kullanımı yok.

Bu ülkeye hiçbir katma değer sağlamayan kıroün ve dersimlinin sadece 25 yıllık dolaylı -maddi- maliyeti Bir Tirilyon Dolar ve onbinlerce Asil Türk’ün Şahadeti.

Türkiyede ki Devlet, dağda ki kıroü de, şehirlerde ki kıroü de Türk Milletinin alın teri ve kanıyla besliyor.

Nasıl mı?

Dağa çıkan her kıroün ve dersimlinin ailesine,  kıro ve dersimli belediye başkanlarınca maaş bağlanıyor. Aynı ailelere Valilik, Kaymakamlık ve belediyelerce de gıda ve yakacak yardımı yapılıyor!.. akp de buzdolabı,
çamaşır makınası, televizyon ve çekyat dağıtıyor!
Dağda öldürülen kıro ve dersimlinin ailelerine de mağlum belediyeler ‘şehitlik maaşı’ bağlıyor.

Şehirlerde polis, asker taşlayan- kamu mallarına ve özel mülkiyete zarar veren kıroün tamamını, devlet kendi elleriyle besliyor. Bunların % 90-97 si A-sosyal ve yeşil kartlıdır. Geri kalan % 3-10’i de, bu % 90-97 kıroü tahakkumları altına almış, istediği gibi kullanıyor. Devlet için bu % 3-10 çok özel, değerli ve dokunulamazdır!

Sonuç;

 kırosüz bir Türkiye, problemlerinin % 98 ini çözmüş, dünyanın en zengin devleti ve ciddi hiçbir problemi olmayan, temiz ve güven içinde yaşanacak bir Ülke Olur. Zengin bir ülkede, güvenilik ve huzur içinde yaşamak isteyenler, mevcut durumda sorumlu olan anlayışa ve bu anlayışın kurumsal temsilcisi devlete karşı, ‘yeter’ diyerek ayağa kalkıp hesap sormalıdır.

Tedbir olarak her alanda, sivil itaatsizlikle beraber vergi vermemeli, çocuğunu da askere göndermemelidir!

aponun serbest bırakılması için ayaklanılmalı, biz terörüst (maliyeti ağır özel misafir!) beslemek istemiyoruz deyebilinmelidir. Türk İllerinde de, istilacı kırolerde ve dersimlilerde 25 yıldır öğrendiklerini, bire bir kıroe ve desimlilere uygulamalıdır. En adil, en kısa vadeli ve en demokratik çözümde budur.

Demokrasilerde ‘karşılıklılık’ ilkesi vardır ve buna bağlı kalınarak,kıroün demoograasiii, bariiiiş anlayışının, sokakda ki filiyatina bire-bir karşılık verilmelidir. Bu da siyasallaşmadan kitlesel, demokratik Ve barışcıl bir tepki olarak organize edilmelidir!



Aziz Milletim; gayip de gelecek kurtarıcı bekleme. Siyasilere hiç güvenme. Paşalar mı?.. Şerefliler İntihar etti-rildi-!, Salaklar hapse girdi, Angutlarda başta!.. Kimi golfcu, kimi de traji komik tiyatro oyununda figüran!.. İş sana kaldı. Kararını ver ve iradeni ortaya koy!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #2 : 07 Eylül 2013, 01:22:22 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (3)


Bu devlet terörle (kırole) mücadele mi ediyor?! Terörüsleri (kıroleri) mi besleyip koruyor?

Bu devlet - kurumsal ve işlevsel olarak- senin devletin mi?
Benim DEĞİL!.. Benim değil diyenler de, devlete karşı –devlet olmak için- mücadele etmelidir.

Benim deyip, mevcut durumda nemalananlar; gelecekde çocuklarınızın bataklıkda ‘anofol cinsi sineklerle’ beraber yaşayabilmesi için şimdi de bol, bol ‘kinin tableti’ stok edin!.. Bir müddet idare edersiniz!

Balkonda seyredenler; Bu Milletin evlatları 12 Eylül 1980 öncesi hataya düşmeyecekdir!.. Bir-birlerine değil, birilerine hesap soracakdır!.. Bundan da emin olun!...

Devlet Olan Salak Başlar,Türk Milletine Kafa Tutanlar ve Kayıtsız Kalanlar,
yüz yılın başını hatırlayın!... Olacaklar ve başınıza gelecekler Yakın Tarihin Kayıtları Altındadır!.... Tekerrür etmemesi temennimdir ama, gidişad oraya!..

Benim kanaatim:

1-Şeytansız bir dünya insanlık için cennet olurdu ama şeytanın varlığı Rabbimin iradesinde ve bu varlık kıyamete kadar da sürecek. Şeytansız bir dünya da yaşamak, bizim-insanlığın iradesi dahilinde değil.

2-Yahudisiz(siyonist) bir dünya da, tüm insanlık için huzur ve güven içinde yaşamak demekdir. Böyle bir dünya kurmaya da Türk’ün gücü yetmez! Bu da tüm insanlığın meselesidir.

3-kırosüz bir Türkiye, Türk Milletinin huzur, güven ve zenginliği demekdir.
Türk Milleti “kırosüz” bir Türkiye kurmaya muktedirdir. Ancak bunu başardığı gün huzura kavuşabilir... Milli bekamız için “kıroe güle-güle” demeliyiz!

Nasıl kıroleşdik?!



Harita -1




Kırmızı renk kıro hakimiyet bölgesi. Diğer renkler de kıro istilasına açık olan bölgeleri göstermekdedir. Devlet desdekli AKP finanslı, kıro istila hareketinin hedefindeki bölgeler. Bugün bu bölgeler –kısmi- kıro yaşam alanlarına döndürülmüşdür!

Harita -2

 

2025 li yıllarla beraber, kıro dağlarından daha da tehlikeli bir hale gelecek olan bölgeleri göstermekdedir. Bu bölgeler kıro nufus alanına girecekdir. Feodal hukukun! hakimiyet sahasında kalacak olan bu bölgelerde, Türk için, hayat daha da zorlaşacak, mal ve can güvenliği olmayacak, mücadele daha da zor ve çetin geçecekdir.

Zaman, Türk Milletinin aleyine işlemekdedir!..Bu zamanı işletense Devlet ve başındaki hükümet AKP dir.

Türk, seçimini ve tercihini yapmak zorundadır. Yılan ve akreple yaşamak ya da yılan ve akrebi kendi yaşam alanına sokmamak konusunda, yeterli zamanı var. Beklemek, hele - hele devlete! Güvenmek, Türk için intihara eş olacakdır.

Yüzyılın başında yaşananlarla,bugünkü yaşananlar bire-bir aynı.. 2025 li yıllarda yaşanacaklar da, yüzyılın başında yaşananlarla aynı olacakdır... Türk Milleti olaylara şimdiden mudahil olursa, tarihin tekerrür etmesini önlemiş ve daha az bedel ödemiş olur...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #3 : 07 Eylül 2013, 01:22:50 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (4)


Türk Vatanı,Anadolunun kıroleşmesi:

kırocülerin iddia ettiği gibi; kıroler, “Mezepotamya’nın yerli ve çoğunluğu teşkil eden halkı” değildir. Mezepotamya gibi düz ve verimli bir arazi üzerinde yaşayan ve çoğunlukda olan bir halk olsalardı ;sahip oldukları bir değer, bu değerlerin oluşturduğu ortak bir kültür ve bu kültürün oluşturduğu bir medeniyetin kurucusu olurlardı. Bunlara kanıt olarak da bugün, kıro medeni  değerlerini ortaya çıkarıp, isbatlayan arkolojik bulgulara ulaşılırdı. Böyle bir kültür de, bu kültürün sonucu ulaşılmış bir kıro medeniyeti de yok... Arkolojik bir bulgu ve belge de yok.

kıroler bu coğrafya da yokmuydu? Vardı. Yerleşik ve tarımla uğraşan bir halk değildi. Hayvancılıkla geçinen ve genelde de rakımı 1500-3000 metre olan, İran,Irak ve bu ülkelerle olan Türkiye sınır boylarının dağlık kesimlerininde, kabileler halinde ve ipdidai bir hayat süren halkdı. Kabileler arasında da, birlik ve beraberlik olmadığında ,ortak bir değer etrafında birleşerek birlikde hareket etmeleri de mümkün değildir.
Bu kıro kabilelerinin ortak olan tek değeri “kan davsı” olduğunda,bu
ortak değerin de, birlik olma ve birlikde hareket etmeye engel teşkil edeceğinde, bir yere dayanmadan da ayakda duramayacakları bir gerçek olduğunda; kıroler yaşadıkları coğrafyada, güçlü gördüklerinin yanında yer almayı asalet kabul etmişlerdir!.. Feodal yapı içinde de, ağaya maraba,tabii oldukları devlete de yanaşma olamakdan öteye bir asalete! sahip olamamışlardır.

Millet olamadıkları için de, devlet kurmak gibi bir arayışları hiçbir zaman olmamışdır. Halen böyle bir arayışları yok!.. Gelecekde de olmayacakdır!

kırocü okur-yazarların! İddia ettiği; - “Anadolu ortalarında başlayıp,
Tacikistan sınırlarına kadar uzanan, bu geniş coğrafyanın sahibleri kırolerin atasıolan“Kaldeliler,Gutiler,Mitaniler,Asuriler,Uraltular,Sümerler...
Ve Medlerdir!!!! ’’ ...Bir başka kıro okur-yazar da şöyle bir tesbitde bulunmuş; “Avrupalılar da kırolerin atası olan ‘Aryanlardan’ Medeniyeti
öğrenmişlerdir!!!..”

Bunu da şöyle izah etmişler:

Büyük İskender Asya seferinde(M.Ö 334-324) dönerken beraberinde de 30.000 (otubin) levazımatcı! Ve 1000 (Bin) alim! kıroü Mekedonya’ya gotürmüş!...Bu kıroler de Avrupalıların medenileşmelerini sağlamışlardır!..

Yani,Asyalılar da,Avrupalılar da varlıklarını ve refahlarını kırolere borçludur,.. demişler!!!! (İddia,k.post gazetesinde Fikret Yaşar’a ait)

Bu doğru olabilir mi?

1-İskender Asya seferine çıkarken ordusu 30.000(Otuzbin) Piyade ve 5.000(Beşbin) Suvaride müteşekkildi.Yani İskenderin Ordusundaki toplam asker sayısı 35.000 (Otuzbeş bin) di.

2-İskenderin,Pers Kralı Daıeiosla yaptığı savaş da(M.Ö 333) çok şiddetli ve kanlı geçtiği gerçeginde hareket edersek, İskender in ordusu en azında 10-15 Bin kayıp vermişdir.Yani İskender Anadolu da ayrılırken yanında ki asker sayısı eniyi ihtimalle 20.000 (Yirmibin) civarındadır.

Bu real tesbitler gerçeğinde hareketle, kıro iddiaları yalanda da öteye ‘aptalca!’ bir idiadır.

İddiayı doğru kabuletmekse,- kıroler açısında değerlendirildiğinde- dahada vahim!

Neden?

1-kıro Fikret Yaşar’ın ve diğer kıro okur-yazarların iddia ettiği gibi kıroler bir medeniyet sahibi olsalardı, savaş yorgunu ve yabancı bir coğrafya da bulnan İskenderi ve ordusunu esir ederlerdi!

2- 30.000(otuzbin) levazımcı ve 1000(Bin) alim!.. Toplam 31.000(otuzbirbin) kıroü, İskender önüne katıp taaa Mekedonya”ya gotürdüğüne göre, kıro medeniyetinde söz etmek abesle iştiğalden başka bir şeyde değildir. Bu iddia, kıroün medeni olduğunu değil, geçmişinin de yanaşma ve uşaklık olduğunun isbatıdır.

3- O dönemde,(M.Ö-334-324) İran, Irak, Suriye ve Türkiye eksenli coğrafyada nufusun 2-3 Milyon civarında olduğunu varsayarsak;bu nufus içinde de kıro nufus olsa olsa 150-200 Bin cıvarındadır. Böyle bir nufusun bölgeyi kontrol etmesi mümkün olmadığı gibi, hesab edilen ve dikkate alınan bir varlık olmadıkları da bir gerçekdir.

4-Peki, İskender yanında Mekedonya’ya kıro getirmemişmidir? Getirmişdir!..

Pers Kralı Dareios’un yanında sadık birer hizmetkar ve uşak olarak bulunan kıroler; Dareios’un savaşı kaybetmesinin ardında, İskender’e gelip ‘Vallah Gomutan Dareios bizi gandırdı! ’diyerek sığınmışlardır. Bu sayı da 300(üçyüz) at bakıcısı ve 10 (on) nalbatdan daha fazla değildir!. Bunlar da, Avrupa da yaşanan tüm olumsuzlukların,kötülüklerin ve katilliğin ilk tohumlarını Avrupaya ekenlerdir...

5-kırocüler, medeniyet sahibi olduklarını, övünmek için iddia etmişlerdir, varsayımıda hareket edersek; ortada övünecek değil,utanılacak bir durum var! İskender, 31.000(otuzbirbin) kıroü kendi topraklarında söküp, önüne katmış ve taa Mekedonya’ya gotürmüş!...Türk de övünür.Bu haklı bir övünmedir.

Kürşat 40 (Kırk) kişiyle Çin’e gidip,Çin Sarayını basmışdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #4 : 07 Eylül 2013, 01:23:16 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (5)

Bu bakış acısına göre kıro, ‘övünmekle,utanmak’ arasındakı farkı dahı kavrayamayacak kadar medeniyete sahipdir!...

Tüm bu gerçeklere rağmen; kıro iddiaları eğer doğruysa, bu kadar geniş bir coğrafya’ya hakim olmalarına rağmen varlıklarını devletleşdiremediklerine göre, acaba –köstebek ya da yarasa- olarak mı yaşamışlardır?!.. Yoksa, “ruhani” bir varlık olarak mı? 

Avrupalıların dahi medenileşmelerini kırolerin sağladığını iddia etmelerine
rağmen, kendilerinin halen “feodal bir halk” ve medeniyetden nasiplerini almamış olmalarını; bir devlete sahip olamamaları ve de böyle bir talepde dahi bulunmakdan korkmalarını nasıl açıklarlar?!...

Varlıklarının ortaya çıkışı ve ovalarda görülmeleri Türklerin bu coğrafyada devletleşmeye başlamasıyla eş zamanlıdır. Bunun dışında ki her iddia hayal pazarlamak,sahtekarlık ve yalandan ibaretdir.

kırolerin Diyarbakır eksenli coğrafyada nufus sahibi olmaları 1490-1520 yılları arasında gerçekleşmişdir! Bu tarih,Yavuz Sultan Selim’le, Şah İsmail’in, “inancı”siyasi güç elde etmek için, acımasız ve hesapsızca kulandıkları zaman dilimine denk gelmekdedir!..

Çaldıran Savaşıyla (1514) Anadoludaki nufus dengeleri, “demografik” yapı bozulmuşdur!.. Anadoluda ki Kızılbaş Türkmenler, sünni inancını esas alan bir anlayışla hareket eden Yavuz Sultan Selim’in baskılarına maruz kalmışlardır! Şah İsmail’i de kendileri gibi Kızılbaş bildiklerinde, Şah İsmail taraftarı olmuşlardır.Bu nedenle de bugün ki İran merkezli coğrafya da devletleşen Şah İsmail’e (Safevi Devleti) sığınmışlardır.

Şii –İsmailiye- inancını esas alan bir anlayışla hareket eden Şah İsmail’in baskılarına maruz kalan sünni! kıroler de Yavuz Sultan Selim’e sığınmışlardır. Bugün ki İran dağlarında yaşayan kıroler, Anadolu ya gelmişler, Anadoluda yaşayan Kızılbaş Türkler de İran’a göç etmişlerdir. Böylece,devlet eliyle-inanç adına!- Türk Vatanının kıroleşmesinin ilk temelleri 1500’lü yıllarda atılmışdır. Kısa zamanda, Diyarbakır merkezli coğrafya da kıro nufus, “dağda inme, üreme ve göçlerle!” baskın duruma gelmişdir.

Bugün Konya,Kırşehir ve Haymana (Ankara) eksenli coğrafyada yaşayan kıroler de 1500 lü yıllarda İranda (Safevi Devleti –Şah İsmail de) kaçarak Osmanlıya sığınan kırolerdir... Yani göçmendirler!.. Eğer bu göçmenler de, bulundukları yerde rahat değil ve hak, hukuk arayışı içindelerse; nerde ve hangi şartlarda geldikleri kendilerine hatırlatılmalı, gidecekleri yerin de yolları açık tutulmalıdır!..

Büyük kıro tarihcisi olarak bilinen, aslında da Yavuz Sultan Selim’in iyi bir yanaşması olan kıro İblis-i(idris-i) Bitlisi de Anadolunun kıroleşmesinin mimarlarından ve bilinen ilk Türk katili,soy kırımcıdır.

Bu yanaşma Yavuz’a o kadar güven vermiş ki, kendisine, padişah tuğralı kağıtlara fermenlar ve fetfalar yazmasına dahi müsade edilmişdir.Bu kıro de kanının gereğini, ‘din adına!’ ekpipisiz yerine getirmişdir.

Doğu ve Güney Doğu da hakim Türk nufus, kıro İblis-i Bitlisinin verdiği;
“Kızılbaş, Rafizi, Mürtedi ve Sapıkdır” fetfalarıyla katledilmiş ve öz vatanları, topraklarında sürülmüşlerdir. Katledilen ve sürülen her “Kızılbaş Türk’ün” yeri de “şafi müslüman!!!” kırolerce doldurulmuşdur.

Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail gibi iki Türk büyüğünün ‘Devleti Ebed Müddet’ kilma! mücadelesinde esas aldıkları‘Din-İnanç’ merkezli anlayışları, kendi varlıklarının teminatı olan Türk Milletinin,öz vatanlarını terk etmelerine ve ölümlerine sebep olurken; kıroün,  korunup,
kollanmasına ve Türk Vatanının kıroleşmesine zemin oluşturmuşdur. Her ikisinin hata ve yanlışı da bugünleri doğurmuşdur

Devletlerini,‘Ebet Müddet’ kılma amacında olan Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail; bu ‘müddeti’ kendi ömürleriyle sınırlamışlar... Milletinin yaşaması ve ömrüyle devletin ‘Ebet Müddet’ olacağını pek de hesap etmemişlerdir.


(Çaldıran Savaşı, 23 Ağustos 1514:Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Çaldıran Savaşı,İki Türk Devleti (Osmanlı - Safevi) ve İki Türk liderinin (Yavuz Sultan Selim – Şah İsmail) din-inanç üzerinde siyasi güç elde etme mücadelesi olarak ele alınıp değerlendirildiğinde; sünni inancını esas alan Yavuz Sultan Selim savaşın galibidir!..

Bu savaşla Osmanlı Devleti daha geniş bir coğrafyayı kontrol ederek, bu coğrafya üzerinde devletleşmeye çalışmışdır!.. Bu savaş akabinde, 1516 Mercıdabık, 1517 Rıdaniye savaşları da kazanılarak Arap coğrafyasına vesiyleylede İslam coğrafyasına hakim olunmuş...  Müslümanların liderliği (Halifelik) sıfatı da Osmanlıya geçmişdir!.

Şii –İsmailiye- inancını esas alan Şah İsmail de bu savaşın mağlubudur.

Bu savaş, Türk Milleti adına değerlendirildiğinde,savaşın galibi yokdur!

Bu savaşı, Anadolunun etnik yapısına etkısı açısında değerlendirirsek,
savaşın galibi kırolerdir!..

İki Türk Devleti ve lideri arasındaki bu savaşın bir çok sebebi vardır.Bu sebeplerden biri de kırolerin –din adına-yaygarası ve savaş kışkırtıcılığıdır! Bu savaşla beraber, Güney Doğu Anadolunun, Doğusunda nufus dengeleri, kırolerin lehine değişmeye başlamışdır!.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 07 Eylül 2013, 01:23:46 »

Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (6)

Bu savaşı her iki devlet adına (Osmanlı ve Safevi) değerlendirirsek;
Osmanlı çok geniş bir coğrafya’yı imparatorluk sınırlarına dahil etmişdir. Bu geniş coğrafya üzerinde yaşayan milletleri ve bu milletlerin mensup olduğu dini-inancı da korumuşdur!... Güçlü olduğu sürece de, Müslüman veya Hıristiyan teba devlete ‘sadık’ görünmüşdür!..

Osmanlı, tebası olan her millete ve inanç guruplarına gereken tolerans ve hoşgörüyü göstermişdir.Brokrasisini de hıristiyan tebasına teslim etmişken, üzerinde devletleşdiği ana unsur Türk Milletine gereken değeri vermemişdir.

Güçlü olduğu sürece de uygulamalarının bir zararını görmemişdir...
Gücünü kaybettiği, kontrol ettiği coğrafyaların birer, birer elinde çıktığı dönemlerdeyse,tek sığınağının Türk olduğunu anlamışdır ama anladığında da –din adına- koruduklarının ihanetiyle yıkılmışdır!

Safevi Türk Devletinin Şah İsmailden sonra en parlak dönemini Şah Abbas dönemidir(1587-1628). Bu dönemden sonra İranda ‘Pers’ etkinligi ve hakimiyetiyle birlikde ‘Şii’ inancını esas alan bir yapılaşmada başlamışdır.
Bu savaş her iki devlet adına değerlendirildiğinde – günümüze yansımış haliyle - galip devlet de yokdur!...Her iki devletin sonunu da “inanç-din” adına korudukları getirmişdir!.. Safevi Devletinin kurucusu olan Anadolu Kızılbaş Türkmenleri,kendi devletlerinde yok olurken, koruyup, kolladıkları “Şii Persler”, devlet olmuşlardır!...

Osmanlıda da farklı birşey olmamışdır. Din adına koruyup kolladıklarında yemişdir ilk darbeyi!... Müslüman teba (Ümmet!) ilk kurşunu sıkandır!...
İlk kurşun Balkanlarda, Arnavutda yenmiş...ardında Arap ve sonra Sırp,
Bulgar,Yunan,Ermeni Veee kıro!..

Neden yazdım?

Yavuz Sultan Selim taraftarlığı için mi?

Yoksa, Şah İsmail taraftarlığı için mi?

Her ikisinin de taraftarı olmadığım gibi, karşılarında da değilim.

Biri Sultanım, diğeri de Şahımdır.

Tarih yargılanmaz,yargılanamaz!.. Her ikisinin de içinde bulunduğu şartlar, böyle bir olayın yaşanmasına sebep olmuşdur.Olanları olmamış saymak da olmaz,olmuşları “geçmişi” bugüne taşıyarak hak-haklılık kavgası vermek de olmaz...

Milletimin evlatlarının, bu tarihi olayın bize verdiği dersi iyi okuyup, aynı hataya düşmemeleri için yazdım... Devleti yönetenler üzerinde “devletleşdiği Milletin”,dinine-inancına mudahele etmemeli,taraf olmamalıdır.

Devlet, Allahla kul arasına girmemelidir.Dini,siyasi güç elde etmek için bir araç olarak kullanmamalıdır.Devlet, Milletini inancından dolayı sınıflara ayırmamalıdır. Hangi inanca sahip olursa olsun, insanlar inancının gereği, ibadetini hür ve özgürce yapmalı ve de kendi dini ve finans kurumlarını oluşturabilmelidir.

Millet mi?

Bunlar da inancını siyasallaştırmamalı!..  Siyasi güç merkezlerine araç olmamalı. Gücünü, siyasiler üzerinde bir baskı aracı olarak da kullanmamalıdır!

Bedenle – Ruhun kavgasının galibi olmaz.Bedenle, Ruhun bütünlüğü denge ve ahengi o da en az hatayı ve mükemmele yakınlığı sağlar.

Önemli bilgi:

1-İkinci Beyazitin padışahlığı döneminde; Şah İsmaille, İkinci Beyazit arasinda iyi bir diyalog vardı. İkinci Beyazit, Şah İsmail’e “oğlum!”; Şah İsmail de İkinci Beyazit’e “baba!” diye hitap etmişdir.

2--Yavuz Sultan Selim, babası İkinci Beyazit’i tahtda indirip yerine geçtikden sonra ise,iki Türk devleti arasında ‘diyalog’ kopmuş,düşmanlık başlamışdır!. Bu da o korkunç ‘Çaldıran Savaşına’ sebep olmuşdur.

3-İkinci Beyazitle, Şah İsmail arasında geçen yazışmalarda;Beyazit “Farsca” yazmış, İsmail de “Türkce” yazmışdır.

4- Yavuz’un ordusunda ateşli silahlar, top ve zırhlı askerler varken; Şah İsmail’in ordusunda, ateşli silahlar ve top olmadığı gibi; mertliğe, yiğitliğe aykırı diye, askerler ‘zırh’ da giymemezler, çıplak vucutla dövüşmüşlerdir.

5-Balkanlardaki Hıristiyan nufus yoğunluğunu –ilerde tehdit olabilir-düşüncesiyle daha batıya kaydırmak ve devleti, ‘tabii engelerin’ çevrelediği sınırlarla korumak isteyen Yavuz’a, Şeyhül İslam fetfa vermezken; Türk soyunun, ‘kızılbaş diye’ katline ve sürgününe fetfa vermiş, bunu da yanaşma kıro İblis-i Bitlisi ve devşirmeler eliyle yaptırmışdır!..

Hani, tarihde 16 büyük devlet kurmuş bir Milletin evlatlarıyız diye övünürüz ya!.. Bu 15’ini nasıl yıkdığımızı sorgulayabilseydik;16. devletimiz ebed müddet olurdu!..

Sorgulayamadığımız için de 16. devlet de çatırdamakdadır!..

Neden böyle?

Türk Milleti devleti kurar, devleti idare edenler de kurucu unsuru, Türk Milletini hiçe sayar!... Hakimiyeti altındaki her halkı korur, kollar, besler, büyütür; büyüyen baş kaldırır ve ‘Devlet Olur!’...

Dünya üzerinde soyuna sahip çıkmayan tek devlet vardır o da Türk Milletinin kurdugu devletlerdir (idari-yönetim kadroları)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #6 : 07 Eylül 2013, 01:24:28 »

 Türk Milletinin,  Bilmesi ve Yapması Gerekenler (7)


Türk Milleti 15 kez aldatıldığını anlamış ve 16. devletini, Türkiye Cumhuriyetini kurmuşdur.
Bu 16. devlet de M.Kemal’in 1938 tarihinde ölümüyle beraber, Türk düşmanlarının eline geçmişdir! Şimdiye kadar da, Türk Milletini hiçe sayan bir anlayışala idare edildi, ediliyor!..

Son besleme de Türk Milletine 25 yıldır kafa tutmakdadır! İnşallah,son beslemeyi de taşımakdan kurtulup, 17. Devleti kuracağımız günler yakındır.

Türk Milletinin kurduğu devletlerde, devleti idare edenler-ikdidarlar- neden Türk’e sırtını dönmüşlerdir?!...

Devleti idare edenler, besleme, yanaşma ve devşirmeleri neden baş tacı etmişlerdir?!..

Nedeni:

Türk’ün kurduğu devletlerde ikdidarı ele geçirenler, ikdidarlarıını kaybetmekden korktukları için, kurucu unsur Türk Milletini idari makamlara getirmemiş; idare edilen konumda olmasını da kendi ikdidarlarının bekası için şart görmüşlerdir!..

Besleme,yanaşma ve devşirmelerin ikdidar olmak gibi bir arayış içinde olmayacaklarını düşündüklerinden de, brokrasiyi bunlara teslim etmekden ve en kilit noktalara bunları getirmekden de bahis görmemişlerdir.

Besleme, yanaşma ve devşirmelerse devleti idare edenlerin bu zafiyetini en iyi bir şekilde değerlendirmişlerdir.
Devlet içinde ‘sinsice ve kahbece’ kadrolaşmışlar,en kilit noktaları tutmuşlardır.

Devletin güç kaybettiği dönemlerde de, güçlü gördüklerinin yanında yer alarak, devlete ihanet etmişlerdir.

Bu ihanet 15 kez yaşanmışdır... 16. sını da yaşıyoruz!.. 15 kez devlet –ikdidarlar- kaybetmişdir!.. 16. sını da kaybedecek!...

Türk düşmanları sevinmesin, 15 kez Türk Milleti kazanmışdır.16.sını da kazanacakdır.



Cumhuriyet döneminde kıroler:


kıroler Çanakkalede, Kafkas Cephesinde ve de Kurtuluş Savaşında yokdur.
Yeni Türk Devletinin kuruluş yıllarında, (1914- 1938 yılları arasında) da sürekli olarak ayaklanmışlardır. Türk Milletiyle savaş halinde olan kırole, bu vatanı nasıl beraber kurmuş olabiliriz?!...

Biz, kırolerle de savaşarak o bölgeyi kontrol altına almaya çalışmışız; izlenen yanlış politikalarla da,bölgeyi kontrol edemediğimiz gibi,Vatanın da kıro istilasına açık hale gelmesine ve kıroleşmesine zemin oluşturmuşuz!

1914-1940 arasındaki dönemde, ayaklanma bölgelerinde kontrol edilemeyen kırolerin…malesef, Anadolu içlerinde iskan edilmesine karar verilmişdir. Bugün Orta ve Batı Anadolu Türk şehirlerinde bulunan kıro kolonileri de Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, kıro İsmet İnönü eliyle oluşturulmuşdur.

Ve, 1980’li yıllarla beraber de,Türk Vatanı, kıro istilasıyla karşıkarşıyadır!
İstilacı kıroler,daha önceki yıllarda,Batı Türk İllerinde oluşturulan kıro kolonileriyle birleşerek ülkenin her yerinde örgütlü bir şekilde hareket etmekde ve Türk’ü katledecek katil guruplara lojistik destek sağlamakdadır.

Devlet, kendi eliyle ülkede mayınlı (kıro) sahalar oluşturmuşdur!

Eğer, Devletseniz ve coğrafi sınırlarınız içindeki bir bölgede yaşayan halkı kontrolde acizseniz!..O bölge değil, O halk problemdir!.. O halkı başka bölgelere dağıtmaksa, çözüm değil,problemin devlet eliyle daha geniş alanlara yayılması demekdir!..

500 Yüz Yıldır, ikdidarı ele geçirenler “Siyasi güç elde etmek ve ikdidarlarını korumak için, din –inanç„ adına, Türk Vatanında,Türk’ü sindirmiş,besleme, yanaşma ve devşirmeleri de besleyerek azmanlaşmalarını sağlamışdır! Aynı anlayışla da devlet idare edilmekdedir!

Bugün de devlet, kontrolde acze düşdüğü bölgelerdeki kıroün, Türk illerine yerleşmesine zemin oluşturmuşdur. Terör bahanesiyle boşaltılan yüzlerce köyde yaşayan, on binlerce kıroün, batı Türk illerini istilası da devlet eliyle sağlanmışdır.

Devlet, boşaltığı yerleri kontrol edemediği gibi,batı Türk illerinin de terörüs(kıro) yuvası olmasını sağlamışdır!!!

kıroün yerini değiştirmek,olayların daha da geniş alanlara yayılmasını ve kontrolünün daha da güçleşmesine sebep olmuşdur. kıro gittiği her yerde de kırolüğünün gereğini yapkışdır, yapmakdadır!…

Bunlar, devletin söylediği gibi,“terör mağdurları„ değil, dağlardan ve köylerden şehre indirilip,devlet eliyle de beslenen terörüstdür!..

Bugün, kıro istlasına maruz kalan Adana, Mesin, İstanbul ve İzmir kıro dağlarından ve şehirlerinden daha çok terörüst barındırmakdadır! Bu şehirler kıro dağlarından daha da güvensizdir. Bu Türk Şehirlerinin kıro yuvası haline gelmesinden de devlet sorumludur!

Geçmişin tecrubesi gözönünde bulundurularak, gelinen noktada Türk şunu bilmeli: Devlet kendi elleriyle, Türk Milletinin katillerini beslemişdir,      besliyor.

Türk Milletini de utanmaz ve hayasızca aldatmışdır, aldatıyor!..

Devlet ;coğrafi,siyasi ve hukuki yeni bir yapılanmaya gitmek zorundadır!
Bu yeni yapının içinde de son besleme kıro asla olmamalıdır.

Kendini Türk kabul etmeyen hiçbir kişiye, Türk kimliği verilmemeli.  Kişilerin mensubiyeti, hissiyatı ve beyanı ne ise, o esasa göre kimlik tanzim edilmelidir.

Türklük,Türk Vatanında da yaşayan her mahluka verilen ad ve kimlik olmamalıdır!..

Yavuz Sultan Selim dönemiyle başlayan (1500 lü yıllar) kıroü, dağlarda indirerek ovalarda iskan etme politikaları, 1925 – 1940 lı yıllarda şehirlerde iskan etmekle devam etmişdir.1980 den itibaren de Türk Vatanının her köşesi -devlet teşfikiyle!- kıro istilasına açık hale getirilmişdir.

Devletin, 500 (Beşyüy) yıldır izlediği,kıroü dağda indirme politikası,hiçbir işe yaramamışdır!.. Halen dağda indirmek için gösterilen bunca çaba ve gayret niye, neden ve niçindir?! Dağda indirilip,Türk ova ve şehirlerinde iskanı sağlanan kıroler,yerleşdikleri bu yerleri de “kıro yaşam alanlarına çevirmişlerdir! „.

kıroün,yerinin değiştirilmesiyle,kıro genetik yapısının değişmeyeceğinde; bu yapının sahip olduğu kültür ve ulaştığı medeniyet seviyesi de dikkate alındığında, kırole yaşamayı, Türk “red „ etmelidir.
kıroler asli yaşam alanları olan –geldidikleri, indirildikleri- dağlara geri gönderilmelidir. Bu, kıro sosyo-kültürel ve genetik yapısına da uygun olacağından, kıroü de mutlu ve bahtiyar edecekdir!

kıro devletleşmeli, Vatan temizlenmeli, dine-inanca-ibadete karışılmamalı, Millet esas alınmalı ve tarih de - geçmişin tecrubelerine dayanılarak - yeniden yazılmalıdır.

Zaman,Türk Milletinin aleyhine ve nalet bir şekilde işlemekdedir.Bu nalet zamanı işletense -salak - devletdir!..

Türk Milleti, devlet eliyle, aleyhine işletilen zamanı seyretmemelidir!..

Eğer, ürk Milleti “devletin yalanlarına” inanmaya devam eder ve korkak bir seyirci gibi olayları seyrederse, 2025 li yıllarda daha da büyük bir tehlikeyle iç-içe olacakdır!..

Tehlikenin bir an önce bertaraf edilmesi için, Türk Milleti en kısa zaman içinde olaylara mudahil olmalıdır. Bu mlli bekası için şartdır!..

Not: Dersimli; (Kendileri Türk soyundan olup, bu milletin yıkılması için elinden gelen her şeyi yapan, 80 öncesi Tehdiş örgütleri ile birlikte hareket eden, o zamanın Koministleri, şimdiki kıroçüler)


NE MUTLU TÜRK DOĞANA

 turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Almila
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 93



« Yanıtla #7 : 20 Şubat 2014, 17:12:55 »

Tanrım sen Türkün soyunu koru, sen bu ırkı yücelt!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCI
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.675


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #8 : 17 Eylül 2015, 12:39:20 »

Türk milleti uyanabilmesi icin, öncelikle kendine söylenen yalanlardan haberdar olmalı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #9 : 12 Ağustos 2016, 00:44:05 »

Keşke okusalar da ders alsalar!

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.869 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.099s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.