Türk Gençliği Üzerine Düşünceler -2- : Türkçe
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ocak 2020, 12:29:37


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Gençliği Üzerine Düşünceler -2- : Türkçe  (Okunma Sayısı 1596 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çakın Beğ
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 18



« : 27 Eylül 2011, 23:31:58 »

Türk Gençliği Üzerine Düşünceler -2- : Türkçe

   Bir dil, atasından torunlara kalmış en önemli miras ve hediyedir. Diller içtimai vazifesi ve karşılığı olarak, ihtiyaçlara bağlı olarak doğmuştur. Her dilin çok bariz görünen, diğer dillerden belirgin ayrılmasını sağlayan bazı temel özellikler vardır. İngiliz ve Alman dilleri Cermen dilinden türemiştir, aynı şekilde İspanyolca ve İtalyancanın kaynağı da Latincedir. Bu diller yakın coğrafyalarda konuşula konuşala bir birine benzemiş, ama Latince ve Cermencedeki temel farklılık hiç ortadan kalkmamıştır. Aynı şekilde düz bir ritmi olan Türk dili ile Arapca da yanlış politikalar ve dini gerekçeler yüzünden karıştırılarak yeni melez bir dil inşa edilmeye gidilmiştir. Bu yanlış halde de devam etmektedir. Bir zamanlar Gökalp gibi cesur kişiler bu sorunu dile getirmiş ama kırklı yıllarda Hasan Bağcı ve müritleri, şimdi de ekranlarda sık karşılaştığımız Rasim Ozan Kütahyalı ve onun zihniyeti tarafından tekfir olunmuştur. Bu sığ zihniyet, sahiplerinin elleri ile kendini yıkmaktadır. Temelsiz düşüncelerin geleceği de olmayacağı açıktır. Bu aşerı sosyo-liberal ileri demokrasi meyvelerini kanı bozukların ve hainlerin çocuklarında veriyor. Bu durum Türkçüleri mutlu etmekte ve zafere yaklaştığımızın emarelerini vermektedir.

   Çünkü bu zihniyetin çocukları milliyet duygusundan bihaber yetişiyor. Nasıl bir tohumdan iki ağaç gövdesi çıkmazsa, bir bedende de iki kültür meyve vermez. Türkçü ve kürtçü olmayan Başbakanın dediği gibi “Bir tarafı olmayan bitaraf olur”. Bu bitaraf gençler, iktidarın birkaç nesil sonra yıkılacağının işaretini veriyor. Herhangi bir badem bıyıklının çocuğu milli ülküden uzak yetişmekte, bu seciyesizlik ona aşağılık ve korkaklık veriyor. Böylece büyük işlere girebilecek ruh dünyasına ve maneviyata sahip olamıyorlar. Tanrısı ve kıblesi gündelik olan bir kişinin ise nasıl bir kahraman olabileceği, kimler tarafından sayılabileceği, saygı duyulabileceğini size bırakıyorum.

   Buralara hep dilde Türkçülük konusundan geldik. Her dil milletine özgüdür. Layıkıyla ancak sahibi olan millet kullanabilir. Mesela “şey” kelimesi arapca kökenlidir. Arapların tembellikleri ve gevşeklikleri dillerine de yansımız ve düşünmek yerine “şey” diyerek geçiştirilmiş. Acaba şu anda ekranlarda gördüğümüz düşünme özürlü vatandaşların öyle olmasında sadece “şey” kelimesinin Türkçeye girmesinin etkisi yüzde kaçtır? Elbette tek bir olayı bile yüzlerce olgu ve olay meydana getirirken bu soruya cevap vermek oldukça güçtür. O zaman düşüncemizin berraklığını ve ülkümüzün içeriğini bozabilecek herşeyden sakınmamız lazımdır. Birde gençlerimizin, kemale ermişlere oranla daha çabuk bozulabileceğini düşünürsek çocuklarımızı hem doğunun hem batının kültür emperyalizminden sakınmak boynumuzun borcudur.

   Türk milleti küçük ve büyük ünlü uyumu kurallarını Göktürk alfabesinden almıştır. Onbeş asırlık bu mirasa saygılı olunmalı ve yamuk yumuk harflerle yazılan bir dilin kuralları benimsenmeye çalışılmamalıdır. Türkçenin dil kuralları gayet güzeldir ve gelişmek içinde başka dillerin hamisliğine ihtiyacı yoktur.

   Türk çocukları dillerinin kıymetini bilmelidir. Bu onların lehinedir. Çünkü Türkçe düz ritim ilerler. İnsan beyninin büyük bir kısmı sudur. Bu şu kapıya çıkar ki, düz, bir anda yükselip alçalmayan sesler beynin içinde su moleküllerini kristal yapıda tutar. Böylece sağlıklı düşünülür. Çocuklarımıza böylece Türkçeyi mantıklı sebeplere de dayandırarak sevdirmeliyiz.

   Kelimeler ihtiyaçlara binayen çıktığını demiştim. Bu yüzden Türkçe küfür içermez. İnsanların kullandığı küfürlerin çoğu rumca ve ermeniceden geçmiştir.(Yanılmıyorsam, Nihat Keklik-Türklerde Ahlak ve Dünya Görüşü) Türkçe, Türk ahlakının lisanda zuhur etmesidir. Gençlerin ağzından küfür ve hakaretleri silerek dilimizi arındırmalıyız.

   Başka bir konuda yabancı kelimeler. Türkçesi olan kelimelerin, Türkçesini yazmaya gayret göstermeyiz. Eğer ki karşılığı yoksa, konunun uzmanları çalışıp üretmelidir. O zamana kadar o kelimeyi kullanmakda bir sakınca olamaz.
   Gençlerimiz, milli kültürümüzün ve tarihimizin hem sahibi hem de gelecek nesillere aktaracak taşıyıcılarıdır. Onların aklında abuk sabuk kelimeleri silip, Türkçe düşünmelerini sağlamak ise bizim vazifemizdir. Tanrı Türkeli'ni Türk kanı taşıyan ama Arap,İngiliz,Amerikan,Rus gibi düşünen kişilerden korusun.

Çakın Beğ
27.Dokuzunçay.2011
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 27 Eylül 2011, 23:41:03 »

Çünkü bu zihniyetin çocukları milliyet duygusundan bihaber yetişiyor. Nasıl bir tohumdan iki ağaç gövdesi çıkmazsa, bir bedende de iki kültür meyve vermez. Türkçü ve kürtçü olmayan Başbakanın dediği gibi “Bir tarafı olmayan bitaraf olur”. Bu bitaraf gençler, iktidarın birkaç nesil sonra yıkılacağının işaretini veriyor. Herhangi bir badem bıyıklının çocuğu milli ülküden uzak yetişmekte, bu seciyesizlik ona aşağılık ve korkaklık veriyor. Böylece büyük işlere girebilecek ruh dünyasına ve maneviyata sahip olamıyorlar. Tanrısı ve kıblesi gündelik olan bir kişinin ise nasıl bir kahraman olabileceği, kimler tarafından sayılabileceği, saygı duyulabileceğini size bırakıyorum.



  Mükemmel bir analiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.114 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.