Türk Çocukları'nın Kazanımında Stratejik Esaslar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Aralık 2019, 16:53:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Çocukları'nın Kazanımında Stratejik Esaslar  (Okunma Sayısı 2018 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 07 Mart 2012, 00:50:26 »

          Yakın düşünce tarihimiz Türk Milleti'ne en çok yakışan hayat görüşünün Türkçülük olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymuştur. Uluslararası düşünce cereyanlarının en yoğun ve ilkel şekli ile belirdiği Avrupa Aydınlanması Çağı'nın en hareketli safhalarının yaşandığı bir dönemde bile kuramsal merhalesine henüz ulaşamamış olan Türkçülük fikrinin bugüne kadar tertemiz bir miras ile gelmiş olması da bunun bir kanıtıdır. En büyük ve haklı övüncümüz olan ''Yabancı Kaynaklı Olmamak'' iddiamız ruh-bilim ve kalıtım-bilim ışığında yansızca incelenirse Türk Milleti'nin ancak Türkçü yaşam disiplini ve Türkçülük'ün sunduğu ilkelerle huzurlu bir yaşam sürebileceğine ulaşılır. Çünkü Türkçülük;Türklüğün yeniden inşaası için tek ilke olarak köklere geri dönmeyi ilan etmekte ve numune Türk'ü arayarak önce öz-benliği sonra toplum normlarında yeniden yaratmayı amaçlamaktadır. Ve çünkü Türkçü bilir ki, Türk milletinin tarihinde en müreffeh ve en ileri yaşadığı dönem ona gelecekte de yine bunları sunabilecek en büyük kaynaktır. Bu kaynağın varlığı Türkçülere bir mazi ve soy güveni (görevi) sunmaktadır. ''Türkçülük, Türk kılmaktır.'' komutu ile maddeleşen bu görev esasında iki basamaklı bir programdan ibaret olmalıdır:

1) ''Türk Kültür ve Soy Varlığı''nı koruyarak ve korunmasını sağlayarak yapılacak esansiyel hzimet

2) Türkler'i esansiyel bu hizmetin iç zorunluluğuna hazır bir hale getirmek yani onların Türkçü düşünceye hizmet gönüllüleri olmalarını sağlamak.


            Bu yazıda, yalnızca bu maddelerden ikincisinin bir koluna; konumuz öyle gerektirdiğinden açıklık getirmeye çalışacağız.

            Türk Milleti'nin gönüllü hizmetkarlığını sonunu düşünmeden katılacak erler bulma zorunluluğu, Türkçüler'e; propaganda yapma zorunluluğunu da beraberinde getirmiştir. Türk Milleti'ne bu ülkü eksiksiz anlatıldığında onun her bir bireyinin bu ülküye nasıl sarsılmaz bir iman ile akın etiğini görmek ''Gökten Türk mü yağdıracaksınız?'' diyen kozmopolit kafa ve kanlı et yığınlarını bile şaşkına çevirmiştir. Zaten biz Türkçüler söylemlerimizde samimi isek aksi hayret verici olurdu. Bozulmuş veya yanlış işleyen bir sistem daima ilk haline dönme eğilimindedir. Bu dönüş için kimi zaman birkaç yılı alan bir emek kimi zamansa küçük birkaç cümle yeterli olabilmektedir. Ancak bu yollardan hangi doğru yol ile?

            Türkçülük bir fikir olarak ortaya çıktığından beri hiç şüphesiz hep birer edebiyatçı da olan düşünürleri ile birlikte anılmıştır. Bazı dış etkilerle çok geniş halk kitlelerine tamamen benimsenmesi önlenmiş olduğundan Türkçülük hep bu kimseler ve yapıtları ile beraber anılır olmuştur. Bu durum kendine daima aydın kesimde karşılık bulup daha geniş kitlelere kitap ve mecmualarla hitap etmiş olması sonucunu doğurmuştur. Türkçülük mirası son çeyrek yüzyıla değin mecmua geleneğinden ayrılmamış olmasına karşın son dönemde küçük gruplar halinde günahı ve sevabı ile sanal aleme taşınmış ve bunda henüz atlatamadığı geçiş dönemi sancıları ile henüz oturtamadığı birkaç alışkanlıkla hizmetlerini sürdürmektedir.

            Her dönemin bir sonu, her şahlanışın bir geri inişi vardır. Türkçülük, yaşayan son ulularını da yitirince mecmua tipi bilinçlendirme faaliyetleri tamamen son bulacaktır. Çağın gerisinde kalmamak adına Türkçü mücadelenin artık sanal ağın imkanlarını da kullanmak zorunda olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Her türlü yabancı kaynaklı akımın saniyeler içinde genç beyinleri işgal edebildiği sanal arenada Türkçülük de kendine bir yer edinmek zorundadır. İçten veya dıştan kimi tereddüd sahiplerinin sanal ağa artık taşmış bulunan bilinçlendirme faaliyetlerine soğuk bakmaları anlaşılabilse de hak verilebilecek bir şey değildir. Tekraren, bu tereddüd ve sancılar; bir geçiş döneminin sıkıntılarından ibaret olup; geçicidirler. Bir gün mutlaka sanal ağda örgütlenerek mücadele veren Türkçüler birleşecek, Türkçülük yine coşkun bir eylem hareketi olduğu zamanlardaki gibi bir zaman yaşayacaktır. Bu fikir, mevcud sorunlarını yenmeğe muktedirdir.


             Sanal ağdaki mücadele her yaş ve sosyal sınıftan kimseye hitap edecek bir niteliktedir. Çünkü,
bu faaliyetlerin gönüllüleri toplumun her kesiminden gelmiş kimselerdir. Türk soyuna sahip olma ortaklığı bunun şuuru ile de birleşince bilgi alışverişi ortaya çıkmaktadır. Bu alışverişin sonucu ne olursa olsun izleyen herkes ''iyi niyet'' ilkesinden doğan bir faydaya ermektedir. Bu da sanal ağda Türkçülükle biraz daha meşgul olma sebebimizdir. Her bilgi ile bu çember biraz daha genişlemekte, her gün çeşitli sebeplerle yüzlerce kişi Türkçü yayınlar yapan internet sayfalarını ziyaret etmektedirler. Bu durum özellikle de Türk Çocuklarına karşı yürütülecek olan politikamızı hassaslaştırmaktadır.

Sanal mücadele Türk çocuklarını nasıl kazanacaktır?

Hangi temel ilkeler gelecek neslimizi apaçık zihinli milli fedakarlardan kurulu bir topluluk yapabilecektir?

Öncelikle sanal ağda karşılaştığımız her Türk çocuğuna sevgi ile yaklaşacağız.


Yeryüzündeki en sert fikirlerden biri olan Türkçülük, kendine kinini din ilan ederken, sertliğini ve düşman tanımını milletine duyduğu tarifsiz sevgiye bağlı olarak kurmuştur. Türkçülük her şeyden önce Türk Irkı'na ait lan her şeyi sevmek ve korumaksa, buna geleceğin Türklerinden başlamak hiç de fena bir fikir olmasa gerektir. Biz, Türk çocuğuna onu ne kadar sevdiğimizi ve ona ne kadar güvendiğimizi anlatacağız. Türk Milleti'nin ondan neleri başarmasını umduğunu söyleyeceğiz. Sanal ağ gibi işleyen bir düzende fazlası elimizden gelmez. Türk çocuğuna güven ancak kim olduğu fark ettirilerek kazandırılabilir. Sol, yıllardır ona züppe bir kimlik uydurup onu mahvetti ise, onu bir inanç eri yapan kimliğini elinden alıp onu bir yığından farksız hale getirdi ise biz de ona onu çok sevip ona çok değer veren bir ırkın evladı olduğunu anlatacağız. Başaracağız, çünkü doğru ok her zaman hedefe varır.

           Sevginin ikincisi aşaması düşünceli davranabilmektir ki, bu duygu aktarımının aktarıcıya dönük kısmıdır. Biz Türk çocuğuna sevgimizi aktarıp onu kollarken, asla gevşeklik ve tembellik hastalıklarına teslim etmeyeceğiz. Ona sevgimizi göstermenin en iyi yolunun ileride oluşabilecek ruh buhranlarını engelleyerek onu atalarına layık bir evlat yapmak olduğunu bileceğiz. Bir gün sarp kayalarda veya çelik kürsülerde savaşacağını bildiğimizden asla bu demire sertlik vermekten vazgeçmeyeceğiz. Saygıların en sağlıklısı olan sevgi kaynaklı bir saygı ile davranacak en yürekten yoldaşımıza bile icaben siz diyerek iki Türk'ün dolayısı ile tüm Türk toplumunun bağlarını sağlamlaştıracağız.


2)Bilgi mirası ve kültür varlığı aktarılırken oluşan bozunmaların en büyük sebebi ara basamaklarda hatalar yapan iyi niyetli taşınım elemanlarıdır.

 
           Biz sanal propagandada, Türk çocuğuna bildiğimiz ne varsa tek noktasına dokunmadan mutlak bir dürüstlük ile sırf varımızı feda etme azminde bulunduğumuzdan dolayı anlatacağız. İleride, daha önce ne söylediğimizi hatırlamak için gayret göstermek istemiyorsak dimağımızı bütünü ile sarmayan şeyleri ucuz kazançlar uğruna anlatma yoluna gitmeyeceğiz. Tarihinde olağanüstülüğe en çok rastlanan illetin evlatlarına okuyup araştırmaya üşenerek yeni hikayeler uydurmayacağız. Ortaya çıkmayacak kadar iyi gizlenebilen bir hakikât bulunmadığından Türkçülük'ün kimse karşısında küçük düşemeyeceğini zihinlere kazıyacağız.

           Güncel konuları yorumlarken acele etmeyeceğiz. Genç Türkçüler'in sanal ağın dışında güncel konulara yaptıkları yorumlar, sanal ağda büyüklerinin yaptıkları yorumlarla paralellik arz edebilmektedir. Sanal ağda ilk anda verilen fantastik beyanatlar, iddiaların habermiş gibi lanse edilmesi, sinir anında yapılan yorumlamalar dışta Türkçüleri normal-dışı bir takımmış gibi göstermektedir. Bu nedenle tartıştığımız alanın yazarlarının veya üyelerinin değil tüm Türk Milleti'nin olduğu unutulmamalıdır. Yorumlarda akılcı ve güven veren bir üslup tercih edilmeli buranın pek bilge Kurtların İni olduğu bu yolla hep anımsatılmalıdır. O zaman sonuna varıldığında o sonuca nasıl varıldığına anlam veremediğimiz tartışmalara harcanacak zaman başka yerlere harcanabilecektir.


3) Kötü bir bilgisayar programından farkı olmayan kimseleri aramızda bulundurmayacağız.


            Gelişen yaşam standartları ve yabancıya benzemenin ayıp sayılmasının ortadan kalkması ile Türk Çocuğu yabancı kaynaklı birçok fikrin ortasında yapayalnız kalmıştır. Eğitim sisteminin de özellikle cemiyyeti unutturup ferdiyyetçi nesle teşvikî ile bugünkü gençlik ne yazık ki koparıldığı limandan çok uzaklara sürüklenmektedir.

            Bir soy ve topluluğa bağlı olmama dürtüsünün özgürlük sayılması budalalığı, artık -alenen- sol diye bir şey neredeyse kalmadığından, Türk gencini ya siyasal inanç bandolalarının düşünmez bir uzvu ya da sanal yaşamın bir donanımı yapmaktadır. Her iki durum da genci birlik düşüncesi ve sosyal olma sorumluluğundan uzaklaştırmakta zihne işlenmiş bir güvensizlik hissinin ortasına atıvermektedir.


            İşte bu acı gidişata son noktayı sanal mücadelenin gerçek elemanları olan bizler koyacağız. Türk çocuğuna başka bir yerde güven içinde olamayacağını hissettireceğiz. Toplumumuzun ''numune Türk''leri olan, kendi büyükatalarından bir farkımızın olmadığını ve onların yanında hissetiği tarifsiz güven duygusunun nedeninin ''Türk Soycu Kuramı'' olduğunu anlatacağız. Tamamen gerçek kişiler olduğumuzu her an ispattan asla çekinmeyeceğiz.

             Yazının başında bugünkü kimi sorunlarımızın geçiş dönemi sancıları olduğunu belirtmiştik. Bu sancılara sanal mücadelenin başladığı sırada otorite boşluğu nedeniyle ortaya çıkan ''Bilgisayar Programı Türkçüler''den başkası sebep değildir. Bir miktar para karılığı satın alınan internet sayfalarında kağanlık kurmuş kimi kişiler; bugün, aynı şehirde yaşayan iki Türkçü'nün birbirlerini yılda bir kez görmelerine sebep olacak hatalar yapmışlar, bu yüzden millet nazarında en hak ettikleri yere gitmişlerdir.


              Geçmişin bu hataları ile zaman kaybetmeyecek bugünün gerçek ve sağlam Türkçü örgütlenmesinin neliği ile ilgileneceğiz.

Sanal ve gerçek yaşam arasındaki bağı, nüfusunun neredeyse yüzde seksenini oluşturduğumuz ülkede neden azınlık muamelesi gördüğümüzü düşünerek yapacağız. Evlerimizin kapısını kapatmağa, cep telefonlarımızın pilini bitirmeğe hakkımız olmadığını bileceğiz.


Ben bu yazıyı sonlandırmayacağım! Bunu yapacak olanlar yaşıtlarım ve benden sonra gelecek genç kardeşlerimdir.


Tanrı Türk çocuğunu korusun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 07 Mart 2012, 00:57:17 »

          Aslında bu yazımı alışkın olmadığım ve daha önce çok incelemediğim bir biçimde yazmaya çalıştım. Bu yazının birincil hazırlığını (eskiz) tamamladığımda bir kenara bırakıp orada unutmuştum. Geçen günlerde Mangalay andam bulup çıkardı. Kendisinde de genç kardeşlerime yaptığım birkaç konuşmanın notları varmış. Yani bu konuşma notları ve kabataslak bir yazımdan bir saat içerisinde edite edilerek tamamlanmış bir yazı oldu. Teknik hataları ve kopuklular ondandır, bağışlayınız.

Geç kalınmış bir yazı da olduğundan kabahatim büyüktür.

Tanrı Türk'ü korusun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 07 Mart 2012, 01:09:51 »

Erlik kardeşim "Bu yazıyı sonlandırmayacağım" demişsin. Şu anki durumumuzu anlatan bu yazının, gelişen koşullar ve olaylar çerçevesinde devamının da gelmesi gerekiyor. Eline sağlık...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #3 : 07 Mart 2012, 14:55:46 »



           Değerli bir konu açmışsın Erlik Kardaşım. Burada en çok önemsediğim Türkkanların Türkçülüğü önce öğrenmesi sonra benimsemesi aşamasıdır. İlerleme için bu gerekliliktir. Uslu kişilerle yol almak her zaman önemlidir. Özellikle Otağımıza gelen kişileri belli bir bilgilendirmeden geçirmek iyi olur kanısındayım. Bu bir anda iyi duygularla gelmiş bir Türkkana kafasına birşeyler sokana kadar bilinç aşılamakla başlar. Sonra yoldan çıkan olursa ona bakılır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.113 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.